Single Blog Title

This is a single blog caption

Arabada Uyuşturucu Çıktı Diye Herkes Suçlu Olur mu? Araçtaki Uyuşturucudan Sürücü ve Yolcuların Cezai Sorumluluğu

Arabada Uyuşturucu Çıktı Diye Herkes Suçlu Olur mu? Araçtaki Uyuşturucudan Sürücü ve Yolcuların Cezai Sorumluluğu

Dört arkadaş aynı araçla seyahat ederken polis tarafından durdurulduklarını düşünelim.

Araçta yapılan aramada arka koltuğun altında uyuşturucu madde bulunuyor.

Araç sürücünün adına kayıtlı.

Sürücü;

“Uyuşturucudan haberim yok.”

diyor.

Arka koltukta oturan yolculardan biri;

“Madde benim.”

şeklinde beyanda bulunuyor.

Diğer iki yolcu ise uyuşturucuyu daha önce hiç görmediklerini söylüyor.

Bu durumda araçta bulunan dört kişinin tamamı uyuşturucu suçundan sorumlu tutulabilir mi?

Hayır.

Bir araçta uyuşturucu madde bulunması, araçtaki herkesin otomatik olarak uyuşturucu ticareti veya uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği anlamına gelmez.

Türk ceza hukukunda ceza sorumluluğu şahsidir.

Her bir kişi bakımından ayrı ayrı;

  • uyuşturucu maddeden haberdar olup olmadığı,
  • maddenin kime ait olduğu,
  • madde üzerinde fiilî hakimiyetinin bulunup bulunmadığı,
  • uyuşturucunun taşınmasına bilinçli olarak katılıp katılmadığı,
  • diğer kişilerle fikir ve eylem birliği içerisinde hareket edip etmediği,
  • uyuşturucunun kullanım mı yoksa ticaret amacıyla mı bulundurulduğu

araştırılmalıdır.

Dolayısıyla;

“Aynı araçtaydınız, demek ki hepiniz biliyordunuz.”

şeklinde otomatik bir cezai sorumluluk sistemi Türk ceza hukukunda bulunmamaktadır.


Araçta Uyuşturucu Bulunması Hangi Suçu Oluşturabilir?

Burada ilk olarak uyuşturucunun hangi amaçla bulundurulduğunun belirlenmesi gerekir.

Türk Ceza Kanunu’nda iki temel ihtimal öne çıkmaktadır.

Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma – TCK m.191

TCK m.191 kapsamında kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde;

  • satın almak,
  • kabul etmek,
  • bulundurmak

veya uyuşturucu madde kullanmak suç olarak düzenlenmiştir.

Güncel düzenlemeye göre suçun temel cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Ancak soruşturma aşamasında kanunda öngörülen kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik sistemi uygulanmaktadır.

Uyuşturucu Madde Ticareti – TCK m.188

Uyuşturucu maddenin;

  • satılması,
  • satışa arz edilmesi,
  • başkasına verilmesi,
  • sevk edilmesi,
  • nakledilmesi,
  • depolanması,
  • ticaret amacıyla satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması

ise TCK m.188 kapsamında çok daha ağır bir suçtur.

TCK m.188/3 kapsamında temel ceza on yıldan az olmamak üzere hapis ve ayrıca adlî para cezasıdır.

Dolayısıyla araçta uyuşturucu çıkması halinde yalnızca;

“Madde kimin?”

sorusuna değil;

“Bu madde neden araçtaydı?”

sorusuna da cevap verilmelidir.


Araçta Bulunan Herkes Otomatik Olarak Sorumlu Tutulabilir mi?

Hayır.

Bu konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulunun oldukça dikkat çekici bir kararı bulunmaktadır.

Ceza Genel Kurulunun 2017/265 E., 2018/252 K. sayılı kararına konu olayda uyuşturucu bulunan araçta karı-koca birlikte seyahat etmektedir.

Polisin dur ihtarına uyulmaması üzerine araç kaçmış, daha sonra aracın sağ tarafından içerisinde esrar bulunan bir poşet dışarı atılmıştır.

Araç durdurulduğunda sağ ön koltukta sanık kadın oturmaktadır. Üstelik onun bulunduğu taraftaki paspasta da esrar kırıntıları vardır.

Buna rağmen diğer sanık uyuşturucunun kendisine ait olduğunu ve eşinin uyuşturucudan haberdar olmadığını söylemiştir.

