Hukuk Makaleleri

Banka Hesabını Başkasına Veren Kişinin Dolandırıcılık Suçundan Sorumluluğu Değişti

Son yıllarda özellikle internet üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık suçlarında, suçtan elde edilen paranın üçüncü kişilere ait banka hesaplarına gönderilmesi oldukça sık karşılaşılan bir yöntem hâline gelmiştir. Kamuoyunda “IBAN kiralama”, “banka hesabı kiralama”, “hesap kullandırma” veya “banka hesabını başkasına verme” şeklinde ifade edilen bu yöntem, çok sayıda kişinin dolandırıcılık soruşturması veya kovuşturmasıyla karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır.

Özellikle öğrenciler, gençler, ekonomik sıkıntı içerisindeki kişiler veya kolay para kazanma vaadine inanan kişiler;

“Banka hesabını birkaç gün kullanacağız.”

“IBAN’ına para gelecek, sen çekip bize vereceksin.”

“Her gelen para üzerinden sana komisyon vereceğiz.”

“Kripto hesabını kullanmamıza izin ver, karşılığında ödeme yapacağız.”

şeklindeki teklifler nedeniyle banka hesaplarını üçüncü kişilere kullandırabilmektedir.

Ancak banka hesabının dolandırıcılıkta kullanılması hâlinde hesap sahibi, hesabına gelen parayı bizzat mağdurdan istememiş, mağdurla hiç konuşmamış veya dolandırıcılık mesajlarını kendisi göndermemiş olsa bile bir ceza soruşturmasının şüphelisi hâline gelebilmektedir.

31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren ve kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun, tam olarak bu tür dosyaları ilgilendiren önemli bir değişiklik yapmıştır. Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesine eklenen yeni dördüncü fıkra ile, dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçuna iştiraki yalnızca banka hesabı, ödeme aracı veya benzeri finansal araçların kullandırılmasıyla sınırlı kalan kişiler bakımından verilecek cezanın yarı oranında indirilmesi kabul edilmiştir.

Ancak yeni düzenleme hakkında en önemli nokta şudur:

Banka hesabını başkasına veren herkes otomatik olarak suçlu değildir.

Aynı şekilde;

“Yeni yasa çıktı, hesabını kullandıranlara artık ceza verilmiyor.”

şeklindeki değerlendirme de yanlıştır.

Yeni düzenleme bir cezasızlık hükmü getirmemiştir. Düzenleme, kişinin dolandırıcılık suçuna iştirak ettiği sabit olduğu hâlde, iştirakinin yalnızca banka hesabı veya ödeme aracını kullandırmaktan ibaret kaldığı belirli durumlarda cezanın yarı oranında indirilmesini öngörmektedir.

Bu nedenle banka hesabını kullandırma dosyalarında öncelikle kişinin dolandırıcılık kastıyla hareket edip etmediği, ardından suç içerisindeki rolünün yalnızca hesap kullandırmakla sınırlı olup olmadığı araştırılmalıdır.

12. Yargı Paketi Banka Hesabını Kullandıranlar Hakkında Ne Değiştirdi?

7589 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle TCK m.158’e yeni bir dördüncü fıkra eklenmiştir.

Yeni hüküm, TCK m.157’de düzenlenen dolandırıcılık ve TCK m.158’de düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçlarına iştirakin belirli bir biçimi için özel ceza indirimi öngörmektedir.

Düzenlemeye göre kişinin suça iştiraki;

kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla,

kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını

ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları

başkasına vermekten ibaret kalıyorsa,

verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.

Kanun koyucunun burada özellikle suça fiilen yön veren organizatörlerle yalnızca hesabını veya ödeme aracını kullandırarak suça iştirak eden kişiler arasındaki kusur farkını dikkate aldığı TBMM’deki düzenleme açıklamalarından da anlaşılmaktadır. TBMM Adalet Komisyonu Başkanı tarafından yapılan açıklamada, kamuoyunda “IBAN kiralama” olarak bilinen olaylarda suç organizatörleri ile maddi menfaat karşılığında banka hesabını veya ödeme aracını kullandıranların kusurlarının farklı olduğu açıkça ifade edilmiştir.

Dolayısıyla yeni düzenlemenin temel amacı, bütün failleri aynı hukuki konumda değerlendirmek yerine kişinin dolandırıcılık organizasyonu içerisindeki gerçek rolünün cezaya yansıtılmasıdır.

IBAN Kiralamak Artık Suç Değil mi?

Hayır.

  1. Yargı Paketi ile “IBAN kiralama serbest bırakıldı” şeklinde bir sonuç kesinlikle çıkarılamaz.

Yeni TCK m.158/4, banka hesabını kullandıran kişinin ceza sorumluluğunu kaldırmamaktadır.

Tam tersine hükmün uygulanabilmesi için öncelikle kişinin TCK m.157 veya m.158 kapsamındaki dolandırıcılık suçuna iştirak ettiğinin kabul edilmesi gerekir. Yeni hüküm, iştirak sabit olduktan sonra kişinin rolü yalnızca belirli ödeme araçlarını veya hesap bilgilerini kullandırmakla sınırlıysa cezada yarı oranında indirim yapılmasını düzenlemektedir.

