Hukuk Makaleleri

Hukuk Davalarında Temyiz Sistemi Değişti: Bölge Adliye Mahkemesinin Hangi Kararları Yargıtaya Gidecek?

Hukuk davalarında istinaf ve temyiz sistemi, 12. Yargı Paketi ile önemli ölçüde değişmiştir. Özellikle bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden esas hakkında karar verdiği dosyalarda, Yargıtaya başvurulup başvurulamayacağının belirlenmesinde yeni bir sistem kabul edilmiştir.

Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Temyiz edilemeyen kararlar” başlıklı 362. maddesine yeni bir üçüncü fıkra eklenmiştir. Yeni hüküm 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Düzenlemenin temel mantığı şudur: İlk derece mahkemesi bir karar verdikten sonra bölge adliye mahkemesi yalnızca bu kararı hukuka uygun bulup istinaf başvurusunu reddederse, genel temyiz kuralları uygulanmaya devam edecektir. Buna karşılık bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul eder, ilk derece kararına müdahale eder ve yeniden esas hakkında bir karar kurarsa, Yargıtay denetimine ilişkin özel bir rejim uygulanacaktır.

Yeni sistem özellikle dava değeri genel temyiz sınırının altında kalan ancak bölge adliye mahkemesinin kararıyla taraflardan birinin hukuki durumunun önemli ölçüde değiştiği davalarda önem taşımaktadır.

Örneğin ilk derece mahkemesinin 300.000 TL alacağa hükmettiği bir davada istinaf mahkemesinin bu miktarı 500.000 TL’ye çıkarması hâlinde, bölge adliye mahkemesi artık yalnız bir kanun yolu denetimi yapmış değildir. İlk derece kararını değiştirerek taraflar hakkında yeni bir esas hükmü kurmuştur. 12. Yargı Paketi, tam da bu tür durumlarda Yargıtay denetiminin kapsamını yeniden belirlemektedir. TBMM de değişikliği, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda bölge adliye mahkemesinin ilk derece kararını değiştirerek yeniden esas hakkında karar verdiği durumlarda temyiz imkânını düzenleyen bir reform olarak açıklamıştır.

12. Yargı Paketi Öncesinde Hukuk Davalarında Temyiz Sistemi Nasıldı?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu sisteminde ilk derece mahkemesi kararına karşı kural olarak önce istinaf, ardından kanunda öngörülen şartların bulunması hâlinde temyiz yoluna başvurulmaktadır.

İstinaf incelemesini bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi yapmaktadır. Bölge adliye mahkemesi ilk derece kararını hukuka uygun bulabilir, bazı durumlarda kararı kaldırabilir veya yeniden esas hakkında karar verebilir.

Bölge adliye mahkemelerinin bütün kararları ise Yargıtay incelemesine açık değildir. HMK m.362, miktar veya değer itibarıyla belirli sınırın altında bulunan kararlar ile kanunda ayrıca sayılan bazı kararların temyiz edilemeyeceğini düzenlemektedir.

Bu sistemde özellikle şu sorun önem kazanıyordu: İlk derece mahkemesi bir karar verdikten sonra bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu kabul ederek ilk derece hükmünü tarafın aleyhine veya lehine önemli ölçüde değiştiriyor, fakat yeni karar genel temyiz parasal sınırının altında kalıyorsa dosyanın Yargıtaya götürülmesi mümkün olmayabiliyordu.

Böylece esas itibarıyla ilk defa bölge adliye mahkemesinde ortaya çıkan yeni bir hüküm, temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşebiliyordu.

  1. Yargı Paketi ile getirilen HMK m.362/3 bu durumu değiştirmeyi amaçlamaktadır.

Yeni HMK 362/3 Ne Getirdi?

Yeni hükme göre bölge adliye mahkemesi, istinaf incelemesi sonucunda başvuruyu kısmen veya tamamen kabul edip yeniden esas hakkında karar verirse, bu yeni kararın kabul edilen veya reddedilen kısmının miktar ya da değeri HMK m.341/2’deki istinaf parasal sınırının üzerindeyse, kural olarak temyiz imkânı doğacaktır.

Bu son derece önemli bir değişikliktir.

Çünkü artık bazı davalarda Yargıtaya gidebilmek için yalnızca HMK m.362’deki genel ve daha yüksek temyiz sınırına bakılmayacaktır.

Bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesinin kararını değiştirip yeni esas hükmü kurduğu dosyalarda, HMK m.341/2’deki daha düşük parasal sınır da önem kazanacaktır.

Başka bir ifadeyle yeni sistemde iki farklı parasal sınır birlikte değerlendirilmelidir:

Birincisi HMK m.341/2’deki istinaf parasal sınırı, ikincisi HMK m.362/1-a’daki genel temyiz parasal sınırıdır.

Yeni üçüncü fıkra bu iki sınır arasında özel bir bağlantı kurmaktadır.

2026 Yılında İstinaf ve Temyiz Parasal Sınırı Ne Kadar?

2026 yılı bakımından HMK kapsamında istinaf kesinlik sınırı 50.000 TL, genel temyiz kesinlik sınırı ise 682.000 TL seviyesindedir.

Bu tutarlar her yıl yeniden değerleme oranında artırılmaktadır. 2025 yılı için yeniden değerleme oranı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından %25,49 olarak ilan edilmiştir. HMK Ek Madde 1 uyarınca artırımla ortaya çıkan tutarların bin Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmamaktadır. 2025 yılında HMK m.341 sınırının 40.000 TL, HMK m.362 temyiz sınırının ise 544.000 TL olarak uygulandığı resmî Yargıtay/UYAP kararlarında görülmektedir. Bu tutarlara %25,49 yeniden değerleme uygulanması sonucunda 2026 için 50.000 TL ve 682.000 TL sınırları ortaya çıkmaktadır.

Ancak burada son derece önemli bir nokta vardır:

Her 2026 yılında verilen karar bakımından otomatik olarak 2026 parasal sınırı uygulanmaz.

HMK Ek Madde 1’in güncel hükmüne göre HMK m.341, m.362 ve m.369’daki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır. Bu nedenle somut dosyanın hangi yıl açıldığı mutlaka kontrol edilmelidir.

Örneğin dava 2024 yılında açılmış, bölge adliye mahkemesi kararı 2026 yılında verilmişse yalnız “karar 2026’da verildi” denilerek 2026 sınırlarının uygulanacağı sonucuna varılmamalıdır.

Bu değişiklik özellikle uzun süren hukuk davalarında büyük önem taşımaktadır.

Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Ne Zaman Yeni Sisteme Göre Temyiz Edilebilir?

Yeni HMK m.362/3’ün uygulanabilmesi için öncelikle bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul etmiş olması gerekir.

İkinci olarak bölge adliye mahkemesi yeniden esas hakkında karar vermelidir.

Dolayısıyla sadece:

“İstinaf başvurusunun esastan reddine”

karar verilmiş olması yeni özel sistemi devreye sokmaz.

Bölge adliye mahkemesi ilk derece kararını aynen bırakmışsa HMK m.362/3’teki özel temyiz imkânından söz edilemez. Böyle bir durumda genel temyiz hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekir. Yeni fıkranın lafzı açık biçimde istinaf başvurusunun kabul edilerek “yeniden esas hakkında verilen karar” bulunmasını aramaktadır.

Bu ayrım son derece önemlidir.

Bölge Adliye Mahkemesi İstinafı Reddederse Ne Olacak?

Örneğin ilk derece mahkemesi davacının 300.000 TL alacak talebinin tamamını kabul etmiş olsun.

Davalı istinafa başvursun.

Bölge adliye mahkemesi:

“İlk derece mahkemesi kararı hukuka uygundur, istinaf başvurusunun esastan reddine”

karar verirse, bölge adliye mahkemesi taraflar hakkında yeni bir esas hükmü kurmuş değildir.

Bu durumda HMK m.362/3’ün özel sistemi uygulanmaz.

Temyiz hakkının bulunup bulunmadığı genel HMK m.361 ve m.362 hükümlerine göre belirlenir. Bölge adliye mahkemelerinin temyizi mümkün nihai kararlarına karşı kanunda öngörülen süre içinde temyiz başvurusu yapılabilmektedir.

Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Değiştirirse Ne Olacak?

İlk derece mahkemesi 300.000 TL’ye hükmetmiş, bölge adliye mahkemesi ise istinaf başvurusunu kabul edip hükmü kaldırarak 500.000 TL’ye karar vermiş olsun.

Bu durumda artık HMK m.362/3 kapsamında yeniden esas hakkında verilmiş bir bölge adliye mahkemesi kararı bulunmaktadır.

