Hukuk Makaleleri

Sadece Vekâlet Ücreti ve Yargılama Gideri İçin Yargıtaya Gidilebilir mi? Yeni HMK Temyiz Kuralı

Hukuk davalarında verilen kararların yalnızca davanın esasına ilişkin kısmı değil, yargılama giderleri ve karşı vekâlet ücreti bakımından oluşturulan hüküm de taraflar açısından önemli ekonomik sonuçlar doğurabilmektedir. Özellikle yüksek değerli ticari davalar, tazminat davaları, iş uyuşmazlıkları ve kısmi kabul-kısmi ret kararlarında mahkemece hükmedilen vekâlet ücreti ile yargılama giderlerinin miktarı ciddi rakamlara ulaşabilmektedir.

Bu nedenle uygulamada sıkça şu soruyla karşılaşılmaktadır:

Davanın esasına ilişkin karar artık tartışılmıyorsa ancak bölge adliye mahkemesi vekâlet ücretini veya yargılama giderlerini yanlış belirlemişse sırf bu nedenle Yargıtaya gidilebilir mi?

Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun, bu konuda önemli ve açık bir düzenleme getirmiştir.

7589 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesine yeni bir üçüncü fıkra eklenmiştir. Yeni düzenlemenin (b) bendine göre, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kabul ederek yeniden esas hakkında verdiği karar genel temyiz parasal sınırının altında kalıyor ve karar sadece yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin bulunuyorsa, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulamayacaktır. Düzenleme 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bu hüküm ilk bakışta:

“Artık vekâlet ücreti ve yargılama giderleri hiçbir durumda Yargıtaya götürülemez.”

şeklinde anlaşılabilir.

Ancak bu yorum doğru değildir.

Yeni HMK m.362/3-b, her türlü vekâlet ücreti ve yargılama gideri uyuşmazlığına ilişkin genel ve mutlak bir temyiz yasağı getirmemektedir. Hükmün uygulanması için belirli şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Özellikle bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında karar vermesi, kararın genel temyiz sınırının altında kalması ve temyize konu değişikliğin yalnızca yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması önem taşımaktadır.

Dolayısıyla 12. Yargı Paketi sonrasında cevap verilmesi gereken soru yalnız:

“Vekâlet ücreti yanlış mı?”

değildir.

Bunun yanında:

“Bölge adliye mahkemesi ne tür bir karar verdi, kararın miktarı genel temyiz sınırının altında mı ve uyuşmazlık yalnız gider veya vekâlet ücretinden mi ibaret?”

soruları da cevaplandırılmalıdır.

12. Yargı Paketi Vekâlet Ücreti ve Yargılama Giderleri Açısından Neyi Değiştirdi?

Yeni düzenleme HMK’nın “Temyiz edilemeyen kararlar” başlıklı 362. maddesine eklenmiştir.

HMK m.362/3’ün ana kuralına göre bölge adliye mahkemesi, istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında karar verirse, kararın kabul veya reddedilen kısmının miktar veya değeri HMK m.341/2’deki parasal sınırın üzerindeyse belirli şartlarla temyiz yolu açılmaktadır.

Bu düzenleme, genel temyiz parasal sınırının altında kalan bazı bölge adliye mahkemesi kararlarının da Yargıtay denetimine ulaşmasını sağlamaktadır.

Ancak kanun koyucu bu yeni temyiz imkânına iki temel sınırlama getirmiştir.

Bunlardan biri, ilk derece mahkemesi kararı ile BAM kararı arasındaki parasal farkın belirli sınırı aşmaması hâlidir.

Diğeri ise bu yazının konusunu oluşturan yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin kararlardır.

HMK m.362/3-b’nin açık düzenlemesine göre, miktar veya değer itibarıyla genel temyiz sınırının altında kalan BAM kararının yalnızca yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması hâlinde yeni özel temyiz imkanından yararlanılamayacaktır.

Yargılama Gideri Nedir?

“Yargılama gideri” yalnız dava açılırken ödenen harç anlamına gelmez.

HMK m.323, yargılama giderlerinin kapsamını ayrıntılı biçimde düzenlemektedir. Buna göre celse, karar ve ilam harçları; tebliğ ve posta giderleri; dosya ve evrak masrafları; geçici hukuki korumalar nedeniyle yapılan giderler; keşif masrafları; tanık ve bilirkişiye ödenen ücretler; resmî belgelerin teminine ilişkin giderler ve kanunda belirtilen diğer giderler yargılama giderleri kapsamındadır. Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir edilen vekâlet ücreti de HMK m.323 kapsamında yargılama giderleri arasında sayılmıştır.

HMK m.326’nın genel kuralına göre ise kanunda aksine hüküm bulunmadığı sürece yargılama giderleri aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir. Tarafların her ikisinin de kısmen haklı çıkması hâlinde mahkeme giderleri haklılık oranlarına göre paylaştırabilir.

