Okul Yolunda Bir An, Ömür Boyu Süren Sonuç: Trafik Kazasında Yaralanan Çocuğun Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
Okul Yolunda Bir An, Ömür Boyu Süren Sonuç: Trafik Kazasında Yaralanan Çocuğun Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
Sabah okula gitmek için evden çıkan 9 yaşındaki bir çocuğun yaya geçidinde otomobilin çarpması sonucu yaralandığını düşünelim. Çocuğun bacağında kırık meydana gelmiş, ameliyat olmuş, aylarca fizik tedavi görmüş ve iyileşme tamamlandıktan sonra da hareket kabiliyetinde kalıcı bir azalma kalmış olsun.
İlk bakışta aile açısından en önemli mesele çocuğun sağlığıdır. Ancak tedavi süreci ilerledikçe başka sorular da ortaya çıkmaya başlar:
Çocuk zaten çalışmıyordu; sürekli sakatlık tazminatı alabilir mi?
Çocuğun gelecekte elde edeceği gelir nasıl hesaplanacaktır?
Anne veya babanın aylarca çocuğa bakmak zorunda kalması bakım gideri sayılır mı?
Fizik tedavi, protez, yol, özel eğitim ve ileride yapılması muhtemel ameliyatların giderleri istenebilir mi?
Çocuk için manevi tazminat alınabilir mi?
Anne ve baba ayrıca manevi tazminat talep edebilir mi?
Çocukların trafik kazalarında yaralanması hâlinde tazminat hesabı yetişkinlerden bazı yönleriyle farklılaşmaktadır. Çünkü çocuk henüz meslek sahibi değildir, çoğu zaman gelir elde etmemektedir ve gelecekte hangi mesleği yapacağı bilinmemektedir. Buna karşılık çocukta meydana gelen kalıcı bedensel zarar, yetişkin bir kişiye göre çok daha uzun bir yaşam dönemini etkileyebilir.
Bu nedenle çocuklarda trafik kazası tazminatının;
“Çocuk çalışmıyordu, gelir kaybı yoktur.”
şeklinde değerlendirilmesi hukuken doğru değildir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 54. maddesi bedensel zararlar arasında yalnızca mevcut kazanç kaybını değil; tedavi giderlerini, çalışma gücünün azalması veya yitirilmesinden doğan kayıpları ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararları da açıkça saymaktadır. TBK m.55 ise bedensel zararların Borçlar Kanunu ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanmasını öngörmektedir.
Dolayısıyla çocuk trafik kazası nedeniyle kalıcı bir bedensel zarara uğramışsa bugün gelir elde etmiyor olması, geleceğe yönelik maddi tazminat hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Çocuğun Yaralanmasında Hangi Tazminatlar Gündeme Gelebilir?
Çocukların yaralanması hâlinde tek bir “trafik kazası tazminatı” bulunmamaktadır. Somut olayın özelliklerine göre birden fazla bağımsız zarar kalemi ortaya çıkabilir.
Başlıca talepler şunlardır:
- Sürekli iş göremezlik veya sürekli güç kaybı tazminatı,
- şartları varsa geçici iş göremezlik/kazanç kaybı,
- geçici veya sürekli bakıcı gideri,
- SGK tarafından karşılanmayan tedavi ve iyileşme giderleri,
- fizik tedavi ve rehabilitasyon giderleri,
- protez, ortez, medikal cihaz ve bunların yenilenme giderleri,
- ulaşım ve tedaviye bağlı zorunlu diğer masraflar,
- ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zarar,
- çocuk lehine manevi tazminat,
- ağır bedensel zarar hâlinde anne, baba ve diğer yakınlar lehine manevi tazminat.
TBK m.54 bedensel zarar kalemlerini sınırlı olmayan biçimde düzenlemiştir; bu nedenle somut olayda kazayla uygun illiyet bağı içerisinde bulunan başka ekonomik zararların da değerlendirilmesi mümkündür.
Çocuk Çalışmıyorsa Sürekli Sakatlık Tazminatı Alabilir mi?
Evet.
Bu konuda en önemli ayrım, çocuğun kaza tarihinde gelir elde etmemesi ile gelecekte çalışma ve gelir elde etme kapasitesinin azalmasının birbirinden farklı meseleler olmasıdır.
Örneğin 8 yaşındaki bir çocuğun trafik kazası sonucunda bacağında %15 oranında kalıcı fonksiyon kaybı meydana geldiğini düşünelim.
Çocuk bugün herhangi bir ücret almıyor olabilir. Ancak kalıcı zarar;
- gelecekte yapabileceği meslekleri,
- çalışma kapasitesini,
- günlük yaşam faaliyetlerini,
- iş bulma imkânını,
- mesleğinde daha fazla efor sarf etmesini
ömür boyu etkileyebilir.
TBK m.54’te çalışma gücünün azalmasının yanında ayrıca “ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpların” da tazmin edilebilir bedensel zarar olarak düzenlenmesinin önemi özellikle çocuklar bakımından ortaya çıkmaktadır.
Dolayısıyla;
“Çocuk maaş almıyordu, maddi zarar oluşmamıştır.”
şeklinde bir savunma sürekli bedensel zarar bakımından tek başına yeterli değildir.
Çocuğun Sürekli Sakatlık Oranı Nasıl Belirlenir?
Maddi tazminat hesabının en kritik unsurlarından biri kalıcı bedensel zarar oranıdır.
