Hukuk Makaleleri

Kazadan Sonra Aylarca Çalışamadınız: Trafik Kazası Sonrası Geçici İş Göremezlik Tazminatı Alınabilir mi?

Kazadan Sonra Aylarca Çalışamadınız: Trafik Kazası Sonrası Geçici İş Göremezlik Tazminatı Alınabilir mi?

Sabah işe gitmek üzere otomobiliyle yola çıkan bir kişinin başka bir aracın kırmızı ışık ihlali nedeniyle meydana gelen trafik kazasında bacağının kırıldığını düşünelim. Yaralanan kişi ameliyat olmuş, birkaç gün hastanede kalmış ve doktorlar üç ay boyunca çalışmasının mümkün olmadığını belirtmiş olsun.

Kazadan önce aylık 60.000 TL gelir elde eden bu kişi üç ay boyunca işine gidememiş ve gelirinin önemli bir bölümünü kaybetmiş olabilir.

Bu durumda çoğu kişinin ilk olarak düşündüğü zararlar hastane masrafları, ilaç giderleri veya araç hasarıdır. Oysa trafik kazasının ekonomik sonucu bunlardan ibaret değildir.

Kazadan önce çalışarak gelir elde eden bir kişinin yaralanma nedeniyle belirli bir süre çalışma gücünü kaybetmesi, ayrıca bir malvarlığı zararına yol açabilir.

Bu zarar hukuk uygulamasında geçici iş göremezlik zararı veya geçici iş göremezlik tazminatı olarak ifade edilmektedir.

2026 yılında trafik sigortası bakımından bu konuda önemli bir değişiklik de yapılmıştır. SEDDK’nın 12 Haziran 2026 tarihli düzenlemesiyle, yargı kararlarıyla uyum sağlanması amacıyla geçici iş göremezlik tazminatının da sürekli iş göremezlik tazminatıyla birlikte sakatlanma teminatından karşılanması öngörülmüştür.

Dolayısıyla artık “geçici iş göremezlik yalnızca SGK’nın sorumluluğundadır, trafik sigortasından hiçbir şekilde talep edilemez” şeklindeki genel bir yaklaşım güncel düzenleme bakımından doğru değildir.

Ancak geçici iş göremezlik tazminatının miktarı ve kimden talep edilebileceği; yaralanmanın niteliği, tıbbi iyileşme süresi, kişinin gerçek geliri, kusur oranı, SGK tarafından yapılan ödemeler ve trafik sigortası teminatı birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.

Trafik Kazasında Geçici İş Göremezlik Nedir?

Geçici iş göremezlik, kişinin trafik kazasında meydana gelen yaralanması nedeniyle belirli bir iyileşme döneminde mesleğini veya günlük gelir getirici faaliyetini kısmen ya da tamamen yerine getirememesi durumudur.

Burada kalıcı bir sakatlığın bulunması zorunlu değildir.

Örneğin kişinin bacağı kırılmış ve dört ay sonra tamamen iyileşmiş olabilir.

Kalıcı engel oranı:

%0

olarak belirlenmesine rağmen kişi dört ay boyunca çalışamamış olabilir.

İşte bu dört aylık dönem bakımından geçici iş göremezlik zararı gündeme gelebilir.

Dolayısıyla:

“Kalıcı maluliyetim yok, tazminat alamam.”

şeklindeki düşünce her zaman doğru değildir.

Kalıcı sakatlık bulunmasa bile iyileşme dönemindeki çalışma gücü kaybı ayrı bir zarar oluşturabilir.

Geçici İş Göremezlik ile Sürekli İş Göremezlik Aynı Şey midir?

Hayır.

Bu iki zarar kalemi mutlaka birbirinden ayrılmalıdır.

Geçici iş göremezlik, kişinin kaza sonrasında iyileşene kadar geçen dönemde çalışma gücünün azalmasını veya tamamen ortadan kalkmasını ifade eder.

Sürekli iş göremezlik ise tedavi tamamlandıktan sonra kişinin beden bütünlüğündeki kalıcı kayıp nedeniyle gelecekte uğrayacağı ekonomik zararı ifade eder.

Örneğin kazada sağ kolundan yaralanan bir kişinin:

6 ay boyunca tamamen çalışamadığını,

6 ay sonunda tedavisinin tamamlandığını,

ancak kalıcı olarak %15 oranında çalışma gücü kaybı bulunduğunu

varsayalım.

Bu olayda iki ayrı dönem bulunmaktadır.

İlk altı aylık dönem bakımından:

geçici iş göremezlik

tedavi sonrasındaki gelecek dönem bakımından ise:

sürekli iş göremezlik

tazminatı gündeme gelebilir.

Nitekim güncel trafik sigortası sisteminde sürekli sakatlık hesabının varsa geçici iş göremezlik döneminin sona erdiği tarihten sonraki dönem için yapılması öngörülmektedir.

Geçici İş Göremezlik Tazminatı İçin Kalıcı Maluliyet Raporu Gerekir mi?

Geçici iş göremezlik talebi bakımından esas mesele kişinin hangi süre boyunca çalışamayacak durumda olduğunun tıbben belirlenmesidir.

Dolayısıyla kişinin tedavi sonunda kalıcı engel oranının bulunmaması geçici iş göremezlik döneminin yok sayılması anlamına gelmez.

