POLİS ARACI ARADI VE SUÇ UNSURU BULDU: ARAMA KARARI YOKSA BU DELİLLE CEZA VERİLEBİLİR Mİ?
POLİS ARACI ARADI VE SUÇ UNSURU BULDU: ARAMA KARARI YOKSA BU DELİLLE CEZA VERİLEBİLİR Mİ?
Polis Aramasında Hukuka Aykırı Deliller ve Arama Kararı Olmadan Araç Araması
Ceza soruşturmalarında sanığın mahkûmiyetine neden olan en önemli delil bazen birkaç dakikalık bir polis aramasında elde edilmektedir.
Polis;
bir aracı durdurabilir,
bagajı açtırabilir,
torpidoya bakabilir,
koltukların altını kontrol edebilir,
kişinin üzerinde arama yapabilir
ve burada;
- uyuşturucu madde,
- ruhsatsız silah,
- kaçak sigara,
- sahte belge,
- çalıntı eşya,
- suçtan elde edildiği düşünülen para
bulabilir.
Ancak ceza hukukunda yalnızca “delil bulundu mu?” sorusu sorulmaz.
En az bunun kadar önemli ikinci soru şudur:
“Bu delil hukuka uygun şekilde mi elde edildi?”
Çünkü Türk hukukunda maddi gerçeğe ulaşılması önemli olmakla birlikte, her yöntem kullanılarak delil elde edilmesi kabul edilmemektedir.
Anayasa’nın 38. maddesinin altıncı fıkrası çok açık bir kural getirmektedir:
Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez.
Ceza Muhakemesi Kanunu m.217/2 de aynı ilkeyi ceza yargılamasına taşımaktadır:
Yüklenen suç ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir.
Dolayısıyla polis bir araçta gerçekten uyuşturucu veya silah bulmuş olsa dahi tartışma burada bitmez.
Aramanın hukuka aykırı olması hâlinde bulunan eşyanın yasak delil niteliğine gelmesi ve mahkûmiyet hükmünde kullanılamaması mümkündür.
1. Polis Her İstediği Aracı Arayabilir mi?
Hayır.
Polisin bir aracı durdurma yetkisi ile aracın içerisini arama yetkisi aynı şey değildir.
2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu m.4/A polise belirli şartlarla kişileri ve araçları durdurma yetkisi vermektedir.
Polis;
suç veya kabahatin işlenmesini önlemek,
kaçan failleri yakalamak,
hakkında yakalama emri bulunan kişiyi tespit etmek
veya mevcut ya da muhtemel bir tehlikeyi önlemek
amacıyla araçları durdurabilir.
Ancak durdurmanın da keyfî olmaması; polisin tecrübesi ve olayın koşullarına dayanan makul bir sebebinin bulunması gerekir.
Dolayısıyla:
Aracı durdurabilmek ≠ aracın her yerini arayabilmek
şeklinde önemli bir ayrım vardır.
2. Kontrol ile Arama Aynı Şey Değildir
Bu ayrım uygulamada son derece önemlidir.
Polis bir aracı trafik kontrolü nedeniyle durdurduğunda;
ehliyet,
ruhsat,
plaka,
sürücünün kimliği
gibi hususları kontrol edebilir.
Kişinin veya araçtakilerin silahlı olduğu ve tehlike oluşturduğu konusunda yeterli şüphe bulunuyorsa polis kendi güvenliğini sağlamak amacıyla sınırlı koruyucu tedbirler de alabilir.
Ancak PVSK m.4/A’nın güncel düzenlemesine göre sırf bu güvenlik kontrolü gerekçe gösterilerek kişinin giysilerinin çıkartılması veya aracın dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açtırılması mümkün değildir.
Örneğin;
polisin camdan aracın koltuğunda açıkça gördüğü tabanca ile,
bagajın taban döşemesini kaldırarak bulduğu tabanca
hukuken aynı şekilde değerlendirilmez.
İkinci işlem gerçek anlamda bir arama niteliği taşıyabilir.
3. Anayasa Arama Konusunda Ne Diyor?
Anayasa’nın 20. maddesine göre özel hayatın korunması kapsamında;
kural olarak usulüne uygun verilmiş hâkim kararı olmadıkça kişinin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz.
