Single Blog Title

This is a single blog caption

Estetik Ameliyat Sonrası Beklenen Sonucun Alınmaması Hâlinde Ne Yapılabilir?

Burun estetiği, yüz germe, meme estetiği, liposuction, karın germe, saç ekimi ve benzeri estetik müdahaleler sonrasında hastanın beklediği görünümün ortaya çıkmaması önemli hukuki uyuşmazlıklara yol açabilmektedir.

Estetik ameliyat sonrasında;

  • belirgin asimetri oluşması,
  • vaat edilen görünümün elde edilememesi,
  • ameliyat izlerinin beklenenden ağır kalması,
  • burunda şekil veya nefes alma problemi ortaya çıkması,
  • meme protezlerinin farklı seviyelerde kalması,
  • karın germe veya liposuction sonrasında ciddi şekil bozuklukları oluşması,
  • yapılan düzeltme ameliyatlarına rağmen sonucun giderilememesi

gibi durumlarda hasta, yaptığı ödemenin iadesini ve uğradığı zararların tazminini talep edip edemeyeceğini merak etmektedir.

Bu noktada önemli bir ayrım bulunmaktadır:

Estetik ameliyattan memnun kalmamak tek başına otomatik olarak tazminat hakkı doğurmaz. Ancak estetik amaçlı müdahalelerde vaat edilen sonucun elde edilememesi, ayıplı ifa, tıbbi hata veya yetersiz aydınlatılmış onam bulunması hâlinde hastanın önemli hukuki hakları doğabilir.

Yargıtay’ın son yıllardaki kararlarında da estetik amaçlı müdahaleler, klasik tedavi amaçlı hekimlik faaliyetlerinden farklı değerlendirilmekte ve birçok durumda eser sözleşmesi hükümleri kapsamında ele alınmaktadır. Yargıtay’ın 2025-2026 iş bölümü kararında da estetik amaçlı ameliyatlardan kaynaklanan uyuşmazlıklar, TBK m. 470-486 kapsamındaki eser sözleşmesi uyuşmazlıkları arasında açıkça sayılmaktadır.

Estetik Ameliyatta Doktor Sonucu Garanti Etmiş Sayılır mı?

Her tıbbi müdahalede hekim belirli bir sonucu garanti etmiş sayılmaz.

Tedavi amaçlı klasik hekimlik faaliyetlerinde temel yükümlülük çoğunlukla hastayı mutlaka iyileştirmek değil, tıp biliminin gereklerine uygun biçimde gerekli dikkat ve özeni göstermektir.

Ancak salt veya ağırlıklı olarak estetik amaçla yapılan müdahalelerde Yargıtay farklı bir yaklaşım benimsemektedir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin yakın tarihli kararlarında estetik ameliyat ilişkisinin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu ve hekimin yalnızca müdahaleyi özenle gerçekleştirmekle değil, taraflar arasında kararlaştırılan estetik sonucun meydana getirilmesi bakımından da sorumluluğunun bulunduğu kabul edilmektedir.

Örneğin Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2023/1264 E., 2024/3353 K. sayılı kararında estetik ameliyatın eser sözleşmesi niteliğinde olduğu ve bu sözleşmenin sonuç taahhüdünü de içerdiği belirtilmiştir.

Bu nedenle estetik ameliyat uyuşmazlığında yalnızca;

“Doktor ameliyat sırasında tıbbi hata yaptı mı?”

sorusunun cevaplandırılması yeterli olmayabilir.

Ayrıca;

“Hasta ile kararlaştırılan estetik sonuç elde edildi mi?”

sorusu da değerlendirilmelidir.

Beklenen Sonucun Alınamaması Tek Başına Dava Açmak İçin Yeterli mi?

Her durumda değildir.

Estetik sonuç belli ölçüde subjektif olabilir. Hastanın ameliyat sonucunu beğenmemesi ile objektif olarak vaat edilen sonucun elde edilememesi birbirinden ayrılmalıdır.

Örneğin hasta ameliyat sonrasında burnunun biraz daha küçük olmasını tercih edeceğini söylüyorsa bu durum tek başına ayıplı ifa anlamına gelmeyebilir.