Örneğin trafik kazasında:

kaburga kırığı,

bacak kırığı,

omuz kırığı,

bağ yaralanması,

ameliyat gerektiren ortopedik yaralanma

meydana gelmiş ve kişi üç ay sonra tamamen iyileşmiş olabilir.

Kalıcı engel:

%0

olabilir.

Ancak doktor raporları ve adli tıp değerlendirmesi kişinin üç ay boyunca mesleğini yapamayacağını gösteriyorsa üç aylık dönem ayrıca ekonomik zarar hesabına konu olabilir.

“Doktor Bana 30 Gün Rapor Verdi” Demek Yeterli midir?

Her zaman değil.

Hastane veya aile hekiminden alınan istirahat raporu önemli bir delildir. Ancak tazminat hukukundaki geçici iş göremezlik süresi ile SGK veya iş mevzuatı kapsamında verilen istirahat süresi birebir aynı kavram olmayabilir.

Tazminat dosyasında kişinin yaralanmasının türüne göre;

hastane kayıtları,

epikrizler,

ameliyat belgeleri,

kontrol muayeneleri,

fizik tedavi kayıtları,

istirahat raporları

birlikte değerlendirilir.

Uyuşmazlık mahkemeye veya Sigorta Tahkim Komisyonuna taşındığında kişinin gerçek tıbbi iyileşme süresinin uzman raporuyla belirlenmesi mümkündür.

Bu nedenle yalnızca tek bir rapordaki gün sayısından hareket edilerek hesap yapılması doğru olmayabilir.

Örneğin Bacağı Kırılan Bir Kişinin Geçici İş Göremezlik Süresi Nasıl Belirlenir?

Her kırık için sabit bir üç ay, altı ay veya dokuz aylık süre bulunmamaktadır.

Kırığın yeri ve ağırlığı, ameliyat yapılıp yapılmadığı, implant kullanımı, kişinin yaşı, komplikasyonlar, fizik tedavi ihtiyacı ve yaptığı meslek birlikte değerlendirilir.

Örneğin masa başında çalışan bir kişi ile gün boyunca ağır yük kaldırması gereken bir inşaat çalışanının aynı ortopedik yaralanmadan sonra mesleğe dönüş sürelerinin farklılaşması mümkündür.

Bu nedenle doğru soru:

“Bu yaralanmanın iyileşmesi kaç gün sürer?”

sorusuyla sınırlı değildir.

Ayrıca:

“Bu kişi mevcut yaralanmasıyla kendi mesleğini hangi tarihten itibaren yeniden yapabilecek durumdaydı?”

sorusuna da cevap verilmelidir.

Geçici İş Göremezlik Tazminatını Kim Öder?

Trafik kazasında bir başkasının kusuruyla yaralanan kişinin zararından öncelikle kazaya sebep olan aracın işleteni ve hukuki şartları varsa kusurlu sürücüsü sorumludur.

Bunun yanında kusurlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu da trafik sigortasının kapsamı ve teminat limitleri çerçevesinde gündeme gelir.

2026 yılında bu konuda özellikle önemli bir değişiklik yapılmıştır.

SEDDK’nın 12 Haziran 2026 tarihli resmi açıklamasında, trafik sigortası genel şartlarında yapılan değişiklik sonucunda sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatlarının sakatlanma teminatından karşılanmasının sağlandığı açıkça belirtilmiştir.

Bu nedenle güncel bir trafik kazası dosyasında geçici iş göremezlik talebi değerlendirilirken kusurlu araç sürücüsü ve işleteninin yanı sıra trafik sigortacısının sorumluluğu da mutlaka incelenmelidir.

Bununla birlikte kazanın ve poliçenin tarihine göre uygulanacak mevzuat ayrıca kontrol edilmelidir.

Eski Uygulamada Neden Tartışma Vardı?

Geçici iş göremezlik tazminatı trafik sigortası bakımından uzun süre önemli bir hukuki tartışma alanı oluşturmuştur.

Önceki trafik sigortası genel şartlarında, trafik kazası nedeniyle tedavi süresinde çalışma gücünün azalmasına bağlı bazı zararlar sağlık gideri teminatı içerisinde değerlendirilmekte ve sağlık giderleri bakımından KTK m.98 gereğince SGK’nın sorumluluğuna atıf yapılmaktaydı. SEDDK’nın önceki konsolide genel şart metninde bu yaklaşım açık şekilde görülmektedir.

Bu düzenleme nedeniyle sigorta şirketleri birçok dosyada:

“Geçici iş göremezlik sağlık gideri kapsamındadır ve SGK sorumluluğundadır.”

savunmasını yapmaktaydı.

Bu konu yıllar boyunca mahkemeler, Sigorta Tahkim Komisyonu, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi önünde uyuşmazlıklara konu olmuştur. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda da trafik sigortası kapsamında geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinin karşılanmasına ilişkin uyuşmazlıkların incelendiği görülmektedir.

12 Haziran 2026 tarihli değişiklik ise bu tartışma bakımından son derece önemlidir. Güncel sistemde geçici iş göremezlik tazminatının sakatlanma teminatından karşılanması öngörülmüştür.

2026 Yılında Trafik Sigortasının Sakatlanma Teminat Limiti Ne Kadardır?

SEDDK tarafından yayımlanan 01.01.2026-31.12.2026 dönemi zorunlu trafik sigortası teminat limitlerinde sakatlanma ve ölüm teminatı, ilgili araç gruplarında kişi başına 3.600.000 TL olarak belirlenmiştir. Kaza başına limit ise araç grubuna göre değişmektedir.

