Hukuk Makaleleri

Zararın Giderilmesi HAGB İçin Yeterli mi? 12. Yargı Paketi Sonrası Yeni Sistem

 

Mağdurun Zararını Ödemek HAGB Almak İçin Yeterli midir?

Ceza davalarında en sık sorulan sorulardan biri şudur:

“Mağdurun zararını tamamen ödersem hakkımda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir mi?”

Bu sorunun kısa cevabı hayır, zararın giderilmesi tek başına HAGB kararı verilmesi için yeterli değildir.

Ancak suç nedeniyle mağdurun veya kamunun maddi bir zarara uğradığı dosyalarda zararın giderilmesi, HAGB bakımından son derece önemli ve kanunda açıkça düzenlenmiş şartlardan biridir.

31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun, kamuoyunda bilinen adıyla 12. Yargı Paketi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin HAGB’ye ilişkin hükümlerini yeniden düzenlemiştir. Kanun 16 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilmiş ve HAGB’ye ilişkin değişiklikler 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Yeni CMK m.231 sistemine göre HAGB uygulanabilmesi için yalnızca zararın ödenmesi değil, birden fazla şartın birlikte bulunması gerekir.

Bunların başında;

  • sanık hakkında hükmedilen sonuç cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis cezası ya da adli para cezası olması,
  • sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması,
  • mahkemenin sanığın yeniden suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanaate ulaşması,
  • suç nedeniyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi

gelmektedir.

Dolayısıyla zarar giderimi HAGB’nin önemli şartlarından biri olmakla birlikte, tek başına sanığa HAGB konusunda kazanılmış veya mutlak bir hak sağlamaz.

12. Yargı Paketi Sonrası HAGB Sistemi Nasıl Değişti?

7589 sayılı Kanun’un 15. maddesi ile CMK m.231’in beşinci ila on dördüncü fıkraları yeniden düzenlenmiştir.

Yeni düzenlemeye göre sanığa yüklenen suç nedeniyle yapılan yargılama sonunda verilen ceza iki yıl veya daha az hapis cezası ya da adli para cezası ise mahkeme HAGB kararı verebilir. HAGB, müsadereye ilişkin hükümler dışında, kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder.

Burada “verilebilir” ifadesi önemlidir.

Kanun, belirli şartlar oluştuğunda mahkemeye HAGB değerlendirmesi yapma imkânı vermektedir. Bu nedenle “zararı ödedim, mahkeme mecburen HAGB vermek zorunda” şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılması doğru değildir.

Mahkeme CMK m.231’de düzenlenen bütün koşulları birlikte incelemelidir.

Ayrıca 2026 düzenlemesinin önemli özelliklerinden biri, daha önce 7499 sayılı Kanun ile oluşturulan HAGB sistemini yeniden düzenlerken zararın taksitler halinde giderilebilmesi mekanizmasını korumasıdır.

Nitekim 2024 tarihli 7499 sayılı Kanun döneminde de CMK m.231/9’da zararın denetim süresince aylık taksitlerle giderilebilmesi düzenlenmişti. 7589 sayılı Kanun bu sistemi yeni CMK m.231 içerisinde sürdürmüştür.

Bu nedenle taksit sistemi teknik olarak ilk kez 12. Yargı Paketi ile ortaya çıkan bir kurum değildir; ancak 31 Temmuz 2026 sonrası yürürlükte bulunan yeni HAGB sisteminin de açık ve önemli bir parçasıdır.

HAGB İçin Hangi Zararın Giderilmesi Gerekiyor?

CMK m.231/6-c son derece açık bir ifade kullanmaktadır.

Suçun işlenmesi nedeniyle mağdurun veya kamunun uğradığı zarar;

aynen iade,

suçtan önceki hale getirme

veya

tazmin

suretiyle tamamen giderilmelidir.

Burada önemli olan husus, giderilmesi istenen zararın suçun işlenmesiyle ortaya çıkmış olmasıdır.

Örneğin dolandırıcılık suçunda mağdurdan alınan para, mala zarar verme suçunda meydana gelen somut ekonomik kayıp veya başka bir suç nedeniyle doğrudan oluşan maddi zarar bu kapsamda değerlendirilebilir.

Zararın giderilmesi farklı yöntemlerle gerçekleştirilebilir.

Sanık suç nedeniyle elde edilen malı aynen mağdura geri verebilir.

Bozulan veya ortadan kaldırılan bir durum mümkünse suçtan önceki hale getirilebilir.

