Hukuk Makaleleri

Yetkili Servis ile Sigorta Ekspertiz Raporu Arasındaki Bedel Farkını Kim Öder?

Yetkili Servis ile Sigorta Ekspertiz Raporu Arasındaki Bedel Farkını Kim Öder?

Trafik kazası sonrasında araç sahiplerinin en sık karşılaştığı uyuşmazlıklardan biri, yetkili servisin çıkardığı onarım bedeli ile sigorta şirketi tarafından görevlendirilen eksperin belirlediği hasar bedelinin birbirinden farklı olmasıdır.

Örneğin yetkili servis aracın onarım maliyetini 300.000 TL olarak belirlerken sigorta eksperi aynı hasar için 190.000 TL hesaplayabilir. Aradaki 110.000 TL farkın araç sahibi tarafından mı, sigorta şirketi tarafından mı yoksa kazaya sebebiyet veren araç sahibi ve sürücü tarafından mı karşılanacağı önemli bir hukuki sorun oluşturur.

Bu sorunun cevabı, yalnızca “yetkili servis faturası ne kadar?” veya “eksper raporunda ne kadar yazıyor?” sorularına bakılarak verilemez.

Temel hukuki ölçüt aracın trafik kazası nedeniyle uğradığı gerçek ve makul onarım zararıdır.

Bu nedenle:

Yetkili servisin belirlediği bedel sigorta şirketini otomatik olarak bağlamadığı gibi, sigorta eksperinin belirlediği bedel de zarar gören açısından tartışmasız ve kesin bir tazminat miktarı değildir.

Uyuşmazlık hâlinde araştırılması gereken husus, aracın kaza nedeniyle meydana gelen hasarlarının kaza tarihindeki koşullarda, teknik gerekliliklere uygun biçimde giderilmesi için gereken gerçek parça, işçilik ve diğer onarım maliyetinin ne kadar olduğudur.

Zorunlu trafik sigortası bakımından gerçek zararın karşılanması esastır. SEDDK da 12 Haziran 2026 tarihli yeni trafik sigortası düzenlemelerinin temel amacını, vatandaşların zararlarının “gerçek zarar ilkesi çerçevesinde” karşılanması olarak açıklamıştır.

Yetkili Servis Bedeli ile Eksper Raporu Neden Farklı Çıkar?

Yetkili servis ile sigorta eksperinin hesapladığı bedel arasında fark oluşmasının birçok nedeni bulunabilir.

En sık karşılaşılan nedenler şunlardır:

  • Yetkili servisin orijinal parça fiyatı kullanmasına karşılık eksperin daha düşük parça bedeli belirlemesi,
  • Eksper tarafından eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça öngörülmesi,
  • Sigorta şirketinin parça fiyatlarında iskonto uygulaması,
  • Yetkili servisin işçilik saat ücretinin eksper tarafından kabul edilenden yüksek olması,
  • Servisin değiştirilmesini istediği parçanın eksper tarafından onarıma uygun görülmesi,
  • Aracın sökülmesinden sonra ortaya çıkan ek hasarların ilk ekspertiz raporunda bulunmaması,
  • Elektronik sistem kalibrasyonu, sensör ayarı, kamera-radar kalibrasyonu veya diagnostik işlemlerin eksper hesabına alınmaması,
  • KDV’nin veya bazı yardımcı malzemelerin hesaba dâhil edilmemesi,
  • Yetkili servisin kazayla ilgisi bulunmayan bakım veya yenileme işlemlerini de teklifine eklemesi,
  • Sigorta şirketinin anlaşmalı servis fiyatlarını esas alması.

Bu farklılıkların her birinin hukuki sonucu aynı değildir.

Dolayısıyla yalnızca iki rakam arasındaki farkın bulunması, sigorta şirketinin otomatik olarak farkın tamamını ödemek zorunda olduğu anlamına gelmez.

Temel Kural: Gerçek Zarar Ne Kadarsa Tazminat da O Kadar Olmalıdır

Trafik kazasından kaynaklanan maddi zararların tazmininde amaç, zarar göreni kazadan önce bulunduğu ekonomik duruma mümkün olduğunca geri getirmektir.

Araç bakımından bunun karşılığı, aracın kaza nedeniyle meydana gelen hasarlarının teknik gerekliliklere uygun şekilde giderilebilmesi için gereken makul onarım maliyetidir.

Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi, işletenin KTK m.85 kapsamındaki hukuki sorumluluğunun karşılanması amacıyla zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırılmasını öngörmektedir. Dolayısıyla trafik sigortacısının sorumluluğunun çıkış noktası da sigortalı işletenin üçüncü kişiye karşı hukuki sorumluluğudur.