Ancak burada önemli bir nokta vardır.

Bu limit:

“Geçici iş göremezlik için ayrıca 3.600.000 TL”

anlamına gelmez.

Geçici ve sürekli iş göremezlik zararlarının aynı bedeni zarar dosyası kapsamında ilgili sakatlanma teminatı içerisinde değerlendirilmesi söz konusudur.

Dolayısıyla ağır yaralanmalı bir kazada geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik ve somut olayın diğer bedeni zarar kalemlerinin poliçe limitine etkisi birlikte incelenmelidir.

Kusur Oranı Tazminatı Etkiler mi?

Evet.

Trafik kazasında yaralanan kişinin de kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunması, kendisine ödenecek tazminatı etkileyebilir.

Örneğin kişinin geçici iş göremezlik nedeniyle gerçek ekonomik zararının:

180.000 TL

olduğu belirlenmiş olsun.

Karşı araç:

%80 kusurlu

yaralanan kişi:

%20 kusurlu

ise karşı taraftan talep edilebilecek tutar, diğer koşullar saklı olmak üzere:

180.000 TL × %80 = 144.000 TL

seviyesinde olacaktır.

Zorunlu trafik sigortası genel şartlarında da hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri teminat dışında tutulmaktadır.

Bu nedenle geçici iş göremezlik hesabında yalnızca sağlık raporuna ve gelire değil, trafik kazasındaki kusur oranına da bakılmalıdır.

Yolcu Olarak Yaralanan Kişi de Geçici İş Göremezlik Tazminatı İsteyebilir mi?

Evet.

Tazminat hakkı yalnızca araç sürücüsüne ait değildir.

Taksi yolcusu, arkadaşının aracında bulunan yolcu, servis aracı yolcusu veya otobüste bulunan kişi trafik kazasında yaralanarak çalışma gücünü geçici olarak kaybetmişse şartları mevcut olduğu ölçüde tazminat talep edebilir.

Yargıtay önüne gelen uyuşmazlıklarda da araçta yolcu olarak bulunurken yaralanan kişilerin geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinin incelendiği görülmektedir.

Yolcunun kusur durumu ise ayrıca değerlendirilir.

Örneğin emniyet kemeri kullanılmamasının yaralanmanın ağırlaşmasına etkisi bulunuyorsa müterafik kusur tartışması ortaya çıkabilir.

Yaya veya Bisikletli de Geçici İş Göremezlik Tazminatı Talep Edebilir mi?

Evet.

Geçici iş göremezlik zararının doğması için kişinin mutlaka otomobil sürücüsü olması gerekmez.

Yaya geçidinde arabanın çarptığı bir kişi,

motosiklet sürücüsü,

bisikletli,

elektrikli scooter kullanan kişi

trafik kazası sonucunda yaralanmış ve belirli süre çalışamamışsa diğer hukuki koşulların mevcut olması hâlinde geçici iş göremezlik zararı gündeme gelebilir.

Burada temel kriter kişinin trafik kazası nedeniyle bedensel zarara uğraması ve bu yaralanma ile çalışma gücü kaybı arasında uygun illiyet bağının bulunmasıdır.

Maaşlı Çalışanın Geçici İş Göremezlik Tazminatı Nasıl Hesaplanır?

Maaşlı çalışan bakımından öncelikle kişinin gerçek gelirinin belirlenmesi gerekir.

Bu amaçla;

SGK hizmet dökümü,

maaş bordrosu,

banka maaş hareketleri,

işveren kayıtları,

vergiye tabi düzenli ek ödemeler

incelenebilir.

Örneğin kişinin belgelenebilir net aylık geliri 50.000 TL ve tıbben belirlenen geçici iş göremezlik süresi üç ay ise basitleştirilmiş başlangıç hesabı:

50.000 TL × 3 ay = 150.000 TL

olabilir.

Ancak çalışanın bu dönemde işverenden ücret almaya devam edip etmediği, SGK’dan ödeme alıp almadığı, hangi ödemelerin gerçek zarar üzerinde mahsup etkisi bulunduğu ve kusur oranı ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu nedenle geçici iş göremezlik hesabı yalnızca “maaş × raporlu gün” formülünden ibaret değildir.

İşveren Maaşı Ödemeye Devam Ettiğinde Tazminat Alınabilir mi?

Bu durumda gerçek zarar hesabı daha dikkatli yapılmalıdır.

Tazminat hukukunun amacı zarar göreni kazadan önceki ekonomik durumuna getirmek, ancak aynı zarar nedeniyle iki kez ödeme yapılmasını sağlamamaktır.

Örneğin kişi üç ay boyunca çalışamamış ancak işvereni maaşının tamamını kesintisiz ödemişse, bu dönemde gerçekten ücret kaybı oluşup oluşmadığının incelenmesi gerekir.

Bununla birlikte kişinin;

prim,

performans ödemesi,

fazla mesai,

satış komisyonu,

üretim primi

gibi çalışmaya bağlı ek gelirlerinin kaybolmuş olması mümkündür.

Dolayısıyla:

“Maaş ödendi, hiçbir zarar yoktur.”

sonucu da her olayda doğru değildir.