Yerel mahkeme, yolcu konumundaki sanığın diğer kişiyle aynı araçta bulunmasının dışında uyuşturucu ticareti suçuna katıldığına ilişkin yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu da bu beraat kararını yerinde bulmuştur.

Bu karar son derece önemlidir.

Çünkü araçta uyuşturucu bulunmasının hatta kişinin oturduğu bölgeye yakın uyuşturucu izlerinin tespit edilmesinin dahi, olayın bütün koşulları içinde kişinin suça bilinçli olarak katıldığını her durumda tek başına ispatlamayabileceğini göstermektedir.


Sürücü Araçtaki Uyuşturucudan Otomatik Olarak Sorumlu mudur?

Hayır.

Aracı kullanan kişinin araç üzerinde fiilî hakimiyeti bulunması elbette önemli bir delildir.

Ancak;

“Direksiyonda sen vardın, uyuşturucu da araçtaydı; o halde uyuşturucu senindir.”

şeklinde kesin bir hukuk kuralı yoktur.

Örneğin arkadaşınız aracınıza binerken sırt çantasının içine uyuşturucu koymuş ve siz bundan haberdar değilseniz, yalnızca aracı kullandığınız için uyuşturucu bulundurma veya ticareti suçundan cezalandırılmanız mümkün olmamalıdır.

Ancak uyuşturucu;

  • şoför koltuğunun hemen altında,
  • sürücünün kapı gözünde,
  • orta konsolda,
  • açıkta,
  • yoğun koku oluşturacak miktarda

bulunuyorsa sürücünün;

“Hiçbir şey bilmiyordum.”

savunmasının inandırıcılığı ayrıca değerlendirilir.

Mahkeme yalnızca sürücülük sıfatına değil, bilme ve iştirak olgusunu gösteren bütün delillere bakar.


Araç Sahibinin Sorumluluğu Var mıdır?

Araç sahibi olmak da tek başına yeterli değildir.

Uyuşturucu taşımasında kullanılan araç;

  • kişinin kendi aracı,
  • kiralık araç,
  • şirket aracı,
  • arkadaşından alınmış araç

olabilir.

Aracın ruhsatının bir kişinin adına kayıtlı olması;

uyuşturucu maddenin de o kişiye ait olduğunu otomatik olarak göstermez.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2022/6331 E., 2023/8350 K. sayılı kararına konu olayda uyuşturucu araçta açık şekilde bulunmasına rağmen sanıklar bakımından deliller ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Araç sahibi olduğu belirtilen kişi aleyhindeki diğer sanık anlatımları dışında başkaca delil bulunup bulunmadığı ayrıca ele alınmış; maddenin görünür şekilde bulunduğu bölümde olan diğer sanıklar yönünden ise uyuşturucudan haberdar oldukları kabul edilmiştir.

Bu yaklaşımın temel sonucu şudur:

Araç sahipliği değil, kişinin uyuşturucu ile somut bağlantısı önemlidir.


Yolcunun Sorumluluğu Ne Zaman Doğar?

Bir kişinin otomobilde yolcu olması tek başına suç değildir.

Yolcunun sorumluluğu bakımından temel soru;

Uyuşturucunun araçta bulunduğunu biliyor muydu ve suçun gerçekleştirilmesine bilinçli olarak katılıyor muydu?

sorusudur.

Örneğin taksiye binen bir yolcunun, diğer yolcunun çantasındaki uyuşturucudan haberdar olmadığı açıksa cezai sorumluluk doğmaz.

Ancak yolcu;

  • uyuşturucunun satın alınması için para vermiş,
  • satıcıyla telefon görüşmeleri yapmış,
  • uyuşturucunun araca yerleştirilmesine yardım etmiş,
  • yol üzerindeki polis kontrollerini takip etmiş,
  • nakil organizasyonunu planlamış

ise artık yalnızca “yolcu” değildir.

Suçun iştirakçisi haline gelebilir.


“Ben Uyuşturucuya Hiç Dokunmadım” Savunması Yeterli midir?

Her zaman değil.

Uyuşturucu suçuna iştirak edebilmek için kişinin uyuşturucu paketini fiziksel olarak eline alması şart değildir.

