Single Blog Title

This is a single blog caption

Yeni HAGB Düzenlemesi: Kimler Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasından Yararlanabilir?

 

12. Yargı Paketi ile HAGB Sisteminde Yeni Dönem

Türk ceza yargılamasında sanıklar açısından en önemli kurumlardan biri olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), 12. Yargı Paketi kapsamında önemli ölçüde yeniden düzenlenmiştir.

Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 16 Temmuz 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmiş, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Kanunun HAGB’ye ilişkin 15. maddesi de yayım tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Yeni düzenleme ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin HAGB’yi düzenleyen beşinci ila on dördüncü fıkraları yeniden kaleme alınmıştır. Böylece HAGB’nin şartlarından mağdur zararının giderilmesine, denetim süresinden istinaf ve temyiz yoluna, müsadereden HAGB uygulanamayacak suçlara kadar birçok konuda yeni bir hukuki çerçeve oluşturulmuştur.

Özellikle ceza davası devam eden kişiler açısından şu sorular önem kazanmıştır:

Kimler HAGB’den yararlanabilir?

Kaç yıl ceza alan kişiye HAGB verilebilir?

Daha önce sabıkası bulunan kişi HAGB alabilir mi?

Mağdurun zararı mutlaka tamamen ödenmek zorunda mı?

Zararın tek seferde ödenmesi mümkün değilse taksit yapılabilir mi?

HAGB kararına karşı istinafa gidilebilir mi?

Hangi suçlarda artık HAGB uygulanamaz?

Bu soruların cevabı, 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren yeni CMK m.231 hükümlerinin birlikte değerlendirilmesini gerektirmektedir.

HAGB Nedir?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, yapılan ceza yargılaması sonucunda mahkemenin sanığın suçu işlediği kanaatine vararak bir mahkûmiyet hükmü kurmasına rağmen, bu hükmün belirli şartlar altında sanık hakkında hukuki sonuç doğurmasının ertelenmesidir.

Yeni CMK m.231/5 uyarınca HAGB, müsadereye ilişkin hükümler hariç olmak üzere, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade etmektedir.

Dolayısıyla HAGB bir beraat kararı değildir.

Mahkeme önce sanığın suçlu olduğu sonucuna ulaşmakta, uygulanacak cezayı belirlemekte ve daha sonra şartları bulunuyorsa bu hükmün açıklanmasını geri bırakmaktadır.

Bu nedenle HAGB ile beraat arasında çok önemli bir fark vardır.

Beraat kararında mahkeme sanığın cezalandırılmasına yer olmadığı sonucuna ulaşırken, HAGB’de esas itibarıyla bir mahkûmiyet hükmü kurulmakta ancak bu hüküm kanunun öngördüğü denetim süresi içerisinde askıda tutulmaktadır.

Sanık denetim süresini başarıyla tamamladığında açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılmakta ve kamu davasının düşmesine karar verilmektedir.

HAGB İçin Ceza Sınırı Nedir?

Yeni düzenlemeye göre HAGB uygulanabilmesinin ilk şartı, yapılan yargılama sonunda sanık hakkında hükmedilen sonuç cezanın belirli bir sınırın altında bulunmasıdır.

CMK m.231/5 uyarınca;

iki yıl veya daha az süreli hapis cezası

veya

adli para cezası

verilmiş olması halinde mahkeme HAGB kararı verebilir.

Burada özellikle dikkat edilmesi gereken husus, suçun kanunda yazılı soyut cezasının değil, yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında fiilen hükmedilen sonuç cezanın dikkate alınmasıdır.

Örneğin bir suçun kanuni cezasının üst sınırı üç veya dört yıl olabilir. Ancak mahkeme temel cezayı belirledikten ve varsa indirim sebeplerini uyguladıktan sonra sonuçta sanık hakkında iki yıl veya daha az hapis cezasına hükmediyorsa diğer şartların da gerçekleşmesi halinde HAGB gündeme gelebilir.

Bu nedenle “İsnat edilen suçun cezası üç yıl, dolayısıyla HAGB alamaz” şeklinde yalnızca suçun kanuni ceza sınırına bakılarak yapılan değerlendirme her zaman doğru değildir.

Asıl incelenmesi gereken, yargılama sonunda ortaya çıkan sonuç cezadır.

