İlk Derece Mahkemesi ile İstinaf Kararı Arasındaki Parasal Fark Temyizi Nasıl Etkileyecek?
Hukuk davalarında bir kararın Yargıtaya götürülüp götürülemeyeceğinin belirlenmesinde uzun yıllardır en önemli ölçütlerden biri temyiz parasal sınırı olmuştur. Dava konusu miktar veya değer kanunda öngörülen temyiz sınırının altında kaldığında bölge adliye mahkemesi kararının kesin olması, belirli uyuşmazlıkların Yargıtay incelemesine ulaşamaması sonucunu doğurmaktadır.
Ancak bu sistem özellikle bölge adliye mahkemesinin, yani istinaf mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını önemli ölçüde değiştirdiği dosyalarda tartışmalı sonuçlar ortaya çıkarabilmekteydi. İlk derece mahkemesi bir miktara hükmediyor, bölge adliye mahkemesi ise istinaf başvurusunu kabul ederek çok farklı bir miktar üzerinden yeniden esas hakkında karar veriyor; buna rağmen yeni karar genel temyiz sınırının altında kaldığı için tarafın Yargıtaya başvurma imkânı bulunmayabiliyordu.
Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun bu konuda önemli bir değişiklik yapmıştır.
7589 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesine yeni bir üçüncü fıkra eklenmiştir. Yeni düzenleme özellikle bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında karar verdiği dosyalarda temyiz edilebilirliğin belirlenmesi için yeni bir yöntem öngörmektedir.
Yeni sistemde artık yalnız:
“Bölge adliye mahkemesinin verdiği karar genel temyiz sınırını geçiyor mu?”
sorusunun sorulması yeterli değildir.
Bölge adliye mahkemesinin kararı genel temyiz sınırının altında kalıyorsa dahi, ilk derece mahkemesi kararı ile bölge adliye mahkemesinin yeniden verdiği esas karar arasındaki parasal fark ayrıca hesaplanacaktır. Bu fark, HMK m.341/2’deki istinaf parasal sınırını geçiyorsa, kanunda belirtilen diğer şartların da bulunması hâlinde karar Yargıtay incelemesine açılabilecektir.
Bu nedenle 12. Yargı Paketi sonrasında hukuk davalarında temyiz hesabının en önemli yeni kavramlarından biri “ilk derece kararı ile istinaf kararı arasındaki parasal fark” olmuştur.
12. Yargı Paketi Temyiz Sisteminde Neyi Değiştirdi?
Yeni HMK m.362/3’e göre bölge adliye mahkemesi yaptığı inceleme sonucunda istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında karar verirse, bu kararın kabul veya reddedilen kısmının miktar ya da değeri HMK m.341/2’deki parasal sınırın üzerinde olduğu takdirde kural olarak temyiz mümkün olacaktır.
Ancak kanun bunun hemen ardından önemli bir istisna getirmektedir.
Bölge adliye mahkemesinin yeni kararı genel temyiz sınırının altında kalıyor ve BAM kararı ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki parasal fark HMK m.341/2’deki sınırı geçmiyorsa, temyiz yoluna başvurulamayacaktır.
Dolayısıyla yeni sistem üç aşamalı düşünülebilir.
Önce bölge adliye mahkemesinin gerçekten yeni bir esas kararı verip vermediğine bakılır.
Sonra kabul veya reddedilen kısmın miktar veya değerinin HMK m.341/2 sınırını geçip geçmediği incelenir.
BAM kararı genel temyiz sınırının altında kalıyorsa, bu kez ilk derece mahkemesi kararı ile BAM kararı arasındaki fark hesaplanır.
Bu fark da HMK m.341/2 sınırını geçiyorsa kararın özel düzenleme kapsamında temyiz edilmesi mümkün olabilir.
İlk Derece Kararı ile İstinaf Kararı Arasındaki Fark Neden Önemli?
Yeni düzenlemenin mantığı, bölge adliye mahkemesinin tarafların hukuki durumunda yaptığı önemli değişikliklerin Yargıtay denetimine tamamen kapalı kalmasını önlemektir.
Örneğin ilk derece mahkemesi davalıyı 100.000 TL ödemeye mahkûm etmiş olsun.
Davalı veya davacı istinafa başvurduktan sonra bölge adliye mahkemesi ilk derece hükmünü kaldırarak 400.000 TL’ye hükmetmişse, tarafın ödeme yükümlülüğü veya alacak hakkı 300.000 TL değişmiştir.
Bölge adliye mahkemesi burada yalnız ilk derece kararının hukuka uygun olup olmadığını denetlememiştir. İlk derece kararını kaldırarak taraflar hakkında yeni bir esas hükmü kurmuştur.
- Yargı Paketi ile getirilen sistem bu değişimin miktarını dikkate almaktadır. BAM’ın yeni hükmü genel temyiz sınırının altında kalsa bile ilk derece hükmüyle arasındaki fark yeterince yüksekse Yargıtay denetiminin önü açılabilecektir.
2026 Yılında Hangi Parasal Sınırlar Önemli?
Yeni HMK m.362/3 bakımından iki farklı parasal sınırın birbirinden ayrılması gerekir:
HMK m.341/2’deki istinaf parasal sınırı ile HMK m.362/1’deki genel temyiz parasal sınırı.