Bu sebeple sigorta şirketi yalnızca kendi eksperinin yazdığı rakamı gerekçe göstererek gerçek zararın altında kalan bir ödeme yapmakla her durumda sorumluluktan kurtulamaz.

Aynı şekilde zarar gören de herhangi bir servis tarafından düzenlenen yüksek bedelli bir teklifin tamamını yalnızca “yetkili servis fiyatı” olduğu gerekçesiyle karşı tarafa yükleyemez.

Asıl belirlenmesi gereken gerçek zarar miktarıdır.

Sigorta Ekspertiz Raporu Kesin ve Bağlayıcı mıdır?

Hayır.

Sigorta eksperinin hazırladığı rapor hasarın tespiti açısından önemli bir teknik delildir. Ancak eksper raporu bir mahkeme kararı değildir ve sigorta şirketinin sorumluluğunu nihai biçimde belirleyen kesin hüküm niteliğinde değildir.

Örneğin eksper;

“Hasar bedeli 150.000 TL’dir.”

şeklinde değerlendirme yapmış olabilir. Yetkili servis ise aracın güvenli ve üretici standartlarına uygun onarımı için 230.000 TL gerektiğini belirlemiş olabilir.

Bu durumda uyuşmazlık çıktığında yalnızca sigorta eksperinin 150.000 TL’lik değerlendirmesine dayanılarak gerçek zararın kesin olarak 150.000 TL olduğu kabul edilmez.

Sigorta Tahkim Komisyonu veya mahkeme önünde yeniden bilirkişi incelemesi yapılabilir ve gerçek hasar miktarı ayrıca tespit edilebilir.

Yargıtay’ın hasar bedeli uyuşmazlıklarında da temel yaklaşım, sigortacının veya servislerin kendi iç anlaşmalarından ziyade gerçek zararın tespit edilmesi yönündedir. Örneğin Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 08.05.2024 tarihli, 2022/9020 E. ve 2024/4429 K. sayılı kararında, hasar bedelinde anlaşmalı servis iskontosunun uygulanmaması ve gerçek zarar üzerinden değerlendirme yapılması gerektiği yönündeki hakem değerlendirmesine yönelik esas itirazlar yerinde görülmemiştir.

Yetkili Servis Faturası Kesin ve Bağlayıcı mıdır?

O da tek başına kesin değildir.

Yetkili servis tarafından düzenlenmiş bir onarım faturası veya proforma teklif, gerçek zararın belirlenmesinde son derece önemli bir delildir. Özellikle;

  • değiştirilecek parçaların kodlarını,
  • parça fiyatlarını,
  • işçilik sürelerini,
  • işçilik birim ücretlerini,
  • kalibrasyon işlemlerini,
  • kullanılan sarf malzemelerini,
  • KDV tutarını

göstermesi nedeniyle ayrıntılı bir servis faturası uyuşmazlığın çözümünde güçlü bir veri oluşturabilir.

Ancak yetkili servisin istediği her bedel otomatik olarak zarar veren veya sigorta şirketi tarafından ödenmesi gereken zarar değildir.

Örneğin servis, trafik kazasıyla ilgisi olmayan bakım işlemlerini faturaya eklemişse bunların karşı taraftan talep edilmesi mümkün olmayabilir.

Benzer biçimde onarılması teknik olarak mümkün olan bir parçanın gereksiz biçimde değiştirilmesi, kazayla ilgisiz eski hasarların giderilmesi veya olağan piyasa koşullarının çok üzerinde bir hizmet bedeli belirlenmesi durumunda bunların tamamının gerçek zarar olarak kabul edilmesi gerekmeyebilir.

Dolayısıyla yetkili servis faturası önemli bir delildir; fakat gerçek zararın kendisiyle özdeş değildir.

2026 Düzenlemesinden Sonra Trafik Sigortasında Orijinal Parça Esası

Bu konuda 2026 yılında önemli bir değişiklik yapılmıştır.

SEDDK’nın 12 Haziran 2026 tarihli açıklamasına göre trafik sigortası kapsamında araç onarımında kullanılacak parçalar bakımından kurallar yeniden düzenlenmiş ve onarımın orijinal parça ile yapılması esas hâline getirilmiştir.

Eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parçaya ise belirli istisnalar altında, özellikle hak sahibinin yazılı rızası ve ilgili standartların sağlanması şartıyla başvurulabileceği açıklanmıştır.

Bu değişiklik, yetkili servis ile sigorta eksperi arasında ortaya çıkan parça fiyatı farkları bakımından son derece önemlidir.

Örneğin;

Yetkili servis orijinal far için 90.000 TL,

sigorta eksperi eşdeğer far için 45.000 TL

hesaplamışsa artık sadece “eşdeğer parça daha ucuz” denilerek 45.000 TL’nin esas alınması her durumda mümkün değildir.

