Sağlık Turizmi Aracı Kuruluşlarının Hastaya Karşı Sorumluluğu
Türkiye’de sağlık turizmi sektörünün büyümesiyle birlikte yabancı hastalar çoğu zaman hastane veya doktorla doğrudan iletişim kurmak yerine sağlık turizmi aracı kuruluşları üzerinden hizmet almaktadır.
İngiltere, Almanya, Hollanda, Fransa, Belçika, Orta Doğu veya başka bir ülkede yaşayan hasta; sosyal medya reklamını gördüğü bir sağlık turizmi şirketiyle iletişime geçmekte, tedavi paketini bu şirketten satın almakta ve doktor, hastane, otel, transfer ve tercüman organizasyonu aracı kuruluş tarafından gerçekleştirilmektedir.
Sorun ise tedavinin kötü sonuçlanması hâlinde ortaya çıkar.
Örneğin hasta;
- yanlış veya yetersiz nitelikte bir sağlık kuruluşuna yönlendirilmiş,
- doktorun uzmanlığı hakkında yanıltılmış,
- ameliyat sonucuna ilişkin gerçek dışı vaatlerde bulunulmuş,
- ciddi riskler kendisine tercüme edilmemiş,
- ödediği paket içeriği sunulmamış,
- komplikasyon sonrasında yalnız bırakılmış,
- yeniden tedavi veya kontrol organizasyonu yapılmamış
olabilir.
Bu durumda önemli soru şudur:
Sağlık turizmi aracı kuruluşu, “ameliyatı biz yapmadık, sadece aracılık ettik” diyerek her türlü sorumluluktan kurtulabilir mi?
Cevap her durumda hayırdır.
26 Nisan 2025 tarihli Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik, sağlık turizmi aracı kuruluşlarını açık şekilde düzenlemiş ve bu kuruluşlara önemli yükümlülükler getirmiştir. Yönetmelikte aracı kuruluş; sağlık turistine ve beraberindekilere danışmanlık yapan, sağlık tesisi organizasyonu ile konaklama, ulaşım ve transfer hizmetlerinin sağlanması faaliyetlerini yürüten yetki belgeli kuruluş olarak tanımlanmaktadır.
Dolayısıyla sağlık turizmi aracı kuruluşunun hukuki sorumluluğu yalnızca “uçak bileti ve otel ayarlama” sorumluluğundan ibaret değildir.
Ancak aracı kuruluşun sağlık tesisinin yaptığı her tıbbi hatadan otomatik olarak sorumlu olduğu da söylenemez. Sorumluluğun kapsamı; aracı kuruluşun hasta ile yaptığı sözleşmeye, üstlendiği hizmetlere, hastaya yaptığı vaatlere, tedavi organizasyonundaki rolüne ve meydana gelen zarar ile kendi davranışı arasındaki bağlantıya göre belirlenmelidir.
Sağlık Turizmi Aracı Kuruluşu Nedir?
Güncel Yönetmeliğe göre sağlık turizmi aracı kuruluşu, uluslararası sağlık turisti ile beraberindeki refakatçi ve yakınlarına sağlık turizmi kapsamında;
- danışmanlık,
- sağlık tesisi organizasyonu,
- konaklama organizasyonu,
- ulaşım,
- transfer
hizmetlerinin sağlanmasına yönelik faaliyet yürüten ve yetki belgesine sahip tüzel kişi tarafından işletilen kuruluş olarak tanımlanmaktadır.
Dolayısıyla sosyal medya üzerinden yabancı hasta bularak Türkiye’deki kliniklere yönlendirme yapan her şirket kendisini serbestçe “health tourism agency” olarak tanıtıp sağlık turizmi faaliyeti yürütemez.
Faaliyetin mevzuata uygun yürütülmesi için gerekli yetkilendirme şartlarının sağlanması gerekir.
Sağlık Turizmi Aracı Kuruluşunun Yetki Belgesi Olması Zorunlu mu?
Evet.
Uluslararası sağlık turizmi aracı kuruluşlarının güncel Yönetmelikteki şartları yerine getirerek yetkilendirilmesi gerekir.
Üstelik aracı kuruluşun ikinci bir şube veya kuruluş açması hâlinde her bir yer için ayrıca yetki belgesi alınması gerekmektedir. Yönetmelik, bu şekilde yetkilendirilmemiş ikinci kuruluş veya şubede sağlık turizmi faaliyeti yürütülmesini yasaklamaktadır. Yetki belgesi de devredilemez.
Sağlık Bakanlığının güncel Sağlık Turizmi Daire Başkanlığı sayfasında yetki belgesi sahibi sağlık tesisleri ve aracı kuruluşların listeleri yayımlanmaktadır. Bu listeler Ağustos 2026 itibarıyla da güncellenmeye devam etmektedir.
Bu nedenle sağlık turizmi hastasının uyuşmazlık yaşaması hâlinde ilk araştırılması gereken hususlardan biri:
Aracı kuruluşun tedavi tarihinde geçerli sağlık turizmi yetki belgesinin bulunup bulunmadığıdır.
Yetkisiz Sağlık Turizmi Şirketi Hastaya Karşı Sorumlu Olabilir mi?
Evet.
Bir şirketin gerekli yetki belgesi olmadan faaliyet göstermesi, hastayla yaptığı işlemlerden kaynaklanan özel hukuk sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Tam tersine yetkisiz faaliyet;
- mevzuata aykırılığın,
- hastanın yanlış yönlendirilmesinin,
- gerekli standartların sağlanmadığının
tespitinde önemli bir unsur olabilir.
Örneğin İngiltere’deki hastaya Türkiye’de ameliyat paketi satan şirket sağlık turizmi aracı kuruluşu gibi hareket etmiş ancak gerekli yetki belgesini hiç almamış olabilir.
