Feribotla Tekne Çarpıştı, Yolcu Yaralandı: Denizde Çatma Sonrası Tazminatı Kim Öder?
Feribotla Tekne Çarpıştı, Yolcu Yaralandı: Denizde Çatma Sonrası Tazminatı Kim Öder?
Giriş
İstanbul Boğazı’nda bir yolcu motorunun başka bir tekneyle çarpıştığını, feribottaki yolculardan birinin ağır şekilde yaralandığını veya iki ticari geminin çatması sonucunda gemi personelinden birinin hayatını kaybettiğini düşünelim.
Karayolunda meydana gelen trafik kazalarında sürücü, işleten ve zorunlu trafik sigortasının sorumluluğu toplum tarafından nispeten daha iyi bilinmektedir. Aynı olay denizde meydana geldiğinde ise hukuki rejim önemli ölçüde değişmektedir.
Bu defa;
“Teknenin sahibi mi sorumlu?”
“Kaptanın yaptığı hatadan donatan sorumlu tutulabilir mi?”
“İki gemi de kusurluysa yaralanan yolcu parasını kimden alacak?”
“Feribotun sigorta şirketine doğrudan başvurulabilir mi?”
“P&I sigortası ne işe yarar?”
“Yaralanan kişi hangi maddi ve manevi tazminatları isteyebilir?”
“Donatanın sorumluluğu sınırsız mıdır?”
soruları ortaya çıkmaktadır.
Türk deniz ticareti hukukunda gemilerin çarpışması “çatma” olarak adlandırılmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1286. maddesi uyarınca çatma hükümleri, iki veya daha fazla geminin çarpışması sonucunda gemilere, gemilerde bulunan insanlara veya eşyaya verilen zararların tazmininde uygulanır. Kanun bununla da yetinmemiş; geminin yanlış manevrası veya seyir kurallarına uymaması sonucunda fiziksel temas gerçekleşmeden başka bir gemiye ya da gemideki kişilere zarar vermesi hâlinde de çatma hükümlerinin uygulanacağını kabul etmiştir.
Dolayısıyla denizde ölüm veya yaralanmayla sonuçlanan bir kazada yapılacak ilk işlem yalnızca gemilerin birbirine çarpıp çarpmadığına bakmak değildir. Kazanın hukuki niteliği, kusurlu gemi veya gemiler, zarar gören kişinin yolcu mu gemi adamı mı olduğu, donatan–taşıyan ayrımı ve mevcut sorumluluk sigortaları birlikte incelenmelidir.
1. Deniz Hukukunda “Çatma” Nedir?
Türk Ticaret Kanunu bakımından çatma, iki veya daha fazla geminin birbiriyle çarpışması sonucunda meydana gelen deniz kazasını ifade eder.
Örneğin;
- iki yük gemisinin çarpışması,
- feribot ile yolcu motorunun çarpışması,
- gezi teknesi ile ticari teknenin çarpışması,
- yat ile başka bir geminin çarpışması
çatma hükümlerinin kapsamına girebilir.
TTK m.1286 ayrıca fiziksel temasın bulunmadığı bazı hâlleri de çatma rejimine dahil etmektedir. Bir geminin hatalı manevrası veya seyir kurallarına aykırı davranışı nedeniyle başka gemideki kişinin yaralanması hâlinde de çatma hükümlerinin uygulanması mümkündür.
Bu düzenleme özellikle yoğun boğaz, liman ve marina trafiğinde önem taşımaktadır.
2. Gezi Teknesi veya Yat Kazasında da Çatma Hükümleri Uygulanır mı?
Evet.
TTK’nın deniz ticaretine ilişkin hükümleri esas olarak ticaret gemilerini düzenlemekle birlikte, Kanun’un 935. maddesi çatma hükümlerinin uygulama alanını genişletmiştir.
Çatma ve donatanın gemi adamlarının kusurundan doğan sorumluluğuna ilişkin hükümler; yatlar, spor, eğitim veya bilim amacıyla kullanılan gemiler bakımından da uygulanabilmektedir.
Dolayısıyla;
“Bu ticari gemi değil, özel yat; dolayısıyla çatma hükümleri uygulanmaz.”
şeklinde genel bir kabul doğru değildir.
3. Donatan Kimdir?
Deniz kazalarında en önemli kavramlardan biri donatandır.
TTK m.1061’e göre donatan, gemisini menfaat sağlamak amacıyla suda kullanan gemi malikidir. Bunun yanında kendisine ait olmayan bir gemiyi kendi adına ve menfaat sağlamak amacıyla işleten kişi de üçüncü kişilerle ilişkilerinde donatan sayılabilir.
Bu nedenle yalnızca geminin tapu veya sicilde görünen malikine bakmak yeterli değildir.
Somut olayda;
- geminin maliki,
- gemiyi fiilen işleten,
- kiracı,
- çıplak gemi kiracısı,
- gemi işletme şirketi
arasındaki hukuki ilişkinin incelenmesi gerekebilir.
4. Kaptanın Hatasından Donatan Sorumlu Olur mu?
Kural olarak evet.
TTK m.1062 uyarınca donatan; gemi adamlarının, zorunlu danışman kılavuzun veya isteğe bağlı kılavuzun görevlerini yerine getirirken kusurlu davranışları sonucunda üçüncü kişilere verdikleri zararlardan sorumludur.
Bu hüküm son derece önemlidir.
Örneğin kaptan;
- geçiş üstünlüğüne uymazsa,
- seyir rotasını hatalı belirlerse,
- yeterli gözcülük yaptırmazsa,
- tehlikeli hızla seyir yaparsa,
- diğer geminin manevrasını yanlış değerlendirirse
ve bunun sonucunda çatma meydana gelirse, zarar gören kişinin yalnızca kaptana yönelmesi gerekmez.