Bunların mümkün olmadığı durumlarda ise zarar para ödenerek tazmin edilebilir.

Dolayısıyla HAGB açısından tek yöntem para ödemek değildir. Kanun açıkça aynen iade, eski hale getirme veya tazmin seçeneklerini kabul etmektedir.

Zararın Tamamı mı Ödenmek Zorunda?

Kural olarak evet.

CMK m.231/6-c’deki en kritik kelimelerden biri “tamamen” ifadesidir.

Kanun, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesini şart olarak kabul etmektedir.

Örneğin suçtan doğan doğrudan zarar 300.000 TL ise sanığın yalnızca 50.000 TL ödemesi, kural olarak zarar giderme şartının gerçekleştiğini göstermez.

Benzer şekilde zarar 1.000.000 TL iken 500.000 TL ödeme yapılması da zarar giderme yönünde sanığın lehine önemli bir davranış olmakla birlikte CMK m.231/6-c’de aranan tam giderim koşuluyla aynı şey değildir.

Bununla birlikte yeni sistemin önemli avantajı şudur:

Sanığın bütün zararı hüküm verilmeden önce tek seferde ödemesi zorunlu değildir.

Kanun taksitli ödeme imkânı tanımaktadır.

HAGB İçin Zarar Taksitle Ödenebilir mi?

Evet.

CMK m.231/9 bu konuda açık bir düzenleme içermektedir.

Sanık mağdura veya kamuya verdiği zararı derhal tamamen gideremiyorsa, zararı denetim süresi içerisinde aylık taksitler halinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla HAGB kararı verilebilir.

Bu hüküm uygulama açısından son derece önemlidir.

Örneğin bir ceza dosyasında mağdurun 600.000 TL zararı bulunduğunu düşünelim.

Sanığın ekonomik durumu 600.000 TL’yi tek seferde ödemeye elverişli olmayabilir.

Eski yaklaşımda sanık açısından “zararın tamamı ödenmeden HAGB şartı gerçekleşmez” tartışması çok ağır sonuçlar doğurabiliyordu.

Güncel CMK m.231/9 ise sanığın ekonomik gerçekliğini dikkate alan bir çözüm getirmektedir.

Mahkeme, diğer HAGB şartlarının da bulunması halinde sanığın zararı denetim süresi boyunca aylık taksitlerle tamamen gidermesi şartıyla HAGB kararı verebilir.

Ancak bu imkân şu şekilde anlaşılmamalıdır:

“Bir miktar ödeme yaparım ve geri kalanını ödemezsem yine HAGB devam eder.”

Hayır.

Kanunun ulaşmak istediği nihai sonuç yine zararın tamamen giderilmesidir.

Taksitlendirme, yalnızca ödeme zamanını ve yöntemini değiştirmektedir; borcun veya zarar giderme yükümlülüğünün kapsamını ortadan kaldırmamaktadır.

Kaç Taksit Yapılabilir?

Kanun belirli bir “12 taksit”, “24 taksit” veya “36 taksit” sayısı öngörmemektedir.

CMK m.231/9, zararın denetim süresince aylık taksitler halinde tamamen giderilmesini düzenlemektedir. HAGB kararı verilmesi halinde sanığın genel denetim süresi ise beş yıldır.

Bu nedenle somut dosyada;

zararın toplam miktarı,

sanığın gelir durumu,

ödeme gücü,

mağduriyetin niteliği,

ödemelerin tamamlanabileceği makul süre

gibi unsurlar önem kazanabilir.

Ödeme planının gerçekçi olması gerekir.

Örneğin sanığın aylık geliri 40.000 TL iken aylık 100.000 TL ödeme yapacağı varsayımına dayanan bir plan uygulanabilir olmayacaktır.

Savunma makamı açısından bu nedenle yalnızca “taksit istiyoruz” demek yerine sanığın ekonomik durumunu ortaya koyan ve zararın gerçekten tamamen giderilebileceğini gösteren uygulanabilir bir ödeme planının mahkemeye sunulması daha sağlıklı olacaktır.

Mağdur Taksitli Ödemeyi Kabul Etmek Zorunda mı?

CMK m.231/9’un lafzında taksitli ödeme için mağdurun ayrıca rızasının alınması gerektiğine ilişkin bir şart bulunmamaktadır.

Kanun mahkemeye, sanığın zararı derhal giderememesi durumunda denetim süresinde aylık taksitlerle tamamen giderme koşuluyla HAGB kararı verme imkânı tanımaktadır.