Somut olayın 2026 düzenlemelerinin kapsamına girmesi hâlinde, orijinal parça kullanılmasının esas olduğu ve eşdeğer parçaya ilişkin istisna şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ayrıca araştırılması gerekir.

Hasarlı Parça Orijinalse Sigorta Orijinal Parça Bedelini Ödemek Zorunda mı?

Güncel trafik sigortası uygulamasında temel yaklaşım orijinal parçadır. Ancak dosyanın kaza tarihi, poliçe tarihi ve uygulanacak genel şartlar ayrıca incelenmelidir.

Çünkü trafik sigortası genel şartlarındaki değişikliklerin hangi sözleşmelere uygulanacağı bakımından yürürlük ve geçiş hükümleri önem taşımaktadır. Trafik Sigortası Genel Şartlarında, değişikliklerin yürürlüğe giriş tarihinden sonra akdedilen sözleşmelere uygulanmasına ilişkin hükümler bulunmaktadır.

Bu nedenle özellikle eski tarihli kazalarda yalnızca güncel genel şartlara bakılarak değerlendirme yapılmamalıdır.

Ancak 2026 tarihli güncel düzenleme kapsamındaki olaylarda orijinal parça ilkesi ciddi önem taşımaktadır.

Sigorta Şirketi “Anlaşmalı Serviste Daha Ucuza Yapılıyordu” Diyebilir mi?

Bu savunma uygulamada sık görülmektedir.

Örneğin yetkili servis aracın onarım bedelini 250.000 TL belirlerken sigorta şirketi:

“Bizim anlaşmalı servisimiz aynı işlemi 190.000 TL’ye yapıyor.”

diyerek 60.000 TL kesinti yapmak isteyebilir.

Burada iki ihtimal birbirinden ayrılmalıdır.

Birincisi, gerçekten aynı teknik standartlarda, aynı parça niteliği ve aynı onarım kalitesiyle aracın 190.000 TL’ye onarılması mümkünse 250.000 TL’nin tamamının gerçek zarar olduğu otomatik olarak kabul edilemez.

İkincisi ise 190.000 TL’nin yalnızca sigorta şirketinin kendi ticari anlaşması nedeniyle elde ettiği özel iskonto sonucunda ortaya çıkmasıdır.

Yargıtay, kasko sigortasına ilişkin uyuşmazlıklarda sigortacı ile anlaşmalı veya yetkili servis arasındaki özel iskonto anlaşmalarının sigortalıyı otomatik olarak bağlamayacağını kabul etmektedir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/5479 E., 2015/12776 K. sayılı kararında eksper raporunda uygulanan 2.097 TL parça iskontosunun gerçek zarar hesabından çıkarılması gerektiği, servis ile sigortacı arasındaki iskonto ilişkisinin sigortalıyı bağlamayacağı ve gerçek zarar miktarının iskontosuz biçimde belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Kararın metni UYAP içtihat sisteminde de yer almaktadır.

Dolayısıyla sigortacının kendisine özgü ticari satın alma gücü veya servis anlaşması nedeniyle elde ettiği indirim, zarar görenin gerçek zararından otomatik biçimde indirilemez.

Yetkili Servisin İşçilik Ücreti Çok Yüksekse Ne Olur?

Parça fiyatlarından sonra en önemli uyuşmazlık işçilik bedelidir.

Örneğin:

Yetkili servis kaporta işçiliğini saatlik 5.000 TL,

sigorta eksperi ise 2.000 TL

üzerinden hesaplamış olabilir.

Bu durumda “yetkili servis ne yazdıysa sigorta öder” şeklinde mutlak bir kural bulunmamaktadır.

Bilirkişi değerlendirmesinde;

  • aracın marka ve modeli,
  • segmenti,
  • yaşı,
  • teknolojik özellikleri,
  • onarımın niteliği,
  • aracın garanti durumu,
  • üretici tarafından özel cihaz veya prosedür gerekip gerekmediği,
  • bölgedeki yetkili ve özel servis ücretleri,
  • kaza tarihindeki piyasa koşulları

birlikte değerlendirilmelidir.

Örneğin yeni model bir premium araçta radar, kamera ve sürüş destek sistemlerinin üretici standartlarına göre kalibre edilmesi gerekiyorsa bu işlemlerin sıradan kaporta işçiliğiyle aynı değerlendirilmesi mümkün değildir.

Buna karşılık basit bir tampon boya işlemi bakımından piyasa rayicinin birkaç katı işçilik bedeli yazılmış olması hâlinde servisin istediği tutarın tamamının gerçek zarar kabul edilmesi gerekmeyebilir.

Araç Garantideyse Yetkili Servise Gitmek Zorunlu mudur?

