Hukuk Makaleleri

Araç Onarılmadan Hasar Bedeli Talep Edilebilir mi?

Araç Onarılmadan Hasar Bedeli Talep Edilebilir mi?

Trafik kazası sonucunda araçta maddi hasar meydana gelmesine rağmen araç sahibi ekonomik nedenlerle, aracı kullanmaya devam etmek istemesi nedeniyle veya aracı hasarlı şekilde satmayı tercih ettiği için aracı hemen onartmayabilir. Bu durumda uygulamada önemli bir soru ortaya çıkmaktadır:

Araç fiilen onarılmadan, kusurlu taraftan veya sigorta şirketinden araç hasar bedeli talep edilebilir mi?

Kural olarak evet.

Bir trafik kazası nedeniyle araçta meydana gelen maddi zarar, aracın serviste tamir edilmesiyle değil, kazanın meydana geldiği anda doğar. Aracın onarılması, zararın ortaya çıkmasının şartı değil; meydana gelen zararın giderilme yöntemlerinden biridir.

Bu nedenle zarar gören kişinin aracını henüz onartmamış olması, hatta şartları varsa aracı hasarlı hâliyle satmış olması tek başına araç hasar bedeli talep etmesine engel değildir.

Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiile ilişkin hükümleri gereğince zarar veren, hukuka aykırı fiiliyle meydana getirdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören ise zararını ve zarar verenin sorumluluğunu doğuran olguları ispat etmelidir. Mahkeme uygulamasında da trafik kazasından kaynaklanan araç zararları bakımından temel ölçüt, aracın gerçekten onarılıp onarılmadığından ziyade kaza nedeniyle meydana gelen gerçek zararın miktarıdır.

Araç Hasar Bedeli Nedir?

Araç hasar bedeli, trafik kazasında zarar gören aracın kaza öncesindeki teknik ve ekonomik durumuna döndürülebilmesi için yapılması gereken makul onarım giderlerini ifade eder.

Bu zarar kapsamında somut olayın özelliklerine göre;

  • yedek parça bedelleri,
  • kaporta ve boya giderleri,
  • mekanik onarım giderleri,
  • elektrik ve elektronik sistem onarımları,
  • işçilik bedelleri,
  • gerekli sökme ve takma işlemleri,
  • ilgili vergi ve giderler

değerlendirilebilir.

Dolayısıyla hasar bedelinin belirlenmesinde asıl soru;

“Araç sahibi bu parayı gerçekten harcadı mı?”

değil;

“Kaza nedeniyle aracın eski hâline getirilmesi için objektif olarak ne kadar masraf yapılması gerekir?”

sorusudur.

Bu ayrım araç henüz tamir edilmemiş olduğunda özellikle önem taşımaktadır.

Aracın Onarılması Tazminat Hakkının Doğması İçin Şart mıdır?

Hayır.

Maddi zarar, trafik kazasının meydana gelmesiyle birlikte araç sahibinin malvarlığında ortaya çıkar.

Örneğin kazadan önce 1.500.000 TL değerindeki bir araçta kaza nedeniyle kaput, tampon, far, çamurluk ve ön panel hasarı meydana geldiğini düşünelim.

Aracın eski hâline getirilebilmesi için;

  • 80.000 TL parça,
  • 30.000 TL işçilik,
  • 20.000 TL boya ve diğer işlemler

gerekiyorsa, araç sahibinin malvarlığında bu hasar nedeniyle ekonomik bir eksilme meydana gelmiştir.

Araç sahibinin maddi imkânsızlık nedeniyle aracı üç ay sonra tamir ettirmesi veya hiç tamir ettirmemesi, hasarın kaza tarihinde ortaya çıkmış olması gerçeğini ortadan kaldırmaz.

Bu nedenle zarar gören kişinin önce kendi cebinden onarım bedelini ödeyip daha sonra kusurlu taraftan istemek zorunda olduğu söylenemez.

“Önce Aracı Tamir Ettirin, Sonra Faturayı Getirin” Savunması Doğru mudur?

Sigorta şirketlerinin veya sorumlu kişilerin uygulamada zaman zaman;

“Araç henüz onarılmadığı için gerçek zarar ortaya çıkmamıştır.”

veya

“Onarım faturası sunulmadığından ödeme yapılamaz.”

şeklinde savunmalar ileri sürdüğü görülmektedir.

Bu yaklaşım her durumda hukuken doğru değildir.

Zararın ispatı yalnızca onarım faturasıyla mümkün değildir. Hasarın kapsamı;

kaza fotoğrafları, ekspertiz raporu, servis teklifi, proforma fatura, parça fiyatları, işçilik rayiçleri, bilirkişi incelemesi ve aracın fiziksel olarak incelenmesi gibi farklı delillerle ortaya konulabilir.