Gerçek ekonomik kayıp kalemleri ayrı ayrı araştırılmalıdır.

Prim ve Fazla Mesai Kaybı İstenebilir mi?

Düzenli ve ispatlanabilir olması hâlinde değerlendirilmesi mümkündür.

Örneğin bir satış temsilcisi aylık:

35.000 TL sabit maaş + ortalama 25.000 TL satış primi

elde ediyor olabilir.

Kaza nedeniyle dört ay çalışamamış ve bu dönemde yalnızca 35.000 TL maaşını almaya devam etmiş ancak satış primi elde edememişse ekonomik kayıp ortaya çıkabilir.

Ancak prim gelirinin yalnızca iddia edilmesi yeterli değildir.

Kaza öncesi dönemlerde düzenli şekilde ödendiğinin;

bordrolar,

banka kayıtları,

işveren kayıtları,

vergi belgeleri

ile gösterilmesi önemlidir.

Serbest Meslek Sahibi Geçici İş Göremezlik Tazminatı İsteyebilir mi?

Evet.

Doktor, avukat, mimar, mühendis, mali müşavir, danışman veya başka bir serbest meslek erbabının da kaza nedeniyle mesleğini yapamaması hâlinde ekonomik zarar doğabilir.

Ancak serbest meslek erbabındaki hesap maaşlı çalışana kıyasla daha karmaşık olabilir.

Örneğin kişinin aylık cirosu:

300.000 TL

olabilir.

Bu kişinin net kazancı ise giderlerden sonra:

120.000 TL

olabilir.

Geçici iş göremezlik tazminatının 300.000 TL brüt ciro üzerinden hesaplanması gerçek zararın üzerinde bir sonuç doğurabilir.

Bu nedenle;

gelir vergisi beyannameleri,

serbest meslek kazanç kayıtları,

muhasebe kayıtları,

faturalar,

işletme giderleri

incelenerek kişinin çalışamaması nedeniyle uğradığı gerçek ekonomik kayıp belirlenmelidir.

Şirket Ortağı veya İşletme Sahibi Tazminat İsteyebilir mi?

Şirketin gelir kaybı ile kişinin beden gücü kaybı birbirinden ayrılmalıdır.

Örneğin restoran sahibi kişinin ayağı kırılmış olabilir ancak restoran çalışanları faaliyete devam etmiş ve işletmenin cirosunda hiçbir düşüş oluşmamış olabilir.

Bu durumda şirket cirosundaki varsayımsal zarar ile kişinin bedensel çalışma kaybı aynı şey değildir.

Buna karşılık işletme doğrudan sahibinin kişisel emeğine dayanıyorsa ve kişi yerine başka bir çalışanın istihdam edilmesi gerekmişse bu ek maliyet ekonomik zararın belirlenmesinde önem taşıyabilir.

Bu nedenle işletme sahiplerinde:

“Şirketin cirosu ne kadar?”

sorusundan ziyade:

“Yaralanan kişinin işletmeye sunduğu kişisel emeğin ekonomik karşılığı nedir ve bu emek yerine hangi maliyetle ikame edilmiştir?”

sorusu daha sağlıklı bir değerlendirme sağlayabilir.

Kayıt Dışı veya Belgelenemeyen Gelir Nasıl Hesaplanır?

Gelirin ispatlanamaması trafik kazası nedeniyle çalışma gücü kaybının hiç olmadığı anlamına gelmez.

Ancak gelir miktarı konusunda ispat sorunu ortaya çıkar.

Güncel zorunlu trafik sigortası hesaplama sisteminde belgeli gelir son derece önemlidir. Sürekli sakatlık hesaplamasında, vergilendirilmiş resmî belgeli gelir bulunmaması veya gelirin net asgari ücretin altında olması hâlinde net asgari ücretin esas alınmasına ilişkin hükümler bulunmaktadır. Resmî belgeli daha yüksek gelir varsa bu gelir dikkate alınmaktadır.

Geçici iş göremezlik bakımından da gerçek gelirin belgelerle ortaya konulması hak sahibinin lehinedir.

Bu nedenle yüksek gelir elde ettiği ileri sürülen kişinin yalnızca tanık beyanına değil, mümkün olduğunca objektif mali kayıtlara dayanması gerekir.

Ev Hanımı Geçici İş Göremezlik Tazminatı Talep Edebilir mi?

Bu konu klasik ücret kaybı hesabından farklı değerlendirilmelidir.

Ev işleri ve aile içi hizmetlerin ekonomik değeri bulunduğundan, herhangi bir ücret karşılığı çalışmayan kişinin bedensel yaralanma nedeniyle günlük faaliyetlerini yerine getirememesinin hiçbir ekonomik sonucu bulunmadığı otomatik olarak söylenemez.

Ancak ücretli bir çalışan için yapılan doğrudan maaş kaybı hesabının aynısı uygulanmayabilir.

Kişinin ev içindeki üretken faaliyetleri, yaralanmanın bu faaliyetlere etkisi ve gerekiyorsa üçüncü kişiden yardım alınması gibi unsurlar ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu tür dosyalarda geçici iş göremezlik ile geçici bakıcı giderinin birbirine karıştırılmaması da önemlidir.

Emekli Bir Kişi Geçici İş Göremezlik Tazminatı Alabilir mi?

Emekli olmak tek başına geçici iş göremezlik talebini ortadan kaldırmaz.