2025 yılında HMK m.341/2 kapsamında uygulanan istinaf parasal sınırı 40.000 TL’dir. Resmî UYAP/Yargıtay kararlarında bu miktarın 2025 yılı için 40.000 TL olarak uygulandığı açıkça görülmektedir.
2025 yılı genel HMK temyiz sınırı ise 544.000 TL olarak uygulanmıştır. Resmî Yargıtay kararlarında 544.000 TL’nin 2025 yılı HMK m.362 kesinlik sınırı olduğu belirtilmektedir.
2025 yılı için yeniden değerleme oranı ise resmî olarak %25,49 olarak ilan edilmiştir.
HMK Ek Madde 1 uyarınca kanundaki parasal sınırlar yıllık yeniden değerleme oranında artırılmakta ve hesaplamada bin Türk lirasını aşmayan küsurat dikkate alınmamaktadır.
Buna göre 2026 yılında açılmış davalar bakımından hesaplama sonucunda HMK m.341/2 parasal sınırı 50.000 TL, genel HMK m.362 temyiz sınırı ise 682.000 TL olmaktadır.
Ancak bu noktada çok önemli bir uyarı yapılmalıdır:
2026 yılında verilen her karara otomatik olarak 2026 parasal sınırları uygulanmaz.
Güncel HMK Ek Madde 1 uyarınca istinaf ve temyize ilişkin parasal sınırların belirlenmesinde davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınmaktadır.
Dolayısıyla örneğin dava 2024 yılında açılmış ancak bölge adliye mahkemesi kararı 2026 yılında verilmişse, temyiz hesabında sırf BAM kararı 2026 tarihli diye 50.000 TL ve 682.000 TL sınırları kullanılmaz. Davanın açıldığı yılda geçerli olan ilgili parasal sınırlar dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle aşağıdaki örneklerde kolay anlaşılması amacıyla davanın 2026 yılında açıldığı varsayılacaktır.
2026 İçin Yeni Temyiz Fark Testi Nasıl Uygulanacak?
2026 yılında açılan bir davada HMK m.341/2 sınırının 50.000 TL olduğunu varsaydığımızda, ilk derece mahkemesi ile BAM kararı arasındaki farkın 50.000 TL’yi geçmesi özel önem taşımaktadır.
Kanunun lafzı burada dikkat çekicidir.
HMK m.362/3-a, BAM kararı ile ilk derece kararı arasındaki farkın HMK m.341/2 parasal sınırını “geçmemesi” hâlinde temyiz yoluna başvurulamayacağını söylemektedir.
Dolayısıyla 2026 sınırlarının geçerli olduğu bir dosyada:
Fark 30.000 TL ise sınır geçilmemiştir.
Fark 49.000 TL ise sınır geçilmemiştir.
Fark tam 50.000 TL ise yine sınır geçilmemiştir.
Fark 60.000 TL ise sınır geçilmiştir.
Bu nedenle kanunun kullandığı kelime **“ulaşmak” değil “geçmek”**tir.
Tam sınırda kalan fark, özel temyiz imkânı bakımından yeterli olmayacaktır.
Örnek 1: İlk Derece 200.000 TL, İstinaf 230.000 TL
Dava 2026 yılında açılmış olsun.
İlk derece mahkemesi davacı lehine 200.000 TL’ye hükmetsin.
Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu kabul ederek ilk derece kararını kaldırsın ve 230.000 TL’ye hükmetsin.
İki karar arasındaki fark:
30.000 TL’dir.
BAM’ın 230.000 TL’lik yeni kararı genel 682.000 TL temyiz sınırının altında kalmaktadır.
Ayrıca ilk derece kararı ile BAM kararı arasındaki fark 50.000 TL’lik HMK m.341/2 sınırını geçmemektedir.
Bu nedenle HMK m.362/3-a kapsamında özel temyiz yolu açılmayacaktır.
Başka bir ifadeyle BAM ilk derece kararını değiştirmiş olsa bile değişiklik miktarı yeni temyiz sisteminin aradığı seviyeye ulaşmamıştır.
Örnek 2: İlk Derece 200.000 TL, İstinaf 300.000 TL
Aynı davada ilk derece mahkemesinin 200.000 TL, BAM’ın ise yeniden esas hakkında karar vererek 300.000 TL’ye hükmettiğini varsayalım.
Aradaki fark:
100.000 TL’dir.
BAM kararı genel 682.000 TL temyiz sınırının altında olmasına rağmen fark 50.000 TL sınırını geçmektedir.
BAM’ın kabul veya reddettiği uyuşmazlık bölümü de 50.000 TL sınırının üzerindeyse HMK m.362/3 kapsamında kararın temyizi mümkün hâle gelebilecektir.
İşte yeni düzenlemenin asıl etkisi bu örnekte ortaya çıkmaktadır.
Eski sistemde yalnız genel temyiz parasal sınırına odaklanılması hâlinde:
“300.000 TL, 682.000 TL’nin altında; karar kesin.”
denilebilirdi.
Yeni sistemde ise bu yaklaşım artık yeterli değildir.
