Bir Mesaj Yetmez, Peki Kaç Kez Takip Suç Olur? Israrlı Takip Suçunda Sınır Nerede Başlar?
Bir Mesaj Yetmez, Peki Kaç Kez Takip Suç Olur? Israrlı Takip Suçunda Sınır Nerede Başlar?
Bir ilişkinin sona ermesinden sonra sürekli mesaj göndermek, karşı tarafın işyerinin önünde beklemek, farklı telefon numaralarından aramak, sosyal medya hesaplarından ulaşmaya çalışmak veya ortak arkadaşları kullanarak iletişim kurmaya çalışmak uygulamada giderek daha sık ceza soruşturmalarına konu olmaktadır.
Ancak her rahatsız edici davranış ısrarlı takip suçu değildir.
Örneğin eski sevgilinin bir kez mesaj göndermesi ile;
- haftalar boyunca farklı numaralardan araması,
- engellendikçe yeni sosyal medya hesapları açması,
- mağdurun işyerine gitmesi,
- evinin önünde beklemesi,
- arkadaşları üzerinden haber göndermesi
aynı hukuki değerlendirmeye tabi tutulamaz.
Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesine göre suçun oluşması için davranışların ısrarlı nitelik taşıması ve bunun sonucunda mağdur üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşması veya mağdurun kendisinin ya da yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duyması gerekir. Güncel düzenlemede temel suç için altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.
Dolayısıyla bu suç açısından en önemli soru;
“Fail kaç kere aradı?”
değil;
“Davranışların bütünü mağdur üzerinde ne ölçüde ve ne şekilde sistematik bir baskı oluşturdu?”
sorusudur.
1. Israrlı Takip Suçu Nedir?
Israrlı takip suçu 2022 yılında 7406 sayılı Kanun ile Türk Ceza Kanunu’na eklenen TCK m.123/A’da düzenlenmiştir.
Kanuna göre bir kişinin;
ısrarlı biçimde fiziksel olarak takip edilmesi
veya;
haberleşme ve iletişim araçları, bilişim sistemleri ya da üçüncü kişiler kullanılarak kendisiyle temas kurulmaya çalışılması
sonucunda mağdur üzerinde ciddi huzursuzluk oluşması veya mağdurun kendisinin ya da yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duyması hâlinde suç oluşabilir.
Bu nedenle kanun iki temel davranış grubunu cezalandırmaktadır:
Fiziksel takip
Örneğin mağdurun;
- evinden çıkışının takip edilmesi,
- işe giderken peşinden gidilmesi,
- okulunun önünde beklenmesi,
- sürekli bulunduğu mekânlara gidilmesi.
İletişim veya üçüncü kişiler üzerinden temas kurmaya çalışma
Örneğin;
- sürekli telefon etmek,
- mesaj göndermek,
- WhatsApp üzerinden yazmak,
- Instagram veya başka sosyal medya hesaplarından ulaşmak,
- engellendikten sonra başka hesap açmak,
- arkadaşları veya aile üyeleri üzerinden haber göndermek.
Ancak bu davranışların varlığı tek başına yetmez.
Israr ve kanunda belirtilen netice de gerçekleşmelidir.
2. Bir Kez Telefon Etmek Israrlı Takip Suçu mudur?
Kural olarak hayır.
Kanun açıkça davranışın “ısrarlı bir şekilde” gerçekleştirilmesini aramaktadır.
Tek bir;
- telefon görüşmesi,
- mesaj,
- sosyal medya talebi,
- karşılaşma
normal şartlarda ısrar unsurunu oluşturmaz.
Ancak kanunda;
“En az üç kez”
“En az beş mesaj”
“En az on arama”
şeklinde matematiksel bir sınır yoktur.
Doktrinde ve yargısal değerlendirmelerde ısrarın belirlenirken olayın;
- süresi,
- tekrarlanma sıklığı,
- davranışların niteliği,
- mağdurun iletişim istemediğini açıkça belirtip belirtmediği,
- engelleme sonrasında failin davranışa devam edip etmediği
gibi unsurlarına bakılması gerektiği kabul edilmektedir.