Örneğin;
%5,
%12,
%35
veya daha yüksek bir sürekli fonksiyon kaybının bulunması tazminat hesabını doğrudan etkileyebilir.
Ancak burada herhangi bir hastaneden alınan;
“%20 engellidir.”
şeklindeki raporun her durumda doğrudan tazminat hesabında kullanılacağı düşünülmemelidir.
Yargıtay uygulamasında maluliyet veya sürekli iş göremezlik raporunun kazanın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata uygun şekilde düzenlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. UYAP’ta yayımlanan karar ve uyuşmazlıklarda da Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin bu yöndeki yerleşik uygulamasına açıkça atıf yapılmaktadır.
Çocuklar bakımından yaşa uygun sağlık değerlendirmesinin yapılması ayrıca önemlidir. Sağlık Bakanlığının mevzuat sisteminde çocuklara ilişkin özel gereksinim değerlendirmesi ile erişkinlerin engellilik değerlendirmesinin ayrı mevzuat kapsamında ele alındığı görülmektedir.
Bu nedenle özellikle ciddi yaralanmalarda raporun;
- doğru yönetmeliğe dayanıp dayanmadığı,
- bütün yaralanmaları değerlendirip değerlendirmediği,
- psikiyatrik veya nörolojik etkileri içerip içermediği,
- kazayla kalıcı zarar arasındaki illiyet bağını açıklayıp açıklamadığı
kontrol edilmelidir.
Çocukta Henüz İyileşme Tamamlanmadıysa Hemen Maluliyet Raporu Alınmalı mı?
Her yaralanma kazadan hemen sonra kalıcı sonuç vermez.
Örneğin ağır bir kırığın iyileşmesi, fizik tedavinin tamamlanması veya sinir hasarının kalıcı olup olmadığının anlaşılması zaman alabilir.
Bu nedenle tazminat bakımından önemli olan yalnızca ilk hastane raporu değil, iyileşme sürecinin sonunda kalan kalıcı sekeldir.
Çocuk büyümeye devam ettiği için bazı ortopedik yaralanmalar bakımından gelişim sürecinin de dikkate alınması gerekebilir.
Bu nedenle kalıcı zarar henüz tıbben stabil hâle gelmeden yapılan erken değerlendirmeler ilerleyen dönemde gerçek bedensel zararı tam olarak göstermeyebilir.
Çocuklarda Sürekli İş Göremezlik Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
Tazminat hesabı basit biçimde;
maaş × maluliyet oranı × kalan yaşam süresi
şeklinde yapılmaz.
Aktüeryal hesaplama gerekir.
Yargıtayın güncel uygulamasının yansıdığı UYAP kararlarında bedensel zarar hesaplarında TRH-2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılmasının benimsendiği görülmektedir.
Çocuk bakımından hesaplamada özellikle;
- çocuğun yaşı,
- sürekli bedensel zarar oranı,
- gelir elde etmeye başlayacağı varsayılan yaş,
- eğitim durumu,
- gelecekte elde etmesi muhtemel gelir,
- çalışma yaşamının aktif dönemi,
- yaşam süresinin pasif dönemi,
- kazadaki kusur oranı,
- sigorta şirketince daha önce yapılmış ödemeler
değerlendirilir.
Bu nedenle aynı %10 kalıcı sakatlık oranına sahip 8 yaşındaki çocuk ile 55 yaşındaki yetişkinin maddi tazminatının aynı çıkması beklenmez.
Çocuğun Geliri Nasıl Belirlenecek?
Çocuklarda tazminat hesabının en zor alanlarından biri budur.
İlkokula giden 8 yaşındaki çocuğun;
doktor mu,
mühendis mi,
avukat mı,
öğretmen mi
olacağı bugünden kesin olarak bilinemez.
Bu nedenle salt;
“Çocuğumuz çok başarılıydı, ileride kesin doktor olacaktı.”
şeklindeki aile beyanına dayanılarak yüksek meslek geliri üzerinden ömür boyu tazminat hesaplanması genellikle mümkün değildir.
Gelecekteki gelir bakımından objektif ve doğrulanabilir verilere ihtiyaç bulunmaktadır.
Henüz mesleki yönelimi belirlenemeyen küçük çocuklarda asgari ücret, hesaplamanın temel objektif göstergelerinden biri olarak kullanılmaktadır.
Bununla birlikte çocuğun yaşı ilerlemiş ve mesleki geleceği somutlaşmışsa durum değişebilir.
Çocuk Üniversite veya Meslek Öğrencisiyse Hesap Değişebilir mi?
Evet.
Örneğin 17 yaşındaki çocuk belirli bir meslek lisesinde eğitim görüyor veya üniversite çağındaki genç belirli bir fakültede öğrenim görüyorsa gelecekteki meslek geliri daha somut biçimde araştırılabilir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/10782 E., 2019/5242 K. sayılı kararında, trafik kazası sırasında Gıda Mühendisliği öğrencisi olan kişinin maluliyeti nedeniyle eğitimini sürdürüp sürdüremediğinin araştırılması; kazanın eğitimini bırakmasına neden olduğunun anlaşılması hâlinde mezuniyet tarihi ile mesleki emsal gelirinin araştırılarak tazminat hesabının buna göre yapılması gerektiği kabul edilmiştir.