Buna karşılık ameliyat öncesinde;

  • belirli bir görünüm açıkça vaat edilmişse,
  • doktor tarafından simülasyon veya görseller üzerinden sonuç gösterilmişse,
  • ameliyatın amacı somut biçimde belirlenmişse,
  • buna rağmen belirgin şekil bozukluğu ortaya çıkmışsa,
  • sonuç objektif olarak estetik müdahalenin amacına uygun değilse

hukuki sorumluluk daha ciddi şekilde gündeme gelir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 24 Aralık 2024 tarihli 2023/2664 E., 2024/5122 K. sayılı kararında, bilirkişi raporlarında ortaya çıkan durumun komplikasyon olduğu ve hekim hatası bulunmadığı belirtilmiş olmasına rağmen Yargıtay bunun tek başına yeterli olmadığını değerlendirmiştir. Kararda estetik müdahalenin eser sözleşmesi niteliği nedeniyle taahhüt edilen sonucun gerçekleşip gerçekleşmediğinin de incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Bu yaklaşım estetik ameliyat davaları bakımından son derece önemlidir.

Komplikasyon Varsa Doktor Hiçbir Şekilde Sorumlu Olmaz mı?

Hayır.

Tıbbi uygulamalarda “komplikasyon” kavramı çoğu zaman yanlış anlaşılmaktadır.

Komplikasyon, tıbbi müdahale doğru şekilde gerçekleştirilmesine rağmen ortaya çıkabilen ve tıp biliminin kabul ettiği risklerden biri olabilir.

Ancak bir sonucun komplikasyon olarak nitelendirilmesi tek başına hekimin her türlü hukuki sorumluluktan kurtulduğu anlamına gelmez.

Mahkemede ayrıca;

  • komplikasyonun ameliyat öncesinde hastaya anlatılıp anlatılmadığı,
  • hastanın bu risk konusunda aydınlatılıp aydınlatılmadığı,
  • komplikasyon ortaya çıktıktan sonra zamanında müdahale edilip edilmediği,
  • komplikasyonun doğru şekilde yönetilip yönetilmediği,
  • estetik müdahalede kararlaştırılan sonucun meydana gelip gelmediği

incelenebilir.

Yargıtay’ın 2024 tarihli kararları da salt “komplikasyon” tespitinin estetik müdahalelerde eser sözleşmesine ilişkin sonuç borcunun değerlendirilmesini ortadan kaldırmadığını göstermektedir.

Estetik Ameliyatta Aydınlatılmış Onam Neden Önemlidir?

Estetik operasyon uyuşmazlıklarında en önemli konulardan biri aydınlatılmış onamdır.

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 15. maddesine göre hastanın;

  • uygulanacak tıbbi işlem,
  • işlemin faydaları,
  • muhtemel risk ve sakıncaları,
  • alternatif tedavi yöntemleri,
  • tedavinin kabul edilmemesi hâlindeki sonuçlar

hakkında bilgilendirilme hakkı bulunmaktadır.

Aynı Yönetmeliğe göre tıbbi müdahale için hastanın rızası gerekir ve rıza alınırken müdahalenin konusu ile sonuçları konusunda hastanın aydınlatılması esastır.

Özellikle uyuşmazlık doğurma ihtimali bulunan tıbbi müdahalelerde düzenlenecek rıza formundaki bilgilerin hastaya sözlü olarak da açıklanması, formun imzalanması ve bir nüshasının hastaya verilmesi öngörülmektedir.

Bu nedenle hastanede ameliyattan birkaç dakika önce hastaya çok sayıda belge imzalatılmış olması tek başına her durumda yeterli bir aydınlatılmış onam bulunduğunu göstermeyebilir.

“Her Türlü Komplikasyonu Kabul Ediyorum” Belgesi Doktoru Sorumluluktan Kurtarır mı?

Her durumda hayır.

Hastaya imzalatılan genel ve soyut bir belge;

“Operasyonun bütün risklerini kabul ediyorum.”