Dolayısıyla;
“Üç mesaj suç değildir, dördüncü mesajdan sonra suç olur.”
şeklinde bir hukuk kuralı bulunmamaktadır.
3. Mağdur “Beni Bir Daha Arama” Dedikten Sonra Aramaya Devam Etmek Neden Önemlidir?
Israrın tespitinde en önemli göstergelerden biri budur.
Örneğin tarafların daha önce romantik ilişkisi bulunmaktadır.
İlişki sona erdiğinde mağdur;
“Artık benimle iletişim kurmanı istemiyorum.”
der.
Fail buna rağmen;
- aynı gün 15 kez arar,
- ertesi gün mesaj yollar,
- engellenince başka numaradan arar,
- birkaç gün sonra işyerine gider.
Burada fail açısından;
“İletişim kurmak istemediğini bilmiyordum.”
savunması büyük ölçüde önemini kaybeder.
Çünkü karşı tarafın istemediği açıkça bildirildiği hâlde iletişim girişimlerinin devam ettirilmesi, davranışın ısrarlı niteliğini gösteren güçlü göstergelerden biridir.
4. Kaç Telefon Araması Israrlı Takip İçin Yeterlidir?
Kanunda belirlenmiş bir sayı yoktur.
Ancak yakın tarihli Yargıtay kararları uygulamada önemli örnekler sunmaktadır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 19.01.2026 tarihli, E.2024/1352, K.2026/566 sayılı kararında sanığın fiilen ayrı yaşadığı eşine mesaj göndermesi ve 20 kez telefon etmesi ısrarlı takip kapsamında kabul edilmiştir.
Üstelik sanık hakkında aktif uzaklaştırma tedbiri bulunduğundan Yargıtay, olayın yalnızca TCK m.123/A’nın temel hâli kapsamında değil, m.123/A-2-c’deki nitelikli hâl kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Bu karar;
20 aramanın her durumda otomatik olarak suç oluşturduğu
anlamına gelmez.
Ancak tekrarlanan telefon aramalarının olayın diğer şartlarıyla birlikte ısrar unsurunu oluşturabileceğini açık biçimde göstermektedir.
5. Engellendikten Sonra Yeni Numara veya Hesaplardan Ulaşmak Israrı Güçlendirir mi?
Evet.
Örneğin mağdur failin;
- telefon numarasını engeller,
- WhatsApp hesabını engeller,
- Instagram hesabını engeller.
Fail bunun üzerine;
- başka telefon numarası kullanır,
- yeni Instagram hesabı açar,
- farklı e-posta adresinden yazar,
- başka kişilerin telefonundan arar.
Bu durumda davranışların bütünü, mağdurun iletişimi açık biçimde reddetmesine rağmen failin temas kurmak için yöntem değiştirdiğini gösterebilir.
TCK m.123/A zaten yalnızca doğrudan telefon veya mesajı değil, bilişim sistemleri ve üçüncü kişiler üzerinden temas kurmaya çalışmayı da suç tipinin içerisine almaktadır.
6. Sosyal Medyadan Sürekli Mesaj Göndermek Israrlı Takip Sayılır mı?
Şartları varsa evet.
Örneğin;
- Instagram DM,
- Facebook Messenger,
- X mesajları,
- e-posta,
- WhatsApp,
- Telegram
gibi araçlar iletişim veya bilişim sistemleri kapsamında değerlendirilebilir.
Özellikle mağdurun hesabı engellemesine rağmen;
- sürekli yeni hesap açılması,
- her paylaşımına mesaj gönderilmesi,
- farklı platformlardan iletişimin sürdürülmesi
ısrar unsurunu güçlendirebilir.
Ancak yine önemli ayrım şudur:
Bir kişinin sosyal medya paylaşımını sadece görmesi veya takip etmesi ile o kişiye sistematik biçimde temas kurmaya çalışması aynı şey değildir.