100.000 TL’lik ilk derece–BAM farkının ayrıca hesaplanması gerekir.
İlk Derece Mahkemesi Davayı Reddeder, BAM Kabul Ederse Fark Nasıl Hesaplanacak?
Yeni düzenlemenin en dikkat çekici uygulama alanlarından biri de ilk derece mahkemesinin davayı tamamen reddettiği ancak BAM’ın davayı kabul ettiği dosyalardır.
Örneğin davacı 200.000 TL alacak talep etmiş olsun.
İlk derece mahkemesi davayı tamamen reddetsin.
İlk derece hükmünün davacı lehine parasal sonucu bu talep bakımından 0 TL’dir.
Bölge adliye mahkemesi istinafı kabul ederek davalıdan 200.000 TL’nin tahsiline karar verirse, iki hüküm arasındaki parasal sonuç farkı 200.000 TL olacaktır.
Bu fark, 2026 yılında açılmış bir dava açısından 50.000 TL sınırını açıkça geçmektedir.
BAM kararı 682.000 TL genel temyiz sınırının altında olsa dahi HMK m.362/3’teki yeni özel temyiz sistemi devreye girebilecektir.
Bu örnek, reformun neden önemli olduğunu oldukça iyi göstermektedir.
İlk derece mahkemesine göre davalı hiç borçlu değilken BAM kararıyla 200.000 TL borçlu hâle gelmiştir.
Tarafın hukuki durumu ilk kez istinaf aşamasında ciddi biçimde değişmiştir.
Yeni sistem böyle bir kararın yalnız genel temyiz sınırının altında olduğu gerekçesiyle Yargıtay denetiminden tamamen çıkmasını önlemeye yönelik bir yapı kurmaktadır.
İlk Derece Mahkemesi Davayı Kabul Eder, BAM Tamamen Reddederse Ne Olur?
Tersi durum da aynı ölçüde önemlidir.
Davacı 250.000 TL alacak talep etmiş ve ilk derece mahkemesi davanın tamamını kabul etmiş olsun.
Davalı istinafa başvursun.
Bölge adliye mahkemesi davalının istinaf başvurusunu kabul ederek ilk derece hükmünü kaldırsın ve davanın tamamen reddine karar versin.
İlk derece hükmü:
250.000 TL kabul.
BAM hükmü:
0 TL kabul.
Hükümler arasındaki parasal fark:
250.000 TL’dir.
Bu miktar 50.000 TL sınırını geçtiğinden, diğer şartlar da mevcutsa yeni HMK m.362/3 uyarınca karar Yargıtay incelemesine götürülebilecektir.
Burada BAM’ın hüküm sonucundaki parasal değerinin “0 TL” olması, uyuşmazlığın değersiz hâle geldiği anlamına gelmez. BAM ilk derece mahkemesinin 250.000 TL’lik kabul hükmünü tamamen ortadan kaldırmıştır. Yeni düzenlemenin “kabul edilen ya da reddedilen kısım” ifadesi bu tür uyuşmazlıkları da kapsamaya elverişlidir.
İlk Derece 500.000 TL, BAM 540.000 TL: Temyiz Olur mu?
Davanın 2026 yılında açıldığını varsayalım.
İlk derece mahkemesi 500.000 TL’ye hükmetmiştir.
BAM ilk derece kararını kaldırarak 540.000 TL’ye hükmetmiştir.
BAM kararı 682.000 TL genel temyiz sınırının altındadır.
İki hüküm arasındaki fark ise:
40.000 TL’dir.
40.000 TL, 50.000 TL’lik HMK m.341/2 sınırını geçmediği için HMK m.362/3-a istisnası devreye girer ve yeni özel temyiz imkânı bulunmaz.
Bu örnek şunu göstermektedir:
BAM’ın karar miktarının yüksek olması tek başına yeterli değildir.
500.000 TL’den 540.000 TL’ye çıkan bir hüküm ekonomik olarak yüksek bir dava olmasına rağmen kararlar arasındaki değişim 40.000 TL ile sınırlıysa, yeni özel düzenleme temyiz yolunu açmayacaktır.
İlk Derece 500.000 TL, BAM 600.000 TL: Yargıtaya Gidilebilir mi?
Aynı dosyada BAM’ın 600.000 TL’ye hükmettiğini düşünelim.
İki karar arasındaki fark:
100.000 TL’dir.
BAM’ın 600.000 TL’lik kararı 682.000 TL genel temyiz sınırının altındadır.
Ancak 100.000 TL fark, 50.000 TL istinaf sınırını geçmektedir.
Bu durumda diğer şartlar da bulunduğu takdirde HMK m.362/3 kapsamında temyiz mümkün olacaktır.
Bu nedenle 12. Yargı Paketi sonrasında yalnız BAM kararının toplamına değil BAM’ın ilk derece hükmünü kaç lira değiştirdiğine de mutlaka bakılmalıdır.
BAM Kararı Genel Temyiz Sınırını Zaten Geçiyorsa Fark Hesabı Yapılacak mı?
Yeni fark testinin asıl önem taşıdığı alan, BAM kararının genel temyiz sınırının altında kaldığı dosyalardır.