İki Yıl Hapis Cezası Alan Kişiye HAGB Verilebilir mi?

Evet.

Kanun açıkça iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını HAGB kapsamına almaktadır. Dolayısıyla tam iki yıl hapis cezasına hükmedilen bir sanık da diğer şartları taşıması halinde HAGB’den yararlanabilir.

Ancak cezanın iki yıl sınırının altında bulunması tek başına HAGB verilmesi için yeterli değildir.

Sanığın geçmiş mahkûmiyet durumu, yeniden suç işlemeyeceği konusundaki kanaat, mağdur veya kamu zararı bulunması halinde bu zararın giderilmesi ve suçun HAGB uygulanması yasaklanan suçlardan olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.

HAGB Şartları Nelerdir?

Yeni CMK m.231/6 HAGB verilmesinin üç temel kişisel ve maddi şartını düzenlemektedir.

Buna göre;

sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması,

mahkemenin sanığın yeniden suç işlemeyeceği kanaatine ulaşması,

ve

suç nedeniyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi

gerekmektedir.

Bunlara ek olarak sonuç cezanın iki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası olması ve suç bakımından HAGB uygulanmasını engelleyen özel bir yasal düzenlemenin bulunmaması gerekir.

Her şartın ayrı ayrı değerlendirilmesi önemlidir.

Daha Önce Kasıtlı Suçtan Mahkûm Olan Kişiye HAGB Verilebilir mi?

CMK m.231/6-a son derece açık bir kriter ortaya koymaktadır.

HAGB kararı verilebilmesi için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması gerekir.

Buradaki önemli ayrım “kasıtlı suç” kavramıdır.

Kanun, herhangi bir mahkûmiyet değil, kasıtlı bir suçtan mahkûmiyeti HAGB bakımından engel olarak düzenlemektedir.

Dolayısıyla taksirli bir suç nedeniyle verilmiş önceki bir mahkûmiyetin durumu ile kasten işlenmiş bir suç nedeniyle verilmiş mahkûmiyet aynı şekilde değerlendirilmez.

Ancak eski mahkûmiyetin niteliği, kesinleşme durumu, adli sicilden silinme ve arşiv kaydına alınma tarihi, suç tarihi ile yargılamaya konu suçun tarihi ve lehe kanun hükümleri somut dosya özelinde ayrıca incelenmelidir.

Bu nedenle yalnızca e-Devlet üzerinden alınan adli sicil belgesinde kayıt görünmemesi, tek başına HAGB şartlarının kesin olarak gerçekleştiği anlamına gelmeyebilir.

Mahkemenin “Bir Daha Suç İşlemeyeceği” Kanaati Ne Anlama Gelir?

HAGB otomatik olarak uygulanması gereken bir kurum değildir.

CMK m.231/6-b uyarınca mahkemenin, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlarını göz önünde bulundurarak sanığın yeniden suç işlemeyeceği konusunda olumlu bir kanaate ulaşması gerekir.

Bu değerlendirme özellikle ilk kez ceza mahkemesinde yargılanan kişiler bakımından önem taşımaktadır.

Mahkeme;

sanığın yargılama sürecindeki davranışlarını,

kişisel ve sosyal durumunu,

olaya ilişkin tutumunu,

varsa zararı giderme yönündeki davranışlarını

ve dosyanın genel özelliklerini birlikte değerlendirebilir.

Ancak bu şart mahkemeye sınırsız ve gerekçesiz bir takdir yetkisi vermez. HAGB şartları oluştuğu halde mahkemenin yalnızca soyut ifadelerle “yeniden suç işlemeyeceği kanaati oluşmadı” şeklinde karar vermesi, özellikle yeni dönemde istinaf denetiminin konusu olabilecektir.

Mağdurun Zararının Giderilmesi HAGB İçin Zorunlu mu?

HAGB konusunda en fazla uyuşmazlığa neden olan konulardan biri mağdur zararının giderilmesidir.

Yeni CMK m.231/6-c uyarınca suçun işlenmesi nedeniyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın;

aynen iade,

suçtan önceki hale getirme

veya

tazmin

suretiyle tamamen giderilmesi gerekmektedir.

Örneğin sanığın suç sonucunda mağdurdan aldığı bir malı iade etmesi, meydana getirdiği maddi zararı ödemesi veya mümkünse suçtan önceki durumun yeniden oluşturulması HAGB şartının yerine getirilmesine hizmet edebilir.

