Hukuk Makaleleri

Saç Ekimi Sonrası Kalıcı Zarar Meydana Gelirse Tazminat Davası

Saç ekimi, Türkiye’de en sık gerçekleştirilen estetik işlemlerden biri hâline gelmiştir. Ancak saç ekimi sonrasında her zaman yalnızca “saçların yeterince çıkmaması” şeklinde estetik bir memnuniyetsizlik ortaya çıkmamaktadır. Hatalı uygulama, yetersiz hijyen, uygun olmayan teknik, komplikasyonun zamanında fark edilmemesi veya işlem sonrası bakımın gereği gibi yürütülmemesi sonucunda hastanın kafa derisinde kalıcı iz, doku kaybı, nekroz, enfeksiyon, his kaybı veya donör bölgede kalıcı hasar meydana gelebilmektedir.

Bu durumda hastanın yalnızca ödediği saç ekimi ücretini geri istemesi değil, uğradığı bütün zararlar için maddi ve manevi tazminat talep etmesi gündeme gelebilir.

Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin doğrudan saç ekimine ilişkin 23 Ocak 2024 tarihli, 2022/4360 E., 2024/322 K. sayılı kararında, estetik amaçlı saç ekiminin Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Yargıtay, yalnızca işlemin tıp kurallarına uygun olup olmadığının değil; kararlaştırılan estetik sonucun elde edilip edilmediğinin, komplikasyon konusunda yeterli aydınlatma yapılıp yapılmadığının ve komplikasyonun doğru yönetilip yönetilmediğinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Bu nedenle saç ekimi sonrasında kalıcı zarar ortaya çıktığında;

“Bu bir komplikasyondur, yapabileceğimiz bir şey yok.”

şeklindeki bir açıklama tek başına sağlık kuruluşunu veya işlemi gerçekleştiren kişileri hukuki sorumluluktan kurtarmaz.

Saç Ekimi Sonrası Hangi Zararlar Tazminat Davasına Konu Olabilir?

Saç ekimi sonrasında tazminat talebi özellikle kalıcı veya ciddi sonuçların ortaya çıktığı durumlarda gündeme gelir.

Bunlar arasında;

  • kafa derisinde kalıcı yara izi,
  • nekroz nedeniyle doku kaybı,
  • donör bölgede kalıcı açıklık veya iz,
  • saç ekilen bölgede kalıcı deformasyon,
  • yoğun ve geri dönüşü olmayan saç kaybı,
  • sinir hasarına bağlı his kaybı,
  • enfeksiyon,
  • iyileşmeyen açık yara,
  • keloid veya belirgin skar dokusu,
  • hatalı saç çizgisi,
  • belirgin asimetri,
  • fazla greft alınması nedeniyle donör alanın bozulması,
  • başka ameliyat veya rekonstrüktif müdahale gerektiren zararlar

yer alabilir.

Ancak her istenmeyen sonuç otomatik olarak tazminat hakkı doğurmaz.

Örneğin beklenen yoğunlukta saç çıkmaması ile kafa derisinde kalıcı doku kaybı meydana gelmesi aynı ağırlıkta değildir. Her dosyada müdahalenin amacı, hastaya verilen vaatler, uygulanan teknik, hastanın kişisel özellikleri ve ortaya çıkan sonuç birlikte değerlendirilmelidir.

Saç Ekimi Hukuken Eser Sözleşmesi Sayılır mı?

Yargıtay’ın güncel yaklaşımına göre estetik amacı ağır basan saç ekimi işlemleri eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmektedir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 470. maddesinde eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin ise bunun karşılığında bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak düzenlenmiştir.

Saç ekimi bakımından hasta yalnızca belirli sayıda saat çalışılması için ücret ödemez. Belirli bir estetik sonuca ulaşmak amacıyla sağlık kuruluşuna veya hekime başvurur.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/4360 E., 2024/322 K. sayılı kararında da saç ekimi açıkça estetik amaçlı bir müdahale olarak değerlendirilmiş ve taraflar arasındaki ilişkinin klasik tedavi sözleşmesinden farklı olarak eser sözleşmesi niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.

Yargıtay kararında estetik amaçla saç ekimi yaptıran kişinin beklentisinin, kararlaştırılan amaca uygun ve daha güzel bir görünüm elde edilmesi olduğu özellikle vurgulanmıştır.

Bu yaklaşım tazminat davaları açısından oldukça önemlidir.

Saç Ekimi Sonucunun Kötü Olması Tek Başına Tazminat İçin Yeterli mi?

Her durumda yeterli değildir.