Dolayısıyla HAGB’nin uygulanmasını tamamen mağdurun iradesine bırakan bir sistem mevcut değildir.

Ancak bu durum mağdurun beyanının önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Özellikle;

zararın miktarı,

zararın giderilip giderilmediği,

ödemenin hangi alacağa ilişkin olduğu,

mağdurun parayı teslim alıp almadığı

gibi konularda mağdurun beyanı dosyanın değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.

Ayrıca suçun uzlaştırmaya tabi olması halinde HAGB’den önce uzlaştırmaya ilişkin özel hükümler dikkate alınmalıdır. CMK m.231/5 de uzlaşmaya ilişkin hükümleri açıkça saklı tutmaktadır.

Mağdur Parayı Kabul Etmezse Ne Yapılabilir?

Uygulamada önemli sorunlardan biri de sanığın zararı gidermek istemesine rağmen mağdurun ödemeyi kabul etmemesidir.

Örneğin mağdur;

“Parayı istemiyorum, sanığın ceza almasını istiyorum.”

diyebilir.

Bu durumda zarar giderme iradesinin belgelenmesi büyük önem taşır.

Ödemenin mağdura doğrudan yapılmasının mümkün olmadığı veya mağdurun ödemeyi kabul etmediği durumlarda, somut dosyanın özelliklerine göre hukuken geçerli ödeme ve tevdi yöntemlerinin değerlendirilmesi gerekir.

Savunma makamı açısından önemli olan, zarar giderme iradesinin yalnızca sözlü bir beyan olarak kalmaması; ödeme girişiminin ve mümkünse ödemenin objektif şekilde belgelendirilmesidir.

Banka dekontları, ödeme açıklamaları, yazılı teklifler ve dosyaya sunulan beyanlar bu nedenle önem kazanabilir.

Ancak kullanılacak yöntemin somut dosyaya göre belirlenmesi gerekir. Ceza dosyasındaki zarar giderme işleminin sırf şeklen yapılmış görünmesi yerine mağdurun zararını gerçekten karşılamaya yönelik olması esastır.

Mağdur Şikâyetinden Vazgeçmezse HAGB Olur mu?

HAGB ile şikâyetten vazgeçme birbirinden farklı hukuki kurumlardır.

CMK m.231’de HAGB’nin genel şartları arasında;

“Mağdur sanığı affetmelidir”

veya

“Mağdur HAGB’ye rıza göstermelidir”

şeklinde bir şart bulunmamaktadır.

Bu nedenle mağdurun;

“Şikâyetçiyim.”

“Sanığın cezalandırılmasını istiyorum.”

şeklindeki beyanları, diğer HAGB şartları gerçekleşiyorsa tek başına HAGB’yi hukuken imkânsız hale getirmez.

Elbette suç şikâyete bağlıysa veya uzlaştırma kapsamında bulunuyorsa şikâyet ve uzlaştırmanın farklı sonuçları gündeme gelebilir.

Dolayısıyla şikâyetten vazgeçme, uzlaşma, etkin pişmanlık ve HAGB birbirine karıştırılmamalıdır.

Zarar Ödendiğinde Mahkeme HAGB Vermek Zorunda mı?

Hayır.

Bu nokta özellikle vurgulanmalıdır.

Zararın tamamen giderilmesi yalnızca CMK m.231/6’da düzenlenen koşullardan biridir.

Sanığın aynı zamanda daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması gerekir.

Ayrıca mahkemenin sanığın;

kişilik özelliklerini,

duruşmadaki tutumunu,

davranışlarını

değerlendirerek yeniden suç işlemeyeceği kanaatine ulaşması gerekmektedir.

Ve en başta, sonuç cezanın HAGB sınırında bulunması gerekir.

Dolayısıyla örneğin sanığa sonuç olarak üç yıl hapis cezası verilmişse mağdurun zararının tamamının ödenmiş olması tek başına CMK m.231 kapsamında HAGB uygulanmasını sağlamaz.

Aynı şekilde sanığın HAGB’ye engel nitelikte önceki kasıtlı mahkûmiyeti varsa zarar giderilmiş olsa dahi ayrıca bu engelin değerlendirilmesi gerekir.

Bu nedenle zarar ödeme kararı verilmeden önce dosyanın yalnızca zarar yönünden değil HAGB’nin bütün koşulları yönünden incelenmesi gerekir.

Zararın Giderilmesi Cezayı Otomatik Olarak Ortadan Kaldırır mı?

Hayır.

Ceza hukukunda zarar gideriminin farklı kurumlarda farklı sonuçları vardır.