Örneğin üç kişi Van’dan İstanbul’a uyuşturucu taşımak konusunda anlaşmış;

biri aracı sağlamış,

biri uyuşturucuyu temin etmiş,

diğeri aracı kullanmış olabilir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2023/8837 E., 2024/15953 K. sayılı kararına konu olayda uyuşturucunun araca yerleştirilmesi ve Van’dan İstanbul’a taşınması organizasyonuna birlikte katılan kişilerin, uyuşturucu maddeyi nakletme bakımından müşterek faillikleri değerlendirilmiştir.

Dolayısıyla;

“Paket benim elimde değildi.”

savunması tek başına sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Önemli olan kişinin suç üzerindeki fonksiyonel katkısı ve ortak suç iradesidir.


Fikir ve Eylem Birliği Nasıl Tespit Edilir?

Hiç kimse genellikle yazılı sözleşme yaparak;

“Yarın birlikte uyuşturucu taşıyacağız.”

demez.

Bu nedenle mahkemeler ortak suç iradesini olayın çevresindeki delillerden çıkarırlar.

Örneğin;

  • telefon görüşmeleri,
  • HTS kayıtları,
  • mesajlar,
  • para transferleri,
  • birlikte yapılan seyahat planları,
  • aracın kim tarafından kiralandığı,
  • yakıt ve yol ücretlerini kimin ödediği,
  • uyuşturucu alınan yere birlikte gidilip gidilmediği,
  • öncü-artçı araç kullanımı,
  • polis kontrolüne ilişkin haberleşmeler

önemli hale gelebilir.

Nitekim Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2023/4225 E., 2023/4712 K. sayılı kararında sanıkların uyuşturucu satın almak için birlikte karar vermeleri, araç kiralamaları, masrafların karşılanması, yol boyunca konum paylaşmaları ve iki araçla öncü-artçı biçimde hareket etmeleri uyuşturucu nakline ilişkin fikir ve eylem birliğinin göstergeleri arasında kabul edilmiştir.


Öncü Araçta Uyuşturucu Yoksa Sorumluluk Olmaz mı?

Bu da doğru değildir.

Uyuşturucu taşınan araç arkadan geliyor olabilir.

Öndeki araç ise;

  • polis kontrolü olup olmadığını kontrol ediyor,
  • diğer araca güzergâh bildiriyor,
  • kolluk görülmesi halinde uyarı gönderiyor

olabilir.

Bu durumda öncü araçta tek gram uyuşturucu bulunmasa bile kişinin uyuşturucu nakline bilinçli katkısı varsa iştirak sorumluluğu gündeme gelebilir.

Yargıtay uygulamasında birbirini takip eden araçlarla ve ortak hareket planıyla uyuşturucu nakledilmesi halinde, uyuşturucunun yalnızca araçlardan birinde bulunması diğer araçtaki kişileri otomatik olarak sorumluluktan kurtarmamaktadır.


Uyuşturucunun Açıkta Bulunması Önemli midir?

Evet.

Uyuşturucunun araçta nerede bulunduğu kişinin maddeden haberdar olup olmadığının tespitinde önemli olabilir.

Örneğin uyuşturucu;

  • orta konsol üzerinde,
  • ön paspasta,
  • koltuğun üzerinde,
  • şeffaf poşette,
  • araç içerisini yoğun şekilde kokutacak durumda

ise;

“Hiç görmedim, bilmiyordum.”

savunması daha sıkı değerlendirilir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2023/8350 sayılı kararında da şeffaf poşet içerisindeki uyuşturucunun aracın ön yolcu paspasında ve dışarıdan dahi görülebilir şekilde bulunması, sanıkların uyuşturucudan haberdarlığının değerlendirilmesinde dikkate alınmıştır.

Ancak yine de “görünür yerdeydi = araçtaki herkes kesin suçludur” şeklinde otomatik bir kural yoktur.

Her sanık açısından ayrı değerlendirme gerekir.


Uyuşturucu Gizli Bölmede Çıkarsa Ne Olur?

Uyuşturucunun aracın;

  • bagaj döşemesinin altında,
  • kapı içlerinde,
  • yakıt deposunda,
  • tampon içerisinde,
  • sonradan yapılmış zula bölümünde

bulunması durumunda bilgi ve kast tartışması daha da önem kazanır.

Örneğin arkadaşının aracına yolcu olarak binen kişinin aracın tabanına yapılmış gizli bölmenin içinde uyuşturucu bulunduğunu bilmesi hayatın olağan akışında zorunlu değildir.

