Deepfake ile İtibar Zedeleme Nedir? Yapay Zekâ ile Sahte Görüntü ve Seslerin Hukuki Sonuçları
Bir şirket yöneticisinin rüşvet aldığını itiraf ettiği bir video, bir doktorun hastaları hakkında küçük düşürücü ifadeler kullandığını gösteren ses kaydı veya evli bir kişinin başka biriyle ilişkisi bulunduğu izlenimini veren görüntüler sosyal medyada hızla yayılabilir.
Ancak görüntüdeki kişi bunların hiçbirini gerçekte yapmamış olabilir.
Yapay zekâ teknolojileri kullanılarak kişinin yüzünün, sesinin ve konuşma biçiminin taklit edilmesiyle oluşturulan deepfake içerikler, günümüzde kişilerin özel hayatı kadar mesleki ve ticari itibarları açısından da ciddi risk oluşturmaktadır. Kişisel Verileri Koruma Kurumu da deepfake teknolojisinin gerçek kişilere ait görüntü ve seslerden yararlanılarak gerçeğe aykırı içerikler oluşturulmasına imkân verdiğine ve kişisel veriler bakımından önemli riskler doğurduğuna dikkat çekmektedir.
Peki deepfake ile itibar zedeleme suç mudur? Yapay zekâ ile bir kişinin söylemediği sözleri söylemiş gibi göstermek hakaret sayılır mı? Sahte video nedeniyle müşteri veya iş kaybeden kişi tazminat talep edebilir mi? Deepfake içerik internetten nasıl kaldırılır?
Türk hukukunda “deepfake ile itibar zedeleme” adı altında bağımsız ve tek bir suç tipi bulunmamaktadır. Bununla birlikte deepfake içeriğin niteliğine ve kullanım biçimine göre hakaret, iftira, kişisel verilere ilişkin suçlar veya başka suçlar gündeme gelebilir. Ceza hukukundan bağımsız olarak kişinin şeref, saygınlık, mesleki ve sosyal itibarı üzerindeki hukuka aykırı saldırılar Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu kapsamında kişilik hakkının korunması ve tazminat taleplerine de konu olabilir.
Deepfake Nedir?
Deepfake, yapay zekâ ve derin öğrenme yöntemlerinden yararlanılarak gerçek kişilere ait görüntü, ses, yüz veya hareketlerin değiştirilmesi ya da gerçeğe oldukça yakın biçimde taklit edilmesiyle oluşturulan içerikleri ifade etmektedir.
Deepfake teknolojisi kullanılarak bir kişi;
- hiç söylemediği bir sözü söylemiş,
- yapmadığı bir davranışı gerçekleştirmiş,
- belirli bir kişiyle görüşmüş,
- suç işlemiş,
- uygunsuz bir davranışta bulunmuş,
- belirli bir ürünü veya hizmeti tavsiye etmiş
gibi gösterilebilir.
Deepfake içeriğin en önemli özelliği, özellikle kaliteli biçimde hazırlandığında izleyici açısından gerçeklik algısı oluşturabilmesidir. KVKK’nın Deepfake Bilgi Notu’nda da ses ve görüntü verilerinin manipüle edilerek gerçeğe aykırı yeni içeriklerin meydana getirilebilmesi, teknolojinin temel risklerinden biri olarak ele alınmaktadır.
Deepfake ile İtibar Zedeleme Ne Anlama Gelir?
İtibar zedeleme, günlük dilde oldukça geniş kullanılan bir kavramdır. Hukuken ise “itibar zedeleme suçu” adı altında genel bir suç tipi bulunmamaktadır.
Bir deepfake içeriğin kişinin itibarına zarar vermesi durumunda olayın niteliğine göre farklı hukuki kurumlar devreye girebilir.
Örneğin;
Kişinin toplum önünde küçük düşürülmesi hakaret suçu bakımından,
işlemediği bir suçun yetkili makamlara isnat edilmesi iftira suçu bakımından,
kişinin görüntü ve seslerinin hukuka aykırı kullanılması kişisel verilerin korunması bakımından,
mesleki veya sosyal saygınlığının zarar görmesi kişilik haklarının korunması ve manevi tazminat bakımından,
şirketin müşteri veya gelir kaybetmesi ise koşullarına göre maddi tazminat ve ticari uyuşmazlık hükümleri bakımından incelenebilir.