Aracın garanti kapsamında bulunması, yetkili servis bedelinin değerlendirilmesinde önemli bir unsur olabilir; ancak her olayda otomatik olarak tüm yetkili servis bedelinin karşı tarafa yüklenmesini sağlamaz.

Özellikle yeni araçlarda, üretici garantisinin korunması, elektronik sistemlerin doğru kalibrasyonu veya belirli onarım işlemlerinin üretici tarafından yetkilendirilmiş ekipmanla yapılmasının gerekmesi, yetkili servis tercihinin makul olduğunu gösterebilir.

Bilirkişi incelemesinde bu hususun özellikle değerlendirilmesi gerekir.

Sigorta şirketinin yalnızca “özel serviste daha ucuza yapılabilirdi” savunmasıyla aracın teknik özelliklerini tamamen göz ardı etmesi gerçek zarar ilkesine uygun olmayabilir.

Eksper “Parça Onarılır” Diyor, Yetkili Servis “Değişmeli” Diyorsa Kim Haklıdır?

Bu da sık karşılaşılan bir uyuşmazlıktır.

Örneğin eksper;

“Ön kapı onarılabilir.”

diyerek 20.000 TL onarım bedeli belirleyebilir.

Yetkili servis ise;

“Üretici onarım prosedürüne göre kapının değiştirilmesi gerekir.”

diyerek 100.000 TL parça ve işçilik bedeli çıkarabilir.

Burada yalnızca eksperin veya servisin unvanına bakılarak karar verilemez.

Araştırılması gereken;

hangi onarım yönteminin teknik olarak gerekli, güvenli ve aracın üretici standartlarına uygun olduğudur.

Özellikle şasi, podye, direk, hava yastığı, radar, kamera, süspansiyon ve taşıyıcı sistem parçalarında üretici onarım prosedürlerinin dikkate alınması daha da önem taşır.

Mahkeme veya Sigorta Tahkim Komisyonu bu konuda otomotiv alanında uzman bilirkişiden denetime elverişli rapor alabilir.

Araç Söküldükten Sonra Ek Hasar Çıkarsa Ne Olur?

İlk ekspertiz çoğu zaman araç tamamen sökülmeden yapılmaktadır.

Örneğin ilk ekspertizde:

  • tampon,
  • far,
  • çamurluk

hasarlı görünürken, yetkili serviste aracın sökülmesinden sonra;

  • tampon demiri,
  • radar sensörü,
  • radyatör paneli,
  • iç bağlantı parçaları,
  • şasi uç bölgesi

gibi başka hasarlar ortaya çıkabilir.

Bu durumda ilk eksper raporunda bu parçaların yer almaması, ek hasarların hiçbir şekilde talep edilemeyeceği anlamına gelmez.

Yeni hasarların kazayla illiyetli olduğu teknik olarak ortaya konulabiliyorsa ek ekspertiz veya revize ekspertiz gündeme gelebilir.

Bu nedenle aracın söküm aşamasındaki fotoğrafların, servis tespitlerinin ve parça listelerinin saklanması önemlidir.

Yetkili Servis 300.000 TL, Eksper 200.000 TL Dedi: 100.000 TL’yi Araç Sahibi mi Öder?

Otomatik olarak hayır.

Öncelikle 300.000 TL’nin mi, 200.000 TL’nin mi gerçek zarara daha yakın olduğu belirlenmelidir.

Örneğin bağımsız bilirkişi incelemesi sonucunda gerçek onarım maliyetinin 285.000 TL olduğu tespit edilirse, sigorta şirketinin 200.000 TL ödeme yapmış olması durumunda:

285.000 TL – 200.000 TL = 85.000 TL bakiye hasar

ortaya çıkar.

Sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe teminatı ve kusur oranı içerisinde devam ediyorsa 85.000 TL’lik bakiye hasar sigorta şirketinden talep edilebilir.

Buna karşılık bilirkişi gerçek ve makul onarım bedelinin 210.000 TL olduğunu belirlerse, yalnızca yetkili servisin 300.000 TL teklif vermesi nedeniyle kalan 90.000 TL’nin tamamının sigortacıya yüklenmesi mümkün olmayabilir.

Kusur Oranı Bedel Farkını Etkiler mi?

Evet.

Zorunlu trafik sigortasında karşı tarafın sigorta şirketi, sigortalısının hukuki sorumluluğunu teminat altına almaktadır.

Örneğin aracın gerçek hasar bedeli 300.000 TL ancak karşı araç sürücüsünün kusuru %75 ise, diğer koşullar saklı olmak üzere karşı taraftan talep edilebilecek maddi zarar:

300.000 TL × %75 = 225.000 TL

olacaktır.

Araç sahibinin kendi %25 kusuruna karşılık gelen bölümün karşı tarafın trafik sigortacısından tahsil edilmesi kural olarak mümkün değildir.

