Hukuk Makaleleri

Dolandırıcılıkla Devredilen Tapu İçin Hangi Davalar Açılabilir?

Bir taşınmazın hile, aldatma, sahte belge, sahte vekâletname, güven ilişkisinin kötüye kullanılması veya başka bir dolandırıcılık yöntemiyle el değiştirmesi, malik açısından son derece ciddi sonuçlar doğurabilir. Ancak tapunun başka bir kişinin adına geçirilmiş olması, her durumda taşınmazın geri alınamayacağı anlamına gelmez.

Türk hukukunda işlemin nasıl gerçekleştirildiğine, taşınmazın hâlen kimin adına kayıtlı olduğuna ve taşınmazı sonradan devralan üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmadığına göre tapu iptal ve tescil davası, tapu sicilinin düzeltilmesi davası, tazminat davası ve ceza soruşturması gibi farklı hukuki yollar gündeme gelebilir.

Özellikle taşınmaz üçüncü kişilere tekrar devredilmişse uyuşmazlığın çözümünde Türk Medeni Kanunu’nun 1023 ve 1024. maddelerinde düzenlenen iyi niyet ve tapu siciline güven ilkesi belirleyici hâle gelir. TMK m.1023, tapu kaydına iyi niyetle güvenerek ayni hak kazanan üçüncü kişiyi korurken; TMK m.1024, yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken kişinin bu korumadan yararlanamayacağını düzenlemektedir.

Bu nedenle dolandırıcılıkla gerçekleştirilen tapu devirlerinde hızlı hareket edilmesi ve taşınmazın tekrar devredilmesini engellemek amacıyla ihtiyati tedbir talep edilmesi büyük önem taşımaktadır.

Tapu Dolandırıcılığı Nedir?

“Tapu dolandırıcılığı” Türk Medeni Kanunu’nda ayrıca tanımlanmış özel bir dava türü değildir. Uygulamada bu ifade; taşınmaz malikinin hileli davranışlarla kandırılması veya iradesi dışında taşınmazının başka bir kişiye geçirilmesi sonucunu doğuran işlemleri ifade etmek için kullanılmaktadır.

Örneğin;

  • kişiye farklı bir belge imzaladığı söylenerek taşınmaz satış işlemi yaptırılması,
  • satış bedelinin ödeneceği söylenmesine rağmen baştan itibaren ödeme niyeti bulunmaması,
  • sahte kimlik kullanılması,
  • sahte vekâletname düzenlenmesi,
  • verilen vekâletnamenin amacı dışında kullanılması,
  • yaşlı veya hukuki işlemleri anlamakta zorlanan kişilerin kandırılması,
  • taşınmazın geçici olarak devredileceği söylenmesine rağmen üçüncü kişilere satılması,
  • satış yerine teminat amacıyla işlem yapıldığı söylenerek mülkiyetin geçirilmesi,
  • aile veya güven ilişkisi kullanılarak malik adına taşınmazın devredilmesi

gibi çok farklı olaylarla karşılaşılabilir.

Her olayın hukuki sebebi aynı değildir. Bu nedenle açılacak dava yalnızca “dolandırıcılık” olarak isimlendirilmez; somut olaya göre hile, yolsuz tescil, vekâlet görevinin kötüye kullanılması, sahtecilik, ehliyetsizlik, muvazaa veya inançlı işlem gibi hukuki nedenlere dayanılması gerekebilir.

Hile ile Devredilen Tapu Geri Alınabilir mi?

Şartların bulunması hâlinde evet, dolandırıcılık veya hile yoluyla devredilen taşınmazın tapu kaydının iptali ve gerçek hak sahibi adına yeniden tescili talep edilebilir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 36. maddesine göre, taraflardan biri diğer tarafın aldatması sonucunda sözleşme yapmışsa yanılması esaslı olmasa dahi sözleşmeyle bağlı değildir. Üçüncü kişinin aldatması söz konusuysa karşı tarafın aldatmayı bildiği veya bilebilecek durumda olduğu hâllerde de sözleşmenin bağlayıcılığı ortadan kalkabilir.

Bununla birlikte tapu işlemlerinde yalnızca taraflar arasındaki sözleşmenin geçerliliği değil, tapu sicilindeki tescilin hukuki durumu ve varsa sonraki maliklerin iyiniyeti de değerlendirilmelidir.