Bu yaklaşım çocuk ve gençlerin tazminatında önemli bir ayrımı göstermektedir:
Gelecekteki gelir tamamen varsayıma değil, somut eğitim ve mesleki verilere dayanmalıdır.
Örneğin tıp fakültesi son sınıfta okuyan 23 yaşındaki kişi ile ilkokul üçüncü sınıfa giden 9 yaşındaki çocuğun gelecekteki gelir ihtimali aynı yöntemle değerlendirilemez.
Çocuğun 18 Yaşından Önceki Dönemi İçin Sürekli Sakatlık Hesabı Yapılır mı?
Burada “sürekli güç kaybı” ile “kazanç kaybı” kavramlarının ayrılması gerekir.
Küçük çocuk gelir getirici faaliyette bulunmadığından, 18 yaşından önceki dönem için klasik anlamda ücret kaybının bulunmadığı kabul edilen uygulamalar bulunmaktadır.
Ancak bu durum çocuğun ömür boyu sürecek sürekli sakatlık zararının olmadığı anlamına gelmez.
Tazminat hesabında çocuğun gelecekte gelir elde etmeye başlayacağı dönem esas alınarak çalışma kapasitesindeki kaybın geleceğe etkisi aktüeryal olarak hesaplanabilir.
Bu nedenle;
“Çocuk 10 yaşında olduğu için tazminat ancak 8 yıl sonra doğar.”
şeklinde düşünmek de doğru değildir.
Zarar bugün meydana gelmiştir; hesap gelecekte ortaya çıkacak ekonomik etkilerin bugünkü peşin değerini belirlemeye çalışmaktadır.
Geçici İş Göremezlik Tazminatı Çocuklarda Nasıl Değerlendirilir?
Bu zarar kalemi sürekli sakatlıktan farklıdır.
Geçici iş göremezlik esas olarak kişinin iyileşme döneminde geçici olarak çalışamaması nedeniyle uğradığı ekonomik kayıpla bağlantılıdır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 02.10.2017 tarihli, 2015/1343 E., 2017/8473 K. sayılı kararında 10 yaşındaki ve gelir getirici bir işte çalışmayan çocuk bakımından iyileşme döneminde elde etmekten yoksun kalınmış bir gelir bulunmadığı yönünde değerlendirme yapılmıştır.
Bu nedenle okul çağındaki, hiçbir gelir getirici faaliyeti bulunmayan çocuk bakımından geçici kazanç kaybı ile sürekli sakatlık tazminatı birbirine karıştırılmamalıdır.
Çocuğun geçici kazanç kaybının bulunmaması;
- bakıcı gideri,
- rehabilitasyon gideri,
- ulaşım gideri,
- tedavi gideri,
- sürekli sakatlık,
- manevi tazminat
gibi diğer talepleri ortadan kaldırmaz.
Ayrıca fiilen çalışan, mesleki eğitim kapsamında gelir elde eden veya gelir kaybı somut olarak kanıtlanabilen gençler bakımından değerlendirme farklı olabilir.
Çocuğun Okuldan Geri Kalması Tazminat Hesabında Dikkate Alınır mı?
Somut olayın ağırlığına göre dikkate alınabilir.
Örneğin trafik kazası nedeniyle çocuk;
- bir yıl okula gidememiş,
- sınıf tekrarı yapmış,
- özel eğitim almak zorunda kalmış,
- üniversite eğitimini yarıda bırakmış,
- seçtiği mesleği artık yapamayacak hâle gelmiş
olabilir.
Bunlar yalnızca psikolojik sorun olarak görülmemelidir.
Özellikle eğitimin kesintiye uğramasının gelecekteki meslek ve gelir kapasitesine somut etkisi ortaya konulabiliyorsa TBK m.54’te düzenlenen ekonomik geleceğin sarsılması kapsamında ayrıca önem kazanabilir.
Yargıtayın üniversite öğrencisinin kaza nedeniyle eğitim hayatının kesilip kesilmediğinin araştırılmasını istemesi de bu yaklaşımın önemli bir örneğidir.
Bakıcı Gideri Çocuk İçin Talep Edilebilir mi?
Evet.
Özellikle ağır yaralanmalarda çocuk;
- yataktan kalkmak,
- tuvalete gitmek,
- yıkanmak,
- giyinmek,
- yemek yemek,
- hastaneye gitmek
için belirli süreyle başka bir kişinin yardımına ihtiyaç duyabilir.
Sağlık raporunda örneğin;
“3 ay süreyle başkasının bakımına ihtiyaç duyar.”
şeklinde tespit bulunması hâlinde geçici bakıcı gideri gündeme gelir.
Çocukta ağır ve kalıcı engellilik meydana gelmişse ömür boyu bakım ihtiyacı da söz konusu olabilir.
UYAP’ta yayımlanan Yargıtay uygulamasında bakıcı giderlerinin trafik kazasından kaynaklanan bedensel zararlar kapsamında değerlendirildiği; geçici ve sürekli bakım ihtiyacının tazminat hesabına konu edilebildiği görülmektedir.
“Çocuğa Annesi Baktı, Bakıcı Tutulmadı” Denilerek Talep Reddedilebilir mi?
Bakım ihtiyacı ile fiilen profesyonel bakıcı tutulması birbirinden farklı hususlardır.