Sigorta Teminat Limiti Yetmezse Servis ile Eksper Arasındaki Farkı Kim Öder?

Bu durumda önemli bir başka ayrım ortaya çıkar.

Sigorta şirketinin gerçek zarardan sorumlu olması, sorumluluğunun sınırsız olduğu anlamına gelmez.

Zorunlu trafik sigortası belirlenen teminat limitleri içerisinde sorumluluk üstlenir.

Örneğin zarar gören aracın gerçek ve karşı tarafa yüklenebilir hasarının 600.000 TL olduğu; ancak somut olayda trafik sigortasından kullanılabilir teminatın 400.000 TL ile sınırlı kaldığı varsayılsın.

Bu durumda poliçe limitini aşan:

200.000 TL

zarar ortadan kalkmaz.

Bakiye zarar bakımından kusurlu aracın işleteni ve şartları varsa sürücüsünün sorumluluğu gündeme gelebilir. Ayrıca kusurlu araçta İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası (İMM) bulunması hâlinde zorunlu trafik sigortası limitini aşan zarar bu poliçenin kapsam ve limitleri içerisinde İMM sigortacısına yöneltilebilir.

Kasko Sigortasında Durum Farklıdır

Yetkili servis–ekspertiz farkı bakımından zorunlu trafik sigortası ile kasko mutlaka birbirinden ayrılmalıdır.

Kasko, araç sahibinin kendi aracı için yaptığı sözleşmesel bir sigortadır. Bu nedenle sigorta şirketinin hangi serviste, hangi parça kullanılarak ve hangi yöntemle onarım yapacağı konusunda poliçe hükümleri büyük önem taşır.

Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarına göre poliçede;

  • onarımın sigorta şirketinin belirlediği serviste mi,
  • yoksa sigortalının tercih ettiği serviste mi

yapılacağı açıkça belirtilmelidir.

Ayrıca orijinal veya eşdeğer parçadan hangisinin kullanılacağı da poliçede gösterilmelidir.

Bu konuda poliçede bir belirleme bulunmuyorsa sigortalının tercih ettiği tazmin yöntemi, servis ve parça esas alınır.

Bu hüküm son derece önemlidir.

Kasko Poliçesinde “Anlaşmalı Servis” Yazıyorsa Yetkili Servis Farkını Kim Öder?

Örneğin sigortalı ekonomik bir kasko poliçesi satın almış ve poliçede açıkça:

“Onarım sigorta şirketinin anlaşmalı servislerinde yapılır.”

şeklinde bir düzenleme bulunuyorsa, sigortalının kendi tercihine göre daha pahalı bir yetkili servise gitmesi hâlinde bedel farkının tamamını sigortacıya yüklemek her durumda mümkün olmayabilir.

Aynı şekilde poliçede açıkça eşdeğer parça kullanılacağı belirlenmişse, kasko sözleşmesinin kapsamı değerlendirilirken bu hüküm göz önünde bulundurulur.

Buna karşılık poliçede servis veya parça konusunda herhangi bir sınırlama bulunmuyorsa Kasko Genel Şartları uyarınca sigortalının tercihinin esas alınması gerekir.

Bu nedenle kasko hasar dosyalarında ilk incelenmesi gereken belge yalnızca eksper raporu değil, poliçenin özel şartları ve klozlarıdır.

Kasko Poliçesinde “Yetkili Servis ve Orijinal Parça” Teminatı Varsa Ne Olur?

Bu durumda sigorta şirketinin eksper raporunda daha düşük özel servis işçilik bedellerini veya poliçeye aykırı şekilde eşdeğer parça fiyatlarını esas alması ciddi bir uyuşmazlık yaratabilir.

Poliçe açıkça:

  • yetkili servis,
  • orijinal parça

teminatı sağlıyorsa sigortacı sözleşmede üstlendiği yükümlülüğü yerine getirmek zorundadır.

Eksper raporu poliçenin kapsamını daraltan bağımsız bir sözleşme hükmü değildir.

Başka bir ifadeyle sigorta şirketi, poliçede yetkili servis teminatı verip prim aldıktan sonra eksper raporu üzerinden “özel servis fiyatı kadar öderim” savunması yapamaz; somut poliçenin kapsamı esas alınmalıdır.

Kasko Poliçesinde Servis Seçimi Belirtilmemişse Ne Olur?

Bu konuda Kasko Genel Şartlarının hükmü açıktır.

Poliçede onarımın hangi serviste yapılacağı veya hangi parça türünün kullanılacağı hususunda belirleme yoksa sigortalının tercih ettiği yöntem, servis ve parça esas alınır.

Dolayısıyla sigortalının yetkili servisi tercih etmesi hâlinde sigortacının sonradan poliçede bulunmayan bir anlaşmalı servis sınırlaması ileri sürmesi tartışmalı olacaktır.