Eğer somut dosyada uygulanacak HMK m.341/2 parasal sınırı aşılmışsa, yeni fıkradaki diğer istisnalar da dikkate alınarak temyiz yolu gündeme gelecektir.

Genel Temyiz Sınırının Altındaki Kararlar Artık Yargıtaya Gidebilir mi?

Evet. Yeni düzenlemenin en önemli sonucu budur.

Eskiden temyiz değerlendirmesinde HMK m.362/1-a’daki genel temyiz sınırı çok büyük önem taşırken, yeni sistemde bölge adliye mahkemesinin ilk derece hükmünü değiştirip yeniden karar vermesi durumunda genel temyiz sınırının altında kalan bazı kararların da Yargıtaya götürülmesi mümkün hâle gelmiştir.

2026 yılında açılmış bir dava üzerinden örnek verirsek genel temyiz sınırı 682.000 TL, HMK m.341/2’deki alt sınır ise 50.000 TL’dir. Ancak bu rakamların dava açılış yılına göre belirlenmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Örneğin ilk derece mahkemesinin 100.000 TL’ye hükmettiği bir davada bölge adliye mahkemesinin kararı kaldırıp 400.000 TL’ye hükmettiğini varsayalım.

Bölge adliye mahkemesinin yeni hükmü genel 682.000 TL temyiz sınırının altında olmasına rağmen ilk derece kararıyla yeni hüküm arasındaki fark 300.000 TL’dir.

Bu fark HMK m.341/2’deki 50.000 TL sınırını açıkça geçmektedir.

Dolayısıyla yeni HMK m.362/3 sistemi kapsamında kararın Yargıtay denetimine açılması gündeme gelecektir.

Yeni sistem tam olarak bu tip uyuşmazlıklarda önem kazanmaktadır.

İlk Derece Mahkemesi ile İstinaf Kararı Arasındaki Fark Neden Önemli?

Kanun koyucu temyiz hakkını sınırsız şekilde genişletmemiştir.

HMK m.362/3-a önemli bir istisna öngörmektedir.

Buna göre bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği karar genel temyiz sınırının altında kalıyorsa ve bölge adliye mahkemesi kararı ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki fark HMK m.341/2’deki parasal sınırı geçmiyorsa, karar temyiz edilemeyecektir.

Bu nedenle yalnız:

“İstinaf mahkemesi kararı değiştirdi.”

demek temyiz için her zaman yeterli değildir.

Değişikliğin miktarı da önemlidir.

Örnek: 40.000 TL’lik Değişiklik

2026 yılında açılmış bir dava olduğunu düşünelim.

İlk derece mahkemesi 300.000 TL’ye hükmetmiştir.

Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu kabul ederek 340.000 TL’ye hükmetmiştir.

Aradaki fark:

40.000 TL’dir.

2026 HMK m.341/2 sınırı 50.000 TL olduğundan fark bu sınırı geçmemektedir.

Bölge adliye mahkemesinin yeni kararı da genel temyiz sınırının altında olduğundan HMK m.362/3-a uyarınca bu karar yalnız bu özel hükme dayanılarak temyiz edilemeyecektir.

Örnek: 200.000 TL’lik Değişiklik

İlk derece mahkemesi 300.000 TL’ye hükmetmiş olsun.

Bölge adliye mahkemesi kararı kaldırarak 500.000 TL’ye hükmetsin.

Fark:

200.000 TL’dir.

Bu miktar 2026 için 50.000 TL olan alt sınırı geçmektedir.

Bölge adliye mahkemesi kararı genel temyiz sınırının altında olsa bile, yeni özel temyiz sisteminin şartları oluşabilecektir.

Bu değişiklik özellikle orta ölçekli alacak ve tazminat davaları açısından önemli sonuçlar doğuracaktır.

Fark Tam Olarak İstinaf Sınırına Eşitse Temyiz Mümkün mü?

HMK m.362/3-a’nın lafzı burada önemlidir.

Kanun, iki karar arasındaki farkın HMK m.341/2’deki parasal sınırı “geçmemesi” hâlinde temyiz yoluna başvurulamayacağını düzenlemektedir.

Dolayısıyla uygulanacak istinaf sınırı örneğin 50.000 TL ise:

Fark 49.000 TL ise özel temyiz imkânı yoktur.

