Hukuk Makaleleri

Araç Kiralamadan Araç Mahrumiyet Bedeli Talep Edilebilir mi?

Araç Kiralamadan Araç Mahrumiyet Bedeli Talep Edilebilir mi?

Trafik kazası sonucunda aracı hasar gören kişi, aracın onarım süresince aracını kullanamamaktadır. Uygulamada bu dönemde araç kiralamayan kişilerin sıklıkla;

“Araç kiralamadım ve herhangi bir kira faturam yok. Buna rağmen araç mahrumiyet bedeli talep edebilir miyim?”

sorusunu yönelttiği görülmektedir.

Bu sorunun cevabı kural olarak evettir.

Araç mahrumiyet bedeli talep edilebilmesi için zarar gören kişinin mutlaka başka bir araç kiralamış olması veya araç kiralama faturası sunması gerekmez. Türk Borçlar Kanunu’nun zarar ve zararın belirlenmesine ilişkin hükümleri ile Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımı birlikte değerlendirildiğinde, aracın trafik kazası nedeniyle makul onarım süresi boyunca kullanılamaması başlı başına tazmin edilebilir bir zarar oluşturabilir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 29.09.2022 tarihli, 2021/26777 E., 2022/11236 K. sayılı kararında bu husus açık biçimde ortaya konulmuştur. Kararda, araç kiralandığına veya kira bedeli ödendiğine ilişkin belge sunulmamış olsa dahi Türk Borçlar Kanunu’nun 50/2. maddesi uyarınca hâkimin zararın miktarını belirleyebileceği; aracın hasarına göre makul onarım süresinin ve bu sürede kullanılabilecek ikame aracın bedelinin bilirkişi aracılığıyla tespit edilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Söz konusu karar ayrıca 24 Ocak 2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Dolayısıyla;

“Araç kiralanmadıysa araç mahrumiyet zararı yoktur.”

şeklindeki yaklaşım Yargıtay uygulamasıyla bağdaşmamaktadır.


Araç Mahrumiyet Bedeli Nedir?

Araç mahrumiyet bedeli, trafik kazası nedeniyle hasarlanan bir aracın onarım süresince kullanılamaması sonucunda araç sahibinin uğradığı kullanım kaybının parasal karşılığıdır.

Bu zarar;

  • araçtan yoksun kalma tazminatı,
  • kullanım mahrumiyeti tazminatı,
  • ikame araç bedeli,
  • araç mahrumiyeti bedeli

gibi farklı isimlerle ifade edilebilmektedir.

Ancak hukuki açıdan bazı kavramsal ayrımlar yapmak gerekir.

Kişi gerçekten başka bir araç kiralamış ve bunun için örneğin 30.000 TL ödemişse, somut olarak yaptığı kiralama giderinin tazmini tartışılabilir.

Buna karşılık hiçbir araç kiralamamış ancak kendi aracını belirli bir süre kullanamamışsa, bu durumda kullanım mahrumiyetinden doğan zarar söz konusu olur.

Yargıtay uygulaması ikinci durumda da tazminat talebini mümkün kabul etmektedir.


Araç Kiralamadan Mahrumiyet Bedeli İstenebilir mi?

Evet.

Araç mahrumiyet tazminatı bakımından temel şart, başka bir araç için fiilen para ödenmiş olması değil; trafik kazası nedeniyle aracın kullanılamaz durumda kalmasıdır.

Örneğin kişi;

  • işe toplu taşımayla gitmiş,
  • taksi kullanmış,
  • ailesinden birinin aracını geçici olarak kullanmış,
  • işe gidiş gelişlerini başka yöntemlerle sağlamış,
  • bu süreçte herhangi bir ikame araç kiralamamış

olabilir.

Bu durum aracın kullanılamadığı gerçeğini ortadan kaldırmaz.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/26777 E., 2022/11236 K. sayılı kararında da ilk derece mahkemesinin, araç kiralama belgesi sunulmadığı gerekçesiyle mahrumiyet bedelini reddetmesi hukuka uygun bulunmamıştır. Yargıtay, bilirkişinin makul onarım süresini ve bu dönem için emsal araç kullanım bedelini belirlemesi gerektiğine hükmetmiştir.