TCK m.123/A bakımından somut hareketlerin kanundaki seçimlik hareketlere uygun olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
7. Fiziksel Olarak Peşinden Gitmek İçin Kaç Kez Takip Gerekir?
Fiziksel takip açısından da kanunda belirli bir tekrar sayısı yoktur.
Örneğin;
bir kişinin farklı günlerde mağdurun;
- evinin önünde,
- okulunun yakınında,
- işyerinin çıkışında
beklemesi klasik ısrarlı takip örneğidir.
Ancak fiziksel takip bakımından davranışın niteliği de önemlidir.
Örneğin fail mağduru gece saatlerinde uzun süre boyunca sokak sokak takip ediyor ve mağdur bunu fark ettiği hâlde takibi sürdürüyorsa, olayın;
“yalnızca bir gün gerçekleştiği”
gerekçesiyle otomatik olarak suçun dışında bırakılması doğru olmayabilir.
Öğretide de fiziksel takipte ısrarın mutlaka farklı günlerde meydana gelmesinin gerekmediği; aynı olay içerisinde uzun süre ve kararlı biçimde sürdürülen takibin de somut koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir.
8. Evin Önünde Beklemek Israrlı Takip Suçu mudur?
Tek başına bir defa evin önünde bulunmak mutlaka suç oluşturmaz.
Ancak örneğin eski partner;
- her akşam evin önüne geliyor,
- arabasında bekliyor,
- mağdur dışarı çıktığında arkasından gidiyor,
- mağdur eve dönünce tekrar apartmanın önünde bekliyorsa
TCK m.123/A kapsamında fiziksel takip gündeme gelebilir.
Ayrıca failin davranışının;
- konut dokunulmazlığının ihlali,
- tehdit,
- özel hayatın gizliliğini ihlal
gibi başka suçları oluşturup oluşturmadığı da ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
9. İşyerinin Önünde Sürekli Beklemek Suç Oluşturur mu?
Şartları varsa evet.
Örneğin iş ilişkisi veya romantik ilişki sona ermiştir.
Fail buna rağmen her gün;
- mağdurun çalıştığı kafeye gidiyor,
- iş çıkışında onu bekliyor,
- arabasıyla arkasından geliyor.
Bu davranış mağdurun çalışma hayatını da etkileyebilir.
Üstelik takip nedeniyle mağdur;
işyerini değiştirmek veya işini bırakmak zorunda kalırsa
TCK m.123/A’nın nitelikli hâli gündeme gelir ve ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis olarak öngörülmüştür.
10. Arkadaşlar Üzerinden Sürekli Haber Göndermek Israrlı Takip Sayılır mı?
Evet, kanun bu ihtimali özellikle düzenlemiştir.
Örneğin mağdur faili her yerden engellemiştir.
Fail;
- ortak arkadaşlarına,
- mağdurun kardeşine,
- iş arkadaşlarına
sürekli;
“Benimle konuşmasını söyle.”
“Telefonumu açsın.”
“Ona şunu iletin.”
demektedir.
TCK m.123/A’da üçüncü kişiler kullanılarak temas kurulmaya çalışılması açıkça suçun hareketlerinden biri olarak düzenlenmiştir.
Hatta kanun gerekçesinde failin mağdura kendisini takip ettiği düşüncesini vermek amacıyla yakınlarını hedef alan davranışlarının da bu kapsamda değerlendirilebileceği belirtilmektedir.
11. Sadece Israr Yetmez: “Ciddi Huzursuzluk” da Oluşmalıdır
TCK m.123/A’nın belki de en önemli şartı budur.
Failin davranışları yalnızca;
rahatsız edici
olmamalıdır.
Kanun;
“ciddi bir huzursuzluk”
aramaktadır.
