Yabancı Boşanma Kararında Tebligat Sorunları: Tanıma ve Tenfiz Davalarında Savunma Hakkı Nasıl Değerlendirilir?
Yurt dışında verilen boşanma kararlarının Türkiye’de tanınması ve tenfizinde en önemli uyuşmazlıklardan biri tebligat sorunudur. Özellikle eşlerden birinin yabancı ülkede açılan boşanma davasından hiç haberdar olmadığını ileri sürmesi, kararın gıyapta verilmesi veya Türkiye’de açılan tanıma davasında eski eşin yurt dışında bulunması süreci önemli ölçüde etkileyebilir.
Uygulamada tebligat konusunda iki farklı mesele çoğu zaman birbirine karıştırılmaktadır:
Birincisi, yabancı ülkede görülen boşanma davasında diğer eşe usulüne uygun tebligat yapılıp yapılmadığıdır.
İkincisi, yabancı boşanma kararının Türkiye’de tanınması veya tenfizi için açılan davada yurt dışında yaşayan eski eşe Türkiye’den nasıl tebligat yapılacağıdır.
Bunlar birbirinden tamamen farklı hukuki sorunlardır.
İlk sorun yabancı boşanma kararının Türkiye’de tanınabilir olup olmadığını, ikinci sorun ise Türkiye’deki tanıma-tenfiz davasının usulüne uygun yürütülüp yürütülmediğini ilgilendirir.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 54. maddesi, yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizinde yabancı yargılamadaki savunma hakkına özel önem vermektedir. Karşı tarafın yabancı mahkemeye o ülke hukukuna göre usulüne uygun çağrılmamış, temsil edilmemiş veya hukuka aykırı şekilde yokluğunda hüküm kurulmuş olması, buna dayanan tarafın itirazı üzerine tanıma-tenfiz bakımından engel oluşturabilir. Tanımada da MÖHUK m.58 gereğince ilgili tenfiz şartları uygulanır. (Resmi Gazete)
Bu nedenle yabancı boşanma kararlarında yalnızca:
“Karar kesinleşmiş mi?”
sorusu yeterli değildir.
Özellikle çekişmeli veya gıyabi boşanmalarda şu soru da mutlaka sorulmalıdır:
“Diğer eş yabancı boşanma davasından usulüne uygun şekilde haberdar edilmiş miydi?”
Yabancı Boşanma Kararında Tebligat Neden Önemlidir?
Boşanma davası kişinin medeni hâlini doğrudan etkileyen bir yargılamadır.
Bir kişinin kendisinden habersiz şekilde boşanmış sayılması ve bu kararın daha sonra başka bir ülkede hukuki sonuç doğurması, savunma hakkı açısından önemli sorunlar yaratabilir.
Bu nedenle Türk hukukunda yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi sırasında yalnızca yabancı kararın mevcut ve kesinleşmiş olması değil, belirli durumlarda karşı tarafın yabancı yargılamaya katılabilme imkânına sahip olup olmadığı da önem taşır.
MÖHUK m.54/1-ç, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin;
- hükmü veren mahkemeye usulüne uygun çağrılmamış olması,
- yabancı mahkemede temsil edilmemiş olması,
- yabancı ülke hukukuna aykırı şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş olması
hâllerini düzenlemektedir. (mevzuat.wiki)
Dolayısıyla tebligat sorunu basit bir şekil eksikliği değildir. Gerçek anlamda savunma hakkının kullanılmasını engellemişse yabancı boşanma kararının Türkiye’de tanınmasını etkileyebilir.
Yabancı Mahkemedeki Tebligat Türk Hukukuna Göre mi İncelenir?
Kural olarak hayır.
Yabancı mahkemedeki yargılama usulü, yabancı mahkemenin kendi hukukuna tabidir. Milletlerarası özel hukukta bu yaklaşım lex fori, yani hâkimin hukuku ilkesiyle açıklanır.
Bu nedenle Türk tanıma mahkemesi:
“Türkiye’de bu tebligat böyle yapılmazdı.”
diyerek yabancı tebligatı yalnızca Türk Tebligat Kanunu üzerinden değerlendiremez.
Asıl soru şudur:
Tebligat, kararı veren yabancı devletin usul hukukuna göre geçerli miydi?
Yargıtay uygulamasında da yabancı mahkemedeki tebligatın geçerliliğinin kararı veren mahkemenin hukukuna göre değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Bununla birlikte yabancı kararın hiçbir bildirim yapılmaksızın ve tarafın savunma hakkı fiilen ortadan kaldırılarak verilmesi ayrı bir sorun oluşturur.
Bu nedenle yabancı tebligatın Türk hukukundaki yöntemlerden farklı olması tek başına tanıma engeli değildir.
“Bana Hiç Tebligat Yapılmadı” Denilirse Ne Olur?
Tanıma davasında en ciddi itirazlardan biri budur.
