Single Blog Title

This is a single blog caption

Türk Ceza Hukukunda Çocuk Düşürme Suçunun Kapsamı Nedir ? Yargıtay Kararları Nelerdir ?

TÜRK CEZA HUKUKUNDA ÇOCUK DÜŞÜRME SUÇU

Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 100. maddesinde düzenlenen çocuk düşürme suçu, ceza hukuku sistemimizde hem ahlaki hem de hukuki açıdan kendine özgü dinamikleri olan bir suç tipidir. TCK m. 99 maddesinde gebeliğin başkaları tarafından rızalı veya rızasız olarak sonlandırılması (çocuk düşürtme) cezalandırılırken; 100. madde doğrudan gebe kadının kendi çocuğunu düşürmesini ya da düşürtmesine rıza göstermesini suç saymıştır.

Bu suç tipi; ana karnındaki ceninin yaşam hakkı ile kadının kendi bedeni üzerindeki tasarruf yetkisi arasındaki hassas dengeyi yasal sınırlar (2827 sayılı Nüfus Planlaması Kanunu) çerçevesinde korumayı amaçlamaktadır.

SUÇUN YASAL DÜZENLEMESİ VE UNSURLARI

1. TCK m. 100 Hükmünün Kapsamı

Türk Ceza Kanunu’nun 100. maddesine göre: “Gebelik süresi on haftadan fazla olan bir kadının çocuğunu kendisi düşürmesi veya düşürtmesine rıza göstermesi halinde, altı aya kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.”

Bu düzenlemenin temel unsurları şunlardır:

  • Süre Sınırı (10 Hafta Kriteri): Kanun koyucu, gebeliğin ilk 10 haftası içinde kadının kendi iradesiyle yetkili sağlık kuruluşlarında gebeliği sonlandırmasını suç olarak kabul etmemiştir. Suçun oluşabilmesi için gebelik süresinin 10 haftayı geçmiş olması zaruridir.

  • Fail: Bu suçun faili sadece ve sadece gebe olan kadındır. Özgü suç (mahsus suç) niteliği taşır. Kadının dışındaki kişiler (doktorlar hariç) bu madde kapsamında değil, şartlarına göre TCK m. 99 kapsamında yargılanır.

  • Manevi Unsur: Suç kasten işlenebilir. Kadının bilerek ve isteyerek gebeliğini sonlandırma iradesi gerekir.

2. Azmettirme ve Zorlama Halleri (TCK m. 100/2)

Maddenin ikinci fıkrasında, kadının rızası olmaksızın veya onu bu suça yönlendiren durumlar ele alınmıştır. Eğer üçüncü bir kişi, gebe kadını darp ederek, cebir veya şiddet kullanarak, tehdit veya hile ile çocuğunu düşürmeye zorlarsa veya bu hususta rızasını sakatlayarak hareket ederse, bu kişi TCK m. 99 (çocuk düşürtme) hükümleri gereğince cezalandırılır. Burada kadının konumu mağduriyet boyutundadır.

YASAL ÇERÇEVE VE 10 HAFTALIK SINIRIN ÖNEMİ

Türkiye’de yürürlükte olan 2827 sayılı Nüfus Planlaması Kanunu, gebeliğin sonlandırılması konusunda net kurallar koymuştur:

  • 10 Haftaya Kadar Serbestlik: Kadının sağlığı açısından sakınca olmaması ve rızasının bulunması şartıyla ilk 10 haftada kürtaj yasal bir haktır ve bu durumda ne çocuk düşürme (m. 100) ne de çocuk düşürtme (m. 99) suçu oluşur.

  • Tıbbi Zorunluluk İstisnası: Gebelik 10 haftayı geçmiş olsa dahi, anne adayının hayatını kurtaracak tıbbi zorunluluklar veya doğacak çocuğun ağır engelli olacağının heyet raporuyla kanıtlanması durumunda yasal tahliye mümkündür. Bu istisnalar dışında 10 haftadan sonra yapılan her türlü müdahale hukuka aykırıdır.

UYGULAMADAKİ DURUM VE SORUNLAR

Uygulamada çocuk düşürme suçu (TCK m. 100) çok sık dava konusu olan bir suç tipi değildir. Bunun temel nedenleri şunlardır:

  • İspat Güçlüğü: Kadının ev ortamında veya gizli yollarla kendi başına gebeliğini sonlandırması durumunda bunun tespiti ve delillendirilmesi oldukça zordur. Genellikle kadının tıbbi bir komplikasyon nedeniyle hastaneye başvurması ve doktorların durumu adli makamlara bildirmesiyle ortaya çıkar.