Dolayısıyla mağdurun;
“Mesajdan hoşlanmadım.”
demesi ile;
“Sürekli farklı numaralardan aradığı için telefonumu kullanamaz hâle geldim, eve yalnız gitmekten korkmaya başladım.”
durumları aynı değildir.
Öğretide de kanun koyucunun her sıradan rahatsızlığı cezalandırmamak amacıyla özellikle “ciddi” huzursuzluk eşiğini benimsediği vurgulanmaktadır.
Bu nedenle mahkeme;
- davranışların sayısına,
- süresine,
- içeriğine,
- tarafların geçmişine,
- mağdurun günlük hayatı üzerindeki etkisine
bir bütün olarak bakmalıdır.
12. Güvenlik Endişesi Oluşması İçin Açıkça Tehdit Etmek Şart mıdır?
Hayır.
Israrlı takip suçunun oluşması için failin mutlaka;
“Seni öldüreceğim.”
veya
“Sana zarar vereceğim.”
demesi gerekmez.
Örneğin eski sevgili hiçbir tehdit mesajı göndermemesine rağmen;
- her akşam mağdurun evinin önünde bekliyor,
- işe giderken takip ediyor,
- mağdurun ailesinin yaşadığı yere gidiyor,
- farklı kişiler üzerinden nerede olduğunu öğrenmeye çalışıyorsa
mağdurun kendi güvenliğinden veya yakınlarının güvenliğinden endişe duyması mümkün olabilir.
Kanun bu nedenle ciddi huzursuzluk ile güvenlik endişesini alternatif neticeler olarak düzenlemiştir.
13. Israrlı Takiple Birlikte Tehdit de Varsa Ne Olur?
Bu durumda yalnızca TCK m.123/A uygulanmayabilir.
Fail;
- ısrarla arıyor,
- mesaj gönderiyor,
- aynı zamanda tehdit ediyorsa
tehdit suçu da ayrıca gündeme gelebilir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 19.01.2026 tarihli, E.2024/393, K.2026/565 sayılı kararında, ayrılmak isteyen eski partnerine çok sayıda tehdit içerikli mesaj ve ses kaydı gönderen fail hakkında hem tehdit hem de ısrarlı takip suçundan mahkûmiyet kurulması hukuka uygun bulunmuştur.
Dolayısıyla ısrarlı takip;
- tehdit,
- hakaret,
- cinsel taciz,
- konut dokunulmazlığının ihlali,
- özel hayatın gizliliğini ihlal
gibi suçları otomatik olarak içine çekmez.
Olayın şartlarına göre fail birden fazla suçtan sorumlu tutulabilir.
14. “Seni Sevdiğim İçin Aradım” Savunması Suçu Ortadan Kaldırır mı?
Hayır.
TCK m.123/A bakımından failin;
“Niyetim kötü değildi.”
demesi tek başına yeterli değildir.
Kanunda TCK m.123’ten farklı olarak;
“sırf huzur ve sükûnu bozmak amacıyla hareket etme”
şeklinde özel bir saik aranmamaktadır.
Kanun gerekçesinde de temas kurma çabasının;
- duygusal nedenlerden,
- yeniden ilişki kurma isteğinden,
- korkutma veya baskı altına alma amacından
kaynaklanabileceği belirtilmiştir.
Dolayısıyla;
“Onu geri kazanmak için aradım.”
savunması, davranışların ısrarlı olması ve mağdurda kanunda aranan sonucu doğurması hâlinde tek başına cezai sorumluluğu kaldırmaz.
15. Eski Sevgiliye veya Eski Eşe Karşı Israrlı Takip Arasında Fark Var mı?
Kanun bakımından önemli bir fark bulunmaktadır.
Eski sevgiliye karşı işlenen suç kural olarak TCK m.123/A’nın temel hâli kapsamında değerlendirilir.
Ancak suçun;
ayrılık kararı verilen veya boşanılan eşe karşı
işlenmesi kanunda nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir.
Bu durumda ceza;
bir yıldan üç yıla kadar hapis
olarak öngörülmüştür.