Nitekim Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/9038 E., 2014/9078 K. sayılı ve 05.06.2014 tarihli kararına UYAP’ta yayımlanan kararlarda da atıf yapılmakta; sigortacının gerçek zararı karşılamakla yükümlü olduğu, aracın onarılıp onarılmamasının veya onarım faturası bulunup bulunmamasının hasar bedeline ilişkin KDV’nin talep edilmesini engellemediği kabul edilmektedir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/16052 E., 2017/8418 K. sayılı kararında da aracın onarımının gerçekleştirilmemesi ve onarım faturasının bulunmaması üzerinden KDV’nin dışlanması doğru görülmemiştir.

Dolayısıyla fatura, zararın ispatında önemli bir delildir ancak hasar bedeli talep edebilmenin kurucu şartı değildir.

Onarım Faturası Olmadan Hasar Bedeli Nasıl Hesaplanır?

Araç henüz onarılmamışsa hasar bedelinin teknik olarak belirlenmesi gerekir.

Bu durumda eksper veya bilirkişi öncelikle kazayla uyumlu hasarlı parçaları belirler.

Ardından her bir parça bakımından;

onarımın mümkün olup olmadığı, parçanın değiştirilmesinin gerekip gerekmediği, kullanılabilecek parçanın niteliği, işçilik süresi, boya giderleri ve kaza tarihindeki piyasa fiyatları değerlendirilir.

Örneğin;

Hasar Kalemi Tahmini Bedel
Ön tampon 25.000 TL
Sol far 40.000 TL
Sol çamurluk 18.000 TL
Ön panel onarımı 20.000 TL
Boya ve kaporta işçiliği 25.000 TL
Diğer işçilik 12.000 TL
Toplam 140.000 TL

şeklinde teknik bir hesap yapılabilir.

Araç henüz servise girmemiş olsa dahi 140.000 TL’lik onarım ihtiyacının kazadan kaynaklandığı teknik olarak ortaya konulabiliyorsa hasar bedeli talebinin değerlendirilmesi mümkündür.

Ekspertiz Raporu Olmadan Talepte Bulunulabilir mi?

Mutlaka kazadan hemen sonra özel ekspertiz raporu alınmış olması şart değildir.

Ancak araç onarılmadan hasar bedeli talep edilecek dosyalarda ekspertiz delili çok daha önemli hâle gelir.

Çünkü araç henüz onarılmamışken hasarın hangi parçaları kapsadığı ve hangi işlemlerin gerektiği daha kolay tespit edilebilir.

Zorunlu trafik sigortası genel şartlarında da zarar ve tazminat miktarının belirlenebilmesi için gerekli bilgi ve belgelerin sunulması ve sigortacının araç üzerinde inceleme yapmasına imkân verilmesi öngörülmektedir. Sigortacı, gerekli belgelerin kendisine ulaşmasından itibaren genel şartlarda belirtilen süre içerisinde tazminat sürecini yürütmekle yükümlüdür.

Bu nedenle araç henüz onarılmamışsa mümkünse;

önce hasarın ayrıntılı şekilde belgelenmesi, ardından onarıma başlanması

ispat bakımından en güvenli yöntemdir.

Araç Sigorta Şirketi Görmeden Tamir Ettirilirse Ne Olur?

Bu durum talep hakkını otomatik olarak ortadan kaldırmaz.

Ancak ciddi bir ispat sorunu yaratabilir.

Zorunlu trafik sigortası genel şartları, sigortacının rizikonun ve tazminatın kapsamını belirleyebilmesi için gerekli incelemeleri yapmasına imkân verilmesini öngörmektedir.

Örneğin araç kazadan hemen sonra hiçbir ekspertiz yapılmadan tamamen onarılmış ve hasarlı parçalar atılmışsa sigorta şirketi;

  • parçaların gerçekten bu kazada hasar görmediğini,
  • bazı parçaların onarılabilecekken değiştirildiğini,
  • önceden mevcut hasarların yeni kazaya dahil edildiğini,
  • kullanılan parçaların gereğinden pahalı olduğunu

ileri sürebilir.

Bu nedenle özellikle yüksek tutarlı hasarlarda araç onarılmadan önce;

kapsamlı fotoğraf çekimi, video kaydı, ekspertiz, servis tespiti ve mümkünse sigorta şirketine inceleme fırsatı verilmesi önemlidir.

Sigorta Şirketi Aracı İncelemezse Araç Sahibi Ne Yapmalıdır?

Araç sahibinin aracı süresiz olarak hasarlı şekilde bekletmesi beklenemez.