Dolayısıyla deepfake dosyalarında yalnızca içeriğin sahte olduğunun belirlenmesi yeterli değildir. Sahte içeriğin ne anlattığı, kime gösterildiği ve mağdur üzerinde hangi sonucu meydana getirdiği ayrıca değerlendirilmelidir.
Deepfake ile Bir Kişiyi Küçük Düşürmek Hakaret Suçu mudur?
Deepfake yoluyla itibar zedeleme olaylarında ilk akla gelen suçlardan biri hakaret suçudur.
Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat edilmesi ya da sövülmesi hakaret kapsamında düzenlenmiştir.
Örneğin bir avukatın deepfake videosu hazırlanarak;
“Ben dosyalarda karşı taraftan para alıyorum.”
dediği izleniminin oluşturulması,
bir doktorun;
“Hastaları sadece daha fazla para kazanmak için gereksiz ameliyata alıyorum.”
dediği sahte bir kaydın yayımlanması veya bir iş insanının uyuşturucu kullandığı ya da eşini aldattığı izlenimini veren yapay görüntülerin paylaşılması durumunda içeriğin kişinin şeref ve saygınlığını rencide edip etmediği değerlendirilir.
Ancak her gerçeğe aykırı deepfake içeriği otomatik olarak hakaret suçu oluşturmaz. Yargıtay uygulamasında da hakaret değerlendirilirken kullanılan ifadelerin kişinin onur, şeref ve saygınlığını açıkça rencide edebilecek ağırlıkta olup olmadığı dikkate alınmaktadır.
Deepfake ile Hakaret Suçunun Cezası Nedir?
TCK m. 125 kapsamında hakaret suçunun temel şekli bakımından üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmektedir. Suçun işleniş biçimine ve mağdurun sıfatına göre kanunda farklı nitelikli hâller de bulunmaktadır.
Deepfake teknolojisiyle işlenmesi nedeniyle mevcut düzenlemede otomatik olarak uygulanan ayrıca bir “yapay zekâ ceza artırımı” bulunmamaktadır.
Bununla birlikte aynı deepfake içeriğin hazırlanması veya yayımlanması sırasında başka suçlar da işlenmişse bunlar ayrıca değerlendirilir.
Deepfake ile İftira Atılması
Hakaret ile iftira suçu birbirine karıştırılmamalıdır.
Bir kişinin internette;
“Hırsızdır.”
şeklinde gösterilmesi ile bu kişiyi ceza soruşturmasına maruz bırakmak amacıyla sahte deepfake görüntünün savcılığa veya yetkili makamlara delil olarak sunulması hukuken aynı değildir.
TCK m. 267’de düzenlenen iftira suçunda, yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla kişinin işlemediğini bilinen hukuka aykırı bir fiille ilişkilendirilmesi ve hakkında soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım uygulanmasının sağlanmasının amaçlanması söz konusudur. Maddi eser ve delillerin uydurulması hâli ise kanunda ayrıca ağırlaştırılmıştır.
Örneğin bir kişinin rüşvet aldığını gösteren sahte video hazırlanarak Cumhuriyet başsavcılığına gerçek delilmiş gibi sunulursa, olay yalnızca itibar zedeleme veya hakaret boyutuyla değil, iftira suçu bakımından da değerlendirilmelidir.
Sahte Deepfake Görüntünün Sosyal Medyada Paylaşılması İftira mıdır?
Her durumda değildir.
Bir kişiye ilişkin ağır ve gerçeğe aykırı iddianın sosyal medyada paylaşılması, kullanılan ifadelerin niteliğine göre hakaret ve kişilik hakkı ihlali oluşturabilir.
İftira suçunda ise TCK m. 267’nin özel unsurlarının bulunması gerekir. Özellikle mağdur hakkında soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım uygulanmasını sağlama amacı önem taşımaktadır.
Bu nedenle “sahte suç isnadı varsa mutlaka iftira vardır” şeklinde otomatik bir değerlendirme yapılmamalıdır.
Deepfake ile Mesleki İtibarın Zedelenmesi
Deepfake içerikler bazı kişiler bakımından yalnızca sosyal saygınlığa değil, doğrudan mesleki kariyere zarar verebilir.