şeklinde hazırlanmış olabilir.

Ancak aydınlatılmış onam yalnızca bir imzadan ibaret değildir.

Hastanın müdahalenin niteliği ve özellikle kendisi açısından önemli riskler konusunda anlayabileceği biçimde bilgilendirilmesi gerekir.

Örneğin burun estetiğinde;

  • nefes alma güçlüğü,
  • asimetri,
  • revizyon ihtiyacı,
  • iz,
  • enfeksiyon,
  • şekil bozukluğu

gibi somut risklerin olayın özelliğine göre açıklanıp açıklanmadığı önem taşıyabilir.

Üstelik hastanın komplikasyona rıza göstermiş olması, doktorun kusurlu tıbbi uygulamasına önceden izin verdiği anlamına gelmez.

Estetik Ameliyatın Eser Sözleşmesi Sayılması Hastaya Ne Sağlar?

Türk Borçlar Kanunu’nun 470. maddesinde eser sözleşmesinde yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin ise bunun karşılığında bedel ödemeyi üstlendiği düzenlenmektedir.

Yargıtay estetik amaçlı müdahalelerde hastayı iş sahibi, müdahaleyi gerçekleştiren hekimi ise somut uyuşmazlığa göre yüklenici olarak değerlendirebilmektedir.

Bunun önemli sonucu, hekimin yalnızca “ameliyatı yaptım” demesinin yeterli olmamasıdır.

Eserin, yani estetik sonucun;

  • kararlaştırılan amaca uygun,
  • ayıpsız,
  • tıbbi standartlara uygun,
  • hastaya yarar sağlayacak

şekilde meydana getirilmesi beklenmektedir.

Yargıtay’ın 2024 tarihli kararlarında da estetik müdahalenin sonucu itibarıyla hastanın yararına sonuç vermemesi durumunda ayıplı ifa ve tazminat taleplerinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Burun Estetiği Sonrası Sonuç Kötüyse Dava Açılabilir mi?

Evet, şartları oluşmuşsa mümkündür.

Rinoplasti uyuşmazlıklarında özellikle;

  • burunda belirgin asimetri,
  • burun ucunda çökme,
  • eğriliğin giderilememesi,
  • yeni bir deformitenin ortaya çıkması,
  • nefes alma fonksiyonunun bozulması,
  • revizyon ameliyatına ihtiyaç duyulması

önemli olabilir.

Bu durumda hem estetik sonuç hem de fonksiyon kaybı birlikte değerlendirilmelidir.

Ameliyatın yalnızca estetik değil aynı zamanda septum deviasyonu gibi tedavi amaçlı bir yönü bulunuyorsa sözleşmenin ve sorumluluğun niteliği somut olay özelinde ayrıca incelenmelidir.

Meme Estetiği Sonrası Asimetri Oluşursa Tazminat İstenebilir mi?

Koşulları mevcutsa mümkündür.

Özellikle meme büyütme, küçültme veya dikleştirme ameliyatından sonra;

  • belirgin seviye farkı,
  • protezin yanlış yerleşmesi,
  • ciddi şekil bozukluğu,
  • beklenmedik ve açıklanmamış deformasyon,
  • düzeltme ameliyatına rağmen sorunun devam etmesi

durumunda tıbbi ve hukuki değerlendirme yapılabilir.

Ancak her küçük asimetri otomatik olarak malpraktis veya ayıplı ifa değildir.

Bilirkişi incelemesinde vücut yapısı, ameliyat öncesi mevcut asimetri, uygulanan yöntem ve ameliyat sonrası sonuç birlikte değerlendirilmelidir.

Saç Ekimi Sonucunun Başarısız Olması Hâlinde Dava Açılabilir mi?

Estetik amaç taşıyan saç ekimi uygulamalarında da somut olarak vaat edilen sonuç önemlidir.

Örneğin;

  • vaat edilen greft sayısının uygulanmaması,
  • saç çizgisinin belirgin şekilde hatalı oluşturulması,
  • donör bölgede ciddi kalıcı hasar oluşması,
  • yanlış teknik nedeniyle belirgin iz kalması,
  • sunulan hizmetle vaat edilen hizmet arasında ciddi fark bulunması

hâlinde ücret iadesi ve tazminat talepleri gündeme gelebilir.