Dolayısıyla “Beni kandırdılar, tapumu aldılar.” şeklindeki bir olayda ilk yapılması gereken, taşınmazın güncel tapu kaydının ve tüm tedavüllerinin incelenmesidir.

Dolandırıcılıkla Devredilen Tapu İçin Tapu İptal ve Tescil Davası Açılabilir mi?

Dolandırıcılıkla gerçekleştirilen taşınmaz devirlerinde en önemli hukuk davası çoğu zaman tapu iptal ve tescil davasıdır.

Türk Medeni Kanunu’nun 1025. maddesine göre, bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya bir tescil yolsuz olarak değiştirilmiş ya da terkin edilmişse, bundan dolayı ayni hakkı zarar gören kişi tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir. Uygulamada bu talep çoğunlukla “tapu iptal ve tescil davası” olarak ileri sürülmektedir.

Dava sonucunda mahkeme dolandırıcılık veya hukuka aykırı işlem nedeniyle tescilin yolsuz olduğuna kanaat getirirse mevcut tapu kaydının iptal edilmesine ve şartları varsa taşınmazın davacı adına tesciline karar verebilir.

Ancak taşınmazın dava tarihindeki malikinin kim olduğu son derece önemlidir.

Taşınmaz Hâlâ Dolandırıcılığı Yapan Kişinin Üzerindeyse Ne Olur?

Taşınmaz, malikini aldatarak devralan kişinin üzerinde bulunmaya devam ediyorsa hukuki durum genellikle daha elverişlidir.

Örneğin A’nın hileyle kandırılarak taşınmazını B’ye devrettiğini ve B’nin taşınmazı henüz başka bir kişiye satmadığını düşünelim.

Bu durumda A, şartları varsa B’ye karşı hile ve yolsuz tescil hukuki nedenlerine dayanarak tapu iptal ve tescil davası açabilir.

TMK m.1023’teki iyiniyetli üçüncü kişiyi koruyan düzenleme, kural olarak yolsuz işlemin doğrudan tarafı olan ilk el açısından aynı biçimde uygulanmaz. Yargıtay uygulamasında da yetkisiz işlem sonucu yapılan ilk tescilin yolsuz olduğu ve ilk el konumundaki kişinin TMK m.1023 korumasından yararlanamayacağı kabul edilen kararlar bulunmaktadır.

Asıl sorun çoğunlukla taşınmazın başka kişilere devredilmiş olması hâlinde ortaya çıkmaktadır.

Dolandırıcılıkla Alınan Tapu Üçüncü Kişiye Satılırsa Ne Olur?

Tapu dolandırıcılığı uyuşmazlıklarının en kritik noktası budur.

Örneğin:

Gerçek malik A → dolandırıcı B → üçüncü kişi C

şeklinde bir devir zinciri meydana gelmiş olabilir.

Bu durumda yalnızca B’nin gerçekleştirdiği ilk işlemin hukuka aykırı olduğunun ispatlanması her zaman taşınmazın C’den geri alınabilmesi için yeterli değildir.

Türk Medeni Kanunu m.1023 uyarınca tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin kazanımı korunmaktadır.

Buna karşılık TMK m.1024 uyarınca bir ayni hakkın yolsuz tescil edildiğini bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.

Dolayısıyla C’nin iyi veya kötü niyetli olması davanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.

Üçüncü Kişinin Kötü niyetli Olduğu Nasıl İspatlanır?

Üçüncü kişinin dolandırıcılıktan haberdar olup olmadığı her zaman doğrudan bir belgeyle ispatlanamayabilir. Bu nedenle mahkeme somut olayın bütün özelliklerini birlikte değerlendirir.