Fark tam 50.000 TL ise yine sınır geçilmemiştir.

Fark 50.001 TL veya üzerinde olduğunda ise bu istisna yönünden sınırın aşılması söz konusu olur.

Elbette temyiz edilebilirliğin yalnız bu rakama bağlı olmadığı, HMK m.362/3’teki bütün şartların birlikte değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

İlk Derece Mahkemesi Davayı Reddetti, İstinaf Kabul Etti: Yargıtaya Gidilebilir mi?

Yeni sistem açısından en önemli örneklerden biri budur.

Davacı 500.000 TL alacak talep etmiş olsun.

İlk derece mahkemesi davanın tamamını reddetsin.

Davacı istinafa başvursun.

Bölge adliye mahkemesi ilk derece kararını kaldırarak davanın kabulüne ve davalıdan 500.000 TL tahsiline karar versin.

Bu durumda tarafın hukuki durumu ilk kez bölge adliye mahkemesinde çok ciddi şekilde değişmiştir.

İlk derece kararında davalı hiçbir ödeme yükümlülüğü altında değilken, bölge adliye mahkemesi kararıyla 500.000 TL ödeme yükümlüsü olmuştur.

Bölge adliye mahkemesi kararı genel temyiz sınırının altında kalsa bile ilk derece kararıyla arasındaki fark alt parasal sınırın çok üzerindedir.

HMK m.362/3 tam da bölge adliye mahkemesinin böyle yeniden esas hakkında hüküm kurduğu durumlar için özel temyiz imkânı getirmektedir.

İlk Derece Mahkemesi Davayı Kabul Etti, İstinaf Tamamen Reddetti: Davacı Yargıtaya Gidebilir mi?

Burada “reddetti” kelimesine dikkat etmek gerekir.

Eğer bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu reddediyor ve ilk derece kararını değiştirmiyorsa yeni HMK m.362/3 uygulanmaz.

Buna karşılık bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu kabul edip ilk derece kararını kaldırarak davayı esastan reddediyorsa, artık yeni bir esas kararı vardır.

Örneğin ilk derece mahkemesi 500.000 TL alacağın tamamını kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi ise davalı istinafını kabul ederek ilk derece kararını kaldırmış ve davanın tamamını reddetmişse, bölge adliye mahkemesi tarafların hukuki durumunu 500.000 TL değiştirmiştir.

Böyle bir dosyada HMK m.362/3 kapsamında özel temyiz rejiminin uygulanması gerekir.

Bu nedenle uygulamada şu iki karar birbirine karıştırılmamalıdır:

“İstinaf başvurusunun esastan reddi” ile “istinaf başvurusunun kabulü üzerine ilk derece kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi” aynı şey değildir.

Yeni temyiz sistemi bakımından sonuçları tamamen farklı olabilir.

Sadece Vekâlet Ücreti İçin Yargıtaya Gidilebilir mi?

  1. Yargı Paketi bu konuda da açık bir istisna getirmiştir.

HMK m.362/3-b’ye göre bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği karar genel temyiz parasal sınırının altında kalıyor ve değişiklik sadece yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin bulunuyorsa, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulamayacaktır.

Örneğin bölge adliye mahkemesi ilk derece kararının esasını değiştirmemiş fakat hükümdeki vekâlet ücretinin yanlış hesaplandığını değerlendirerek yalnız avukatlık ücretine ilişkin yeni bir karar vermiş olabilir.

Eğer karar genel temyiz sınırının altında kalıyor ve uyuşmazlık yalnız vekâlet ücreti veya yargılama giderinden ibaretse yeni özel temyiz sistemiyle Yargıtaya gidilemeyecektir.

Bu nedenle:

“İstinaf kararı değiştiyse her durumda Yargıtaya gidilebilir.”

şeklindeki bir yaklaşım doğru değildir.

Yargılama Gideri Nedir?

Yargılama giderleri; dava nedeniyle yapılan harçlar, tebligat ve posta giderleri, bilirkişi ve keşif giderleri ile kanunda sayılan diğer yargılama masraflarını kapsamaktadır. HMK’nın yargılama giderlerine ilişkin hükümleri dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderlerini de bu kapsamda değerlendirmektedir.

Yeni HMK m.362/3-b bakımından önemli olan, bölge adliye mahkemesinin yeni kararının sadece yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olmasıdır.