En çok karıştırılan iki kurum;

HAGB

ve

etkin pişmanlıktır.

HAGB, CMK m.231’de düzenlenen bir ceza muhakemesi kurumudur.

Etkin pişmanlık ise belirli suçlarda Türk Ceza Kanunu tarafından düzenlenen ve şartları gerçekleştiğinde cezada indirim veya başka hukuki sonuçlar doğurabilen bir kurumdur.

Örneğin dolandırıcılık suçunda TCK m.168 kapsamında belirli aşamalarda mağdur zararının giderilmesi etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gündeme getirebilir. TCK m.168/2’ye göre etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce gösterilmesi halinde kanundaki indirim mekanizması uygulanmaktadır.

Bu durumda zarar ödemesi aynı dosyada hem sonuç cezanın belirlenmesini hem de sonuç ceza HAGB sınırına indiğinde HAGB ihtimalini etkileyebilir.

Ancak iki kurumun şartları aynı değildir.

Etkin Pişmanlık ile HAGB Arasındaki Fark Nedir?

Bu ayrım özellikle dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve diğer malvarlığı suçlarında son derece önemlidir.

Etkin Pişmanlık

TCK m.168 belirli malvarlığı suçlarında mağdurun zararının giderilmesine bağlı olarak cezanın azaltılmasını sağlayabilir.

Örneğin dolandırıcılık suçunda kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce etkin pişmanlığın gerçekleşmesi halinde TCK m.168/2’de öngörülen ceza indirimi gündeme gelebilir.

HAGB

HAGB ise mahkemenin belirlediği sonuç ceza iki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası olduğunda ve diğer koşullar gerçekleştiğinde gündeme gelir.

Dolayısıyla uygulamada şu sıra ortaya çıkabilir:

Önce suçun temel cezası belirlenir.

Ardından şartları varsa etkin pişmanlık gibi indirim nedenleri uygulanır.

Ortaya çıkan sonuç ceza HAGB bakımından değerlendirilir.

Eğer sonuç ceza iki yıl veya altındaysa ve diğer HAGB şartları da varsa HAGB uygulanması gündeme gelebilir.

Bu nedenle özellikle dolandırıcılık dosyalarında zarar gideriminin yalnızca CMK m.231 yönünden değil TCK m.168 açısından da değerlendirilmesi gerekir.

Kısmi Ödeme Yapılırsa Ne Olur?

HAGB bakımından CMK m.231/6-c’nin kuralı zararın tamamen giderilmesidir.

Bu sebeple yalnızca kısmi ödeme yapılması, doğrudan tam zarar giderimi şartını sağlamaz.

Ancak kısmi ödeme ile taksitli ödeme birbirinden ayrılmalıdır.

Kısmi ödeme şu şekilde olabilir:

Sanık 500.000 TL zarar bulunan dosyada 100.000 TL öder ve kalan 400.000 TL bakımından herhangi bir ödeme yükümlülüğü üstlenmez.

Bu durumda tam giderim gerçekleşmemiştir.

Taksitli ödeme ise farklıdır:

500.000 TL zarar vardır ve sanık belirlenen aylık ödemelerle toplam 500.000 TL’nin tamamını denetim süresinde ödeyecektir.

İkinci durumda CMK m.231/9 kapsamındaki özel düzenleme gündeme gelebilir.

Dolayısıyla önemli olan yalnızca “bir miktar para yatırılmış olması” değil, zararın tamamının giderilmesine yönelik hukuki mekanizmanın kurulmuş olmasıdır.

Birden Fazla Mağdur Varsa Ne Olur?

Bir suç nedeniyle birden fazla mağdurun zarara uğraması halinde zarar giderme şartının değerlendirilmesi daha karmaşık hale gelir.

Örneğin aynı dolandırıcılık eylemleri kapsamında üç farklı kişinin zarara uğradığını düşünelim.

Birinci mağdurun zararı 100.000 TL,

ikinci mağdurun zararı 200.000 TL,

üçüncü mağdurun zararı 300.000 TL olabilir.

Bu durumda yalnızca bir mağdurun zararının ödenmiş olması, diğer mağdurlara yönelik suçlardan doğan zararların da giderildiği anlamına gelmez.

HAGB değerlendirmesi yapılırken mahkûmiyet konusu fiillerle bağlantılı mağdur veya kamu zararının somut biçimde belirlenmesi gerekir.