Saç ekiminde sonuç üzerinde;

  • kişinin saç yapısı,
  • donör alan kapasitesi,
  • genetik özellikler,
  • yara iyileşmesi,
  • ekilen greftlerin tutma oranı,
  • hastanın işlem sonrası bakım kurallarına uyup uymaması

gibi birçok faktör etkili olabilir.

Bu nedenle yalnızca:

“Beklediğim kadar saç çıkmadı.”

iddiası her olayda tazminat için yeterli olmayabilir.

Buna karşılık klinik veya hekim;

  • belirli sayıda greft vaat etmiş,
  • belirli bir saç çizgisi taahhüt etmiş,
  • belirli bir yoğunluk sağlanacağını belirtmiş,
  • hastaya işlem öncesi simülasyon veya örnek sonuç göstermiş

ve sonuç bunlardan ciddi biçimde farklı olmuşsa değerlendirme değişebilir.

Özellikle kötü estetik sonuca kalıcı fiziksel zarar da eşlik ediyorsa tazminat talebi çok daha ciddi şekilde gündeme gelir.

Yargıtay’ın Saç Ekimi Sonrası Kalıcı Yara Kararı

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 23.01.2024 tarihli, 2022/4360 E., 2024/322 K. sayılı kararı saç ekimi uyuşmazlıkları açısından özellikle önemlidir.

Karara konu olayda saç ekimi sonrasında hastanın kafa derisinin ön ve orta bölümünde yaklaşık 2×1 cm büyüklüğünde açık yara meydana gelmiş, daha sonra bu bölgede nedbe dokusu oluşmuştur.

İlk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, alınan tıbbi raporlarda bu durumun her türlü özene rağmen meydana gelebilen bir komplikasyon olduğunun belirtilmesi nedeniyle tazminat taleplerini reddetmiştir.

Yargıtay ise bu incelemeyi yeterli görmemiştir.

Kararda;

  • saç ekiminin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu,
  • estetik müdahalede belirli bir sonucun amaçlandığı,
  • yalnızca hekimin tıp kurallarına uygun hareket edip etmediğine bakılamayacağı,
  • ortaya çıkan sonucun hastanın beklentisini karşılayıp karşılamadığının,
  • komplikasyon konusunda yeterli aydınlatma yapılıp yapılmadığının,
  • komplikasyon ortaya çıktıktan sonra doğru şekilde yönetilip yönetilmediğinin

ayrıca değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay bu nedenle üniversitelerden seçilecek akademik kariyere sahip estetik, plastik ve rekonstrüktif cerrahi uzmanlarından oluşan bilirkişi kurulundan ayrıntılı rapor alınması gerektiğine karar vermiştir.

Bu karar saç ekimi nedeniyle açılacak tazminat davalarında önemli bir emsal niteliğindedir.

Sağlık Kuruluşu “Bu Bir Komplikasyon” Diyerek Sorumluluktan Kurtulabilir mi?

Her durumda hayır.

Komplikasyon, gerekli bütün tıbbi özen gösterilmiş olmasına rağmen meydana gelebilen kabul edilmiş bir risk olabilir.

Ancak üç farklı konu birbirinden ayrılmalıdır:

Birincisi, gerçekten komplikasyon olup olmadığıdır.

Ortaya çıkan zarar hatalı teknik, hijyen eksikliği veya yanlış uygulama nedeniyle oluşmuşsa artık komplikasyondan değil tıbbi uygulama hatasından söz edilebilir.

İkincisi, komplikasyon hakkında hastanın önceden bilgilendirilip bilgilendirilmediğidir.

Üçüncüsü ise komplikasyon ortaya çıktıktan sonra doğru yönetilip yönetilmediğidir.

Yargıtay’ın saç ekimine ilişkin 2024/322 sayılı kararında da komplikasyonun varlığının tek başına yeterli görülmediği ve komplikasyon yönetiminin ayrıca incelenmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.

Dolayısıyla örneğin kafa derisinde nekroz başladığı hâlde hasta günlerce:

“Normal, geçecek.”

denilerek bekletilmiş ve erken müdahale imkânı kaçırılmışsa sağlık kuruluşunun sorumluluğu komplikasyonun nasıl yönetildiği açısından ayrıca araştırılmalıdır.

Saç Ekimi Sonrası Nekroz Meydana Gelirse Tazminat İstenebilir mi?

Evet, şartları varsa önemli bir tazminat sebebi olabilir.

Nekroz, dokunun kanlanmasının bozulması sonucunda doku ölümünün meydana gelmesidir. Saç ekimi sonrasında geniş bir nekrotik alan oluşması;

  • kalıcı saçsız bölge,
  • belirgin yara izi,
  • cilt dokusunda kayıp,
  • rekonstrüktif ameliyat ihtiyacı

doğurabilir.