Burada dikkat edilmesi gereken ifade **“boşandığı eş”**tir.
Sevgililik ilişkisinin sona ermesi tek başına bu özel nitelikli hâli oluşturmaz.
16. Uzaklaştırma Kararına Rağmen Aramak veya Mesaj Atmak Daha Ağır Suç mudur?
Evet.
Fail hakkında;
- uzaklaştırma,
- mağdurun konutuna yaklaşmama,
- okuluna yaklaşmama,
- işyerine yaklaşmama
tedbiri bulunmasına rağmen ısrarlı takip devam ederse TCK m.123/A-2-c uygulanabilir.
Bu durumda ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin E.2024/1352, K.2026/566 sayılı kararında da sanığın uzaklaştırma kararı yürürlükte olmasına rağmen eşine mesaj göndermesi ve 20 kez araması nedeniyle temel hâlden değil nitelikli hâlden cezalandırılması gerektiği kabul edilmiştir.
Bu nedenle 6284 sayılı Kanun kapsamında verilmiş bir tedbir kararının varlığı ceza dosyasında son derece önemlidir.
17. Mağdur Evini veya İşyerini Değiştirirse Ceza Artar mı?
Evet.
Israrlı takip nedeniyle mağdurun;
- okulunu değiştirmesi,
- işyerini değiştirmesi,
- konutunu değiştirmesi,
- okulunu bırakması,
- işini bırakması
durumunda nitelikli hâl uygulanır.
Burada aranan önemli husus nedensellik bağıdır.
Örneğin mağdur zaten başka şehre taşınmayı planlıyorsa ve takip olayıyla taşınma arasında bağlantı yoksa bu nitelikli hâl otomatik olarak uygulanmamalıdır.
Ancak;
“Fail sürekli evimin önüne geldiği için evi değiştirdim.”
şeklindeki iddia diğer delillerle de destekleniyorsa nitelikli hâl gündeme gelebilir.
18. Israrlı Takip ile Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma Suçu Aynı Şey midir?
Hayır.
TCK m.123’te kişilerin huzur ve sükûnunu bozma, TCK m.123/A’da ise ısrarlı takip düzenlenmiştir.
TCK m.123 bakımından failin;
sırf mağdurun huzur ve sükûnunu bozmak amacıyla
hareket etmesi aranır.
TCK m.123/A bakımından böyle özel bir amaç aranmaz.
Ayrıca ısrarlı takip suçunda;
- fiziksel takip,
- iletişim kurmaya çalışma
ile birlikte mağdurda ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi ortaya çıkması gerekir.
Bu nedenle her yoğun telefon araması otomatik olarak TCK m.123/A değil; somut olayın özelliklerine göre TCK m.123 kapsamında da değerlendirilebilir.
Örneğin Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 12.05.2025 tarihli, E.2024/4124, K.2025/4319 sayılı kararında iki gün içerisinde farklı saatlerde 14 kez telefonla arama eylemi, olayın suç tarihi ve özellikleri kapsamında kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu olarak değerlendirilmiştir.
19. Israrlı Takip Suçunda Hangi Deliller Önemlidir?
Bu suçlarda dijital deliller son derece önemlidir.
Özellikle;
Arama kayıtları
Kaç kez, hangi tarihte ve hangi saatlerde arama yapıldığını gösterir.
WhatsApp ve SMS yazışmaları
Mağdurun;
“Beni bir daha arama.”
demesine rağmen mesajların devam etmesi özellikle önemlidir.
Sosyal medya mesajları
Farklı hesaplardan yapılan iletişim girişimleri tespit edilebilir.
Kamera kayıtları
Failin;
- evin,
- işyerinin,
- okulun
önünde beklediğini gösterebilir.
Tanıklar
Komşular, iş arkadaşları veya aile bireyleri fiziksel takip davranışlarını doğrulayabilir.
6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir kararları
Fail hakkında daha önce uzaklaştırma veya yaklaşmama kararı bulunması özellikle TCK m.123/A-2-c açısından kritik önemdedir.