Burada kanunun kullandığı en önemli ifade **“tamamen giderilmesi”**dir.

Bu nedenle zarar bulunan bir dosyada zararın yalnızca küçük bir kısmının ödenmesi, kural olarak CMK m.231/6-c kapsamındaki doğrudan zarar giderme şartının gerçekleşmesi anlamına gelmez.

Ancak yeni düzenleme ekonomik durumu zararı bir defada karşılamaya elverişli olmayan sanıklar için çok önemli bir istisna getirmektedir.

HAGB İçin Zarar Taksitle Ödenebilir mi?

Evet.

Yeni HAGB sisteminin en dikkat çekici hükümlerinden biri CMK m.231/9’dur.

Sanık mağdura veya kamuya verdiği zararı derhal tamamen gideremiyorsa mahkeme, zararın denetim süresi içerisinde aylık taksitler halinde tamamen ödenmesi koşuluyla HAGB kararı verebilir.

Bu düzenleme özellikle maddi zararın yüksek olduğu ceza dosyalarında önemli sonuçlar doğuracaktır.

Örneğin sanığın 500.000 TL maddi zarara neden olduğu ve bu bedeli tek seferde ödeme imkânının bulunmadığı bir dosyada, diğer HAGB şartlarının bulunması halinde mahkeme zararın denetim süresi içinde aylık taksitlerle ödenmesine bağlı olarak HAGB kararı verebilir.

Dolayısıyla yeni sistemde;

“Paranın tamamını karar verilmeden önce ödeyemediği için HAGB alamaz.”

şeklindeki yaklaşım her durumda doğru değildir.

Kanun artık açıkça taksitli zarar giderme yöntemini öngörmektedir.

Ancak taksitlendirme, zararın ortadan kaldırılması şartını tamamen kaldırmamaktadır.

Sanığın nihai olarak zararı tamamen gidermesi gerekir.

Bu nedenle ödeme planının gerçekçi biçimde oluşturulması ve mahkemenin belirlediği yükümlülüklere düzenli olarak uyulması son derece önemlidir.

Mağdur Şikâyetinden Vazgeçmezse HAGB Verilebilir mi?

HAGB ile şikâyetten vazgeçme birbirinden farklı hukuki kurumlardır.

HAGB uygulanması için CMK m.231’de genel bir “mağdurun kabulü” şartı bulunmamaktadır.

Dolayısıyla kovuşturulması şikâyetten bağımsız olan bir suçta mağdurun sanığın cezalandırılmasını istemeye devam etmesi, diğer şartlar mevcutsa tek başına HAGB verilmesine engel oluşturmaz.

Burada belirleyici olan, CMK m.231’deki objektif ve sübjektif şartların oluşup oluşmadığıdır.

Bununla birlikte suç uzlaştırma kapsamında bulunuyorsa uzlaşmaya ilişkin hükümler öncelikle değerlendirilir. Nitekim CMK m.231/5 açıkça uzlaşmaya ilişkin hükümleri saklı tutmaktadır.

Sanığın HAGB’yi Kabul Etmesi Gerekiyor mu?

Yeni sistemde HAGB’nin uygulanması için sanığın açıkça HAGB’yi kabul etmesi şeklinde genel bir şart bulunmamaktadır.

Güncel CMK m.231/6’da HAGB şartları sayılırken sanığın kabulüne ilişkin bir koşula yer verilmemiştir.

Bu durum eski HAGB sistemiyle karşılaştırıldığında önemlidir.

Önceki dönemlerde sanığın HAGB’yi kabul etmemesi halinde HAGB kararı verilememesine yönelik düzenlemeler bulunmaktaydı. 2024 yılında yapılan değişiklikler ve sonrasında 12. Yargı Paketi ile oluşturulan sistemde bu koşul yeni CMK m.231’in genel şartları arasında yer almamaktadır. 1 Haziran 2024’ten önce verilen HAGB kararları bakımından ise 7499 sayılı Kanun’un özel geçiş hükümleri ayrıca dikkate alınmalıdır.

Bu değişiklik özellikle kendisini suçsuz gören sanıklar bakımından kanun yolu hakkını daha önemli hale getirmektedir.