Nekrozun tıbben kabul edilen bir komplikasyon olup olmadığı değerlendirilse bile bu tek başına davayı sona erdirmez.

Özellikle;

  • hastanın risk konusunda bilgilendirilip bilgilendirilmediği,
  • işlem sırasında gereğinden fazla travma oluşturulup oluşturulmadığı,
  • greft veya kanal yoğunluğunun uygun olup olmadığı,
  • nekroz belirtilerinin zamanında fark edilip edilmediği,
  • hastanın şikâyetlerinin dikkate alınıp alınmadığı,
  • komplikasyon sonrasında uygun tedavinin uygulanıp uygulanmadığı

bilirkişi tarafından araştırılmalıdır.

Donör Bölgede Kalıcı Hasar Meydana Gelirse Ne Olur?

Saç ekiminde yalnızca saç ekilen bölge değil, greftlerin alındığı donör bölge de önemlidir.

Özellikle çok fazla greft alınması sonucunda;

  • ense bölgesinde belirgin açıklık,
  • noktasal yoğun skarlar,
  • kalıcı saç seyrelmesi,
  • düzensiz görüntü

ortaya çıkabilir.

Bu zarar “overharvesting” olarak adlandırılan aşırı greft alımıyla ilişkili olabilir.

Saç ekimi öncesinde donör alanın yeterliliğinin doğru değerlendirilmesi ve alınabilecek greft sayısının buna göre belirlenmesi gerekir.

Hastaya “5.000 greft alınabilir” denilmiş ancak donör kapasitesi buna uygun olmadığı hâlde yüksek sayıda greft alınarak kalıcı deformasyon meydana getirilmişse hukuki sorumluluk gündeme gelebilir.

Saç Ekimini Yetkisiz Kişiler Yaptıysa Ne Olur?

Saç ekimi Türkiye’de özel olarak düzenlenen bir sağlık hizmetidir.

Sağlık Bakanlığının Saç Ekimi Birimleri Hakkında Yönetmeliği, saç ekimi birimlerinin faaliyet izni, personeli ve uygulama standartları konusunda özel kurallar getirmektedir. Saç ekimi birimi ancak sağlık kuruluşu bünyesinde gerekli faaliyet izni alınarak açılabilir. Yönetmelik ayrıca gerekli yetki ve sertifika şartlarını taşımayan kişilerin saç ekimi yapmasına izin vermemektedir.

Sağlık Bakanlığı 2025 yılında ayrıca Saç Ekimi Uygulayıcı Sertifikalı Eğitim Programı Standardını yürürlüğe koymuştur.

Bu nedenle tazminat davasında işlemi gerçekte kimin yaptığı önemlidir.

Hasta yalnızca hekimi kısa süre görmüş, uygulamanın esas bölümü yetkisi bulunmayan kişiler tarafından gerçekleştirilmişse bu durum hem tazminat sorumluluğu hem de sağlık mevzuatı bakımından ayrıca incelenmelidir.

Saç Ekimi Öncesi Fotoğraf Çekilmesi Zorunlu mu?

Saç Ekimi Birimleri Hakkında Yönetmelik bu konuda oldukça önemli kayıt yükümlülükleri getirmektedir.

Saç ekimi öncesi ve sonrası donör alan ile ekim yapılacak bölgenin fotoğraflanması ve hastaya ilişkin uygulama bilgilerinin kayıt altına alınması öngörülmektedir. Kayıtlarda uygulanan teknik, ekilen kök sayısı, uygulama bölgesi ve işlem ekibine ilişkin bilgilerin de bulunması gerekir.

Bu kayıtlar ileride açılacak tazminat davasında çok önemli delil olabilir.

Özellikle “hastanın saçları zaten bu şekildeydi” şeklindeki savunmalar bakımından işlem öncesi fotoğraflar belirleyici olabilir.

Saç Ekimi Öncesi Aydınlatılmış Onam Alınması Zorunlu mu?

Evet.

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 15. maddesine göre hastaya;

  • müdahalenin nasıl yapılacağı,
  • alternatif yöntemler,
  • müdahalenin fayda ve riskleri,
  • muhtemel komplikasyonlar

hakkında bilgi verilmesi gerekir.

Tıbbi müdahale açısından hastanın rızası da zorunludur.

Ancak hastaya yalnızca standart bir form imzalatılması her durumda yeterli değildir.

Örneğin formda;

“Enfeksiyon ve komplikasyon riski bulunmaktadır.”

şeklinde genel bir ifade bulunması ile hastanın karşılaşabileceği kalıcı yara, doku kaybı veya donör bölge hasarı gibi önemli risklerin somut biçimde açıklanması aynı şey değildir.