Bu durumda şirketin idari mevzuat bakımından durumu yanında, hastaya karşı sözleşmesel ve haksız fiil sorumluluğu da ayrıca incelenmelidir.
Aracı Kuruluş Hastanenin Malpraktisinden Sorumlu mudur?
Bu soruya doğrudan “her zaman evet” veya “her zaman hayır” şeklinde cevap vermek doğru değildir.
Güncel Yönetmeliğin 6. maddesinde uluslararası sağlık turistinin Türkiye’de bulunduğu süre içerisinde aldığı sağlık ve aracılık hizmetlerinden sağlık tesisi ile aracı kuruluşun sundukları hizmetin türüne bağlı olarak sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yönetmelik metninde tıbbi kötü uygulamalar da sorumluluk düzenlemesinin kapsamında sayılmıştır.
Ancak burada özellikle:
“sunulan hizmetin türüne bağlı olarak”
ifadesine dikkat edilmelidir.
Aracı kuruluş yalnızca havaalanı transferi sağlamışsa cerrahın ameliyat sırasında gerçekleştirdiği tamamen teknik bir tıbbi hatadan sırf transfer hizmeti verdiği için otomatik olarak sorumlu tutulması doğru olmayabilir.
Buna karşılık aracı kuruluş tedaviyi bizzat paket olarak pazarlamış, doktoru seçmiş, tıbbi sonuç hakkında vaatlerde bulunmuş, hastanın bütün iletişimini kendisi yönetmiş ve hastayı yanlış yönlendirmişse sorumluluk değerlendirmesi farklılaşabilir.
Danıştay’ın 2026 Tarihli Kararı Aracı Kuruluşların Sorumluluğunu Değiştirdi mi?
Bu konuda güncel bir gelişmeye özellikle dikkat edilmelidir.
26 Nisan 2025 tarihli Yönetmeliğin 6/3. maddesinde ilk olarak sağlık tesisi ve aracı kuruluşun sundukları hizmetin türüne bağlı sorumluluğu yanında, sağlık hizmeti sonrasında ortaya çıkabilecek “komplikasyon ve tıbbi kötü uygulamalar” da sorumluluk kapsamına alınmıştı.
Ancak Danıştay 10. Dairesi 2026 yılında verdiği yürütmenin durdurulması kararıyla bu hüküm içerisindeki “komplikasyon” ibaresinin yürütmesini durdurmuştur. Aynı süreçte ameliyathane ortamındaki işlemler için getirilen zorunlu komplikasyon sigortasına ilişkin düzenlemenin de yürütmesi durdurulmuştur.
Bu nedenle Ağustos 2026 itibarıyla sağlık turizmi aracı kuruluşlarının sorumluluğu değerlendirilirken Yönetmeliğin ilk yayımlandığı hâline dayanarak:
“Aracı kuruluş bütün komplikasyonlardan otomatik olarak sorumludur.”
şeklinde bir sonuç çıkarılmamalıdır.
Buna karşılık Yönetmelikteki sunulan hizmetin türüne bağlı sorumluluk sistemi ile tıbbi kötü uygulamaya ilişkin düzenlemenin kalan kısmı önemini korumaktadır. Ayrıca aracı kuruluşun özel hukuk sorumluluğu, Yönetmelikten bağımsız olarak sözleşme ve genel sorumluluk hükümlerinden de doğabilir.
Aracı Kuruluşun Doktoru Yanlış Tanıtması Hâlinde Sorumluluk Doğar mı?
Evet.
Sağlık turizmi satışlarında hastanın tedavi kararını çoğu zaman aracı kuruluşun satış temsilcisi şekillendirmektedir.
Örneğin hastaya;
“Sizi Türkiye’nin en iyi plastik cerrahlarından biri ameliyat edecek.”
“Doktorumuz bu ameliyatı 10.000 kez yaptı.”
“Profesör doktor operasyonu bizzat gerçekleştirecek.”
“Bu işlemde hiçbir risk yok.”
gibi açıklamalar yapılmış olabilir.
Gerçekte ise doktorun uzmanlığı farklı olabilir veya operasyonun önemli bölümü hastaya belirtilmeyen başka kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olabilir.
Aracı kuruluş hastayı sağlık hizmeti satın almaya yönlendiren yanlış veya yanıltıcı bilgi vermişse, meydana gelen zarar ile bu bilgilendirme arasında bağlantı bulunması hâlinde tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir.
Hastaya Kesin Sonuç Garantisi Verilirse Ne Olur?
Özellikle estetik sağlık turizminde aracı kuruluşların satış temsilcileri agresif pazarlama yöntemleri kullanabilmektedir.
Örneğin;
- “İzsiz ameliyat garantisi”,
- “Tek ameliyatta kesin sonuç”,
- “Saçların yüzde 100 çıkacak”,
- “İmplantlar ömür boyu garantili”,
- “Revizyon ihtimali kesinlikle yok”,
- “Hiçbir komplikasyon yaşamazsınız”
gibi ifadeler kullanılabilir.
Bu tür vaatler daha sonra uyuşmazlık çıktığında önem kazanabilir.
Aracı kuruluşun sağlık hizmetine ilişkin yanıltıcı veya gerçek dışı sonuç taahhüdünde bulunması, kendi hukuki sorumluluğunu doğurabilir.
Ayrıca 12 Kasım 2025 tarihli güncel Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik, uluslararası sağlık turizmi aracı kuruluşlarının tanıtım faaliyetlerini de özel olarak düzenlemektedir. Aracı kuruluşun tanıtımları kendi aracılık hizmetleriyle sınırlı olmalı; kendisini sağlık tesisi gibi göstermemelidir.
Aracı Kuruluş Kendisini Klinik veya Hastane Gibi Gösterebilir mi?
Hayır.
Güncel tanıtım mevzuatına göre sağlık turizmi aracı kuruluşları sağlık hizmeti sunuyormuş izlenimi yaratamaz.