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ise kanunun yetkili kıldığı merciin yazılı emri gerekir.
Anayasa Mahkemesi de geçmişte PVSK’da yer alan ve araçların görünmeyen bölümlerinin kolluk amirinin emriyle geniş biçimde aranmasına olanak sağlayan düzenlemenin bir kısmını iptal etmiştir.
AYM, gecikmesinde sakınca bulunmayan hâllerde hâkim kararı olmaksızın başka bir makamın emriyle arama yapılmasının Anayasa m.20 ile bağdaşmadığını; gecikmesinde sakınca bulunan durumda dahi yetkili merciin yazılı emrinin anayasal güvence olduğunu vurgulamıştır. AYM, E.2015/41, K.2017/98, 04.05.2017.
Bu karar araç aramalarında yargısal güvence bakımından son derece önemlidir.
4. Adli Arama Nedir?
Bir suç işlendiğine ilişkin şüphe ortaya çıktıktan sonra;
şüphelinin yakalanması veya suç delillerinin bulunması amacıyla yapılan arama adli aramadır.
CMK m.116’ya göre şüphelinin veya sanığın;
üstünün,
eşyasının,
konutunun,
işyerinin
ve ona ait diğer yerlerin aranabilmesi için kişinin orada yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği konusunda makul şüphe bulunmalıdır.
Araç da bu kapsamda kişinin eşyası veya ona ait yer olarak aramanın konusu hâline gelebilir.
5. Araçta Adli Arama İçin Kim Karar Verebilir?
Temel düzenleme CMK m.119’dur.
Kural:
Hâkim kararı
üzerine arama yapılmasıdır.
Ancak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle de arama gerçekleştirilebilir.
Cumhuriyet savcısına ulaşılamayan ve kanunun izin verdiği durumlarda ise konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlar dışında kolluk amirinin yazılı emri gündeme gelebilir.
CMK m.119 arama kararında veya emrinde aramanın sebebinin, aranacak kişi/yer/eşyanın ve kararın geçerli olduğu zamanın açıkça gösterilmesini de istemektedir.
Dolayısıyla:
“Şüphelendik ve aradık.”
şeklindeki açıklama her olayda yeterli değildir.
6. “Gecikmesinde Sakınca Bulunan Hâl” Ne Demektir?
Bu kavram kolluğa sınırsız arama yetkisi vermez.
Gerçekten zaman kaybedilmesi hâlinde;
delilin yok edilmesi,
şüphelinin kaçması,
suç eşyasının başka yere götürülmesi
gibi somut bir risk bulunmalıdır.
Ayrıca gecikmesinde sakınca bulunması aramanın hiçbir emir olmadan yapılabileceği anlamına gelmez.
CMK m.119 sisteminde bu durumda Cumhuriyet savcısının yazılı emri devreye girer.
Bu nedenle:
“Araç hareketliydi, o yüzden karar almaya gerek yoktu.”
savunması tek başına yeterli değildir.
7. Önleme Araması ile Adli Arama Arasındaki Fark Nedir?
Ceza dosyalarında en önemli tartışmalardan biri budur.
Önleme araması
Henüz belirli bir suçun failini ve delilini araştırmaktan ziyade suçun işlenmesini veya tehlikeyi önlemek amacı taşır.
Adli arama
Belirli bir suç işlendiğine ilişkin şüphe ortaya çıktıktan sonra faili veya suç delilini bulmayı amaçlar.
Bu ayrım önemlidir çünkü polis elinde artık;
şüphelinin adı,
aracın plakası,
taşınan uyuşturucuya ilişkin ihbar,
güzergâh,
suçun işlenme biçimi
gibi somut bilgiler varsa, işlem artık sıradan bir önleme faaliyetinden çıkıp adli soruşturma niteliğine dönüşebilir.
8. Önleme Araması Kararı Varsa Araç Her Durumda Aranabilir mi?
Hayır.
Bu konu Yargıtay kararlarında özellikle uyuşturucu dosyalarında çok sık tartışılmaktadır.
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 12.05.2022 tarihli, 2020/7807 E., 2022/6171 K. sayılı kararında;
polis sanığın açık kimlik bilgilerini, kullandığı aracın plakasını ve uyuşturucu taşıyacağı yönündeki bilgiyi önceden öğrenmiştir.