Bu nedenle;

“Ben sadece IBAN verdim, artık ceza almam.”

şeklindeki düşünce doğru değildir.

Doğru soru şudur:

Kişi banka hesabını hangi amaçla, neyi bilerek ve suç organizasyonu içerisinde hangi rolle kullandırmıştır?

Ceza sorumluluğunu belirleyen temel mesele budur.

Sadece Banka Hesabının Kullanılmış Olması Mahkûmiyet İçin Yeterli midir?

Tek başına banka hesabının dolandırıcılıkta kullanılmış olması, kişinin otomatik olarak dolandırıcılık suçundan mahkûm edilmesi gerektiği anlamına gelmez.

Türk Ceza Kanunu’nun iştirak hükümlerine göre suçun işlenişine katılan kişi kendi kusurlu fiiline göre sorumlu tutulur. TCK m.40 ayrıca suça iştirakten söz edilebilmesi için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin bulunmasını esas almaktadır. Yardım etme bakımından da suçun işlenmesinde kullanılan araçların sağlanması veya suçun icrasının kolaylaştırılması gibi davranışlar düzenlenmiştir.

Yeni TCK m.158/4’te de kişinin ödeme aracını veya hesap bilgilerini “kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla” vermesinden söz edilmektedir.

Bu nedenle kişinin hesabının dolandırıcılıkta kullanılmış olması ile kişinin hesabını dolandırıcılık amacıyla kullandırması birbirinden ayrılmalıdır.

Örneğin bir kişinin gerçekten ticari bir ödeme alacağını düşünerek IBAN bilgisini paylaşması ve daha sonra hesabının dolandırıcılık amacıyla kullanıldığını öğrenmesiyle;

hesabına dolandırıcılık paralarının geleceğini bildiği hâlde yüzde 10 komisyon karşılığında hesabını başkasına kullandırması

aynı hukuki durum değildir.

İlk durumda kastın bulunup bulunmadığı temel tartışma konusu olurken ikinci durumda kişinin suçun işlenmesini bilerek kolaylaştırdığı yönünde çok daha güçlü deliller bulunabilir.

“Hesabıma Para Geldi Ama Dolandırıcılığı Bilmiyordum” Savunması Yeterli midir?

Ceza davalarında yalnızca sanığın veya şüphelinin;

“Ben bilmiyordum.”

demesi tek başına beraat sonucunu doğurmaz.

Ancak savcılık ve mahkeme de kişinin kastını yalnızca hesabın onun adına kayıtlı olmasından hareketle otomatik biçimde kabul etmemelidir.

Somut olayda kişinin dolandırıcılığı bilip bilmediği çeşitli deliller üzerinden değerlendirilir.

Örneğin;

hesap sahibinin paranın geleceğini önceden bilip bilmediği,

hesaba erişim için mobil bankacılık şifresini veya telefonunu verip vermediği,

banka kartını üçüncü kişiye teslim edip etmediği,

hesaba gelen paranın hemen başka hesaba aktarılıp aktarılmadığı,

kişinin parayı ATM’den çekip çekmediği,

işlem karşılığında komisyon alıp almadığı,

hesabın daha önce de benzer işlemlerde kullanılıp kullanılmadığı,

hesap sahibiyle asıl dolandırıcılık failleri arasındaki mesajlaşmalar,

telefon kayıtları,

para transferleri,

kripto para hareketleri,

IP ve cihaz kayıtları

gibi birçok unsur birlikte değerlendirilebilir.

Yeni düzenleme bu ispat değerlendirmesini ortadan kaldırmamaktadır. Çünkü TCK m.158/4 doğrudan bir “hesap sahibi suçu” yaratmamış; mevcut dolandırıcılık suçuna iştirak eden belirli kişilere indirim getirmiştir. Bu sonuç yeni hükmün lafzı ile TCK’nın genel iştirak sisteminin birlikte değerlendirilmesinden kaynaklanmaktadır.

Yeni İndirimden Yararlanmak İçin Hangi Şartlar Gerekiyor?

Yeni TCK m.158/4 bakımından birkaç unsur özellikle önemlidir.

İlk olarak ortada TCK m.157 veya m.158 kapsamında işlenmiş bir dolandırıcılık suçu bulunmalıdır.

İkinci olarak hesap sahibinin bu suça iştiraki sabit olmalıdır.

Üçüncü olarak kişinin suça iştiraki yalnızca kanunda sayılan araçları veya hesap kullanımını sağlayan bilgi ve araçları başkasına vermekten ibaret kalmalıdır.

Dördüncü olarak bu davranışın kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla gerçekleştirilmiş olması gerekir.

Örneğin bir kişi yalnızca banka kartını ve mobil bankacılık bilgilerini dolandırıcılık organizatörüne veriyor ve bunun karşılığında sabit bir ücret veya hesaba gelen paranın belirli bir yüzdesini alıyorsa, diğer şartların da bulunması hâlinde yeni hükmün uygulanması gündeme gelebilir.