Özellikle estetik amaçlı ve zorunlu olmayan müdahalelerde aydınlatmanın kapsamı tazminat davasında daha büyük önem taşır.

Onam Formunu İmzalamış Olmak Tazminat Hakkını Ortadan Kaldırır mı?

Hayır.

Aydınlatılmış onam, hastanın tıbben kabul edilebilir riskleri bilerek müdahaleye rıza göstermesi anlamına gelir.

Hasta;

  • doktorun kusuruna,
  • yetkisiz kişinin işlem yapmasına,
  • hijyen kurallarına uyulmamasına,
  • yanlış tekniğin uygulanmasına,
  • komplikasyonun ihmal edilmesine

rıza göstermiş sayılmaz.

Dolayısıyla klinik:

“Onam formunu imzaladınız, hiçbir hakkınız yok.”

şeklinde bir savunmayla otomatik olarak sorumluluktan kurtulamaz.

Yargıtay’ın saç ekimine ilişkin kararında da onam alınmış olmasına rağmen, komplikasyon konusunda aydınlatmanın yeterli olup olmadığı ile komplikasyonun doğru yönetilip yönetilmediğinin ayrıntılı bilirkişi incelemesine tabi tutulması gerektiği kabul edilmiştir.

Kalıcı Zarar Nasıl İspatlanır?

Saç ekimi tazminat davalarında en önemli konulardan biri kalıcı zararın objektif biçimde belgelenmesidir.

Bu nedenle hastanın mümkün olduğunca erken dönemde;

  • işlem öncesi fotoğrafları,
  • işlem sonrası ilk günlerdeki fotoğrafları,
  • yara veya enfeksiyonun gelişimini gösteren görüntüleri,
  • güncel fotoğrafları,
  • dermatoloji veya plastik cerrahi muayene raporlarını,
  • hastane ve klinik kayıtlarını

koruması gerekir.

Dava sırasında gerektiğinde hasta yeniden muayene edilerek uzman bilirkişi heyetinden rapor alınabilir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi de saç ekimine ilişkin 2024/322 sayılı kararında gerektiğinde davacının muayene edilmesi ve akademik kariyere sahip estetik plastik ve rekonstrüktif cerrahi uzmanlarından oluşan bilirkişi kurulundan rapor alınması gerektiğini belirtmiştir.

Başka Bir Doktordan Rapor Almak Faydalı mı?

Evet.

Kalıcı zarar meydana geldiği düşünülüyorsa başka bir dermatoloji veya plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanından mevcut durum hakkında değerlendirme alınması faydalı olabilir.

Örneğin uzman;

  • nekroz bulunduğunu,
  • kalıcı skar oluştuğunu,
  • donör alanın aşırı kullanıldığını,
  • yeniden saç ekiminin mümkün olmadığını,
  • rekonstrüktif ameliyat gerektiğini

belirleyebilir.

Özel hekim raporu mahkemenin atayacağı bilirkişi raporunun yerine geçmez ancak mevcut durumun erken dönemde belgelenmesi açısından önemli olabilir.

Düzeltme İşlemi Yapılmadan Önce Delil Tespiti Gerekir mi?

Özellikle kalıcı zarar başka bir operasyonla düzeltilecekse bu konu önemlidir.

Örneğin kafa derisindeki yara dokusuna;

  • skar revizyonu,
  • doku genişletme,
  • yeni saç ekimi,
  • plastik cerrahi operasyonu

uygulanacak olabilir.

Düzeltme işlemi yapıldıktan sonra ilk saç ekiminin meydana getirdiği zararın görünümü değişebilir.

Bu nedenle yüksek tutarlı ve ciddi zararlarda yeni müdahaleden önce mevcut durumun;

  • uzman raporuyla,
  • ayrıntılı fotoğraflarla,
  • gerektiğinde mahkeme aracılığıyla delil tespitiyle

belgelenmesi değerlendirilebilir.

Klinik Hasta Dosyasını Vermiyorsa Ne Yapılabilir?

Hasta kendi sağlık kayıtlarını isteme hakkına sahiptir.

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 16. maddesine göre hasta, sağlık durumuyla ilgili kayıtları doğrudan veya vekili aracılığıyla inceleyebilir ve bunların bir suretini alabilir.

Saç ekimi dosyasında özellikle;

  • onam formu,
  • saç ekimi hasta bilgi formu,
  • uygulama öncesi ve sonrası fotoğraflar,
  • ekilen greft sayısı,
  • kullanılan yöntem,
  • işlemi yapan ekibin bilgileri,
  • ilaç kayıtları,
  • kontrol kayıtları

talep edilmelidir.