Çünkü HMK m.362/3-a açıkça “birinci fıkrada belirtilen temyiz sınırının altında kalan” BAM kararları bakımından fark testini düzenlemektedir.
Örneğin 2026 yılında açılan bir davada BAM 900.000 TL’ye hükmetmişse, karar zaten 682.000 TL genel temyiz sınırının üzerindedir.
Bu durumda genel temyiz kuralları çerçevesinde temyiz edilebilirlik gündeme gelir.
BAM ile ilk derece arasındaki fark testi özellikle BAM kararının örneğin:
200.000 TL,
350.000 TL,
500.000 TL
veya 600.000 TL
gibi genel temyiz sınırının altında kaldığı hâllerde kritik hâle gelmektedir.
BAM İstinaf Başvurusunu Reddederse Parasal Fark Hesaplanır mı?
Hayır, yeni HMK m.362/3’ün uygulanabilmesi için bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul etmesi ve yeniden esas hakkında karar vermesi gerekir.
Örneğin ilk derece mahkemesi 300.000 TL’ye hükmetsin.
Davalı istinaf başvurusunda bulunsun.
BAM:
“İstinaf başvurusunun esastan reddine”
karar verirse ilk derece hükmünü değiştiren yeni bir BAM esas hükmü bulunmamaktadır.
Dolayısıyla HMK m.362/3’teki özel ilk derece–BAM fark testi uygulanmaz.
Temyiz edilebilirlik genel HMK hükümleri üzerinden değerlendirilir.
Bu nedenle şu iki karar birbirine karıştırılmamalıdır:
İstinaf başvurusunun esastan reddi
ile
istinaf başvurusunun kabul edilerek ilk derece kararının kaldırılması ve davanın esası hakkında yeniden karar verilmesi.
Yeni 362/3 yalnız ikinci durumda devreye girmektedir.
BAM Sadece Gerekçeyi Değiştirirse Temyiz Hakkı Doğar mı?
BAM’ın hüküm sonucunu değiştirmeden yalnız hukuki gerekçeyi farklılaştırdığı bir durumda, ilk derece kararı ile BAM sonucu arasında parasal bir fark ortaya çıkmayacaktır.
Yeni m.362/3-a bakımından fark sıfır veya parasal sınırın altında kalıyorsa BAM kararı genel temyiz sınırının da altında olduğu sürece yalnız bu özel hükme dayanarak Yargıtay yolu açılamaz.
Dolayısıyla reformun amacı, gerekçedeki her farklılığı Yargıtaya taşımak değil; BAM’ın esas hüküm sonucunda kayda değer değişiklik yaptığı dosyalarda ek temyiz denetimi sağlamaktır.
Fark Tam 50.000 TL İse Temyiz Edilebilir mi?
2026 yılında açılan bir davada HMK m.341/2 sınırının 50.000 TL olduğunu kabul ettiğimizde son derece önemli bir ayrım ortaya çıkmaktadır.
Kanun:
“Fark 50.000 TL veya daha fazla ise”
dememektedir.
BAM ile ilk derece kararı arasındaki farkın HMK m.341/2 sınırını geçmemesi hâlinde temyiz yolunun kapalı olduğunu söylemektedir.
Dolayısıyla fark tam 50.000 TL ise sınır henüz geçilmemiştir.
Örneğin:
İlk derece: 300.000 TL
BAM: 350.000 TL
Fark: 50.000 TL
BAM kararı genel temyiz sınırının altında kaldığı için ve fark da HMK m.341/2 sınırını geçmediğinden yeni özel temyiz hakkı doğmaz.
Buna karşılık:
İlk derece: 300.000 TL
BAM: 360.000 TL
Fark: 60.000 TL
olduğunda sınır aşılmış olur.
Bu dilsel ayrım uygulamada önem taşıyacaktır.
Kısmi Kabul Davalarında Fark Nasıl Değerlendirilecek?
Kısmi kabul kararları yeni sistemin en karmaşık alanlarından biri olacaktır.
Örneğin davacı 1.000.000 TL talepte bulunmuş olsun.
İlk derece mahkemesi 300.000 TL’yi kabul etsin, 700.000 TL’yi reddetsin.
BAM ise istinaf başvurusunu kabul ederek 500.000 TL’ye hükmetsin.
Bu durumda ilk derece ve BAM’ın kabul kararları arasındaki parasal fark:
200.000 TL’dir.
BAM’ın kabul ettiği 500.000 TL de 50.000 TL’lik alt sınırın üzerindedir.
BAM hükmü genel 682.000 TL temyiz sınırının altında kalmasına rağmen iki esas hüküm arasındaki fark 50.000 TL’yi geçtiği için yeni özel temyiz sistemi gündeme gelecektir.
Ancak kısmi kabul–kısmi ret dosyalarında hangi tarafın hangi hüküm kısmını temyiz edebileceği ayrıca değerlendirilmelidir.
Davacı yalnız reddedilen kısmı yönünden, davalı ise kabul edilen kısmı yönünden hukuki yarara sahip olabilir. Kanunun “kabul edilen ya da reddedilen kısmın miktar veya değeri” ifadesini kullanması da bu nedenle önemlidir.
Bu tür dosyalarda yalnız toplam dava değerine bakılarak temyiz hakkı belirlemek hatalı sonuç doğurabilir.