Eğer bölge adliye mahkemesi esas alacak veya tazminat hakkında da yeni bir karar vermişse, mesele artık yalnız yargılama giderine ilişkin bir karar olarak değerlendirilemez.

Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Genel Temyiz Sınırını Geçiyorsa Ne Olacak?

Bölge adliye mahkemesinin kararının miktar veya değeri zaten genel HMK m.362 temyiz sınırının üzerindeyse, genel temyiz hükümleri devreye girecektir.

Yeni üçüncü fıkranın esas önem taşıdığı alan, genel temyiz sınırının altında kalan fakat bölge adliye mahkemesinde esas hükmün önemli ölçüde değiştirildiği kararlardır.

Örneğin dava açılış tarihi itibarıyla uygulanacak genel temyiz sınırı 682.000 TL olsun.

Bölge adliye mahkemesi 1.000.000 TL alacağa hükmetmişse zaten genel temyiz sınırı aşılmıştır.

Asıl yenilik, örneğin 400.000 TL veya 500.000 TL düzeyindeki yeni BAM kararlarının, ilk derece kararına göre yeterli ölçüde değişiklik içeriyorsa Yargıtay incelemesine götürülebilmesidir.

İstinaf Mahkemesinin Gerekçeyi Değiştirmesi Yeni Temyiz Hakkı Doğurur mu?

HMK m.362/3 açısından yalnız gerekçedeki değişiklik yeterli değildir.

Kanun:

istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabul edilmesini

ve bunun sonucunda yeniden esas hakkında karar verilmesini

aramaktadır.

Dolayısıyla hüküm sonucu aynı kalıyor ve yalnız gerekçede farklı bir hukuki açıklama yapılıyorsa her durumda yeni üçüncü fıkraya dayanılarak özel temyiz hakkı bulunduğu söylenemez.

Esas önemli olan, bölge adliye mahkemesinin tarafların hak ve yükümlülüklerine ilişkin yeni bir esas hüküm kurmuş olmasıdır.

Yeni Sistem Neden Getirildi?

TBMM’nin resmî açıklamasında düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda yapıldığı açıkça belirtilmiştir.

Temel problem, bölge adliye mahkemesinin ilk derece kararını değiştirmesine rağmen yeni kararın parasal sınır sebebiyle Yargıtay incelemesine kapalı kalabilmesiydi.

Anayasa Mahkemesinin konuya ilişkin norm denetimi kararında da istinaf ve temyiz parasal sınırlarındaki değişimin bölge adliye mahkemesinin ilk derece hükmünü kaldırarak yeni bir esas hüküm oluşturduğu durumlarda kanun yoluna erişim açısından doğurduğu sonuçlar değerlendirilmiştir.

Yeni HMK m.362/3, bölge adliye mahkemesinin yalnız denetim makamı olmaktan çıkıp ilk derece kararını değiştirerek tarafların hukuki durumunu yeniden belirlediği hâllerde Yargıtay denetimine daha geniş alan açmaktadır.

Her Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Artık Yargıtaya Gidecek mi?

Hayır.

  1. Yargı Paketi hukuk davalarında sınırsız bir üç dereceli yargılama sistemi getirmemiştir.

Yeni özel temyiz imkânının doğması için bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında karar vermesi gerekir.

Ayrıca kabul veya reddedilen kısmın HMK m.341/2’deki parasal sınırı aşması gerekir.

Bölge adliye mahkemesinin kararı genel temyiz sınırının altında kalıyorsa ilk derece kararıyla arasındaki farkın da alt parasal sınırı aşması gerekir.

Sadece vekâlet ücreti veya yargılama gideriyle ilgili belirli kararlar ise temyize kapalıdır.

Dolayısıyla kararın temyiz edilebilirliğini belirlemek için yalnız kararın en altına yazılan:

“Kesin olmak üzere”

veya

“Temyiz yolu açık olmak üzere”

ibaresine bakılması yeterli değildir.

Kanun yolu, doğrudan kanun hükümlerinden doğar. Somut dosyada kararın niteliği, dava açılış tarihi, miktar veya değer, ilk derece hükmü ve istinaf hükmü birlikte değerlendirilmelidir.

Yeni Temyiz Sistemi Hangi Davalarda Önemli Olacak?

Yeni düzenleme özellikle miktar veya değeri parayla ölçülebilen hukuk uyuşmazlıklarında önemli olacaktır.