Ancak kişi mağdurlarla bizzat iletişime geçiyor, sahte ilan hazırlıyor, mağduru kandırıyor, para talep ediyor, diğer hesapları organize ediyor ve suç gelirlerini dağıtıyorsa artık fiilinin yalnızca banka hesabı kullandırmakla sınırlı olduğundan söz etmek güçleşir.

Bu durumda TCK m.158/4’teki özel yarı oranındaki indirimin uygulanıp uygulanamayacağı ayrıca tartışılacaktır.

Hesap Sahibinin Dolandırıcılık Organizasyonundaki Rolü Neden Önemlidir?

Yeni düzenlemenin en önemli kavramı **“iştirakin … vermek fiiliyle sınırlı olması”**dır.

Dolayısıyla mahkemenin yalnızca;

“Para sanığın hesabına gelmiş.”

şeklindeki tespitle yetinmemesi gerekir.

Sanığın suç içerisindeki gerçek rolünün ortaya çıkarılması gerekir.

Bir dolandırıcılık organizasyonunda örneğin şu roller bulunabilir:

Mağdurları bulan kişiler,

sahte ilanları hazırlayan kişiler,

telefon veya mesaj üzerinden mağduru aldatan kişiler,

banka hesaplarını temin eden kişiler,

parayı farklı hesaplara aktaran kişiler,

ATM’den para çeken kişiler,

kripto varlığa dönüştüren kişiler,

hesapları dağıtan veya yöneten kişiler,

suçtan elde edilen gelirleri paylaşan kişiler.

TCK m.158/4 özellikle bu organizasyonun yalnızca hesap veya ödeme aracı sağlama bölümünde kalan kişiler bakımından önemlidir.

Kişinin eylemleri bundan ileri gidiyorsa yeni hükmün uygulanma koşulları oluşmayabilir.

Banka Kartını Başkasına Vermek de Yeni Düzenleme Kapsamında mı?

Evet.

Kanun yalnızca banka hesabının IBAN numarasını kapsamamaktadır.

Yeni hüküm açıkça banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını da kapsamaktadır. Bunun yanında banka hesabının kullanımını sağlayan zorunlu bilgi veya araçların verilmesi de düzenleme içerisindedir.

Dolayısıyla;

banka kartının verilmesi,

kredi kartının verilmesi,

mobil bankacılık bilgilerinin paylaşılması,

hesabın kullanımını mümkün kılan doğrulama araçlarının verilmesi

gibi davranışlar somut olayın özelliklerine göre yeni hüküm kapsamında değerlendirilebilir.

Bu nedenle “IBAN kiralama” ifadesi gündelik kullanımda yaygın olsa da yeni düzenleme teknik olarak yalnızca IBAN numarasına ilişkin değildir.

Kripto Para Hesabını Başkasına Verenler de Yararlanabilir mi?

Evet.

Yeni TCK m.158/4 yalnızca klasik banka hesaplarını kapsamamakta, kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesapları da açıkça kapsamaktadır.

Dolandırıcılık suçlarında suç gelirlerinin banka hesaplarından kripto varlık platformlarına aktarılması veya doğrudan başka kişiler adına açılmış kripto hesaplarının kullanılması uygulamada önem taşıdığından kanun koyucu bu hesapları da düzenleme içerisine almıştır.

Dolayısıyla kişinin Binance, BtcTurk veya benzeri bir kripto varlık platformundaki hesabının suç gelirlerinin aktarılması amacıyla başkasına kullandırılması durumunda da somut olay yeni TCK m.158/4 açısından değerlendirilebilir.

Ancak yine aynı koşul geçerlidir:

Kişinin suça iştirakinin yalnızca hesap kullandırma düzeyinde kalmış olması gerekir.

Ödeme Kuruluşu Hesabını Kullandırmak da Kapsama Giriyor mu?

Evet.

Kanun;

banka,

aracı kurum,

ödeme hizmeti sağlayıcısı

ve kripto varlık hizmet sağlayıcısı

nezdindeki hesapların kullanılmasını sağlayan bilgi veya araçları açıkça kapsamına almıştır.

Bu nedenle yalnızca klasik banka hesapları değil, dijital ödeme sistemleri ve farklı finansal kuruluşlardaki hesaplar da düzenlemenin kapsamındadır.

Bu durum düzenlemenin özellikle internet dolandırıcılığı yöntemlerindeki teknolojik gelişmeler dikkate alınarak hazırlandığını göstermektedir.

Banka Hesabını Ücretsiz Kullandıran Kişi de Bu Düzenlemeden Yararlanabilir mi?

Kanunun lafzında kişinin mutlaka kendisinin para kazanmış olması gerektiği söylenmemektedir.

Düzenleme, kişinin kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla hareket etmesini aramaktadır.

Dolayısıyla kişi doğrudan komisyon almamış olsa bile başkasının haksız menfaat elde etmesini sağlamak amacıyla bilinçli biçimde hesabını kullandırmışsa ceza sorumluluğu gündeme gelebilir.