Aracı kuruluş, tanıtım faaliyetlerinde kendi aracılık hizmetleriyle sınırlı hareket etmek ve sağlık tesisi izlenimi vermemek zorundadır.
Ayrıca aracılık ettiği sağlık hizmetini tanıtırken hizmetin ilgili sağlık tesisi tarafından verildiğini ve kendisinin sağlık tesisi olmadığını belirtmesi gerekir.
Bu düzenleme hastaların korunması açısından oldukça önemlidir.
Örneğin yabancı hasta Instagram’da gördüğü hesap nedeniyle doğrudan bir klinikle görüştüğünü düşünürken gerçekte yalnızca pazarlama yapan bir aracı şirketle görüşüyor olabilir.
Aracı şirketin gerçek rolünü gizlemesi veya kendisini tedaviyi gerçekleştirecek sağlık kuruluşu gibi göstermesi uyuşmazlıkta sorumluluğunu artırabilir.
Aracı Kuruluşun Hangi Hastanelerle Çalıştığını Açıklaması Gerekir mi?
Güncel tanıtım kuralları aracı kuruluşun protokol imzaladığı sağlık tesislerini tanıtabilmesine imkân vermektedir.
Ancak kuruluş;
- sağlık hizmetinin ilgili sağlık tesisi tarafından sunulduğunu,
- kendisinin sağlık tesisi olmadığını
açıkça belirtmelidir.
Bu nedenle hastaya “bizim hastanemiz” şeklinde sunulan kuruluşun gerçekte bağımsız başka bir şirket tarafından işletiliyor olması, bilgilendirmenin doğruluğu açısından önem taşıyabilir.
Aracı Kuruluşun Sağlık Tesisi Seçiminde Sorumluluğu Var mı?
Somut olayın özelliklerine göre olabilir.
Aracı kuruluşun temel faaliyetlerinden biri hastaya sağlık tesisi organizasyonu sağlamaktır. Bu işlev güncel Yönetmelikteki aracı kuruluş tanımının açık bir parçasıdır.
Dolayısıyla aracı kuruluşun hastayı;
- yetki belgesi bulunmayan,
- ilgili ameliyatı gerçekleştirmeye yetkili olmayan,
- gerekli uzman kadrosu bulunmayan,
- mevzuata aykırı faaliyet gösteren
bir sağlık kuruluşuna bilinçli veya ihmalkâr biçimde yönlendirmesi hâlinde kendi sorumluluğu tartışılabilir.
Özellikle aracı kuruluş hastadan önemli miktarda aracılık komisyonu alıyor ve sağlık tesisini profesyonel olarak seçip öneriyorsa, seçim sürecindeki özen yükümlülüğü daha önemli hâle gelir.
Tercüme Hatası Nedeniyle Aracı Kuruluş Sorumlu Olabilir mi?
Evet.
Sağlık turizmi hastalarının büyük bölümü Türkçe bilmemektedir.
Bu nedenle doğru tercüme yalnızca konfor hizmeti değildir; bazı durumlarda hastanın aydınlatılmış onamının geçerliliğini doğrudan etkileyebilir.
Örneğin doktor hastaya:
“Bu ameliyatta kalıcı sinir hasarı riski bulunmaktadır.”
demiş ancak tercüman bunu:
“Ameliyat sonrasında geçici uyuşukluk olabilir.”
şeklinde çevirmiş olabilir.
Hasta farklı bir risk algısıyla ameliyata onay vermiş olur.
Aracı kuruluş tercümanlık hizmetini bizzat organize etmiş ve hatalı tercüme nedeniyle hasta önemli bir risk konusunda bilgilendirilmemişse aracı kuruluşun kendi hizmetinden kaynaklanan sorumluluğu gündeme gelebilir.
Sağlık Turizmi Aracı Kuruluşunun 7/24 Hizmet Verme Yükümlülüğü Var mı?
Güncel Yönetmelik aracı kuruluşların gelen çağrıları karşılamak amacıyla en az iki yabancı dilde ve haftanın 7 günü 24 saat hizmet sağlayabilecek bir altyapıya sahip olmasını veya bunu sağlayan bir çağrı merkeziyle sözleşme yapmasını zorunlu tutmaktadır.
Bu yükümlülük özellikle ameliyat sonrası sorunlarda önem taşır.
Örneğin yabancı hasta gece saatlerinde;
- ciddi kanama,
- yüksek ateş,
- nefes darlığı,
- enfeksiyon,
- yoğun ağrı
yaşamış ve aracı kuruluşa ulaşmaya çalışmış olabilir.
Şirket hastayı Türkiye’ye getirmiş ancak ameliyat sonrasında hiçbir şekilde ulaşılabilir olmamışsa bu durum aracı hizmetin gereği gibi yerine getirilip getirilmediğinin değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Komplikasyon Sonrası Hastanın Yardım Taleplerinin Görmezden Gelinmesi Sorumluluk Doğurur mu?
Somut duruma göre evet.
Örneğin İngiliz hasta burun estetiği sonrasında oteline dönmüş ve aracı kuruluşa:
“Nefes alamıyorum ve ciddi kanamam var.”
şeklinde mesaj göndermiş olabilir.
Aracı kuruluşun görevi tıbbi teşhis koymak değildir.
Ancak sağlık tesisi organizasyonunu yapan kuruluşun hastanın acil sağlık hizmetine erişimini engellemesi, yanlış yönlendirmesi veya ciddi belirtileri hiçbir işlem yapmadan görmezden gelmesi kendi hizmet kusuru bakımından değerlendirilebilir.
Özellikle hastanın sağlık kuruluşuna yeniden ulaştırılması gereken bir durumda transfer ve koordinasyon hizmetinin sağlanmaması zarar ile bağlantılı hâle gelebilir.
Aracı Kuruluşun Şikâyetleri Değerlendirme Yükümlülüğü Var mı?