Emekli kişi fiilen çalışmaya devam ediyor ve gelir elde ediyorsa kaza nedeniyle bu gelirin kaybı ortaya çıkabilir.

Örneğin emekli olmuş ancak özel bir şirkette aylık ücret karşılığında çalışan bir kişinin üç ay çalışamaması durumunda gerçek gelir kaybı ayrıca hesaplanabilir.

Buna karşılık yalnızca emekli maaşı alan ve herhangi bir gelir getirici faaliyette bulunmayan kişinin emekli maaşı kaza nedeniyle kesilmediğinden doğrudan ücret kaybı hesabı farklı değerlendirilmelidir.

Çocuklarda Geçici İş Göremezlik Tazminatı Olur mu?

Çalışmayan küçük çocuk bakımından yetişkin bir işçinin maaş kaybı mantığıyla geçici iş göremezlik hesabı yapılamaz.

Ancak kazanın çocuğun bedensel bütünlüğünde meydana getirdiği zararlar, tedavi giderleri, bakıcı ihtiyacı ve kalıcı sakatlık bulunması hâlinde geleceğe ilişkin ekonomik zararlar ayrıca gündeme gelebilir.

Dolayısıyla her bedensel zarar kalemi kendi hukuki niteliğine göre değerlendirilmelidir.

SGK’dan Geçici İş Göremezlik Ödeneği Alındıysa Ne Olur?

Bu nokta özellikle önemlidir.

SGK tarafından kişiye geçici iş göremezlik ödeneği yapılmış olması, zarar verenin bütün sorumluluğunun otomatik olarak sona erdiği anlamına gelmez.

Ancak aynı zarar nedeniyle mükerrer ödeme yapılmasının önlenmesi gerekir.

Yargıtay’ın trafik kazasından doğan geçici iş göremezlik uyuşmazlıklarında SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının ve varsa ödemenin rücuya tabi niteliğinin araştırılması gerektiği yönünde kararları bulunmaktadır.

Bu nedenle hesap yapılırken:

SGK ödeme yaptı mı?

Ödeme hangi döneme ilişkin?

Ödeme rücuya tabi mi?

Hangi zarar kalemini karşılıyor?

soruları ayrıca cevaplandırılmalıdır.

Her SGK ödemesinin hiçbir inceleme yapılmadan tazminattan düşülmesi doğru olmadığı gibi, aynı zararı karşılayan ödemenin tamamen göz ardı edilmesi de mükerrer tazminata yol açabilir.

Geçici Bakıcı Gideri ile Geçici İş Göremezlik Aynı Şey midir?

Hayır.

Geçici iş göremezlik kişinin kendi çalışma ve gelir kaybını ifade eder.

Geçici bakıcı gideri ise yaralanan kişinin tedavi ve iyileşme döneminde bir başkasının yardımına ihtiyaç duymasından doğan giderdir.

Örneğin trafik kazasında iki bacağı kırılan kişinin:

6 ay çalışamaması nedeniyle geçici iş göremezlik zararı,

ilk 2 ay tek başına günlük ihtiyaçlarını karşılayamaması nedeniyle geçici bakıcı gideri

oluşabilir.

Bunlar aynı zarar değildir.

Nitekim SEDDK’nın 12 Haziran 2026 tarihli düzenlemesinde bu iki kalem farklı teminatlara bağlanmıştır. Geçici iş göremezlik sakatlanma teminatından; geçici bakıcı gideri ise tedavi gideri teminatından karşılanacak şekilde düzenlenmiştir.

Tedavi Gideri ile Geçici İş Göremezlik de Aynı Şey Değildir

Hastane, ameliyat, ilaç, fizik tedavi ve benzeri masraflar tedavi gideridir.

Kişinin bu tedavi döneminde mesleğini yapamaması nedeniyle kaybettiği kazanç ise geçici iş göremezlik zararıdır.

Örneğin kişinin ameliyat masrafının SGK tarafından karşılanmış olması, dört ay boyunca gelir kaybı yaşamadığı anlamına gelmez.

Bu nedenle yaralanmalı trafik kazalarında zarar kalemlerinin birbirinden ayrılması gerekir.

Geçici İş Göremezlik Süresinin Tamamında %100 Kayıp mı Hesaplanır?

Her durumda değil.

Kişinin bazı dönemlerde tamamen, bazı dönemlerde ise kısmen çalışamaz durumda bulunması mümkündür.

Örneğin doktor değerlendirmesinde kişinin:

ilk 2 ay %100,

sonraki 2 ay %50

oranında çalışma gücü kaybı yaşadığı kabul edilmiş olabilir.

Aylık net geliri 50.000 TL ise basitleştirilmiş şekilde:

İlk iki ay:

50.000 × 2 = 100.000 TL

sonraki iki ay:

50.000 × 2 × %50 = 50.000 TL

olmak üzere:

150.000 TL

geçici dönem zararı hesaplanabilir.

Ardından kusur ve mahsup edilmesi gereken ödemeler değerlendirilir.

Örnek Hesaplama: Üç Ay Çalışamayan Bir Çalışan

Bir çalışanın trafik kazasında yaralandığını düşünelim.

Belgeli aylık net gelir:

60.000 TL

Tıbben belirlenen tam geçici iş göremezlik süresi:

3 ay

Karşı aracın kusuru:

%80

olsun.