Örneğin eşlerden biri Fransa’da boşanma davası açmıştır. Türkiye’de yaşayan diğer eş ise:
“Fransa’da dava açıldığını hiç bilmiyordum. Bana dava dilekçesi veya duruşma günü gönderilmedi. Kararı yıllar sonra öğrendim.”
demektedir.
Bu durumda yabancı mahkeme dosyasındaki tebligat süreci incelenmelidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 1 Nisan 2024 tarihli, 2024/108 E., 2024/2251 K. sayılı kararında da benzer şekilde yabancı mahkeme ilamında ilgili tarafa tebligat yapılmadığının anlaşılması ve savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle tanıma talebinin reddedilmesi yönündeki karar onanmıştır. (Son Karar)
Dolayısıyla yabancı mahkeme dosyasından gerçekten hiçbir şekilde haberdar edilmemiş eş bakımından ciddi bir tanıma engeli ortaya çıkabilir.
Tebligat Yapılmadan Verilen Her Yabancı Boşanma Kararı Otomatik Olarak Geçersiz midir?
Bu konuda dikkatli olmak gerekir.
MÖHUK m.54/1-ç düzenlemesi, savunma hakkına ilişkin bu durumu ilgili tarafın itirazına bağlı bir tenfiz şartı olarak düzenlemektedir. Tanıma bakımından da MÖHUK m.58 üzerinden aynı değerlendirme gündeme gelir. (mevzuat.wiki)
Dolayısıyla her tebligat tartışması Türk mahkemesinin kendiliğinden yabancı kararı geçersiz sayacağı anlamına gelmez.
Özellikle kendisine karşı tanıma veya tenfiz istenen taraf:
“Yabancı davadan haberdar olmadım ve savunma hakkım ihlal edildi.”
şeklinde açık bir itiraz ileri sürüyorsa konu önem kazanır.
Bunun yanında karar ve yabancı mahkeme kayıtlarından açık bir savunma hakkı ihlali ortaya çıkıyorsa kamu düzeni boyutu da ayrıca tartışılabilir.
Gıyabi Boşanma Kararı Türkiye’de Tanınabilir mi?
Evet, mümkün olabilir.
Yabancı mahkeme kararının karşı tarafın yokluğunda verilmiş olması tek başına tanımayı engellemez.
Örneğin eşe yabancı ülkedeki dava usulüne uygun olarak bildirilmiş, savunma yapması için süre verilmiş ve duruşmaya çağrılmış olabilir.
Eş ise buna rağmen:
- cevap dilekçesi vermemiş,
- duruşmaya katılmamış,
- avukat tutmamış
olabilir.
Böyle bir durumda kararın gıyabi olması, savunma hakkının ihlal edildiği anlamına gelmez.
Önemli olan kişinin mahkemeye katılıp katılmadığı değil, mahkemeye katılma ve savunma yapma imkânına sahip olup olmadığıdır.
Bu nedenle:
“Ben yabancı ülkedeki duruşmaya gitmedim.”
savunması ile
“Davanın varlığından hiçbir şekilde haberdar edilmedim.”
savunması birbirinden ayrılmalıdır.
Default Divorce Kararlarında Tebligat Sorunu
ABD başta olmak üzere bazı hukuk sistemlerinde diğer eşin davaya cevap vermemesi hâlinde default judgment of divorce veya benzeri kararlar verilebilir.
Bu tür kararların Türkiye’de tanınması otomatik olarak imkânsız değildir.
Ancak dosyada özellikle;
- summons,
- complaint/petition,
- proof of service,
- affidavit of service,
- default notice
gibi belgelerin bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
Karşı tarafın dava konusunda usulüne uygun biçimde bilgilendirildiği ancak cevap vermediği anlaşılırsa sırf default judgment verilmiş olması tanımayı engellemez.
Buna karşılık hiçbir tebligat yapılmadan karar verilmişse MÖHUK m.54/1-ç kapsamında ciddi sorun ortaya çıkabilir.
Yabancı Mahkeme Eski Adrese Tebligat Yapmışsa Ne Olur?
Bu durum uygulamada oldukça sık görülür.
Örneğin taraflar Almanya’da yaşamış, daha sonra eşlerden biri Türkiye’ye dönmüştür.
Boşanma davası açan eş, diğer eşin eski Almanya adresini mahkemeye bildirmiş olabilir.
Burada doğrudan:
“Eski adrese tebligat yapılmış, karar kesinlikle tanınamaz.”
sonucuna varılamaz.
Şu hususlar araştırılmalıdır:
- Davacı eş gerçek adresi biliyor muydu?
- Yabancı mahkeme adres araştırması yaptı mı?
- Tebligat yabancı ülke hukukuna uygun muydu?
- Muhatap fiilen davadan haberdar oldu mu?
- İlan veya alternatif tebligat usulü uygulandı mı?
- Bu alternatif yöntem yabancı hukukta geçerli miydi?