Yargıtay da üçüncü kişinin iyi niyetinin yüzeysel ve şekilci bir incelemeyle kabul edilmemesi, somut olaydaki bütün delillerin değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Örneğin;

  • alıcı ile dolandırıcılığı gerçekleştiren kişi arasındaki akrabalık,
  • ortaklık veya yakın arkadaşlık ilişkisi,
  • taşınmazın gerçek değerinin çok altında satılması,
  • çok kısa süre içerisinde art arda yapılan devirler,
  • satış bedelinin gerçekte ödenmemesi,
  • aynı kişiler arasında başka şüpheli işlemlerin bulunması,
  • tarafların birlikte hareket ettiğini gösteren mesaj ve yazışmalar,
  • banka hareketleri,
  • taşınmazın fiilî durumunun bilinmesi,
  • alıcının olağan bir alıcının göstermesi gereken özeni göstermemesi

gibi hususlar kötü niyet değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

Nitekim Yargıtay’ın bir kararında 75.000 TL değer biçilen taşınmazın 12.000 TL bedelle alınması da son malikin kötü niyetli olduğunun değerlendirilmesinde dikkate alınmış ve tapu iptal ve tescil talebinin kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Bu nedenle tapu dolandırıcılığı davalarında yalnızca tapu senedinin değil, taraflar arasındaki ekonomik ve kişisel ilişkilerin de araştırılması gerekir.

İyiniyetli Üçüncü Kişiye Devredilen Tapu Geri Alınabilir mi?

TMK m.1023 kapsamında gerçek anlamda iyiniyetli olan ve tapu sicilindeki kayda güvenerek taşınmazı edinen üçüncü kişinin kazanımı kural olarak korunmaktadır.

Bu durum, dolandırıcılık mağduru açısından son derece önemli bir sonuç doğurabilir.

Taşınmaz gerçekten iyiniyetli bir üçüncü kişiye geçmiş ve TMK m.1023 şartları gerçekleşmişse tapu iptal ve tescil talebi sonuçsuz kalabilir. Ancak bu durumda mağdurun bütün hukuki hakları ortadan kalkmaz.

Olayın özelliklerine göre;

  • dolandırıcılığı gerçekleştiren kişiye karşı tazminat,
  • taşınmazın bedelinin tahsili,
  • haksız fiil tazminatı,
  • şartları oluşmuşsa tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan zarar nedeniyle Devlete karşı tazminat

gibi farklı yollar değerlendirilmelidir.

Bu nedenle tapu dolandırıcılığı dosyalarında dava hazırlanırken “öncelikle tapu iptal ve tescil, mümkün olmadığı takdirde bedel/tazminat” şeklinde terditli taleplerin somut olay bakımından mümkün olup olmadığı da değerlendirilmelidir.

Sahte Vekâletname ile Tapu Devredilmişse Hangi Dava Açılır?

Tapu dolandırıcılığının en ağır örneklerinden biri sahte vekâletname veya sahte kimlik kullanılarak taşınmazın devredilmesidir.

Gerçek malikin taşınmazın satışına ilişkin herhangi bir iradesi bulunmadığı hâlde sahte vekâletname kullanılmışsa tescilin hukuki sebebi bulunmayabilir ve yolsuz tescil gündeme gelebilir.

Bu durumda da TMK m.1025 kapsamında tapu sicilinin düzeltilmesi ve uygulamadaki adıyla tapu iptal ve tescil davası açılması değerlendirilebilir.

Ancak taşınmaz daha sonra üçüncü kişilere devredilmişse yine TMK m.1023 kapsamındaki iyi niyet korumasının ayrıca incelenmesi gerekir.

Bu nedenle sahte vekâletle gerçekleştirilen işlemlerde özellikle;

  • vekâletnamenin aslı,
  • noter kayıtları,
  • vekâletnamenin düzenlenme tarihi,
  • imza incelemeleri,
  • tapu müdürlüğü işlem dosyası,
  • taşınmazın sonraki devirleri

temin edilerek değerlendirilmelidir.

Gerçek Vekâletname Kötüye Kullanılarak Tapu Devredilmişse Ne Olur?

Her tapu dolandırıcılığında vekâletname sahte olmayabilir.

Malik gerçekten bir kişiye vekâletname vermiş; ancak vekil, kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak taşınmazı malikin menfaatine aykırı biçimde kendisine, yakınlarına veya birlikte hareket ettiği üçüncü kişilere devretmiş olabilir.

Bu durumda vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davası gündeme gelebilir.

Burada vekâletnamenin kapsamı kadar;

  • taşınmazın hangi bedelle satıldığı,
  • satış bedelinin malike ödenip ödenmediği,
  • alıcıyla vekil arasındaki ilişki,
  • vekilin işlemde malikin menfaatini gözetip gözetmediği,
  • üçüncü kişinin vekilin görevi kötüye kullandığını bilip bilmediği

önem taşır.