Hasar ihbarı yapılıp sigorta şirketine aracın incelenmesi için makul imkân sağlandıktan sonra sigorta şirketinin gerekli işlemleri yapmaması hâlinde araç sahibi delillerini güvence altına alarak onarıma geçebilir.

Zorunlu trafik sigortası genel şartlarında, henüz tamire başlanmadan önce yapılan bazı başvurular bakımından sigortacının tercihlerini belirli sürelerde bildirmesi öngörülmüş; ayrıca gerekli belgelerin sunulmasından sonra tazminatın sekiz iş günü içerisinde ödenmesine ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir.

Bu nedenle uygulamada sigorta şirketine yazılı bildirim yapılması ve bildirimin ulaştığının ispatlanabilmesi önemlidir.

Araç Hiç Tamir Ettirilmeden Hasarlı Hâliyle Kullanılırsa Hasar Bedeli İstenebilir mi?

Kural olarak evet.

Araç sahibinin tazminat parasını mutlaka aracın tamirine harcama yükümlülüğü bulunmamaktadır.

Örneğin araç sahibi;

150.000 TL hasarı bulunan aracını aynı şekilde kullanmaya devam edebilir veya tamiri daha sonraya bırakabilir.

Bu tercih, kazaya sebep olan kişinin meydana getirdiği zararı ortadan kaldırmaz.

Ancak aracın hasarlı kullanılmaya devam edilmesi nedeniyle hasarın daha sonra artması durumunda farklı bir mesele ortaya çıkar.

Örneğin kazada radyatör hasarı meydana gelmiş olmasına rağmen araç kullanılmaya devam edilmiş ve motor hararet yaparak ayrıca 300.000 TL motor zararı doğmuşsa sonraki zararın tamamının ilk kazanın sorumlusundan istenebilmesi mümkün olmayabilir.

Çünkü zarar görenin zararın artmasını önleme yükümlülüğü de bulunmaktadır.

Zorunlu trafik sigortası genel şartları da zararın önlenmesi, azaltılması ve artmasına engel olunması için gerekli önlemlerin alınmasını öngörmektedir.

Araç Onarılmadan Satılırsa Hasar Bedeli Talep Edilebilir mi?

Aracın hasarlı şekilde satılması da kural olarak hasar bedeli talebini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Burada zarar kavramının doğru belirlenmesi gerekir.

Örneğin araç kazadan önce 1.000.000 TL değerindeyken kaza nedeniyle 200.000 TL onarım gerektiren hasar oluşmuş ve araç sahibi aracı 800.000 TL seviyesinde hasarlı olarak satmış olabilir.

Araç sahibi aracını tamir ettirmemiş olsa dahi kazanın malvarlığında yarattığı ekonomik etki devam etmektedir.

Yargıtay’ın KDV ve hasar bedeline ilişkin kararlarında da aracın onarılmamış veya onarım faturası sunulmamış olmasının zarar talebini kendiliğinden ortadan kaldırmadığı yaklaşımı görülmektedir.

Ancak araç hasarlı şekilde satılmışsa satış bedeli, aracın hasarlı rayiç değeri ve kaza öncesindeki rayiç değeri birlikte değerlendirilmelidir.

Çünkü zarar görenin gerçek zararından fazlasını tahsil ederek zenginleşmesi mümkün değildir.

Hasarlı Aracın Satış Fiyatı Hasar Bedelini Belirler mi?

Tek başına belirlemez.

Araç sahibinin acil nakit ihtiyacı nedeniyle piyasa değerinin çok altında satış yapması, aradaki bütün farkı kazaya sebep olan tarafa yükleme imkânı sağlamaz.

Buna karşılık aracın hasarlı şekilde piyasa koşullarına uygun olarak satılmış olması, zararın belirlenmesinde önemli bir veri olabilir.

Mahkeme veya bilirkişi;

  • aracın kaza öncesi rayicini,
  • aracın hasarlı rayicini,
  • objektif onarım maliyetini,
  • gerçekleşen satış bedelini

birlikte değerlendirebilir.

Amaç her durumda kazanın gerçekten meydana getirdiği ekonomik zararı tespit etmektir.

Araç Tamir Ettirilmediyse KDV Talep Edilebilir mi?

Bu konu uygulamada çok önemlidir.

Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımında hasar bedelinin hesaplanmasında KDV’nin dikkate alınabilmesi için aracın mutlaka tamir ettirilmiş veya fatura düzenlenmiş olması şart kabul edilmemektedir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/9038 E., 2014/9078 K. sayılı kararında sigortacının gerçek zararı karşılamakla yükümlü olduğu ve onarım yapılsın veya yapılmasın, onarım faturası bulunsun veya bulunmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV’nin de zarar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu yaklaşım UYAP’ta yayımlanan sonraki mahkeme kararlarında da açıkça aktarılmaktadır.