Örneğin kişi arkadaşının dolandırıcılık yaptığını bildiği hâlde;

“Ben para istemiyorum ama hesabımı kullanabilirsin.”

diyorsa sırf kendisinin doğrudan komisyon almamış olması suça iştiraki otomatik olarak ortadan kaldırmaz.

Buna karşılık kişinin hesabını hukuka uygun bir işlem yapılacağını düşünerek vermesi ve dolandırıcılık kastını bilmemesi farklı değerlendirilmelidir.

Yine belirleyici olan kast, bilgi ve suç içerisindeki gerçek roldür.

Yarı Oranında İndirim Otomatik mi Uygulanacak?

TCK m.158/4’ün koşulları gerçekleşiyorsa kanun “verilecek ceza yarı oranında indirilir” hükmünü kullanmaktadır.

Ancak bu aşamaya ulaşılmadan önce mahkemenin sanığın suça iştirak biçimini belirlemesi gerekir.

Örneğin mahkeme sanığın;

yalnızca hesabını kullandırdığını,

mağdurla doğrudan iletişim kurmadığını,

hileli hareketlerin planlanmasına katılmadığını,

başka hesapları organize etmediğini,

suçun icrasına ilişkin başka bir rol üstlenmediğini

tespit ederse yeni özel indirim gündeme gelebilir.

Buna karşılık sanığın hesabını kullandırmanın yanında suçun diğer aşamalarında da aktif rol aldığı belirlenirse fıkranın uygulanması tartışmalı hâle gelecektir.

Bu nedenle savunma açısından yeni dönemde “müvekkilin iştiraki hangi fiille sınırlıdır?” sorusu son derece önem kazanmıştır.

Yeni Düzenleme Yardım Etme Hükümlerinden Farklı mı?

Türk Ceza Kanunu’nun genel iştirak sisteminde TCK m.39, suçun işlenmesine yardım eden kişinin cezasında belirli şartlarla yarı oranında indirim öngörmektedir. Fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak ve suçun icrasını kolaylaştırmak da yardım etme kapsamında düzenlenmiştir.

Yeni TCK m.158/4 ise dolandırıcılık suçları bakımından özel olarak banka ve finansal hesap kullandırma vakalarını düzenlemektedir.

Bu nedenle uygulamada TCK m.158/4 ile genel iştirak hükümleri arasındaki ilişkinin mahkemeler ve ilerleyen dönemde Yargıtay kararlarıyla daha ayrıntılı biçimde şekillenmesi beklenebilir.

Ancak kanunun açık amacı, dolandırıcılık organizasyonunun merkezindeki kişilerle yalnızca finansal aracını kullandırarak suça katılanların kusur düzeylerini farklılaştırmaktır. TBMM’de yapılan açıklamalar da düzenlemenin bu amaca yönelik olduğunu ortaya koymaktadır.

12. Yargı Paketi Öncesinde İşlenen Suçlarda Yeni İndirim Uygulanabilir mi?

Yeni düzenlemenin en önemli yönlerinden biri yalnızca bundan sonra açılacak dosyalara yönelik olmamasıdır.

7589 sayılı Kanun özel geçiş hükümleri getirmiştir.

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce TCK m.157 veya m.158 kapsamında hüküm verilmiş ve dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklardan yeni TCK m.158/4 kapsamına girebilecek kişiler bakımından özel bir mekanizma öngörülmüştür.

Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinde bulunan bu dosyalar hakkında bozma kararı verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi öngörülmüştür. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan ilgili dosyalar da ilk derece mahkemelerine gönderilecektir.

Bu hüküm özellikle 31 Temmuz 2026 itibarıyla henüz kesinleşmemiş dolandırıcılık dosyalarında son derece önemlidir.

Dolayısıyla hakkında daha önce mahkûmiyet kararı verilmiş olması kişinin yeni düzenlemeden hiçbir şekilde yararlanamayacağı anlamına gelmemektedir.

Dosyanın hangi aşamada bulunduğu mutlaka kontrol edilmelidir.

İstinafta Olan IBAN Kiralama Dosyasına Ne Olacak?

Kişi TCK m.157 veya m.158’den mahkûm olmuş ancak dosyası bölge adliye mahkemesinde istinaf incelemesindeyse ve eylemi yeni TCK m.158/4 kapsamına giriyorsa, geçiş hükmü gereğince dosya bakımından bozma kararı verilerek ilk derece mahkemesine gönderilmesi öngörülmüştür.

Bu nedenle istinaf aşamasındaki dosyalarda savunmanın;

sanığın fiilinin yalnızca banka hesabını kullandırmakla sınırlı olduğunu,

dolandırıcılığın planlanması veya mağdurun aldatılması aşamasına katılmadığını,

varsa komisyon veya menfaatin niteliğini,

hesabın nasıl ve kim tarafından kullanıldığını

somut deliller üzerinden ortaya koyması büyük önem taşımaktadır.