Özellikle klinik tarafından yapılan reklamlar, WhatsApp görüşmeleri, teklif belgeleri ve ameliyat öncesi verilen taahhütler bu tür uyuşmazlıklarda önemli delil olabilir.

İkinci Bir Düzeltme Ameliyatı Yapılmışsa İlk Doktorun Sorumluluğu Ortadan Kalkar mı?

Hayır.

Hastalar çoğu zaman ilk ameliyattan sonra istenilen sonuç ortaya çıkmadığında aynı hekim tarafından ücretsiz veya indirimli olarak ikinci kez ameliyat edilmektedir.

Revizyon ameliyatının yapılmış olması ilk müdahaledeki sorunu otomatik olarak ortadan kaldırmaz.

Hatta ikinci müdahaleye rağmen vaat edilen sonucun elde edilememesi, somut olaya göre hastanın iddialarını destekleyebilir.

Yargıtay’ın estetik ameliyata ilişkin kararlarında da düzeltme müdahalelerine rağmen amaçlanan sonuca ulaşılamaması eser sözleşmesi kapsamındaki sorumluluğun değerlendirilmesinde dikkate alınmaktadır.

Başka Doktora Düzeltme Ameliyatı Yaptırılırsa Masraf İstenebilir mi?

Şartları bulunuyorsa talep edilebilir.

İlk estetik müdahalenin ayıplı veya kusurlu olması nedeniyle hastanın başka bir doktora veya hastaneye başvurarak revizyon ameliyatı yaptırması gerekebilir.

Bu durumda;

  • ikinci ameliyat bedeli,
  • tetkik masrafları,
  • ilaç giderleri,
  • hastane giderleri,
  • gerekli olması hâlinde gelecekte yapılacak tedavi giderleri

maddi zarar kapsamında değerlendirilebilir.

Ancak bu giderlerin ilk müdahaleyle bağlantısının tıbbi olarak ortaya konulması ve belgelenmesi önemlidir.

Bu nedenle ikinci ameliyat öncesinde mevcut durumun fotoğraf, hekim raporu ve diğer tıbbi belgelerle kayıt altına alınması faydalıdır.

Ameliyat Ücreti Geri Alınabilir mi?

Somut olayın şartlarına göre evet.

Estetik müdahalenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu kabul edildiğinde, Türk Borçlar Kanunu’nun ayıplı esere ilişkin hükümleri gündeme gelebilir.

Ayıbın niteliğine göre;

  • ayıbın giderilmesi,
  • bedelde indirim,
  • sözleşmeden dönme veya bedelin iadesi,
  • şartları varsa ayrıca zararların tazmini

tartışılabilir.

Ancak insan vücudu üzerinde gerçekleştirilen ve geri döndürülmesi her zaman mümkün olmayan müdahalelerde bu hakların hangi şekilde uygulanacağı her dosyada ayrıca değerlendirilmelidir.

Örneğin başarısız bir estetik ameliyat nedeniyle 200.000 TL ödenmiş olması hâlinde hastanın yalnızca revizyon ameliyatı giderini değil, şartları varsa ilk ameliyat için ödediği bedeli de talep etmesi gündeme gelebilir.

Manevi Tazminat İstenebilir mi?

Evet.

Estetik müdahalelerde başarısız sonuç hastanın fiziksel görünümünün yanında psikolojik ve sosyal yaşamını da etkileyebilir.

Özellikle;

  • yüzde kalıcı iz,
  • ciddi deformasyon,
  • kalıcı asimetri,
  • tekrar tekrar ameliyat olmak zorunda kalma,
  • uzun iyileşme süreci,
  • çalışma ve sosyal yaşamda etkilenme

bulunması hâlinde manevi tazminat talebi gündeme gelebilir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2023/2664 E., 2024/5122 K. sayılı kararında da estetik müdahalenin vaat edilen sonucu sağlamadığı gerekçesiyle manevi tazminat talebinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Manevi tazminatın miktarı otomatik bir tarifeye göre belirlenmez. Olayın ağırlığı, kalıcı iz ve deformasyon, tarafların durumu ve zararın etkileri mahkeme tarafından birlikte değerlendirilir.