Mağdurun hayatındaki değişiklikleri gösteren belgeler
Takip nedeniyle;
- ev değiştirilmiş,
- iş bırakılmış,
- okul değiştirilmişse
bunlara ilişkin belgeler de nitelikli hâl bakımından önemli olabilir.
20. Ekran Görüntüleri Tek Başına Yeterli midir?
Her dosyada değil.
Ekran görüntülerinin;
- hangi telefondan alındığı,
- hesabın gerçekten şüpheliye ait olup olmadığı,
- yazışmanın bütünlüğü,
- tarih ve saat bilgileri
önemlidir.
Bu nedenle mümkün olduğunca;
- telefonun kendisinin korunması,
- mesajların silinmemesi,
- arama kayıtlarının tutulması,
- kullanıcı adı ve profil bilgilerinin görünür şekilde kaydedilmesi
yararlıdır.
Gerekli hâllerde HTS, IP veya diğer dijital kayıtların adli makamlar aracılığıyla araştırılması da gündeme gelebilir.
21. Mağdur Şikâyet Etmezse Savcılık Kendiliğinden Dava Açar mı?
Kural olarak hayır.
TCK m.123/A/3 açıkça ısrarlı takip suçunun şikâyete bağlı olduğunu düzenlemektedir.
TCK m.73’e göre şikâyete bağlı suçlarda mağdurun, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren kural olarak altı ay içerisinde şikâyette bulunması gerekir.
Israrlı davranışların devam ettiği olaylarda şikâyet süresinin başlangıcı bakımından davranışların ne zaman sona erdiği ayrıca önem taşıyabilir.
Bu nedenle mağdurun olaylar devam ederken delilleri toplamasına rağmen aylarca veya yıllarca şikâyette bulunmadan beklemesi doğru değildir.
22. Israrlı Takip Uzlaştırmaya Tabi midir?
Hayır.
Burada önemli bir istisna bulunmaktadır.
Suç şikâyete bağlı olmasına rağmen CMK m.253/3 gereğince ısrarlı takip suçunda uzlaştırma uygulanmaz.
Kanun koyucu 2022 yılında ısrarlı takip suçunu açıkça uzlaştırmanın kapsamı dışında bırakmıştır.
Dolayısıyla dosya;
“Taraflar uzlaştırmacıya gönderilsin.”
şeklinde sonuçlandırılmaz.
23. Şikâyetten Vazgeçilirse Dava Devam Eder mi?
Israrlı takip şikâyete bağlı bir suç olduğundan, TCK m.73 hükümleri çerçevesinde şikâyetten vazgeçilmesi kural olarak ceza davasının devamı üzerinde sonuç doğurabilir.
Ancak aynı olay içerisinde;
- tehdit,
- yaralama,
- özel hayatın gizliliğini ihlal
gibi başka suçlar da bulunuyorsa bunların şikâyete bağlı olup olmadığı ve şikâyetten vazgeçmenin onlar üzerindeki etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle yalnızca;
“Israrlı takipten şikâyetimi geri aldım.”
denilmesi bütün ceza dosyasının otomatik olarak kapanacağı anlamına gelmeyebilir.
24. Her Ayrılık Sonrası Mesajlaşmayı Ceza Davasına Dönüştürmemek Gerekir
Israrlı takip suçu mağdurun korunması bakımından önemli bir suç tipidir.
Ancak ceza hukukunun sınırlarının da korunması gerekir.
Örneğin;
bir ilişkinin sona ermesinden sonra kişinin;
“Son kez konuşabilir miyiz?”
şeklinde tek bir mesaj göndermesi,
tek başına ısrarlı takip olarak kabul edilmemelidir.
Aksi yaklaşım sosyal ilişkiler içerisindeki her rahatsız edici iletişimi ceza hukukunun konusu hâline getirir.
Kanun bu nedenle;
ısrar
ve
ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi
şartlarını birlikte aramaktadır.