Yeni düzenleme özellikle istinaf dilekçeleri ve ek beyanlar bakımından önemli bir savunma zemini yaratmaktadır.

Kesinleşmiş Dolandırıcılık Cezalarında Yeni Yasa Uygulanabilir mi?

Evet, belirli şartlar altında kesinleşmiş ve infaz aşamasına gelmiş bazı dosyalar bakımından da özel geçiş hükmü bulunmaktadır.

7589 sayılı Kanun’un geçici düzenlemesine göre, kanunun yürürlüğünden önce TCK m.157 veya m.158’den hakkında hüküm verilmiş, dosyası infaz aşamasına gelmiş ve daha önce TCK m.168 etkin pişmanlık hükümleri uygulanmamış kişilerden yeni TCK m.158/4 kapsamına girebilecek olanlar için önemli bir imkân getirilmiştir.

Bu kişilerin mağdurun zararını, mahkemenin yapacağı ihtardan itibaren altı ay içerisinde aynen geri verme veya tazmin yoluyla tamamen gidermeleri hâlinde TCK m.168/2’deki etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilmeleri mümkündür.

Dolayısıyla kesinleşmiş IBAN kiralama dosyalarında yalnızca yeni TCK m.158/4’teki yarı oranındaki indirim değil, şartları varsa zarar giderimine bağlı özel etkin pişmanlık mekanizması da önem taşımaktadır.

Cezaevinde Olan Kişi Zararı Öderse Hemen Tahliye Olur mu?

Hayır.

Yeni düzenleme bu konuda açık bir sınırlama getirmiştir.

İnfaz aşamasındaki kişi özel geçiş hükmünden yararlanmak amacıyla mağdur zararını giderecekse, zarar tamamen giderilinceye kadar yalnızca bu hükme dayanılarak infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez.

Bu nedenle;

“Ödemeye başladım, cezam hemen durur.”

veya

“Mağdurla taksit konusunda anlaştım, cezaevinden çıkarım.”

şeklindeki beklenti kanun metniyle uyumlu değildir.

Geçiş hükmünde mağdur zararının tamamen giderilmesi aranmaktadır.

Bu nedenle infaz aşamasındaki dosyalarda ödeme yapılmadan önce mahkûmiyet hükmü, uygulanan TCK maddeleri, kişinin iştirak biçimi ve TCK m.168’in daha önce uygulanıp uygulanmadığı dikkatle incelenmelidir.

Mağdurun Zararı Ödenirse Ceza Ne Kadar Değişebilir?

Bu konuda tek bir oran söylemek doğru değildir.

Yeni TCK m.158/4 kapsamına girilmesi hâlinde kişinin dolandırıcılık suçundan alacağı cezada yarı oranında indirim öngörülmektedir.

Bunun dışında dosyanın aşamasına ve koşullarına göre TCK m.168 etkin pişmanlık hükümleri de gündeme gelebilir.

İnfaz aşamasındaki ve yeni TCK m.158/4 kapsamına giren belirli hükümlüler bakımından 7589 sayılı Kanun ayrıca, zararın altı aylık sürede tamamen giderilmesi hâlinde TCK m.168/2’den yararlanabilme imkânı tanımaktadır.

Bu nedenle bir dosyada cezanın ne kadar düşeceğini belirlemek için;

ilk verilen ceza,

uygulanan artırımlar,

zincirleme suç hükümleri,

teşebbüs,

iştirak biçimi,

etkin pişmanlık,

takdiri indirim

ve yeni TCK m.158/4

birlikte değerlendirilmelidir.

Yeni Düzenleme HAGB İmkânı Doğurabilir mi?

Bazı dosyalarda evet.

Yeni TCK m.158/4 nedeniyle cezada yarı oranında indirim uygulanması ve varsa diğer lehe hükümlerin de uygulanması sonucunda sonuç ceza iki yıl veya daha az süreli hapis cezasına ya da adli para cezasına ulaşırsa güncel CMK m.231 kapsamında HAGB değerlendirmesi gündeme gelebilir.

Ancak HAGB otomatik değildir.

CMK m.231’e göre sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkûm olmaması, yeniden suç işlemeyeceğine ilişkin olumlu kanaat ve mağdur veya kamu zararının giderilmesi gibi diğer şartların da bulunması gerekir. Zarar derhâl karşılanamıyorsa belirli şartlarla denetim süresinde aylık taksitlerle tamamen giderilmesi koşuluyla da HAGB kararı verilebilir.

Bu nedenle yeni TCK m.158/4 bazı banka hesabı kullandırma dosyalarında yalnızca ceza indirimi değil, dolaylı biçimde HAGB ihtimalinin de yeniden değerlendirilmesini sağlayabilir.

Hesabını Arkadaşına Veren Kişinin Sorumluluğu Nasıl Belirlenir?

Somut bir örnek üzerinden açıklamak gerekirse:

Bir arkadaşınız;

“Şirket hesabım bloke oldu, müşterim sana 50.000 TL gönderecek, sen de bana ver.”

diyor.