Dolayısıyla davanın esası hakkında verilen karar, yargılama giderlerinin hangi taraf üzerinde bırakılacağını doğrudan etkileyebilir.

Örneğin davacı 1.000.000 TL talep etmiş ancak yalnız 400.000 TL bakımından haklı bulunmuşsa, yargılama giderleri ve vekâlet ücretleri bakımından kısmi kabul-kısmi ret sonucuna göre ayrıca hesaplama yapılması gündeme gelir.

Hangi Vekâlet Ücretinden Söz Ediliyor?

Yeni HMK m.362/3-b’deki “vekâlet ücreti” ifadesi, taraf ile kendi avukatı arasında özel sözleşmeyle belirlenen akdi avukatlık ücreti uyuşmazlığını ifade etmemektedir.

Buradaki konu, görülmekte olan dava sonucunda mahkemenin hüküm kısmında yer verdiği ve yargılama giderleri sistemi içerisinde değerlendirilen karşı vekâlet ücretidir.

HMK m.330’a göre vekille takip edilen davalarda mahkemece kanuna göre takdir edilecek vekâlet ücretine hükmedilir. HMK m.323 de bu vekâlet ücretini yargılama giderleri içerisinde saymaktadır.

Dolayısıyla bir avukatın kendi müvekkiline karşı açtığı “avukatlık ücretinin tahsili” davası başka bir hukuki uyuşmazlıktır. Böyle bir davanın asli konusu zaten avukatlık ücreti alacağı olabilir ve temyiz edilebilirliği o davanın kendi değeri ve genel kanun yolu hükümleri üzerinden belirlenir.

HMK m.362/3-b’nin hedeflediği durum ise görülmekte olan asıl davada BAM kararının yalnız yargılama gideri veya hükmedilen vekâlet ücreti kısmını değiştirmesidir.

Sadece Karşı Vekâlet Ücreti Yanlışsa Yargıtaya Gidilebilir mi?

  1. Yargı Paketi sonrasında bu soruya tek kelimeyle “evet” veya “hayır” cevabı vermek doğru değildir.

Öncelikle BAM kararının genel temyiz parasal sınırının altında olup olmadığına bakılmalıdır.

BAM’ın yeniden esas hakkında verdiği karar bu sınırın altında kalıyor ve BAM’ın yaptığı değişiklik yalnızca yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin bulunuyorsa HMK m.362/3-b uyarınca yeni özel temyiz yoluna başvurulamayacaktır.

Örneğin ilk derece mahkemesi davanın esası bakımından doğru şekilde 300.000 TL’ye hükmetmiş ancak karşı vekâlet ücretini hatalı hesaplamış olsun.

İstinaf başvurusu üzerine BAM esas hükmü değiştirmeyip yalnız vekâlet ücretine ilişkin yeni hüküm kurmuş olsun.

Eğer karar genel temyiz sınırının altında kalıyorsa sırf bu vekâlet ücreti değişikliğinden dolayı HMK m.362/3 üzerinden Yargıtaya gitmek mümkün olmayacaktır.

Yargılama Gideri 100.000 TL Olursa Yine de Temyiz Edilemez mi?

Yeni düzenlemede dikkat edilmesi gereken nokta, yalnız yargılama giderinin rakamına bakılmamasıdır.

Örneğin bilirkişi, keşif ve diğer giderlerin toplamı 100.000 TL olmuş olabilir.

BAM, davanın esasına ilişkin sonucu değiştirmeyip yalnız bu 100.000 TL’lik yargılama giderinin hangi tarafa yükletileceği konusunda yeni karar vermiş olabilir.

Eğer BAM’ın yeniden verdiği karar HMK m.362/3-b’de belirtilen genel temyiz sınırının altında kalıyor ve uyuşmazlık yalnız yargılama gideriyle ilgiliyse, sırf 100.000 TL yargılama gideri bulunması yeni özel temyiz hakkı doğurmayacaktır.

Başka bir ifadeyle:

“Yargılama gideri HMK m.341 sınırını geçti, o hâlde mutlaka temyiz mümkündür.”

şeklindeki yaklaşım yeni düzenleme karşısında doğru değildir.

Çünkü HMK m.362/3-b tam olarak gider ve vekâlet ücreti yönünden özel bir istisna oluşturmaktadır.

Esas Kararla Birlikte Vekâlet Ücreti de Yanlışsa Ne Olacak?

Burada durum farklıdır.

Yeni hüküm, BAM’ın kararının “sadece” yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması hâlinden söz etmektedir.

Dolayısıyla BAM;

asıl alacağı,

tazminat miktarını,

davanın kabul veya ret oranını

ve bunun yanında vekâlet ücretini

de değiştirmişse artık karar yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretinden ibaret değildir.

Örneğin ilk derece mahkemesi 200.000 TL’ye hükmetmiş, BAM ise esas hakkındaki hükmü değiştirerek 500.000 TL’ye karar vermiş ve buna bağlı olarak karşı vekâlet ücretini de yeniden belirlemişse, HMK m.362/3-b’deki “sadece vekâlet ücreti veya yargılama gideri” istisnasından söz edilemez.