Çocuğun gerçekten başkasının bakımına muhtaç olduğu tıbben tespit edilmişse bu bakımın anne, baba veya başka bir aile ferdi tarafından karşılanmış olması, bakım hizmetinin ekonomik değerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Ancak bakım süresi ve bakımın yoğunluğu mutlaka somut tıbbi durumla uyumlu olmalıdır.
Bakıcı giderinin hesaplanmasında Yargıtay uygulamasına yansıyan dosyalarda asgari ücretin esas alındığı görülmekte; bazı karar ve bilirkişi uygulamalarında bakımın niteliğine göre brüt asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmaktadır.
Örneğin 4 aylık tam zamanlı bakım ihtiyacı bulunan çocuk bakımından hesap ile yalnızca günde birkaç saat refakat ihtiyacı bulunan çocuk bakımından yapılacak hesap aynı olmayabilir.
Sürekli Bakıcı Gideri Çok Yüksek Tazminat Doğurabilir
Çocukta ağır beyin hasarı, omurilik yaralanması veya ileri derecede nörolojik zarar meydana geldiğini düşünelim.
Çocuk hayatı boyunca;
- yemek,
- kişisel temizlik,
- hareket,
- ilaç kullanımı,
- günlük ihtiyaçlar
bakımından başka bir kişinin yardımına muhtaç kalabilir.
Bu durumda bakıcı gideri yalnızca birkaç aylık bir masraf değildir.
Çocuğun beklenen yaşam süresine göre gelecekteki bakım ihtiyacının aktüeryal karşılığı hesaplanabilir.
Bu nedenle ağır yaralanmalı çocuk dosyalarında bazen bakıcı gideri, sürekli iş göremezlik tazminatından dahi daha yüksek bir zarar kalemi hâline gelebilir.
Bakım ihtiyacının süresi ve derecesinin sağlık kurulu raporunda açıkça belirlenmesi bu sebeple kritik önemdedir.
Tedavi Giderlerini Kim Karşılar?
Trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmetlerinin önemli bir bölümü KTK m.98 kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmaktadır. Kanun, trafik kazası nedeniyle üniversite hastaneleri ile diğer sağlık kuruluşlarında verilen sağlık hizmetlerinin bedellerine ilişkin özel bir sistem düzenlemektedir.
Ancak trafik kazasında oluşan bütün ekonomik giderlerin SGK tarafından karşılandığını düşünmek doğru değildir.
Yargıtay uygulamasına yansıyan dosyalarda;
- bakıcı gideri,
- tedaviye ilişkin yol giderleri,
- SGK tarafından karşılanmayan bazı tedavi giderleri
6111 sayılı Kanun kapsamındaki SGK sağlık hizmet giderlerinden ayrı değerlendirilmiştir.
Dolayısıyla çocuğun tedavisi sırasında yapılan her harcama kaleminin kimden talep edileceği ayrıca incelenmelidir.
Fatura Yoksa Tedaviye Bağlı Hiçbir Masraf İstenemez mi?
Her durumda böyle bir sonuç çıkmaz.
Trafik kazası sonrasında aile;
taksi,
özel araç,
şehirlerarası ulaşım,
pansuman,
medikal ürün,
refakat,
fizik tedaviye erişim
gibi çeşitli zorunlu giderlere katlanabilir.
Bazı giderlerin tamamının faturaya bağlanamamış olması mümkündür.
Yargıtay uygulamasında belgeye dayanmayan bazı tedaviye bağlı giderlerin de gerekli ve olayla uyumlu olması hâlinde uzman bilirkişi marifetiyle değerlendirilmesine ilişkin yaklaşım bulunmaktadır.
Bununla birlikte mümkün olan her giderin fatura, fiş, banka kaydı veya başka belgeyle ispatlanması tazminat talebini önemli ölçüde güçlendirir.
Gelecekte Yapılacak Ameliyat ve Protez Giderleri İstenebilir mi?
Çocuğun kaza nedeniyle ilerleyen yıllarda;
- tekrar ameliyat olması,
- protez kullanması,
- protezin belirli aralıklarla değiştirilmesi,
- fizik tedavi görmesi,
- ortopedik cihaz kullanması,
- rehabilitasyon hizmeti alması
gerekiyorsa bu gelecekteki giderler de bedensel zararın ekonomik sonucunu oluşturabilir.
TBK m.54 tedavi giderlerini bedensel zarar kapsamında düzenlemektedir.
Ancak gelecekteki giderin varsayımsal değil tıbben öngörülebilir olması gerekir.
Örneğin uzman raporunda;
“Çocuğun büyüme süreci nedeniyle protezin ortalama beş yılda bir yenilenmesi gerekir.”
şeklinde bir değerlendirme varsa gelecekteki protez giderlerinin bugünkü değerinin hesaplanması gündeme gelebilir.
Estetik İz ve Yüz Yaralanmaları Tazminata Etki Eder mi?
Evet.
Örneğin 12 yaşındaki bir çocuğun yüzünde trafik kazası sonucunda belirgin ve kalıcı bir iz kaldığını düşünelim.
Bu iz her zaman yüksek bir çalışma gücü kaybı oranına yol açmayabilir.
Ancak ileride çocuğun;
meslek seçimini,
sosyal hayatını,
psikolojik durumunu,
ekonomik geleceğini
etkileyebilir.
Bu nedenle kalıcı estetik zarar yalnızca maluliyet yüzdesine indirgenmemelidir.