Dolayısıyla vekâletnamede “satış yetkisi” bulunması, vekilin gerçekleştirdiği her işlemi otomatik olarak hukuka uygun hâle getirmez.

Hile Nedeniyle Tapu İptal Davasında Süre Var mı?

Hileye dayalı uyuşmazlıklarda süre konusu son derece önemlidir.

Türk Borçlar Kanunu m.39 uyarınca aldatma nedeniyle sözleşme yapan kişi, aldatmayı öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse sözleşmeyi onamış sayılabilir. Kanun ayrıca, aldatmadan kaynaklanan sözleşmenin onanmış sayılmasının tazminat hakkını ortadan kaldırmayacağını düzenlemektedir.

Ancak her tapu iptal ve tescil davasında aynı süre uygulanmaz.

Davaya;

  • hile,
  • mutlak butlan,
  • ehliyetsizlik,
  • sahtecilik,
  • yolsuz tescil,
  • vekâlet görevinin kötüye kullanılması

gibi hangi hukuki sebebe dayanıldığına göre süre değerlendirmesi değişebilir.

Bu nedenle “Tapu iptal davaları zamanaşımına tabi değildir.” veya “Her durumda bir yıllık süre vardır.” şeklindeki genellemeler hatalı sonuç doğurabilir.

Somut olayda ileri sürülen hukuki sebep tespit edilerek süre analizi ayrıca yapılmalıdır.

Dolandırıcılıkla Devredilen Taşınmaza İhtiyati Tedbir Konulabilir mi?

Tapu dolandırıcılığı dosyalarında çoğu zaman en acil işlem, taşınmazın bir kez daha devredilmesini engellemektir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389. maddesine göre mevcut durumdaki değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya tamamen imkânsız hâle geleceği ya da gecikme nedeniyle ciddi bir zarar doğacağı durumlarda uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.

Bu nedenle tapu iptal ve tescil davasıyla birlikte taşınmazın üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir talep edilebilir.

Örneğin taşınmaz B’nin üzerindeyken dava açılmış ve herhangi bir tedbir talep edilmemişse B taşınmazı C’ye, C de D’ye devredebilir. Her yeni devir davanın hem hukuki hem de ispat yönünden daha karmaşık hâle gelmesine neden olabilir.

Özellikle dolandırıcılığın öğrenilmesinden hemen sonra tapu kaydının kontrol edilmesi ve gerekiyorsa gecikmeksizin ihtiyati tedbir talebinde bulunulması bu nedenle önemlidir.

Tapu Dolandırıcılığında Tazminat Davası Açılabilir mi?

Evet.

Taşınmazın aynen geri alınmasının mümkün olmadığı veya kişinin dolandırıcılık nedeniyle başka ekonomik zararlara uğradığı durumlarda tazminat talebi gündeme gelebilir.

Türk Borçlar Kanunu m.49’a göre kusurlu ve hukuka aykırı fiille başka bir kişiye zarar veren kişi meydana gelen zararı gidermekle yükümlüdür.

Ayrıca TBK m.39, aldatma nedeniyle sözleşmenin onanmış sayılmasının dahi tazminat hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmayacağını açıkça düzenlemektedir.

Dolayısıyla olayın niteliğine göre dolandırıcılığı gerçekleştiren kişi veya kişilerden taşınmazın değeri ve meydana gelen diğer zararların karşılanması talep edilebilir.

Devlete Karşı Tapu Sicilinden Kaynaklanan Tazminat Davası Açılabilir mi?

Her tapu dolandırıcılığı olayında Devlet sorumlu değildir.

Ancak zarar, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan bir hukuka aykırılık veya yanlışlıktan meydana gelmişse Türk Medeni Kanunu’nun 1007. maddesi gündeme gelebilir.

TMK m.1007’ye göre tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devlet sorumludur ve Devlet zararın meydana gelmesinde kusurlu olan görevlilere rücu edebilir.

Dolayısıyla özellikle sahte belgelerle veya tapu işlemleri sırasında meydana gelen hukuka aykırılıklar sonucunda gerçek malik mülkiyetini kaybetmişse TMK m.1007 kapsamında Devletin sorumluluğunun şartları ayrıca araştırılmalıdır.