Bu durumda kararın temyiz edilebilirliği HMK m.362/3’ün ana kuralı ve diğer istisnaları üzerinden değerlendirilmelidir.

Eğer esas hüküm temyize açıksa taraf, temyiz dilekçesinde hükmün yargılama gideri ve vekâlet ücretine ilişkin bölümlerini de temyiz sebepleri kapsamında tartışabilir.

Bu nedenle yeni düzenleme:

“Yargıtay artık vekâlet ücretini hiçbir zaman inceleyemez.”

anlamına gelmemektedir.

Davanın Esası Temyize Açıksa Vekâlet Ücreti de Temyiz Edilebilir mi?

Evet, burada “yalnızca vekâlet ücretine ilişkin bağımsız temyiz” ile “esas hükümle birlikte vekâlet ücretinin de temyiz edilmesi” birbirinden ayrılmalıdır.

Esas karar kanunen temyize açıksa ve taraf bu hükmü Yargıtaya taşıyorsa, hükmün fer’î sonuçlarından olan yargılama giderleri ve vekâlet ücretine ilişkin hukuka aykırılıklar da temyiz sebepleri arasında ileri sürülebilir.

HMK m.362/3-b’nin getirdiği sınırlama, özellikle BAM’ın genel temyiz sınırının altında kalan yeni kararında tek uyuşmazlık noktasının yargılama gideri veya vekâlet ücreti olması hâlini hedeflemektedir.

Örneğin BAM’ın davacı lehine 900.000 TL asıl alacağa ilişkin hüküm kurduğunu ve somut dosyada uygulanacak genel temyiz sınırının aşılmış olduğunu düşünelim.

Davalı hem 900.000 TL esas hükmü hem de buna bağlı yargılama gideri ve karşı vekâlet ücretini temyiz edebilir.

Bu örnekte:

“Kararın içinde vekâlet ücreti var, dolayısıyla temyiz yasaktır.”

denilemez.

2026 Yılında Parasal Sınırlar Ne Kadar?

Yeni HMK m.362/3’ün uygulanmasında hem HMK m.341/2’deki istinaf parasal sınırı hem de HMK m.362’deki genel temyiz sınırı önem taşımaktadır.

2025 yılında HMK m.341/2 kapsamındaki istinaf kesinlik sınırı resmî Yargıtay/UYAP uygulamasında 40.000 TL, HMK m.362 kapsamındaki genel temyiz kesinlik sınırı ise 544.000 TL olarak uygulanmıştır.

2025 yılı yeniden değerleme oranı Gelir İdaresi Başkanlığınca %25,49 olarak ilan edilmiştir.

Bu oran ve HMK Ek Madde 1’deki yuvarlama sistemi esas alındığında, 2026 yılı için HMK m.341/2 sınırı 50.000 TL, genel HMK m.362 temyiz sınırı ise 682.000 TL olarak hesaplanmaktadır.

Ancak bu rakamları kullanırken son derece önemli bir ayrıntı gözden kaçırılmamalıdır.

Güncel HMK sisteminde parasal kanun yolu sınırının belirlenmesinde davanın açıldığı tarihteki sınır esas alınmaktadır. Resmî UYAP/Yargıtay uygulamasında da HMK m.341 bakımından dava tarihindeki parasal sınırın esas alındığı açıkça belirtilmektedir.

Dolayısıyla dava 2024 yılında açılmış, BAM kararı 2026 yılında verilmişse sırf karar 2026 tarihli olduğu için 50.000 TL ve 682.000 TL sınırları otomatik uygulanmamalıdır.

Öncelikle davanın açılış yılı belirlenmelidir.

2026 İçin Örnek: 100.000 TL Vekâlet Ücreti Değişikliği

Davanın 2026 yılında açıldığını varsayalım.

İlk derece mahkemesi davanın esası hakkında 500.000 TL’ye hükmetmiş olsun.

BAM esas hükmü değiştirmemiş ancak ilk derece mahkemesince 20.000 TL olarak hesaplanan karşı vekâlet ücretinin 120.000 TL olması gerektiğine karar vermiş olsun.

Fark:

100.000 TL’dir.

Bu miktar 2026 için hesaplanan 50.000 TL’lik HMK m.341/2 sınırını aşmaktadır.

Ancak BAM’ın esas kararı genel 682.000 TL temyiz sınırının altında kalıyor ve BAM kararı yalnızca vekâlet ücretine ilişkin bulunuyorsa, 100.000 TL farkın varlığı tek başına özel temyiz hakkı sağlamaz.

Çünkü HMK m.362/3-b, tam olarak genel temyiz sınırının altındaki sadece vekâlet ücretine ilişkin BAM kararını temyiz dışında bırakmaktadır.

Bu örnek, yeni düzenlemenin HMK m.362/3-a’daki parasal fark kuralından farklı işlediğini göstermektedir.