Çünkü kişi hakkında HAGB kararı verilmiş olsa bile sanık;

“Ben suç işlemedim, hakkımda HAGB değil beraat kararı verilmeliydi.”

diyerek kararı kanun yoluna taşıyabilir.

HAGB Kararına Karşı İstinafa Gidilebilir mi?

Evet.

Yeni sistemin en önemli güvencelerinden biri HAGB kararlarına yönelik kanun yolu denetimidir.

CMK m.231/12 uyarınca CMK m.272/3’teki istisnalar saklı kalmak üzere HAGB kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir.

Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar bakımından ise CMK m.286 hükümleri çerçevesinde şartları varsa temyiz yolu gündeme gelebilir.

Daha da önemlisi, kanun açıkça istinaf ve temyiz incelemesinin yalnızca HAGB şartlarına ilişkin şekli bir inceleme olmadığını belirtmektedir.

CMK m.231/12’ye göre karar ve hüküm, kanun yolunda usule ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.

Bu son derece önemli bir değişikliktir.

Örneğin sanık;

delillerin yanlış değerlendirildiğini,

suçun unsurlarının oluşmadığını,

hukuka aykırı delile dayanıldığını,

yanlış suç vasfı uygulandığını,

cezanın hatalı belirlendiğini

veya doğrudan beraat etmesi gerektiğini ileri sürebilir.

Dolayısıyla HAGB kararının verilmesi sanığın beraat talep etmesine veya hükmün esasına yönelik hukuka aykırılıkları kanun yoluna taşımasına engel değildir.

HAGB Kararı Sabıka Kaydına İşlenir mi?

Yeni CMK m.231/13 uyarınca HAGB kararları normal mahkûmiyet hükümlerinden farklı şekilde HAGB kararlarına mahsus özel bir sisteme kaydedilmektedir.

Bu kayıtlar ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde CMK m.231’de belirtilen amaçlar doğrultusunda kullanılabilir.

Dolayısıyla HAGB, kesinleşmiş olağan bir mahkûmiyet hükmüyle aynı hukuki statüde değildir.

Ancak özellikle kamu görevliliği, güvenlik soruşturmaları, özel meslek kanunları, disiplin soruşturmaları veya belirli idari işlemler bakımından HAGB kararının etkisi ayrıca ilgili mevzuat ve somut olay çerçevesinde değerlendirilmelidir.

“HAGB hiçbir yerde hiçbir şekilde dikkate alınamaz” şeklinde kategorik bir değerlendirme doğru olmayacaktır.

HAGB Denetim Süresi Kaç Yıldır?

Güncel CMK m.231/8 uyarınca HAGB kararı verilmesi halinde sanık beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur.

Bu süre içerisinde dava zamanaşımı durur.

Mahkeme ayrıca bir yıldan fazla olmamak üzere sanık hakkında bazı denetimli serbestlik yükümlülükleri belirleyebilir.

Bunlar arasında;

meslek veya sanat sahibi olmayan kişinin eğitim programına devam etmesi,

bir meslek veya sanat sahibi kişinin belirli şartlarla çalıştırılması,

belirli yerlere gitmekten yasaklanması,

belirli yerlere devam etme yükümlülüğü

veya mahkemenin uygun göreceği başka yükümlülükler

bulunabilir.

Her HAGB kararında mutlaka bu yükümlülüklerden birinin verilmesi zorunlu değildir. Kanun mahkemeye somut olayın özelliklerine göre değerlendirme imkânı tanımaktadır.

Beş Yıllık HAGB Süresinde Suç İşlenmezse Ne Olur?

HAGB’nin sanık açısından en önemli sonucu denetim süresinin başarıyla tamamlanması halinde ortaya çıkar.

CMK m.231/10’a göre denetim süresi içerisinde sanık kasten yeni bir suç işlemez ve kendisine yüklenen denetimli serbestlik yükümlülüklerine uygun davranırsa açıklanması geri bırakılmış hüküm ortadan kaldırılır.

Mahkeme daha sonra davanın düşmesine karar verir.

Böylece başlangıçta kurulmuş olan mahkûmiyet hükmü sanık bakımından sonuç doğurmaz.

HAGB’nin rehabilitasyon amacı da esas olarak burada ortaya çıkmaktadır.