Ancak kişi;

  • zulayı hazırlamış,
  • aracın modifikasyon parasını ödemiş,
  • yükleme sırasında orada bulunmuş,
  • nakil öncesi telefon görüşmelerine katılmış

ise durum değişir.

Dolayısıyla uyuşturucunun gizli olması bazen habersizlik savunmasını destekleyebilir; ancak tek başına beraat sebebi değildir.


Uyuşturucunun Kime Ait Olduğunu Bir Kişi Kabul Ederse Diğerleri Beraat Eder mi?

Otomatik olarak hayır.

Örneğin dört kişilik araçta bir kişi;

“Uyuşturucunun tamamı benim, diğerlerinin hiçbir ilgisi yok.”

diyebilir.

Mahkeme bu beyanla bağlı değildir.

Beyan diğer delillerle birlikte değerlendirilir.

Eğer dosyada;

  • diğer sanıkların uyuşturucu satıcısıyla görüşmeleri,
  • ortak para transferleri,
  • uyuşturucu paketlerindeki izler,
  • mesajlaşmalar,
  • ortak nakil planı

bulunuyorsa bir kişinin suçu tamamen üstlenmesi diğerlerini kurtarmayabilir.

Buna karşılık başka hiçbir delil yok ve tüm somut bulgular uyuşturucunun gerçekten bir kişiye ait olduğunu gösteriyorsa diğer kişilerin yalnızca aynı araçta bulunmaları mahkûmiyet için yeterli olmamalıdır.

Ceza Genel Kurulunun 2018/252 sayılı kararındaki yaklaşım da bunun önemli örneklerinden biridir.


Parmak İzi veya DNA Çıkmazsa Beraat Edilir mi?

Her zaman değil.

Uyuşturucu paketinde sanığın parmak izinin bulunması önemli bir delil olabilir.

Ancak parmak izi bulunmaması;

“Kesinlikle uyuşturucudan haberi yoktu.”

anlamına gelmez.

Çünkü kişi;

  • eldiven kullanmış,
  • pakete hiç dokunmadan nakle iştirak etmiş,
  • aracı veya organizasyonu sağlamış

olabilir.

Tersine parmak izi bulunması da her zaman ticaret suçunu tek başına göstermez.

Örneğin kişi arkadaşının verdiği paketi ne olduğunu bilmeden kısa süreliğine taşımış olduğunu ileri sürebilir.

Dolayısıyla kriminal inceleme önemli olmakla birlikte delillerden yalnızca biridir.


Telefon Kayıtları Neden Çok Önemlidir?

Araç uyuşturucu dosyalarında HTS ve iletişim kayıtları çoğu zaman belirleyici hale gelmektedir.

Örneğin araçta uyuşturucu bulunmadan önce yolculardan biri;

“Malı aldık, yola çıktık.”

“Kontrol var mı?”

“Konumu at.”

“Önden git.”

şeklinde konuşmalar yapmışsa uyuşturucu nakline iştirak iddiası çok daha güçlü hale gelir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin yakın tarihli kararlarında da sanıkların uyuşturucunun temini ve nakli hakkında iletişim kurmaları ve diğer kişiler arasında irtibat sağlamaları iştirak iradesinin ispatında dikkate alınmaktadır.


Araçta Uyuşturucu Kullanım Aparatı Bulunması Ne Anlama Gelir?

Araçta;

  • sarma kağıdı,
  • zıvana,
  • uyuşturucu kullanım aparatı,
  • yanmış folyo

bulunması kullanım amacı bakımından yardımcı delil olabilir.

Ancak tek başına uyuşturucunun ticari mi yoksa kullanım amacıyla mı bulunduğunu kesin şekilde belirlemez.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, araçta tek parça halinde 59,5 gram esrar ile sarma kağıtlarının bulunduğu bir olayda; sanığın kullanım savunması, biyolojik örneklerde uyuşturucu tespit edilmesi, maddenin paketleniş şekli ve diğer delilleri birlikte değerlendirerek ticaret suçunun her türlü şüpheden uzak biçimde ispatlanmadığı sonucuna varmıştır.

Dolayısıyla miktar da tek başına belirleyici değildir.


Uyuşturucunun Miktarı Ticaret Suçunu Gösterir mi?

Miktar önemlidir fakat tek başına yeterli değildir.