Araç takip edilerek durdurulmuş ve mevcut önleme araması kararına dayanılarak torpidoda uyuşturucu bulunmuştur.
Yargıtay, artık belirli kişiye ve belirli suça yönelik somut bilgi bulunduğu için işlemin adli arama niteliğinde olduğunu, yalnızca önleme araması kararına dayanılarak yapılan aramanın hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir.
Daire, CMK m.116 ve devamına göre adli arama kararı veya yazılı emir bulunup bulunmadığının araştırılmasına karar vermiştir.
Bu karar savunma bakımından son derece önemlidir:
Polisin aramadan önce belirli bir suç hakkında somut şüphesi oluşmuşsa, genel nitelikteki önleme araması kararı her zaman yeterli değildir.
9. Yargıtay Ceza Genel Kurulu Araç Araması Hakkında Ne Diyor?
Bu konuda en önemli kararlardan biri Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2020/318 E., 2022/384 K. sayılı kararıdır.
Olayda polisler araçtan yoğun esrar kokusu geldiğini ve araç kayıtlarıyla kişilerin bilgilerinde uyumsuzluk bulunduğunu tespit etmiştir.
Bu noktada suç şüphesi oluşmuştur.
Ancak Cumhuriyet savcısından yazılı arama emri veya mahkemeden adli arama kararı alınmadan aracın motor bölümünde yapılan aramada uyuşturucu bulunmuştur.
Ceza Genel Kurulu;
suç şüphesi doğduktan sonra savcıya haber verilmesi ve CMK m.116-119 kapsamında usulüne uygun adli arama kararı veya yazılı emir alınması gerektiğine karar vermiştir.
Arama kararı olmaksızın motor bölümünde bulunan uyuşturucunun hukuka aykırı delil olduğu kabul edilmiştir.
10. Araç Sahibinin Motor Kaputunu Kendisi Açması Aramayı Hukuka Uygun Hâle Getirir mi?
Yukarıdaki Ceza Genel Kurulu kararının en önemli yönlerinden biri budur.
Polis tarafından aracın motor kapağının açılması istenmiş, sanık da kapağı açmıştır.
Ancak Ceza Genel Kurulu:
Sanığın kolluğun talebi üzerine motor kaputunu açmış olmasının adli arama kararı veya yazılı emir alınması zorunluluğunu ortadan kaldırmadığını
kabul etmiştir.
Daha da önemlisi, aramadan sonra alınan arama kararı da ilk hukuka aykırı işlemi geriye dönük olarak hukuka uygun hâle getirmemiştir.
Bu nedenle:
“Zaten kendisi açtı.”
savunması her olayda aramayı hukuka uygun hâle getirmez.
11. Bagajın Araç Sahibi Tarafından Açılması Durumunda Ne Olur?
Burada Yargıtay kararlarının olayın özelliklerine çok duyarlı olduğu görülmektedir.
Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2022/18073 E., 2024/3298 K. sayılı kararında araç istihbari bilgi üzerine durdurulmuş; sürücü araçta kaçak sigara bulunduğunu söyleyerek bagajı açmış ve sigaraları teslim etmiştir.
Buna rağmen Daire;
olayda usulüne uygun mahkeme arama kararı veya savcı tarafından verilmiş yazılı arama emri bulunmadığı gerekçesiyle aramayı hukuka aykırı değerlendirmiş ve bu delilin mahkûmiyet hükmüne esas alınamayacağını belirtmiştir.
Dolayısıyla rıza savunmasına çok dikkat edilmelidir.
Kolluk tarafından durdurulmuş ve soruşturma baskısı altında bulunan kişinin:
“Bagajı aç.”
talebi üzerine bagajı açması ile kişinin kendiliğinden suç eşyasını çıkarıp teslim etmesi aynı şey değildir.
12. Ancak Yargıtay’ın Rıza Konusunda Farklı Sonuca Ulaştığı Kararlar da Var mı?
Evet.