İşçilik alacakları, ticari alacak davaları, sözleşmeden kaynaklanan alacaklar, maddi tazminat talepleri, tüketici uyuşmazlıkları ve çeşitli malvarlığı davalarında bölge adliye mahkemesinin ilk derece kararında önemli parasal değişiklik yapması hâlinde HMK m.362/3 gündeme gelebilir.

Ancak her dava türünün ayrıca özel kanun yolu hükümleri bulunabileceğinden yalnız HMK m.362/3’e bakılarak otomatik sonuç çıkarılması doğru değildir.

Özellikle özel kanunlarda kesinlik veya kanun yolu konusunda farklı düzenleme bulunup bulunmadığının da kontrol edilmesi gerekir.

Yeni Düzenleme Ne Zaman Yürürlüğe Girdi?

7589 sayılı Kanun’un HMK m.362’ye üçüncü fıkra ekleyen 25. maddesi 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Kanun’un 26. maddesi yalnız 3. madde ile 11, 12 ve 22. maddeler bakımından özel yürürlük tarihleri belirlemiş; diğer maddelerin yayım tarihinde yürürlüğe gireceğini düzenlemiştir. Dolayısıyla HMK m.362 değişikliği yayım tarihi olan 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girmiştir.

7589 sayılı Kanun’un geçici maddesinde HMK m.362/3 bakımından ayrıca özel bir geçiş hükmü öngörülmemiştir. Buna karşılık parasal sınırların hangi tarihe göre belirleneceği HMK Ek Madde 1’de ayrıca düzenlenmiş olup güncel sistemde dava açılış tarihi esas alınmaktadır.

Bu nedenle eski tarihli ve hâlen istinaf aşamasında bulunan bir dosyada:

“Yeni Kanun yürürlüğe girdi, o hâlde doğrudan 2026’daki 50.000 TL ve 682.000 TL sınırlarını kullanırız.”

şeklinde hareket edilmemelidir.

Davanın açıldığı tarihteki ilgili parasal sınır ayrıca belirlenmelidir.

Temyiz Süresi Kaç Gündür?

HMK m.361 uyarınca bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin temyizi mümkün nihai kararlarına karşı başvuru süresi, kararın usulüne uygun şekilde tebliğinden itibaren iki haftadır.

Dolayısıyla HMK m.362/3 kapsamında yeni temyiz hakkının bulunduğu düşünülen bir dosyada da temyiz edilebilirlik incelemesinin hızlı yapılması önemlidir.

Özellikle yeni düzenleme nedeniyle kararın temyize açık olup olmadığının tartışmalı olduğu dosyalarda süre geçirilmeden başvuru yapılması, kanun yolu hakkının korunması bakımından önem taşıyabilir.

İlk Derece ile BAM Arasındaki Fark Nasıl Hesaplanacak?

Yeni sistemde en önemli pratik sorunlardan biri budur.

HMK m.362/3-a açık biçimde bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği karar ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki farkı esas almaktadır.

Bu nedenle örneğin:

İlk derece hükmü: 200.000 TL

BAM hükmü: 450.000 TL

ise değişiklik miktarı 250.000 TL’dir.

İlk derece hükmü: 500.000 TL

BAM hükmü: 300.000 TL

ise değişiklik 200.000 TL’dir.

Yani değişikliğin davacının lehine veya davalının lehine olması tek başına önemli değildir.

Esas soru, iki esas hükmün parasal sonuçları arasındaki farktır.

Bölge Adliye Mahkemesi Talebin Bir Kısmını Kabul Ederse Ne Olur?

Yeni hüküm özellikle kabul edilen veya reddedilen kısmı esas almaktadır.

Bu nedenle kısmi kabul kararlarında kararın tamamına tek bir rakam gibi bakılması her zaman doğru olmayabilir.

Örneğin 600.000 TL talep edilmiş, ilk derece mahkemesi 200.000 TL’yi kabul etmiş, BAM ise 450.000 TL’ye hükmetmiş olabilir.

Bu durumda hangi tarafın hangi miktar yönünden temyiz hakkı bulunduğu ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Kanun zaten bu nedenle “kararın kabul edilen ya da reddedilen kısmının” miktar veya değerinden söz etmektedir.

Temyizde hukuki yarar ve tarafın aleyhine olan hüküm kısmı da ayrıca dikkate alınmalıdır.