Dolayısıyla;

“Aracı tamir ettirmediniz, KDV ödemediniz; bu nedenle KDV alamazsınız.”

şeklindeki savunma Yargıtay’ın bu yaklaşımıyla uyumlu değildir.

Proforma Fatura Yeterli midir?

Proforma fatura tek başına kesin zarar miktarını ispatlayan bağlayıcı bir belge değildir.

Ancak önemli bir delildir.

Örneğin yetkili servisin;

“Aracın tamiri KDV dahil 180.000 TL tutacaktır.”

şeklinde proforma fatura düzenlemesi, hasar miktarının tespitinde kullanılabilir.

Mahkeme veya sigorta hakemi bununla bağlı değildir. Gerekirse bilirkişi;

  • servis fiyatlarını,
  • parça rayiçlerini,
  • işçilik sürelerini,
  • hasarlı parçaların gerçekten değişmesi gerekip gerekmediğini

ayrıca inceleyebilir.

Dolayısıyla proforma fatura ispat aracı niteliğindedir; zararın tartışılmaz ve kesin miktarı anlamına gelmez.

Yetkili Servis Fiyatı mı, Özel Servis Fiyatı mı Esas Alınır?

Her dosyada doğrudan yetkili servisin en yüksek fiyatının esas alınacağı veya her zaman özel servis fiyatına göre hesaplama yapılacağı şeklinde genel bir kural koymak doğru değildir.

Esas olan aracın kaza öncesindeki durumuna uygun şekilde eski hâline getirilmesi için gereken makul ve gerçek onarım bedelidir.

Zorunlu trafik sigortası genel şartlarında hak sahibinin belirli şartları sağlayan dilediği onarım merkezinde aracını onartabilmesi düzenlenmiş; sigortacının anlaşmalı onarım merkezindeki parça, tedarik ve işçilik uygulamasına göre ödeme yapabilmesine ilişkin hükümler de öngörülmüştür. Sigortacının bu uygulama konusunda hak sahibini süresi içerisinde bilgilendirmesi gerekmektedir.

Somut uyuşmazlıkta aracın markası, yaşı, garanti durumu, önceki bakım geçmişi ve hasarın niteliği ayrıca önem taşır.

Sigorta Şirketinin İskontosu Hasar Bedelinden Düşülebilir mi?

Sigorta şirketleri anlaşmalı servis veya tedarikçilerinden yüksek miktarda ticari iskonto alabilir.

Ancak zarar gören üçüncü kişinin gerçek zararının sırf sigorta şirketinin ticari ilişkileri nedeniyle otomatik olarak azaltılması her durumda kabul edilemez.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin uygulamasında da sigorta şirketinin servisle yaptığı özel anlaşma nedeniyle uygulanan iskonto üzerinden gerçek zararın azaltılmasına karşı kararlar bulunmaktadır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/14700 E., 2016/4229 K. sayılı kararında, sigortacı ile servis arasındaki anlaşmaya dayalı iskonto esas alınarak zarar görenin tazminatının düşürülmesi doğru bulunmamıştır.

Bu nedenle zarar hesabının sigorta şirketinin özel ticari avantajından ziyade kazanın meydana getirdiği gerçek ekonomik zarar üzerinden yapılması gerekir.

Orijinal Parça Bedeli Talep Edilebilir mi?

Bu konu ayrıca somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Zorunlu trafik sigortası genel şartlarında, hasar gören parçanın onarımının mümkün olmaması ve eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile değişim imkânı bulunmaması durumunda orijinal parçayla değiştirilmesi öngörülmektedir. Ayrıca sigorta şirketinin bilgisi ve onayı dışında orijinal parçayla onarım yapılması hâlinde sigortacının sorumluluğunun belirli şartlarda eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça bedeliyle sınırlanabileceğine ilişkin hükümler bulunmaktadır.

Dolayısıyla;

“Araç hiç tamir edilmediğine göre mutlaka bütün parçalar için sıfır orijinal parça bedeli ödenmelidir.”

şeklinde otomatik bir sonuç doğru değildir.

Parçanın niteliği ve genel şartlardaki düzenlemeler dikkate alınmalıdır.

Hasar Bedeli Araç Değerine Yaklaşıyorsa Ne Olur?

Araçta meydana gelen hasar çok yüksekse artık normal onarım bedelinden ziyade tam hasar veya ağır hasar değerlendirmesi gündeme gelebilir.