Örneğin Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 18.01.2024 tarihli, 2023/4313 E., 2024/508 K. sayılı kararında;
şüphe üzerine durdurulan araçta sanıktan torpidoyu açmasının istendiği, sanığın kendi rızasıyla torpidoyu açtığı ve silah ile fişeklerin görünür biçimde ortaya çıktığı olayda deliller hukuka uygun kabul edilmiştir.
Bu karar ile diğer Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde şu sonuç ortaya çıkmaktadır:
“Rıza varsa arama kararı hiçbir zaman gerekmez.” şeklinde genel bir kural yoktur.
Aramanın;
nasıl başladığı,
kişinin gerçekten kendiliğinden mi eşya teslim ettiği,
kapalı bir bölümün kolluk talebi üzerine mi açıldığı,
suç eşyasının zaten görünür durumda olup olmadığı
somut olayda ayrıca değerlendirilir.
Savunma açısından en güvenli ölçüt şudur:
Kolluk kapalı veya dışarıdan görünmeyen bir bölmeyi delil elde etmek amacıyla açtırıyorsa, arama işleminin hukuki dayanağının ayrıca sorgulanması gerekir.
13. Araçta Açıkça Görülen Suç Eşyası İçin Arama Kararı Gerekir mi?
Her olayda aynı değerlendirme yapılmaz.
Örneğin polis hukuka uygun biçimde aracı durdurur ve aracın dışından baktığında arka koltuk üzerinde açıkça görülebilen bir tabanca veya uyuşturucu paketi görürse burada gizli bir bölmenin açılması şeklinde klasik bir arama işlemi bulunmayabilir.
Ancak;
bagaj açılması,
torpido açılması,
koltuk döşemesinin sökülmesi,
motor bölmesinin incelenmesi,
gizli bölmenin açılması
durumlarında işlemin arama niteliği çok daha belirgin hâle gelir.
Bu nedenle “görünür hâlde bulunan eşyanın tespiti” ile “arama yapılarak eşyanın bulunması” birbirinden ayrılmalıdır.
14. Polis Aracın Bagajını Sadece Şüphe Üzerine Açabilir mi?
Kural olarak salt soyut şüphe yeterli değildir.
CMK m.116 arama bakımından makul şüphe aramaktadır.
Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği de makul şüphenin somut olgularla desteklenmesini; arama sonucunda belirli bir kişinin veya delilin bulunacağını öngörmeyi gerektiren emarelerin mevcut olmasını aramaktadır.
Örneğin:
“Bu araç bize şüpheli geldi.”
ile;
“Saat 15.00’te X plakalı araçta uyuşturucu taşındığı yönünde ayrıntılı ihbar aldık, araç belirtilen güzergâhta görüldü.”
aynı şüphe düzeyi değildir.
Ancak ikinci durumda artık ayrıca adli arama kararı gerekliliği gündeme gelir.
15. Polis Araçta Silah Olduğundan Şüphelenirse Ne Yapabilir?
PVSK m.4/A polise kendi veya başkalarının güvenliğini sağlamak amacıyla belirli tedbirler alma yetkisi vermektedir.
Ancak bu yetki delil aramak için sınırsız bir genel arama yetkisine dönüştürülemez.
Kanunun güncel metni özellikle aracın dışarıdan görünmeyen bölümlerinin güvenlik kontrolü adı altında açtırılmasına sınır getirmektedir.
Dolayısıyla;
kişinin silahlı olabileceği yönündeki güvenlik riski nedeniyle gerçekleştirilen sınırlı kontrol
ile;
aracın bütün bölümlerinin uyuşturucu veya suç eşyası bulmak amacıyla sistematik şekilde aranması
birbirinden ayrılmalıdır.
16. Suçüstü Hâlinde Hiçbir Karar Gerekmiyor mu?
Bu konuda da genelleme yapmak doğru değildir.
Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği belirli yakalama ve sıcak takip durumlarında ayrıca arama kararı aranmayan istisnalar düzenlemektedir.
Örneğin hukuka uygun şekilde yakalanan ve kolluğun elinden kaçan kişinin veya henüz işlenmiş suçun failinin sıcak takibi sırasında girdiği araçta yakalama amacıyla belirli aramalar yapılabilir.
Ancak:
“Suçüstü vardı, aracın istediğimiz her bölümünü delil aramak için açabiliriz.”