Siz bunun normal bir ticari ödeme olduğunu düşünerek IBAN veriyorsunuz.

Sonradan paranın bir dolandırıcılık mağdurundan geldiği ortaya çıkıyor.

Bu durumda banka hesabının size ait olması önemli bir delildir ancak asıl tartışılması gereken sizin dolandırıcılık suçunu bilip bilmediğiniz ve suçun işlenmesine bilerek katılıp katılmadığınızdır.

Buna karşılık arkadaşınız;

“Dolandırıcılıktan para gelecek, IBAN’ını ver, gelen paranın yüzde 15’i senin.”

diyor ve siz bunu bilerek kabul ediyorsanız durum tamamen farklıdır.

Burada haksız menfaat amacı, suç hakkında bilgi ve hesabın bilinçli biçimde sağlanması yönünden çok daha güçlü bir iştirak değerlendirmesi yapılabilir.

Yeni TCK m.158/4 özellikle ikinci tür olaylarda kişinin rolü yalnızca hesabını kullandırmakla sınırlıysa önem taşımaktadır.

Hesaba Gelen Parayı Çekmek Sorumluluğu Ağırlaştırır mı?

Paranın banka hesabına gelmesinden sonra hesap sahibi parayı bizzat ATM’den çekiyor, başka hesaba aktarıyor veya kripto varlığa çeviriyorsa bu davranışlar kişinin suç içerisindeki rolünün belirlenmesinde önemli olabilir.

Ancak her para çekme işlemi otomatik olarak kişinin organizatör olduğu anlamına gelmez.

Mahkemenin bütün eylemleri birlikte değerlendirmesi gerekir.

Örneğin;

paranın nereye gönderildiği,

kişinin transfer talimatını kimden aldığı,

ne kadar komisyon aldığı,

başka mağdurlardan da para gelip gelmediği,

aynı işlemlerin kaç kez tekrarlandığı

gibi hususlar önemlidir.

Yeni hükmün uygulanabilmesi için iştirak fiilinin kanunda belirtilen hesap veya ödeme aracı sağlama davranışıyla sınırlı kalması gerektiğinden, kişinin bundan sonraki aktif davranışlarının fıkranın uygulanıp uygulanmayacağı bakımından değerlendirilmesi gerekir.

Çok Sayıda Mağdurun Parasının Aynı Hesaba Gelmesi Ne Anlama Gelir?

Tek bir hesaba farklı tarihlerde çok sayıda kişiden para gelmesi, soruşturma makamları bakımından önemli bir delil olabilir.

Özellikle hesap sahibinin;

farklı mağdurlardan gelen paraları düzenli biçimde başka hesaplara aktarması,

her transferden pay alması,

işlemleri sürekli tekrarlaması

gibi durumlar kişinin hesabının dolandırıcılık amacıyla kullanıldığını bilip bilmediği değerlendirilirken dikkate alınabilir.

Ayrıca dolandırıcılık fiillerinin bir suç işleme kararı kapsamında birden fazla kez gerçekleştirilmesi hâlinde zincirleme suç hükümleri gibi başka ceza hukuku sorunları da ortaya çıkabilir.

Bu nedenle çok mağdurlu dosyalarda her mağdur, transfer tarihi, para miktarı ve hesap hareketinin ayrı ayrı incelenmesi önem taşır.

Banka Hesabını Kullandırma Suçlarında Savunma Nasıl Kurulmalıdır?

Yeni düzenleme sonrasında bu dosyalardaki savunmanın yalnızca;

“Müvekkil dolandırıcılık yapmamıştır.”

şeklindeki genel bir ifadeden ibaret kalmaması gerekir.

Savunmada öncelikle kastın bulunup bulunmadığı tartışılmalıdır.

Müvekkil paranın dolandırıcılıktan geldiğini bilmiyorsa ve bunu bilmesini gerektiren somut deliller de bulunmuyorsa öncelikli savunma suçun manevi unsurunun oluşmadığı yönünde kurulabilir.

İkinci olarak müvekkilin suç organizasyonu içerisindeki fiili rolü belirlenmelidir.

Eğer mahkeme kişinin suça iştirak ettiği kanaatine ulaşacaksa, alternatif savunma olarak iştirakinin yalnızca TCK m.158/4’te belirtilen hesap veya ödeme aracını kullandırmakla sınırlı olduğu ortaya konulmalıdır.

Bu kapsamda;

WhatsApp görüşmeleri,

telefon kayıtları,

banka hareketleri,

ATM görüntüleri,

IP kayıtları,

mobil bankacılık cihaz kayıtları,

hesap açılış bilgileri,

para transfer açıklamaları,

diğer sanıklarla bağlantılar

ve suçtan alınan menfaat miktarı

ayrıntılı şekilde incelenmelidir.

Özellikle yeni TCK m.158/4 bakımından kişinin dolandırıcılık organizasyonu içerisindeki rol sınırının belirlenmesi ceza miktarını doğrudan etkileyebilecek niteliktedir.