Hangi Maddi Zararlar Talep Edilebilir?

Somut olayda ispatlanabilmesi hâlinde;

  • ilk ameliyat için ödenen bedel,
  • düzeltme ameliyatı giderleri,
  • doktor ve hastane masrafları,
  • ilaç ve tedavi giderleri,
  • tetkik ücretleri,
  • gelecekte yapılması zorunlu tedavilerin maliyeti,
  • çalışma gücü kaybından kaynaklanan zararlar,
  • belgelenebilen kazanç kaybı,
  • zorunlu seyahat ve konaklama giderleri

gibi zarar kalemleri gündeme gelebilir.

Hangi kalemin talep edilebileceği ameliyatın sonucuna ve zarar ile estetik müdahale arasındaki bağlantıya göre belirlenir.

Estetik Ameliyat Sonrası Dava Açmadan Önce Ne Yapılmalıdır?

En önemli konu delillerin mümkün olduğunca erken toplanmasıdır.

Hasta özellikle;

  • ameliyat öncesi fotoğrafları,
  • ameliyat sonrası fotoğrafları,
  • doktorla yapılan WhatsApp ve e-posta yazışmalarını,
  • klinik reklamlarını,
  • vaat edilen sonucu gösteren simülasyonları,
  • teklif ve sözleşmeleri,
  • fatura ve ödeme dekontlarını,
  • aydınlatılmış onam formunu,
  • ameliyat raporunu,
  • epikriz belgesini,
  • tetkik ve görüntüleme kayıtlarını

saklamalıdır.

Özellikle hasta başka bir hekim tarafından yeniden ameliyat edilecekse ilk ameliyat sonucunun kaybolmaması için mevcut durumun önceden tıbbi rapor ve fotoğraflarla belgelenmesi önem taşır.

Hasta Hastaneden Dosyasını İsteyebilir mi?

Evet.

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 16. maddesine göre hasta kendi sağlık durumuyla ilgili dosya ve kayıtları inceleyebilir ve bunların bir suretini alabilir.

Dolayısıyla hasta;

  • ameliyat raporunu,
  • epikrizi,
  • muayene kayıtlarını,
  • laboratuvar sonuçlarını,
  • görüntüleme sonuçlarını,
  • onam formunu,
  • tedavi belgelerini

talep edebilir.

Hastanenin olası dava ihtimalini gerekçe göstererek hastanın kendi kayıtlarını vermemesi kural olarak doğru değildir.

Başka Bir Plastik Cerrahtan Rapor Alınmalı mı?

Dava öncesinde başka bir uzman hekimden değerlendirme alınması yararlı olabilir.

Ancak özel olarak alınan doktor görüşü, mahkeme bilirkişi raporunun yerini tek başına tutmayabilir.

Mahkeme yargılama sırasında;

  • Adli Tıp Kurumu,
  • üniversitelerin ilgili anabilim dalları,
  • plastik rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetleri

üzerinden inceleme yaptırabilir.

Bilirkişi incelemesinde yalnızca doktorun teknik hata yapıp yapmadığı değil, estetik ameliyatın eser sözleşmesi niteliği nedeniyle vaat edilen sonucun gerçekleşip gerçekleşmediğinin de değerlendirilmesi önemlidir.

Yargıtay’ın 2024 tarihli kararlarında, yalnızca “komplikasyon ve hekim kusuru yoktur” şeklindeki bilirkişi değerlendirmelerinin bu açıdan yetersiz kalabileceği açıkça görülmektedir.

Fotoğraflar Davada Delil Olabilir mi?

Evet.

Estetik ameliyat davalarının klasik malpraktis davalarından önemli farklarından biri, sonucun büyük ölçüde görsel olarak değerlendirilebilmesidir.