Şartları varsa donatanın da tazminat sorumluluğu doğar.
5. Çatma Tamamen Bir Geminin Kusurundan Kaynaklanıyorsa Kim Sorumludur?
TTK m.1288 açık bir düzenleme içermektedir.
Çatma gemilerden birinin donatanının veya gemi adamlarının kusurundan kaynaklanmışsa, meydana gelen zararı o geminin donatanı tazmin etmekle yükümlüdür.
Örneğin A gemisinin kaptanı seyir kurallarını açıkça ihlal etmiş ve B yolcu teknesine çarpmışsa;
A gemisinin donatanının sorumluluğu gündeme gelecektir.
B teknesindeki yolcuların yaralanması hâlinde de bu sorumluluk söz konusu olabilir.
6. İki Gemi de Kusurluysa Yaralanan Yolcu Ne Yapacaktır?
İşte denizde ölüm ve yaralanma olaylarında kara araçlarından farklı ve oldukça önemli bir düzenleme burada ortaya çıkar.
TTK m.1290’a göre çatma, her iki geminin donatanlarının veya gemi adamlarının kusurundan kaynaklanmışsa, gemilerde bulunan kişilerin;
- ölümünden,
- yaralanmasından,
- sağlıklarının bozulmasından
doğan zararlardan kusurlu gemilerin donatanları müteselsilen sorumludur.
Bu hüküm zarar gören bakımından önemli bir koruma sağlar.
7. Müteselsil Sorumluluk Ne Anlama Gelir?
Basit bir örnek verelim.
Feribot ile özel işletmeye ait yolcu motoru çarpışmış olsun.
Bilirkişi;
Feribotu %70,
yolcu motorunu %30
kusurlu bulmuş olsun.
Yolcu motorundaki bir yolcunun toplam bedensel zararının 3.000.000 TL olduğu kabul edilsin.
TTK m.1290’daki müteselsil sorumluluk nedeniyle zarar gören kişinin, şartları çerçevesinde sorumlu donatanlara karşı talepte bulunması mümkündür. Donatanların kendi aralarındaki nihai yük paylaşımı ise kusur ağırlıklarına göre gerçekleştirilir.
Dolayısıyla kusur oranları donatanların iç ilişkideki rücu hesabında özellikle önem taşımaktadır.
8. Eşya Zararında da Aynı Müteselsil Sorumluluk Var mıdır?
Burada çok önemli bir ayrım bulunmaktadır.
TTK m.1289 uyarınca çatma sonucunda gemilerin veya gemideki eşyaların zarar görmesi hâlinde ortak kusurlu donatanlar kural olarak kusurları oranında sorumludur ve üçüncü kişiye karşı otomatik bir müteselsil sorumluluk bulunmaz.
Buna karşılık ölüm ve bedensel zararlar bakımından TTK m.1290 özel olarak müteselsil sorumluluk getirmiştir.
Kanun böylece insan hayatı ve beden bütünlüğünü eşya zararından farklı bir rejime tabi tutmaktadır.
9. Çatmada Hiç Kimsenin Kusuru Yoksa Ne Olur?
Her deniz kazasında mutlaka kusurlu taraf bulunmayabilir.
TTK m.1287’ye göre çatma;
- umulmayan hâl,
- mücbir sebep
nedeniyle meydana gelmişse veya kazanın hangi sebeple gerçekleştiği tespit edilemiyorsa, kural olarak zarar gören kişi kendi zararına katlanır.
Ancak olayda yolcu taşıma sözleşmesi gibi başka bir özel sorumluluk rejiminin bulunması hâlinde bu rejimin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Çünkü TTK m.1296, çatmaya ilişkin hükümlerin taşıma sözleşmelerinden doğan borçları etkilemediğini açıkça belirtmektedir.
10. Yolcu Feribotta Yaralanmışsa Sadece Çatma Hükümleri mi Uygulanır?
Hayır.
Yaralanan veya hayatını kaybeden kişinin yolcu olması hâlinde deniz yoluyla yolcu taşımasına ilişkin özel hükümler de önem kazanır.
TTK m.1256’ya göre taşıyan, yolcunun bir gemi kazası nedeniyle ölmesi veya yaralanmasından doğan zararlardan özel bir sorumluluk rejimi çerçevesinde sorumludur. Kanunda gemi kazası bakımından yolcu lehine özel ispat ve sorumluluk kuralları öngörülmüştür.
Bu nedenle feribot yolcusunun davasında yalnızca;
“Hangi donatan yüzde kaç kusurlu?”
sorusunun sorulması yeterli olmayabilir.
Aynı zamanda;
“Yolcu ile taşıyan arasındaki taşıma ilişkisi nedir?”
sorusu da incelenmelidir.
11. Donatan ile Taşıyan Aynı Kişi midir?
Her zaman değil.
Donatan gemiyi kendi adına işleten kişidir.
Taşıyan ise yolcuyu veya yükü deniz yoluyla taşımayı sözleşmeyle üstlenen kişidir.
Birçok olayda aynı şirket hem geminin donatanı hem taşıyan olabilir.
Ancak bazı durumlarda;
- geminin sahibi başka,
- gemiyi işleten başka,
- yolcu taşımasını üstlenen şirket başka
olabilir.
Bu nedenle tazminat davası açılırken yalnızca gemi sicilinden malik araştırılması yeterli değildir.
Donatan, taşıyan ve fiilî taşıyan sıfatları ayrı ayrı belirlenmelidir.
12. Yolcunun Ölüm veya Yaralanmasında Taşıyanın Sorumluluk Sistemi Nasıldır?
TTK m.1256’ya göre gemi kazası nedeniyle yolcunun ölüm veya yaralanmasından doğan zararlarda taşıyan bakımından özel bir rejim bulunmaktadır.