Bu belgelerin verilmemesi hâlinde yazılı başvuru, İl Sağlık Müdürlüğü ve hasta hakları yolları ayrıca değerlendirilebilir.

Doktorla Yapılan WhatsApp Yazışmaları Delil Olur mu?

Hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması şartıyla önemli deliller arasında değerlendirilebilir.

Saç ekimi klinikleriyle görüşmeler çoğu zaman WhatsApp üzerinden yapılmaktadır.

Örneğin klinik;

  • “5.000 greft garanti”,
  • “tek seansta tamamen kapanacak”,
  • “donör bölgede hiçbir iz kalmaz”,
  • “sonuç kesin”,
  • “doktor bizzat yapacak”

şeklinde mesajlar göndermiş olabilir.

Bu yazışmalar sözleşmenin kapsamının ve hastaya hangi sonucun vaat edildiğinin tespitinde önem taşıyabilir.

Bu nedenle uyuşmazlık ortaya çıktığında yalnızca ekran görüntüsü değil, mümkünse konuşmanın bütünlüğünü gösterecek kayıtların korunması gerekir.

Klinik Reklamları da Delil Olabilir mi?

Evet.

Klinik internet sitesinde veya sosyal medya hesabında;

  • sonuç garantisi,
  • belirli greft taahhüdü,
  • işlemin belirli hekim tarafından yapılacağı,
  • iz kalmayacağı,
  • doğal görünüm garantisi

gibi açıklamalar bulunabilir.

Hastanın hizmeti satın alma kararında etkili olan bu açıklamalar uyuşmazlıkta önem taşıyabilir.

İçerikler sonradan silinebileceğinden uyuşmazlık ortaya çıktığında delillerin erken aşamada korunması önemlidir.

Saç Ekimi Sonrası Hangi Maddi Tazminatlar İstenebilir?

Kalıcı zarar nedeniyle farklı maddi zarar kalemleri ortaya çıkabilir.

Somut olayda;

  • saç ekimi için ödenen bedelin iadesi,
  • başka klinikte yapılacak düzeltme işlemi,
  • plastik cerrahi giderleri,
  • dermatoloji tedavileri,
  • yara ve enfeksiyon tedavileri,
  • ilaç masrafları,
  • ek tetkik giderleri,
  • gelecekte yapılması zorunlu tedavi masrafları,
  • çalışma gücü kaybı varsa buna bağlı zararlar,
  • belgelenebilen kazanç kaybı

talep edilebilir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 14 Mayıs 2025 tarihli 2025/2009 sayılı kararında da estetik müdahale sonrası ortaya çıkan zararların giderilmesi için yapılan fizik tedavi, psikolojik tedavi ve diğer tedavi harcamalarının araştırılması ve belgelenen giderlerin maddi zarar hesabında dikkate alınması gerektiği kabul edilmiştir.

Dolayısıyla maddi tazminat yalnızca ilk işlem için ödenen parayla sınırlı olmak zorunda değildir.

Saç Ekimi Bedelinin Tamamı Geri İstenebilir mi?

Somut olayın özelliklerine göre mümkündür.

Saç ekiminin eser sözleşmesi niteliğinde olması nedeniyle ortaya çıkan sonuç ayıplı ise Türk Borçlar Kanunu’nun eser sözleşmesine ilişkin hükümleri kapsamında;

  • ayıbın giderilmesi,
  • bedelde indirim,
  • bedelin iadesi,
  • ayrıca meydana gelen zararların tazmini

gündeme gelebilir.

Ancak insan vücudu üzerinde gerçekleştirilmiş işlemin aynen geri verilmesi mümkün olmadığından sözleşmeden dönme ve bedel iadesi gibi taleplerin somut olaya nasıl uygulanacağı ayrıca değerlendirilmelidir.

Özellikle saç ekiminin hiçbir fayda sağlamadığı ve bunun yanında hastaya kalıcı zarar verdiği dosyalarda ücret iadesi talebi daha güçlü şekilde gündeme gelebilir.

Manevi Tazminat Talep Edilebilir mi?

Evet.

Saç ekiminin amacı kişinin dış görünümünü iyileştirmektir. Buna karşılık işlem sonrasında kişinin eskisinden daha kötü bir görüntüye sahip olması ve kalıcı yara iziyle yaşamak zorunda kalması ciddi manevi zarara neden olabilir.