Banka Hesabını Başkasına Veren Kişiler Hakkında Sık Sorulan Sorular

IBAN’ımı başkasına verdim, dolandırıcılıktan ceza alır mıyım?

Sadece IBAN’ın sizin adınıza olması otomatik mahkûmiyet anlamına gelmez. Suça bilerek ve isteyerek iştirak edip etmediğiniz değerlendirilmelidir. Ancak hesabınızı dolandırıcılık amacıyla bilerek kullandırdıysanız ceza sorumluluğu doğabilir. Yeni TCK m.158/4 belirli durumlarda cezayı kaldırmamakta, yarı oranında indirmektedir.

IBAN kiralama suç olmaktan çıktı mı?

Hayır. Yeni düzenleme cezasızlık getirmemiştir. Dolandırıcılık suçuna iştirak yalnızca hesap veya ödeme aracı kullandırmakla sınırlıysa cezada yarı oranında indirim öngörülmüştür.

Hesabı kullandıran kişi yarı ceza mı alacak?

Yeni TCK m.158/4’ün bütün koşulları gerçekleşiyorsa verilecek ceza yarı oranında indirilir. Ancak kişinin fiilinin yalnızca kanunda belirtilen hesap veya ödeme aracı kullandırma davranışıyla sınırlı olması gerekir.

Mağdurla hiç konuşmadıysam ceza alabilir miyim?

Mağdurla doğrudan iletişim kurmamış olmak önemli olabilir ancak tek başına ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kişi dolandırıcılığı bilerek hesabını suçta kullanılmak üzere vermişse iştirak sorumluluğu gündeme gelebilir.

Hesabımı kullandırdım ama para almadım. Yine de suç olur mu?

Kişinin mutlaka kendisinin para alması şart değildir. Yeni düzenleme kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlama amacıyla hareket edilmesini kapsamaktadır.

Kripto hesabını kullandırmak da kapsamda mı?

Evet. Kripto varlık hizmet sağlayıcılarındaki hesaplar açıkça yeni düzenleme kapsamındadır.

Dosyam istinaftaysa yeni yasadan yararlanabilir miyim?

Fiiliniz yeni TCK m.158/4 kapsamındaysa, kanun yürürlüğe girmeden önce hüküm verilmiş ve dosya kanun yolu incelemesindeyse özel geçiş hükümleri uygulanabilir. Bölge adliye mahkemesindeki ilgili dosyalar bakımından bozma ve ilk derece mahkemesine gönderme mekanizması düzenlenmiştir.

Ceza kesinleştiyse yeni yasadan yararlanabilir miyim?

Belirli şartlarda evet. Yeni TCK m.158/4 kapsamına girebilecek, infaz aşamasında bulunan ve daha önce TCK m.168 uygulanmamış hükümlüler için özel geçiş hükmü vardır. Mağdurun zararı mahkeme ihtarından itibaren altı ay içinde tamamen giderilirse etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma imkânı doğabilir.

Zararı taksitle ödersem infaz durur mu?

Kanunun infaz aşamasındaki özel geçiş hükmünde zarar tamamen giderilinceye kadar bu düzenlemeye dayanılarak infazın ertelenemeyeceği veya durdurulamayacağı açıkça belirtilmiştir.

Sonuç: Banka Hesabını Kullandıran Kişinin Sorumluluğu Artık Daha Ayrıntılı Değerlendirilecek

  1. Yargı Paketi ile banka hesabını veya diğer ödeme araçlarını dolandırıcılık suçlarında kullandıran kişiler bakımından Türk Ceza Kanunu’nda önemli bir değişiklik yapılmıştır.

Yeni TCK m.158/4’e göre dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirak eden kişinin eylemi yalnızca kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi veya araçları başkasına vermekten ibaretse verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.

Ancak düzenlemenin anlamı doğru anlaşılmalıdır.

Yeni kanun IBAN kiralamayı suç olmaktan çıkarmamıştır.

Hesabını kullandıran herkesin beraat edeceğine ilişkin bir düzenleme de bulunmamaktadır.

Tam tersine kişinin dolandırıcılık suçuna iştirak ettiği tespit edildikten sonra, iştirakinin yalnızca hesap veya ödeme aracı kullandırmakla sınırlı kalması hâlinde kusur düzeyi dikkate alınarak özel bir ceza indirimi uygulanmaktadır.

Bu nedenle bir banka hesabının dolandırıcılıkta kullanıldığı dosyada üç temel soru ayrı ayrı cevaplandırılmalıdır:

Birincisi: Hesap sahibi dolandırıcılıktan haberdar mıydı?

İkincisi: Hesap sahibi suça bilerek ve isteyerek iştirak etti mi?

Üçüncüsü: İştirak ettiyse fiili yalnızca hesabını veya ödeme aracını kullandırmaktan mı ibaretti, yoksa dolandırıcılığın diğer aşamalarında da aktif görev aldı mı?

İlk soru bakımından kast bulunmadığı sonucuna ulaşılırsa kişinin dolandırıcılık suçuna iştiraki zaten tartışmalı hâle gelecektir.