Kanunda taşıyanın yolcu başına her gemi kazası için belirli bir Özel Çekme Hakkı sınırına kadar sorumluluğu düzenlenmiş; taşıyanın kusurlu olması hâlinde daha yüksek zararlara ilişkin sorumluluk bakımından ayrıca hükümler getirilmiştir.
TTK m.1262 ise yolcu ölüm ve yaralanmalarına ilişkin genel üst sınırı kişi başına 400.000 Özel Çekme Hakkı olarak düzenlemektedir; Kanundaki istisna ve sorumluluk sınırının kaybedilmesine ilişkin hükümler ayrıca saklıdır.
Buradaki Özel Çekme Hakkı (SDR), klasik Türk lirası cinsinden sabit bir tutar değildir. Uluslararası para sistemi içerisinde kullanılan hesap birimidir ve Türk lirası karşılığı ödeme tarihinde uygulanacak kurallara göre belirlenir.
13. Yolcu Gemilerinin Ölüm ve Yaralanmaya Karşı Sigorta Yaptırması Zorunlu mudur?
Belirli yolcu gemileri bakımından evet.
TTK m.1259’a göre on ikiden fazla yolcu taşımak üzere ruhsatlandırılmış bir gemiyle yolcu taşınması hâlinde, taşımanın tamamını veya bir kısmını üstlenen veya gerçekleştiren taşıyanlar yolcuların ölüm ve yaralanmasından doğabilecek sorumlulukları için sigorta yaptırmak zorundadır.
Kanun, zorunlu sigorta tutarının kişi başına belirli bir SDR miktarından az olamayacağını da düzenlemektedir.
Bu nedenle büyük bir feribot veya yolcu gemisinde meydana gelen ölüm ve yaralanma dosyasında zorunlu sorumluluk sigortasının bulunup bulunmadığı mutlaka araştırılmalıdır.
14. Yaralanan Yolcu Sigorta Şirketine Doğrudan Başvurabilir mi?
Sorumluluk sigortalarında önemli bir düzenleme TTK m.1478’de bulunmaktadır.
Kanuna göre zarar gören kişi, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içerisinde kalmak ve sigorta bedeli sınırı içinde olmak kaydıyla zararının tazminini doğrudan sigortacıdan isteyebilir.
Dolayısıyla olayda Türk hukukuna tabi bir sorumluluk sigortası bulunuyorsa zarar gören açısından yalnızca donatana karşı dava açılması zorunlu değildir.
Şartlarına göre;
donatan + sorumluluk sigortacısı
birlikte değerlendirilebilir.
Ancak sigorta poliçesinin türünün doğru tespit edilmesi gerekir.
15. Geminin Her Sigortası Yaralanan Yolcuya Ödeme Yapar mı?
Hayır.
Deniz sigortalarında en önemli pratik ayrımlardan biri budur.
Bir geminin;
- tekne ve makine sigortası,
- sorumluluk sigortası,
- yolcu sorumluluk sigortası,
- P&I teminatı
bulunabilir.
Bunların işlevi aynı değildir.
Örneğin geminin kendi gövdesinde meydana gelen fiziksel zararı karşılayan tekne-makine sigortasının bulunması, yaralanan üçüncü kişinin mutlaka bu sigortadan ödeme alabileceği anlamına gelmez.
Ölüm ve yaralanma taleplerinde asıl araştırılması gereken, donatanın veya taşıyanın üçüncü kişilere karşı hukuki sorumluluğunu teminat altına alan sigorta korumasıdır.
16. P&I Sigortası Nedir ve Neden Önemlidir?
Deniz taşımacılığında donatanların üçüncü kişilere karşı sorumluluklarının önemli bir bölümü uygulamada Protection and Indemnity (P&I) teminatları kapsamında güvence altına alınabilmektedir.
Bu teminatlar gemi işletilmesinden kaynaklanan;
- üçüncü kişi yaralanmaları,
- ölüm talepleri,
- yolcu sorumlulukları,
- mürettebat zararları,
- çatma sorumluluğunun belirli bölümleri
gibi risklerle bağlantılı olabilir.
Ancak P&I teminatının kapsamı, kulüp kuralları, poliçe hükümleri ve uygulanacak hukuk her olayda ayrıca incelenmelidir.
Bu nedenle;
“Geminin P&I sigortası var, bütün zarar kesin olarak sigortadan alınır.”
şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılamaz.
Özellikle yabancı bayraklı gemilerde poliçeye uygulanacak hukuk ve doğrudan dava hakkı ayrıca değerlendirilmelidir.
17. Sigortacının Sorumluluğu Donatanın Sorumluluğuyla Aynı mıdır?
Hayır.
Donatanın hukuki sorumluluğu ile sigortacının ödeme yükümlülüğü birbirine bağlı olmakla birlikte aynı kavram değildir.
TTK m.1473’e göre sorumluluk sigortacısı, sigortalının sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.
Dolayısıyla sigorta şirketinin sorumluluğu;
- sigorta teminatının kapsamı,
- sigorta bedeli veya limiti,
- poliçe şartları,
- uygulanacak emredici hükümler
çerçevesinde belirlenir.
Donatanın gerçek zarar bakımından sorumluluğu daha yüksek olsa bile sigortacı poliçe veya kanuni teminat sınırı kadar sorumlu olabilir.
Aradaki farkın şartlarına göre sorumlu donatandan talep edilmesi gerekebilir.
18. Zorunlu Sigortada Sigortacı Poliçedeki Bir İhlali Zarar Görene Karşı İleri Sürebilir mi?
Zorunlu sorumluluk sigortalarında zarar gören kişi ayrıca korunmuştur.