Bir eşin gerçek adresi bilinmesine rağmen mahkemeden özellikle saklanması ve tebligatın bilinçli biçimde eski adrese yönlendirilmesi, savunma hakkı bakımından çok daha ciddi bir sorun yaratabilir.
E-Posta veya WhatsApp ile Tebligat Yapılması Geçerli midir?
Bu sorunun cevabı yabancı karar bakımından kararı veren ülkenin hukukuna bağlıdır.
Bazı hukuk sistemleri elektronik tebligata veya mahkeme izniyle alternatif elektronik bildirim yöntemlerine izin verebilir.
Bu nedenle yabancı mahkeme:
e-posta, elektronik mahkeme sistemi veya başka bir dijital yöntem
kullanmışsa Türk mahkemesi sırf Türk Tebligat Kanunu’nda aynı yöntem bulunmadığı gerekçesiyle yabancı usulü geçersiz saymamalıdır.
Ancak elektronik bildirimin yabancı hukukta geçerli bir tebligat yöntemi olduğu ve savunma hakkı için yeterli süre sağladığı ortaya konulmalıdır.
Türkiye’de açılacak tanıma-tenfiz davasındaki tebligat ise ayrı bir konudur ve Türk usul hukuku ile uygulanabilir uluslararası tebligat kurallarına göre yapılır.
Yabancı Boşanma Kararının Kesinleşmesi Tebligat Sorununu Ortadan Kaldırır mı?
Her zaman hayır.
Bir yabancı mahkeme kararının üzerinde:
“kesinleşmiştir”
şerhi bulunması, tanıma bakımından önemli bir şarttır.
Ancak kesinleşme ile savunma hakkı aynı konu değildir.
Bir karar yabancı hukuk bakımından kesinleşmiş olmakla birlikte, davalı taraf:
“Bana dava hiçbir zaman bildirilmedi ve savunma hakkım tamamen ortadan kaldırıldı.”
itirazında bulunabilir.
Bu durumda Türk mahkemesi MÖHUK m.54/1-ç kapsamındaki itirazı ayrıca değerlendirebilir.
Dolayısıyla:
Kesinleşme belgesi var → tebligat artık hiç tartışılamaz
şeklinde bir sonuç doğru değildir.
Yabancı Mahkeme Kararının Tebliği ile Dava Tebligatı Aynı Şey midir?
Hayır.
Bu ayrım özellikle önemlidir.
Yabancı boşanma sürecinde üç farklı bildirim gündeme gelebilir:
- Dava dilekçesinin tebliği
- Duruşma veya yargılama bildirimleri
- Nihai kararın tebliği
Tanıma bakımından en kritik meselelerden biri kişinin yabancı yargılamaya katılarak savunma yapma fırsatına sahip olup olmadığıdır.
Kararın daha sonra tebliğ edilmiş olması, dava başlangıcında kişinin hiçbir şekilde haberdar edilmemiş olmasını her zaman telafi etmeyebilir.
Bunun yanında kararın tebliği, ilgili yabancı hukukta kanun yolu ve kesinleşme süresini başlatıyorsa ayrıca önem taşır.
Bu nedenle yabancı boşanma dosyasında yalnızca final judgment değil, gerektiğinde tebligat evrakları da incelenmelidir.
Türkiye’de Açılan Tanıma Davasında Eski Eşe Tebligat Yapılması Gerekir mi?
Evet.
Yabancı boşanma kararının Türkiye’de tanınması için aile mahkemesinde dava açılmışsa, karşı tarafın Türkiye’deki davadan haberdar edilmesi gerekir.
MÖHUK m.55 uyarınca dilekçe ve duruşma günü karşı tarafa tebliğ edilir ve inceleme basit yargılama usulüne göre yapılır. (Resmi Gazete)
Dolayısıyla:
“Zaten yabancı ülkede boşandık, Türkiye’deki tanıma davasını eski eşe bildirmeye gerek yok.”
şeklindeki yaklaşım doğru değildir.
Türkiye’deki tanıma davası ayrı bir yargılamadır ve davalının bu davadan da usulüne uygun şekilde haberdar edilmesi gerekir.
Eski Eş Yurt Dışında Yaşıyorsa Tebligat Nasıl Yapılır?
Bu durumda uluslararası tebligat kuralları devreye girer.
Türkiye’nin yurt dışı tebligat işlemlerinde temel kaynaklar arasında;
- 7201 sayılı Tebligat Kanunu,
- 1965 tarihli Lahey Tebligat Sözleşmesi,
- 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi,
- Türkiye’nin bazı ülkelerle yaptığı ikili adli yardımlaşma anlaşmaları
bulunmaktadır. Adalet Bakanlığı da yurt dışı hukukî tebligat işlemlerini bu düzenlemeler çerçevesinde yürütmektedir. (Dışişleri ve AB Genel Müdürlüğü)
Hangi yöntemin uygulanacağı davalının;
- hangi ülkede bulunduğuna,
- Türk vatandaşı olup olmadığına,
- o ülkenin hangi uluslararası sözleşmelere taraf olduğuna
göre değişebilir.
1965 Lahey Tebligat Sözleşmesi Nedir?
Tam adı:
Hukukî ve Ticari Konularda Adlî ve Gayriadlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair 15 Kasım 1965 Tarihli Lahey Sözleşmesi
olan sözleşme, sınır aşan hukukî tebligatlarda kullanılan temel uluslararası düzenlemelerden biridir.
Türkiye de bu Sözleşmeye taraftır. Adalet Bakanlığı, hukukî alandaki uluslararası tebligat işlemleri için güncel Genelge 63/3 kapsamında taraf devletleri, merkezi makamları, yazışma dillerini ve kullanılacak formları ayrıca yayımlamaktadır. (Dışişleri ve AB Genel Müdürlüğü)
Sözleşmenin temel mekanizması, tebliğ talebinin ilgili devletin belirlediği Merkezî Makama gönderilmesi ve tebligatın talep edilen ülkede gerçekleştirilmesidir. HCCH’nin resmî açıklamasında da Sözleşmenin ana kanalının taraf devletlerin merkezî makamları üzerinden yürütüldüğü belirtilmektedir. (HCCH)
Her Ülkeye 1965 Lahey Sözleşmesine Göre Tebligat Yapılır mı?
Hayır.
Öncelikle davalının bulunduğu ülkenin 1965 Lahey Tebligat Sözleşmesine taraf olup olmadığı kontrol edilmelidir.
Ayrıca Türkiye ile söz konusu ülke arasında özel bir ikili anlaşma bulunabilir.
Bazı ülkelerde farklı tebligat kanalları veya özel tercüme şartları uygulanabilir.
Örneğin Adalet Bakanlığının güncel ülke bilgileri, İngiltere, Hollanda ve diğer ülkeler bakımından farklı belge ve tercüme gereklilikleri göstermektedir. (Dışişleri ve AB Genel Müdürlüğü)
Bu nedenle tanıma davasında yurt dışı tebligatı için:
“Bütün ülkelere aynı evrak gönderilir.”
şeklinde bir uygulama doğru değildir.
1965 Lahey Tebligat Sözleşmesinde Adresin Bilinmesi Gerekir mi?
Evet.
Bu pratikte son derece önemli bir noktadır.
1965 Lahey Tebligat Sözleşmesi m.1 açıkça, tebligat yapılacak kişinin adresinin bilinmediği durumlarda Sözleşmenin uygulanmayacağını düzenlemektedir. (HCCH)
Dolayısıyla:
“Eski eşin Almanya’da olduğunu biliyorum ama hangi şehirde veya hangi adreste yaşadığını bilmiyorum.”
denilmesi, Sözleşmenin olağan mekanizmasının kullanılmasını zorlaştırabilir.
Bu nedenle tanıma davası açılmadan önce mümkünse eski eşin;
- güncel adresi,
- son bilinen adresi,
- posta kodu,
- ülke ve şehir bilgileri
tespit edilmelidir.
HCCH uygulamasında bazı devletlerin eksik veya yanlış adreslerin düzeltilmesi konusunda yardımcı olabildiği belirtilmekle birlikte, 1965 Sözleşmesinin temel amacı bir adres araştırma sistemi kurmak değildir. (assets.hcch.net)
Eski Eşin Adresi Bilinmiyorsa Ne Yapılır?
Adres bilinmemesi tanıma davası açılmasını mutlaka imkânsız hâle getirmez ancak tebligat sürecini önemli ölçüde zorlaştırır.
Öncelikle;
- yabancı boşanma dosyasındaki adres,
- son bilinen ikametgâh,
- nüfus kayıtları,
- tarafın bildirdiği önceki adresler,
- gerektiğinde ilgili ülkedeki resmî kaynaklar
üzerinden adres araştırması yapılabilir.
Sonuç alınamazsa Türk mahkemesinin uygulanabilir tebligat mevzuatı kapsamında farklı yöntemleri değerlendirmesi gerekebilir.
Adalet Bakanlığının uluslararası hukukî tebligata ilişkin uygulama bilgilerinde ilanen tebligata yönelik işlemler için de özel yöntem bulunduğu belirtilmektedir. (Dışişleri ve AB Genel Müdürlüğü)
Ancak ilanen tebligat olağan yol değildir. Adres araştırmasının yeterli şekilde yapılması ve kanuni şartların gerçekleşmesi gerekir.
Yurt Dışında Yaşayan Türk Vatandaşına Tebligat Nasıl Yapılır?
Yurt dışında yaşayan muhatap Türk vatandaşıysa, uluslararası sözleşme yollarının yanı sıra 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.25/A kapsamında Türk dış temsilcilikleri üzerinden tebligat imkânı gündeme gelebilir.
Adalet Bakanlığı, m.25/A yönteminin yalnızca Türk vatandaşlarına uygulanabileceğini ve adli mercilerin tebligat evrakını ilgili Türk büyükelçiliği veya konsolosluğuna doğrudan gönderebileceğini açıklamaktadır. (Dışişleri ve AB Genel Müdürlüğü)
Dolayısıyla tanıma davasında eski eş Türk vatandaşı ve yurt dışında yaşıyorsa bu özel tebligat yöntemi de dosyada önem taşıyabilir.
Muhatap yabancı ülke vatandaşıysa ise m.25/A yöntemi uygulanmaz.
Eski Eş Yabancı Vatandaşıysa Tebligat Nasıl Yapılır?
Eski eş yabancı ülke vatandaşı ve yurt dışında yaşıyorsa tebligat genellikle;
- 1965 Lahey Tebligat Sözleşmesi,
- ilgili ikili adli yardımlaşma anlaşması,
- diğer uygulanabilir milletlerarası düzenlemeler
üzerinden yürütülür.
Adalet Bakanlığının ülke bazlı uygulama sayfalarında hangi ülkeye hangi dilde belge hazırlanacağı ve kullanılacak formlar ayrıca gösterilmektedir. (Dışişleri ve AB Genel Müdürlüğü)
Bu nedenle davalının vatandaşlığı ve ikamet ettiği ülke baştan doğru tespit edilmelidir.
Yurt Dışı Tebligatı İçin Tercüme Gerekir mi?
Birçok ülke bakımından evet.
Tebligat yapılacak ülkenin uygulamasına göre;
- dava dilekçesi,
- tensip veya duruşma evrakı,
- tebligat talepnamesi,
- diğer eklerin
ilgili ülkenin kabul ettiği dile tercüme edilmesi gerekebilir.
Örneğin Adalet Bakanlığının ülke uygulamalarında İngiltere’ye gönderilecek belgelerin İngilizce, Hollanda bakımından belirlenen belgelerin ilgili dile tercüme edilmesi gibi farklı gereklilikler yer almaktadır. (Dışişleri ve AB Genel Müdürlüğü)
Tercüme eksikliği, tebligat talebinin yabancı makam tarafından yerine getirilmemesine ve tanıma davasının aylarca uzamasına neden olabilir.
Tebligat İade Gelirse Tanıma Davası Reddedilir mi?
Tebligatın ilk denemede yapılamaması otomatik olarak davanın reddedilmesi anlamına gelmez.
Örneğin;
“muhatap taşınmış”,
“adres yetersiz”,
“kişi bu adreste tanınmıyor”
şeklinde tebligat iade edilmiş olabilir.
Bu durumda mahkeme yeni adres araştırması yapılmasını veya yeniden tebligat çıkarılmasını isteyebilir.
Ancak davacı tebligatın yapılabilmesi için gerekli bilgileri sağlayamaz ve hukuken geçerli başka bir yöntem de kullanılamazsa yargılamanın sonuçlandırılması zorlaşır.
Bu nedenle yabancı boşanma kararlarının tanınmasında karşı tarafın güncel adresinin dava açılmadan önce belirlenmesi, pratikte dosyayı en fazla hızlandıran işlemlerden biridir.
Tebligat Sorunu Tanıma Davasını Ne Kadar Uzatabilir?
Yurt dışı tebligatı tanıma davalarının süresini etkileyen en önemli faktörlerden biridir.
Karşı taraf Türkiye’deyse tebligat çok daha hızlı tamamlanabilir.
Ancak karşı taraf;
- ABD,
- Almanya,
- İngiltere,
- Fransa,
- Kanada,
- Katar
veya başka bir ülkede bulunuyorsa uluslararası tebligat süreci devreye girer.
Belgenin tercümesi, yabancı merkezi makama gönderilmesi, yabancı ülkede tebliğ edilmesi ve tebliğ belgesinin Türkiye’ye dönmesi zaman alabilir.
Adalet Bakanlığı da uluslararası adli tebligatın çeşitli sözleşmeler ve adli yardımlaşma mekanizmaları üzerinden yürütüldüğünü belirtmektedir. (Dışişleri ve AB Genel Müdürlüğü)
Bu nedenle tanıma davasının süresine ilişkin değerlendirme yapılırken eski eşin nerede yaşadığı mutlaka dikkate alınmalıdır.
Karşı Taraf Türkiye’de Avukata Vekâlet Verirse Yurt Dışı Tebligatı Gerekir mi?
Karşı taraf Türkiye’de bir avukat aracılığıyla davaya katılır ve vekâletname dosyaya sunulursa sonraki usul işlemleri bakımından vekille takip hükümleri uygulanabilir.
Bu durum özellikle tanıma konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayan dosyalarda süreci ciddi şekilde kolaylaştırabilir.
Örneğin iki eski eş Almanya’da yaşamaktadır.
Davacı Türkiye’de tanıma davası açmıştır.
Davalı da Türkiye’de bir avukata vekâlet vermiş ve dosyaya katılmıştır.
Bu durumda davalının Türkiye’ye gelmesi gerekmediği gibi uzun süren yurt dışı tebligat prosedürlerinden kaynaklanan gecikmeler de önemli ölçüde azalabilir.
Eski Eş Tanıma Davasına Hiç Cevap Vermezse Ne Olur?
Usulüne uygun tebligat yapılmış olmasına rağmen davalının cevap vermemesi davanın görülmesini engellemez.
Tanıma davası:
karşı tarafın muvafakatine bağlı değildir.
Davalıya usulüne uygun şekilde dava bildirilmiş ve savunma imkânı sağlanmışsa, davalı cevap vermese veya duruşmaya katılmasa dahi mahkeme tanıma şartlarını inceleyerek karar verebilir.
Bu durum yabancı mahkemede gıyabi karar bakımından açıklanan ilkeyle benzerdir:
Önemli olan kişinin fiilen savunma yapıp yapmaması değil, savunma yapabilme imkânının kendisine verilmiş olmasıdır.
Yabancı Boşanma Kararında Tebligat Eksikliği Nasıl İspatlanabilir?
Yabancı kararın tanınmasına karşı çıkan taraf:
“Bana dava tebliğ edilmedi.”
iddiasında bulunuyorsa yabancı mahkeme dosyasının incelenmesi gerekebilir.
Özellikle;
- summons,
- service certificate,
- return of service,
- proof of service,
- bailiff report,
- notification receipt,
- posta alındısı,
- ilanen tebligat kararı,
- yabancı mahkeme tutanakları
önemli olabilir.
Bazen yabancı boşanma kararının kendisinde:
“Davalıya tebligat yapılamadı”
veya
“Davalı usulüne uygun çağrıldı ancak duruşmaya katılmadı”
şeklinde açık bilgi bulunabilir.
Bu iki ifade arasında tanıma hukuku bakımından büyük fark vardır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/108 E., 2024/2251 K. sayılı kararında, tanınması istenen yabancı kararın içeriğinde tebligat yapılmadığının anlaşılması savunma hakkı ihlali değerlendirmesinde belirleyici olmuştur. (Son Karar)
Yabancı Mahkemenin Tebligat Usulü Türkiye’den Farklıysa Ne Olur?
Bu durum tek başına tanımaya engel değildir.
Örneğin yabancı ülkede mahkeme görevlisi, özel process server, posta veya elektronik sistem kullanılmış olabilir.
Türk mahkemesinin görevi yabancı tebligatı Türk Tebligat Kanunu’na birebir uygunluk açısından incelemek değildir.
Yabancı yargılamanın usulüne ilişkin değerlendirmede kararı veren devletin hukuku esas alınır.
Bu nedenle doğru soru:
“Bu yöntem Türkiye’de geçerli mi?”
değil,
“Bu yöntem, yabancı mahkemenin hukukunda geçerli bir tebligat yöntemi miydi ve tarafa gerçek bir savunma imkânı sağladı mı?”
olmalıdır.
Yabancı Boşanma Kararı Nüfusa Doğrudan Tescil Edilecekse Tebligat Sorunu Çıkar mı?
Şartları bulunan yabancı boşanma kararlarında 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m.27/A kapsamında mahkemede tanıma davası açmadan idari tescil mümkün olabilir.
Bu durumda Türkiye’de karşı tarafa dava dilekçesi tebliği söz konusu olmaz çünkü ortada bir Türk mahkemesi davası yoktur.
Ancak özellikle iki tarafın da Türk vatandaşı olduğu dosyalarda idari tescil için tarafların birlikte veya mevzuattaki süre içerisinde ayrı ayrı başvurması gerekebilir.
Eski eş iş birliği yapmıyorsa tanıma davasına geçildiğinde Türkiye’deki yurt dışı tebligatı sorunu yeniden önem kazanır.
Dolayısıyla tebligat sorunu, hangi hukuki yolun kullanıldığına göre de değişir.
Tebligat Sorunu Nedeniyle Tanıma Reddedilirse Yeniden Dava Açılabilir mi?
Bu sorunun cevabı ret kararının gerekçesine ve kesin hüküm durumuna göre değerlendirilmelidir.
Örneğin yabancı boşanma kararının gerçekten savunma hakkı ihlal edilerek verilmiş olduğu kesinleşmiş bir Türk mahkemesi kararıyla tespit edilmişse yalnızca aynı belgelerle tekrar tanıma talep etmek çözüm olmayabilir.
Buna karşılık sorun Türkiye’deki tanıma davasında davalıya usulüne uygun tebligat yapılamaması veya usule ilişkin başka bir eksiklikten kaynaklanmışsa, kararın niteliğine göre eksiklik giderilerek farklı hukuki imkânlar gündeme gelebilir.
Bu nedenle “tebligat nedeniyle ret” ifadesinin hangi tebligat aşamasına ilişkin olduğu mutlaka belirlenmelidir.
Yabancı Boşanma Kararında Tebligat Sorunlarında En Sık Yapılan Hatalar
Uygulamada özellikle şu hatalarla karşılaşılmaktadır:
Yabancı mahkemedeki tebligatı Türk Tebligat Kanunu’na göre değerlendirmek
Yabancı yargılama usulü kural olarak yabancı mahkemenin kendi hukukuna tabidir.
Gıyabi kararı otomatik olarak tanınamaz kabul etmek
Davalı usulüne uygun çağrılmış ancak katılmamış olabilir.
Kesinleşme belgesi bulunduğu için savunma hakkının hiç tartışılamayacağını düşünmek
Kesinleşme ve savunma hakkı ayrı meselelerdir.
Yabancı kararın yalnızca son sayfasını incelemek
Tebligat veya davalının yokluğuna ilişkin açıklamalar kararın başka bölümlerinde bulunabilir.
Tanıma davasında yurt dışındaki eski eşe tebligat yapılmasına gerek olmadığını düşünmek
Türkiye’deki tanıma davası ayrı bir yargılamadır ve davalıya usulüne uygun bildirim gerekir.
Eski eşin yalnızca ülkesini bilmenin yeterli olduğunu düşünmek
1965 Lahey Tebligat Sözleşmesi, adresi bilinmeyen muhatap bakımından uygulanmaz. (HCCH)
Her ülkeye aynı tebligat evrakını göndermek
Ülkelerin taraf olduğu sözleşmeler, merkezi makamları ve tercüme şartları farklı olabilir. (Dışişleri ve AB Genel Müdürlüğü)
Türk vatandaşı ile yabancı vatandaş bakımından aynı tebligat yöntemini kullanmak
Yurt dışındaki Türk vatandaşı bakımından Tebligat Kanunu m.25/A özel bir yöntem sunabilir. (Dışişleri ve AB Genel Müdürlüğü)
Yabancı Boşanma Kararında Tebligat Sorunu İçin Pratik Kontrol Listesi
Bir yabancı boşanma dosyasında tanıma veya tenfiz talebinden önce şu hususlar kontrol edilmelidir:
- Yabancı boşanma davasının dilekçesi diğer eşe tebliğ edilmiş mi?
- Tebligat hangi adrese yapılmış?
- Adres o tarihte gerçekten geçerli miymiş?
- Yabancı hukukta kullanılan tebligat yöntemi geçerli mi?
- Davalı yabancı yargılamada avukatla temsil edilmiş mi?
- Karar gıyabi ise davalı önceden yargılamadan haberdar edilmiş mi?
- Kararın kendisinde tebligat veya davalının yokluğu hakkında ne yazıyor?
- Karar kesinleşmiş mi ve kesinleşme tarihi nedir?
- Türkiye’de tanıma davası açılacaksa eski eşin güncel yurt dışı adresi biliniyor mu?
- Muhatabın bulunduğu ülke 1965 Lahey Tebligat Sözleşmesine taraf mı?
- Türkiye ile ilgili ülke arasında özel ikili adli yardımlaşma anlaşması var mı?
- Muhatap Türk vatandaşıysa Tebligat Kanunu m.25/A kullanılabilir mi?
- Gerekli yabancı dil tercümeleri hazırlandı mı?
- Tanıma davası yerine doğrudan nüfusa tescil mümkün mü?
Bu kontroller, tanıma davasında aylar sürebilecek usul sorunlarının önceden tespit edilmesini sağlayabilir.
Örnek 1: Yabancı Davadan Hiç Haberi Olmadan Boşanmış Görünüyor
Ayşe Türkiye’de yaşamaktadır.
Eşi Fransa’da boşanma davası açmış ve Fransa’da boşanma kararı almıştır.
Ayşe:
“Bana hiçbir dava dilekçesi veya duruşma günü tebliğ edilmedi.”
demektedir.
Yabancı kararda da Ayşe’ye tebligat yapılamadığına ilişkin kayıt bulunmaktadır.
Ayşe Türkiye’deki tanıma davasında savunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/108 E., 2024/2251 K. sayılı kararında da yabancı kararın ilgili tarafa tebliğ yapılmadan savunma hakkı kısıtlanarak verilmesi tanıma talebinin reddi bakımından yeterli görülmüştür. (Son Karar)
Örnek 2: Tebligat Yapılmış Ancak Eş Duruşmaya Gitmemiş
Mehmet Almanya’da yaşamaktadır.
Alman boşanma davası kendisine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
Ancak Mehmet;
“Duruşmaya gitmedim, o nedenle karar Türkiye’de tanınamaz.”
demektedir.
Bu savunma tek başına yeterli değildir.
Mehmet’in yargılamadan haberdar edilmesi ve savunma hakkını kullanabilmesi için fırsat verilmişse, kendi tercihiyle davaya katılmaması yabancı kararın tanınmasını otomatik olarak engellemez.
Örnek 3: Türkiye’deki Tanıma Davasında Eski Eş ABD’de Yaşıyor
Taraflar ABD’de boşanmıştır.
Davacı Türkiye’de tanıma davası açmıştır.
Davalı eski eş New York’ta yaşamaktadır.
Türkiye’de açılan tanıma davasının dilekçesinin ve ilgili mahkeme evrakının davalıya usulüne uygun biçimde ulaştırılması gerekir.
ABD’nin uygulanabilir uluslararası tebligat düzenlemeleri, tebligat adresi ve gerekli belgeler dosya bazında belirlenmelidir.
Eski eşin Türkiye’ye gelmesi gerekmez; ancak Türkiye’deki davadan usulüne uygun haberdar edilmesi gerekir.
Örnek 4: Eski Eş Almanya’da Ama Adresi Bilinmiyor
Davacı, eski eşinin Almanya’da olduğunu bilmekte ancak şehir ve açık adres bilgisine sahip değildir.
1965 Lahey Tebligat Sözleşmesi m.1 gereğince muhatabın adresinin bilinmediği durumlar Sözleşmenin uygulama alanı dışındadır. (HCCH)
Bu nedenle öncelikle adres araştırması yapılmalıdır.
Adres bulunamazsa Türk mahkemesi uygulanabilir mevzuat kapsamında başka tebligat imkânlarını değerlendirebilir.
Örnek 5: Yabancı Mahkeme E-Postayla Tebligat Yapmış
Yabancı mahkeme davalıya dava belgelerini elektronik ortamdan göndermiş ve kendi hukukuna göre bunun geçerli bir tebligat olduğuna karar vermiştir.
Türk tanıma mahkemesi bu işlemi yalnızca:
“Türk hukukunda böyle tebligat olmaz.”
gerekçesiyle reddetmemelidir.
Yabancı tebligatın geçerliliği öncelikle kararı veren ülkenin hukukuna göre incelenir.
Ancak elektronik tebligatın gerçekte hiçbir şekilde davalıya ulaşmadığı ve savunma hakkını ortadan kaldırdığı ileri sürülüyorsa bu konu ayrıca değerlendirilir.
Sonuç: Yabancı Boşanma Kararlarında Tebligat Sorunu Tanımayı Engeller mi?
Bazı durumlarda evet.
Ancak her tebligat farklılığı veya gıyabi karar yabancı boşanmanın Türkiye’de tanınamayacağı anlamına gelmez.
Yabancı mahkemedeki tebligat bakımından temel ölçüt, işlemin kararı veren devletin hukukuna uygun olup olmadığı ve tarafın gerçek anlamda savunma imkânından mahrum bırakılıp bırakılmadığıdır.
MÖHUK m.54/1-ç, yabancı mahkemeye usulüne uygun çağrılmayan, temsil edilmeyen veya yabancı ülke hukukuna aykırı biçimde yokluğunda hüküm verilen kişinin bu duruma dayanarak tanıma-tenfize itiraz edebilmesine imkân vermektedir. (mevzuat.wiki)
Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 1 Nisan 2024 tarihli, 2024/108 E., 2024/2251 K. sayılı kararında, yabancı boşanma kararında davalıya tebligat yapılmadığının anlaşılması ve savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle tanıma talebinin reddine ilişkin karar onanmıştır. (Son Karar)
Buna karşılık davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış ve kişi kendi tercihiyle yabancı davaya katılmamışsa sırf duruşmada bulunmaması tanımayı engellemez.
İkinci önemli tebligat sorunu ise Türkiye’de açılan tanıma-tenfiz davasıdır. Eski eş yurt dışında yaşıyorsa dava dilekçesi ve mahkeme evrakının usulüne uygun biçimde yurt dışına tebliğ edilmesi gerekir. Bu süreçte 7201 sayılı Tebligat Kanunu, 1965 Lahey Tebligat Sözleşmesi, ikili adli yardımlaşma anlaşmaları ve ülkeye özel uygulamalar önem taşır. (Dışişleri ve AB Genel Müdürlüğü)
Özellikle 1965 Lahey Tebligat Sözleşmesi kapsamında işlem yapılacaksa muhatabın açık adresinin bilinmesi önemlidir; Sözleşme adresi bilinmeyen kişilere uygulanmaz. (HCCH)
Bu nedenle yabancı boşanma kararının tanınmasında tebligat açısından iki ayrı dosya kontrolü yapılmalıdır:
Yabancı boşanma davasında eski eşe gerçekten savunma imkânı sağlandı mı?
ve
Türkiye’deki tanıma davasında eski eşe geçerli şekilde tebligat yapılabilecek mi?