Zorunlu trafik sigortası genel şartlarına göre onarım masraflarının aracın riziko tarihindeki değerini aşması ve eksper raporuyla aracın onarım kabul etmez durumda olduğunun belirlenmesi hâlinde araç tam hasarlı sayılır. Ağır hasarın onarılabilir olduğu durumlar bakımından ise ayrıca trafikten çekme belgesine ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır.

Bu nedenle örneğin;

aracın kaza tarihindeki rayici 700.000 TL,

onarım gideri ise 650.000 TL

ise yalnızca 650.000 TL onarım bedeli üzerinden hareket etmek her zaman doğru olmayabilir.

Aracın ekonomik olarak onarılmasının anlamlı olup olmadığı, hasarlı hâlde değeri yani sovtaj değeri ve kaza tarihindeki rayiç değeri ayrıca araştırılmalıdır.

Pert Araçlarda Tazminat Nasıl Hesaplanır?

Tam hasar hâlinde normal yöntem, tek tek parça ve işçilik bedellerinin toplanmasından farklıdır.

Aracın;

kaza tarihindeki hasarsız rayiç değeri – aracın hasarlı hâlinin değeri (sovtaj)

arasındaki fark önem kazanır.

Zorunlu trafik sigortası genel şartlarında da hak sahibinin aracın hasarlı hâliyle kendisine bırakılmasına onay vermesi durumunda aracın riziko tarihindeki rayiç değeri ile hasarlı hâli arasındaki tutarın poliçe limitleri dahilinde ödenebileceği düzenlenmiştir.

Bu nedenle pert veya ağır hasarlı araçlarda;

“Aracı hiç tamir ettirmedim, bütün parça ve işçilik giderlerini nakit istiyorum.”

şeklindeki yaklaşım yerine total zarar hesabı yapılması gerekebilir.

Kısmi Hasarda Nakden Ödeme Mümkün müdür?

Zorunlu trafik sigortası genel şartlarında kısmi hasar hâlinde tarafların mutabakatıyla onarım yerine nakdi ödeme yapılabileceği açıkça düzenlenmektedir.

Bu hüküm, sigorta şirketinin hasar yönetimi sürecindeki nakdi ödeme yöntemini düzenlemektedir.

Ancak tarafların miktar üzerinde anlaşamaması hâlinde zarar görenin gerçek zararını yargısal yollardan talep etme hakkı ortadan kalkmaz.

Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin;

“Biz 50.000 TL teklif ediyoruz.”

demesi ve hak sahibinin;

“Gerçek zarar 100.000 TL’dir.”

şeklinde karşı çıkması hâlinde uyuşmazlık gerçek zarar miktarı bakımından tahkim veya dava konusu yapılabilir.

Araç Onarılmadan Sigorta Tahkim Komisyonuna Başvurulabilir mi?

Kural olarak aracın mutlaka onarılmış olması tahkim başvurusunun ön şartı değildir.

Önemli olan zararın belirlenebilir ve ispatlanabilir olmasıdır.

Ancak trafik sigortacısına karşı başvuru yapılacaksa öncelikle sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmesi gerekir.

Araç henüz onarılmamışsa başvuruya özellikle;

  • kaza tespit tutanağı,
  • ruhsat,
  • kaza fotoğrafları,
  • ekspertiz raporu,
  • servis hasar tespit formu,
  • proforma fatura,
  • parça ve işçilik listesi,
  • kusur belgeleri

eklenmesi faydalı olacaktır.

Aracın sigorta şirketi veya eksper tarafından fiziksel olarak incelenmesine imkân tanınması da ispat uyuşmazlığını önemli ölçüde azaltacaktır.

Aracı Tamir Ettirmeden Doğrudan Dava Açılabilir mi?

Aracın tamir edilmiş olması maddi tazminat davasının ön şartı değildir.

Zararın meydana geldiği ve miktarının bilirkişi incelemesiyle belirlenebildiği durumlarda hasar bedeli talebi dava konusu yapılabilir.

Mahkeme, dosyadaki fotoğraflar, ekspertiz raporları, servis kayıtları ve diğer teknik belgeler üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırabilir.

Ancak sigorta şirketine karşı doğrudan dava açılacaksa Karayolları Trafik Kanunu’ndaki sigortacıya başvuru şartı ile davanın niteliğine göre görev, yetki ve dava şartı arabuluculuk hükümlerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Hasar Bedelini Kimden Talep Etmek Mümkündür?

Trafik kazasında araç hasarı bakımından somut olayın özelliklerine göre;

  • kusurlu aracın zorunlu trafik sigortacısı,
  • işleten,
  • araç sahibi,
  • sürücü

yönünden sorumluluk gündeme gelebilir.

Sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe kapsamı ve limitiyle bağlantılıdır.