Evet.
Güncel Yönetmelik sağlık tesisleri ve aracı kuruluşların sağlık turizmi alanında yapılan bütün şikâyetleri değerlendirmesini, düzeltici ve önleyici faaliyet gerçekleştirmesini ve gerekli iyileştirmeleri yapmasını zorunlu tutmaktadır.
Bu nedenle aracı kuruluşun:
“Ameliyat bitti, bundan sonra doktorla görüşün.”
diyerek hastanın bütün şikâyetlerini sistematik şekilde görmezden gelmesi mevzuatın öngördüğü hizmet anlayışıyla bağdaşmayabilir.
Otel ve Transfer Hizmetlerindeki Sorunlardan Kim Sorumludur?
Aracı kuruluşun sorumluluğu yalnızca sağlık hizmetiyle bağlantılı değildir.
Yönetmeliğe göre aracı kuruluşların konaklama, ulaşım ve transfer hizmetlerini, kural olarak 1618 sayılı Kanun kapsamında yetkili seyahat acentaları üzerinden sağlamaları gerekir. Aracı kuruluşun kendisi yetkili seyahat acentasıysa bu hizmetleri doğrudan verebilir.
Örneğin;
- havaalanından transferin hiç yapılmaması,
- engelli hastaya uygun araç sağlanmaması,
- vaat edilen otelin sağlanmaması,
- ameliyat sonrası hastanın güvenli transferinin organize edilmemesi
aracılık sözleşmesinin ihlali kapsamında ayrıca değerlendirilebilir.
Sağlık Turizmi Paketindeki Hizmetler Eksik Verilirse Para İadesi İstenebilir mi?
Evet.
Hasta örneğin 12.000 euro karşılığında;
- ameliyat,
- 7 gece otel,
- VIP transfer,
- tercüman,
- ilaçlar,
- iki kontrol muayenesi
içeren paket satın almış olabilir.
Ancak şirket yalnızca ameliyat ve üç gecelik konaklama sağlamış olabilir.
Bu durumda hastanın ayıplı veya eksik ifa nedeniyle;
- verilmeyen hizmet bedellerinin iadesini,
- kendisinin yapmak zorunda kaldığı ek harcamaları,
- şartları varsa başka zararlarını
talep etmesi mümkün olabilir.
Bu tür uyuşmazlıklarda teklif belgesi, WhatsApp mesajları ve ödeme kayıtları önemlidir.
Sağlık Turizmi Aracı Kuruluşunun Hastadan Aldığı Tüm Parayı Hastaneye Aktarmaması Ne Sonuç Doğurur?
Uygulamada hasta toplam bedeli aracı şirkete ödemekte, şirket ise hastaneye daha düşük bir tutar aktarmaktadır.
Bu yapı tek başına hukuka aykırılık anlamına gelmez. Aracı kuruluşun kendi hizmet bedeli veya komisyonu bulunabilir.
Ancak hastaya;
“Bu ücretin tamamı ameliyat bedelidir.”
denilmiş ve gerçek fiyatlandırma gizlenmişse durum farklı değerlendirilebilir.
Ayrıca hastanın ödediği bedelin karşılığında hangi sağlık ve aracılık hizmetlerinin sağlanacağı açıkça belirlenmelidir.
Uyuşmazlık hâlinde;
- faturayı kimin kestiği,
- hangi tutarı kimin tahsil ettiği,
- hastane ile aracı arasındaki sözleşme,
- hastaya verilen teklif
incelenmelidir.
Yabancı Hastaya Ayrıntılı Fatura Verilmek Zorunda mı?
Güncel sağlık turizmi Yönetmeliğine göre sağlık tesisi, sağlık turizmi kapsamında hizmet alan hasta için satış fişi veya fatura düzenlemek zorundadır.
Ayrıca faturanın ekinde;
- hastaya verilen sağlık hizmetlerinin ayrıntılı dökümü,
- bu hizmetlerin birim fiyatları
gösterilmelidir.
Bu nedenle yabancı hastaya yalnızca:
“Package price: 8,000 EUR”
şeklinde tek satırlık bir ödeme belgesi verilmişse özellikle sağlık hizmeti bedelinin ayrıntısı ayrıca talep edilmelidir.
Aracı kuruluşun kendi aracılık hizmetlerine ilişkin ücretlendirmesi ise ayrıca incelenmelidir.
Aracı Kuruluş Yanlış Fiyat Bilgisi Verirse Sorumlu Olabilir mi?
Evet.
Aracı kuruluş hastaya örneğin:
“Bu ücret her şey dâhil, Türkiye’de hiçbir ek ödeme yapmayacaksınız.”
şeklinde garanti vermiş olabilir.
Hasta Türkiye’ye geldikten sonra hastane;
- anestezi,
- implant,
- kan tahlili,
- ikinci gece yatış,
- ek operasyon
için ilave ödeme talep etmişse, hastaya verilen teklif ve gerçek hizmet şartları karşılaştırılmalıdır.
Aracı kuruluşun yanıltıcı fiyatlandırması nedeniyle hastanın zarara uğraması kendi sözleşmesel sorumluluğunu doğurabilir.
Aracı Kuruluş İndirim ve Kampanya Reklamı Yapabilir mi?
Güncel 12 Kasım 2025 tarihli Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik, uluslararası sağlık turizmi alanında bazı özel tanıtım imkânları tanımaktadır.
Yetkili sağlık tesisi ve aracı kuruluşlar, belirlenen şartlarla yurt dışına yönelik sponsorlu tanıtım yapabilir. Ayrıca sağlık turizmi kapsamında indirim, kampanya ve rekabetçi fiyat duyurularına belirli koşullarla izin verilmektedir.
Ancak bu serbesti;
- gerçek dışı başarı oranları,
- garanti sonuç,
- yanıltıcı doktor tanıtımı,
- sağlık tesisiymiş gibi görünme
hakkı vermez.