Örneğin;

  • kafa derisinde görünür kalıcı iz,
  • saçsız yara alanı,
  • yüz veya baş bölgesinde deformasyon,
  • uzun süre şapka kullanmak zorunda kalma,
  • sosyal yaşamda ciddi rahatsızlık,
  • psikolojik tedavi ihtiyacı

manevi tazminat değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

Türk Borçlar Kanunu’nun kişilik hakkı ve bedensel zararlar bakımından öngördüğü hükümler çerçevesinde uygun miktarda manevi tazminat talep edilebilir.

Yargıtay’ın son dönem estetik müdahale kararlarında da kalıcı estetik bozukluk ve vaat edilen sonucun gerçekleşmemesi hâlinde manevi tazminatın değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Doktora mı, Kliniğe mi Dava Açılır?

Bu husus dosyaya göre belirlenmelidir.

Saç ekimi işlemi;

  • özel hastanede,
  • tıp merkezinde,
  • poliklinikte,
  • yetkili başka bir sağlık kuruluşunda

gerçekleştirilmiş olabilir.

Ayrıca hastanın ödeme yaptığı şirket ile işlemi gerçekleştiren sağlık kuruluşu farklı olabilir.

Bu nedenle;

  • sözleşmenin kimle yapıldığı,
  • faturanın kim tarafından kesildiği,
  • reklamı hangi şirketin yaptığı,
  • işlemin hangi sağlık kuruluşunda gerçekleştirildiği,
  • işlemi gerçekleştiren ve yöneten sağlık personelinin kim olduğu

tespit edilmelidir.

Yargıtay’ın doğrudan saç ekimine ilişkin 2024/322 sayılı kararında da hem hekim hem de ilgili sağlık kuruluşu/işletici açısından sorumluluğun bilirkişi incelemesi sonucunda belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Dolayısıyla yalnızca işlemi yapan kişiye karşı dava açılması her dosyada doğru strateji olmayabilir.

Saç Ekimini Gerçekte Kimin Yaptığı Nasıl Belirlenir?

Saç Ekimi Birimleri Hakkında Yönetmelik uyarınca uygulamaya ilişkin kayıtların tutulması gerekmektedir.

Hasta bilgi kayıtlarında saç ekimi ekibinin kimlerden oluştuğuna ilişkin bilgilerin bulunması öngörülmüştür.

Bu nedenle hasta:

“Doktor işlem sırasında yalnızca birkaç dakika odadaydı ve ekimi başka kişiler yaptı.”

diyorsa sağlık kuruluşunun resmi kayıtları talep edilmelidir.

Gerekirse İl Sağlık Müdürlüğünden ilgili saç ekimi biriminin faaliyet izni ve personel kayıtları konusunda araştırma yapılması istenebilir.

Sağlık Bakanlığına Şikâyet Edilebilir mi?

Evet.

Saç Ekimi Birimleri Hakkında Yönetmelik saç ekimi birimlerinin Sağlık Bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlükleri tarafından denetlenmesini öngörmektedir. İzinsiz birim işletilmesi veya gerekli yetki şartlarını taşımayan kişilerin saç ekimi uygulaması yapması idari yaptırıma konu olabilir.

Bu nedenle;

  • yetkisiz personel,
  • ruhsatsız saç ekimi birimi,
  • kayıtların tutulmaması,
  • hijyen ve fiziki şartlara aykırılık

şüphesi varsa İl Sağlık Müdürlüğüne başvuru yapılabilir.

Ancak idari şikâyet hastanın maddi ve manevi zararını otomatik olarak karşılamaz. Tazminat için özel hukuk yollarına ayrıca başvurulması gerekir.

Savcılığa Şikâyet Edilebilir mi?

Kalıcı bedensel zarar bulunduğunda olayın niteliğine göre ceza hukuku açısından da inceleme yapılabilir.

Özellikle yetkisiz kişilerin tıbbi işlem gerçekleştirmesi veya kusurlu uygulama sonucunda kişinin yaralanması hâlinde ceza soruşturması gündeme gelebilir.

Ancak her kötü saç ekimi sonucu otomatik olarak suç oluşturmaz.

Ceza sorumluluğu bakımından kusurun niteliği, gerçekleştirilen işlem ve meydana gelen bedensel zarar ayrıca değerlendirilmelidir.

Tazminat davası ile ceza soruşturması birbirinden farklı süreçlerdir.

Saç Ekimi Tazminat Davasında Görevli Mahkeme Hangisidir?

Saç ekimi hizmetinin kişinin özel ve kişisel ihtiyacı amacıyla satın alınması hâlinde uyuşmazlık çoğunlukla tüketici işlemi niteliği taşır.

Bu nedenle uyuşmazlığın değerine ve talep türüne göre Tüketici Hakem Heyeti veya Tüketici Mahkemesi gündeme gelebilir.