Özellikle ilk kez suç işleyen ve yeniden suç işlemeyeceği değerlendirilen kişilerin doğrudan mahkûmiyetin bütün sonuçlarıyla karşılaşması yerine belirli bir denetim süresine tabi tutulması ve bu süreyi sorunsuz tamamlaması halinde ceza davasının düşürülmesi amaçlanmaktadır.

HAGB Süresi İçinde Yeni Suç İşlenirse Ne Olur?

CMK m.231/11’e göre sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklerine aykırı davranması halinde mahkeme geri bırakılan hükmü açıklayabilir.

Ancak yeni düzenleme burada da mahkemeye belirli bir değerlendirme alanı tanımaktadır.

Özellikle sanığın kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirememesi halinde mahkeme sanığın durumunu değerlendirerek;

cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine,

koşulları varsa hapis cezasının ertelenmesine

veya

cezanın seçenek yaptırıma çevrilmesine

karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.

Bu nedenle HAGB’nin ihlali her durumda tamamen mekanik biçimde önceki cezanın aynen infaz edilmesi anlamına gelmez. İhlalin sebebi ve sanığın durumu ayrıca değerlendirilebilir.

Denetim Süresindeyken İkinci Kez HAGB Alınabilir mi?

CMK m.231/8 açık bir sınırlama getirmektedir.

Denetim süresi içerisinde kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha HAGB kararı verilemez.

Dolayısıyla kişinin mevcut bir HAGB denetim süresi devam ederken yeni bir kasıtlı suç nedeniyle yargılanması halinde ikinci HAGB bakımından kanuni engel gündeme gelecektir.

Bu nedenle yeni bir ceza dosyası değerlendirilirken yalnızca kişinin adli sicil kaydına değil, hakkında daha önce verilmiş ve halen denetim süresi devam eden bir HAGB kararının bulunup bulunmadığına da bakılması gerekir.

Hangi Suçlarda HAGB Uygulanamaz?

  1. Yargı Paketi ile bu konuda son derece önemli bir değişiklik yapılmıştır.

Güncel CMK m.231/14 uyarınca HAGB hükümleri;

işkence suçlarında,

eziyet suçlarında

ve

kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlarda

uygulanamaz.

Bu düzenlemenin arkasında Anayasa Mahkemesinin HAGB konusunda verdiği önemli iptal kararı bulunmaktadır.

Anayasa Mahkemesi 10 Temmuz 2025 tarihli E.2024/98, K.2025/149 sayılı kararıyla önceki HAGB düzenlemesini, özellikle kamu görevlilerinin görevi nedeniyle gerçekleştirdiği işkence, eziyet ve kötü muamele niteliğindeki fiiller bakımından HAGB uygulanmasını engelleyen yeterli bir yasal güvence bulunmaması yönünden Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında değerlendirmiş ve CMK m.231’in ilgili hükümlerinin iptaline karar vermişti. Karar 31 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve iptal hükmünün yürürlüğü dokuz ay ertelenmişti.

Kanun koyucu, iptal hükmü yürürlüğe girmeden önce 7589 sayılı Kanun ile CMK m.231’i yeniden düzenlemiş ve Anayasa Mahkemesinin işaret ettiği suçlar bakımından açık bir HAGB yasağı getirmiştir.

Her Suç İçin HAGB Mümkün müdür?

Hayır.

CMK m.231’deki genel şartların yanında farklı kanunlarda belirli suçlar veya özel durumlar bakımından HAGB’nin uygulanmasına yönelik özel hükümler bulunabilir.

Bu nedenle yalnızca “cezam iki yılın altında” denilerek HAGB’nin kesin uygulanabileceği sonucuna ulaşılamaz.

Doğru hukuki inceleme şu sırayla yapılmalıdır:

  1. Sanığın üzerine atılı suç bakımından özel bir HAGB yasağı bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
  2. Sonuç cezanın iki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası olup olmadığı belirlenmelidir.
  3. Sanığın geçmiş kasıtlı suç mahkûmiyetleri araştırılmalıdır.
  4. Devam eden başka HAGB denetim süresi bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
  5. Mağdur veya kamu zararı varsa zarar giderme şartı değerlendirilmelidir.
  6. Sanığın kişilik özellikleri ve yeniden suç işlemeyeceğine ilişkin kanaat üzerinde durulmalıdır.