Aracı kuruluş özellikle kendisinin yalnızca aracı olduğunu açık tutmalıdır.
Sosyal Medyadaki “Before-After” Paylaşımları Sorumlulukta Önemli Olabilir mi?
Evet.
Sağlık turizmi hastaları çoğu zaman tedavi kararını Instagram, TikTok veya Google reklamları üzerinden vermektedir.
Hastaya;
- yalnızca en başarılı vakaların gösterilmesi,
- fotoğrafların yanıltıcı biçimde değiştirilmesi,
- başkasına ait sonucun ilgili doktorun sonucu gibi sunulması,
- hastanın mutlaka aynı sonucu elde edeceği izleniminin verilmesi
tazminat uyuşmazlığında dikkate alınabilir.
Aracı kuruluşun verdiği bilgiler hastanın sözleşme kurma kararında etkili olmuşsa reklam materyalleri delil niteliği taşıyabilir.
Hastaya Yanlış Tıbbi Bilgi Veren Satış Temsilcisi Nedeniyle Şirket Sorumlu Olabilir mi?
Evet.
Sağlık turizmi şirketlerinde yabancı hastalarla çoğu zaman doktor değil “patient coordinator”, “medical consultant” veya satış temsilcisi görüşmektedir.
Bu kişilerin;
- teşhis koyması,
- ameliyatın uygunluğunu kesin biçimde değerlendirmesi,
- tıbbi riskleri küçümsemesi,
- doktor yerine sonuç garantisi vermesi
ciddi sorun yaratabilir.
Örneğin hasta:
“Daha önce pulmoner emboli geçirdim, bu ameliyat benim için güvenli mi?”
diye sorduğunda satış temsilcisinin:
“Hiç sorun değil, kesinlikle güvenli.”
cevabını vermesi farklı bir hukuki durum yaratır.
Sağlık hizmetinin tıbbi uygunluğuna ilişkin değerlendirme yetkili sağlık meslek mensupları tarafından yapılmalıdır.
Aracı şirket personelinin yetkisini aşarak tıbbi yönlendirme yapması ve hastanın bu nedenle zarar görmesi şirketin sorumluluğunu gündeme getirebilir.
Doktor Son Anda Değiştirilirse Aracı Kuruluş Sorumlu Olabilir mi?
Somut olayın şartlarına göre evet.
Hasta belirli bir cerrah için Türkiye’ye gelmiş olabilir.
Aracı kuruluş;
“Operasyonunuzu Dr. X gerçekleştirecek.”
şeklinde söz vermiş, ancak hastanın bilgisi olmaksızın operasyon Dr. Y tarafından yapılmışsa sözleşmeye aykırılık gündeme gelebilir.
Özellikle hastanın doktorun mesleki tecrübesine güvenerek hizmeti satın aldığı ispatlanabiliyorsa bu husus önemlidir.
Aracı Kuruluş Tedavinin Başarısız Olması Hâlinde Ücretsiz Revizyon Sağlamak Zorunda mı?
Her olayda otomatik bir ücretsiz revizyon yükümlülüğü bulunduğu söylenemez.
Ancak aracı kuruluş veya sağlık tesisi satış sırasında:
“Herhangi bir sorun olursa ücretsiz revizyon yapacağız.”
şeklinde açık taahhütte bulunmuşsa bu vaat sözleşmenin bir parçası hâline gelebilir.
Daha sonra hastanın makul revizyon talebinin hiçbir gerekçe olmaksızın reddedilmesi sözleşmeye aykırılık olarak değerlendirilebilir.
Bu nedenle özellikle sağlık turizmi uyuşmazlıklarında “warranty” veya “revision guarantee” belgeleri ve WhatsApp mesajları incelenmelidir.
Hasta Türkiye’den Ayrıldıktan Sonra Aracı Kuruluşun Sorumluluğu Sona Erer mi?
Her durumda hayır.
Yönetmeliğin sorumluluk hükmü sağlık turistinin Türkiye’de bulunduğu süreyi özel olarak düzenlemektedir.
Ancak taraflar arasındaki sözleşmede;
- uzaktan takip,
- kontrol organizasyonu,
- revizyon,
- sonuç takibi,
- yabancı ülkeden sağlık kuruluşuyla iletişimin sürdürülmesi
gibi hizmetler vaat edilmiş olabilir.
Bu durumda hastanın ülkesine dönmesi sözleşmeden doğan yükümlülükleri kendiliğinden sona erdirmez.
Ayrıca Türkiye’de gerçekleştirilen önceki hukuka aykırı davranış nedeniyle ortaya çıkan tazminat sorumluluğu da hastanın ülkeden ayrılmasıyla ortadan kalkmaz.
Sağlık Turizmi Aracı Kuruluşu Kişisel Sağlık Verilerinden Sorumlu mudur?
Evet, kendi veri işleme faaliyetleri ölçüsünde önemli KVKK yükümlülükleri doğabilir.
Sağlık turizmi şirketleri hastadan sıklıkla;
- pasaport,
- fotoğraf,
- tıbbi rapor,
- hastalık geçmişi,
- kan tahlilleri,
- röntgenler,
- vücut fotoğrafları
istemektedir.
Sağlık bilgileri KVKK kapsamında özel nitelikli kişisel veridir.
Bu nedenle hastanın sağlık raporunun WhatsApp gruplarında kontrolsüz şekilde paylaşılması, yetkisiz kişilere gönderilmesi veya başka amaçlarla kullanılması veri koruma sorumluluğu doğurabilir.
Sağlık turizmi aracı kuruluşunun hasta verilerini hangi sıfatla ve hangi hukuki sebebe dayanarak işlediği ayrıca incelenmelidir.
Aracı Kuruluş Hasta Fotoğraflarını Reklamda Kullanabilir mi?