Özellikle zincirleme suç, iştirak, birden fazla mağdur veya çok sayıda para transferinin bulunduğu ekonomik suç dosyalarında bu nedenle zarar tablosunun doğru hazırlanması savunma açısından önemli hale gelir.

Başka Sanık Zararı Öderse HAGB Şartı Gerçekleşir mi?

Kanun CMK m.231/6-c bakımından esas olarak mağdurun veya kamunun uğradığı zararın giderilmiş olmasına odaklanmaktadır.

Ancak iştirak halinde işlenen suçlarda kimin ne kadar ödeme yaptığı, ödemenin hangi sanık bakımından ve hangi hukuki amaçla gerçekleştirildiği, zarar giderme iradesi ve dosyadaki diğer koşullar ayrıca değerlendirilmelidir.

Özellikle birden fazla sanıklı ekonomik suç dosyalarında yapılan ödemelerin;

hangi mağdura,

hangi zarar için,

hangi sanık adına,

hangi dosya kapsamında

yapıldığının banka açıklamalarında ve mahkemeye sunulan belgelerde açıkça gösterilmesi uygulamadaki uyuşmazlıkları azaltabilir.

Zarar Miktarı Tartışmalıysa Ne Olur?

HAGB açısından uygulamada en önemli sorunlardan biri de zarar miktarının taraflar arasında tartışmalı olmasıdır.

Sanık zararın 200.000 TL olduğunu savunurken mağdur 500.000 TL zarar gördüğünü iddia edebilir.

Böyle bir durumda ceza mahkemesinin zarar giderme şartını değerlendirebilmesi için suçun işlenmesinden doğan zararla ileri sürülen diğer taleplerin birbirinden ayrılması önemlidir.

Her talep edilen rakam otomatik olarak HAGB bakımından ödenmesi gereken zarar anlamına gelmez.

Örneğin mağdurun ceza dosyasındaki doğrudan ekonomik zararının yanında;

manevi tazminat,

faiz,

ticari kazanç kaybı,

başka sözleşmelerden doğduğu iddia edilen alacaklar

gibi farklı talepleri bulunabilir.

HAGB değerlendirmesinde esas alınacak zararın suçla doğrudan bağlantısının ortaya konulması gerekir.

Bu nedenle zarar miktarının tartışmalı olduğu dosyalarda ödeme yapılmadan önce ceza dosyasındaki deliller, bilirkişi raporları, banka hareketleri, sözleşmeler ve mağdur beyanları birlikte değerlendirilmelidir.

Zararın Ödenmesi Suçu Kabul Etmek Anlamına Gelir mi?

Bu soru savunma stratejisi açısından son derece önemlidir.

Bir sanık;

“Ben suçu işlemedim ancak HAGB veya etkin pişmanlık yönünden hak kaybı yaşamamak için mağdurun zararını karşılamak istiyorum.”

diyebilir.

Ceza savunmasında zarar giderme iradesinin nasıl ifade edildiği bu nedenle önemlidir.

Sanığın suçlamayı kabul etmediği dosyada zarar giderme işlemi yapılırken savunmanın;

öncelikle beraat talebini,

alternatif olarak lehe hükümlerin uygulanması talebini

açık biçimde ortaya koyması mümkündür.

Başka bir ifadeyle savunma;

“Öncelikle sanığın beraatine; mahkemenin aksi kanaatte olması halinde yapılan zarar giderimi de gözetilerek sanık lehine etkin pişmanlık ve HAGB dahil bütün lehe hükümlerin uygulanmasına”

şeklinde kademeli kurulabilir.

Bu özellikle maddi delillerin tartışmalı olduğu ceza dosyalarında önemlidir.

Zararın Giderilmesi Halinde HAGB Denetim Süresi Kaç Yıldır?

Yeni CMK m.231/8’e göre HAGB kararı verilen sanık beş yıl süreyle denetime tabi tutulur.

Denetim süresi içinde kişinin kasıtlı bir suç nedeniyle yeniden HAGB alması mümkün değildir.

Mahkeme ayrıca bir yıldan fazla olmamak üzere bazı denetimli serbestlik yükümlülükleri belirleyebilir.

Zararın derhal giderilemediği ve CMK m.231/9 kapsamında taksitli ödeme sisteminin uygulandığı dosyalarda ise zarar ödeme yükümlülüğü denetim süresi içerisinde devam eder.

Taksitler Ödenmezse Ne Olur?

Bu husus son derece önemlidir.