HAGB ancak bütün bu unsurlar birlikte değerlendirildikten sonra doğru biçimde tartışılabilir.

12. Yargı Paketi ile Müsadere Bakımından Ne Değişti?

Yeni HAGB düzenlemesindeki önemli fakat kamuoyunda daha az dikkat çeken değişikliklerden biri müsadereye ilişkindir.

CMK m.231/5 artık HAGB’nin, “müsadereye ilişkin hükümler hariç” kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmaması anlamına geldiğini açıkça belirtmektedir.

Başka bir ifadeyle sanık hakkında HAGB kararı verilmesi, hükümde bulunan müsadere kararının da mutlaka HAGB sonucuna tabi olacağı anlamına gelmemektedir.

Örneğin suçta kullanılan veya suçtan elde edilen eşya ve kazançlara ilişkin TCK’daki müsadere şartları oluşmuşsa bu konuda verilen kararın HAGB’den bağımsız sonuçları olabilir.

Bu değişiklik özellikle ekonomik suçlar, silah suçları, uyuşturucu suçları ve suçtan elde edilen malvarlığı değerlerinin bulunduğu dosyalarda ayrıca değerlendirilmelidir.

HAGB ile Cezanın Ertelenmesi Aynı Şey midir?

Hayır.

Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri HAGB ile hapis cezasının ertelenmesinin aynı kurum olduğunun düşünülmesidir.

HAGB’de mahkeme tarafından bir hüküm kurulmakla birlikte bu hükmün açıklanması geri bırakılır ve denetim süresinin başarıyla tamamlanması halinde hüküm ortadan kaldırılarak dava düşer.

Hapis cezasının ertelenmesinde ise ortada açıklanmış bir mahkûmiyet hükmü bulunmaktadır.

Ayrıca CMK m.231/7 açıkça, HAGB kararı verilen hükümde mahkûm olunan hapis cezasının ayrıca ertelenemeyeceğini ve kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırıma çevrilemeyeceğini düzenlemektedir.

Dolayısıyla mahkemenin aynı hüküm bakımından hem HAGB uygulayıp hem de hapis cezasını ertelemesi mümkün değildir.

HAGB Kesinleşmiş Ceza Dosyasına Sonradan Uygulanabilir mi?

Bu soru bakımından her dosyanın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

HAGB yalnızca bir “infaz indirimi” değildir. Ceza muhakemesine ve maddi ceza hukukuna ilişkin sonuçları birlikte bulunan özel bir kurumdur.

Bu nedenle kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararından sonra yalnızca “Yeni HAGB kanunu çıktı” denilerek hükümlünün otomatik biçimde HAGB’den yararlanacağı veya cezaevinden çıkacağı sonucuna varılamaz.

Dosyanın;

suç tarihi,

karar tarihi,

kesinleşme tarihi,

kanun yolu aşaması,

uygulanan önceki kanun hükümleri

ve yeni düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurup doğurmadığı

birlikte değerlendirilmelidir.

Nitekim 7589 sayılı Kanun bazı alanlar bakımından açık geçiş hükümleri getirmişken HAGB konusunda her kesinleşmiş dosyanın kendiliğinden yeniden ele alınmasını sağlayan genel bir düzenleme öngörmemiştir.

Bu sebeple özellikle infaz aşamasındaki bir dosyada HAGB ile etkin pişmanlık, lehe kanun uygulaması, uyarlama yargılaması ve diğer olağanüstü kanun yollarının birbirine karıştırılmaması gerekir.

HAGB Kararı Verilmesi Sanığın Suçlu Olduğu Anlamına Gelir mi?

Teknik anlamda mahkeme HAGB kararı verebilmek için önce sanığın suçu işlediği kanaatine ulaşmakta ve bir mahkûmiyet hükmü kurmaktadır.

Bu nedenle HAGB, beraat anlamına gelmez.

Ancak HAGB kararının hukuki sonucu, kesinleşmiş olağan bir mahkûmiyet kararıyla aynı değildir.

Kanun, müsadere hükümleri hariç olmak üzere HAGB halinde kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını öngörmektedir.

Ayrıca yeni sistemde HAGB kararının esası da istinaf denetimine açık olduğundan, suçsuz olduğunu savunan sanık HAGB kararını kabul etmek zorunda değildir; beraat etmesi gerektiğini ileri sürerek kanun yoluna başvurabilir.