Islah veya Talep Artırımı Fark Hesabını Etkiler mi?
Bir davada başlangıçtaki talep daha sonra ıslah veya hukuken mümkün olan başka bir talep artırımı yöntemiyle yükseltilmiş olabilir.
Yeni HMK m.362/3 bakımından önemli olan, bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği hükmün kabul veya reddedilen kısmının değeri ile ilk derece hükmü arasındaki parasal farktır.
Bununla birlikte hangi parasal kanun yolu sınırının uygulanacağı belirlenirken HMK Ek Madde 1 gereğince davanın açıldığı tarih esas alınacaktır.
Bu nedenle talebin sonradan artırılması, uygulanacak parasal sınırın yılını otomatik olarak değiştirmez.
Örneğin dava 2024’te açılmış, 2026’da talep artırılmış ve BAM kararı 2027’de verilmiş olsa dahi parasal sınırın uygulanmasında dava açılış tarihi kuralı göz önünde bulundurulmalıdır.
Dava Tarihi Neden Artık Çok Daha Önemli?
HMK’da parasal sınırların yıllara göre artması, uzun süren davalarda geçmişte önemli sorunlara yol açmıştır.
Güncel HMK Ek Madde 1 sisteminde 341 ve 362. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarın esas alınması kabul edilmiştir.
Bu nedenle 12. Yargı Paketi sonrasında yapılacak fark hesabında iki ayrı işlem birbirinden ayrılmalıdır.
Birinci işlem:
İlk derece hükmü ile BAM hükmü arasındaki fiilî parasal farkı hesaplamak.
İkinci işlem:
Bu farkın karşılaştırılacağı HMK m.341/2 sınırının hangi yıla ait olduğunu belirlemek.
Örneğin fark 45.000 TL ise:
2026 yılında açılmış bir davada 50.000 TL sınırı nedeniyle temyiz için yeterli olmayabilir.
Ancak çok daha eski bir yılda açılmış dosyada o yılki alt sınır daha düşük olduğundan farklı sonuç ortaya çıkabilir.
Dolayısıyla:
“Fark kaç TL?”
sorusuyla birlikte mutlaka:
“Dava hangi tarihte açıldı?”
sorusu da sorulmalıdır.
Yalnız Vekâlet Ücreti veya Yargılama Giderindeki Fark Temyiz Hakkı Doğurur mu?
Yeni düzenleme bu konuda özel bir sınırlama getirmektedir.
HMK m.362/3-b’ye göre BAM’ın yeniden esas hakkında verdiği karar genel temyiz sınırının altında kalıyor ve değişiklik sadece yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkinse, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulamaz.
Örneğin ilk derece mahkemesi esas alacak konusunda 300.000 TL’ye hükmetmiş olsun.
BAM esas hükmü değiştirmesin ancak vekâlet ücretini 40.000 TL’den 100.000 TL’ye çıkarsın.
Aradaki fark 60.000 TL olmasına rağmen uyuşmazlık yalnız vekâlet ücretine ilişkinse ve BAM kararı genel temyiz sınırının altında bulunuyorsa m.362/3-b uyarınca sırf bu fark nedeniyle temyiz yoluna gidilemeyecektir.
Dolayısıyla farkın alt sınırı geçmesi her zaman yeterli değildir.
Kanunun ikinci istisnası mutlaka ayrıca kontrol edilmelidir.
İlk Derece Kararı 650.000 TL, BAM Kararı 700.000 TL Olursa Ne Olur?
2026 yılında açılmış bir dava üzerinden düşünelim.
İlk derece mahkemesi:
650.000 TL.
BAM:
700.000 TL.
İki hüküm arasındaki fark:
50.000 TL.
Ancak burada BAM’ın 700.000 TL’lik kararı, 2026 için hesaplanan 682.000 TL genel temyiz sınırını zaten aşmaktadır.
Bu durumda genel temyiz rejimi önem kazanır.
HMK m.362/3-a’daki “fark 50.000 TL’yi geçti mi?” istisnasının temel uygulama alanı, BAM kararının genel temyiz sınırının altında kaldığı durumlardır.
Bu örnek, yeni düzenlemede iki sınırın neden birbirine karıştırılmaması gerektiğini gösterir.
İlk Derece 700.000 TL, BAM 650.000 TL Olursa Ne Olur?
Bu örnek daha ilginçtir.
BAM’ın yeni hükmü:
650.000 TL.
Bu miktar 2026 genel temyiz sınırı olan 682.000 TL’nin altındadır.
İlk derece kararı ise:
700.000 TL.
Aradaki fark:
50.000 TL.
Fark, HMK m.341/2 sınırını geçmemektedir.
Dolayısıyla BAM’ın yeni kararı genel temyiz sınırının altında ve ilk derece kararıyla fark tam alt sınırda olduğundan HMK m.362/3-a uyarınca yeni özel temyiz imkânı bulunmaz.
Buna karşılık BAM 600.000 TL’ye hükmetseydi fark 100.000 TL olacak ve özel temyiz yolu gündeme gelebilecekti.
İlk Derece ile BAM Arasındaki Fark Davacı Lehine mi Olmalı?
Hayır.