Ancak yalnızca özel kişiler arasındaki dolandırıcılık fiilinin bulunması, tek başına Devlet aleyhine tazminat davası açılması için yeterli değildir.

Tapu İptal ve Tescil Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Tapu iptal ve tescil davalarında genel olarak görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.

6100 sayılı HMK m.2 uyarınca aksine bir düzenleme bulunmadıkça malvarlığı haklarına ilişkin davalarda Asliye Hukuk Mahkemesi görevli genel mahkemedir.

Ayrıca taşınmazın aynına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. HMK m.12, ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesini kesin yetkili kabul etmektedir.

Örneğin davacının İstanbul’da, davalının Ankara’da ikamet etmesi ancak uyuşmazlık konusu taşınmazın Antalya’da bulunması hâlinde tapu iptal ve tescil davası bakımından Antalya’daki görevli mahkeme esas alınacaktır.

Savcılığa Dolandırıcılık Şikâyetinde Bulunmak Tapuyu Geri Getirir mi?

Hayır.

Ceza soruşturması ile tapu iptal ve tescil davası birbirinden farklı hukuki süreçlerdir.

Fiilin özelliklerine göre hileli tapu devri Türk Ceza Kanunu’nun dolandırıcılık suçuna ilişkin hükümleri kapsamında ceza soruşturmasına konu olabilir. Dolandırıcılığın temel şekli TCK m.157’de, nitelikli hâlleri ise TCK m.158’de düzenlenmektedir.

Ancak fail hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulması veya ceza davası açılması, tapu kaydının kendiliğinden eski malik adına dönmesini sağlamaz.

Taşınmazın geri alınması isteniyorsa ayrıca özel hukuk yönünden gerekli tapu iptal ve tescil taleplerinin ileri sürülmesi gerekir.

Buna karşılık ceza soruşturmasında elde edilen;

  • banka kayıtları,
  • telefon incelemeleri,
  • mesajlar,
  • bilirkişi raporları,
  • sahte belge tespitleri,
  • tanık ifadeleri

hukuk davasında da somut olayın ispatı bakımından önemli olabilir.

Dolandırıcılıkla Devredilen Tapu Davasında Hangi Deliller Kullanılabilir?

Tapu dolandırıcılığı davalarında deliller olayın özelliğine göre değişmektedir.

Özellikle;

  • tapu kayıtları ve tedavüllü tapu kayıtları,
  • tapu müdürlüğündeki resmî senet ve işlem dosyaları,
  • noter vekâletnameleri,
  • banka hesap hareketleri,
  • satış bedelinin ödendiğine ilişkin belgeler,
  • WhatsApp ve mesaj yazışmaları,
  • e-postalar,
  • tanık anlatımları,
  • imza ve belge inceleme raporları,
  • bilirkişi incelemeleri,
  • taşınmazın işlem tarihindeki gerçek değeri,
  • taraflar arasındaki akrabalık ve ticari ilişkiler,
  • ceza soruşturması dosyaları

önemli deliller arasında yer alabilir.

Özellikle taşınmazın kısa aralıklarla birden fazla kişiye geçirilmiş olduğu durumlarda tüm tapu tedavülünün incelenmesi gerekir.

Dolandırıcılıkla Tapusu Elinden Alınan Kişi İlk Olarak Ne Yapmalıdır?

Böyle bir durum öğrenildiğinde gecikmeden;

  1. Güncel tapu kaydı kontrol edilmeli,
  2. Taşınmazın kimlere ve hangi tarihlerde devredildiği tespit edilmeli,
  3. Tapu müdürlüğündeki işlem belgeleri incelenmeli,
  4. Noter veya vekâletname kullanılmışsa ilgili belgeler temin edilmeli,
  5. Para hareketleri ve yazışmalar korunmalı,
  6. Taşınmazın yeniden satılma ihtimali varsa ihtiyati tedbir değerlendirilmelidir.

Özellikle taşınmazın üçüncü kişilere devri, TMK m.1023 kapsamındaki iyiniyet tartışmasını gündeme getirebildiğinden zaman kaybedilmemesi önem taşımaktadır.

Sık Sorulan Sorular

Dolandırıcıya verdiğim tapuyu geri alabilir miyim?

Somut olayın şartlarına göre mümkündür. Hile nedeniyle gerçekleştirilen işlem hukuken geçersiz veya bağlayıcı değilse ve taşınmaz hâlen dolandırıcılığı gerçekleştiren kişinin üzerindeyse tapu iptal ve tescil davası gündeme gelebilir.