Yeni HAGB Düzenlemesinde Avukatın Rolü Neden Daha Önemli Hale Geldi?

Yeni sistem HAGB konusunda ceza savunmasının yalnızca “HAGB uygulanmasını talep ediyoruz” şeklinde tek cümlelik bir talebe indirgenemeyeceğini göstermektedir.

Özellikle zarar bulunan dosyalarda savunmanın;

zararın gerçek miktarını,

zararın kim tarafından giderileceğini,

yapılan ödemelerin hangi suça ilişkin olduğunu,

ödeme belgelerini,

taksit yapılması gerekiyorsa sanığın ödeme kapasitesini

ve HAGB’nin diğer şartlarını

somutlaştırması önem taşımaktadır.

Bunun yanında sanık suçlamayı kabul etmiyorsa savunmanın esas yönünden beraat talebi ile HAGB ihtimalini birbirinden ayırması gerekir.

Örneğin bir savunmada öncelikle;

“Sanığın üzerine atılı suçun unsurları oluşmadığından beraatine”

karar verilmesi talep edilebilir.

Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise ikinci kademede;

“Lehe hükümler kapsamında CMK m.231 uyarınca HAGB uygulanmasına”

karar verilmesi talep edilebilir.

Bu tür kademeli savunma, HAGB’nin beraatin alternatifi olmadığı gerçeği açısından önemlidir.

2026 Yeni HAGB Düzenlemesi Hakkında Sık Sorulan Sorular

HAGB kaldırıldı mı?

Hayır. 7589 sayılı Kanun ile CMK m.231 yeniden düzenlenmiş ve HAGB kurumu yeni hükümlerle devam ettirilmiştir. Yeni düzenleme 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Kaç yıl ceza alan HAGB alabilir?

Sonuç cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis cezası veya adli para cezası olması gerekir. Diğer HAGB şartlarının da bulunması zorunludur.

Daha önce suç işleyen kişi HAGB alabilir mi?

Kanuni engel daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyet bulunmasıdır. Önceki kaydın niteliği ve hukuki durumu somut dosyada ayrıca incelenmelidir.

Mağdur zararı ödenmeden HAGB alınabilir mi?

Maddi zarar bulunan dosyalarda kural zararın tamamen giderilmesidir. Ancak sanık zararı derhal karşılayamıyorsa denetim süresinde aylık taksitlerle tamamen ödeme şartıyla da HAGB kararı verilebilir.

Zarar taksitlendirilebilir mi?

Evet. Yeni CMK m.231/9 bunu açıkça mümkün kılmaktadır.

HAGB için mağdurun onayı gerekli mi?

CMK m.231’de HAGB için mağdurun genel bir onay şartı bulunmamaktadır. Ancak uzlaşma kapsamındaki suçlarda uzlaşma hükümleri ayrıca uygulanır.

HAGB için sanığın kabulü gerekli mi?

Güncel CMK m.231’de sanığın kabulü HAGB’nin genel şartları arasında düzenlenmemiştir. Eski dosyalara ilişkin geçiş hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.

HAGB süresi kaç yıl?

Yetişkin sanıklar bakımından güncel CMK m.231 uyarınca denetim süresi beş yıldır.

HAGB kararına karşı istinaf mümkün mü?

CMK m.272/3’teki istisnalar saklı olmak üzere HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. İnceleme hem usule hem de esasa ilişkin hukuka aykırılıkları kapsar.

HAGB alan kişinin cezası cezaevinde infaz edilir mi?

HAGB şartlarına uygun biçimde devam ettiği sürece açıklanması geri bırakılmış hapis cezası olağan mahkûmiyet cezası gibi infaz edilmez. Denetim süresinin başarıyla tamamlanması halinde hüküm ortadan kaldırılarak dava düşürülür.

İşkence suçunda HAGB verilebilir mi?

Hayır. Yeni CMK m.231/14 işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği ve Anayasa m.17 kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlarda HAGB uygulanamayacağını açıkça düzenlemektedir.

Sonuç: Yeni HAGB Düzenlemesi Sanıklar Açısından Ne Getirdi?