2026 yılı için 186.000 TL’nin altında bulunan tüketici uyuşmazlıklarında İl veya İlçe Tüketici Hakem Heyetine başvurulabilir. 186.000 TL ve üzerindeki uyuşmazlıklarda ise Tüketici Hakem Heyetine başvurulamaz; dava şartı arabuluculuk sonrasında tüketici mahkemesine başvurulması gerekir.

Ancak maddi ve manevi tazminat taleplerinin birlikte ileri sürüldüğü dosyalarda görev, parasal sınır ve dava stratejisi somut talepler dikkate alınarak ayrıca belirlenmelidir.

Saç Ekimi Tazminat Davasında Bilirkişi İncelemesi Nasıl Olmalıdır?

Bu davalarda bilirkişi raporu çoğu zaman dosyanın en önemli delilidir.

Ancak bilirkişinin yalnızca:

“Bu zarar bilinen bir komplikasyondur.”

demesi yeterli olmayabilir.

Yargıtay’ın doğrudan saç ekimine ilişkin 2024/322 sayılı kararına göre bilirkişi incelemesinde;

  • estetik sonucun gerçekleşip gerçekleşmediği,
  • saç ekiminin ayıplı olup olmadığı,
  • tıbbi standartlara uygun işlem yapılıp yapılmadığı,
  • komplikasyonun gerçekten kaçınılmaz olup olmadığı,
  • hastanın komplikasyon konusunda aydınlatılıp aydınlatılmadığı,
  • komplikasyon yönetiminin doğru yapılıp yapılmadığı,
  • kalıcı zararın işlemle bağlantısı

birlikte değerlendirilmelidir.

Yargıtay, aynı kararında incelemenin akademik kariyere sahip estetik plastik ve rekonstrüktif cerrahi uzmanlarından oluşan üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından yapılması gerektiğini belirtmiştir.

Bu nedenle yetersiz veya yalnızca “hekim kusuru yoktur” sonucuna odaklanan bilirkişi raporlarına karşı itiraz edilmesi önem taşıyabilir.

Dava Açmadan Önce Hangi Belgeler Toplanmalıdır?

Saç ekimi sonrası kalıcı zarar nedeniyle tazminat talep edilecekse mümkün olduğunca şu belgeler toplanmalıdır:

  • Saç ekimi öncesi fotoğraflar,
  • Operasyon sonrası fotoğraflar,
  • Yaranın gelişimini gösteren tarihli görüntüler,
  • Güncel kalıcı hasar fotoğrafları,
  • Aydınlatılmış onam formu,
  • Saç Ekimi Birimi Hasta Bilgi Formu,
  • Ekilen greft sayısı,
  • Kullanılan tekniğe ilişkin kayıtlar,
  • İşlemi gerçekleştiren ekibin bilgileri,
  • Fatura ve ödeme dekontları,
  • Klinikle yapılan WhatsApp ve e-posta görüşmeleri,
  • Reklam ve vaatler,
  • Reçeteler,
  • Kontrol muayenesi kayıtları,
  • Başka doktorlardan alınan raporlar,
  • Düzeltme işlemi için alınan fiyat teklifleri ve faturalar.

Hastanın kendi sağlık kayıtlarını inceleme ve bunların bir suretini alma hakkı bulunmaktadır.

Kalıcı Zarardan Sonra Hemen Başka Saç Ekimi Yaptırılmalı mı?

Tıbbi zorunluluk varsa sağlık elbette önceliklidir.

Ancak yalnızca estetik düzeltme amacıyla ikinci müdahale yapılacaksa ilk işlemin meydana getirdiği sonucun önce belgelenmesi önemlidir.

Çünkü ikinci saç ekimi veya plastik cerrahi müdahalesinden sonra;

  • yara alanı değişebilir,
  • saç çizgisi değişebilir,
  • donör bölge yeniden kullanılabilir,
  • ilk işlemin meydana getirdiği kusurun görüntüsü ortadan kalkabilir.

Bu da sonradan yapılacak bilirkişi incelemesini zorlaştırabilir.

Bu nedenle önemli ve kalıcı zarar bulunan dosyalarda düzeltme ameliyatından önce hukuki ve tıbbi delillerin korunması önem taşır.

Saç Ekimi Sonrası Tazminat Davasında Zamanaşımı Var mı?

Evet.

Ancak uygulanacak zamanaşımı süresi;

  • talebin sözleşmeye,
  • ayıplı ifaya,
  • bedensel zarara,
  • haksız fiile,
  • ağır kusura

dayandırılmasına göre farklı hukuki değerlendirmelere konu olabilir.

Saç ekiminin Yargıtay tarafından eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi nedeniyle Türk Borçlar Kanunu’nun eser sözleşmesine ilişkin hükümleri de özellikle dikkate alınır.