Kanun farkın yönüne değil miktar veya değerine odaklanmaktadır.
BAM kararı davacı lehine de değişebilir, davalı lehine de.
Örneğin:
İlk derece: 200.000 TL.
BAM: 400.000 TL.
Fark: 200.000 TL.
Bu değişiklik davacı lehinedir.
Başka bir dosyada:
İlk derece: 500.000 TL.
BAM: 300.000 TL.
Fark: 200.000 TL.
Bu değişiklik davalı lehinedir.
Her iki durumda da hüküm sonuçları arasındaki parasal değişim 200.000 TL’dir.
Temyiz hakkının hangi tarafça kullanılabileceği ise o tarafın BAM hükmünden ne ölçüde olumsuz etkilendiğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Kararın Altında “Kesin” Yazıyorsa Yine de Temyiz Edilebilir mi?
Mahkemenin kararın sonunda kanun yoluna ilişkin yaptığı açıklama önemli olmakla birlikte, bir kararın temyiz edilebilir olup olmadığı nihai olarak kanundan kaynaklanır.
Özellikle 12. Yargı Paketi ile HMK m.362’ye yeni üçüncü fıkranın eklenmesinden sonra, BAM kararının temyize açık olup olmadığının yeni kanuni sistem üzerinden ayrıca incelenmesi gerekir.
Dolayısıyla BAM kararının sonunda “kesin” ibaresi bulunmasına rağmen taraf, HMK m.362/3 şartlarının oluştuğunu düşünüyorsa kanun yolu durumunun ayrıca hukuken değerlendirilmesi gerekebilir.
Bunun tersine kararın altında “temyiz yolu açık” yazması da kanunda kesin olan bir kararı kendiliğinden temyize açık hâle getirmez.
Bu nedenle özellikle yeni dönemde yalnız hüküm fıkrasındaki kanun yolu açıklamasına güvenmek yerine parasal sınır ve fark hesabının ayrıca yapılması önem taşımaktadır.
Temyiz Süresi Ne Kadar?
HMK m.361 uyarınca temyizi mümkün bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi kararlarına karşı temyiz süresi, kararın usulüne uygun tebliğinden itibaren iki haftadır.
Bu nedenle BAM kararı alındığında temyiz edilebilirlik hesabının geciktirilmemesi önemlidir.
Özellikle yeni HMK m.362/3 nedeniyle:
“Karar genel temyiz sınırının altında, herhâlde kesin.”
şeklinde hızlı bir kanaate varılıp iki haftalık sürenin geçirilmesi ciddi hak kaybına yol açabilir.
İlk derece hükmü ile BAM hükmü arasındaki farkın hemen hesaplanması ve davanın açıldığı tarihte geçerli olan HMK m.341/2 parasal sınırıyla karşılaştırılması gerekir.
Yeni Düzenleme Ne Zaman Yürürlüğe Girdi?
7589 sayılı Kanun’un HMK m.362’ye yeni üçüncü fıkra ekleyen 25. maddesi, Kanun’un yayımlandığı 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanun’un yürürlük maddesinde yalnız bazı maddeler bakımından farklı tarihler öngörülmüş; 25. madde bunlardan biri olmadığı için yayım tarihinde yürürlüğe girmiştir.
7589 sayılı Kanun’un geçici maddesinde HMK m.362/3 için ayrıca idari yargıdaki bazı hükümler gibi özel bir geçiş tarihi düzenlenmemiştir.
Bununla birlikte parasal sınırın hangi yıla göre belirleneceği konusunda HMK Ek Madde 1’deki dava açılış tarihi kuralı uygulanmaya devam etmektedir.
12. Yargı Paketi Sonrası Temyiz Hesabında En Sık Yapılabilecek Hatalar
Yeni sistemde özellikle dört hata önem taşıyacaktır.
Birincisi, yalnız BAM kararının genel temyiz sınırının altında olup olmadığına bakmak ve ilk derece–BAM farkını hiç hesaplamamaktır.
İkincisi, BAM’ın yalnız istinaf başvurusunu reddettiği dosyayla ilk derece kararını kaldırıp yeniden esas hakkında karar verdiği dosyayı birbirine karıştırmaktır.
Üçüncüsü, kararın verildiği yılın parasal sınırını otomatik uygulamak; oysa güncel HMK Ek Madde 1 gereğince dava açılış tarihindeki miktarın esas alınması gerektiğini gözden kaçırmaktır.
Dördüncüsü ise fark HMK m.341 sınırını geçtiği hâlde uyuşmazlığın yalnız vekâlet ücreti veya yargılama giderine ilişkin olup olmadığını kontrol etmemektir. Çünkü bu durumda özel temyiz yasağı devam etmektedir.
Yeni Temyiz Sisteminde Uygulanabilecek Pratik Formül
Bir BAM hukuk kararı alındığında şu sıralama izlenebilir:
- BAM istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında karar verdi mi?
- Kabul veya reddedilen kısmın miktar veya değeri HMK m.341/2 sınırını geçiyor mu?
- BAM’ın yeni kararı genel HMK m.362 temyiz sınırının üzerinde mi?
- Genel temyiz sınırının altındaysa, BAM kararı ile ilk derece kararı arasındaki parasal fark ne kadar?