Kusurlu sürücü ve işleten bakımından ise Karayolları Trafik Kanunu ile Türk Borçlar Kanunu’nun sorumluluğa ilişkin hükümleri değerlendirilir.

Dolayısıyla hasar miktarının sigorta poliçesi limitini aşması hâlinde aşan kısmın diğer sorumlular yönünden ayrıca talep edilmesi mümkün olabilir.

Kusur Oranı Hasar Bedelini Nasıl Etkiler?

Aracın onarılmış olup olmamasından bağımsız olarak kusur oranı tazminat miktarını etkiler.

Örneğin aracın gerçek hasar bedeli 200.000 TL ve karşı tarafın kusuru %75 ise, diğer şartlar da mevcut olmak kaydıyla karşı tarafın sorumluluk alanındaki zarar:

200.000 TL × %75 = 150.000 TL

olarak gündeme gelebilir.

Zarar gören sürücünün kendi kusuruna karşılık gelen kısım karşı taraftan talep edilemez. Zorunlu trafik sigortası genel şartlarında da hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin teminat dışında olduğu düzenlenmiştir.

Önceki Hasarlar Hesaplamada Dikkate Alınır mı?

Evet.

Araç daha önce aynı parçadan hasar görmüşse yeni kazanın meydana getirdiği gerçek zarar doğru şekilde ayrıştırılmalıdır.

Örneğin eski kazada zaten kırılmış ve değiştirilmemiş olan bir parçanın yeni kazada tekrar hasarlandığı iddia ediliyorsa bu parçanın bütün bedelinin yeni kazanın sorumlusuna yüklenmesi mümkün olmayabilir.

Bu nedenle özellikle onarılmamış araçlarda;

eski hasar ile yeni hasarın ayrılması

önem taşımaktadır.

TRAMER/SBM kayıtları, önceki ekspertiz raporları ve eski fotoğraflar bu nedenle incelenebilir.

Araç Onarılmadan Değer Kaybı da Talep Edilebilir mi?

Hasar bedeli ile araç değer kaybı birbirinden farklı zarar kalemleridir.

Hasar bedeli, aracın fiziksel olarak eski hâline getirilmesi için gereken giderdir.

Değer kaybı ise aracın onarıldıktan sonra ikinci el piyasasında uğradığı ekonomik değer düşüşüdür.

Bu nedenle araç henüz hiç onarılmamışsa değer kaybı hesabı hasar bedeline göre daha farklı değerlendirilir. Çünkü değer kaybında genel olarak onarım sonrasındaki piyasa durumunun belirlenmesi gerekir.

Ancak aracın onarılmadan satılmış olması gibi özel durumlarda da somut ekonomik zararın değerlendirilmesi mümkündür. Bu nedenle hasar bedeli ile değer kaybı talepleri birbirine karıştırılmamalıdır.

Aracın Onarılmamış Olması İkame Araç Bedelini Etkiler mi?

Evet, etkileyebilir.

Hasar bedelinin doğması için aracın onarılması şart olmamasına rağmen araç mahrumiyet zararında farklı bir değerlendirme yapılır.

Araç sahibi aracını aylarca onarmamışsa;

“Aracım altı ay tamir edilmedi, altı aylık ikame araç bedeli istiyorum.”

şeklindeki talebin tamamı kural olarak kabul edilmeyebilir.

Araç mahrumiyeti hesabında genellikle kazadan kaynaklanan hasarın makul onarım süresi esas alınır.

Dolayısıyla hasar bedeli bakımından onarım zorunlu değilken araç mahrumiyetinde objektif onarım süresi önemli hâle gelir.

Hasar Bedeli Talebinde En Önemli Deliller Nelerdir?

Araç onarılmadan hasar bedeli talep edilecekse özellikle şu delillerin korunması önemlidir:

  • Trafik kazası tespit tutanağı,
  • olay yeri fotoğrafları,
  • aracın hasarlı hâlinin ayrıntılı fotoğraf ve videoları,
  • SBM/TRAMER kayıtları,
  • ekspertiz raporu,
  • servis hasar tespit formu,
  • parça ve işçilik listesi,
  • proforma fatura,
  • çekici faturası varsa çekici belgesi,
  • sigorta şirketi hasar dosyası,
  • kusur tespitine ilişkin belgeler,
  • aracın önceki hasar kayıtları,
  • hasarlı aracın rayiç değerine ilişkin belgeler.

Özellikle araç daha sonra satılacak veya tamir edilecekse hasarlı hâlin detaylı olarak belgelenmesi çok önemlidir.

Çünkü araç elden çıktıktan veya tamamen onarıldıktan sonra bilirkişinin kazanın hemen sonrasındaki fiziksel durumu doğrudan incelemesi mümkün olmayabilir.