şeklinde sınırsız bir sonuç çıkarılmamalıdır.
Her işlem kendi kanuni dayanağı ve amacı içerisinde değerlendirilmelidir.
17. Arama Kararı Sonradan Alınırsa İlk Arama Düzelir mi?
Kural olarak hayır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2022/384 sayılı araç araması kararında da bu durum açık biçimde değerlendirilmiştir.
Uyuşturucu önce hukuka aykırı aramada bulunmuş, daha sonra mahkeme kararı alınarak tekrar arama yapılmıştır.
Ceza Genel Kurulu, sonradan alınan kararın önceki hukuka aykırı aramaya geriye dönük hukuki geçerlilik kazandırmayacağını kabul etmiştir.
Bu nedenle kolluk açısından doğru sıra:
önce gerekli karar/emir → sonra arama
olmalıdır.
18. Hukuka Aykırı Aramada Uyuşturucu Bulunursa Yine de Mahkûmiyet Verilebilir mi?
Uyuşturucunun maddi olarak gerçekten bulunmuş olması tek başına yeterli değildir.
Anayasa m.38/6 hukuka aykırı şekilde elde edilen bulguların delil olarak kabul edilemeyeceğini düzenlemektedir.
CMK m.206/2-a uyarınca kanuna aykırı şekilde elde edilen delil reddedilir.
CMK m.217/2 ise suçun ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebileceğini belirtmektedir.
Bu nedenle uyuşturucu, silah veya kaçak eşyanın bulunması;
arama hukuka aykırıysa otomatik olarak mahkûmiyet sonucu doğurmaz.
19. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yaklaşımı Nedir?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu pek çok kararında hukuka aykırı aramanın ceza muhakemesi bakımından sonucunun, aramada elde edilen delilin hükme esas alınamaması olduğunu açıkça belirtmektedir.
Ceza Genel Kurulunun 2023/577 E., 2024/318 K. sayılı kararında da usulüne uygun arama kararı olmaksızın yapılan arama sonucu elde edilen delillerin Anayasa m.38/6 ve CMK m.206, 217 ve 230 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Dolayısıyla hukuka uygun arama bir “şekil şartı” olmaktan çok daha fazlasıdır.
Arama usulü, kişinin temel haklarını ve ceza yargılamasının güvenilirliğini koruyan anayasal bir güvencedir.
20. Hukuka Aykırı Delil Tek Delilse Ne Olur?
Bu durumda beraat sonucu doğması mümkündür.
Örneğin kişinin aracında uyuşturucu bulunduğu iddia ediliyor olsun.
Dosyada;
- hukuka aykırı aramada bulunan uyuşturucu dışında,
- kamera kaydı,
- mesajlaşma,
- tanık,
- satış,
- para hareketi,
- başka hukuka uygun maddi delil
bulunmuyorsa ve uyuşturucu delili değerlendirme dışı bırakılırsa suçun ispatlanması mümkün olmayabilir.
Nitekim Yargıtay’ın çeşitli kararlarında hukuka aykırı arama sonucunda bulunan maddi delil dosyadan çıkarıldığında başka yeterli delil bulunmaması hâlinde beraat gerektiği kabul edilmektedir.
21. Sanık Daha Sonra “Eşya Benim” Derse Hukuka Aykırı Arama Düzelir mi?
Her olay bakımından otomatik bir sonuç çıkarılamaz.
Özellikle hukuka aykırı aramanın hemen ardından kişinin, kolluk kontrolü altında verdiği açıklamalar ayrıca değerlendirilmelidir.
Yargıtay bazı kararlarında hukuka aykırı şekilde yapılan araç araması sonucu ele geçirilen eşya hakkında sonradan alınan ikrarın da mahkûmiyetin temel ve belirleyici delili olarak kullanılmasına eleştirel yaklaşmıştır.
Bu nedenle;
“Uyuşturucu benim.”
şeklindeki bir beyanın bulunması her dosyada önceki hukuka aykırı arama sorununu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Beyanın;
ne zaman,
hangi koşullarda,
müdafi huzurunda mı,
özgür iradeyle mi
verildiği ayrıca araştırılmalıdır.