TTK m.1484 uyarınca sigortacı, sigortalıya karşı ödeme borcundan tamamen veya kısmen kurtulmuş olsa dahi, zarar gören kişiye karşı zorunlu sigorta miktarına kadar ödeme yükümlülüğünü sürdürür.
Bu düzenleme özellikle yolcu taşıyan gemilerdeki zorunlu sorumluluk sigortalarında önem taşımaktadır.
Sigortacı daha sonra şartları varsa kendi sigortalısına rücu edebilir; fakat zarar gören üçüncü kişinin korunması ayrı değerlendirilir.
19. Yaralanan Kişi Hangi Maddi Tazminatları Talep Edebilir?
Denizdeki çatma sonucunda bir kişinin yaralanması hâlinde zarar yalnızca hastane faturasından ibaret değildir.
Türk Borçlar Kanunu m.54 uyarınca bedensel zararlar kapsamında özellikle;
- tedavi giderleri,
- kazanç kaybı,
- çalışma gücünün azalması veya kaybedilmesinden doğan kayıplar,
- ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar
talep konusu olabilir.
Somut yaralanmanın niteliğine göre ayrıca;
- rehabilitasyon gideri,
- protez ve medikal cihaz giderleri,
- bakıcı ihtiyacı,
- gelecekte yapılması zorunlu tedaviler
zarar hesabında tartışılabilir.
Bütün bu zararların çatmayla uygun illiyet bağının ortaya konulması gerekir.
20. Yaralanan Yolcu Çalışamıyorsa Gelir Kaybını İsteyebilir mi?
Evet.
Örneğin deniz kazasında kolu kırılan ve üç ay çalışamayan bir mimarın, doktorun, iş insanının veya işçinin;
geçici iş göremezlik dönemindeki gelir kaybı
gündeme gelebilir.
Kalıcı maluliyet oluşmuşsa bu defa gelecekteki çalışma gücü ve kazanç kapasitesindeki azalma ayrıca hesaplanabilir.
Bu hesapta kişinin;
- yaşı,
- mesleği,
- geliri,
- kalıcı maluliyet durumu,
- aktif ve pasif çalışma dönemi
gibi unsurlar önem taşır.
21. Çatma Sonucunda Kalıcı Sakatlık Oluşursa Ne Talep Edilebilir?
Kalıcı bedensel zarar meydana geldiyse yalnızca geçmiş dönemde yapılan tedavi giderleri dikkate alınmaz.
Örneğin yolcunun bacağında kalıcı fonksiyon kaybı meydana gelmiş veya çalıştığı mesleği eskisi gibi yapması mümkün değilse;
çalışma gücü kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması
tazminat hesabına dahil edilebilir. TBK m.54, bu zararları açıkça bedensel zarar kalemleri arasında düzenlemektedir.
Bu tür davalarda sağlık kurulu veya adli tıp raporu ile aktüerya hesabının birlikte değerlendirilmesi gerekir.
22. Çatma Sonucunda Ölüm Meydana Gelirse Yakınları Hangi Maddi Tazminatları Talep Edebilir?
Türk Borçlar Kanunu m.53’e göre ölüm hâlinde özellikle;
- cenaze giderleri,
- ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ve bu dönemdeki çalışma gücü kayıpları,
- ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin uğradıkları zararlar
tazminat konusu yapılabilir.
Özellikle destekten yoksun kalma tazminatı, ölümle sonuçlanan deniz kazalarında en önemli maddi tazminat kalemlerinden biridir.
23. Destekten Yoksun Kalma Tazminatını Sadece Mirasçılar mı İsteyebilir?
Hayır.
Destekten yoksun kalma tazminatının hukuki mantığı miras payına değil, ölen kişinin sağlığında sağladığı veya ileride sağlaması beklenen fiilî ekonomik desteğe dayanır.
Bu nedenle somut koşullara göre;
- eş,
- çocuk,
- anne veya baba
başta olmak üzere gerçekten destek ilişkisi bulunan kişiler talepte bulunabilir.
Talebin kapsamı her kişi bakımından ayrı hesaplanır.
24. Manevi Tazminat Talep Edilebilir mi?
Evet.
TBK m.56 uyarınca bedensel bütünlüğü zarar gören kişiye olayın özelliklerine göre uygun bir manevi tazminata hükmedilebilir.
Ayrıca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin ya da ölen kişinin yakınlarına da manevi tazminat verilmesi mümkündür.
Dolayısıyla ağır bir feribot kazasında;
- ağır yaralanan yolcu,
- ölüm hâlinde ölenin yakınları,
- ağır bedensel zararda şartlarına göre yaralananın yakınları
manevi tazminat talebinde bulunabilir.
25. Sigorta Şirketi Manevi Tazminatı da Öder mi?
Bu sorunun cevabı poliçe ve sigorta türüne bağlıdır.
Her sorumluluk sigortasının manevi tazminatı otomatik olarak teminat altına aldığı söylenemez.
Bu nedenle;
- poliçe metni,
- genel ve özel şartlar,
- sorumluluk teminatının kapsamı,
- varsa zorunlu sigorta düzenlemeleri
incelenmelidir.
Manevi tazminat poliçe kapsamı dışında kalıyorsa talebin doğrudan donatana veya diğer sorumlu kişilere yöneltilmesi gerekebilir.
26. İki Gemi Kusurluysa Yolcu Önce Kendi Gemisinin Şirketine mi Gitmek Zorundadır?
Çatma hükümleri bakımından böyle mutlak bir zorunluluk bulunmamaktadır.
TTK m.1290, ölüm ve bedensel zararlarda kusurlu donatanların müteselsil sorumluluğunu düzenlemektedir.
Bunun yanında zarar gören kişi yolcuysa kendi taşıyanına karşı yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan özel hakları da bulunabilir.