TBK m.54’te ekonomik geleceğin sarsılması ayrıca düzenlenirken, TBK m.56 bedensel bütünlüğün zedelenmesi nedeniyle manevi tazminata da imkân vermektedir.
Psikolojik Zararlar da Dikkate Alınabilir mi?
Trafik kazaları çocuklarda yalnızca fiziksel yaralanmaya yol açmayabilir.
Özellikle ağır kazalardan sonra;
- travma sonrası stres,
- araç korkusu,
- uyku bozukluğu,
- yoğun kaygı,
- okul başarısında düşüş,
- sosyal geri çekilme
gibi sorunlar gelişebilir.
Bu durumların kalıcı bir psikiyatrik rahatsızlığa dönüşmesi hâlinde tıbbi olarak belgelenmesi önem taşır.
Kalıcı psikiyatrik sekellerin bedensel zarar değerlendirmesine etkisi sağlık kurulu tarafından incelenebilir; ayrıca çocuğun yaşadığı acı ve psikolojik etkiler manevi tazminat miktarının belirlenmesinde dikkate alınabilir. TBK m.56, bedensel bütünlüğü zedelenen kişiye olayın özelliklerine göre uygun manevi tazminat verilmesini düzenlemektedir.
Çocuk İçin Manevi Tazminat Nasıl Belirlenir?
Manevi tazminatın maddi tazminat gibi matematiksel bir formülü bulunmamaktadır.
Mahkeme;
- çocuğun yaşını,
- yaralanmanın ağırlığını,
- ameliyat sayısını,
- hastanede kalma süresini,
- kalıcı sakatlık bulunup bulunmadığını,
- yaşam kalitesindeki değişimi,
- olayın meydana geliş biçimini,
- tarafların kusur durumunu
birlikte değerlendirebilir.
TBK m.56 uyarınca bedensel bütünlüğü zedelenen kişinin kendisi lehine uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilebilir.
Dolayısıyla çocuğun çalışmıyor olması manevi tazminat bakımından hiçbir önem taşımaz.
Anne ve Baba da Manevi Tazminat İsteyebilir mi?
Ağır bedensel zarar hâlinde mümkündür.
TBK m.56’nın ikinci fıkrası, ağır bedensel zarar durumunda zarar görenin yakınları lehine de uygun miktarda manevi tazminata hükmedilebileceğini açıkça düzenlemektedir.
Örneğin çocuk;
kalıcı şekilde yatağa bağımlı kalmış,
ağır beyin hasarı yaşamış,
uzuv kaybetmiş
veya hayat boyu bakım gerektirecek düzeyde yaralanmışsa anne ve babanın da yaşadığı ağır manevi zarar ayrıca değerlendirilebilir.
Ancak her basit yaralanmada anne ve babaya otomatik olarak ayrı manevi tazminat verilmesi söz konusu değildir. Kanun yakınların talebini ağır bedensel zarar hâli bakımından düzenlemektedir.
Manevi Tazminatı Trafik Sigorta Şirketi Öder mi?
Kural olarak zorunlu trafik sigortası manevi tazminatı karşılamaz.
KTK m.92 kapsamında manevi tazminata ilişkin talepler zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı dışında düzenlenmiştir.
Bu nedenle çocuğun maddi bedensel zararları için kusurlu aracın zorunlu trafik sigortacısına başvurulabilirken manevi tazminat bakımından sürücü, işleten ve somut olayda sorumlu diğer kişilere yönelinmesi gerekir.
Varsa ayrıca ihtiyari mali mesuliyet veya başka bir sigorta teminatının manevi tazminatı kapsayıp kapsamadığı poliçe özelinde incelenmelidir.
Maddi Tazminattan Kimler Sorumludur?
Trafik kazasında sorumluluk yalnızca aracı kullanan sürücüyle sınırlı olmayabilir.
Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesi motorlu aracın işletilmesi nedeniyle meydana gelen zararlarda işletenin hukuki sorumluluğunu düzenlemektedir.
Somut olayın özelliklerine göre;
- kusurlu sürücü,
- araç işleteni/tescil maliki,
- aracın bağlı olduğu teşebbüs sahibi,
- zorunlu trafik sigortacısı
yönünden sorumluluk değerlendirilebilir.
Sigorta şirketinin sorumluluğu poliçenin kapsamı ve teminat limiti çerçevesindedir.
Çocuk Yolcuysa Tazminat Hakkı Var mıdır?
Evet.
Çocuğun kazaya karışan araçlardan birinde yolcu olması, kendi başına tazminat hakkını ortadan kaldırmaz.
Örneğin çocuk anne veya babasının kullandığı otomobilde yolcuyken başka bir araçla çarpışma sonucunda yaralanmış olabilir.
Bu durumda kazaya sebep olan araç veya araçların kusur oranlarına göre sorumluluk değerlendirilir.
Çocuğun sürücü olmaması, zararın kendi bedensel bütünlüğünde meydana geldiği gerçeğini değiştirmez.
Çocuk Yaya Olarak Kazaya Karıştıysa Kusur Nasıl Değerlendirilir?
Çocuğun yaya olması hâlinde kaza oluşumu ayrıca teknik olarak incelenmelidir.
Örneğin;
çocuğun yaya geçidinden geçmesi,
aniden yola çıkması,
sürücünün hızı,
fren mesafesi,
görüş açıklığı,
yerleşim bölgesi olması,
okul veya oyun alanına yakınlık
gibi hususlar değerlendirilir.