CMK m.231/11’e göre sanığın denetim süresinde kasıtlı yeni bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen denetimli serbestlik yükümlülüklerine aykırı davranması halinde mahkeme hükmü açıklayabilir. Kanun ayrıca yükümlülüklerini yerine getiremeyen sanığın durumunun değerlendirilerek cezanın bir bölümünün infaz edilmemesi, erteleme veya seçenek yaptırım gibi bazı sonuçların şartları varsa değerlendirilmesine imkân vermektedir.

Zararı taksitle giderme kararı verilen sanık açısından bu nedenle ödeme planına uygun davranılması kritik önemdedir.

HAGB kararı alındıktan sonra;

“Mahkeme artık dosyayı kapattı, ödemeleri yapmasam da olur.”

şeklindeki düşünce ağır sonuçlara yol açabilir.

Denetim Süresi Başarıyla Tamamlanırsa Ne Olur?

CMK m.231/10’a göre sanık denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemez ve kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranırsa açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılır ve davanın düşmesine karar verilir.

HAGB’nin sanık bakımından en önemli hukuki avantajı budur.

Mahkûmiyet hükmünün doğrudan infaz edilmesi yerine, kanunun öngördüğü koşullar altında sanığa denetim dönemi tanınır.

Sanık bu dönemi başarıyla tamamlarsa dava düşer.

HAGB Kararına Karşı İstinaf Mümkün mü?

Evet.

  1. Yargı Paketi sonrası yürürlükte bulunan CMK m.231/12’ye göre CMK m.272/3’teki istisnalar saklı olmak üzere HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir.

Üstelik kanun yolu incelemesi yalnızca HAGB’nin şekli şartlarıyla sınırlı değildir.

Kanun açıkça karar ve hükmün usule ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden inceleneceğini düzenlemektedir.

Dolayısıyla sanık;

“Zararı ödedim ve HAGB aldım, artık beraat talep edemem.”

şeklinde düşünmek zorunda değildir.

Suçu işlemediğini savunuyorsa ve beraat etmesi gerektiğini düşünüyorsa HAGB kararının esasına ilişkin hukuka aykırılıkları da kanun yolunda ileri sürebilir.

Kesinleşmiş Ceza Sonrasında Zarar Ödenirse HAGB Alınabilir mi?

En fazla yanlış anlaşılan konulardan biri budur.

Bir hüküm kesinleşmiş ve infaz aşamasına geçmişse mağdurun zararını sonradan ödemek, genel kural olarak mahkûmiyet kararını otomatik şekilde HAGB kararına dönüştürmez.

HAGB ile infaz aşamasındaki etkin pişmanlık veya özel uyarlama hükümleri birbirinden ayrılmalıdır.

  1. Yargı Paketi her kesinleşmiş ceza dosyası bakımından;

“Mağdurun zararını ödeyen herkes HAGB alır ve cezaevinden çıkar.”

şeklinde genel bir düzenleme getirmemiştir.

Ancak paket bazı dolandırıcılık dosyaları için son derece önemli özel bir geçiş hükmü getirmiştir.

Dolandırıcılıktan Cezaevinde Olan Kişi Zararı Öderse Ne Olur?

7589 sayılı Kanun ile TCK m.158’e yeni bir dördüncü fıkra eklenmiştir.

Bu hüküm, dolandırıcılık suçuna iştirakinin yalnızca kendisine veya başkasına ait banka hesabı, banka veya kredi kartı, ödeme hesabı, aracı kurum hesabı veya kripto varlık hesabını kullandırmaya yarayan bilgi veya araçları başkasına vermekten ibaret olduğu belirli kişiler bakımından cezanın yarı oranında indirilmesini öngörmektedir.

Bunun yanında 7589 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin yedinci fıkrası çok önemli bir düzenleme getirmiştir.

Kanunun yürürlüğünden önce TCK m.157 veya m.158 uyarınca haklarında hüküm verilmiş ve dosyası infaz aşamasına gelmiş, daha önce TCK m.168 uygulanmamış kişilerden yeni TCK m.158/4 kapsamına giren hükümlüler, mahkemenin yapacağı ihtardan itibaren altı ay içinde mağdurun zararını tamamen giderirlerse TCK m.168/2’deki etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilir.

Bu düzenleme HAGB değildir.

Bu ayrım çok önemlidir.

Kişi kesinleşmiş cezası nedeniyle cezaevindeyse ve özel geçiş hükmü kapsamına giriyorsa yapılacak işlem;

“Sonradan HAGB verilsin.”

talebinden ziyade, yeni lehe kanun ve özel etkin pişmanlık düzenlemesinin hükümlü hakkında uygulanmasının değerlendirilmesidir.