22. Hukuka Aykırı Delilin Mahkemece Reddedilmesi Zorunlu mudur?
CMK’nın sistemi bu yöndedir.
CMK m.217/2’ye göre suç yalnız hukuka uygun delillerle ispatlanabilir.
CMK m.230/1-b ise mahkûmiyet kararında;
hükme esas alınan ve reddedilen delillerin tartışılmasını ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesini zorunlu kılmaktadır.
Dolayısıyla mahkeme;
“Uyuşturucu bulundu, nasıl bulunduğunun önemi yok.”
şeklinde bir yaklaşım benimseyemez.
23. Hukuka Aykırı Delile Dayanılması Temyizde Önemli midir?
Evet, hem de son derece önemlidir.
CMK m.289/1-i açıkça:
hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanmasını
“hukuka kesin aykırılık” hâlleri arasında düzenlemektedir.
Bu nedenle savunmanın;
arama kararının bulunmaması,
arama kararının kapsam dışı olması,
arama süresinin geçmiş olması,
önleme kararıyla adli arama yapılması,
arama tutanağındaki eksiklikler
gibi hususları soruşturmanın ilk aşamasından itibaren dosyaya taşıması önemlidir.
24. Anayasa Mahkemesi Hukuka Aykırı Aramada Ne Diyor?
Anayasa Mahkemesi de hukuka aykırı arama sonucunda elde edilen delillerin özellikle tek veya belirleyici delil hâline gelmesi durumunda adil yargılanma hakkı bakımından ihlal sonucuna ulaşabilmektedir.
AYM bir kararında hâkim veya savcının yazılı emri bulunmadan yapılan konut aramasının açıkça hukuka aykırı olduğunu; bu aramada bulunan uyuşturucu ve terazinin mahkûmiyetin belirleyici delilleri olarak kullanılmasının yargılamanın bütününü hakkaniyete aykırı hâle getirdiğini kabul etmiştir.
AYM’nin genel içtihadında da hukuka aykırılığı açık olan delilin tek veya belirleyici şekilde mahkûmiyette kullanılmasının adil yargılanma hakkı bakımından sorun oluşturabileceği belirtilmektedir.
25. Arama Kararı Dosyada Yoksa Savunma Ne Yapmalıdır?
Öncelikle arama işleminin hukuki dayanağı tespit edilmelidir.
Dosyada şu belgeler aranmalıdır:
1. Sulh Ceza Hâkimliği arama kararı
2. Cumhuriyet savcısının yazılı arama emri
3. Varsa kolluk amirinin yazılı emri
4. Önleme araması kararı
5. Arama-yakalama-el koyma tutanağı
6. Aramanın başlangıç ve bitiş saati
7. Arama kararının geçerlilik süresi
8. Aracın plakası veya şüphelinin kararda belirtilip belirtilmediği
9. Aramadan önceki ihbar ve istihbarat tutanakları
10. Cumhuriyet savcısına hangi saatte haber verildiğine ilişkin kayıtlar
Bazen arama kararının gerçekten hiç bulunmaması kadar önemli olan mesele, kararın aramadan sonra alınmış olmasıdır.
26. Arama Kararı Varsa Savunma Artık İtiraz Edemez mi?
Hayır.
“Arama kararı var” demek aramanın mutlaka hukuka uygun olduğu anlamına gelmez.
Şunlar ayrıca incelenmelidir:
Karar hangi araç için?
Kararda başka plaka yazıyor olabilir.
Kararın süresi geçmiş mi?
Belirli zaman aralığı için verilmiş karar daha sonra uygulanmış olabilir.
Kararın kapsamı ne?
Belirli kişi veya eşya için verilen kararın kapsamı aşılmış olabilir.
Arama başlamadan önce karar mevcut mu?
Sonradan alınmış olabilir.
Önleme araması mı, adli arama mı?
Belirli suça ilişkin somut şüphe oluşmuşken yalnızca önleme araması kararı kullanılmış olabilir.
Dolayısıyla savunma yalnızca kararın varlığına değil kararın hukuken o aramayı karşılayıp karşılamadığına bakmalıdır.
27. Örnek Olay: Uyuşturucu Araç Bagajında Bulunuyor
Şöyle bir olay düşünelim:
Polise;
“34 ABC 123 plakalı araç bu akşam uyuşturucu getirecek.”