Örneğin;
- doktorun hastalarıyla ilgili etik dışı açıklamalar yaptığı,
- avukatın müvekkillerinden hukuka aykırı para aldığı,
- öğretmenin öğrencileri hakkında uygunsuz açıklamalarda bulunduğu,
- şirket yöneticisinin yolsuzluk yaptığını kabul ettiği,
- akademisyenin bilimsel sahtecilik yaptığını söylediği
izlenimini veren yapay zekâ içerikleri hazırlanabilir.
Böyle bir video birkaç saat içinde binlerce kişiye ulaştığında deepfake olduğu daha sonra ortaya çıksa bile kişinin mesleki itibarı ciddi ölçüde zarar görmüş olabilir.
Bu durumda ceza soruşturmasının yanı sıra kişilik haklarının korunmasına ilişkin hukuk yolları ve tazminat talepleri de değerlendirilmelidir. TMK m. 24, hukuka aykırı şekilde kişilik hakkına saldırılan kişinin hukuki koruma talep edebilmesine imkân vermektedir.
Deepfake Nedeniyle İş Kaybedilirse Maddi Tazminat Talep Edilebilir mi?
Deepfake içeriği sonucunda mağdur yalnızca manevi değil, ekonomik zarara da uğrayabilir.
Örneğin deepfake video nedeniyle;
- kişinin iş sözleşmesi sona ermiş,
- önemli bir müşteri sözleşmesini feshetmiş,
- reklam anlaşması iptal edilmiş,
- rezervasyonlar düşmüş,
- şirket sipariş kaybetmiş,
- kişinin mesleki faaliyetinden elde ettiği gelir azalmış
olabilir.
Bu durumda zararın miktarı ve deepfake içerikle zarar arasındaki uygun illiyet bağı ortaya konulabildiği ölçüde maddi tazminat talebi gündeme gelebilir.
Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümleri kapsamında hukuka aykırı ve kusurlu davranışla başkasına zarar veren kişinin zararı giderme yükümlülüğü değerlendirilir.
Ancak maddi tazminat bakımından yalnızca;
“Bu video yüzünden itibarım zarar gördü.”
demek her zaman yeterli olmayabilir.
Gelir kaybı, sözleşme fesihleri, müşteri kayıpları, satış verileri ve diğer ekonomik sonuçların mümkün olduğunca somut delillerle ortaya konulması önemlidir.
Deepfake Nedeniyle Manevi Tazminat Davası Açılabilir mi?
Evet.
Deepfake nedeniyle kişinin;
- şeref ve saygınlığının zarar görmesi,
- toplum önünde küçük düşürülmesi,
- aile hayatının etkilenmesi,
- mesleki itibarının zedelenmesi,
- sosyal çevresinde güven kaybetmesi
kişilik hakkının ihlali niteliğinde olabilir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören kişinin uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat talep edebilmesine imkân vermektedir.
Manevi tazminat miktarı her olayda aynı değildir.
Mahkeme somut olayın özelliklerini; içeriğin ağırlığını, eriştiği kişi sayısını, mağdur üzerindeki etkilerini ve diğer ilgili koşulları birlikte değerlendirir.
Örneğin yalnızca birkaç kişiye gönderilen sahte görüntü ile milyonlarca görüntülenmeye ulaşmış ve ulusal basına yansımış bir deepfake video aynı sonuçları doğurmayabilir.
Şirketler Hakkında Deepfake ile İtibar Zedeleme
Deepfake içerik yalnızca gerçek kişilere değil, şirketlerin ticari itibarına da zarar verebilir.
Örneğin bir şirketin CEO’sunun yapay zekâ ile hazırlanmış videosunda;
“Şirketin mali durumu çok kötü, yakında iflas edeceğiz.”
dediği gösterilebilir.
Başka bir içerikte yöneticinin şirket ürünlerinin sağlığa zararlı olduğunu bildiği hâlde piyasaya sürdüğünü kabul ettiği izlenimi yaratılabilir.
Bu tür görüntüler;
- şirket hisselerinin veya piyasa algısının etkilenmesine,
- müşterilerin sözleşmeleri feshetmesine,
- tedarikçilerin çalışmayı bırakmasına,
- banka ve yatırımcı ilişkilerinin bozulmasına
neden olabilir.