Ayrıca kanun zarar tamamen giderilinceye kadar bu özel hüküm gerekçe gösterilerek infazın ertelenemeyeceğini veya durdurulamayacağını açıkça düzenlemiştir.

Dolayısıyla yalnızca “ödeme yapacağım” demek cezaevinden derhal çıkmayı sağlamaz.

Dolandırıcılık Dosyalarında Zarar Ödemeden Önce Neler İncelenmeli?

Özellikle 12. Yargı Paketi sonrasında dolandırıcılık dosyalarında şu inceleme sırası önemlidir:

Öncelikle kişinin fiili TCK m.157 veya m.158 kapsamındaki hangi suçu oluşturuyor?

Kişinin suça iştiraki yalnızca banka hesabı veya ödeme aracını kullandırmakla mı sınırlı?

Yeni TCK m.158/4 uygulanabilir mi?

Dosya henüz ilk derece mahkemesinde mi?

İstinafta mı?

Yargıtay’da mı?

Yoksa karar kesinleşmiş ve infaza mı geçmiş?

TCK m.168 daha önce uygulanmış mı?

Mağdurun toplam zararı ne kadar?

Zarar tamamen giderilebilir mi?

Bu sorular cevaplandırılmadan yalnızca mağdura para gönderilmesi, beklenen hukuki sonucu her dosyada doğurmayabilir.

Nitekim 7589 sayılı Kanun, kanun yolu incelemesindeki yeni TCK m.158/4 kapsamındaki bazı dosyaların ilk derece mahkemesine gönderilmesini de özel olarak düzenlemiştir.

Bu nedenle dosyanın bulunduğu aşama son derece önemlidir.

Zararın Giderilmesi HAGB İçin Yeterli mi? Sık Sorulan Sorular

Zararı tamamen ödersem kesin HAGB alır mıyım?

Hayır. Zararın tamamen giderilmesi önemli bir şarttır ancak tek başına yeterli değildir. Sonuç cezanın iki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası olması, önceki kasıtlı mahkûmiyet bulunmaması ve mahkemenin yeniden suç işlememe konusunda olumlu kanaate ulaşması da gerekir.

Zararın tamamını hemen ödeyemezsem HAGB alamaz mıyım?

Alabilirsiniz. Diğer şartlar mevcutsa mahkeme, zararın denetim süresi boyunca aylık taksitlerle tamamen giderilmesi koşuluyla HAGB kararı verebilir.

HAGB için mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi şart mı?

CMK m.231’de genel bir şart olarak mağdurun şikâyetten vazgeçmesi veya HAGB’ye rıza göstermesi öngörülmemiştir. Ancak uzlaştırmaya tabi suçlar bakımından uzlaştırma hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Kısmi ödeme HAGB için yeterli mi?

Kural olarak hayır. Kanun zararın tamamen giderilmesini aramaktadır. Ancak derhal tam ödeme mümkün değilse CMK m.231/9 kapsamında aylık taksitlerle tamamen ödeme sistemi uygulanabilir.

Zarar ödenirse ceza ortadan kalkar mı?

Her zaman değil. Zarar gideriminin hukuki etkisi suç türüne ve dosyanın aşamasına göre değişir. HAGB, etkin pişmanlık ve özel geçiş hükümleri ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Dolandırıcılıkta zarar ödenirse ceza indirimi olur mu?

Şartları varsa TCK m.168 kapsamındaki etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir. Zarar gideriminin hangi aşamada gerçekleştiği önemlidir.

Kesinleşmiş dolandırıcılık cezasında zarar ödenirse cezaevinden çıkılır mı?

Otomatik olarak hayır. Ancak 12. Yargı Paketi ile yeni TCK m.158/4 kapsamına girebilecek bazı hükümlüler için özel geçiş düzenlemesi bulunmaktadır. Bu kişilerin mahkeme ihtarından itibaren altı ay içinde zararı tamamen gidermeleri halinde TCK m.168/2 etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmaları mümkün olabilir.

Zarar ödenmeden infaz durdurulabilir mi?

7589 sayılı Kanun’un dolandırıcılık suçlarına ilişkin özel geçiş hükmünde, mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar bu hükme dayanılarak infazın ertelenemeyeceği veya durdurulamayacağı açıkça belirtilmiştir.

Sonuç: Zararın Giderilmesi HAGB İçin Çok Önemli Ancak Tek Başına Yeterli Değildir

  1. Yargı Paketi sonrası HAGB konusunda en önemli yanlış anlaşılma, “Mağdurun zararını ödeyen sanık otomatik olarak HAGB alır” düşüncesidir.