şeklinde ayrıntılı ihbar geliyor.
Polis aracı takip ediyor.
Araç durduruluyor.
Sürücü indiriliyor.
Polis herhangi bir adli arama kararı almadan:
“Bagajı aç.”
diyor.
Bagaj açılıyor ve 5 kilogram uyuşturucu bulunuyor.
Bu olayda;
- arama öncesinde belirli araç,
- belirli suç,
- belirli suç eşyası
hakkında somut bilgi bulunmaktadır.
Dolayısıyla artık faaliyetin adli arama niteliğinde olduğunun ileri sürülmesi kuvvetli bir savunma olabilir.
Usulüne uygun adli arama kararı veya yazılı emir bulunmuyorsa bulunan uyuşturucunun hukuka aykırı delil olduğu tartışılabilir.
Yargıtay’ın özellikle 10. Ceza Dairesinin 2022/6171 sayılı kararı bu yaklaşımı desteklemektedir.
28. Başka Bir Örnek: Polis Camdan Silahı Görüyor
Polis rutin ve hukuka uygun bir trafik kontrolünde aracı durduruyor.
Sürücü camı açıyor.
Polis arka koltuk üzerinde açıkça duran tabancayı görüyor.
Burada bagajın, torpidonun veya gizli bir bölümün aranması sonucu elde edilmiş bir delil bulunmamaktadır.
Dolayısıyla olayın hukuki değerlendirmesi bir önceki örnekten farklı olacaktır.
Ceza dosyalarında “delil nerede bulundu?” kadar “delile ulaşmak için ne yapıldı?” sorusuna da bakılmalıdır.
29. Arama Kararı Olmadan Araçta Arama Yapılması Her Zaman Hukuka Aykırı mıdır?
En doğru cevap şudur:
Kural olarak adli nitelikte gerçek bir araç araması için CMK m.119’a uygun karar veya yazılı emir gerekir; ancak kanunda belirtilen istisnai hâller ve arama sayılmayan bazı kontrol/teslim durumları ayrıca değerlendirilir.
Bu nedenle;
“Araç olduğu için arama kararı gerekmez.”
yanlıştır.
Aynı şekilde;
“Karar yoksa araçla ilgili yapılan her işlem mutlaka hukuka aykırıdır.”
şeklinde mutlak bir yaklaşım da doğru değildir.
Hukuki nitelendirme;
durdurmanın sebebi,
suç şüphesinin ne zaman oluştuğu,
önleme veya adli arama niteliği,
aranan bölümün görünür olup olmadığı,
kişinin kendiliğinden eşya teslim edip etmediği,
arama için yazılı karar veya emir bulunup bulunmadığı
üzerinden yapılmalıdır.
30. Savunmada Hangi İtirazlar Yapılabilir?
Araç aramasında hukuka aykırılık bulunduğu düşünülüyorsa savunmada özellikle şu hususlar ileri sürülebilir:
Aramadan önce belirli suç şüphesi oluştuğundan işlemin adli arama olduğu,
adli arama kararı bulunmadığı,
savcının yazılı emrinin bulunmadığı,
önleme araması kararının adli aramanın yerine kullanıldığı,
arama kararının araç veya kişi bakımından kapsam dışı olduğu,
arama kararının geçerlilik süresinin dolduğu,
sonradan alınan kararın ilk hukuka aykırı aramayı geçerli hâle getirmeyeceği,
kapalı bagaj, torpido veya gizli bölümün açtırılmasının salt güvenlik kontrolü sayılamayacağı,
ele geçirilen eşyanın Anayasa m.38/6 ve CMK m.206/2-a ile 217/2 kapsamında yasak delil olduğu,
yasak delil çıkarıldığında mahkûmiyete yeter başka delil bulunmadığı
ayrı ayrı ileri sürülebilir.
SONUÇ: SUÇ EŞYASININ BULUNMASI TEK BAŞINA MAHKÛMİYET İÇİN YETERLİ DEĞİLDİR
Ceza muhakemesinin amacı maddi gerçeğe ulaşmaktır.
Ancak hukuk devleti içerisinde bu amaca hukuka aykırı yöntemlerle ulaşılması kabul edilmemektedir.