- Bu fark HMK m.341/2 sınırını geçiyor mu?
- Karar yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine mi ilişkin?
- Kullanılan parasal sınır, davanın açıldığı yıla göre doğru mu?
Bu sorulara cevap verilmeden BAM kararının “kesin” veya “temyize açık” olduğu sonucuna ulaşılmaması gerekir. Yeni HMK m.362/3 tam olarak bu çok aşamalı değerlendirme sistemini gerekli hâle getirmiştir.
İlk Derece ve İstinaf Kararı Arasındaki Parasal Fark Hakkında Sık Sorulan Sorular
İlk derece ile istinaf kararı arasındaki fark temyiz için neden önemli?
Çünkü 12. Yargı Paketi sonrasında BAM’ın genel temyiz sınırının altında kalan yeni esas kararı ile ilk derece hükmü arasındaki fark HMK m.341/2 sınırını geçiyorsa, diğer şartların bulunması hâlinde karar Yargıtay incelemesine açılabilir.
2026 yılında fark kaç TL’yi geçmeli?
2026 yılında açılan davalar bakımından HMK m.341/2 sınırı 50.000 TL olarak hesaplanmaktadır. Yeni özel temyiz imkânında farkın bu sınırı geçmesi gerekir.
Fark tam 50.000 TL ise temyiz olur mu?
Yeni m.362/3-a “parasal sınırı geçmemesi” hâlinde temyizin mümkün olmayacağını düzenlediğinden, 2026 sınırlarının geçerli olduğu dosyada tam 50.000 TL fark yeterli değildir.
Fark 60.000 TL ise mutlaka temyiz olur mu?
Hayır. Farkın sınırı aşması önemli şartlardan biridir ancak tek şart değildir. BAM’ın istinafı kabul ederek yeniden esas hakkında karar vermesi, kabul veya reddedilen kısmın alt sınırı aşması ve yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin istisnanın bulunmaması gibi diğer koşullar da incelenmelidir.
BAM istinaf başvurusunu reddederse yeni fark kuralı uygulanır mı?
Hayır. Yeni düzenleme, istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabul edilerek yeniden esas hakkında karar verilmesini aramaktadır.
İlk derece davayı reddeder, BAM 200.000 TL kabul ederse fark kaçtır?
Basit tek talepli örnekte ilk derece hükmü 0 TL, BAM hükmü 200.000 TL sonuç doğurduğundan fark 200.000 TL olarak değerlendirilir ve yeni özel temyiz sistemi gündeme gelebilir.
Dava 2024’te açılmış, BAM kararı 2026’da verilmişse hangi sınır uygulanır?
Güncel HMK Ek Madde 1 gereğince davanın açıldığı tarihte geçerli olan parasal sınır esas alınır.
2026 genel temyiz sınırı ne kadar?
2025’te 544.000 TL olan genel HMK m.362 sınırının %25,49 yeniden değerleme oranıyla artırılması ve HMK Ek Madde 1’deki küsurat kuralının uygulanması sonucunda 2026 yılında açılan davalar için 682.000 TL olarak hesaplanmaktadır.
Sadece vekâlet ücretindeki fark 100.000 TL ise Yargıtaya gidilebilir mi?
BAM’ın yeni kararı genel temyiz sınırının altında kalıyor ve değişiklik yalnız vekâlet ücreti veya yargılama giderine ilişkinse HMK m.362/3-b gereğince özel temyiz yolu kapalıdır.
Temyiz süresi ne kadar?
Temyizi mümkün BAM hukuk kararlarında süre, kural olarak kararın tebliğinden itibaren iki haftadır.
Yeni Sistem Taraflar Açısından Neden Önemli?
- Yargı Paketi öncesindeki parasal kesinlik sistemi özellikle BAM’ın ilk derece hükmünü büyük ölçüde değiştirdiği ancak yeni miktarın genel temyiz sınırının altında kaldığı davalarda önemli bir sorun yaratabiliyordu.
Örneğin ilk derece mahkemesi 50.000 TL’ye hükmetmiş, BAM ise 500.000 TL’ye hükmetmiş olabilir.
Her iki BAM kararı da genel temyiz sınırının altında görülebilir; ancak tarafın hukuki durumu iki mahkeme arasında 450.000 TL değişmiştir.
Yeni düzenleme bu farkı görmezden gelmemektedir.
BAM ilk derece hükmünü önemli miktarda değiştiriyorsa, uyuşmazlığın Yargıtay denetimine ulaşması için yeni bir kapı açılmaktadır.
Buna karşılık kanun koyucu her küçük değişikliği temyize açmamıştır.
BAM’ın yaptığı değişiklik HMK m.341/2 parasal sınırını geçmiyorsa ve BAM kararı da genel temyiz sınırının altındaysa karar kesin kalacaktır.
Böylece yeni sistem bir yandan ciddi hüküm farklılıklarında Yargıtay denetimini genişletirken diğer yandan düşük miktarlı değişiklikleri temyiz dışında bırakmaktadır.
Sonuç: Artık Sadece BAM Kararının Miktarına Değil, İlk Derece ile Arasındaki Farka da Bakılacak
- Yargı Paketi ile hukuk davalarında temyiz edilebilirlik hesabında önemli bir değişiklik yapılmıştır.