  1. Yargı Paketi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu kaldırılmamış, aksine CMK m.231 baştan sona yeniden düzenlenerek HAGB’nin uygulanmasına ilişkin yeni ve ayrıntılı bir sistem oluşturulmuştur.

Yeni sistemde sonuç cezası iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olan sanıklar açısından HAGB uygulanması mümkündür.

Ancak bunun için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması, mahkemenin yeniden suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanaate ulaşması ve suç nedeniyle ortaya çıkan mağdur veya kamu zararının giderilmesi temel şartlardır.

Yeni düzenlemenin sanıklar açısından en önemli avantajlarından biri, maddi zararın karar verilmeden önce tek seferde tamamen karşılanamaması durumunda dahi denetim süresi içerisinde aylık taksitlerle ödeme koşuluyla HAGB kararı verilebilmesidir.

Bu imkan özellikle ekonomik suçlar ve yüksek maddi zararın bulunduğu dosyalarda önemli olabilir. Bununla birlikte taksit imkanı zararın giderilmesi yükümlülüğünü ortadan kaldırmamakta; nihai olarak zararın tamamının karşılanması gerekmektedir.

Yeni sistemin ikinci önemli özelliği HAGB kararına karşı etkili kanun yolu denetiminin kabul edilmiş olmasıdır.

Sanık artık HAGB kararı verilmiş olması nedeniyle suçun esasına ilişkin itirazlarından vazgeçmiş sayılmaz. CMK m.272/3’teki istisnalar saklı olmak üzere karara karşı istinafa başvurabilir ve delillerin değerlendirilmesinden suçun unsurlarına, hukuka aykırı delillerden cezanın belirlenmesine kadar usul ve esas yönünden hukuka aykırılıkları ileri sürebilir.

Bu özellikle suçsuz olduğunu ileri süren sanıklar açısından önemlidir. Çünkü HAGB bir beraat kararı değildir. Sanığın temel savunması suçun oluşmadığı yönündeyse beraat talebinin öncelikle ileri sürülmesi; HAGB’nin ise mahkemenin mahkûmiyet kanaatine ulaşması ihtimaline karşı ikincil bir hukuki değerlendirme olarak ele alınması gerekebilir.

Üçüncü önemli değişiklik ise HAGB’nin kapsamına yönelik açık sınırlamadır. İşkence, eziyet ve kamu görevlisinin görevi nedeniyle gerçekleştirdiği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele teşkil eden suçlarda HAGB uygulanması mümkün değildir. Bu düzenleme, Anayasa Mahkemesinin 2025 yılında verdiği iptal kararında ortaya koyduğu anayasal sorunların giderilmesine yönelik olarak getirilmiştir.

Ayrıca yeni düzenlemede müsadere hükümlerinin HAGB’nin hukuki sonuç doğurmama ilkesinin dışında tutulması özellikle malvarlığına ve suç eşyasına ilişkin ceza dosyalarında ayrıca önem taşımaktadır.

Sonuç olarak “HAGB alabilir miyim?” sorusunun cevabı yalnızca verilecek cezanın iki yıldan az olup olmadığına bakılarak verilemez.

Somut bir ceza dosyasında en azından;

suçun niteliğinin,

sonuç cezanın,

sanığın geçmiş mahkûmiyetlerinin,

önceki HAGB kayıtlarının,

mağdur veya kamu zararının,

zararın giderilip giderilmediğinin,

taksit imkanının,

özel kanunlarda HAGB yasağı bulunup bulunmadığının

ve dosyanın hangi kanun yolu aşamasında olduğunun

birlikte incelenmesi gerekir.

Özellikle 12. Yargı Paketi sonrasında devam eden ceza davalarında HAGB’nin uygulanıp uygulanamayacağı değerlendirilirken 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren yeni CMK m.231 hükümlerinin, dosyanın suç ve karar tarihleriyle birlikte ele alınması büyük önem taşımaktadır.

Bu nedenle HAGB konusunda yapılacak hukuki değerlendirme, yalnızca “ceza iki yılın altında mı?” sorusuyla sınırlı tutulmamalı; beraat ihtimali, lehe hükümlerin uygulanması, zarar giderimi, istinaf hakkı ve HAGB’nin uzun vadeli hukuki sonuçları birlikte değerlendirilerek ceza savunma stratejisi oluşturulmalıdır.

Leave a Reply

Call Now Button