Eksperin Uyguladığı Parça İskontosu Hukuka Uygun mudur?

Her iskonto hukuka aykırı değildir; ancak iskontonun niteliği belirleyicidir.

Gerçek piyasa fiyatında parça zaten belirli bir iskonto ile satılıyorsa bu durum piyasa değerinin belirlenmesinde dikkate alınabilir.

Buna karşılık sigorta şirketinin yalnızca kendi ticari ilişkileri sayesinde elde ettiği ve zarar görenin piyasada ulaşmasının mümkün olmadığı özel iskonto oranının zarar görenin tazminatından düşülmesi farklı değerlendirilmelidir.

Yargıtay’ın özellikle kasko uyuşmazlıklarında, sigorta şirketi ile servis arasındaki özel iskonto ilişkisinin sigortalıyı bağlamadığı yönünde kararları bulunmaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/9020 E., 2024/4429 K. sayılı kararında da anlaşmalı servis iskontosu uygulanmadan, orijinal parça fiyatı ve KDV dâhil hasar hesabı yapılması yönündeki İtiraz Hakem Heyeti değerlendirmesi esas yönünden korunmuştur.

KDV Bedel Farkına Dâhil Edilebilir mi?

Araç onarımında KDV de hasar hesabında sık tartışılan kalemlerden biridir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin anılan 2024 tarihli kararına konu uyuşmazlıkta İtiraz Hakem Heyeti, gerçek zarar hesabında KDV’nin de hesaba dâhil edilmesi gerektiği sonucuna ulaşmış ve Yargıtay’ın bozma nedeni yalnızca vekâlet ücretine ilişkin olmuştur.

Ancak özellikle ticari işletmelere ait araçlarda KDV’nin vergi mevzuatı bakımından indirilebilir olup olmadığı gibi özellikler somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu nedenle yalnızca “fatura yok, KDV ödenmez” veya “her durumda KDV’nin tamamı ayrıca ödenir” şeklinde dosyanın özelliklerinden bağımsız kategorik değerlendirmelerden kaçınılmalıdır.

Yetkili Servis Fiyatı Aracın Değerine Çok Yaklaşıyorsa Ne Olur?

Yetkili servislerin özellikle ağır hasarlı ve yüksek teknolojiye sahip araçlarda çıkardığı onarım maliyetleri bazen aracın piyasa değerine yaklaşabilmektedir.

Bu durumda artık yalnızca bedel farkı değil, aracın ağır hasar veya tam hasar kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği de incelenmelidir.

Örneğin araç 1.000.000 TL değerindeyken yetkili servis 900.000 TL onarım bedeli çıkarmışsa “sigorta şirketi 900.000 TL’nin tamamını tamir bedeli olarak ödemelidir” sonucuna doğrudan varılamaz.

Aracın onarımının ekonomik ve teknik açıdan mümkün olup olmadığı, tam veya ağır hasar rejiminin uygulanıp uygulanmayacağı ayrıca araştırılmalıdır.

Sigorta Şirketi Eksper Raporundaki Tutarı Ödediğinde Dosya Kapanır mı?

Hayır.

Örneğin eksper raporunda 120.000 TL hasar belirlenmiş ve sigorta şirketi bu bedeli araç sahibine ödemiş olabilir.

Ancak gerçek hasarın daha sonra 190.000 TL olduğu ortaya çıkarsa:

190.000 TL – 120.000 TL = 70.000 TL bakiye hasar

gündeme gelebilir.

Sigorta şirketinin tek taraflı olarak belirlediği bedeli ödemiş olması, bakiye zarar hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Ancak ödeme sırasında imzalanmış bir ibraname, sulh belgesi, mutabakatname veya feragat belgesi varsa bunun hukuki etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu nedenle sigorta ödemesi alınırken imzalanan belgelerin içeriği önem taşımaktadır.

Yetkili Servis ile Ekspertiz Arasındaki Fark Nasıl İspatlanır?

Bakiye hasar talebinde yalnızca:

“Yetkili servis daha yüksek fiyat verdi.”

demek yeterli değildir.

Dosyanın mümkün olduğunca teknik olarak belgelenmesi gerekir.

Özellikle şu belgeler önem taşır:

  • Kaza tespit tutanağı,
  • aracın hasarlı fotoğrafları,
  • sigorta eksper raporu,
  • yetkili servis hasar tespit raporu,
  • servis proforma faturası,
  • kesin onarım faturası,
  • parça kodları ve parça listeleri,
  • kullanılan parçaların orijinal/eşdeğer durumunu gösteren kayıtlar,
  • aracın sökülmesi sonrasında ortaya çıkan ek hasar fotoğrafları,
  • üretici onarım prosedürleri,
  • kalibrasyon ve diagnostik işlem kayıtları,
  • sigorta şirketinin ödeme dekontu,
  • sigorta şirketiyle yapılan yazışmalar,
  • varsa bağımsız ekspertiz raporu.