Buna karşılık kişinin hesabını suçta kullanılacağını bilerek verdiği tespit edilirse ikinci aşamada yeni TCK m.158/4 değerlendirilmelidir.

Kişi sadece hesabını kullandırmış ve suç organizasyonunun diğer aşamalarına katılmamışsa kanundaki yarı oranındaki özel ceza indirimi gündeme gelebilir.

Buna karşılık kişi mağdurları bulan, hileli görüşmeleri yapan, sahte ilan hazırlayan, başka hesapları temin eden, paraları yöneten veya suç gelirlerini dağıtan kişilerden biriyse artık fiilin yalnızca hesap kullandırmakla sınırlı olduğu kolaylıkla söylenemeyecektir.

Yeni düzenlemenin bir diğer önemli özelliği eski dosyalar bakımından da özel geçiş hükümleri içermesidir.

31 Temmuz 2026 tarihinden önce mahkûmiyet hükmü verilmiş ancak dosyası istinaf veya ilgili kanun yolu aşamasında bulunan kişilerden yeni TCK m.158/4 kapsamına girebilecek olanlar bakımından dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesini sağlayan hükümler bulunmaktadır.

Daha da önemlisi, cezası kesinleşmiş ve infaz aşamasına gelmiş bazı hükümlüler için de özel bir hukuki imkân tanınmıştır.

Yeni TCK m.158/4 kapsamına giren ve daha önce TCK m.168 etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmamış hükümlü, mağdur zararını mahkemenin ihtarından itibaren altı ay içerisinde tamamen giderirse TCK m.168/2 etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilecektir. Ancak zarar tamamen giderilmeden yalnızca bu hükme dayanılarak infazın ertelenmesi veya durdurulması mümkün değildir.

Dolayısıyla hakkında “IBAN kiralama”, “banka hesabını kullandırma” veya benzeri bir nedenle dolandırıcılık soruşturması ya da davası bulunan kişi açısından dosyanın hangi aşamada olduğu artık çok daha önemlidir.

Henüz soruşturma aşamasındaki dosyada yapılacak savunma ile ilk derece mahkemesinde mahkûmiyet verilmiş dosyada yapılacak savunma aynı değildir.

İstinaftaki dosyada yeni TCK m.158/4 ve geçiş hükümleri doğrudan ileri sürülebilirken, infaz aşamasındaki dosyada yeni düzenleme ile birlikte zarar giderimine bağlı etkin pişmanlık hükümlerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Bu nedenle banka hesabı kullandırma nedeniyle dolandırıcılıkla suçlanan kişiler açısından yalnızca banka hareketlerine bakılarak sonuç çıkarılmamalıdır.

Hesabın neden verildiği, suçun bilinip bilinmediği, elde edilen menfaat, sanığın diğer faillerle ilişkisi, mağdurlarla temasının bulunup bulunmadığı, paranın nasıl çekildiği veya aktarıldığı ve sanığın suç organizasyonundaki gerçek rolü birlikte değerlendirilmelidir.

  1. Yargı Paketi sonrasında bu ayrım artık ceza miktarı bakımından daha da önemlidir.

Çünkü kanun koyucu ilk kez dolandırıcılık suçlarında, suç organizasyonunu yöneten kişilerle yalnızca banka hesabı veya ödeme aracını kullandıran kişiler arasındaki kusur farkını açık bir özel hükümle cezaya yansıtmıştır. TBMM’deki yasama açıklamalarında da bu düzenlemenin, suç organizatörleri ile yalnızca maddi menfaat karşılığında hesabını kullandırarak suça iştirak eden kişilerin farklı kusur derecelerini dikkate almak amacı taşıdığı belirtilmiştir.

Sonuç olarak banka hesabını başkasına vermek masum ve risksiz bir işlem olarak görülmemelidir. Özellikle hesap sahibinin para transferinin hukuka aykırı bir faaliyetten kaynaklandığını bildiği veya bu ihtimali bilerek kabul ettiği durumlarda ağır ceza soruşturmaları gündeme gelebilir.

Bununla birlikte yeni TCK m.158/4 sayesinde, kişinin suça iştiraki gerçekten yalnızca hesap kullandırmakla sınırlıysa artık bu durumun ceza miktarına açık şekilde yansıtılması mümkündür.

Bu sebeple banka hesabını kullandırma nedeniyle dolandırıcılıkla suçlanan kişiler bakımından en önemli savunma sorusu artık yalnızca “hesap kimin adına?” değildir.

Asıl soru şudur:

“Hesap sahibi dolandırıcılığı biliyor muydu ve suçun işlenmesine hangi ölçüde katıldı?”

Yeni düzenleme sonrasında ceza sorumluluğunun belirlenmesinde bu ayrım, dosyanın sonucunu doğrudan değiştirebilecek niteliktedir.

Yeni yazılardan haberdar olun

Hukuk alanındaki yeni yazılarımızı e-posta ile alın. Dilediğiniz zaman tek tıkla ayrılabilirsiniz.

Call Now Button

Çerez tercihleri