Bu nedenle kalıcı zarar fark edildiğinde yıllarca beklemek yerine belgelerin toplanması ve hukuki sürecin erken aşamada değerlendirilmesi daha güvenlidir.

Saç Ekimi Başarısız Olduğunda Her Zaman Dava Kazanılır mı?

Hayır.

Hastanın talebinin kabul edilmesi için dosyanın somut delillerle desteklenmesi gerekir.

Örneğin;

  • saç ekiminin tıbbi kurallara uygun yapılmış olması,
  • hastanın sonuç konusunda gerçekçi şekilde bilgilendirilmiş olması,
  • ortaya çıkan riskin gereği gibi açıklanmış olması,
  • komplikasyonun doğru yönetilmiş olması,
  • kalıcı zararın hastanın kendi davranışından kaynaklanması

hâlinde sorumluluk değerlendirmesi değişebilir.

Ancak Yargıtay’ın güncel yaklaşımı göstermektedir ki estetik amaçlı saç ekiminde değerlendirme yalnızca “hekim kusurlu mu?” sorusuyla sınırlı değildir.

Taahhüt edilen estetik sonucun gerçekleşip gerçekleşmediği de araştırılmalıdır.

Sonuç

Saç ekimi sonrasında kalıcı yara izi, nekroz, doku kaybı, donör bölgede kalıcı seyrelme, enfeksiyon, his kaybı veya başka bir kalıcı fiziksel zarar meydana gelmesi hâlinde hasta maddi ve manevi tazminat talep edebilir.

Saç ekimi uyuşmazlıkları bakımından Yargıtay’ın yaklaşımı özellikle önemlidir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 23 Ocak 2024 tarihli, 2022/4360 E., 2024/322 K. sayılı kararında, estetik amaçlı saç ekiminin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu açıkça kabul edilmiştir. Mahkemenin yalnızca zararın “komplikasyon” olduğunu ve hekimin tıp kurallarına uygun hareket ettiğini tespit etmekle yetinemeyeceği; istenilen estetik sonucun gerçekleşip gerçekleşmediğini, hastanın komplikasyon konusunda yeterince aydınlatılıp aydınlatılmadığını ve komplikasyonun doğru yönetilip yönetilmediğini de araştırması gerektiği belirtilmiştir.

Bu nedenle klinik veya hekim tarafından:

“Bu bilinen bir komplikasyondur.”

denilmesi tazminat talebini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Kalıcı zarar bulunan saç ekimi dosyalarında özellikle işlem öncesi ve sonrası fotoğrafların, hasta dosyasının, onam formunun, ekilen greft sayısının, işlemi yapan ekibin bilgilerinin, klinikle yapılan yazışmaların ve düzeltme tedavisine ilişkin belgelerin mümkün olduğunca erken aşamada toplanması gerekir.

Saç Ekimi Birimleri Hakkında Yönetmelik uyarınca saç ekimi birimlerinin faaliyet izinli olması ve uygulamaya ilişkin önemli kayıtların tutulması zorunludur. Uygulama öncesi ve sonrası fotoğraflar ile işlemi gerçekleştiren ekibe ilişkin bilgilerin kayıt altına alınması da bu nedenle tazminat davasında önemli bir delil kaynağı oluşturabilir.

Başka bir klinikte düzeltme işlemi yapılacaksa ilk saç ekiminin meydana getirdiği kalıcı zararın müdahaleden önce belgelenmesi ayrıca önemlidir. Gerekli durumlarda delil tespiti, uzman hekim değerlendirmesi ve sonrasında bilirkişi incelemesiyle zararın kapsamı ortaya konulabilir.

Kalıcı zarar ispatlandığında yalnızca saç ekimi için ödenen ücret değil; şartları mevcutsa revizyon ameliyatı ve diğer tedavi giderleri, gelecekte yapılması gereken sağlık harcamaları, çalışma ve kazanç kayıpları ile uygun miktarda manevi tazminat da talep edilebilir.

Bu nedenle saç ekimi sonrası ciddi ve kalıcı zarar ortaya çıktığında konu yalnızca “başarısız estetik işlem” olarak görülmemeli; eser sözleşmesine aykırılık, tıbbi uygulama hatası, aydınlatılmış onam, komplikasyon yönetimi ve sağlık kuruluşunun organizasyon sorumluluğu birlikte değerlendirilmelidir.

Yeni yazılardan haberdar olun

Hukuk alanındaki yeni yazılarımızı e-posta ile alın. Dilediğiniz zaman tek tıkla ayrılabilirsiniz.

Call Now Button

Çerez tercihleri