Başlangıç zarar hesabı:

60.000 × 3 = 180.000 TL

Kusur indirimi:

180.000 × %80 = 144.000 TL

olacaktır.

Ancak SGK tarafından örneğin aynı dönem için hukuken mahsubu gereken 30.000 TL ödeme yapılmışsa bu ödeme ayrıca incelenir.

Dolayısıyla nihai tazminat miktarı doğrudan 144.000 TL kabul edilmeden önce SGK ödemelerinin niteliği, işveren tarafından yapılan ücret ödemeleri ve diğer zarar azaltıcı unsurlar kontrol edilmelidir.

Asgari Ücretli Bir Çalışan İçin Nasıl Hesap Yapılır?

Örneğin kişi kaza tarihinde net asgari ücret üzerinden çalışan bir işçi olsun.

Doktor ve bilirkişi incelemesi sonucunda dört ay boyunca çalışamayacağı belirlenmişse her dönemde geçerli olan gelir verileri ve hesap tarihinin özellikleri dikkate alınarak çalışma gücü kaybından doğan zarar belirlenir.

Burada yalnızca kaza günündeki günlük ücretin dört ayla çarpılması her zaman doğru olmayabilir.

Özellikle hesap dönemi içerisinde ücret değişikliği yaşanmışsa aktüerya veya hesap bilirkişisinin dönemsel gelirleri doğru şekilde uygulaması gerekir.

Geçici İş Göremezlik İçin Gerçekten İşten Çıkarılmış Olmak Gerekir mi?

Hayır.

Kişinin iş sözleşmesinin sona ermesi geçici iş göremezlik tazminatının şartı değildir.

Önemli olan trafik kazası nedeniyle kişinin çalışma gücünün geçici olarak azalması ve bunun ekonomik zarar doğurmasıdır.

Kişi aynı işyerinde çalışmaya devam etmiş ancak üç ay boyunca ücret alamamış olabilir.

İşe daha sonra geri dönmüş olması, önceki üç aylık zararı ortadan kaldırmaz.

Ancak ücretin tamamen ödenmeye devam ettiği durumlarda gerçek gelir kaybı ayrıca incelenmelidir.

İşini Tamamen Kaybeden Kişinin Zararı Sadece Rapor Süresiyle mi Sınırlıdır?

Her durumda değil.

Örneğin trafik kazası nedeniyle üç ay çalışamayan kişi işini kaybetmiş ve tıbben iyileştikten sonra da makul süre yeni iş bulamamış olabilir.

Ancak tıbbi geçici iş göremezlik zararı ile iş kaybından doğan daha sonraki ekonomik zarar arasında güçlü bir illiyet bağı kurulması gerekir.

Kişinin işini trafik kazası nedeniyle mi kaybettiği, yoksa işverenin başka ekonomik nedenlerle mi iş sözleşmesini sona erdirdiği araştırılmalıdır.

Bu nedenle rapor süresinin sonrasındaki gelir kaybı otomatik olarak trafik kazasına yüklenemez.

Geçici İş Göremezlik Tazminatı İçin Hangi Belgeler Gereklidir?

Bu tür dosyalarda en önemli meselelerden biri delillerin mümkün olduğunca erken toplanmasıdır.

Başlıca belgeler; trafik kazası tespit tutanağı ve kusur belgeleri, hastane epikrizleri, ameliyat ve tedavi kayıtları, istirahat raporları, fizik tedavi belgeleri, SGK hizmet dökümü, maaş bordroları, banka gelir kayıtları, vergi beyannameleri, serbest meslek veya işletme kayıtları, SGK tarafından yapılan geçici iş göremezlik ödemelerini gösteren belgeler ve varsa işverenin ücret kesintisine ilişkin kayıtlarıdır.

Özellikle kişinin gerçek geliri asgari ücretin üzerindeyse bu gelirin vergilendirilmiş ve objektif belgelerle ortaya konulması tazminat hesabında büyük önem taşır.

Sigorta Şirketine Önce Başvuru Yapmak Gerekir mi?

Trafik sigortacısına karşı tazminat talebinde KTK m.97 kapsamındaki ön başvuru mekanizması önemini korumaktadır.

Sigorta şirketinin sorumluluğu gündeme getirilecekse öncelikle gerekli belgelerle sigortacıya başvurulması; başvurunun karşılanmaması veya eksik karşılanması durumunda şartları mevcutsa Sigorta Tahkim Komisyonu veya dava yolu değerlendirilmelidir.

Zorunlu trafik sigortası genel şartlarında da sigortacının gerekli belgelerin kendisine ulaştırılmasından itibaren kural olarak sekiz iş günü içinde tazminatı ödemesine ilişkin düzenleme bulunmaktadır.

Sigorta Şirketi “Kalıcı Maluliyet Yok” Diyerek Talebi Reddedebilir mi?

Sırf kalıcı sakatlığın bulunmaması, geçici iş göremezlik zararının bulunmadığı anlamına gelmez.

Örneğin tıbbi raporda:

Kalıcı engel oranı: %0

ancak:

İyileşme süresi: 6 ay

olarak belirlenmiş olabilir.

Kişinin bu altı ayda çalışamaması nedeniyle ekonomik zarar oluşmuşsa geçici iş göremezlik talebi ayrıca değerlendirilmelidir.