Dolandırıcı tapuyu başkasına sattıysa ne olur?

Sonraki alıcının iyiniyetli olup olmadığı araştırılır. TMK m.1023 kapsamında gerçekten iyiniyetli üçüncü kişinin kazanımı korunabilir. Ancak işlemin yolsuz olduğunu bilen veya bilmesi gereken kişi TMK m.1024 uyarınca bu korumadan yararlanamaz.

Tapu gerçek değerinin çok altında satılmışsa dolandırıcılık ispatlanmış olur mu?

Tek başına düşük bedel her durumda dolandırıcılığı ispatlamaz. Ancak taşınmazın gerçek değeri ile satış bedeli arasındaki olağan dışı fark, özellikle diğer delillerle birlikte üçüncü kişinin kötü niyetinin belirlenmesinde önemli olabilir. Yargıtay kararlarında da ciddi bedel farklarının kötü niyet değerlendirmesinde dikkate alındığı görülmektedir.

Sahte imzayla tapum satılmışsa dava açabilir miyim?

Evet. Sahte imza, sahte kimlik veya sahte vekâletname kullanılması durumunda yolsuz tescil ve tapu iptal ve tescil davası başta olmak üzere somut olaya uygun hukuk ve ceza yolları birlikte değerlendirilmelidir.

Savcılığa şikâyet etmek yeterli mi?

Hayır. Ceza soruşturması failin cezai sorumluluğuyla ilgilidir. Tapunun eski malik adına yeniden geçirilmesi için ayrıca gerekli özel hukuk taleplerinin ileri sürülmesi gerekebilir.

Tapu iptal davası sürerken taşınmaz yeniden satılabilir mi?

Taşınmazın yeniden devrinin önlenmesi için mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilebilir. HMK m.389 şartlarının bulunması hâlinde mahkeme uyuşmazlık konusu taşınmaz hakkında tedbir kararı verebilir.

Tapu iptal ve tescil davası nerede açılır?

Kural olarak taşınmazın bulunduğu yerdeki görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır. Taşınmazın aynına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkisi kesindir.

Sonuç: Dolandırıcılıkla Devredilen Tapuda Hızlı Hareket Etmek Neden Önemlidir?

Dolandırıcılıkla devredilen bir taşınmazın geri alınıp alınamayacağı yalnızca ilk devirde dolandırıcılık bulunup bulunmadığına göre belirlenmez.

Taşınmazın güncel maliki, devir zinciri, üçüncü kişinin iyiniyeti, kullanılan vekâletnamenin niteliği, satış bedeli, tarafların ilişkisi ve eldeki deliller birlikte değerlendirilmelidir.

Taşınmaz hâlen hileli işlemi gerçekleştiren kişinin üzerindeyse tapu iptal ve tescil imkânı daha güçlü olabilir. Buna karşılık taşınmaz üçüncü kişilere geçmişse TMK m.1023 ve m.1024 kapsamında iyiniyet incelemesi davanın merkezine yerleşir.

Ayrıca dava devam ederken taşınmazın yeniden devredilmesi uyuşmazlığı daha karmaşık hâle getirebileceğinden tapu iptal ve tescil davasıyla birlikte ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi önemlidir.

Taşınmazın aynen geri alınmasının hukuken mümkün olmadığı durumlarda ise dolandırıcılığı gerçekleştiren kişiye karşı tazminat talepleri ve şartları mevcutsa TMK m.1007 kapsamında Devletin sorumluluğuna ilişkin hukuki yollar gündeme gelebilir.

Bu nedenle dolandırıcılıkla tapusu devredilen kişinin, tapu kayıtları ve devir belgeleriyle birlikte taşınmaz hukuku alanında çalışan bir avukata başvurarak somut olayın hukuki sebebini ve mümkün olan dava yollarını belirlemesi hak kaybının önlenmesi açısından önem taşımaktadır.

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her tapu devri ve dolandırıcılık iddiası somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Yeni yazılardan haberdar olun

Hukuk alanındaki yeni yazılarımızı e-posta ile alın. Dilediğiniz zaman tek tıkla ayrılabilirsiniz.

Call Now Button

Çerez tercihleri