Bu nedenle bir kişinin aracında uyuşturucu, ruhsatsız silah veya başka bir suç eşyasının bulunmuş olması davanın otomatik olarak mahkûmiyetle sonuçlanacağı anlamına gelmez.
Öncelikle şu soru cevaplandırılmalıdır:
Bu eşya hangi hukuki yetkiye dayanılarak bulundu?
Araç yalnızca durdurulmuş mu?
Yoksa aranmış mı?
Arama öncesinde belirli bir suç şüphesi oluşmuş mu?
Önleme araması kararı mı kullanılmış?
Adli arama kararı var mı?
Cumhuriyet savcısının yazılı emri var mı?
Bagaj veya torpido kolluğun talebi üzerine mi açılmış?
Suç eşyası zaten görünür durumda mıydı?
Bu soruların her birinin cevabı delilin hukuka uygunluğunu değiştirebilir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2020/318 E., 2022/384 K. sayılı kararında, usulüne uygun adli arama kararı veya yazılı emir bulunmaksızın aracın motor bölümünde yapılan aramada ele geçirilen uyuşturucu açıkça hukuka aykırı delil kabul edilmiştir. Ayrıca kişinin kolluk talebi üzerine motor kaputunu açması ve sonradan arama kararı alınması da hukuka aykırılığı gidermemiştir.
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2020/7807 E., 2022/6171 K. sayılı kararında ise polis belirli kişi, araç ve uyuşturucu taşımasına ilişkin bilgiye sahip olduktan sonra yapılan işlemin adli arama olduğu; genel önleme araması kararına dayanılmasının yeterli olmadığı kabul edilmiştir.
Anayasa’nın 38/6. maddesi, CMK m.206/2-a ve m.217/2 birlikte değerlendirildiğinde hukuka aykırı şekilde elde edilen bir delil mahkûmiyetin dayanağı yapılamaz.
Üstelik CMK m.289/1-i, hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş delile dayanmasını açıkça hukuka kesin aykırılık hâli olarak düzenlemektedir.
Bu nedenle özellikle uyuşturucu, silah ve kaçakçılık dosyalarında savunmanın yalnızca:
“Bu eşya sanığa ait değildir.”
savunmasıyla sınırlı kalmaması gerekir.
Bazen dosyanın en güçlü savunması şudur:
“Eşyanın kime ait olduğu tartışmasına geçmeden önce, devletin bu delili hukuken kullanmaya hakkı var mı?”
Temel Hukuki Dayanaklar
- Anayasa m.20: Özel hayatın korunması ve aramanın anayasal şartları
- Anayasa m.38/6: Kanuna aykırı elde edilen bulguların delil yasağı
- CMK m.116: Adli aramada makul şüphe
- CMK m.119: Arama kararı ve yazılı emir
- CMK m.206/2-a: Kanuna aykırı delilin reddi
- CMK m.217/2: Suçun yalnızca hukuka uygun delillerle ispatlanabilmesi
- CMK m.230/1-b: Hukuka aykırı delillerin gerekçede ayrıca gösterilmesi
- CMK m.289/1-i: Hukuka aykırı delile dayanılmasının kesin hukuka aykırılık oluşturması
- PVSK m.4/A: Durdurma, güvenlik kontrolü ve araçlarda kontrolün sınırları
- Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği: Adli arama, önleme araması ve araç aramalarının usulü
- AYM, E.2015/41, K.2017/98, 04.05.2017: Hâkim kararı ve yazılı emir güvencesi
- Yargıtay CGK, 2020/318 E., 2022/384 K.: Kararsız araç araması, motor bölümünde uyuşturucu ve hukuka aykırı delil
- Yargıtay 10. CD, 2020/7807 E., 2022/6171 K.: Belirli suç şüphesi oluştuktan sonra önleme araması kararının yetersizliği
- Yargıtay 7. CD, 2022/18073 E., 2024/3298 K.: Arama kararı olmaksızın araç bagajında elde edilen delil
- Yargıtay 8. CD, 2023/4313 E., 2024/508 K.: Rıza, görünür suç eşyası ve araç kontrolünün somut olaya göre değerlendirilmesi