Yargıtay ceza uygulamasında da kısa mesafeden aniden yola çıkan çocuk karşısında sürücünün mevcut koşullarda kazayı önleme imkânının bulunup bulunmadığı somut teknik verilerle incelenmektedir.
Bu nedenle;
“Çocuk yola çıktıysa kesin kusurludur.”
veya
“Çocuk olduğu için hiçbir şekilde kusur verilemez.”
şeklinde peşin bir değerlendirme yapılmamalıdır.
Kaza oluşumu teknik bilirkişi incelemesiyle belirlenmelidir.
Kusur Oranı Tazminatı Nasıl Etkiler?
Trafik kazasındaki kusur oranı maddi tazminat hesabının temel unsurlarındandır.
Örneğin hesaplanan toplam maddi zarar:
1.500.000 TL
ve karşı tarafın hukuki sorumluluk oranı:
%80
ise başlangıç itibarıyla:
1.500.000 TL × %80 = 1.200.000 TL
sorumluluk gündeme gelebilir.
Ancak burada sigorta teminat limitleri, yapılan önceki ödemeler ve diğer mahsup/indirim unsurları ayrıca değerlendirilir.
TBK m.52 de zarar görenin zararın doğmasına veya artmasına etkisinin bulunması hâlinde tazminatta indirim yapılabilmesine imkân tanımaktadır.
Emniyet Kemeri veya Çocuk Koltuğu Kullanılmaması Tazminatı Etkileyebilir mi?
Somut olayda zararın ağırlaşmasına neden olduğu teknik olarak ortaya konulabiliyorsa müterafik kusur tartışması gündeme gelebilir.
Örneğin çok küçük bir çocuğun araç içerisinde mevzuata uygun çocuk bağlama sistemi kullanılmadan seyahat ettirilmesi ve yaralanmanın bu nedenle ağırlaşması hâlinde zarar artışının tazminat hesabına etkisi tartışılabilir.
2025 yılında kamuoyuna yansıyan bir Yargıtay 4. Hukuk Dairesi kararında da bir yaşındaki çocuğun araçta çocuk bağlama sistemi kullanılmadan taşınmasının zararın artmasına etkisi müterafik kusur çerçevesinde değerlendirilmiştir.
Ancak bu tür olaylarda çocuğun yaşı, güvenlik önlemini alma yükümlülüğünün kimde olduğu ve koruyucu sistem kullanılmış olsaydı yaralanmanın aynı şekilde meydana gelip gelmeyeceği teknik olarak araştırılmalıdır.
Otomatik ve soyut indirim yapılması yerine zarar artışıyla davranış arasındaki illiyet bağı incelenmelidir.
Tazminattan SGK Ödemeleri Düşülür mü?
Her SGK veya sosyal güvenlik ödemesi otomatik biçimde tazminattan düşülmez.
TBK m.55 açık biçimde kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemelerin bedensel zarar hesabından indirilemeyeceğini düzenlemektedir.
Bu nedenle çocuğa veya ailesine yapılan ödeme bakımından;
- ödemenin hukuki niteliği,
- rücuya tabi olup olmadığı,
- hangi zarar kalemi için yapıldığı
tespit edilmelidir.
Aynı zarar iki defa tazmin edilemez; ancak zarar kaleminden hukuken indirilemeyecek sosyal yardım veya ödeme de sırf alınmış olması nedeniyle tazminatı azaltmaz.
Sigorta Şirketinin Daha Önce Yaptığı Ödeme Nasıl Değerlendirilir?
Sigorta şirketi dava veya tahkimden önce örneğin 300.000 TL sürekli sakatlık tazminatı ödemiş olabilir.
Daha sonra gerçek zararın 900.000 TL olduğu belirlenirse önceki ödeme yok sayılmaz.
Ödemenin hukuki niteliği ve ödeme tarihi dikkate alınarak bakiye zarar hesaplanır.
Ancak sigorta şirketinin yaptığı ödeme gerçek zararı tam olarak karşılamıyorsa;
“Ödeme yapıldı, dosya kapanmıştır.”
denilerek çocuğun bakiye zararının ortadan kalktığı kabul edilmez.
Özellikle çocuk adına imzalanmış ibra veya sulh belgelerinde temsil yetkisi, belgenin kapsamı ve çocuğun menfaatinin korunması ayrıca dikkatle incelenmelidir.
Örnek Üzerinden Çocuk Tazminatı Nasıl Düşünülmelidir?
10 yaşındaki bir çocuğun yaya geçidinde otomobil çarpması sonucunda ağır şekilde yaralandığını düşünelim.
Sağlık kurulu değerlendirmesinde;
sürekli bedensel zarar oranı: %20
iyileşme süresi: 9 ay
bakıcı ihtiyacı: 4 ay
olarak belirlensin.
Karşı araç sürücüsü de %100 kusurlu olsun.
Bu durumda tazminat dosyasında yalnızca;
“Çocuk 10 yaşında, aylık geliri sıfırdır.”
şeklinde hesap yapılamaz.
Öncelikle gelecekte gelir elde etmeye başlayacağı dönemden itibaren %20 sürekli güç kaybının ekonomik karşılığı aktüeryal olarak hesaplanmalıdır.
Ardından dört aylık bakıcı ihtiyacı için ayrı zarar hesabı yapılmalıdır.