Bu nedenle;

ameliyat öncesi + ameliyat sonrası + iyileşme dönemi + güncel durum

fotoğrafları önemli delillerdendir.

Fotoğrafların tarihinin belirlenebilir olması ve mümkünse hastane kayıtlarındaki ameliyat öncesi fotoğrafların da temin edilmesi yararlıdır.

Bunun yanında yalnızca sosyal medya için filtrelenmiş veya düzenlenmiş fotoğraflara dayanılmaması, orijinal görüntülerin saklanması daha sağlıklı olacaktır.

Doktorun Instagram Reklamları Delil Olarak Kullanılabilir mi?

Somut olayda kullanılabilir.

Estetik klinikleri sıklıkla ameliyat öncesi ve sonrası fotoğrafları, başarılı sonuç örneklerini veya belirli vaatleri sosyal medya hesapları üzerinden paylaşmaktadır.

Örneğin doktorun;

“Kesin sonuç”,
“İzsiz işlem”,
“Tek operasyonda kusursuz görünüm”

gibi ifadeler kullanması, hastanın karar verme sürecini ve sözleşmeyle vaat edilen sonucu değerlendirmede önem taşıyabilir.

Uyuşmazlık ortaya çıktığında bu içerikler sonradan silinebileceğinden mümkün olduğunca güvenilir biçimde kayıt altına alınmalıdır.

Doktora mı Yoksa Özel Hastaneye mi Dava Açılır?

Bu durum sözleşmenin kimle kurulduğuna ve operasyonun organizasyonuna göre belirlenir.

Bazı durumlarda hasta doğrudan doktorla anlaşmakta, hastane yalnızca ameliyathane hizmeti sunmaktadır.

Bazı durumlarda ise hasta bütün hizmeti özel hastane veya estetik klinikten satın almaktadır.

Somut olaya göre;

  • doktor,
  • hastane,
  • sağlık şirketi

bakımından ayrı veya birlikte sorumluluk gündeme gelebilir.

Nitekim Yargıtay’ın estetik müdahalelere ilişkin kararlarında somut olayın şartlarına göre hekim ve sağlık kuruluşuna yöneltilmiş maddi ve manevi tazminat taleplerinin birlikte değerlendirildiği görülmektedir.

Bu nedenle dava açılmadan önce faturanın kimin tarafından kesildiği, sözleşmenin tarafı ve ödemenin kime yapıldığı mutlaka incelenmelidir.

Görevli Mahkeme Hangisidir?

Hasta estetik hizmeti ticari veya mesleki olmayan kişisel amacıyla almışsa uyuşmazlık çoğunlukla tüketici işlemi niteliğinde değerlendirilir.

Yargıtay’ın estetik ameliyat uyuşmazlıklarında Tüketici Mahkemelerinden verilen kararları incelediği güncel kararları da bulunmaktadır. Örneğin Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2024/5122 sayılı kararına konu ilk derece yargılaması Samsun Tüketici Mahkemesinde görülmüştür.

2026 yılında değeri 186.000 TL’nin altında bulunan tüketici uyuşmazlıklarında Tüketici Hakem Heyetine başvuru yapılması gerekmektedir.

186.000 TL ve üzerindeki uyuşmazlıklarda ise, kanuni istisnalar saklı olmak üzere, dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuk, ardından Tüketici Mahkemesi yolu gündeme gelir. Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda arabuluculuğun dava şartı olduğu 6502 sayılı Kanun’un 73/A maddesinde düzenlenmiştir.

Ancak görev ve başvuru yolu somut olayın taraflarına ve talep türüne göre ayrıca kontrol edilmelidir.

Doktor Hakkında Ceza Şikâyeti Yapılabilir mi?

Tıbbi müdahale sonucunda yaralanma meydana gelmişse olayın koşullarına göre ceza hukuku bakımından da inceleme yapılabilir.

Örneğin hekimin mesleki standartlara açıkça aykırı ve taksirli davranışı sonucunda hastanın yaralanması hâlinde taksirle yaralama hükümleri gündeme gelebilir.