Dolayısıyla somut davada;
- zarar görenin bulunduğu geminin taşıyanı,
- o geminin donatanı,
- diğer kusurlu geminin donatanı,
- ilgili sorumluluk sigortacıları
birlikte değerlendirilmelidir.
27. Kaptanın Kusur Oranı Nasıl Belirlenir?
Deniz kazalarında kusur değerlendirmesi otomobil kazalarına kıyasla çok daha teknik olabilir.
İncelemede;
- COLREG/denizde çatışmayı önleme kuralları,
- gemilerin rotaları,
- AIS kayıtları,
- VDR kayıtları,
- radar kayıtları,
- telsiz haberleşmeleri,
- kaptan ve vardiya personeli beyanları,
- seyir haritaları,
- hava ve görüş koşulları,
- gemilerin hızları,
- liman veya boğaz trafik kayıtları
önem taşıyabilir.
TTK ayrıca çatmada kusurun belirlenmesinde herhangi bir kusur karinesi kullanılmayacağını düzenlemektedir. TTK m.1294 uyarınca kusur somut olayın delilleriyle belirlenmelidir.
28. “Büyük Gemi Küçük Tekneye Çarptı, Büyük Gemi Otomatik Kusurludur” Denilebilir mi?
Hayır.
Çatmalarda araç büyüklüğüne dayanan otomatik bir kusur karinesi bulunmamaktadır.
TTK m.1294 açık biçimde kusurun belirlenmesinde herhangi bir karine uygulanmayacağını belirtmektedir.
Dolayısıyla;
- geçiş hakkı,
- rota,
- hız,
- manevra,
- gözcülük,
- seyir kurallarına uygunluk
somut olarak incelenir.
Büyük geminin kusursuz, küçük teknenin kusurlu olması mümkün olduğu gibi bunun tersi de mümkündür.
29. Kılavuz Kaptanın Hatasında Donatan Sorumlu mudur?
TTK m.1291 özel bir ayrım yapmaktadır.
Gemi isteğe bağlı kılavuz veya zorunlu danışman kılavuz tarafından sevk edilirken kılavuzun kusurundan çatma meydana gelirse donatan sorumlu olabilir.
Buna karşılık geminin zorunlu sevk kılavuzu tarafından sevk edildiği sırada yalnızca onun kusurundan meydana gelen çatmada donatanın sorumluluğu bakımından Kanun özel bir istisna öngörmektedir.
Bu nedenle Boğaz geçişleri ve liman manevralarında kılavuzluk hizmetinin hukuki niteliği özellikle araştırılmalıdır.
30. Çatma Sonrasında Kaptanın Yardım Etmemesi Ayrı Bir Sorumluluk Doğurur mu?
TTK m.1295’e göre çatmadan sonra her geminin kaptanı, kendi gemisini ve gemide bulunan kişileri ciddi tehlikeye atmadan mümkün olduğu ölçüde diğer gemiye, gemi adamlarına ve yolcularına yardım etmek zorundadır.
Ancak Kanun, kaptanın yalnızca bu yardım yükümlülüğünü ihlal etmesinden dolayı donatanın sorumlu olmayacağını ayrıca düzenlemiştir.
Bu husus çatmanın meydana gelmesinden doğan asli tazminat sorumluluğundan ayrı değerlendirilmelidir.
31. Donatanın Sorumluluğu Sınırsız mıdır?
Her zaman değil.
Deniz hukukunun kara sorumluluk hukukundan ayrıldığı temel noktalardan biri, donatanın belirli deniz alacakları bakımından sorumluluğunu sınırlayabilmesidir.
TTK m.1328, deniz alacaklarından doğan sorumluluğun 1976 tarihli Deniz Alacaklarına Karşı Sorumluluğun Sınırlandırılması Sözleşmesi (LLMC), bunu değiştiren 1996 Protokolü ve Türkiye açısından yürürlüğe giren değişiklikler çerçevesinde sınırlandırılabileceğini düzenlemektedir.
Üstelik TTK m.1329 uyarınca bu sistem yalnızca uluslararası olaylarda değil, yabancılık unsuru taşımayan bazı uyuşmazlıklarda da uygulanır.
32. Ölüm ve Yaralanma Alacakları İçin Ayrı Sorumluluk Sınırı Var mıdır?
LLMC sistemi, ölüm ve bedensel zarar alacakları ile malvarlığı zararlarını farklı kategorilerde değerlendirmektedir.
IMO’nun güncel LLMC açıklamasına göre ölüm ve yaralanma talepleri için geminin tonajına bağlı ayrı ve malvarlığı zararlarından daha yüksek bir sorumluluk sınırı sistemi bulunmaktadır. Mevcut LLMC limitleri, 2.000 gros tonaja kadar gemiler için bedensel zarar kategorisinde 3,02 milyon SDR tabanından başlamakta ve daha büyük gemilerde tonaja göre artmaktadır.
Ancak somut Türk hukuk uyuşmazlığında uygulanacak kesin sınır;
- geminin tonajına,
- talebin türüne,
- yolcu taşıması olup olmadığına,
- uygulanacak özel sözleşmeye,
- Türkiye açısından yürürlükteki uluslararası düzenlemelere
göre ayrıca hesaplanmalıdır.
33. Donatan Her Durumda Sorumluluğunu Sınırlayabilir mi?
Hayır.
LLMC sistemi sorumluluğun sınırlandırılmasını oldukça güçlü biçimde korumakla birlikte, belirli ağır kişisel davranışlarda sınırlandırma hakkı kaybedilebilir.
IMO’nun LLMC açıklamasında; zararın sorumlu kişinin bizzat gerçekleştirdiği, zararı meydana getirme kastıyla veya pervasızca ve zararın muhtemelen meydana geleceğini bilerek yapılan davranıştan doğduğunun ispatlanması hâlinde sorumluluğun sınırlandırılamayacağı belirtilmektedir.