12 Haziran 2026 tarihli SEDDK düzenlemesinde geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatlarının ayrı ayrı zikredilerek sakatlanma teminatından karşılanacağının belirtilmesi de bu ayrımı açıkça ortaya koymaktadır.

Sigorta Şirketinin Ödemesi Gerçek Zarardan Düşükse Ne Yapılabilir?

Örneğin sigorta şirketi geçici iş göremezlik için:

50.000 TL

ödeme yapmış ancak gerçek zarar:

120.000 TL

olarak hesaplanmış olabilir.

Bu durumda yapılan ödemenin hukuki niteliği ve varsa ibra belgeleri incelendikten sonra bakiye zarar talep edilebilir.

Tazminat hesabında;

doğru geçici iş göremezlik süresinin kullanılıp kullanılmadığı,

gerçek gelirin dikkate alınıp alınmadığı,

kusur oranının doğru uygulanıp uygulanmadığı,

SGK ödemelerinin yanlış mahsup edilip edilmediği

ayrı ayrı kontrol edilmelidir.

Kusurlu Sürücü ve Araç İşletenine de Başvurulabilir mi?

Evet.

Zorunlu trafik sigortasının bulunması, zarar verenin maddi hukuk bakımından sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

KTK sisteminde araç işleteninin ve olayın özelliklerine göre sürücünün sorumluluğu devam etmektedir. Trafik sigortası bu sorumluluğun belirlenen teminat sınırları içerisindeki bölümünü güvence altına almaktadır. Güncel genel şartlarda da sigortacının, sigortalıya KTK uyarınca düşen hukuki sorumluluğu kaza tarihindeki zorunlu sigorta limitleri içinde karşılamakla yükümlü olduğu belirtilmektedir.

Bu nedenle gerçek bedensel zarar trafik sigortası limitini aşıyorsa bakiye bölüm bakımından işleten ve kusurlu sürücünün sorumluluğu ayrıca değerlendirilebilir.

Varsa İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortasının kapsamı da incelenmelidir.

Trafik Kazası İş Kazası Niteliğindeyse Ne Olur?

Bir trafik kazası aynı zamanda iş kazası da olabilir.

Örneğin şirket aracıyla müşteri ziyaretine giden çalışanın trafik kazasında yaralanması hâlinde hem sosyal güvenlik hukuku hem de trafik kazasından doğan tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir.

Bu durumda SGK tarafından yapılan ödemeler, işverenin sorumluluğu, üçüncü kişinin trafik kusuru ve zorunlu trafik sigortası ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Aynı zarar için mükerrer tahsilat yapılmaması gerektiğinden hangi kurumun hangi zarar kalemini karşıladığı ve yapılan ödemenin rücuya tabi olup olmadığı önem kazanır.

Geçici İş Göremezlik ile Manevi Tazminat Birlikte Talep Edilebilir mi?

Şartları mevcutsa evet.

Geçici iş göremezlik maddi zarar niteliğindedir.

Manevi tazminat ise trafik kazası nedeniyle kişinin yaşadığı bedensel acı, elem ve yaşam kalitesindeki olumsuz etkilerin hukuken karşılanmasına yönelik farklı bir tazminat türüdür.

Örneğin trafik kazasında ağır ameliyatlar geçiren ve altı ay çalışamayan bir kişi geçici iş göremezlik nedeniyle maddi tazminat ile ayrıca manevi tazminat talep edebilir.

Ancak zorunlu trafik sigortası genel şartlarında manevi tazminat talepleri teminat dışında bulunmaktadır.

Bu nedenle manevi tazminat bakımından sorumlu kişi ve varsa ilgili ek sigorta teminatları ayrıca değerlendirilmelidir.

Geçici İş Göremezlik Tazminatında En Çok Yapılan Hatalar

Uygulamada özellikle şu noktalar sorun yaratmaktadır: kalıcı maluliyet olmadığı için geçici iş göremezlik talebinin hiç değerlendirilmemesi; yalnızca hastane raporundaki gün sayısının esas alınması; gerçek gelirin belgelenmemesi; serbest meslek sahiplerinde ciro ile net kazancın karıştırılması; SGK ödemelerinin niteliği araştırılmadan tamamının tazminattan düşülmesi veya hiç dikkate alınmaması; kişinin kendi kusur oranının hesaba katılmaması; geçici iş göremezlik ile bakıcı giderinin birbirine karıştırılması ve sigorta şirketinin yaptığı ilk ödemenin nihai ve değiştirilemez kabul edilmesi.

Bu hataların her biri tazminatın ciddi ölçüde eksik veya fazla hesaplanmasına yol açabilir.

Günlük Hayattan Kapsamlı Bir Örnek

İstanbul’da özel bir şirkette satış müdürü olarak çalışan kişinin trafik kazasında yaralandığını düşünelim.

Aylık belgeli net maaşı:

70.000 TL

olsun.

Kişi ayrıca kaza öncesindeki son bir yıllık dönemde düzenli olarak aylık ortalama:

20.000 TL satış primi

almış olsun.

Toplam belgelenebilir aylık kazanç:

90.000 TL

seviyesindedir.

Kazadan sonra yapılan sağlık incelemesinde kişinin:

ilk 3 ay tamamen çalışamayacağı,

sonraki 2 ay ise %50 çalışma gücü kaybı yaşayacağı

belirlenmiş olsun.