Tüzel kişilerin ticari itibarı da özel hukuk kapsamında korunabilmektedir. UYAP’ta yayımlanan yargı kararlarında şirketlerin kişilik haklarına saldırı iddialarının TMK m. 24 ve 25 kapsamında değerlendirildiği örnekler bulunmaktadır.
Ayrıca ticari hayatta rakipler veya diğer piyasa aktörleri tarafından yanlış ve yanıltıcı açıklamalarla bir işletmenin kötülenmesi durumunda somut olayın şartlarına göre Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabet hükümleri de gündeme gelebilir. TTK m. 54 ve devamındaki düzenlemeler dürüst ve bozulmamış rekabetin korunmasını amaçlamakta; TTK m. 55 kapsamında çeşitli dürüstlük kuralına aykırı davranışlar düzenlenmektedir.
Rakip Şirket Deepfake Video Hazırlarsa Ne Olur?
Örneğin A şirketinin rakibi, A şirketinin yöneticisinin sahte videosunu hazırlayarak;
“Ürünlerimizin içinde yasaklı madde olduğunu biliyoruz.”
şeklinde sahte açıklama yayımlarsa olay yalnızca bireysel kişilik hakları bakımından değerlendirilmez.
Deepfake içeriğin rakibin müşterilerini kendi şirketine yönlendirmek veya piyasadaki itibarını bozmak amacıyla hazırlanması hâlinde;
- haksız rekabet,
- maddi tazminat,
- ticari itibarın korunması,
- içeriğin yayılmasının önlenmesi
gibi talepler de gündeme gelebilir.
Deepfake ve Kişisel Verilerin Korunması
Deepfake oluşturulabilmesi için çoğu zaman gerçek kişiye ait fotoğraf, video veya ses kayıtlarının toplanması gerekir.
Örneğin kişinin sosyal medya hesabında bulunan;
- fotoğrafları,
- videoları,
- konuşmaları,
- ses kayıtları
indirilerek yapay zekâ sistemine yüklenebilir.
Kişisel Verileri Koruma Kurumu, deepfake teknolojisini kişisel veriler açısından özel olarak incelemiş ve teknolojinin kişilerin ses ve görüntü verilerinin manipülasyonu bakımından risk yarattığını açıkça ortaya koymuştur.
Bu nedenle deepfake nedeniyle itibar zedeleme olayında yalnızca ortaya çıkan sahte videoya değil, videonun hazırlanması sırasında kişisel verilerin nasıl elde edildiğine ve işlendiğine de bakılmalıdır.
Somut olayın özelliklerine göre KVKK kapsamında başvuru yolları ile Türk Ceza Kanunu’nun kişisel verilere ilişkin suç hükümleri ayrıca gündeme gelebilir.
İnternetteki Fotoğrafı Deepfake İçin Kullanmak Serbest midir?
Bir fotoğraf veya videonun internette herkese açık bulunması, onun her türlü amaç için kullanılabileceği anlamına gelmez.
Örneğin kişinin Instagram’daki fotoğraflarının herkese açık olması;
- cinsel deepfake oluşturulmasına,
- sahte suç görüntüsü hazırlanmasına,
- kişinin itibarını zedeleyen reklamlarda kullanılmasına
kendiliğinden izin verildiği anlamına gelmez.
Kamuya açık olma ile verinin başka ve hukuka aykırı bir amaçla kullanılması birbirinden farklı konulardır.
Deepfake ile İtibar Zedelemede İçeriği Sadece Paylaşan Kişi Sorumlu Olur mu?
“Videoyu ben hazırlamadım, sadece paylaştım.”
ifadesi her durumda sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Deepfake içeriği hazırlayan kişi ile bunu sonradan bilerek yayan kişinin fiilleri birbirinden ayrıdır.
Örneğin kişinin itibarını ağır biçimde zedeleyen sahte görüntünün deepfake olduğunu bilmesine rağmen bunu sosyal medya hesabında yayımlayan veya binlerce kişilik bir gruba gönderen kişinin eylemi de kendi özellikleri içerisinde değerlendirilir.