Hastanın tedavi öncesi ve sonrası görüntülerinin reklam veya tanıtım amacıyla kullanılması, sağlık mevzuatı yanında kişisel verilerin korunması ve kişilik hakları bakımından da ciddi yükümlülükler doğurur.
Özellikle yüz veya vücut görüntüsünden hasta belirlenebiliyorsa açık rıza ve sağlık tanıtım mevzuatındaki kurallar ayrıca değerlendirilmelidir.
Hastanın:
“Tedavi için fotoğraf göndermesi”
ile
“Bu fotoğrafın Instagram reklamında kullanılmasına izin vermesi”
aynı şey değildir.
Aracı Kuruluşun Tüketici Hukuku Bakımından Sorumluluğu Var mı?
Yabancı hasta sağlık hizmetini kişisel amacıyla satın alıyorsa somut olayda tüketici işlemi hükümleri gündeme gelebilir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, tüketici ile ticari veya mesleki amaçla hareket eden hizmet sağlayıcı arasındaki sözleşmeleri geniş biçimde kapsamaktadır.
Aracı kuruluş hastaya doğrudan;
- danışmanlık,
- organizasyon,
- transfer,
- konaklama,
- tercümanlık
hizmeti satıyorsa bu hizmetlerin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi tüketici hukuku bakımından ayıplı hizmet niteliğinde değerlendirilebilir.
Bu durumda hastanın somut olaya göre;
- hizmetin yeniden görülmesini,
- ayıp oranında bedel indirimini,
- sözleşmeden dönmeyi,
- ödediği bedelin iadesini,
- ayrıca uğradığı zararların tazminini
talep etmesi gündeme gelebilir.
Aracı Kuruluşla Hastane Birlikte Dava Edilebilir mi?
Somut olayın özelliklerine göre evet.
Örneğin hasta;
- İngiltere’deki sağlık turizmi şirketinin reklamını görmüş,
- bütün parasını aracı kuruluşa ödemiş,
- doktor ve hastaneyi aracı kuruluş seçmiş,
- tüm iletişimi aracı kuruluş yürütmüş,
- Türkiye’de hastanede hatalı ameliyat olmuş,
- komplikasyon sonrasında aracı şirket kendisine yardım etmemiş
olabilir.
Bu durumda yalnızca doktora karşı dava açılması her zaman yeterli olmayabilir.
Olası sorumlular;
- doktor,
- özel hastane,
- sağlık şirketi,
- sağlık turizmi aracı kuruluşu
bakımından ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Ancak bu kişilerin tamamının her zarar kaleminden otomatik olarak müteselsilen sorumlu olduğu varsayılmamalıdır. Her birinin fiili, sözleşmedeki konumu, kusuru ve zarar ile bağlantısı ortaya konulmalıdır.
Aracı Kuruluş “Sözleşmede Sorumlu Değiliz” Diyebilir mi?
Sözleşmede bu tür hükümler bulunabilir.
Örneğin sağlık turizmi şirketi sözleşmeye:
“Tıbbi işlemlerden hiçbir şekilde şirketimiz sorumlu değildir.”
şeklinde hüküm koymuş olabilir.
Ancak bu madde tek başına her durumda sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Aracı kuruluşun kendi;
- yanlış bilgilendirmesi,
- sözleşmeye aykırı davranışı,
- ağır kusuru,
- yanıltıcı reklamı,
- yanlış organizasyonu
nedeniyle doğan sorumluluğunu sınırsız biçimde bertaraf eden hükümler genel borçlar hukuku ve tüketici hukuku bakımından ayrıca incelenmelidir.
Özellikle standart sözleşmelerde tüketici aleyhine ağır dengesizlik yaratan hükümler haksız şart denetimine konu olabilir.
Hastanın Ödemeyi Başka Bir Şirkete Yapması Neden Önemlidir?
Sağlık turizmi dosyalarında marka ile sözleşme tarafı birbirinden farklı olabilir.
Örneğin hasta “ABC Hair Clinic” markasına başvurmuş ancak ödemeyi;
XYZ Tourism Consulting Ltd.
isimli şirkete yapmış olabilir.
Ameliyat ise farklı bir hastanede gerçekleştirilmiş olabilir.
Bu nedenle uyuşmazlık çıktığında;
- internet sitesinin sahibi,
- ödeme alan şirket,
- faturayı düzenleyen kuruluş,
- sağlık tesisi,
- doktor,
- aracı kuruluş
tek tek belirlenmelidir.
Sadece Instagram’da kullanılan marka adına göre dava açılması taraf teşkilinde ciddi hatalara yol açabilir.
Sağlık Turizmi Aracı Kuruluşuna Karşı Türkiye’de Dava Açılabilir mi?
Aracı kuruluş Türkiye’de kuruluysa Türkiye’de dava açılması genel olarak mümkündür.
Yabancı hastanın Türkiye’de ikamet etmemesi dava açmasına engel değildir.
Uyuşmazlığın tüketici işlemi niteliğinde olması hâlinde görevli mahkeme ve zorunlu arabuluculuk hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Dava yabancılık unsuru taşıdığından uygulanacak hukuk ve milletlerarası yetki bakımından 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun hükümlerinin de incelenmesi gerekir.
Yabancı Hasta Türkiye’ye Gelmeden Dava Açabilir mi?
Çoğu durumda hasta Türkiye’de avukata usulüne uygun vekâletname vererek süreci vekili aracılığıyla yürütebilir.
Bu nedenle yalnızca dava açmak için Türkiye’ye gelmesi genellikle gerekli değildir.
Ancak bedensel zarar nedeniyle bilirkişi muayenesi gerekirse ilerleyen aşamada hastanın Türkiye’ye gelmesi gerekebilir.
Aracı kuruluşa ilişkin yalnızca;
- yanlış bilgilendirme,
- eksik paket,
- bedel iadesi,
- sözleşmeye aykırılık
uyuşmazlığı bulunuyorsa fiziksel muayeneye ihtiyaç duyulmaması da mümkündür.