Araç Onarılmadan Önce Noter veya Mahkeme Yoluyla Tespit Yaptırılması Gerekir mi?

Her dosyada zorunlu değildir.

Ancak çok yüksek bedelli, teknik açıdan tartışmalı veya karşı tarafın hasarı inkâr etme ihtimalinin güçlü olduğu dosyalarda delil tespiti önemli olabilir.

Örneğin;

  • lüks araç,
  • elektrikli araç batarya hasarı,
  • şasi veya podye hasarı,
  • ticari araç,
  • ağır mekanik hasar,
  • yüksek maliyetli elektronik sistem hasarı

gibi durumlarda bağımsız ekspertiz veya gerektiğinde HMK kapsamında delil tespiti değerlendirilmelidir.

Çünkü sonradan yapılacak bilirkişi incelemesinde aracın kazadan hemen sonraki fiziksel hâli mevcut olmayabilir.

Sigorta Şirketine Başvurmadan Önce Aracı Tamir Ettirmek Riskli midir?

Hak kaybı otomatik olarak doğmaz; ancak ispat bakımından risklidir.

En güvenli yöntem;

1. Kazayı belgelemek,
2. Sigorta şirketine hasar ihbarında bulunmak,
3. Ekspertiz yapılmasına imkân vermek,
4. Hasarı ayrıntılı şekilde fotoğraflamak,
5. Ardından onarıma başlamaktır.

Özellikle sigorta şirketinin sonradan;

“Bu parça kazada hasar görmedi.”

veya

“Parça değişmemeliydi, onarılabilirdi.”

şeklinde itiraz etmesini önlemek bakımından ekspertiz aşaması önemlidir.

Zorunlu trafik sigortası genel şartları da sigortacının riziko ve tazminat kapsamının belirlenmesi için inceleme yapmasına imkân sağlanmasını öngörmektedir.

Hasar Bedeli Talebi Ne Zamana Kadar İleri Sürülebilir?

Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesine göre motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıl içerisinde zamanaşımına uğrar.

Kazanın aynı zamanda suç teşkil ettiği ve ceza kanununda daha uzun bir zamanaşımı süresinin bulunduğu hâllerde KTK m.109/2 kapsamında ayrıca değerlendirme yapılması gerekir.

Bu nedenle aracın;

“Henüz tamir edilmediği için zamanaşımı başlamadı.”

şeklindeki düşünce doğru değildir.

Hasarın tamir edilmemesi zamanaşımı süresini kendiliğinden durdurmaz.

Örnek 1: Araç Tamir Edilmedi Ancak Ekspertiz Yapıldı

Bir araçta trafik kazası sonucunda;

  • tampon,
  • kaput,
  • far,
  • çamurluk

hasar görmüş olsun.

Bağımsız eksper KDV dahil onarım bedelini 180.000 TL olarak belirlemiş, araç sahibi ekonomik nedenlerle aracı tamir ettirmemiş olsun.

Karşı taraf %100 kusurluysa ve zarar teknik olarak doğrulanabiliyorsa araç sahibinin;

“Aracımı henüz onartmadım.”

gerekçesiyle bütün hasar bedeli talebinden mahrum bırakılması kural olarak doğru değildir.

Zarar kaza tarihinde meydana gelmiştir.

Örnek 2: Araç Onarılmadan Satıldı

Aracın kaza öncesindeki değeri 1.200.000 TL olsun.

Kaza sonrasında objektif onarım maliyeti 200.000 TL olarak belirlenmiş ve araç sahibi aracı hasarlı hâliyle 950.000 TL’ye satmış olsun.

Bu durumda aracın satılmış olması tazminat hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Ancak bilirkişi;

  • aracın kazadan önceki değerini,
  • hasarlı piyasa değerini,
  • objektif onarım maliyetini,
  • gerçekleşen satış bedelini

birlikte değerlendirmeli ve gerçek zararı belirlemelidir.

Araç sahibinin kazadan daha yüksek miktarda ekonomik fayda sağlamasına yol açacak mükerrer veya aşırı tazminata hükmedilemez.

Örnek 3: Araç Tamir Edilmedi ve Daha Fazla Zarar Gördü

Kaza sonucunda aracın soğutma sistemi zarar görmüş ancak araç sahibi aracı kullanmaya devam etmiş olsun.

İlk hasarın onarım bedeli 40.000 TL iken aracın kullanılmaya devam edilmesi sonucunda motor arızalanmış ve toplam zarar 300.000 TL’ye çıkmış olabilir.

Bu durumda ilk kazayı yapan kişiye otomatik olarak 300.000 TL yüklenemez.