Mahkemeler;

  • miktarı,
  • paket sayısını,
  • paketleniş biçimini,
  • hassas terazi bulunup bulunmadığını,
  • farklı uyuşturucu türlerinin birlikte bulunmasını,
  • nakit para,
  • müşteri yazışmaları,
  • telefon kayıtlarını

birlikte değerlendirmektedir.

Örneğin 50 küçük paket uyuşturucu ile hassas terazinin birlikte bulunması ticaret şüphesini güçlendirebilir.

Buna karşılık tek paket ve kişinin kullanım alışkanlığıyla uyumlu bir miktar bulunması TCK m.191 değerlendirmesini destekleyebilir.


Arkadaşlara Uyuşturucu Vermek de Ticaret Sayılabilir mi?

TCK m.188 bakımından yalnızca para karşılığı satış suç değildir.

Kanunda uyuşturucu veya uyarıcı maddenin “başkasına verilmesi” de seçimlik hareket olarak düzenlenmiştir.

Dolayısıyla;

“Satmadım, arkadaşlarıma ücretsiz verdim.”

savunması her durumda TCK m.188 sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Bu nedenle aynı araçtaki bir grubun;

“Hep beraber içecektik.”

şeklindeki savunmasının hukuki niteliği de olayın gerçekleşme biçimine göre ayrıca incelenmelidir.


Araçtaki Uyuşturucu Hukuka Aykırı Aramayla Bulunmuşsa Ne Olur?

Araç uyuşturucu dosyalarında yalnızca uyuşturucunun kime ait olduğu değil, nasıl ele geçirildiği de son derece önemlidir.

Anayasa m.38 ve CMK hükümleri uyarınca hukuka aykırı şekilde elde edilmiş deliller hükme esas alınamaz.

Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 2016/1170 E., 2019/2145 K. sayılı kararında uyuşturucu nakledildiği yönündeki ihbar üzerine araç durdurulmuş; narkotik köpeğinin tepki vermesi sonrasında aracın döşemesi sökülerek uyuşturucu bulunmuştur.

Yargıtay, somut olayda usulüne uygun adli arama kararı veya savcının yazılı arama emri bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğine, hukuka aykırı aramada ele geçirilen uyuşturucunun hükme esas alınamayacağına karar vermiştir.

Buna karşılık uyuşturucunun dışarıdan açıkça görülmesi ve suçüstü halinin oluşması halinde değerlendirme farklı olabilir.

Ceza Genel Kurulunun 2019/222 sayılı kararında araç içerisinde açıkta ve görünür şekilde bulunan uyuşturucunun kollukça fark edilmesi suçüstü kapsamında değerlendirilmiş ve somut olayda el koyma işlemi hukuka uygun bulunmuştur.


Sürücünün Uyuşturucudan Haberi Olmadığı Nasıl Savunulabilir?

Bu tür dosyalarda soyut şekilde;

“Benim haberim yoktu.”

demek yerine savunmanın somut delillerle desteklenmesi gerekir.

Örneğin;

  • araca uyuşturucunun ne zaman konulduğu,
  • aracı son olarak kimin kullandığı,
  • uyuşturucunun hangi kişiye ait eşyanın içinde bulunduğu,
  • sürücünün uyuşturucuyla ilgili telefon bağlantısının olup olmadığı,
  • seyahatin gerçek amacı,
  • araçtaki kişilerin nereden alındığı,
  • sürücünün banka hareketleri,
  • kamera görüntüleri,
  • HTS baz kayıtları

araştırılabilir.

Uyuşturucu örneğin yolcunun kilitli bavulundan çıkmışsa bu durum sürücünün uyuşturucu üzerinde bilgi ve hakimiyetinin bulunmadığı savunmasını ciddi biçimde destekleyebilir.


Aynı Araçta Üç Kişinin Olması Cezayı Artırır mı?

Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus bulunmaktadır.

TCK m.188/5 uyarınca uyuşturucu ticareti suçunun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılır.

Ancak araçta üç kişinin bulunması tek başına bu ağırlaştırıcı nedeni doğurmaz.

Üç kişinin de uyuşturucu ticareti suçunu birlikte işlediğinin ispatlanması gerekir.

Dolayısıyla;

“Araçta üç kişiydiniz, TCK 188/5 otomatik uygulanır.”

şeklinde bir sonuç hukuken mümkün değildir.

Önce her sanığın suça iştirakinin ayrı ayrı ispatlanması gerekir.