Ancak ceza sorumluluğu şahsi olduğundan, paylaşan kişinin kastı ve gerçekleştirdiği fiil ayrıca belirlenmelidir.
Deepfake İçerik Paylaşılmadan İtibar Zedeleme Oluşur mu?
Bir kişinin yalnızca kendi bilgisayarında deepfake görüntü hazırlaması ile bu içeriği üçüncü kişilere yayması aynı değildir.
İtibarın fiilen zedelenmesi bakımından üçüncü kişilerin içeriği görmesi veya duyması çoğu durumda önemlidir.
Ancak;
“Videoyu yayımlamadım, hiçbir hukuki sorumluluk doğmaz.”
şeklinde genel bir değerlendirme de doğru değildir.
Çünkü görüntünün hazırlanması sırasında kişisel verilerin hukuka aykırı elde edilmesi veya özel görüntülerin ele geçirilmesi gibi bağımsız hukuka aykırı eylemler gerçekleştirilmiş olabilir.
Deepfake Görüntü İnternetten Kaldırılabilir mi?
Deepfake mağduru bakımından çoğu zaman ilk amaç failin cezalandırılmasından önce sahte içeriğin daha fazla yayılmasını durdurmaktır.
Bu noktada güncel hukuk bakımından önemli bir ayrıntı bulunmaktadır.
5651 sayılı Kanun’un eski 9. maddesinde kişilik hakkı ihlalleri için öngörülen içerik çıkarma ve erişim engelleme mekanizması Anayasa Mahkemesinin iptal kararına konu olmuştur. Bu nedenle eski tarihli internet içeriklerinde görülen “kişilik hakkınız ihlal edildiyse doğrudan 5651 m. 9 kapsamında sulh ceza hâkimliğine başvurun” şeklindeki bilgi güncel hukuk bakımından dikkatle değerlendirilmelidir.
Bununla birlikte internet ortamındaki içerik kişinin özel hayatının gizliliğini ihlal ediyorsa, 5651 sayılı Kanun’un 9/A maddesindeki özel düzenleme ayrıca gündeme gelebilir.
Bunun dışında Türk Medeni Kanunu’nun kişiliğin korunmasına ilişkin hükümleri kapsamında saldırının önlenmesi, durdurulması ve etkilerinin giderilmesi için hukuk mahkemesine başvurulması ve koşulları bulunuyorsa ihtiyati tedbir talep edilmesi değerlendirilebilir. TMK m. 24 ve 25 kişilik hakkına yönelik hukuka aykırı saldırılar karşısında özel hukuk korumasının temelini oluşturmaktadır.
Ayrıca ilgili sosyal medya platformuna veya internet sitesine doğrudan sahte kimlik, manipüle edilmiş medya, kişilik hakkı veya mahremiyet ihlali gerekçesiyle kaldırma başvurusu yapılması da mümkündür.
Deepfake ile İtibar Zedeleme Mağduru Ne Yapmalıdır?
Deepfake içerik fark edildiğinde ilk işlem yalnızca içeriğin silinmesini istemek olmamalıdır.
Çünkü içerik kaldırıldıktan sonra failin kimliğinin ve yayılımın kapsamının ispatı güçleşebilir.
Bu nedenle mümkün olduğunca;
- deepfake videonun orijinal dosyası,
- ses kaydı,
- paylaşımın URL adresi,
- paylaşan hesabın kullanıcı adı,
- paylaşım tarihi ve saati,
- görüntülenme sayısı,
- yorumlar,
- yeniden paylaşım kayıtları,
- WhatsApp veya Telegram mesajları,
- e-postalar,
- içeriğin gönderildiği kişiler
belgelendirilmelidir.
Özellikle iş veya müşteri kaybı meydana gelmişse ekonomik zararın ispatı için;
- iptal edilen sözleşmeler,
- müşteri yazışmaları,
- fesih bildirimleri,
- satış veya gelir verileri,
- reklam anlaşmaları
da muhafaza edilmelidir.
Deepfake Olduğu Nasıl İspatlanır?
Deepfake uyuşmazlıklarında temel delil sorunlarından biri görüntünün yapay zekâ ürünü olduğunun ortaya konulmasıdır.