Bu nedenle sıradan kaptan kusuru ile donatanın kendi ağır ve bilinçli davranışı aynı şekilde değerlendirilmez.
34. Yolcu Taşımasındaki Sorumluluk Sınırı da Kaybedilebilir mi?
Evet.
TTK m.1267’ye göre taşıyanın, zarara sebebiyet verme kastıyla veya zararın meydana gelme ihtimalinin bilincinde olarak pervasızca gerçekleştirdiği fiil veya ihmalin zarara yol açtığının ispatlanması hâlinde, Kanundaki belirli sorumluluk sınırlarından yararlanması mümkün değildir.
Bu nedenle çok ağır organizasyon ve güvenlik ihlallerinin bulunduğu deniz kazalarında sorumluluk sınırının uygulanıp uygulanmayacağı ayrıca tartışılabilir.
35. Ölüm veya Yaralanma Alacağı Gemi Üzerinde Güvence Sağlar mı?
Türk deniz hukukunun zarar gören bakımından önemli hükümlerinden biri gemi alacaklısı hakkıdır.
TTK m.1320’ye göre geminin işletilmesiyle doğrudan bağlantılı şekilde karada veya suda meydana gelen ölüm ve diğer bedensel zararlardan doğan bazı alacaklar, sahiplerine gemi alacaklısı hakkı verir.
TTK m.1321 ise gemi alacağının gemi ve eklentisi üzerinde kanuni rehin hakkı sağladığını düzenlemektedir.
Bu durum özellikle yüksek bedelli ölüm ve ağır yaralanma dosyalarında son derece önemlidir.
36. Bu Durumda Gemiye İhtiyati Haciz Konulabilir mi?
Şartların bulunması hâlinde gemi alacakları ve deniz alacakları bakımından Türk Ticaret Kanunu’ndaki özel ihtiyati haciz rejimi gündeme gelebilir.
TTK, gemi alacaklısı hakkı veren alacakları geminin ihtiyati haczi bakımından özel olarak korumaktadır.
Bu nedenle özellikle yabancı bayraklı bir geminin Türkiye’den ayrılma ihtimali bulunan ciddi ölüm veya yaralanma dosyalarında;
“Önce davayı açalım, yıllar sonra tahsilata bakarız.”
yaklaşımı ciddi tahsilat riski yaratabilir.
Somut olayda ihtiyati haciz ve teminat seçeneklerinin kazadan hemen sonra değerlendirilmesi gerekebilir.
37. Gemi Alacaklısı Hakkında Süreler Neden Önemlidir?
TTK m.1326’da belirli gemi alacaklarının sağladığı kanuni rehin hakkının, kural olarak alacağın doğumundan itibaren bir yıllık süre sonunda düşmesine ilişkin düzenleme bulunmaktadır; geminin zamanında ihtiyaten haczedilmesi gibi durumlar önem taşımaktadır.
Bu nedenle denizde ölüm veya yaralanma meydana gelen ağır kazalarda sadece tazminat zamanaşımına bakılması yeterli değildir.
Gemi üzerindeki ayni teminat hakkının korunmasına ilişkin süreler ayrıca takip edilmelidir.
38. Çatma Tazminatı İçin Zamanaşımı Ne Kadardır?
TTK m.1297’ye göre çatmaya dayanan tazminat istemleri, çatmanın meydana geldiği tarihten itibaren iki yılda zamanaşımına uğrar.
Bu iki yıllık süre özellikle doğrudan çatma hükümlerine dayanan talepler bakımından son derece önemlidir.
Ancak aynı olayda yolcu taşıma sözleşmesi varsa farklı bir özel zamanaşımı rejimi gündeme gelebilir.
39. Yolcunun Ölüm ve Bedensel Zarar Taleplerinde Zamanaşımı Aynı mı?
Hayır.
TTK m.1270’e göre yolcunun ölümünden veya bedensel zararından ilgililer lehine doğan tazminat talepleri on yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
Bu nedenle aynı kazada;
diğer geminin donatanına karşı çatma hükümlerine dayalı talep
ile
kendi taşıyanına karşı yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan talep
bakımından zamanaşımı süresi aynı olmayabilir.
Bu ayrım dava stratejisinde büyük önem taşımaktadır.
40. Sigorta Şirketine Karşı Talepte Zamanaşımı Ne Kadardır?
TTK m.1482’ye göre sorumluluk sigortacısına yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrar. TTK m.1478 ise zarar görenin doğrudan dava hakkını sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı içinde kullanabileceğini düzenlemektedir.
Ancak uluslararası deniz sigortalarında uygulanacak yabancı hukuk ve poliçe hükümleri nedeniyle her olayda ayrıca kanunlar ihtilafı analizi yapılması gerekebilir.
41. Mürettebat Yaralanmışsa Yolcuyla Aynı Rejim mi Uygulanır?
Her zaman değil.
Yaralanan kişi;
- kaptan,
- gemi zabiti,
- tayfa,
- makine personeli,
- gemide çalışan başka bir kişi
ise gemi adamı sıfatı ve iş ilişkisi ayrıca önem taşır.
Bu durumda;
- Türk Ticaret Kanunu,
- Deniz İş Kanunu,
- sosyal güvenlik mevzuatı,
- iş kazasına ilişkin hükümler,
- gemi adamlarına ilişkin sigortalar
birlikte değerlendirilebilir.
TTK m.934 kaptan, gemi zabitleri, tayfalar ve gemide çalıştırılan diğer kişileri “gemi adamları” kapsamında tanımlamaktadır.