Ancak her başarısız estetik operasyon veya her komplikasyon ceza suçu değildir.

Estetik sonucun beğenilmemesi ile cezai anlamda kusurlu yaralama birbirinden ayrılmalıdır.

Bu nedenle esas uyuşmazlık yalnızca vaat edilen estetik sonucun ortaya çıkmaması ise özel hukuk ve tüketici hukuku yolları çoğu zaman daha doğrudan önem taşır.

Sağlık Bakanlığına Şikâyet Yapılabilir mi?

Sağlık hizmetinin sunulması sırasında hasta haklarının ihlal edildiği, aydınlatılmış onam alınmadığı veya sağlık kuruluşunun mevzuata aykırı davrandığı düşünülüyorsa Sağlık Bakanlığı ve ilgili İl Sağlık Müdürlüğü nezdindeki başvuru yolları ayrıca kullanılabilir.

Ancak idari şikâyet ile maddi ve manevi tazminat davası aynı şey değildir.

Sağlık Bakanlığına yapılan şikâyet hastaya kendiliğinden tazminat ödenmesini sağlamaz.

Tazminat talebi için özel hukuk yollarının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Estetik Ameliyattan Sonra Hemen Dava Açmak Gerekir mi?

Her kötü görünüm ameliyattan hemen sonra nihai sonuç olarak değerlendirilmemelidir.

Estetik ameliyatların çoğunda;

  • ödem,
  • morluk,
  • yara iyileşmesi,
  • dokuların yerine oturması

belirli bir süre alabilir.

Bu nedenle nihai estetik sonucun ne zaman değerlendirilebileceği tıbbi olarak operasyon türüne göre değişir.

Ancak bu durum hastanın delil toplamayı ertelemesini gerektirmez.

Özellikle ciddi deformasyon, enfeksiyon, doku kaybı veya başka komplikasyon varsa öncelikle sağlık güvenliği sağlanmalı, aynı zamanda tıbbi kayıtlar korunmalıdır.

Zamanaşımı süreleri de uyuşmazlığın hukuki sebebine göre farklılık gösterebildiğinden, uzun süre beklenmesi hak kaybına yol açabilir.

Düzeltme Ameliyatını Aynı Doktora Yaptırmak Zorunlu mu?

Hayır.

Hasta güven ilişkisini kaybetmişse kendisini aynı doktora yeniden ameliyat ettirmeye zorlanamaz.

Ancak eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıbın giderilmesi hakkı ve diğer talepler bakımından somut olayın sözleşmesel yapısı değerlendirilmelidir.

Başka doktora geçmeden önce mevcut durumun belgelenmesi özellikle önemlidir.

Çünkü revizyon ameliyatı sonrasında ilk müdahaleden kaynaklanan deformasyonun görünümü değişebilir ve daha sonra bilirkişi değerlendirmesi zorlaşabilir.

Estetik Ameliyat Sonrası Hukuki Süreç Nasıl İlerler?

Uygulamada sağlıklı bir hukuki değerlendirme için şu sıra izlenebilir:

  1. Ameliyat öncesi ve sonrası mevcut bütün fotoğraflar korunur.
  2. Hastane ve doktordan hasta dosyasının tamamı talep edilir.
  3. Ameliyat raporu, epikriz ve onam formları alınır.
  4. Fatura ve ödeme belgeleri toplanır.
  5. Doktorla yapılan WhatsApp, e-posta ve diğer yazışmalar saklanır.
  6. Ameliyat öncesinde vaat edilen sonucu gösteren reklam, simülasyon veya görseller kayıt altına alınır.
  7. Başka bir uzman hekimden mevcut durum hakkında tıbbi değerlendirme alınır.
  8. Revizyon ameliyatı gerekiyorsa bunun maliyeti ve gerekliliği belgelenir.
  9. Maddi zarar kalemleri ayrı ayrı hesaplanır.
  10. Uyuşmazlığın değerine göre Tüketici Hakem Heyeti veya arabuluculuk ve Tüketici Mahkemesi yolu değerlendirilir.