İlk üç aylık zarar:

90.000 TL × 3 = 270.000 TL

Sonraki iki aylık zarar:

90.000 TL × 2 × %50 = 90.000 TL

Toplam geçici çalışma gücü kaybı:

360.000 TL

olur.

Kazanın oluşumunda karşı araç:

%80 kusurlu

ise:

360.000 TL × %80 = 288.000 TL

karşı tarafa yüklenebilir başlangıç zararı gündeme gelir.

Ancak kişinin SGK’dan aynı dönem için ödeme alıp almadığı, işverenin maaşı veya primi ödemeye devam edip etmediği ve bu ödemelerden hangilerinin hukuken mahsubu gerektiği ayrıca araştırılmalıdır.

Dolayısıyla nihai tazminat:

“5 ay çalışamadı × aylık gelir”

şeklinde yüzeysel bir hesapla değil, bütün ekonomik veriler birlikte incelenerek belirlenir.

Geçici İş Göremezlik Tazminatında Zamanaşımı Ne Kadardır?

Trafik kazasından doğan tazminat taleplerinde KTK m.109’daki özel zamanaşımı sistemi dikkate alınmalıdır.

Genel olarak zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıllık, her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıllık süre önem taşır.

Bunun yanında kazaya neden olan fiilin ceza kanunlarına göre daha uzun bir zamanaşımı süresine tabi olması hâlinde bu sürenin maddi tazminat taleplerine etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.

Özellikle yaralanmalı trafik kazaları aynı zamanda taksirle yaralama suçunu gündeme getirebildiğinden zamanaşımı hesabı somut olay üzerinden yapılmalıdır.

Bu nedenle bedensel zarar dosyalarının uzun süre bekletilmemesi önemlidir.

Sonuç: Trafik Kazasında İyileştiniz Diye Çalışamadığınız Dönemin Zararı Ortadan Kalkmaz

Trafik kazası sonucunda yaralanan kişinin birkaç hafta veya birkaç ay sonra tamamen iyileşmesi, iyileşme döneminde yaşadığı ekonomik zararın yok sayılmasını gerektirmez.

Bir kişi kazadan önce çalışarak gelir elde ediyor ancak yaralanması nedeniyle belirli bir süre çalışamıyorsa, ortaya çıkan gerçek gelir kaybı geçici iş göremezlik tazminatı kapsamında değerlendirilebilir.

Bu zarar sürekli sakatlık tazminatından farklıdır.

Kişinin tedavi sonunda:

%0 kalıcı maluliyet

oranına sahip olması dahi geçmişte üç veya altı ay boyunca çalışamadığı gerçeğini ortadan kaldırmaz.

Üstelik 12 Haziran 2026 tarihinde trafik sigortası genel şartlarında yapılan güncel değişiklikle, yargı kararlarıyla uyumlu şekilde geçici iş göremezlik tazminatının sakatlanma teminatından karşılanması açık biçimde düzenlenmiştir.

Bu nedenle güncel bir yaralanmalı trafik kazasında doğru inceleme şu sorular üzerinden yapılmalıdır:

Kazazede tıbben kaç gün veya kaç ay çalışamayacak durumdaydı?

Bu dönemde tamamen mi, kısmen mi iş göremezdi?

Kaza öncesindeki gerçek ve belgelenebilir geliri ne kadardı?

İşveren tarafından ücret ödemesine devam edildi mi?

SGK tarafından geçici iş göremezlik ödeneği yapıldı mı ve bu ödemenin hukuki niteliği nedir?

Kazazedenin trafik kazasındaki kusur oranı ne kadardır?

Trafik sigortasının kaza tarihindeki sakatlanma teminat limiti nedir?

Kalıcı sakatlık bulunuyorsa geçici dönem ile sürekli dönem birbirinden doğru şekilde ayrılmış mıdır?

Bu soruların cevapları alınmadan yalnızca bir hastane raporundaki gün sayısına veya sigorta şirketinin yaptığı ilk hesaba dayanılması gerçek zararın eksik belirlenmesine neden olabilir.

Özellikle maaşı asgari ücretin üzerinde olan çalışanlar, prim veya komisyonla çalışan kişiler, serbest meslek sahipleri ve işletme sahipleri bakımından gelirin doğru belgelenmesi tazminat miktarını doğrudan etkileyebilir.

Aynı şekilde SGK ödemelerinin de otomatik olarak tazminattan düşülmesi doğru değildir; Yargıtay uygulamasında SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının ve özellikle ödemenin rücuya tabi niteliğinin araştırılmasına önem verildiği görülmektedir.

Sonuç olarak trafik kazasında yaralanan kişi açısından mesele yalnızca:

“Kalıcı sakatlığım kaldı mı?”

sorusundan ibaret değildir.

Bazen kişi tamamen iyileşmesine rağmen aylarca çalışamamış ve ciddi gelir kaybına uğramış olabilir.

Bu durumda hukuk, yalnızca kalıcı sakatlığı değil, iyileşme döneminde meydana gelen gerçek ve ispatlanabilir ekonomik kaybı da tazminat hukukunun konusu olarak değerlendirmektedir.

Yeni yazılardan haberdar olun

Hukuk alanındaki yeni yazılarımızı e-posta ile alın. Dilediğiniz zaman tek tıkla ayrılabilirsiniz.

Call Now Button

Çerez tercihleri