İlk Derece Mahkemesi Vekâlet Ücretine Hiç Hükmetmez, BAM Hükmederse Ne Olur?

Örneğin ilk derece mahkemesi davayı kabul etmiş fakat davacı lehine hükmedilmesi gereken karşı vekâlet ücretini unutmuş olsun.

Davacı bu nedenle istinafa başvursun.

BAM istinaf başvurusunu kabul ederek yalnızca vekâlet ücretine hükmetsin.

Yeni BAM kararı genel temyiz sınırının altında ve BAM’ın yaptığı değişiklik yalnız karşı vekâlet ücretine ilişkinse, HMK m.362/3-b nedeniyle bu karar sırf vekâlet ücreti yönünden Yargıtaya götürülemeyecektir.

Aynı sonuç, esas karar değişmemesine rağmen yanlış tarafa yükletilen yargılama giderinin BAM tarafından düzeltilmesi hâlinde de gündeme gelebilir.

BAM Vekâlet Ücretini Tamamen Kaldırırsa Temyiz Mümkün mü?

Yine şartlara göre değerlendirme yapılmalıdır.

Örneğin ilk derece mahkemesi davalı lehine 150.000 TL vekâlet ücretine hükmetmiş olsun.

BAM istinaf başvurusunu kabul ederek bu vekâlet ücretini tamamen kaldırsın, fakat davanın esasına ilişkin hükmü değiştirmesin.

Uyuşmazlık yalnızca 150.000 TL vekâlet ücretinden ibaret hâle gelmişse ve BAM’ın kararı genel temyiz sınırının altında bulunuyorsa HMK m.362/3-b özel temyiz yolunu kapatacaktır.

Burada 150.000 TL’nin 50.000 TL’lik istinaf sınırını aşması tek başına sonucu değiştirmez.

Çünkü vekâlet ücreti ve yargılama gideri yönünden özel istisna bulunmaktadır.

“Sadece” Kelimesi Neden Önemli?

Yeni maddenin belki de en önemli kelimesi **“sadece”**dir.

Kanun:

“Vekâlet ücretine ilişkin kararlar temyiz edilemez.”

şeklinde genel bir hüküm kurmamıştır.

Bunun yerine BAM’ın yeniden esas hakkında verdiği kararın sadece yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması hâlini düzenlemiştir.

Bu nedenle BAM aynı kararda asıl uyuşmazlık hakkında da tarafların hukuki durumunu değiştirmişse m.362/3-b otomatik uygulanamaz.

Örneğin BAM:

ilk derece mahkemesinin 300.000 TL’lik kabulünü 450.000 TL’ye çıkarmış,

aynı zamanda vekâlet ücretini de değiştirmişse,

karar yalnızca vekâlet ücretine ilişkin değildir.

Bu durumda temyiz edilebilirlik, esas hüküm bakımından yeni HMK m.362/3 sistemi üzerinden değerlendirilecektir.

Buna karşılık BAM:

300.000 TL’lik esas hükmü aynen koruyup,

yalnızca 75.000 TL vekâlet ücretini 100.000 TL’ye çıkarmışsa,

“sadece vekâlet ücreti” istisnası gündeme gelir.

Yargılama Giderlerinin Yanlış Paylaştırılması Temyiz Sebebi Olabilir mi?

Bir karar Yargıtay incelemesine başka bir nedenle açık ise yargılama giderlerinin yanlış paylaştırılması temyiz dilekçesinde ileri sürülebilir.

HMK m.326’ya göre kural olarak yargılama giderleri haksız çıkan tarafa yükletilir; tarafların kısmen haklı olması hâlinde ise giderlerin haklılık oranına göre paylaştırılması mümkündür.

Dolayısıyla örneğin davacı talebinin %90’ında haklı çıkmış ancak mahkeme bütün yargılama giderlerini davacı üzerinde bırakmışsa bu durum hukuka aykırılık iddiasına konu olabilir.

Ancak BAM bu sorunu düzelttikten sonra dosyada geriye yalnız yargılama giderinin paylaşımı kalmış ve BAM’ın kararı genel temyiz sınırının altında ise yeni HMK m.362/3-b sırf bu nedenle yeni bir Yargıtay incelemesi yapılmasını engellemektedir.

Bilirkişi ve Keşif Giderleri de Bu Kapsamda mı?

Evet.

HMK m.323 kapsamında keşif giderleri ile tanık ve bilirkişiye ödenen ücret ve masraflar açıkça yargılama giderleri arasında sayılmıştır.

Dolayısıyla uyuşmazlık yalnız:

bilirkişi ücretinin hangi taraf üzerinde bırakılacağı,

keşif giderlerinin kimden tahsil edileceği,

tebligat ve posta masraflarının nasıl paylaştırılacağı

gibi konulardan ibaretse bunlar HMK m.362/3-b açısından “yargılama gideri” kapsamındadır.