7589 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle HMK m.362’ye eklenen üçüncü fıkra uyarınca, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında karar verdiğinde, bu kararın Yargıtaya götürülüp götürülemeyeceği belirlenirken artık yalnız genel temyiz parasal sınırına bakılmayacaktır.
BAM kararı genel temyiz sınırının altında kalıyorsa ilk derece mahkemesi hükmü ile BAM’ın yeni esas hükmü arasındaki miktar veya değer farkı ayrıca hesaplanacaktır.
Bu fark HMK m.341/2’deki parasal sınırı geçmiyorsa temyiz mümkün olmayacaktır.
Fark bu sınırı geçiyorsa ve kanundaki diğer şartlar da mevcutsa, BAM kararı genel temyiz sınırının altında olmasına rağmen Yargıtay incelemesine götürülebilecektir.
2026 yılında açılmış davalar bakımından bu hesapta iki rakam özellikle önemlidir:
HMK m.341/2 sınırı: 50.000 TL
Genel HMK m.362 temyiz sınırı: 682.000 TL
Bu tutarlar 2025 yılındaki 40.000 TL ve 544.000 TL sınırlarının, resmî olarak %25,49 belirlenen yeniden değerleme oranına göre artırılması ve HMK Ek Madde 1’deki küsurat kuralının uygulanması sonucunda ortaya çıkmaktadır.
Ancak somut dosyada hangi yılın sınırının uygulanacağı konusunda en kritik kural şudur:
Parasal sınır, BAM kararının veya ilk derece kararının verildiği yıla göre değil, davanın açıldığı tarihe göre belirlenir.
Bu nedenle 2026 yılında istinaf kararı alınan eski bir dava bakımından doğrudan 50.000 TL ve 682.000 TL kullanılması doğru olmayabilir.
Yeni sistemin pratik formülü şu şekilde özetlenebilir:
BAM ilk derece kararını değiştirmemiş ve yalnız istinaf başvurusunu reddetmişse özel HMK m.362/3 sistemi uygulanmaz.
BAM istinafı kabul ederek yeniden esas hakkında karar vermişse yeni sistem devreye girer.
BAM kararı genel temyiz sınırının üzerindeyse genel temyiz hükümleri uygulanır.
BAM kararı genel temyiz sınırının altındaysa ilk derece ile BAM arasındaki fark hesaplanır.
Bu fark HMK m.341/2 sınırını geçmiyorsa karar temyiz edilemez.
Fark sınırı geçiyorsa temyiz imkânı doğabilir.
Ancak karar yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkinse özel istisna nedeniyle temyiz yine mümkün olmayabilir.
Bu nedenle 12. Yargı Paketi sonrasında bir BAM kararını incelerken yalnız:
“BAM kaç liraya hükmetti?”
sorusu sorulmamalıdır.
Asıl olarak:
“İlk derece mahkemesi kaç liraya hükmetmişti ve BAM bu sonucu kaç lira değiştirdi?”
sorusu da cevaplandırılmalıdır.
Örneğin 2026 sınırlarının uygulandığı varsayımda:
İlk derece 200.000 TL, BAM 220.000 TL ise fark 20.000 TL’dir ve özel temyiz yolu açılmaz.
İlk derece 200.000 TL, BAM 250.000 TL ise fark tam 50.000 TL’dir ve sınır “geçilmediği” için özel temyiz imkânı yine doğmaz.
İlk derece 200.000 TL, BAM 300.000 TL ise fark 100.000 TL’dir ve diğer şartlar da varsa Yargıtay yolu açılabilir.
İlk derece davayı tamamen reddetmiş, BAM 300.000 TL kabul etmişse 300.000 TL’lik değişim nedeniyle özel temyiz sistemi gündeme gelir.
İlk derece 500.000 TL kabul etmiş, BAM davayı tamamen reddetmişse yine 500.000 TL’lik hüküm değişikliği söz konusudur.
BAM yalnız vekâlet ücretinde değişiklik yapmışsa ise fark yüksek olsa dahi m.362/3-b ayrıca dikkate alınmalıdır.
Sonuç itibarıyla “İlk derece mahkemesi ile istinaf kararı arasındaki parasal fark temyizi nasıl etkileyecek?” sorusunun kısa cevabı şudur:
Bölge adliye mahkemesi ilk derece hükmünü değiştirerek yeniden esas hakkında karar vermiş ve BAM kararı genel temyiz sınırının altında kalmışsa, ilk derece kararıyla BAM kararı arasındaki parasal fark HMK m.341/2 sınırını geçiyorsa karar, kanundaki diğer koşullar da mevcut olduğu takdirde Yargıtaya götürülebilecektir. Fark bu sınırı geçmiyorsa özel temyiz yolu kapalı olacaktır.
Bu değişiklik, hukuk davalarında temyiz hesabını yalnız dava değerine dayanan tek aşamalı bir değerlendirme olmaktan çıkarmış; ilk derece ile istinaf arasındaki hüküm değişikliğinin büyüklüğünü de doğrudan kanun yolu hakkının bir unsuru hâline getirmiştir.