Yeni Sistem Yargıtayın İş Yükünü Artırır mı?

Yeni düzenlemenin, daha önce genel temyiz sınırının altında kaldığı için Yargıtaya ulaşamayan bazı bölge adliye mahkemesi kararlarını temyize açacağı açıktır. Bu nedenle belirli bir dosya grubunun Yargıtay denetimine girmesi mümkündür.

Buna karşılık kanun koyucu bu imkânı sınırsız bırakmamış; küçük miktardaki değişiklikleri ve yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin bazı uyuşmazlıkları temyiz dışında tutmuştur.

Bu yapıdan hareketle düzenlemenin, BAM’ın ilk derece kararını önemli ölçüde değiştirdiği dosyalara Yargıtay denetimi sağlamaya çalışırken düşük miktarlı farklılıklarda üç dereceli incelemeyi sınırladığı söylenebilir.

12. Yargı Paketi Sonrası Hukuk Davalarında Temyiz İçin Nelere Bakılmalı?

Yeni sistemde bir bölge adliye mahkemesi kararının Yargıtaya götürülüp götürülemeyeceğini belirlemek için kararın yalnız toplam değerine bakmak yeterli değildir.

Öncelikle davanın hangi tarihte açıldığı ve buna göre uygulanacak HMK parasal sınırlarının ne olduğu belirlenmelidir. Daha sonra BAM’ın istinaf başvurusunu reddedip reddetmediği veya kısmen ya da tamamen kabul ederek yeni esas hükmü kurup kurmadığı incelenmelidir.

BAM yeni hüküm kurmuşsa kabul veya reddedilen kısmın alt parasal sınırı aşıp aşmadığı belirlenmelidir.

BAM kararının genel temyiz sınırının altında kalması hâlinde ilk derece hükmüyle BAM hükmü arasındaki fark ayrıca hesaplanmalıdır.

Son olarak uyuşmazlığın sadece vekâlet ücreti veya yargılama giderine ilişkin olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Bu aşamaların herhangi birinin atlanması, temyiz hakkının bulunduğu bir kararın kesin zannedilmesine veya tam tersine kesin bir karar için gereksiz temyiz başvurusu yapılmasına yol açabilir.

Hukuk Davalarında Yeni Temyiz Sistemi Hakkında Sık Sorulan Sorular

Bölge adliye mahkemesinin bütün kararları artık temyiz edilebilir mi? Hayır. Yeni sistem yalnızca kanunda öngörülen şartların oluştuğu kararlar bakımından özel temyiz imkânı getirmektedir.

BAM ilk derece kararını aynen onaylarsa yeni temyiz kuralı uygulanır mı? BAM’ın istinaf başvurusunu reddettiği ve yeniden esas hakkında hüküm kurmadığı durumda HMK m.362/3’teki özel sistem uygulanmaz.

BAM ilk derece kararını değiştirirse otomatik temyiz olur mu? Hayır. Parasal sınırlar ile m.362/3-a ve b’deki istisnalar ayrıca incelenmelidir.

2026 yılı istinaf sınırı ne kadar? 2026’da açılmış davalar bakımından HMK m.341 parasal sınırı 50.000 TL’dir. Ancak eski yıllarda açılan davalarda dava açılış tarihindeki sınır dikkate alınır.

2026 yılı genel temyiz sınırı ne kadar? 2026 için HMK m.362 genel parasal sınırı 682.000 TL’dir. Bu tutar 2025’teki 544.000 TL sınırının %25,49 yeniden değerleme oranıyla artırılması ve HMK Ek Madde 1’deki küsurat kuralının uygulanmasıyla oluşmaktadır.

İlk derece kararı ile BAM kararı arasındaki fark 50.000 TL ise temyiz mümkün mü? 2026 sınırının uygulandığı varsayımında m.362/3-a “sınırı geçmemesi” ifadesini kullandığından tam 50.000 TL fark özel temyiz imkânı için yeterli değildir. Farkın sınırı geçmesi gerekir.

Sadece vekâlet ücretindeki değişiklik temyiz edilebilir mi? BAM’ın yeni kararı genel temyiz sınırının altında kalıyor ve karar yalnız vekâlet ücreti veya yargılama giderine ilişkin bulunuyorsa yeni özel temyiz yolu kapalıdır.