Bu iki unsur, sıradan ve rahatsız edici davranışlarla ceza hukuku anlamında ısrarlı takip arasındaki sınırı çizmektedir.
Sonuç: Israrlı Takipte Belirleyici Olan Mesaj Sayısı Değil, Davranışların Oluşturduğu Sistematik Baskıdır
Israrlı takip suçunun oluşabilmesi için kanunda;
“en az 5 mesaj”, “en az 10 telefon araması” veya “en az 3 kez fiziksel takip”
şeklinde herhangi bir sayı belirlenmemiştir.
Bu nedenle her olay kendi koşulları içerisinde değerlendirilmelidir.
Mahkemenin özellikle;
- failin kaç kez temas kurduğu,
- davranışların ne kadar süre devam ettiği,
- mağdurun iletişimi reddedip reddetmediği,
- failin engellendikten sonra başka yollar kullanıp kullanmadığı,
- fiziksel takibin bulunup bulunmadığı,
- davranışların mağdurun günlük hayatını nasıl etkilediği,
- mağdurda ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi oluşup oluşmadığı
hususlarını birlikte değerlendirmesi gerekir.
Yargıtay’ın 2026 tarihli kararları da bu yaklaşımı desteklemektedir.
Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2024/1352, K.2026/566 sayılı kararında mesaj gönderilmesi ve 20 kez aranması şeklindeki eylemleri ısrarlı takip kapsamında kabul etmiş; fail hakkında mevcut uzaklaştırma kararının bulunması nedeniyle nitelikli hâlin uygulanması gerektiğine hükmetmiştir.
Yine aynı Dairenin E.2024/393, K.2026/565 sayılı kararında ayrılmak isteyen mağdura yönelik çok sayıda mesaj ve ses kaydı gönderilmesiyle birlikte tehdit içeren eylemler bakımından hem tehdit hem de ısrarlı takip suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri hukuka uygun bulunmuştur.
Dolayısıyla ısrarlı takip dosyalarında sorulması gereken temel soru;
“Kaç kere aradı?”
değildir.
Asıl soru şudur:
“Mağdur iletişimi istemediğini ortaya koymasına rağmen fail, farklı yöntemler kullanarak temas kurmaya veya mağduru takip etmeye sistematik biçimde devam etmiş ve bunun sonucunda mağdurun hayatında ciddi bir huzursuzluk ya da güvenlik endişesi oluşmuş mudur?”
Cevap evet ise TCK m.123/A kapsamında ısrarlı takip suçu gündeme gelebilir.
Temel Hukuki Dayanaklar
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.123 — Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu.
TCK m.123/A — Israrlı takip suçu; temel hâlde altı aydan iki yıla kadar hapis cezası.
TCK m.123/A/2-a — Suçun çocuğa veya ayrılık kararı verilen ya da boşanılan eşe karşı işlenmesi.
TCK m.123/A/2-b — Israrlı takip nedeniyle mağdurun okulunu, işyerini veya konutunu değiştirmesi ya da okulunu veya işini bırakması.
TCK m.123/A/2-c — Uzaklaştırma veya yaklaşmama tedbirine rağmen suçun işlenmesi; bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası.
TCK m.73 — Şikâyete bağlı suçlarda altı aylık şikâyet süresi.
CMK m.253/3 — Israrlı takip suçunun uzlaştırma kapsamı dışında olması.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2024/1352, K.2026/566, 19.01.2026 — Mesaj gönderme ve 20 telefon araması suretiyle ısrarlı takip; uzaklaştırma kararı nedeniyle TCK m.123/A-2-c’nin uygulanması.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2024/393, K.2026/565, 19.01.2026 — Eski partnere yönelik çok sayıda mesaj ve ses kaydı ile tehdit ve ısrarlı takip suçlarının birlikte oluşması.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2024/4124, K.2025/4319, 12.05.2025 — İki gün içerisinde 14 kez arama eyleminin kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu bakımından değerlendirilmesi.