Dolayısıyla yolcu yaralanması ile mürettebat yaralanması için aynı dilekçe ve aynı hukuki gerekçeler kullanılmamalıdır.
42. Tur Teknesindeki Ücretsiz Misafir Yaralanırsa Tazminat İsteyebilir mi?
Kişinin ücretli yolcu olup olmaması bazı sözleşmesel hükümler açısından önem taşıyabilir.
Ancak çatma sonucunda gemide bulunan kişinin ölüm veya yaralanması bakımından TTK m.1290 yalnızca ücretli yolculardan söz etmemekte, gemilerde bulunan kişilerin ölüm ve bedensel zararlarını düzenlemektedir.
Bu nedenle ücretsiz misafir olması tek başına kusurlu çatmadan doğan bütün tazminat haklarını ortadan kaldırmaz.
Ancak taşıma sözleşmesine ilişkin özel haklar bakımından kişinin hukuki sıfatı ayrıca belirlenmelidir.
43. Denizde Çatma Sonrası Hangi Deliller Hızla Toplanmalıdır?
Bu tür kazalarda delillerin hızla toplanması son derece önemlidir.
Özellikle;
- AIS kayıtları,
- VDR kayıtları,
- radar kayıtları,
- telsiz görüşmeleri,
- liman başkanlığı kayıtları,
- kıyı emniyeti kayıtları,
- gemi jurnali,
- makine jurnali,
- kaptan ve vardiya çizelgeleri,
- kamera kayıtları,
- yolcu listeleri,
- yaralanmaya ilişkin hastane kayıtları,
- geminin sertifika ve yeterlilik belgeleri,
- sigorta poliçeleri
mümkün olduğunca erken aşamada tespit edilmelidir.
Çünkü deniz kazasında kusurun teknik olarak belirlenebilmesi çoğu zaman bu kayıtlara bağlıdır.
44. Dava Açılmadan Önce Delil Tespiti Yapılabilir mi?
Evet.
TTK m.1292 çatma bakımından dava öncesi delil tespitini özel olarak düzenlemektedir.
Çatmanın meydana geldiği yerde deniz ticareti işlerine bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi veya Kanunda belirtilen ilgili mahkemelerden delil tespiti talep edilebilir.
Kanun ayrıca delil tespit raporunda gemilerin kusur oranlarının belirtilmemesini öngörmektedir. Tespit aşamasının görevi öncelikle maddi ve teknik delilleri korumaktır.
45. Çatma Davasından Önce İhtar Çekmek Zorunlu mudur?
TTK m.1293’e göre çatmadan kaynaklanan zararın tazmini için açılacak davadan önce bir ihtar düzenlenmesi veya başka bir şekil şartının yerine getirilmesi zorunlu değildir.
Ancak uygulamada;
- sigorta ihbarı,
- delillerin talep edilmesi,
- sorumluluğun bildirilmesi,
- zamanaşımı ve temerrüt meseleleri
bakımından yazılı başvurular yine de önemli olabilir.
46. Dava Hangi Mahkemede Açılır?
Türk Ticaret Kanunu’ndan kaynaklanan deniz ticareti uyuşmazlıkları ticari dava niteliğindedir.
TTK m.5 ayrıca bazı yerlerde asliye ticaret mahkemelerinden bir veya birkaçının münhasıran deniz ticareti ve deniz sigortası uyuşmazlıklarına bakmak üzere görevlendirilebileceğini düzenlemektedir.
Dolayısıyla örneğin İstanbul’da bir deniz çatması davasında sıradan bir tazminat davası gibi hareket edilmemeli; görevli ve yetkili ihtisas mahkemesi ayrıca belirlenmelidir.
47. Yabancı Bayraklı Gemiyle Çatma Olursa Türk Hukuku Uygulanır mı?
Bu durumda konu daha karmaşık hâle gelir.
Örneğin Türk bayraklı bir yolcu teknesi ile Malta veya Panama bayraklı ticari geminin Türk karasularında çatması hâlinde;
- uygulanacak hukuk,
- yetkili mahkeme,
- geminin ihtiyati haczi,
- sorumluluğun sınırlandırılması,
- sigorta poliçesine uygulanacak hukuk
ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Bu tür olaylarda Milletlerarası Özel Hukuk ve deniz hukuku kuralları birlikte uygulanır.
Dolayısıyla yalnızca geminin yabancı bayraklı olması, Türkiye’de hiçbir talepte bulunulamayacağı anlamına gelmez.
48. Örnek Olay: Boğazda Feribot ile Gezi Teknesi Çarpıştı
İstanbul Boğazı’nda bir feribot ile gezi teknesi çarpışmış olsun.
Gezi teknesinde bulunan 35 yaşındaki yolcu ağır yaralansın.
Bilirkişi incelemesinde;
Feribot %60,
gezi teknesi %40
kusurlu bulunsun.
Yolcunun;
- tedavi gideri: 300.000 TL,
- geçici kazanç kaybı: 250.000 TL,
- kalıcı iş gücü kaybından doğan zarar: 2.500.000 TL
olsun.
Toplam maddi zarar:
3.050.000 TL
olarak ortaya çıkabilir.
Bu durumda TTK m.1290 kapsamında kusurlu donatanların bedensel zarardan müteselsil sorumluluğu değerlendirilebilir. Donatanlar arasındaki nihai rücu ilişkisi ise %60-%40 kusur oranına göre belirlenebilir.
Yolcu ayrıca şartları bulunuyorsa taşıyanına karşı TTK’nın yolcu taşımaya ilişkin hükümlerine dayanabilir ve manevi tazminat talebinde bulunabilir.
49. Örnek Olay: Çatma Sonucunda Yolcu Hayatını Kaybetti
Aynı kazada yolcunun hayatını kaybettiğini düşünelim.