Temyiz süresi ne kadar? Temyizi mümkün BAM hukuk dairesi kararlarında kural olarak tebliğden itibaren iki haftadır.

Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesinin Kararı Değiştirmesi Artık Temyiz Açısından Çok Daha Önemli

  1. Yargı Paketi ile hukuk davalarında temyiz sisteminin önemli unsurlarından biri değiştirilmiştir.

7589 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle HMK m.362’ye eklenen üçüncü fıkra uyarınca, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında karar vermesi hâlinde, kararın kabul veya reddedilen kısmının miktar ya da değeri HMK m.341/2’deki parasal sınırı geçiyorsa özel bir temyiz imkânı gündeme gelecektir.

Bu değişikliğin temel sonucu, daha önce genel temyiz parasal sınırının altında kalması nedeniyle Yargıtaya ulaşamayan bazı kararların artık Yargıtay denetimine açılabilmesidir.

Ancak yeni sistem sınırsız değildir.

BAM’ın yeni kararı genel temyiz sınırının altında kalıyorsa ve ilk derece kararı ile arasındaki fark HMK m.341/2 sınırını geçmiyorsa temyiz mümkün olmayacaktır.

Aynı şekilde BAM’ın genel temyiz sınırının altındaki yeni kararının yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması hâlinde de temyize başvurulamayacaktır.

Dolayısıyla 12. Yargı Paketi sonrasında hukuk davalarında artık yalnız:

“Dava değeri temyiz sınırını geçiyor mu?”

sorusunu sormak yeterli değildir.

Şu soruların da cevaplandırılması gerekmektedir:

Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu kabul etti mi?

İlk derece kararını kaldırdı mı?

Yeniden esas hakkında karar verdi mi?

Kabul veya reddedilen miktar ne kadar?

İlk derece kararı ile BAM kararı arasındaki parasal fark ne kadar?

Somut davaya hangi yılın parasal sınırı uygulanıyor?

Karar yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine mi ilişkin?

Bu soruların tamamı birlikte değerlendirilmeden kararın kesin mi yoksa temyize açık mı olduğu konusunda sağlıklı sonuca ulaşılması mümkün değildir.

Özellikle 2026 yılı açısından 50.000 TL’lik istinaf sınırı ile 682.000 TL’lik genel temyiz sınırının birbirinden farklı işlevlere sahip olduğu unutulmamalıdır. Yeni HMK m.362/3, bölge adliye mahkemesinin ilk derece hükmünü değiştirerek yeniden esas hakkında karar verdiği bazı dosyalarda daha düşük olan istinaf parasal sınırını özel temyiz rejiminin merkezine yerleştirmiştir.

Bununla birlikte HMK Ek Madde 1 gereğince uygulanacak parasal sınırın belirlenmesinde davanın açıldığı tarih esas alınmaktadır. Dolayısıyla 2022, 2023 veya 2024 yılında açılmış ve 2026 yılında istinaf kararı verilmiş bir davada doğrudan 2026 tutarlarının kullanılması doğru değildir.

Yeni düzenleme 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir ve 7589 sayılı Kanun’da HMK m.362/3 için ayrıca özel bir geçiş hükmü öngörülmemiştir.

Sonuç olarak “Bölge adliye mahkemesinin hangi kararları Yargıtaya gidecek?” sorusuna artık yalnız eski genel temyiz sınırı üzerinden cevap verilmemelidir.

Bölge adliye mahkemesi ilk derece kararını değiştirmemişse genel temyiz rejimi önemini korumaktadır. Ancak bölge adliye mahkemesi ilk derece kararını kaldırıp yeniden esas hakkında hüküm kurmuşsa, HMK m.362/3’teki yeni özel temyiz sistemi mutlaka ayrıca incelenmelidir.

Bu yönüyle 12. Yargı Paketi, bölge adliye mahkemesinin tarafların hukuki durumunu ilk derece mahkemesine kıyasla önemli ölçüde değiştirdiği hukuk davalarında Yargıtay denetiminin alanını genişleten ve temyiz edilebilirlik hesabını yeniden şekillendiren önemli bir kanun yolu reformu niteliğindedir.

Yeni yazılardan haberdar olun

Hukuk alanındaki yeni yazılarımızı e-posta ile alın. Dilediğiniz zaman tek tıkla ayrılabilirsiniz.

Call Now Button

Çerez tercihleri