Güncel CMK m.231 böyle bir sistem öngörmemektedir.

Zararın giderilmesi HAGB’nin temel koşullarından biridir; ancak HAGB kararı verilebilmesi için bütün şartların birlikte bulunması gerekir.

Her şeyden önce yapılan yargılama sonunda sanık hakkında verilen sonuç cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis cezası ya da adli para cezası olması gerekir.

Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması gerekir.

Mahkemenin sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki davranışlarını değerlendirerek yeniden suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanaate ulaşması gerekir.

Suç nedeniyle mağdurun veya kamunun uğradığı zarar da aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin yoluyla tamamen giderilmelidir.

Bununla birlikte güncel sistem sanığın ekonomik durumunu tamamen göz ardı etmemektedir.

Zararın derhal ve tek seferde karşılanamaması halinde, diğer HAGB şartlarının mevcut olması koşuluyla, zararın denetim süresince aylık taksitler halinde tamamen giderilmesine bağlı olarak HAGB kararı verilebilir.

Bu düzenleme özellikle maddi zararın yüksek olduğu ceza dosyalarında önemlidir.

Ancak taksit sistemi zarar giderme yükümlülüğünün azaltılması anlamına gelmez. Nihai hedef yine mağdurun veya kamunun zararının tamamının karşılanmasıdır.

Bu noktada ceza yargılamasının hangi aşamada olduğu da sonucu tamamen değiştirebilir.

Henüz kovuşturma devam ederken yapılan ödeme ile hüküm kesinleşip kişinin cezaevine girmesinden sonra yapılan ödeme aynı hukuki sonucu doğurmaz.

Özellikle dolandırıcılık suçlarında zarar giderimi;

TCK m.168 etkin pişmanlık,

CMK m.231 HAGB

ve

7589 sayılı Kanun’un özel geçiş hükümleri

yönünden ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

  1. Yargı Paketi, kesinleşmiş bütün mahkûmiyetler için genel bir “zararı öde ve cezaevinden çık” düzenlemesi getirmemiştir.

Buna karşılık yeni TCK m.158/4 kapsamına girebilen, suça iştiraki belirli banka veya ödeme araçlarını kullandırmakla sınırlı bazı dolandırıcılık hükümlüleri bakımından önemli bir özel düzenleme getirilmiştir. Bu kişilerden dosyası infaz aşamasında olan ve hakkında daha önce TCK m.168 uygulanmayanlar, kanundaki şartları taşımaları ve mahkemenin ihtarından itibaren altı ay içinde mağdurun zararını tamamen gidermeleri halinde TCK m.168/2 kapsamındaki etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilir.

Bu sebeple “zararı ödeyelim mi?” sorusu dahi ceza dosyasında stratejik bir hukuki değerlendirme gerektirir.

Ödeme yapılmadan önce;

suçun hukuki niteliği,

sonuç cezanın muhtemel miktarı,

etkin pişmanlık uygulanıp uygulanamayacağı,

HAGB koşullarının bulunup bulunmadığı,

zararın gerçek miktarı,

dosyanın ilk derece, istinaf, temyiz veya infaz aşamasında olup olmadığı,

kararın kesinleşip kesinleşmediği

ve varsa 12. Yargı Paketi’nin özel geçiş hükümlerinin uygulanabilirliği birlikte incelenmelidir.

Özellikle dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık dosyalarında, sırf mağdur zararının ödenmiş olması nedeniyle sanığın doğrudan tahliye edileceği, cezasının tamamen ortadan kalkacağı veya kesin olarak HAGB alacağı yönünde bir beklenti oluşturulması hukuken doğru değildir.

Buna karşılık doğru zamanda ve doğru hukuki zeminde gerçekleştirilen zarar giderimi; etkin pişmanlık indirimi, sonuç cezanın HAGB sınırına düşmesi ve HAGB şartlarının oluşması bakımından dosyanın sonucunu ciddi biçimde değiştirebilir.

Bu nedenle 12. Yargı Paketi sonrasında zarar gideriminin artık yalnızca bir “ödeme” işlemi olarak değil, ceza savunma stratejisinin önemli bir parçası olarak değerlendirilmesi gerekir.

Yeni yazılardan haberdar olun

Hukuk alanındaki yeni yazılarımızı e-posta ile alın. Dilediğiniz zaman tek tıkla ayrılabilirsiniz.

Çerez tercihleri