Sağlık Bakanlığına Şikâyet Edilebilir mi?
Evet.
Sağlık turizmi aracı kuruluşları yetkilendirme ve denetim sistemine tabidir.
Sağlık turizmi mevzuatına aykırı faaliyet;
- yetki belgesinin bulunmaması,
- yetkisiz şube işletilmesi,
- hizmet standartlarına uyulmaması,
- mevzuata aykırı tanıtım,
- şikâyet sisteminin işletilmemesi
gibi hâllerde Sağlık Bakanlığı ve ilgili idari makamlar nezdinde şikâyet konusu olabilir.
Sağlık Bakanlığının Sağlık Turizmi Daire Başkanlığı güncel olarak yetkili aracı kuruluş ve sağlık tesislerinin listelerini yayımlamaya devam etmektedir.
Ancak idari şikâyet hastaya kendiliğinden maddi veya manevi tazminat ödenmesini sağlamaz.
Tazminat için ayrıca özel hukuk yollarına başvurulması gerekir.
Aracı Kuruluşun Reklamı Mevzuata Aykırıysa Nereye Şikâyet Edilebilir?
Sağlık turizmi aracı kuruluşlarının reklam ve tanıtımları Sağlık Bakanlığının güncel sağlık hizmetlerinde tanıtım mevzuatına tabidir.
12 Kasım 2025 tarihli Yönetmelik uluslararası sağlık turizmi aracı kuruluşlarını doğrudan kapsamına almaktadır.
Bu nedenle;
- sağlık tesisiymiş gibi reklam yapılması,
- yanıltıcı sağlık vaatleri,
- mevzuata aykırı hasta görüntüsü kullanımı,
- yetkisiz tıbbi hizmet izlenimi
Sağlık Bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğü nezdinde şikâyet konusu olabilir.
Reklam ticari nitelikteyse somut olaya göre tüketici mevzuatı ve Reklam Kurulu süreci de ayrıca değerlendirilebilir.
Aracı Kuruluşun Kusuru Nedeniyle Hangi Zararlar Talep Edilebilir?
Somut olayda illiyet bağı kurulabilmesi şartıyla hasta;
- aracı kuruluşa ödediği hizmet bedelini,
- verilmeyen hizmetlerin karşılığını,
- ek otel ve ulaşım giderlerini,
- yeni uçak bileti masraflarını,
- yanlış yönlendirme nedeniyle ortaya çıkan ek tedavi giderlerini,
- yeniden Türkiye’ye geliş masraflarını,
- belgelenebilen kazanç kaybını
talep edebilir.
Aracı kuruluşun davranışı bedensel zararın oluşmasına veya ağırlaşmasına katkıda bulunmuşsa daha geniş maddi zararlar ile manevi tazminatın da değerlendirilmesi mümkündür.
Manevi Tazminat Aracı Kuruluştan da İstenebilir mi?
Şartları varsa mümkündür.
Ancak aracı kuruluşun varlığı tek başına manevi tazminat sorumluluğu doğurmaz.
Örneğin şirketin ağır şekilde yanlış yönlendirmesi veya hastanın ciddi sağlık sorununa rağmen yardım sağlamaması sonucunda kalıcı zarar ağırlaşmışsa, olayın niteliğine göre kişilik hakkı ve beden bütünlüğünün ihlalinden kaynaklanan manevi tazminat sorumluluğu tartışılabilir.
Bunun için aracı kuruluşun eylemiyle zarar arasında somut bağlantı kurulması gerekir.
Sağlık Turizmi Aracı Kuruluşuna Karşı Davada Hangi Deliller Önemlidir?
Bu davalarda özellikle şu deliller saklanmalıdır:
- Aracı kuruluşla yapılan sözleşme,
- Tedavi paketi veya fiyat teklifi,
- Fatura ve ödeme dekontları,
- WhatsApp görüşmeleri,
- E-postalar,
- Sesli görüşmelere ilişkin hukuka uygun kayıt ve belgeler,
- Doktor hakkında gönderilen bilgiler,
- Tedavi öncesi verilen vaatler,
- Reklam ekran görüntüleri,
- Instagram ve internet sitesi içerikleri,
- Transfer ve otel rezervasyonları,
- Tercüman yazışmaları,
- Hastane ve doktor bilgileri,
- Sağlık turizmi yetki belgesi,
- Hastanın şikâyetlerine verilen cevaplar,
- Komplikasyon sonrasında yapılan yazışmalar,
- Hastanın başka sağlık kuruluşunda yaptırdığı tedavilere ilişkin kayıtlar.
Özellikle WhatsApp yazışmaları önemlidir. Çünkü sağlık turizmi satışlarında sözleşmede bulunmayan birçok vaat satış temsilcileri tarafından mesaj yoluyla verilmektedir.
Hastaya Yapılan Vaatler Sonradan Silinirse Ne Yapılabilir?
Uyuşmazlık ortaya çıktığında aracı kuruluşun internet sitesi veya sosyal medya hesaplarındaki içerikler değiştirilebilir.
Bu nedenle ciddi bir uyuşmazlıkta;
- ilgili internet sayfalarının,
- reklamların,
- kampanya içeriklerinin,
- WhatsApp yazışmalarının
erken aşamada korunması gerekir.
Gerekli durumlarda noter veya mahkeme yoluyla delil tespiti imkânı değerlendirilebilir.
Aracı Kuruluşla İmzalanan İngilizce Sözleşme Türkiye’de Geçerli mi?
Sözleşmenin İngilizce olması tek başına geçersizlik nedeni değildir.
Ancak yabancı hasta hangi hükümlere onay verdiğini anlayabilmelidir.