Örnek 1: Uyuşturucu Yolcunun Çantasında

Araçta dört kişi bulunmaktadır.

Polis aramasında uyuşturucu arka koltuktaki A’nın sırt çantasından çıkıyor.

Çantada ayrıca A’nın;

  • kimliği,
  • telefonu,
  • kişisel eşyaları

bulunmaktadır.

A uyuşturucunun kendisine ait olduğunu kabul ediyor.

Diğer kişilerle uyuşturucuya ilişkin hiçbir telefon görüşmesi, mesaj veya para transferi bulunmuyor.

Bu durumda diğer üç kişinin sadece aynı otomobilde bulunması nedeniyle cezalandırılması için yeterli delil bulunduğunu söylemek güçtür.


Örnek 2: Bagajda 30 Kilogram Uyuşturucu

Üç kişi birlikte Van’dan İstanbul’a gitmektedir.

Uyuşturucu bagajda 30 ayrı paket halinde bulunmaktadır.

Telefon incelemelerinde üçünün de uyuşturucunun alınacağı kişiyle bağlantılı olduğu görülmektedir.

Aracı birlikte kiralamışlar, yol masraflarını paylaşmışlar ve yol boyunca polis kontrolleri hakkında mesajlaşmışlardır.

Bu durumda uyuşturucu yalnızca bagajda bulunuyor diye;

“Ben ön koltukta oturuyordum.”

savunması kişiyi otomatik olarak sorumluluktan kurtarmaz.

Fikir ve eylem birliği içerisinde uyuşturucu nakledildiği kabul edilebilir.


Örnek 3: Arkadaşınız Aracınıza Gizlice Uyuşturucu Koymuş

Arkadaşınız;

“Beni otogara bırakır mısın?”

diyor.

Bagajını aracınızın bagajına koyuyor.

Polis kontrolünde bavulun içerisinden uyuşturucu çıkıyor.

Uyuşturucu yalnızca arkadaşınızın kişisel valizinde.

Sizin uyuşturucuya ilişkin hiçbir mesajınız, para transferiniz veya başka bağlantınız bulunmuyor.

Bu durumda sırf;

aracın size ait olması ve sizin sürücü olmanız

nedeniyle uyuşturucu ticareti suçundan mahkûmiyet kurulması ceza sorumluluğunun şahsiliği ve şüpheden sanık yararlanır ilkeleriyle bağdaşmaz.


Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Burada Neden Önemlidir?

Ceza yargılamasında mahkûmiyet;

ihtimale, varsayıma veya güçlü şüpheye değil, her türlü makul şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delile dayanmalıdır.

Bu nedenle;

“Aynı araçtaydı, muhtemelen biliyordu.”

“Arkadaşı uyuşturucu satıyormuş, herhalde onun da haberi vardı.”

“Araç onun adına kayıtlı, kesin biliyordur.”

gibi çıkarımlar tek başına mahkûmiyet için yeterli olmamalıdır.

Ceza Genel Kurulunun araçta uyuşturucuyla yakalanan yolcu hakkındaki 2018/252 sayılı kararında da sanığın diğer kişiyle aynı araçta bulunmasının dışında suça katıldığını gösteren yeterli delil bulunmadığı kabul edilerek beraat hükmü korunmuştur.


Araçta Uyuşturucu Çıktığında Savunmada Hangi Deliller İncelenmelidir?

Bu tür dosyalarda özellikle şu deliller önemlidir:

Uyuşturucunun araç içerisinde tam olarak nerede bulunduğu

Uyuşturucunun içerisinde bulunduğu çanta veya paketin kime ait olduğu

Araç ruhsatı ve aracın fiilen kim tarafından kullanıldığı

Parmak izi ve DNA incelemeleri

Telefon incelemeleri ve mesajlaşmalar

HTS ve baz kayıtları

Uyuşturucu satıcısı olduğu iddia edilen kişilerle iletişim

Banka hareketleri ve para transferleri

Araç kiralama belgeleri

Akaryakıt ve otoyol kayıtları

Kamera görüntüleri

Arama ve yakalama tutanakları

Diğer sanıkların ilk ifadeleri

Uyuşturucunun miktarı ve paketleniş biçimi

Hassas terazi veya satışa ilişkin başka materyaller bulunup bulunmadığı

Bunların tümü birlikte değerlendirilmelidir.