Özellikle yetkili servis teklifindeki her kalemin kazayla illiyetinin kurulması önemlidir.

Bilirkişiden Hangi Soruların Cevaplanması İstenmelidir?

Yetkili servis ile sigorta eksper raporu arasında ciddi fark bulunan bir dosyada bilirkişi raporunun yalnızca toplam rakam vermesi yeterli değildir.

Bilirkişinin en azından;

hangi parçanın hasarlı olduğunu, hangi parçanın onarılması veya değiştirilmesi gerektiğini, orijinal parça kullanılmasının gerekip gerekmediğini, parça fiyatlarının kaza tarihindeki gerçek piyasa bedelini, makul işçilik süresini ve saat ücretini, servis tarafından belirtilen işlemlerin kazayla illiyetli olup olmadığını, sigorta eksperinin hangi kalemleri neden eksik hesapladığını, uygulanmış iskonto varsa bunun piyasa iskontosu mu yoksa sigortacıya özgü ticari iskonto mu olduğunu ve sonuç olarak gerçek hasarın KDV dâhil toplam tutarını ayrı ayrı açıklaması gerekir.

Rapor bu şekilde hazırlanmadığında mahkeme ve tarafların hesabı denetlemesi güçleşmektedir.

Bakiye Hasar Bedeli İçin Sigorta Tahkim Komisyonuna Başvurulabilir mi?

Şartları mevcutsa evet.

Sigorta şirketinin eksper raporuna dayanarak gerçek zarardan daha düşük ödeme yaptığı ileri sürülüyorsa, bakiye hasar bedeli için sigorta şirketine başvuru yapıldıktan sonra şartların gerçekleşmesi hâlinde Sigorta Tahkim Komisyonuna gidilebilir.

Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi kapsamında, zorunlu trafik sigortacısına karşı dava veya tahkim yoluna başvurulmadan önce sigorta kuruluşuna gerekli başvurunun yapılması önem taşımaktadır.

Sigorta şirketinin talebi karşılamaması hâlinde tahkim veya dava yoluyla gerçek zarar tespit ettirilebilir.

Fark Sigorta Şirketinden mi Yoksa Kusurlu Araç Sahibinden mi İstenmelidir?

Burada bedel farkının sebebi ve sigorta limitinin durumu belirleyicidir.

Gerçek hasar poliçe kapsamında ve limit içerisinde bulunuyorsa, sigorta eksperinin düşük hesaplama yapmış olması nedeniyle ortaya çıkan bakiye gerçek zarar kural olarak sigorta şirketinden talep edilebilir.

Ancak;

  • trafik sigortası limiti tükenmişse,
  • gerçek zarar poliçe limitini aşıyorsa,
  • sigorta kapsamına girmeyen ancak zarar verenin hukuken sorumlu olduğu bir zarar kalemi bulunuyorsa

kusurlu aracın işleteni ve şartları varsa sürücüsüne başvurulması gündeme gelebilir.

Varsa İMM poliçesi de mutlaka araştırılmalıdır.

Dolayısıyla bedel farkı için doğrudan araç sahibinin cebinden ödeme yapması gerektiği gibi genel bir sonuç doğru değildir.

Örnek Hesaplama

Örneğin trafik kazasında karşı aracın %100 kusurlu olduğunu düşünelim.

Yetkili servis:

350.000 TL

onarım bedeli çıkarmış olsun.

Sigorta eksperi ise:

  • eşdeğer parça,
  • %20 parça iskontosu,
  • düşük işçilik bedeli

uygulayarak zararı:

210.000 TL

olarak hesaplamış ve sigorta şirketi bu bedeli ödemiş olsun.

Uyuşmazlık üzerine yapılan bağımsız bilirkişi incelemesinde;

  • orijinal parça kullanılması gerektiği,
  • yetkili servisin bazı işçilik kalemlerinin yüksek olduğu,
  • ancak eksperin parça ve işçilik bedellerini gerçek piyasanın altında belirlediği

tespit edilerek gerçek onarım maliyeti:

320.000 TL

olarak bulunmuş olsun.

Bu durumda gerçek bakiye zarar:

320.000 TL – 210.000 TL = 110.000 TL

olacaktır.

Poliçe teminatı yeterliyse 110.000 TL bakiye zarar sigorta şirketinden istenebilir.

Görüldüğü üzere sonuç ne yetkili servisin 350.000 TL’si ne de eksperin 210.000 TL’sidir.

Belirleyici olan 320.000 TL olarak tespit edilen gerçek zarardır.