Miktarlarının yüksek olması, yeni düzenlemenin şartları gerçekleşmişse kendiliğinden temyiz hakkı doğurmaz.

Harç Konusundaki Hatalar da Yargılama Gideri Sayılır mı?

HMK m.323 kapsamında celse, karar ve ilam harçları da yargılama gideridir.

Dolayısıyla BAM’ın esas hükmü değiştirmeyip yalnızca taraflara yükletilen yargılama harçlarının dağılımına ilişkin yeni karar vermesi hâlinde de m.362/3-b’nin uygulanması gündeme gelebilir.

Ancak harcın devletle taraf arasındaki kamu hukuku boyutu veya özel harç mevzuatından doğan ayrı uyuşmazlıklar ayrıca değerlendirilmelidir. Burada söz konusu olan, hükümde yargılama gideri olarak taraflara yükletilen harç kısmıdır.

BAM Esas Kararı Değiştirirse Vekâlet Ücreti de Kendiliğinden Değişebilir

Vekâlet ücretinin miktarı ve hangi taraf lehine hükmedileceği çoğu zaman davanın esas sonucuyla bağlantılıdır.

Örneğin ilk derece mahkemesi davayı tamamen kabul etmiş ancak BAM davanın yarısını reddetmişse, artık yalnız esas alacak değil, tarafların vekâlet ücreti ve yargılama giderlerindeki sorumlulukları da değişebilir.

Bu durumda BAM kararının:

“vekâlet ücretini değiştirmesi”

tek başına m.362/3-b kapsamına girdiği anlamına gelmez.

Çünkü vekâlet ücretindeki değişim, esas hükümdeki değişikliğin fer’î sonucudur.

BAM aynı zamanda davanın esasını da değiştirmiştir.

Dolayısıyla karar yalnız vekâlet ücreti veya yargılama giderine ilişkin değildir ve temyiz edilebilirlik asıl hüküm üzerinden ayrıca incelenmelidir.

İlk Derece ile BAM Arasında Sadece Gider Farkı Varsa HMK 362/3-a Uygulanır mı?

Yeni hükümde iki farklı istisna ayrı bentlerde düzenlenmiştir.

HMK m.362/3-a, BAM kararı ile ilk derece kararı arasındaki parasal farkın HMK m.341/2 sınırını geçmemesi durumunu düzenlemektedir.

HMK m.362/3-b ise genel temyiz sınırının altındaki BAM kararının yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması durumunu düzenlemektedir.

Bu nedenle yalnız gider veya vekâlet ücretine ilişkin bir uyuşmazlıkta:

“Fark istinaf sınırını geçti, o hâlde m.362/3-a gereği temyiz edilebilir.”

demek yeterli değildir.

Çünkü hemen ardından gelen (b) bendi, yalnız gider veya vekâlet ücretine ilişkin kararlar bakımından özel bir temyiz yasağı öngörmektedir.

Örneğin fark 200.000 TL olsa bile karar m.362/3-b’nin şartlarını taşıyorsa yeni özel temyiz yolu kapalı olabilir.

12. Yargı Paketi Neden Böyle Bir Sınırlama Getirdi?

Yeni HMK m.362/3’ün genel amacı, BAM’ın ilk derece mahkemesi kararını önemli ölçüde değiştirerek taraf hakkında ilk kez farklı bir esas hüküm kurduğu durumlarda Yargıtay denetiminin alanını genişletmektir. TBMM’nin Kanun’a ilişkin resmî açıklamasında da BAM’ın yeniden esas hakkında verdiği kararların belirli şartlarda temyiz edilebilmesi, buna karşılık yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin ve genel temyiz sınırının altında kalan kararların temyiz edilememesi açıkça belirtilmiştir.

Böylece kanun koyucu bir taraftan tarafın asıl hakkını önemli ölçüde değiştiren BAM kararlarını Yargıtay denetimine daha fazla açarken, diğer taraftan davanın esasının artık tartışılmadığı ve uyuşmazlığın yalnız fer’î nitelikteki gider veya vekâlet ücretine indirgendiği belirli kararların Yargıtaya taşınmasını sınırlamaktadır.

Kararın Sonunda “Kesin” Yazması Belirleyici mi?

Bir mahkeme kararının kanun yoluna açık olup olmadığı esas olarak kanundan kaynaklanmaktadır.

Bu nedenle BAM kararında:

“Kesin olmak üzere”

veya

“Temyiz yolu açık olmak üzere”

şeklinde bir ibare bulunması önemlidir ancak tek başına hukuki sonucu belirleyen unsur değildir.

Yeni HMK m.362/3 sistemi 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, özellikle bu tarihten sonraki BAM kararlarında kanun yolu değerlendirmesi yapılırken maddenin yeni üçüncü fıkrası mutlaka kontrol edilmelidir. 7589 sayılı Kanun’un 25. maddesi için ayrıca ileri bir yürürlük tarihi öngörülmemiş, Kanun’un diğer hükümleriyle birlikte yayım tarihinde yürürlüğe girmesi kabul edilmiştir.