Sözleşmedeki;
- uygulanacak hukuk,
- yetkili mahkeme,
- iptal ve iade,
- revizyon garantisi,
- aracı kuruluşun sorumluluğu,
- sağlık tesisi bilgileri
özellikle incelenmelidir.
Standart sözleşmede hastanın temel haklarını ölçüsüz biçimde sınırlayan hükümler varsa tüketici hukuku açısından ayrıca değerlendirme yapılabilir.
Sağlık Turizmi Aracı Kuruluşları İçin En Büyük Hukuki Risk Nedir?
En büyük hata, kuruluşun kendisini yalnızca bir “lead generation” veya pazarlama şirketi olarak görmesi ancak fiilen sağlık hizmeti satışının tamamını yönetmesidir.
Örneğin şirket;
- hastayı reklamla buluyor,
- tıbbi fotoğraflarını alıyor,
- hangi operasyonun yapılacağını söylüyor,
- doktoru seçiyor,
- fiyatı belirliyor,
- bütün parayı tahsil ediyor,
- hastaneyi organize ediyor,
- tercümanı sağlıyor,
- operasyon sonrasındaki sorunları yönetiyor
ancak sözleşmeye:
“Biz sadece aracıyız.”
yazıyor olabilir.
Mahkeme sorumluluğu değerlendirirken yalnızca şirketin kendi sözleşmesinde kullandığı etikete değil, fiilen üstlendiği role bakacaktır.
Bu nedenle sağlık turizmi şirketlerinin sözleşme, reklam ve operasyon modellerinin gerçek faaliyetleriyle uyumlu olması gerekir.
Sonuç
Sağlık turizmi aracı kuruluşlarının hastaya karşı önemli hukuki sorumlulukları bulunmaktadır.
26 Nisan 2025 tarihli Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik, aracı kuruluşu yalnızca müşteri bulan bir reklam şirketi olarak değil; sağlık turisti bakımından danışmanlık, sağlık tesisi organizasyonu, konaklama, ulaşım ve transfer hizmetleri sağlayan yetkili kuruluş olarak tanımlamaktadır.
Bu nedenle aracı kuruluş;
- hastayı yanlış sağlık kuruluşuna yönlendirmiş,
- doktorun uzmanlığı konusunda yanıltmış,
- gerçek dışı tıbbi sonuç vaatlerinde bulunmuş,
- tercüme hizmetini hatalı gerçekleştirmiş,
- vaat edilen paket hizmetlerini sunmamış,
- ameliyat sonrasında ciddi yardım taleplerini görmezden gelmiş
ise kendi fiillerinden kaynaklanan hukuki sorumluluğu gündeme gelebilir.
Bununla birlikte aracı kuruluşun sağlık tesisindeki her tıbbi hatadan otomatik olarak sorumlu olduğu şeklinde bir yaklaşım doğru değildir. Güncel Yönetmelik de sorumluluğu “sunulan hizmetin türüne bağlı olarak” düzenlemektedir. Dolayısıyla doktor, sağlık tesisi ve aracı kuruluşun sorumlulukları ayrı ayrı belirlenmelidir.
Ağustos 2026 itibarıyla Danıştay’ın yürütmenin durdurulması kararları da dikkate alınmalıdır. Yönetmelikte sağlık tesisi ve aracı kuruluşların sorumluluğunu düzenleyen hükümde yer alan “komplikasyon” ibaresinin yürütmesi durdurulmuştur. Bu nedenle aracı kuruluşların her komplikasyondan doğrudan sorumlu tutulacağı yönünde kategorik bir değerlendirme yapılmamalıdır.
Buna karşılık aracı kuruluşun yanlış veya eksik hizmetinden doğan sözleşmesel sorumluluğu devam eder.
Özellikle aracı kuruluşun hastayı tıbbi açıdan yanlış yönlendirmesi, sağlık tesisi olmadığı hâlde kendisini klinik gibi tanıtması veya hastaya gerçeğe aykırı sonuç vaatlerinde bulunması ayrıca önemlidir. Güncel sağlık tanıtım mevzuatında da aracı kuruluşun faaliyetlerini aracılık hizmetleriyle sınırlı biçimde tanıtması ve sağlık tesisi izlenimi vermemesi açıkça öngörülmektedir.
Sağlık turizmi hastası bakımından bir uyuşmazlık ortaya çıktığında yalnızca ameliyatı gerçekleştiren doktor araştırılmamalıdır. Şu zincirin tamamı incelenmelidir:
Reklamı kim yaptı → hastaya hangi vaatlerde bulunuldu → parayı kim aldı → sağlık tesisini kim seçti → doktoru kim tanıttı → tercümeyi kim yaptı → tedavi sonrası organizasyonu kim üstlendi → zarar ortaya çıktığında kim nasıl davrandı?
Bu inceleme sonucunda doktor, hastane ve sağlık turizmi aracı kuruluşunun sorumluluk alanları birbirinden ayrılabilir.
Özellikle yabancı hastanın bütün organizasyonu tek bir sağlık turizmi şirketinden satın aldığı dosyalarda sözleşmeler, ödeme kayıtları, WhatsApp yazışmaları, reklam içerikleri, sağlık turizmi yetki belgesi, sağlık tesisiyle yapılan protokol ve komplikasyon sonrasında gerçekleştirilen iletişimlerin mümkün olduğunca erken aşamada toplanması büyük önem taşır.
Sonuç olarak sağlık turizmi aracı kuruluşlarının sözleşmeye yalnızca “biz aracıyız ve tıbbi sonuçlardan sorumlu değiliz” yazması her durumda yeterli bir koruma sağlamaz. Kuruluşun fiilen üstlendiği hizmet, hastaya yaptığı açıklamalar, hizmet sunumundaki kusuru ve bu davranışların meydana gelen zararla bağlantısı somut olarak incelenerek bedel iadesi, maddi tazminat ve şartları oluşmuşsa manevi tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir.