Hukuk Makaleleri

Yurt Dışında Davayı Kazandınız, Borçlunun Malvarlığı Türkiye’de: Yabancı Mahkeme Kararıyla Ticari Alacak Türkiye’de Nasıl Tahsil Edilir?

Yurt Dışında Davayı Kazandınız, Borçlunun Malvarlığı Türkiye’de: Yabancı Mahkeme Kararıyla Ticari Alacak Türkiye’de Nasıl Tahsil Edilir?

Bir şirket Almanya, İngiltere, Hollanda, Fransa, İtalya, ABD, Birleşik Arap Emirlikleri veya başka bir ülkede açtığı ticari davayı kazanmış olabilir.

Yabancı mahkeme;

“Davalı şirket davacıya 1.000.000 Euro ve faiz ödesin.”

şeklinde kesinleşmiş bir karar vermiştir.

Ancak borçlunun yabancı ülkede tahsil edilebilir malvarlığı bulunmayabilir.

Buna karşılık borçlu şirketin;

  • Türkiye’de banka hesapları,
  • İstanbul’da taşınmazları,
  • Türkiye’deki şirketlerde hisseleri,
  • araçları,
  • makineleri,
  • üçüncü kişilerden alacakları veya
  • başka ticari malvarlığı

bulunabilir.

Bu durumda yabancı mahkeme kararını doğrudan Türkiye’deki bir icra dairesine vererek haciz işlemlerine başlanabilir mi?

Kural olarak hayır.

Yabancı bir devlet mahkemesinin verdiği para alacağına ilişkin kararın Türkiye’de cebri icraya konu edilebilmesi için öncelikle Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınması gerekir.

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (“MÖHUK”) 50. maddesi bu konuda açık bir düzenleme içermektedir:

Yabancı mahkemeler tarafından hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve kararın verildiği devlet hukukuna göre kesinleşmiş ilamların Türkiye’de icra edilebilmesi, yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.

Dolayısıyla yabancı ülkede davayı kazanmak çoğu zaman sürecin sonu değildir.

Borçlunun malvarlığı Türkiye’deyse ikinci aşama:

Yabancı mahkeme kararını Türkiye’de icra edilebilir hâle getirmek ve ardından borçlunun malvarlığına yönelmektir.


1. Yabancı Mahkeme Kararının Tenfizi Nedir?

Tenfiz, yabancı bir mahkeme tarafından verilmiş kararın Türkiye’de icra kabiliyeti kazanmasını sağlayan mahkeme kararıdır.

Örneğin bir Alman mahkemesi Türk şirketinin Alman şirkete;

750.000 Euro + faiz + yargılama gideri

ödemesine karar vermiş olabilir.

Alman mahkemesinin kararı Almanya’da icra edilebilir olsa bile karar kendiliğinden Türk icra hukukunun bir parçasına dönüşmez.

Alacaklı öncelikle Türkiye’de tenfiz davası açar.

Türk mahkemesi gerekli şartların bulunduğuna karar verirse yabancı karar Türkiye’de icra edilebilir hâle gelir.

MÖHUK m.57 uyarınca:

Tenfizine karar verilen yabancı ilamlar, Türk mahkemelerinden verilmiş ilamlar gibi icra olunur.

İşte tenfizin en önemli sonucu budur.


2. Tanıma ile Tenfiz Aynı Şey midir?

Hayır.

Bu iki kavram uygulamada sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır.

Tanıma

Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil etkisinin kabul edilmesini sağlar.

Tenfiz

Yabancı mahkeme kararına Türkiye’de cebri icra kabiliyeti kazandırır.

Dolayısıyla yabancı mahkeme;

“A şirketi B şirketine 500.000 USD ödesin.”

şeklinde bir karar vermişse ve alacaklı bu parayı Türkiye’deki malvarlığından tahsil etmek istiyorsa yalnızca tanıma yeterli değildir.

Tenfiz gerekir.

MÖHUK m.58 tanımayı, m.50 ve devamı ise tenfizi düzenlemektedir. Ayrıca tanımada, tenfizden farklı olarak MÖHUK m.54/1-a’daki karşılıklılık şartı uygulanmaz.


3. Hangi Yabancı Mahkeme Kararları Türkiye’de Tenfiz Edilebilir?

MÖHUK m.50 açısından ilk temel şartlar şunlardır:

Yabancı bir mahkeme tarafından verilmiş bir karar bulunmalıdır.

Karar hukuk davasına ilişkin olmalıdır.

Karar, verildiği devlet hukukuna göre kesinleşmiş olmalıdır.

Ticari alacak kararları bu sistemin en tipik örneklerindendir.

Örneğin;

  • mal satış bedeli,
  • distribütörlük alacağı,
  • hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak,
  • komisyon alacağı,
  • navlun veya ticari taşıma alacağı,
  • şirketler arasındaki borç,
  • sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat,
  • franchise bedeli,
  • lisans bedeli,
  • ticari kira veya benzeri özel hukuk alacakları

hakkındaki yabancı mahkeme kararları, diğer koşulların da bulunması hâlinde Türkiye’de tenfiz edilebilir.


4. Yabancı Mahkeme Kararını Doğrudan Türk İcra Dairesine Verebilir miyiz?

Kural olarak hayır.

Henüz tenfiz edilmemiş yabancı mahkeme kararı, Türkiye’de doğrudan Türk mahkemesi ilamı gibi cebri icraya konulamaz.

Örneğin Londra’daki bir mahkemenin:

“Türk şirketi 2 milyon GBP ödesin.”

kararını alıp doğrudan İstanbul’daki bir icra dairesinde ilamlı takip başlatmak doğru yöntem değildir.

Önce:

Tenfiz davası

ardından:

İlamlı icra

aşamaları yürütülmelidir.

MÖHUK m.57’nin sistematiği de yabancı ilamın, Türk mahkemesinin tenfiz kararı sonrasında Türk mahkemesi ilamı gibi icra edilmesini öngörmektedir.


5. Tenfiz Davasını Kim Açabilir?

MÖHUK m.52 uyarınca yabancı kararın tenfiz edilmesinde hukuki yararı bulunan herkes tenfiz talebinde bulunabilir.

Ticari alacaklarda bu kişi çoğunlukla yabancı mahkeme kararında lehine alacağa hükmedilen;

  • gerçek kişi,
  • şirket,
  • banka,
  • fon,
  • yatırımcı veya
  • başka bir tüzel kişi

olacaktır.

Alacaklı yabancı bir şirket olsa dahi Türkiye’de avukatı aracılığıyla tenfiz davasını takip edebilir.


6. Tenfiz Davası Türkiye’de Hangi Mahkemede Açılır?

MÖHUK m.51 uyarınca tenfiz kararları bakımından görevli mahkeme asliye mahkemesidir.

Yetki bakımından dava öncelikle kendisine karşı tenfiz istenen kişinin;

Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesinde,

yerleşim yeri yoksa;

sakin olduğu yer mahkemesinde

açılır.

Davalının Türkiye’de yerleşim veya sakin olduğu bir yer yoksa tenfiz;

Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde

istenebilir.

Uyuşmazlığın ticari nitelikte olması hâlinde görev konusunda TTK m.4 ve m.5 hükümleriyle birlikte değerlendirme yapılarak Asliye Ticaret Mahkemesi gündeme gelecektir.

Bu nedenle özellikle uluslararası ticari alacakların tenfizinde görev ve yetki analizi dava açılmadan önce yapılmalıdır.


7. Tenfiz İçin Hangi Belgeler Gereklidir?

MÖHUK m.53 bu konuda özel bir düzenleme içermektedir.

Tenfiz dilekçesine öncelikle:

1. Yabancı mahkeme kararının o ülke makamlarınca usulüne uygun şekilde onanmış aslı veya mahkemesince onanmış örneği ve onaylı Türkçe tercümesi,

2. Kararın kesinleştiğini gösteren usulüne uygun şekilde onanmış belge ve bunun onaylı Türkçe tercümesi

eklenmelidir.

Yargıtay da yalnızca fotokopi şeklinde sunulan belgelerin MÖHUK m.53 şartlarını karşılamadığı durumlara dikkat çekmektedir.

Bu nedenle yabancı alacaklı daha Türkiye’de dava açmadan önce belge setini doğru şekilde hazırlamalıdır.


8. Apostil Şerhi Gerekir mi?

Bu sorunun cevabı yabancı kararın verildiği ülkeye göre değerlendirilmelidir.

Türkiye ile ilgili yabancı devlet arasında uygulanabilir bir uluslararası sözleşme bulunuyorsa belgenin tasdiki o sözleşmeye göre gerçekleştirilebilir.

1961 tarihli Lahey Apostil Sözleşmesi’nin uygulandığı ülkelerde çoğu durumda apostil şerhi kullanılmaktadır.

Sözleşmenin uygulanmadığı ülkelerde ise diplomatik veya konsolosluk tasdiki gibi farklı onay prosedürleri gündeme gelebilir.

Dolayısıyla:

“Her yabancı mahkeme kararına mutlaka apostil gerekir.”

şeklinde tek tip bir yaklaşım yerine, kararın verildiği ülkeye göre belge tasdik rejimi belirlenmelidir.

MÖHUK m.53 açısından esas olan, yabancı kararın ve kesinleşme belgesinin usulüne uygun şekilde onanmış olmasıdır.


9. Kesinleşme Belgesi Neden Bu Kadar Önemlidir?

Çünkü MÖHUK m.50’deki temel ön şartlardan biri yabancı kararın verildiği devlet hukukuna göre kesinleşmiş olmasıdır.

Dolayısıyla yalnızca yabancı mahkeme kararının kendisinin sunulması her zaman yeterli değildir.

Kararın kesinleştiğini gösteren belge de hazırlanmalıdır.

Burada önemli olan Türk hukukuna göre değil:

kararın verildiği ülke hukukuna göre kesinleşmiş olmasıdır.

Örneğin yabancı hukukta belirli bir kararın kesinleşme sistemi Türk hukukundan farklı olabilir.

Türk tenfiz mahkemesi bunu dikkate alacaktır.


10. Türkiye ile Kararı Veren Ülke Arasında Anlaşma Olması Şart mı?

Mutlaka bir uluslararası anlaşma bulunması gerekmez.

Ancak tenfizde karşılıklılık – mütekabiliyet şartı aranır.

MÖHUK m.54/1-a uyarınca bu şart üç farklı biçimde gerçekleşebilir:

  1. Türkiye ile yabancı devlet arasında tenfiz konusunda bir uluslararası anlaşma bulunması,
  2. yabancı devlet hukukunda Türk mahkeme kararlarının tenfizine imkân sağlayan bir kanun hükmünün bulunması,
  3. Türk mahkeme kararlarının o ülkede fiilen tenfiz edildiğini gösteren fiilî uygulamanın bulunması.

Dolayısıyla iki devlet arasında özel bir ikili anlaşma bulunmaması tek başına tenfizin mümkün olmadığı anlamına gelmez.


11. Her Ülke İçin Karşılıklılık Ayrı mı İncelenir?

Evet.

Tenfiz talebinden önce kararın verildiği devlet ile Türkiye arasındaki hukuki durumun incelenmesi gerekir.

Özellikle federal devletlerde konu daha da dikkatli değerlendirilmelidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, federal yapıya sahip devletlerde karşılıklılık değerlendirmesinin gerektiğinde federal devletin tamamı yerine kararı veren mahkemenin bulunduğu federe devlet düzeyinde yapılabileceğini kabul etmiştir.

Bu nedenle yabancı kararın hangi ülke ve hangi yargı sistemi tarafından verildiği tenfiz stratejisinin ilk aşamasında belirlenmelidir.


12. Türk Mahkemesi Yabancı Davayı Baştan Tekrar Görür mü?

Hayır.

Tenfiz davasının en önemli özelliklerinden biri budur.

Türk mahkemesi:

“Yabancı hâkim doğru karar verdi mi?”

sorusunu yeniden inceleyen bir üst derece mahkemesi değildir.

Tenfiz hâkimi kural olarak;

  • tanıkları tekrar dinlemez,
  • ticari alacağın gerçekte bulunup bulunmadığını baştan araştırmaz,
  • yabancı mahkemenin delilleri doğru değerlendirip değerlendirmediğini denetlemez,
  • yabancı hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığını yeniden incelemez.

Bu ilkeye milletlerarası özel hukukta revision au fond yasağı, yani kararın esasının yeniden incelenmesi yasağı denilmektedir.

Yargıtay da yabancı mahkeme kararının doğruluğunun tenfiz hâkimi tarafından kural olarak yeniden incelenemeyeceğini açık şekilde kabul etmektedir.

Bu, yabancı alacaklı açısından tenfiz sisteminin en önemli avantajlarından biridir.


13. Borçlu “Ben Aslında Borçlu Değilim” Diyerek Davayı Baştan Açabilir mi?

Kural olarak hayır.

Borçlu yabancı mahkeme önünde görülen davayı Türkiye’de yeniden tartışamaz.

MÖHUK m.55/2 karşı tarafın tenfiz davasındaki itirazlarını sınırlandırmıştır.

Borçlu esas olarak;

  • tenfiz şartlarının bulunmadığını,
  • yabancı mahkeme kararının tamamen veya kısmen yerine getirildiğini veya
  • kararın yerine getirilmesine engel sonradan bir sebep ortaya çıktığını

ileri sürebilir.

Dolayısıyla:

“Yabancı mahkeme faturaları yanlış değerlendirdi.”

“Bilirkişi yanlış hesap yaptı.”

“Sözleşmeyi yanlış yorumladı.”

gibi iddialar kural olarak tenfiz davasında yeni bir esas incelemesi yapılmasını sağlamaz.


14. Yabancı Mahkeme Türk Hukukunu Yanlış Uygulamışsa Tenfiz Reddedilir mi?

Tek başına bu nedenle hayır.

Bu çok önemli bir noktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, yabancı mahkeme kararında uygulanan hukukun Türk hukukundan farklı olmasının veya yabancı kararın Türk hukukunun bazı emredici hükümleriyle uyuşmamasının tek başına tenfiz engeli oluşturmayacağını kabul etmektedir.

Esas olan, kararın Türkiye’de icra edilmesinin ortaya çıkaracağı sonucun Türk kamu düzenine açıkça aykırı olup olmadığıdır.

Bu nedenle kamu düzeni itirazı, davanın esasını yeniden inceleme aracı hâline getirilemez.


15. Kamu Düzenine Aykırılık Ne Zaman Tenfizi Engeller?

MÖHUK m.54/1-c’ye göre yabancı hükmün:

Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması

gerekir.

Ancak burada “kamu düzeni” oldukça dar yorumlanmaktadır.

Her Türk hukukuna aykırılık kamu düzenine aykırılık değildir.

Yargıtay da kamu düzeninin tenfizi engelleyen istisnai bir mekanizma olduğunu; tenfiz hâkiminin yabancı kararın doğruluğunu yeniden değerlendiremeyeceğini vurgulamaktadır.

Örneğin kararın Türkiye’de uygulanmasının;

  • temel hukuk ilkelerini,
  • temel hakları,
  • adil yargılanma hakkını,
  • Türk hukuk sisteminin vazgeçilmez esaslarını

açıkça ihlal edecek sonuçlar doğurması hâlinde kamu düzeni itirazı gündeme gelebilir.


16. Davalı Yabancı Mahkemedeki Davadan Hiç Haberdar Edilmediyse Ne Olur?

Tenfizin en önemli savunma sebeplerinden biri budur.

MÖHUK m.54/1-ç kapsamında, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin yabancı mahkemeye;

  • usulüne uygun çağrılmamış olması,
  • mahkemede temsil edilmemiş olması veya
  • yabancı ülke hukukuna aykırı şekilde gıyabında/yokluğunda karar verilmiş olması

ve kişinin buna dayanarak tenfiz talebine itiraz etmesi hâlinde tenfiz engeli ortaya çıkabilir.

Yargıtay kararlarında da usulsüz tebligat nedeniyle savunma hakkının ihlal edildiği durumlarda tenfiz talebinin reddedilebildiği görülmektedir.

Bu nedenle özellikle default judgment – gıyabi kararlar bakımından tebligat evraklarının baştan hazırlanması önemlidir.


17. Davalının Yabancı Davaya Fiilen Katılmış Olması Önemli midir?

Evet.

Örneğin Türk şirketi yabancı mahkemedeki davada;

  • avukat tutmuş,
  • cevap dilekçesi sunmuş,
  • duruşmalara katılmış,
  • delillerini ibraz etmiş ve
  • kanun yollarını kullanmışsa

daha sonra Türkiye’de:

“Bu davadan haberim yoktu, savunma hakkımı kullanamadım.”

şeklindeki itirazının başarı şansı ciddi şekilde azalacaktır.

Nitekim güncel Yargıtay uygulamasında da yabancı yargılamada vekille temsil edilen ve savunma hakkını kullanan taraf bakımından MÖHUK m.54 şartlarının gerçekleştiği kabul edilen kararlar bulunmaktadır.


18. Yabancı Mahkemenin Yetkisiz Olması Tenfizi Engeller mi?

Her yetki problemi tenfizi engellemez.

MÖHUK m.54/1-b iki önemli durum öngörmektedir.

Birincisi:

Yabancı karar Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmiş olmamalıdır.

İkincisi ise davalının itirazı üzerine;

dava veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmayan bir devlet mahkemesinin kendisine aşkın yetki tanıyarak karar vermiş olup olmadığı incelenebilir.

Ancak ticari sözleşmelerde yabancı mahkemeyle gerçek bir bağlantı mevcutsa sırf uyuşmazlık Türkiye’de de görülebilirdi gerekçesiyle tenfiz talebi reddedilmez.


19. Tenfiz Davasında Yeniden Alacağın İspatlanması Gerekir mi?

Kural olarak hayır.

Örneğin yabancı mahkeme:

“Davalı, davacıya 900.000 Euro ödemelidir.”

şeklinde karar vermişse alacaklının Türk mahkemesinde yeniden;

  • faturaları,
  • teslim tutanaklarını,
  • sözleşmenin ihlalini,
  • hesaplamayı

baştan ispatlaması beklenmez.

Tenfiz davasında esas soru:

“900.000 Euro alacak gerçekten doğdu mu?”

değil;

“Bu yabancı mahkeme kararının Türkiye’de icra edilmesi için MÖHUK’un öngördüğü şartlar mevcut mu?”

sorusudur.

Revision au fond yasağı tam olarak bunu ifade eder.


20. Kararın Sadece Bir Kısmı Tenfiz Edilebilir mi?

Evet.

MÖHUK m.56 uyarınca mahkeme yabancı ilamın;

  • tamamen tenfizine,
  • kısmen tenfizine veya
  • tenfiz talebinin reddine

karar verebilir.

MÖHUK m.52 de alacaklının hükmün yalnızca bir kısmının tenfizini istemesine açıkça imkân vermektedir.

Bu durum özellikle yabancı mahkeme kararının birden fazla bağımsız hüküm içermesi hâlinde önem taşır.


21. Tenfiz Davası Sırasında Borçlu Mallarını Kaçırırsa Ne Olur?

Ticari alacaklarda en önemli pratik problem budur.

Örneğin yabancı mahkeme kararıyla 3 milyon Euro alacaklı olduğunuzu düşünelim.

Borçlu şirketin Türkiye’de;

  • 20 milyon TL banka mevduatı,
  • üç taşınmazı,
  • iki şirket iştiraki

bulunmaktadır.

Tenfiz davasının sonuçlanmasını beklerken borçlu bütün malvarlığını üçüncü kişilere aktarırsa, sonunda tenfiz kararı alınmasına rağmen tahsilat mümkün olmayabilir.

Bu nedenle yalnızca tenfiz davasının değil malvarlığının korunmasına yönelik geçici hukuki korumaların da değerlendirilmesi gerekir.


22. Tenfiz Kararı Alınmadan İhtiyati Haciz İstenebilir mi?

Şartları bulunuyorsa evet, değerlendirilmesi mümkündür.

Bu konu uygulamada özellikle yabancı alacaklılar bakımından büyük önem taşımaktadır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 2019/1827 E., 2019/1392 K. sayılı kararında yabancı mahkeme kararının henüz tenfiz edilmemiş olmasının tek başına ihtiyati haciz kararı verilmesine engel olmadığı kabul edilmiştir.

Daire, ihtiyati haczin doğrudan bir cebri icra işlemi olmadığını ve yabancı mahkeme kararının alacağın varlığı bakımından kanaat verici delil oluşturabileceğini değerlendirmiştir.

Ancak ihtiyati haciz otomatik değildir.

İİK m.257 ve devamındaki şartların somut olayda bulunması ve alacağın yaklaşık olarak ispatlanması gerekir.

Bu nedenle yüksek tutarlı ticari alacaklarda çoğu zaman en güçlü strateji:

Tenfiz davası + ihtiyati haciz

taleplerini birlikte değerlendirmektir.


23. İhtiyati Haciz Neden Yabancı Alacaklı İçin Kritik Olabilir?

Çünkü tenfiz kararını almak ile parayı tahsil etmek aynı şey değildir.

Bir yabancı şirket elinde 5 milyon USD’lik kesinleşmiş karar bulundurabilir.

Ancak borçlunun tenfiz sürecinde;

taşınmazlarını satması,

banka hesabındaki paraları başka şirketlere göndermesi,

araçlarını devretmesi,

şirket hisselerini üçüncü kişilere aktarması

hâlinde alacak tahsil edilemez hâle gelebilir.

Bu nedenle dosyanın başında yalnızca hukuki geçerlilik değil:

“Borçlunun Türkiye’de neyi var ve bunları nasıl koruyabiliriz?”

sorusu da cevaplandırılmalıdır.


24. Tenfiz Kararından Sonra Ne Yapılır?

Tenfiz kararı gerekli icra kabiliyetini kazandığında yabancı ilam, MÖHUK m.57 gereğince Türk mahkemesi ilamı gibi yerine getirilir.

Bundan sonraki süreç Türk icra hukukuna göre yürütülür.

Alacaklı şartları çerçevesinde;

  • borçlunun banka hesaplarının haczini,
  • taşınmazlarının haczini,
  • araçlarının haczini,
  • üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının haczini,
  • şirket hisselerinin haczini,
  • ticari alacaklarının haczini

talep edebilir.

Başka bir ifadeyle tenfiz kararının asıl ekonomik değeri bu aşamada ortaya çıkar:

Yurt dışında kazanılmış hüküm, Türkiye’deki malvarlığına ulaşabilecek bir icra aracına dönüşür.


25. Tenfiz Kararı Kesinleşmeden İcraya Başlanabilir mi?

Bu konuda MÖHUK m.57/2 özel önem taşımaktadır.

Kanun, tenfiz talebinin kabul veya reddi hakkında verilen kararlara karşı kanun yolunu düzenlemekte ve temyizin yerine getirmeyi durduracağını açıkça belirtmektedir.

Uygulamada bu nedenle yabancı mahkeme kararının tenfizine ilişkin hükmün cebri icrası açısından tenfiz kararının kanun yolu durumu dikkatle kontrol edilmelidir.

Bu husus özellikle alacaklının bir yandan tenfiz kararının kesinleşmesini beklerken diğer yandan ihtiyati haciz gibi geçici koruma tedbirleri istemesini daha önemli hâle getirir.


26. Borçlunun Türkiye’deki Banka Hesapları Haczedilebilir mi?

Tenfiz ve icra şartları tamamlandıktan sonra evet.

Alacaklı Türk icra hukuku kapsamında borçlunun bankalardaki hak ve alacaklarına haciz uygulanmasını talep edebilir.

Borçlu Türkiye’de faaliyet gösteren bir şirketse banka hesapları tahsilat bakımından ilk araştırılacak malvarlığı unsurlarından biridir.

Ancak hesapların boş olması ihtimali nedeniyle yalnızca banka hesaplarına güvenilmemelidir.

Aynı anda;

  • tapu,
  • araç,
  • şirket ortaklığı,
  • ticari alacaklar

gibi diğer malvarlığı unsurları da araştırılmalıdır.


27. Borçlunun Türkiye’deki Şirket Hisseleri Haczedilebilir mi?

Şartları bulunuyorsa evet.

Örneğin yabancı mahkeme kararındaki borçlu, Türkiye’de kurulmuş başka bir şirketin %70 ortağı olabilir.

Tenfiz sonrası yürütülen icra sürecinde borçlunun bu ortaklık payı da Türk icra hukuku hükümlerine göre değerlendirilerek hacze konu edilebilir.

Özellikle uluslararası grup şirketlerinde borçlu şirketin doğrudan gayrimenkulü bulunmasa dahi Türkiye’deki iştiraklerinin önemli ekonomik değeri olabilir.

Bu nedenle tahsilat stratejisinde yalnızca borçlunun banka hesabı değil şirketler grubu ve ortaklık yapısı da araştırılmalıdır.


28. Yabancı Alacaklı Türkiye’de Teminat Göstermek Zorunda mı?

MÖHUK m.48’e göre Türk mahkemesinde dava açan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler kural olarak yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zararını karşılamak üzere teminat göstermekle yükümlüdür.

Ancak aynı hüküm uyarınca karşılıklılık bulunması hâlinde mahkeme yabancı kişiyi teminattan muaf tutar.

Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde yabancıların teminattan muafiyetine ilişkin özel hükümler bulunabilir.

Bu nedenle yabancı şirketin;

  • hangi ülkede kurulu olduğu,
  • Türkiye ile o ülke arasındaki sözleşmeler ve
  • fiilî/hukuki karşılıklılık

ayrıca incelenmelidir.


29. Yabancı Mahkemenin Verdiği Faiz de Tahsil Edilebilir mi?

Yabancı mahkeme kararında;

  • ana para,
  • faiz,
  • yargılama giderleri,
  • avukatlık ücretleri

gibi farklı kalemlere hükmedilmiş olabilir.

Tenfiz talebinde yabancı kararın hüküm fıkrasının kapsamı önemlidir.

Türk mahkemesinin görevi kural olarak yabancı mahkemenin esas kararını yeniden kurmak değil, şartlarının bulunması hâlinde mevcut hükmün Türkiye’de icra edilmesine izin vermektir.

Dolayısıyla kararda açık şekilde hükmedilmiş faiz ve diğer parasal kalemlerin de tenfiz talebinin kapsamına alınması gerekir.


30. Yabancı Para Alacağı Türkiye’de Tahsil Edilebilir mi?

Evet.

Yabancı mahkeme kararı;

  • Euro,
  • Amerikan Doları,
  • İngiliz Sterlini,
  • İsviçre Frangı

veya başka bir yabancı para üzerinden verilmiş olabilir.

Tenfiz bakımından kararın yabancı para üzerinden olması tek başına engel değildir.

Ancak tenfiz sonrasında başlatılacak icra takibinde yabancı para alacaklarına ilişkin İcra ve İflas Kanunu hükümlerine uygun takip talebi hazırlanmalıdır.

Bu aşamada yabancı para alacağının takipte nasıl gösterileceği, hangi tarihteki kurun dikkate alınacağı ve seçimlik hakkın nasıl kullanılacağı ayrıca değerlendirilmelidir.


31. Borçlu Yabancı Mahkeme Kararındaki Borcu Kısmen Ödemişse Ne Olur?

Bu durum tenfiz davasında ileri sürülebilir.

MÖHUK m.55/2 açıkça karşı tarafa;

yabancı mahkeme ilamının kısmen veya tamamen yerine getirildiği

itirazında bulunma hakkı tanımaktadır.

Örneğin yabancı mahkeme 1 milyon Euro ödenmesine karar vermiş ancak borçlu daha sonra 300.000 Euro ödeme yapmışsa, aynı 300.000 Euro’nun Türkiye’de yeniden tahsil edilmesi mümkün değildir.

Tenfiz ve icra stratejisinde güncel bakiye doğru hesaplanmalıdır.


32. Yabancı Mahkeme Kararı Türkiye’deki Farklı Bir Kararla Çelişiyorsa Ne Olur?

Bu durum kamu düzeni değerlendirmesini gündeme getirebilir.

Yargıtay, özellikle aynı taraflar, aynı konu ve aynı sebep bakımından daha önce verilmiş Türk mahkemesi kararıyla bağdaşmayan yabancı kararların kamu düzeni açısından sorun yaratabileceğine işaret etmektedir.

Ancak yabancı kararın sadece Türk mahkemelerinin başka bir uyuşmazlıkta benimsediği hukuki yaklaşımdan farklı olması yeterli değildir.

Yargıtay, kamu düzeni kavramının dar ve istisnai uygulanması gerektiğini vurgulamaktadır.


33. Tenfiz Davası Ticari Alacağın Yeniden Açılması Değildir

Bu ayrım özellikle yabancı yatırımcı veya şirket açısından önemlidir.

Örneğin alacaklı Fransa’da dört yıl süren ticari davayı kazanmış olabilir.

Türkiye’de yeniden;

  • dört yıl delil toplamak,
  • yeni bilirkişi incelemesi yaptırmak,
  • tanıkları tekrar dinletmek,
  • bütün sözleşme uyuşmazlığını baştan yargılatmak

zorunda değildir.

Tenfiz davasının amacı yabancı uyuşmazlığı yeniden çözmek değil:

mevcut yabancı hükmün Türkiye’de icra edilip edilemeyeceğini belirlemektir.

Yargıtay’ın revision au fond yasağına ilişkin istikrarlı yaklaşımı da bunu güvence altına almaktadır.


34. En Etkili Tahsilat Stratejisi Nasıl Kurulur?

Yabancı mahkeme kararına dayalı yüksek tutarlı ticari alacaklarda süreç yalnızca:

“Tenfiz davası açalım.”

şeklinde planlanmamalıdır.

Daha doğru yaklaşım üç aşamalıdır.

Birinci aşama: Kararın Türkiye’de tenfiz edilebilirliğinin kontrolü

  • karar kesinleşmiş mi?
  • karşılıklılık var mı?
  • usulüne uygun tebligat yapılmış mı?
  • kamu düzeni problemi var mı?
  • yabancı mahkemenin yetkisi sorun yaratıyor mu?
  • gerekli tasdik ve tercümeler mevcut mu?

İkinci aşama: Borçlunun Türkiye’deki malvarlığının belirlenmesi

  • banka hesapları,
  • taşınmazlar,
  • araçlar,
  • şirket hisseleri,
  • ticari alacaklar,
  • diğer malvarlığı

araştırılmalıdır.

Üçüncü aşama: Malvarlığının korunması ve icra

Şartları varsa tenfizle birlikte veya uygun aşamada ihtiyati haciz talep edilmeli; tenfiz sonrasında ise ilamlı icra yoluyla malvarlığına yönelinmelidir.

Bu yöntem, yalnızca hukuken karar kazanmayı değil fiilen para tahsil etmeyi hedefler.


35. Örnek: İngiliz Mahkemesinde 2 Milyon GBP Kazanan Şirket

Örneğin İngiliz şirketi ile Türk şirketi arasındaki distribütörlük sözleşmesinden uyuşmazlık çıkmıştır.

İngiliz mahkemesi Türk şirketinin:

2.000.000 GBP + faiz + yargılama giderlerini

ödemesine karar vermiş ve karar İngiliz hukukuna göre kesinleşmiştir.

Türk şirketinin İngiltere’de malvarlığı yoktur.

Ancak şirketin Türkiye’de;

  • banka hesabında 30 milyon TL,
  • İstanbul’da iki taşınmazı,
  • başka bir Türk şirketinde %45 hissesi

bulunmaktadır.

Bu durumda alacaklı bakımından hukuki yol genel olarak:

1. Yabancı mahkeme kararının ve kesinleşme belgelerinin hazırlanması,

2. Türkiye’de tenfiz davası açılması,

3. Şartları varsa ihtiyati haciz talep edilmesi,

4. Tenfiz kararının gerekli icra kabiliyetini kazanması,

5. İlamlı icra takibinin başlatılması,

6. Banka hesabı, taşınmazlar ve şirket hisselerinin haczedilmesi

şeklinde ilerleyebilir.

Böylece İngiltere’de alınmış bir karar Türkiye’deki malvarlığı üzerinden fiilî tahsilata dönüştürülebilir.


36. Sonuç: Yurt Dışında Davayı Kazanmak Yetmez, Kararı Türkiye’de Tahsil Edebilir Hâle Getirmek Gerekir

Yabancı bir mahkeme tarafından ticari alacağa ilişkin karar verilmesi, borçlunun malvarlığı Türkiye’deyse alacaklı bakımından çok önemli bir hukuki avantajdır.

Ancak yabancı mahkeme kararı kural olarak Türkiye’de kendiliğinden icra edilemez.

Öncelikle tenfiz gerekir.

Tenfiz sürecinde başlıca şu konular incelenir:

  • karar yabancı bir mahkeme tarafından verilmiş mi?
  • hukuk davasına ilişkin mi?
  • kesinleşmiş mi?
  • Türkiye ile ilgili devlet arasında karşılıklılık bulunuyor mu?
  • karar Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuya ilişkin mi?
  • yabancı mahkemenin aşkın yetkisi söz konusu mu?
  • kararın Türkiye’de uygulanması kamu düzenine açıkça aykırı mı?
  • davalının savunma hakkı korunmuş mu?
  • gerekli yabancı karar, kesinleşme ve tercüme belgeleri sunulmuş mu?

Bu şartların bulunması hâlinde Türk mahkemesi yabancı kararı esastan yeniden yargılamaz.

Tenfizine karar verilen yabancı ilam, Türk mahkemesinden verilmiş bir ilam gibi icra edilebilir.

Bunun ardından borçlunun Türkiye’deki;

banka hesapları, taşınmazları, araçları, şirket hisseleri ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları

üzerinden tahsilat süreci yürütülebilir.

Ancak yüksek tutarlı ticari alacaklarda en önemli mesele yalnızca tenfiz kararını kazanmak değildir.

Borçlunun tenfiz sürecinde malvarlığını elden çıkarma riski bulunuyorsa ihtiyati haciz stratejisinin de daha dava başında değerlendirilmesi gerekir.

Bu nedenle yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de tenfizinde doğru soru yalnızca:

“Kararı Türkiye’de tanıtabilir miyiz?”

değildir.

Asıl soru şudur:

“Bu yabancı mahkeme kararını Türkiye’deki gerçek malvarlığına yönelterek alacağımızı fiilen tahsil edebilir miyiz?”

Hukuki Dayanaklar

Başlıca hukuki düzenlemeler:

  • 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.1
  • MÖHUK m.48 – Yabancıların Teminat Yükümlülüğü
  • MÖHUK m.50 – Tenfiz Kararı
  • MÖHUK m.51 – Görev ve Yetki
  • MÖHUK m.52 – Tenfiz İstemi
  • MÖHUK m.53 – Tenfiz Dilekçesine Eklenecek Belgeler
  • MÖHUK m.54 – Tenfiz Şartları
  • MÖHUK m.55 – Tebliğ ve İtiraz
  • MÖHUK m.56 – Tenfiz Kararı
  • MÖHUK m.57 – Yerine Getirme ve Kanun Yolu
  • MÖHUK m.58 – Tanıma
  • MÖHUK m.59 – Kesin Hüküm ve Kesin Delil Etkisi
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.32 ve devamı – İlamlı İcra
  • İİK m.257 ve devamı – İhtiyati Haciz
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.4 ve m.5 – Ticari Davalar ve Ticaret Mahkemelerinin Görevi

Yeni yazılardan haberdar olun

Hukuk alanındaki yeni yazılarımızı e-posta ile alın. Dilediğiniz zaman tek tıkla ayrılabilirsiniz.

Call Now Button

Çerez tercihleri