Yeni Düzenleme Eski Davalara Uygulanacak mı?

7589 sayılı Kanun’un geçici hükümlerinde bazı düzenlemeler bakımından açık zaman bakımından uygulama kuralları getirilmiştir. Örneğin idari yargıdaki temyiz değişikliği bakımından yürürlük tarihinden sonra verilen bölge idare mahkemesi kararlarının esas alınacağı özel olarak düzenlenmiştir. Buna karşılık HMK m.362/3 değişikliği için aynı nitelikte ayrıca bir geçiş hükmü bulunmamaktadır.

Bu nedenle 31 Temmuz 2026 sonrasındaki kanun yolu değerlendirmelerinde güncel HMK m.362 hükmünün dikkate alınması gerekir.

Ancak hangi parasal sınırın kullanılacağı ayrı bir meseledir. Bu konuda HMK’nın parasal sınırların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin hükümleri ve davanın açılış tarihi dikkate alınmalıdır. Resmî Yargıtay/UYAP uygulamasında da HMK m.341 bakımından dava tarihindeki parasal sınırın esas alındığı görülmektedir.

Temyiz Süresi Ne Kadar?

Güncel HMK m.361 uyarınca temyizi mümkün bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi kararlarına karşı temyiz süresi tebliğden itibaren iki haftadır. Adalet Bakanlığı UYAP’taki güncel HMK metni de m.361 kapsamında iki haftalık temyiz süresini göstermektedir.

Bu nedenle BAM kararının yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olup olmadığı ve yeni m.362/3-b kapsamında kesin sayılıp sayılmadığı hızlı şekilde değerlendirilmelidir.

Özellikle kararın kısmen esas, kısmen vekâlet ücreti konusunda değişiklik içerdiği karmaşık dosyalarda:

“Bu yalnız vekâlet ücreti kararıdır.”

şeklinde erken bir sonuca varılması ve iki haftalık temyiz süresinin geçirilmesi hak kaybına yol açabilir.

Sadece Vekâlet Ücreti İçin İstinafa Gidilebilir mi?

Bu yazının konusu temyiz olmakla birlikte istinaf ile temyizin birbirine karıştırılmaması gerekir.

HMK m.362/3-b doğrudan Yargıtay temyiz yoluna ilişkin bir düzenlemedir.

Dolayısıyla hüküm:

“Vekâlet ücreti hiçbir şekilde istinaf edilemez.”

anlamına gelmez.

İlk derece mahkemesinin vekâlet ücreti veya yargılama giderine ilişkin kararına karşı istinaf hakkının bulunup bulunmadığı HMK m.341 ve ilgili kanun yolu hükümleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.

Yeni düzenlemenin asıl konusu, BAM’ın yeniden verdiği karardan sonra üçüncü derece Yargıtay denetimine geçilip geçilemeyeceğidir.

Sadece Vekâlet Ücreti ve Yargılama Gideri İçin Temyiz Hakkında Sık Sorulan Sorular

Sadece karşı vekâlet ücreti için Yargıtaya gidilebilir mi? BAM’ın yeniden esas hakkında verdiği karar genel temyiz sınırının altında kalıyor ve karar yalnız vekâlet ücretine ilişkin bulunuyorsa HMK m.362/3-b uyarınca yeni özel temyiz yoluna başvurulamaz.

Sadece bilirkişi ve keşif giderleri için temyiz mümkün mü? Bilirkişi ve keşif giderleri HMK m.323 kapsamında yargılama gideridir. BAM kararı genel temyiz sınırının altında ve uyuşmazlık yalnız bu giderlere ilişkinse m.362/3-b devreye girebilir.

Vekâlet ücreti çok yüksekse durum değişir mi? Yalnız ücretin yüksek olması otomatik temyiz hakkı oluşturmaz. Yeni hükmün genel temyiz sınırı ve kararın yalnız vekâlet ücretine ilişkin olup olmadığı şartları birlikte değerlendirilmelidir.

Esas karar da temyize açıksa vekâlet ücretine itiraz edilebilir mi? Evet. HMK m.362/3-b, esas hükümle birlikte yapılan temyizde vekâlet ücretinin hiçbir şekilde tartışılamayacağını söylememektedir. Sınırlama, BAM’ın genel temyiz sınırı altında kalan kararının yalnız gider veya vekâlet ücretine ilişkin olması hâline yöneliktir.

BAM esas alacak miktarını da değiştirdiyse ne olur? Bu durumda karar artık yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin değildir. Temyiz edilebilirlik HMK m.362/3’ün ana kuralı ile diğer istisnalar üzerinden değerlendirilir.

2026 genel temyiz sınırı kaç TL? 2025’teki 544.000 TL sınırın %25,49 yeniden değerleme oranıyla artırılması ve HMK’daki yuvarlama sisteminin uygulanması sonucunda 2026 için 682.000 TL olarak hesaplanmaktadır. Ancak hangi yılın sınırının uygulanacağı somut davanın açılış tarihine göre ayrıca belirlenmelidir.