Estetik Ameliyat Davasında En Önemli Delil Nedir?

Tek bir delilden söz etmek mümkün değildir.

Bu tür davalarda genellikle;

ameliyat öncesi fotoğraflar + ameliyat sonrası fotoğraflar + tıbbi kayıtlar + aydınlatılmış onam formu + doktorun vaatleri + bilirkişi raporu

birlikte belirleyicidir.

Özellikle Yargıtay’ın güncel yaklaşımı dikkate alındığında bilirkişiye yalnızca;

“Hekim tıp kurallarına uygun ameliyat yaptı mı?”

sorusunun sorulması yeterli olmayabilir.

Estetik müdahalenin eser sözleşmesi niteliği nedeniyle ayrıca;

“Taraflarca kararlaştırılan estetik sonuç meydana geldi mi ve ortaya çıkan eser ayıplı mı?”

sorusunun da değerlendirilmesi gerekir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2024 yılında verdiği kararlar bu noktayı özellikle vurgulamaktadır.

Sonuç

Estetik ameliyat sonrasında beklenen sonucun alınamaması hâlinde hastanın ücret iadesi, düzeltme ameliyatı giderleri ile maddi ve manevi tazminat talep etmesi mümkün olabilir. Ancak her estetik memnuniyetsizlik otomatik olarak tazminat hakkı doğurmaz.

Estetik ameliyat uyuşmazlıklarının klasik tedavi amaçlı tıbbi müdahalelerden önemli bir farkı bulunmaktadır. Yargıtay’ın güncel yaklaşımında estetik amaçlı ameliyatlar eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmekte ve hekimin yalnızca gerekli tıbbi özeni gösterip göstermediği değil, taraflar arasında kararlaştırılan sonucun meydana gelip gelmediği de incelenmektedir. Yargıtay’ın güncel iş bölümü de estetik amaçlı ameliyat uyuşmazlıklarını açıkça eser sözleşmeleri kapsamında değerlendirmektedir.

Bu nedenle bilirkişi raporunda ortaya çıkan sonucun “komplikasyon” olduğunun belirtilmesi her olayda davanın reddi için tek başına yeterli olmayabilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 24 Aralık 2024 tarihli kararında da, komplikasyon ve hekim hatasının bulunmadığı yönündeki değerlendirmeye rağmen estetik müdahalede vaat edilen sonucun gerçekleşip gerçekleşmediğinin eser sözleşmesi hükümleri çerçevesinde ayrıca incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Ayrıca hastanın ameliyattan önce yeterli şekilde aydınlatılması gerekir. Hasta Hakları Yönetmeliği uyarınca hasta müdahalenin faydaları, muhtemel riskleri, alternatifleri ve sonuçları hakkında bilgi alma hakkına sahiptir; tıbbi müdahale de hastanın aydınlatılmış rızasına dayanmalıdır.

Başarısız estetik ameliyat dosyalarında özellikle ameliyat öncesi ve sonrası fotoğraflar, doktorla yapılan yazışmalar, ameliyat öncesindeki vaat ve simülasyonlar, onam formu, ameliyat raporu, hasta dosyası, fatura ve revizyon ameliyatı giderlerinin erken aşamada toplanması önemlidir.

Başka bir doktor tarafından düzeltme ameliyatı yapılacaksa ilk ameliyat sonucunun değişmeden önce belgelenmesi ayrıca önem taşır. Aksi hâlde ilk müdahalenin meydana getirdiği estetik sonucun sonradan bilirkişi tarafından değerlendirilmesi güçleşebilir.

Sonuç olarak, burun estetiği, meme estetiği, yüz germe, liposuction, karın germe, saç ekimi veya diğer estetik işlemlerden sonra vaat edilen sonuç ortaya çıkmamışsa yalnızca “komplikasyon olabilir” cevabıyla yetinilmemeli; yapılan müdahalenin eser sözleşmesi kapsamında ayıplı olup olmadığı, aydınlatılmış onamın geçerliliği ve hastanın maddi-manevi zararları birlikte değerlendirilmelidir.

Leave a Reply

Call Now Button