Bu durumda ölen kişinin yakınları bakımından;
- cenaze giderleri,
- ölümden önce tedavi yapılmışsa tedavi giderleri,
- destekten yoksun kalma tazminatı
gündeme gelebilir.
Bunun yanında ölen kişinin yakınlarının manevi tazminat istemesi de mümkündür.
Donatanların ortak kusuru varsa TTK m.1290’daki müteselsil sorumluluk ayrıca uygulanabilir.
50. Denizde Ölüm veya Yaralanma Dosyasında En Sık Yapılan Hatalar
Sadece Kaptana Karşı Talepte Bulunmak
Kaptanın kusurundan donatanın sorumluluğu doğabilir.
Geminin Malikini Donatan Sanmak
Geminin fiilî işletme ilişkisi ayrıca araştırılmalıdır.
İki Geminin Kusurlu Olduğu Bedensel Zararda Müteselsil Sorumluluğu Gözden Kaçırmak
TTK m.1290 zarar gören açısından önemli bir koruma sağlar.
Sadece Donatana Dava Açıp Sigortayı Araştırmamak
Sorumluluk sigortacısına doğrudan talep imkânı bulunabilir.
Tekne-Makine Sigortası ile Sorumluluk Sigortasını Karıştırmak
Bütün deniz sigortaları bedensel zararı karşılamaz.
Yolcu Taşıma Hükümlerini Gözden Kaçırmak
Yolcunun taşıyana karşı ayrıca özel hakları bulunabilir.
Sorumluluk Sınırlandırmasını Hiç Hesaba Katmamak
LLMC ve yolcu taşıma sınırları dosyanın ekonomik sonucunu önemli ölçüde etkileyebilir.
Gemi Alacaklısı Hakkını ve İhtiyati Haczi Geç Düşünmek
Bedensel zarar alacağı gemi üzerinde kanuni rehin hakkı sağlayabilir ve bu hakkın korunmasında kısa süreler söz konusudur.
51. Sonuç: Denizde Çatma Sonucu Ölüm veya Yaralanma Hâlinde Tazminatı Kim Öder?
Denizde iki geminin çatması sonucu bir kişinin ölmesi veya yaralanması hâlinde;
“Kazayı kaptan yaptı, yalnız kaptan sorumludur.”
veya
“Geminin sigortası var, bütün tazminatı sigorta öder.”
şeklinde basit bir hukuki değerlendirme yapılması doğru değildir.
Öncelikle kazanın hangi geminin veya gemilerin kusurundan kaynaklandığı belirlenmelidir.
Çatma bir geminin donatanının veya gemi adamlarının kusurundan kaynaklanmışsa TTK m.1288 uyarınca o geminin donatanı zararı tazmin etmekle yükümlüdür.
Her iki gemi de kusurluysa ve çatma sonucunda gemilerde bulunan kişiler ölmüş veya yaralanmışsa, TTK m.1290 gereğince kusurlu donatanların müteselsil sorumluluğu gündeme gelir.
Zarar gören kişi yolcuysa ayrıca deniz yoluyla yolcu taşıma sözleşmesine ilişkin TTK m.1256 ve devamındaki özel hükümler uygulanabilir. On ikiden fazla yolcu taşımak için ruhsatlandırılmış gemiler bakımından ölüm ve yaralanma sorumluluğuna karşı zorunlu sigorta yaptırılması da öngörülmüştür.
Sorumluluk sigortası bulunması hâlinde ise TTK m.1478 uyarınca zarar görenin, şartları mevcutsa ve sigorta bedeli sınırında olmak üzere sigortacıya doğrudan başvurması mümkündür.
Yaralanma hâlinde;
tedavi giderleri, gelir kaybı, çalışma gücü kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması, ölüm hâlinde ise cenaze giderleri ve destekten yoksun kalma tazminatı başta olmak üzere maddi zararlar talep edilebilir. Ayrıca bedensel zarara uğrayan kişi ile ağır yaralanma veya ölüm hâlinde yakınları bakımından manevi tazminat gündeme gelebilir.
Bununla birlikte deniz hukukunun en önemli özelliklerinden biri, donatanın bazı deniz alacakları bakımından LLMC sistemi uyarınca sorumluluğunu sınırlandırabilmesidir. Bu nedenle tazminatın teorik olarak hesaplanan miktarı ile fiilen sorumlu kişilerden tahsil edilebilecek tutar her zaman aynı olmayabilir.
Ölüm ve bedensel zarar taleplerinde ayrıca TTK m.1320 kapsamında gemi alacaklısı hakkı ve gemi üzerinde kanuni rehin hakkı doğması mümkün olduğundan, özellikle yabancı gemilerin karıştığı ağır kazalarda geminin ihtiyati haczi ve teminat tedbirleri erken aşamada değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak denizde çatma sonucu ölüm veya yaralanma meydana geldiğinde doğru hukuki soru yalnızca;
“Kaptan kusurlu mu?”
değildir.
Asıl olarak;
“Hangi gemi veya gemiler kusurlu, donatan kim, yolcu taşıyan kim, hangi sorumluluk sigortaları mevcut, sigortacıya doğrudan dava açılabilir mi, zarar hangi kalemlerden oluşuyor ve sorumluluk sınırlandırılabilir mi?”
sorularının birlikte cevaplandırılması gerekir.
Özellikle ölüm veya ağır yaralanmayla sonuçlanan deniz kazalarında AIS, VDR, radar ve seyir kayıtlarının korunması, sigorta poliçelerinin tespiti, geminin sicil ve işletme bilgilerinin araştırılması ve gerekiyorsa gemi üzerinde ihtiyati haciz imkânının değerlendirilmesi, tazminat hakkının etkin şekilde kullanılabilmesi açısından son derece önemlidir.