  • Etkin Pişmanlık ve Sağlık Önceliği: Kanun, kadının sağlığını ve yaşamını korumayı cezalandırmaktan üstün tuttuğundan, tıbbi müdahalelerin güvenli ortamlarda yapılması teşvik edilmektedir.

SONUÇ

Türk Ceza Kanunu’nun 100. maddesinde düzenlenen çocuk düşürme suçu, yasal 10 haftalık sürenin aşılmasından sonra gebeliğin kadının kendi iradesiyle sonlandırılmasını cezalandırmaktadır. Toplumsal farkındalık, sağlık hizmetlerine erişim ve tıp kuralları çerçevesinde bu suçun önlenmesi, hem kadın sağlığının korunması hem de hukuk düzeninin sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır.

Çocuk Düşürme Suçunda Örnek Yargıtay Kararları : 

9. Ceza Dairesi         2021/23699 E.  ,  2022/5192 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, müstehcenlik, çocuk düşürmeye azmettirme,
HÜKÜM : Sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkumiyeti ile diğer atılı suçlardan beraatine dair İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 25.01.2021 gün ve 2020/484 Esas , 2021/27 Karar sayılı hükümlere ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle başvurunun muhtevası nazara alınarak, çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükümle ilgili temyiz başvurusu olmadığı değerlendirilerek yapılan incelemede dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü:
Katılan Bakanlık vekili ile mağdur vekilinin temyiz dilekçesinin içeriği dikkate alınarak müstehcenlik ve çocuk düşürmeye azmettirme suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Sanığa isnat edilen müstehcenlik ve çocuk düşürme suçlarının 5237 sayılı TCK’nın 226/1 ve 100/1. maddelerinde düzenlenip, ön görülen cezalarının üst sınırının on yıl olması ve ilk derece mahkemesince atılı suçlardan verilen beraat kararlarına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün 5271 sayılı CMK’nın 286/2-g. maddesine göre kesin olması karşısında, söz konusu karara ilişkin temyiz isteminin CMK’nın 298. maddesi gereğince REDDİNE,
Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükme yönelik katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafisinin temyiz incelemesine gelince;
5271 sayılı CMK’nın 288 ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanunun 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve sanık müdafisi ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçelerinde belirttiği nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden sanık müdafisi ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı CMK’nın 302/1. madde ve fıkrası gereğince esastan reddiyle hükmün ONANMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmesine, 01.06.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

9. Ceza Dairesi         2021/3468 E.  ,  2022/7483 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuk düşürme
HÜKÜM : Beraat

İlk derece mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle başvurunun muhtevası nazara alınarak dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü:
Sanığa isnat edilen çocuk düşürme suçunun 5237 sayılı TCK’nın 100. maddesinde düzenlenip, öngörülen cezanın üst sınırı itibarıyla aynı Kanunun 66/1-e. maddesinde belirtilen 8 yıllık olağan dava zamanaşımına tabi bulunduğu ve hakkında beraat kararı verilen sanığın mahkeme sorgusunun yapıldığı 03.06.2014 ile inceleme günü arasında bu sürenin geçtiği anlaşıldığından, katılan vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında müsnet suçtan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 05.07.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

9. Ceza Dairesi         2021/18455 E.  ,  2022/7329 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuk düşürme
HÜKÜM : Mahkumiyet

İlk derece mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle başvurunun muhtevası ve inceleme tarihine kadar getirilen kanuni düzenlemeler nazara alınarak dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü:
Katılan …’ın temyiz isteminin incelenmesinde;
Suçun mağdurunun anne karnındaki cenin olduğu, dosya kapsamı ile taraf beyanlarına göre sanığın eşi olan katılanın hapiste bulunduğu dönemde birliktelik yaşadığı …la cinsel birlikteliğinden hamile kaldığı, sanığın eşinin davaya katılma hakkı bulunmadığı, katılan sıfatı bulunmayan …’ın temyiz talebinin CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
Sanık … hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Çocuk düşürme suçunun oluşumu için gebelik süresinin 10 haftadan fazla olması gerektiği, dosya kapsamı, doktor raporları, taraf beyanları ve sanık savunmasına göre gebeliğin 10. haftadan sonra sonlandığına dair delil bulunmadığı, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 04.07.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Leave a Reply

Call Now Button