2026 istinaf parasal sınırı kaç TL? Aynı yöntemle 2025’teki 40.000 TL sınır 2026 için 50.000 TL olarak hesaplanmaktadır.

Yeni hüküm ne zaman yürürlüğe girdi? HMK m.362’ye üçüncü fıkrayı ekleyen 7589 sayılı Kanun m.25, 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Uygulamada En Çok Dikkat Edilmesi Gereken Ayrım

Yeni düzenleme sonrasında BAM kararı incelenirken iki farklı durum birbirinden kesin biçimde ayrılmalıdır.

Birinci durumda BAM, davanın esasını değiştirmektedir.

Örneğin ilk derece mahkemesi 300.000 TL’ye hükmetmiş, BAM 500.000 TL’ye hükmetmiştir. BAM ayrıca bu değişikliğe bağlı olarak vekâlet ücretini ve yargılama giderlerini yeniden düzenlemiştir.

Burada esas karar değiştiğinden, dosya “sadece vekâlet ücreti” dosyası değildir.

İkinci durumda BAM, ilk derece mahkemesinin esas sonucuna dokunmamakta ancak yalnız vekâlet ücretini veya yargılama giderlerinin dağılımını değiştirmektedir.

İşte HMK m.362/3-b esas olarak ikinci durumda önem kazanmaktadır.

BAM’ın kararı genel temyiz sınırının altında kalıyorsa, sırf bu gider veya vekâlet ücreti farklılığı yeni özel temyiz hakkı vermeyecektir.

Vekâlet Ücretinin Yanlış Tarifeden Hesaplanması Durumunda Ne Olur?

Uygulamada vekâlet ücretine ilişkin uyuşmazlıkların önemli bir bölümü yanlış tarife, maktu-nispi ücret ayrımı veya kabul-ret oranının yanlış hesaplanmasından kaynaklanabilir.

Örneğin ilk derece mahkemesi nispi vekâlet ücreti uygulanması gereken bir dosyada maktu ücret hesaplamış olabilir.

BAM bu hatayı düzelttiğinde davanın esas hükmüne dokunmadan yalnız vekâlet ücretine ilişkin yeni bir karar oluşturabilir.

Böyle bir BAM kararı genel temyiz sınırının altında kalıyorsa yeni HMK m.362/3-b uyarınca sırf bu vekâlet ücreti uyuşmazlığının Yargıtaya taşınması mümkün olmayacaktır.

Ancak vekâlet ücretinin yanlış hesaplanmasının nedeni, BAM’ın davanın esasındaki kabul-ret oranını da değiştirmiş olmasıysa değerlendirme farklıdır. Çünkü bu durumda sorun artık yalnızca vekâlet ücreti değildir.

Davanın Konusuz Kalması Hâlinde Yargılama Gideri Uyuşmazlığı

Dava devam ederken talebin konusuz kalması hâlinde mahkeme davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verebilir. HMK m.331, böyle bir durumda mahkemenin dava tarihindeki haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmetmesini düzenlemektedir.

Bu tür dosyalarda taraflar arasındaki asıl tartışma bazen tamamen yargılama giderleri ve vekâlet ücretine dönüşebilir.

BAM’ın bu konuda yeniden karar vermesi hâlinde de yeni m.362/3-b’nin şartlarının bulunup bulunmadığının ayrıca kontrol edilmesi gerekir.

Dolayısıyla düzenleme yalnız klasik alacak davaları açısından değil, davanın esasının herhangi bir nedenle ortadan kalktığı ancak gider uyuşmazlığının devam ettiği dosyalar bakımından da önem taşımaktadır.

12. Yargı Paketi Sonrası Avukatlar Nelere Dikkat Etmeli?

Bölge adliye mahkemesi kararı alındığında öncelikle hüküm sonucu dikkatle ayrıştırılmalıdır.

BAM’ın davanın esasına ilişkin hangi kısmı değiştirdiği ile yargılama gideri ve vekâlet ücretine ilişkin hangi kısmı değiştirdiği birbirinden ayrılmalıdır.

Çünkü temyiz hakkının bulunup bulunmadığını belirleyen temel unsur tam olarak budur.

Örneğin kararın gerekçesinde esas hakkında çok sayıda hukuki değerlendirme bulunmasına rağmen hüküm sonucu yalnız vekâlet ücretini değiştiriyorsa yeni m.362/3-b açısından kararın gerçek sonucu önem taşır.

Buna karşılık BAM esas alacak miktarını veya davanın kabul-ret sonucunu değiştirmişse yalnız vekâlet ücretine ilişkin bir karardan söz edilemez.

Ayrıca kararın genel temyiz sınırının altında olup olmadığı ve somut dosyaya hangi yılın parasal sınırının uygulanacağı da ayrı ayrı kontrol edilmelidir.