Sonuç: Aynı Arabada Bulunmak Suç Ortaklığı Anlamına Gelmez

Araçta uyuşturucu bulunması halinde araçtaki kişilerin tamamı soruşturmaya dahil edilebilir, ifadeleri alınabilir ve olayın niteliğine göre çeşitli koruma tedbirleri uygulanabilir.

Ancak soruşturmaya dahil edilmek ile suçlu olmak aynı şey değildir.

Türk ceza hukukunda her kişinin sorumluluğu ayrı ayrı belirlenmelidir.

Bir kişinin;

araç sahibi olması,

aracı kullanması,

uyuşturucunun bulunduğu araçta yolcu olması

veya

uyuşturucuyu taşıyan kişiyle arkadaş olması

tek başına uyuşturucu suçundan mahkûmiyet için yeterli değildir.

Mahkûmiyet için kişinin uyuşturucudan haberdar olduğunun ve somut suça bilerek katıldığının hukuka uygun delillerle ortaya konulması gerekir.

Bununla birlikte kişinin;

  • uyuşturucunun satın alınmasına katılması,
  • para vermesi,
  • aracı uyuşturucu nakli için sağlaması,
  • nakil güzergâhını planlaması,
  • polis kontrollerini haber vermesi,
  • uyuşturucunun araca yerleştirilmesine yardım etmesi,
  • satıcılarla iletişim kurması

gibi davranışları varsa fiziksel olarak uyuşturucuya hiç dokunmamış olması sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Bu nedenle araçta uyuşturucu bulunan dosyalarda doğru soru;

“Araçta kim vardı?”

değil,

“Her bir kişinin uyuşturucuyla somut bağlantısı ve suça ilişkin bilgisi neydi?”

olmalıdır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yaklaşımı da bunu açık biçimde göstermektedir: aynı araçta bulunmak tek başına iştirak için yeterli değildir; kişinin uyuşturucu ticareti veya bulundurma fiiline bilinçli olarak katıldığını gösteren somut deliller bulunmalıdır.

Buna karşılık telefon kayıtları, ortak finansman, araç kiralama, öncü-artçı hareket etme veya uyuşturucu temin ve nakil organizasyonuna katılma gibi deliller mevcutsa müşterek faillik veya iştirak sorumluluğu doğabilir.

Temel Hukuki Dayanaklar

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu

TCK m.20: Ceza sorumluluğunun şahsiliği
TCK m.21: Kast
TCK m.37: Faillik
TCK m.39: Yardım etme
TCK m.188: Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti
TCK m.191: Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma
TCK m.192: Etkin pişmanlık

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu

CMK m.116 ve devamı: Arama
CMK m.206: Hukuka aykırı deliller
CMK m.217: Delillerin değerlendirilmesi
CMK m.223/2-e: Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması halinde beraat

Anayasa m.38: Masumiyet karinesi ve hukuka aykırı delil yasağı

Öne Çıkan Yargıtay Kararları

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2017/265 E., 2018/252 K.
Aynı araçta bulunmanın ve uyuşturucunun yolcunun bulunduğu taraftan atılmış olmasının, diğer sanığın uyuşturucuyu üstlenmesi ve başkaca yeterli iştirak delili bulunmaması karşısında tek başına mahkûmiyet için yeterli görülmemesi; beraatin onanması.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2022/6331 E., 2023/8350 K.
Araçta görünür vaziyette uyuşturucu bulunması halinde her sanığın uyuşturucudan haberdarlığı ve somut bağlantısının ayrı ayrı değerlendirilmesi.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2023/4225 E., 2023/4712 K.
Uyuşturucu satın almak amacıyla birlikte karar verme, seyahat masraflarını karşılama, araç kiralama, konum paylaşma ve öncü-artçı hareket etmenin fikir ve eylem birliğinin tespitinde dikkate alınması.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2023/8837 E., 2024/15953 K.
Uyuşturucunun araca yerleştirilmesi ve şehirlerarası nakline birlikte katılan kişilerin müşterek fail olarak değerlendirilmesi.

Yargıtay 20. Ceza Dairesi, 2016/1170 E., 2019/2145 K.
Araçta uyuşturucu ele geçirilmesinde aramanın hukuka uygunluğunun ayrıca araştırılması ve hukuka aykırı aramayla elde edilen delilin hükme esas alınamayacağı.

Leave a Reply

Call Now Button