SGK tarafından karşılanmamış ve gerekli olduğu ispatlanabilen tedavi, yol, rehabilitasyon ve benzeri giderler ayrıca değerlendirilmelidir.
Çocuğun yaşadığı acı, tedavi süreci, ameliyatlar ve kalıcı sakatlık nedeniyle manevi tazminat gündeme gelir.
Bedensel zarar ağır nitelikteyse anne ve babanın da TBK m.56 kapsamında manevi tazminat talep hakkı ayrıca değerlendirilir.
Basit Bir Matematik Formülüyle Çocuk Tazminatı Hesaplanabilir mi?
Hayır.
İnternette;
“Yaş × maaş × maluliyet oranı”
gibi basit hesaplama araçları yaklaşık fikir verebilir ancak gerçek dava veya tahkim hesabının yerine geçmez.
Çünkü çocuk tazminatında;
- gelecekte çalışmaya başlama yaşı,
- muhtemel eğitim süresi,
- gelir seviyesi,
- sürekli sakatlık oranı,
- yaşam tablosu,
- aktif ve pasif dönem,
- kusur,
- önceki ödemeler
birlikte değerlendirilmelidir.
Yargıtayın son dönem uygulamasının yansıdığı UYAP kararlarında TRH-2010 yaşam tablosu ile progresif rant yöntemi üzerinden aktüeryal hesaplamalar yapılmaktadır.
Dolayısıyla internet üzerinden çıkan yaklaşık rakamların doğrudan “alınacak kesin tazminat” olarak kabul edilmesi sağlıklı değildir.
Çocuğun Tazminatı Anne ve Babanın Tazminatı mıdır?
Çocuğun kendi bedensel zararından doğan sürekli sakatlık, bakım ve manevi tazminat talepleri esas olarak çocuğun şahsında doğan haklardır.
Çocuk ergin olmadığı için hukuki süreç çoğu durumda yasal temsilcileri aracılığıyla yürütülür.
Bu ayrım özellikle sigorta şirketinin ödeme yaptığı veya sulh/ibra önerdiği durumlarda önemlidir.
Çocuğa ait tazminat;
“Ailenin trafik kazası parası”
olarak görülmemeli, çocuğun gelecekteki yaşam ve çalışma kapasitesindeki kaybın karşılığı olarak değerlendirilmelidir.
Çocuğun Yaralanması Hâlinde Hangi Belgeler Toplanmalıdır?
Bu tür dosyalarda yalnızca kaza tutanağı yeterli değildir.
Özellikle şu belgelerin mümkün olduğunca korunması gerekir:
- trafik kazası tespit tutanağı,
- polis veya jandarma olay kayıtları,
- kamera görüntüleri,
- kusur raporları,
- çocuğun bütün hastane kayıtları,
- epikrizler,
- ameliyat raporları,
- radyolojik görüntüler,
- fizik tedavi belgeleri,
- reçeteler,
- rehabilitasyon belgeleri,
- psikiyatri veya psikoloji kayıtları,
- bakıcı ihtiyacını gösteren sağlık raporu,
- protez ve medikal cihaz belgeleri,
- tedavi ve ulaşım faturaları,
- okul devamsızlık kayıtları,
- sınıf tekrarı veya eğitim kaybını gösteren belgeler,
- ileri yaştaki çocuklar için eğitim ve mesleki başarı belgeleri,
- sigorta şirketiyle yapılan bütün yazışmalar ve ödemeler.
Özellikle gelecekteki meslek gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğu ileri sürülecekse eğitim ve mesleki geleceği gösteren somut belgeler büyük önem taşır. Yargıtay da öğrencilerin gelecekteki mesleki gelirinin belirlenmesinde eğitim durumu ve emsal meslek gelirlerinin araştırılmasına önem vermektedir.
Sigorta Şirketine Başvuru Yapılabilir mi?
Çocuğun yaralandığı kazada karşı aracın zorunlu trafik sigortacısının sorumluluğu bulunuyorsa maddi bedensel zararlar bakımından sigorta şirketine başvurulabilir.
Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi kapsamında sigorta şirketine karşı dava veya tahkim yoluna gidilmeden önce yazılı başvuru yapılması önem taşımaktadır. Kanunda öngörülen süreç tamamlandıktan sonra şartları varsa Sigorta Tahkim Komisyonu veya mahkeme yolu kullanılabilir.
Çocukların sürekli sakatlık dosyalarında sigorta başvurusunun yalnızca;
“yaralanma oldu, ödeme yapın”
şeklinde yapılması yerine sağlık raporları ve zarar kalemlerinin mümkün olduğunca ayrıntılı sunulması daha sağlıklıdır.
Sigorta Tahkim Komisyonuna Çocuk Adına Başvurulabilir mi?
Zorunlu trafik sigortasından kaynaklanan sürekli sakatlık ve diğer teminat kapsamındaki maddi zararlar bakımından şartları oluştuğunda Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapılabilir.
Çocuk ergin olmadığı için başvurunun yasal temsil çerçevesinde gerçekleştirilmesi gerekir.
Özellikle sürekli sakatlık oranı, aktüeryal hesap, bakıcı ihtiyacı ve kusur yönünden tahkim dosyalarında bilirkişi incelemesi gündeme gelebilir.
Manevi tazminat ise zorunlu trafik sigortasının kapsamı dışında olduğundan bu talebin ayrıca sorumlu kişilere yöneltilmesi gerekir.
Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?
Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesine göre motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıl içerisinde zamanaşımına uğrar.
Kaza aynı zamanda ceza kanununa göre daha uzun zamanaşımı süresine tabi bir suç oluşturuyorsa KTK m.109’un devamındaki uzamış zamanaşımı düzenlemesi ayrıca değerlendirilmelidir.
Çocuğun küçük olması nedeniyle;
“Nasıl olsa 18 yaşına geldiğinde dava açarız.”
şeklinde hareket edilmemelidir.
Somut dosyada zamanaşımı ve temsil hükümlerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Çocuk Tazminatı Hesabında En Sık Yapılan Hatalar
Çocukların trafik kazasında yaralanmasına ilişkin dosyalarda en önemli hata, çocuğun çalışmıyor olması nedeniyle sürekli sakatlık tazminatı bulunmadığının düşünülmesidir.
İkinci önemli hata, herhangi bir engelli raporunun doğrudan tazminat hesabında kullanılabileceğinin varsayılmasıdır. Maluliyet değerlendirmesinin kaza tarihi ve uygulanması gereken mevzuata uygun olması gerekir.
Üçüncü hata, çocuğun gelecekte yapacağı mesleğin hiçbir objektif delil olmadan yüksek gelirli bir meslek olarak kabul edilmesidir.
Bunun tam tersi biçimde, üniversite veya meslek öğrencisi olup kariyeri somutlaşmış bir genç bakımından hiçbir araştırma yapılmadan yalnızca asgari ücret kullanılması da hatalı sonuç doğurabilir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/10782 E., 2019/5242 K. sayılı kararı bu konuda emsal niteliktedir.
Bir başka hata bakıcı giderinin unutulmasıdır. Özellikle ağır yaralanmalı çocuklarda birkaç aylık veya ömür boyu bakım gideri son derece önemli bir zarar kalemi olabilir.
Son olarak maddi ve manevi tazminat taleplerinin aynı muhataba yöneltilebileceğinin düşünülmesi de yanlıştır. Zorunlu trafik sigortasında manevi tazminat teminat dışında olduğundan sorumluların ve talep kalemlerinin ayrı ayrı belirlenmesi gerekir.
Sonuç: Çocuk Çalışmıyor Diye Tazminat Hakkı Ortadan Kalkmaz
Trafik kazasında yaralanan çocuğun tazminatı hesaplanırken yalnızca bugünkü gelir durumuna bakılması doğru değildir.
Çocuğun bugün maaş almıyor olması, kazanın onun gelecekteki çalışma ve yaşam kapasitesinde meydana getirdiği ekonomik kaybı ortadan kaldırmaz.
Türk Borçlar Kanunu m.54; tedavi giderlerini, kazanç kaybını, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıpları ve ekonomik geleceğin sarsılmasını ayrı ayrı bedensel zarar kalemleri olarak kabul etmektedir.
Bu nedenle çocukta kalıcı sakatlık oluşmuşsa gelecekteki çalışma gücü kaybı aktüeryal olarak değerlendirilmelidir.
Henüz mesleki geleceği belirlenmemiş küçük çocuklarda objektif gelir verileri kullanılırken; belirli bir eğitim veya meslek yolunda ilerleyen gençlerde gelecekte elde edilebilecek meslek gelirinin somut delillerle araştırılması mümkündür. Yargıtay da öğrencilik ve gelecekteki meslek gelirinin tazminat hesabında gerektiğinde araştırılması gerektiğini kabul etmektedir.
Bunun yanında çocuğun geçici veya sürekli bakıma ihtiyaç duyması hâlinde bakıcı gideri, SGK tarafından karşılanmayan gerekli giderler bakımından tedavi ve rehabilitasyon zararları, kalıcı yaralanmanın gelecekteki ekonomik etkileri bakımından ekonomik geleceğin sarsılması tazminatı ayrıca değerlendirilmelidir.
Çocuğun yaşadığı fiziksel ve psikolojik acılar nedeniyle manevi tazminat talep edilebilir. Bedensel zararın ağır olması hâlinde anne ve baba gibi yakınların da ayrıca manevi tazminat talep etmesi mümkündür.
Sonuç olarak çocukların trafik kazasında yaralanmasına ilişkin dosyalarda doğru soru;
“Çocuk şu anda ne kadar para kazanıyordu?”
değil;
“Bu kaza çocuğun önündeki 50-60 yıllık yaşamında çalışma, eğitim, meslek, günlük yaşam ve bağımsız hareket etme kapasitesini ne ölçüde azalttı ve bunun ekonomik karşılığı nedir?”
sorusudur.
Özellikle kalıcı sakatlığın bulunduğu çocuk kazalarında tazminat hesabı; çocuğun yaşı, doğru sağlık kurulu raporu, sürekli bedensel zarar oranı, eğitim ve mesleki gelecek ihtimali, bakım ihtiyacı, aktüeryal yaşam süresi, kusur oranı ve yapılan önceki ödemeler birlikte değerlendirilerek yapılmalıdır.
Çocukluk döneminde meydana gelen birkaç saniyelik bir trafik kazasının ekonomik ve kişisel etkisi bütün bir yaşam boyunca devam edebileceğinden, bu dosyalarda yalnızca bugünkü tedavi masraflarına değil çocuğun gelecekte kaybettiği yaşam ve çalışma kapasitesinin tamamına odaklanılması gerekir.