Gerekli hâllerde dijital materyaller üzerinde bilirkişi incelemesi gerçekleştirilebilir.
İncelemede örneğin;
- görüntü ve ses uyumu,
- yüz hareketleri,
- ışık ve gölge farklılıkları,
- ses frekansı,
- görüntü manipülasyonları,
- dosya metadata bilgileri,
- oluşturulma ve değiştirilme tarihleri,
- yapay zekâ üretimine ilişkin teknik emareler
değerlendirilebilir.
KVKK’nın Deepfake Bilgi Notu da deepfake içeriklerin anlaşılabilmesine yönelik teknik ve pratik işaretlere yer vermektedir.
Bu nedenle mağdurun yalnızca ekran görüntüsü almakla yetinmeyip mümkünse orijinal video veya ses dosyasını da muhafaza etmesi önemlidir.
Deepfake Nedeniyle İşten Çıkarılan Kişi Ne Yapabilir?
Örneğin çalışanın uyuşturucu kullandığını veya şirket hakkında uygunsuz açıklamalarda bulunduğunu gösteren deepfake video işverene gönderilmiş ve işveren bunun üzerine çalışanın iş sözleşmesini sona erdirmiş olabilir.
Bu durumda uyuşmazlık yalnızca deepfake’i hazırlayan faille sınırlı kalmayabilir.
İş sözleşmesinin sona erdirilmesinin haklı veya geçerli nedene dayanıp dayanmadığı iş hukuku bakımından ayrıca incelenmelidir.
Sahte bir görüntünün hiçbir araştırma yapılmaksızın gerçek kabul edilmesi ve feshe dayanak yapılması hâlinde işçi, somut olayın özelliklerine göre işçilik haklarını ve feshe karşı başvuru yollarını ayrıca değerlendirebilir.
Aynı zamanda deepfake’i hazırlayan kişiden doğan maddi ve manevi zararların talep edilmesi de gündeme gelebilir.
Deepfake Sonradan Sahte Olduğu Anlaşılsa Bile Tazminat İstenebilir mi?
Evet.
Deepfake görüntünün birkaç gün sonra sahte olduğunun ortaya çıkması, daha önce meydana gelen zararı otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Örneğin video üç gün boyunca internette kalmış ve yüz binlerce kişi tarafından izlenmiş olabilir.
Daha sonra uzman incelemesiyle görüntünün yapay zekâ ürünü olduğu anlaşılmış olsa dahi bu süreçte;
- kişinin mesleki itibarı,
- aile ilişkileri,
- müşteri güveni,
- ticari ilişkileri
zarar görmüş olabilir.
Tazminat değerlendirmesinde somut olayda gerçekleşen zarar ve kişilik hakkı ihlalinin sonuçları dikkate alınır. TBK m. 58 kişilik hakkı ihlalinden doğan manevi zarar için tazminat talebinin hukuki dayanaklarından biridir.
Deepfake ile İtibar Zedeleme Şikâyeti Nereye Yapılır?
Deepfake içeriğin ceza hukuku kapsamında suç oluşturduğu düşünülüyorsa Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluk makamlarına başvurulabilir.
Başvuruda mümkün olduğunca;
- içeriğin kendisi,
- URL bilgileri,
- kullanıcı hesapları,
- mesajlar,
- gönderim bilgileri,
- mağdur üzerindeki sonuçlar
dosyaya sunulmalıdır.
Ancak deepfake ile itibar zedeleme her olayda aynı suçu oluşturmadığından başvurunun hukuki niteliği de içeriğe göre değişebilir.
Örneğin olay;
hakaret, iftira, şantaj, kişisel verilerin hukuka aykırı kullanılması veya bunlardan birkaçının birlikte değerlendirilmesini gerektirebilir.
Sık Sorulan Sorular
Deepfake ile itibar zedelemek suç mudur?
“İtibar zedeleme” adı altında genel bir suç tipi bulunmamaktadır. Ancak deepfake içerik kişinin onur, şeref ve saygınlığına saldırı niteliğindeyse hakaret; işlemediği bir suç nedeniyle yetkili makamlar önünde işlem görmesini sağlamak amacıyla kullanılmışsa iftira gibi suçlar gündeme gelebilir.
Deepfake video nedeniyle manevi tazminat alınabilir mi?