Zarar görenin zararın artmasına engel olmak amacıyla makul tedbirleri alması gerekir. Sigorta genel şartları da zararın önlenmesi ve azaltılması yükümlülüğünü açıkça düzenlemektedir.

En Sık Karşılaşılan Yanlış Bilgiler

“Aracı yaptırmadan sigortadan para alınamaz.”

Yanlıştır.

Aracın onarılması hasar bedeli zararının doğmasının şartı değildir.

“Fatura yoksa hiçbir şey talep edilemez.”

Yanlıştır.

Fatura önemli bir ispat aracıdır ancak zarar ekspertiz, bilirkişi ve diğer delillerle de belirlenebilir.

“Araç tamir edilmediyse KDV talep edilemez.”

Yargıtay uygulamasıyla uyumlu değildir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin kararlarında onarım veya fatura bulunmasa dahi hasar bedeli içerisindeki KDV’nin gerçek zarar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

“Aracı hasarlı sattıysanız artık tazminat isteyemezsiniz.”

Her durumda doğru değildir.

Aracın satılması meydana gelmiş zararı kendiliğinden ortadan kaldırmaz; ancak gerçek zarar satış ve piyasa koşullarıyla birlikte hesaplanmalıdır.

“Eksper ne yazdıysa kesin zarar odur.”

Yanlıştır.

Ekspertiz raporu önemli bir teknik delildir; ancak sigorta hakemi veya mahkeme gerekirse başka bir bilirkişiden rapor alabilir.

Araç Onarılmadan Hasar Bedeli Talep Edilecekse Ne Yapılmalıdır?

Bu tür dosyalarda en doğru yaklaşım, öncelikle hasarın kaybolmasını önleyecek şekilde delillerin toplanmasıdır.

Aracın her açıdan fotoğraf ve videosu çekilmeli, hasarlı parçalar tek tek belirlenmeli ve mümkünse bağımsız eksper veya servis tarafından ayrıntılı hasar tespiti yapılmalıdır.

Daha sonra sigorta şirketine yazılı hasar başvurusu yapılarak aracın incelenmesine imkân verilmelidir.

Sigorta şirketinin hesapladığı hasar tutarı gerçek zararın altında kalıyorsa bağımsız hesaplama yaptırılması ve bakiye hasar bedelinin talep edilmesi mümkündür.

Uyuşmazlık çözülemezse somut olayın özelliklerine göre Sigorta Tahkim Komisyonu veya dava yolu değerlendirilebilir.

Sonuç: Araç Tamir Edilmeden Hasar Parası Alınabilir mi?

Evet. Trafik kazasında zarar gören aracın fiilen tamir ettirilmiş olması, araç hasar bedeli tazminatının doğması için kural olarak zorunlu değildir.

Çünkü trafik kazasında maddi zarar aracın serviste onarılmasıyla değil, kazanın meydana geldiği anda doğmaktadır.

Araç sahibinin onarım için gerekli parayı önceden kendi cebinden karşılaması ve ancak daha sonra sorumlulara başvurması zorunlu değildir.

Aracın henüz onarılmamış olması veya onarım faturasının bulunmaması, gerçek hasarın başka delillerle belirlenebilmesi hâlinde tazminat talebini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Yargıtay uygulamasında da aracın onarılıp onarılmamasından veya faturanın bulunup bulunmamasından bağımsız olarak gerçek hasarın esas alınması ve hasar bedeli içerisindeki KDV’nin de değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Ancak aracın onarılmamış olması ispat sorununu artırabilir. Bu nedenle araç üzerinde değişiklik yapılmadan önce hasarın ekspertiz raporu, fotoğraf, video, servis tespiti ve diğer teknik belgelerle ayrıntılı şekilde kayıt altına alınması önemlidir.

Ayrıca aracın tam hasarlı veya ağır hasarlı olması hâlinde normal onarım bedeli hesabından farklı kurallar uygulanabilir. Zorunlu trafik sigortası genel şartlarında tam hasar, ağır hasar, sovtaj ve hasarlı aracın hak sahibinde bırakılması hâlleri ayrıca düzenlenmiştir.

Sonuç olarak hukuken belirleyici soru;

“Araç tamir edildi mi?”

değil,

“Trafik kazasının araç sahibinin malvarlığında meydana getirdiği gerçek ve ispatlanabilir zarar ne kadardır?”

sorusudur.

Gerçek zarar teknik olarak ortaya konulabiliyorsa aracın henüz onarılmamış olması, tek başına hasar bedelinin talep edilmesine engel değildir.

Yeni yazılardan haberdar olun

Hukuk alanındaki yeni yazılarımızı e-posta ile alın. Dilediğiniz zaman tek tıkla ayrılabilirsiniz.

Call Now Button

Çerez tercihleri