Yeni Kural Yargıtayın İş Yükü Açısından Ne Anlama Geliyor?

7589 sayılı Kanun bir taraftan BAM’ın ilk derece hükmünü önemli ölçüde değiştirdiği bazı dosyalarda Yargıtay denetimini genişletirken diğer taraftan bu genişlemenin sınırlarını da belirlemiştir.

Bunlardan biri düşük parasal farklar, diğeri ise yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin belirli kararlardır. TBMM’nin resmî açıklamasında da genel temyiz sınırının altında kalan BAM kararının yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması hâlinde temyiz yolunun kapalı olacağı açıkça ifade edilmiştir.

Bu yapı, Yargıtay denetiminin asıl hak ve yükümlülüklerde önemli değişiklik yapan kararlar üzerinde yoğunlaşmasını hedefleyen bir tercih olarak değerlendirilebilir.

Sonuç: Vekâlet Ücreti ve Yargılama Gideri İçin Temyiz Tamamen Kalkmadı, Ancak Önemli Bir Sınırlama Geldi

  1. Yargı Paketi sonrasında “Sadece vekâlet ücreti ve yargılama gideri için Yargıtaya gidilebilir mi?” sorusuna verilecek cevap, dosyanın niteliğine göre değişmektedir.

7589 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle HMK m.362’ye eklenen yeni üçüncü fıkranın (b) bendine göre, bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği karar genel temyiz parasal sınırının altında kalıyor ve karar sadece yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin bulunuyorsa bu karara karşı temyiz yoluna başvurulamaz.

Yeni düzenlemenin en önemli noktası “sadece” kelimesidir.

BAM aynı zamanda davanın esasına ilişkin hükmü de değiştirmişse, karar yalnız vekâlet ücreti veya yargılama giderine ilişkin değildir.

Örneğin BAM;

ilk derece mahkemesinin 200.000 TL’lik hükmünü 500.000 TL’ye çıkarmış

ve buna bağlı olarak vekâlet ücretini yeniden hesaplamışsa,

temyiz hakkı yalnız vekâlet ücreti istisnası üzerinden değerlendirilemez. Esas hükmün temyiz edilebilirliği HMK m.362/3 kapsamında ayrıca incelenmelidir.

Buna karşılık BAM;

asıl alacağı değiştirmemiş,

davanın kabul veya ret sonucuna dokunmamış,

yalnız karşı vekâlet ücretini değiştirmiş

veya yalnız bilirkişi, keşif, posta, harç ve benzeri yargılama giderlerini farklı şekilde paylaştırmışsa,

karar genel temyiz sınırının altında kaldığı takdirde HMK m.362/3-b nedeniyle sırf bu hususlardan dolayı yeni özel temyiz yoluna başvurulamayacaktır.

Bu nedenle yeni düzenleme şu şekilde özetlenebilir:

Sadece vekâlet ücreti + genel temyiz sınırının altında BAM kararı = yeni HMK m.362/3 kapsamında temyiz yok.

Sadece yargılama gideri + genel temyiz sınırının altında BAM kararı = yeni HMK m.362/3 kapsamında temyiz yok.

Esas hüküm de değişmişse = kararın temyiz edilebilirliği ayrıca incelenmeli.

Esas hüküm zaten temyize açıksa = vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkin hukuka aykırılıklar da esas hükümle birlikte temyiz sebepleri arasında ileri sürülebilir.

2026 yılı bakımından istinaf parasal sınırı 50.000 TL, genel temyiz sınırı ise 682.000 TL olarak hesaplanmaktadır. Ancak somut davaya hangi parasal sınırın uygulanacağını belirlerken dava açılış tarihi dikkate alınmalıdır.

Yeni HMK m.362/3 düzenlemesi 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Sonuç olarak 12. Yargı Paketi, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin hukuki önemini ortadan kaldırmamış; ancak BAM’ın genel temyiz sınırının altında kalan ve uyuşmazlığı yalnız bu fer’î sonuçlardan ibaret olan kararlarının Yargıtaya taşınmasını sınırlandırmıştır.

Bu nedenle bir BAM kararında temyiz hakkı değerlendirilirken yalnız:

“Vekâlet ücreti ne kadar?”

sorusunun sorulması yeterli değildir.

Asıl sorular şunlardır:

BAM esas hükmü değiştirdi mi? Karar yalnız vekâlet ücreti veya yargılama giderine mi ilişkin? Karar genel temyiz sınırının altında mı ve somut davaya hangi yılın parasal sınırı uygulanıyor?

Bu sorular birlikte cevaplandırıldığında 12. Yargı Paketi sonrasında kararın kesin mi yoksa Yargıtay temyizine açık mı olduğu sağlıklı şekilde belirlenebilecektir.

Yeni yazılardan haberdar olun

Hukuk alanındaki yeni yazılarımızı e-posta ile alın. Dilediğiniz zaman tek tıkla ayrılabilirsiniz.

Call Now Button

Çerez tercihleri