Kasko İçin Örnek

Başka bir örnekte araç sahibinin kasko poliçesinde açıkça:

“Anlaşmalı özel servis ve eşdeğer parça”

teminatı bulunduğunu varsayalım.

Sigorta şirketi poliçeye uygun olarak 180.000 TL onarım imkânı sunmuş, araç sahibi ise kendi tercihiyle yetkili servise giderek 260.000 TL masraf yapmış olsun.

Bu durumda 80.000 TL farkın tamamının sigortacıdan istenip istenemeyeceği, trafik sigortası dosyasından farklı değerlendirilir.

Poliçedeki servis ve parça sınırlamasının açık ve geçerli olması hâlinde sigortalının kendi tercihi nedeniyle doğan farkın bir bölümü veya tamamı sigortalıya ait olabilir.

Buna karşılık poliçede servis seçimi konusunda hiçbir sınırlama yoksa Kasko Genel Şartları uyarınca sigortalının servis tercihinin esas alınması gerekir.

Sonuç: Yetkili Servis ile Eksper Arasındaki Farkı Kim Öder?

Yetkili servis ile sigorta ekspertiz raporu arasındaki bedel farkında uygulanabilecek tek ve değişmez bir kural bulunmamaktadır.

Ancak temel hukuki prensip açıktır:

Zarar görenin trafik kazası nedeniyle uğradığı gerçek ve makul onarım zararı tazmin edilmelidir.

Yetkili servis faturası bu zararın belirlenmesinde önemli bir delildir; fakat tek başına kesin değildir.

Sigorta eksperinin raporu da önemli bir teknik delildir; ancak zarar göreni, Sigorta Tahkim Komisyonunu veya mahkemeyi gerçek zarar konusunda mutlak biçimde bağlamaz.

Zorunlu trafik sigortasında sigorta şirketinin eksperi gerçek zararı düşük hesaplamışsa ve fark;

  • eksik parça bedelinden,
  • hukuka aykırı eşdeğer parça hesabından,
  • sigortacıya özgü iskontodan,
  • eksik işçilik bedelinden,
  • gözden kaçırılmış ek hasardan,
  • zorunlu kalibrasyon veya teknik işlemlerin hesaba alınmamasından

kaynaklanıyorsa bakiye gerçek zarar sigorta şirketinden talep edilebilir.

2026 yılında yapılan değişiklikle trafik sigortasında araç onarımında orijinal parça kullanılması esas hâline getirilmiş, eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parçaya belirli şartlar ve hak sahibinin yazılı rızası çerçevesinde başvurulması öngörülmüştür. Bu düzenleme, özellikle sigorta eksperinin eşdeğer parça fiyatına göre düşük bedel belirlediği uyuşmazlıklarda büyük önem taşımaktadır.

Buna karşılık yetkili servis tarafından belirlenen bedelin piyasa koşullarının üzerinde olması, kazayla ilgisi olmayan işlemleri içermesi veya teknik olarak gereksiz parça değişiklikleri öngörmesi hâlinde aradaki farkın tamamının sigortacıya yüklenmesi mümkün olmayabilir.

Kasko sigortasında ise poliçedeki servis ve parça klozları öncelikle incelenmelidir. Kasko Genel Şartları uyarınca onarımın hangi serviste yapılacağı ve hangi tür parçaların kullanılacağı poliçede açıkça belirtilmeli; bu konuda belirleme yoksa sigortalının tercih ettiği servis ve parça esas alınmalıdır.

Sonuç olarak doğru soru;

“Yetkili servis 300.000 TL, eksper 200.000 TL belirledi; aradaki 100.000 TL’yi kim öder?”

değil;

“Kazanın meydana getirdiği hasarın üretici standartlarına, gerçek parça fiyatlarına ve makul işçilik bedellerine göre giderilmesi için kaza tarihinde gerçekte kaç TL gerekiyordu?”

sorusudur.

Bu gerçek zarar eksper raporundan yüksekse, poliçe kapsamı, kusur oranı ve teminat limitleri çerçevesinde eksik ödenen bakiye hasar sigorta şirketinden; poliçe limitini aşan bölüm ise kusurlu işleten ve sürücüden ve varsa İMM sigortacısından talep edilebilir.

Yetkili servis–ekspertiz bedel farkı uyuşmazlıklarında bu nedenle servis faturası ile eksper raporunun rakamsal olarak karşılaştırılması tek başına yeterli değildir. Parça bazında, işçilik bazında ve onarım yöntemi bazında gerçek zararın yeniden hesaplanması, doğru tazminat miktarının belirlenmesinin en sağlıklı yoludur.

Yeni yazılardan haberdar olun

Hukuk alanındaki yeni yazılarımızı e-posta ile alın. Dilediğiniz zaman tek tıkla ayrılabilirsiniz.

Call Now Button

Çerez tercihleri