Kişilik hakkının hukuka aykırı şekilde zedelenmesi hâlinde şartları bulunuyorsa manevi tazminat talep edilebilir. TBK m. 58 bu konuda temel düzenlemelerden biridir.
Sahte video nedeniyle işimi kaybettim, tazminat isteyebilir miyim?
Deepfake ile iş kaybı arasında uygun illiyet bağı kurulabiliyor ve ekonomik zarar ispatlanabiliyorsa maddi tazminat talebi değerlendirilebilir. Ayrıca işverenin gerçekleştirdiği fesih iş hukuku yönünden ayrı bir uyuşmazlık oluşturabilir.
Deepfake görüntüyü hazırlamayan ama paylaşan kişi sorumlu olur mu?
Somut olayın özelliklerine göre olabilir. İçeriğin hukuka aykırı niteliğini bilerek yayılması ayrıca değerlendirilir. Ancak ceza sorumluluğu bakımından her kişinin kastı ve eylemi ayrı ayrı belirlenmelidir.
Deepfake video hakaret sayılır mı?
Videoda kişiye onur, şeref veya saygınlığını rencide edebilecek somut bir fiil ya da olgu isnat ediliyorsa TCK m. 125 kapsamında hakaret suçu gündeme gelebilir. Ancak her sahte görüntü otomatik olarak hakaret değildir.
Deepfake ile iftira arasındaki ilişki nedir?
Bir kişinin işlemediği bir suçu işlediği izlenimini veren deepfake görüntünün hakkında soruşturma veya yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla yetkili makamlara sunulması hâlinde TCK m. 267 kapsamında iftira suçunun unsurları değerlendirilebilir.
Şirket hakkında deepfake video hazırlanırsa dava açılabilir mi?
Şirketin ticari itibarı zarar görmüşse olayın özelliklerine göre kişilik hakkının korunması, haksız fiil, maddi tazminat ve ticari amaçlı kötüleme söz konusuysa haksız rekabet hükümleri gündeme gelebilir.
Sonuç: Deepfake ile İtibar Zedeleme Ciddi Hukuki Sonuçlar Doğurabilir
Deepfake teknolojisi, kişilerin gerçekte hiç söylemediği sözlerin ve hiç gerçekleştirmediği davranışların gerçekmiş gibi gösterilebilmesini mümkün hâle getirmiştir. KVKK da bu teknolojinin kişisel veriler ve bireyler açısından meydana getirdiği riskleri özel bir bilgi notuyla ele almıştır.
Bu durum özellikle avukat, doktor, yönetici, iş insanı, akademisyen, siyasetçi, sanatçı veya kamuoyu önünde çalışan kişiler bakımından mesleki itibar üzerinde çok hızlı ve ağır sonuçlar meydana getirebilir.
Türk hukukunda ayrı bir “deepfake ile itibar zedeleme suçu” bulunmamakla birlikte somut olayın özelliklerine göre hakaret, iftira ve kişisel verilere ilişkin suçlar gündeme gelebilir. Ayrıca kişinin şeref, saygınlık ve mesleki itibarının hukuka aykırı biçimde zedelenmesi hâlinde kişilik hakkının korunması ile maddi ve manevi tazminat yollarına başvurulabilir.
Deepfake içerik ticari bir işletmeyi veya şirketi hedef alıyorsa, somut olayda ticari itibar ve haksız rekabet hükümlerinin de ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.
Deepfake mağdurunun en önemli adımlarından biri ise içeriğin yayılmasından hemen sonra delilleri kaybetmeden harekete geçmektir. Sahte video veya sesin orijinal dosyasının, paylaşım bağlantılarının, sosyal medya hesaplarının, mesajların ve varsa meydana gelen ekonomik zararı gösteren belgelerin muhafaza edilmesi; daha sonra yürütülecek ceza soruşturması ve tazminat davaları açısından önem taşıyabilir.
Özellikle deepfake içeriğin hızla yayıldığı durumlarda ceza soruşturması, içeriğin yayılmasının önlenmesi, kişilik hakkının korunması ve maddi-manevi tazminat yollarının birlikte değerlendirilmesi, mağdurun itibarının ve hukuki haklarının etkin biçimde korunması açısından önemlidir.