Hukuki Dayanak: Türk Borçlar Kanunu’nun 49. ve 50. Maddeleri

Araç mahrumiyet bedelinin temel hukuki dayanaklarından biri Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiile ilişkin hükümleridir.

TBK m.49 uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Araç mahrumiyet uyuşmazlıkları açısından özellikle TBK m.50/2 önem taşımaktadır.

Zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim;

  • olayların olağan akışını,
  • somut olayın özelliklerini,
  • zarar görenin aldığı önlemleri

değerlendirerek zararın miktarını belirleyebilir.

Yargıtay’ın araç mahrumiyet bedeli bakımından benimsediği yaklaşımın temelinde de bu hüküm bulunmaktadır. Araç kiralama faturası bulunmaması zararın matematiksel olarak doğrudan ispatlanmasını zorlaştırabilir; ancak zararın reddedilmesini zorunlu kılmaz.


Yargıtay’ın Araç Kiralamadan Mahrumiyet Bedeli Konusundaki Kararı

Konuyla ilgili en önemli kararlardan biri Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin;

29.09.2022 tarihli,
2021/26777 Esas,
2022/11236 Karar

sayılı ilamıdır.

Karara konu olayda davacı;

  • araç hasar bedeli,
  • araç değer kaybı,
  • araç mahrumiyet bedeli

talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi, ikame araç kiralandığına ilişkin belge sunulmamasını gerekçe göstererek araç mahrumiyeti talebini reddetmiştir.

Yargıtay ise bu yaklaşımı hukuka uygun bulmamıştır.

Yargıtay’a göre araç kiralandığına dair belge veya ödeme belgesi sunulmamış olsa dahi mahkeme;

aracın hasarının niteliğini, makul tamir süresini ve bu süre içerisinde kullanılabilecek ikame aracın bedelini

bilirkişi aracılığıyla tespit etmelidir.

Bu karar araç mahrumiyet uyuşmazlıkları bakımından son derece önemlidir.

Çünkü zarar görene;

“Önce para harcaman gerekiyordu; harcamadıysan zarar yoktur.”

şeklinde bir yükümlülük yüklenmemektedir.


2026 Tarihli Yeni Yargıtay Kararı da Araç Mahrumiyeti Talebini Güçlendiriyor

Araç mahrumiyet zararına ilişkin Yargıtay uygulaması 2026 yılında da devam etmektedir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2025/8637 E., 2025/14493 K. ve 22.10.2025 tarihli kararı, 19 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Kararda araç değer kaybı ve araç mahrumiyeti zararlarının miktarının çoğu durumda teknik inceleme ve bilirkişi değerlendirmesi olmadan dava tarihinde tam olarak belirlenemeyeceği kabul edilmiş; şartları bulunması hâlinde bu taleplerin belirsiz alacak davası yoluyla ileri sürülebileceği değerlendirilmiştir.

Bu karar da araç mahrumiyetinin bağımsız ve teknik değerlendirme gerektiren bir maddi zarar kalemi olarak kabul edildiğini göstermektedir.


Araç Kiralama Faturası Yoksa Zarar Nasıl Hesaplanır?

Araç kiralanmamış olması hâlinde hesaplama çoğunlukla bilirkişi tarafından yapılmaktadır.

Temel yaklaşım şu şekilde ifade edilebilir:

Araç Mahrumiyet Bedeli = Makul Onarım Süresi × Emsal Aracın Günlük Kullanım/Kiralama Bedeli

Ancak uygulamada bu rakam doğrudan ve mekanik biçimde kullanılmayabilir.

Bilirkişi ayrıca;

  • aracın kullanılmaması nedeniyle yapılmayan yakıt giderlerini,
  • kullanım kaynaklı bazı değişken giderleri,
  • gerektiğinde tasarruf edilen diğer giderleri

değerlendirebilir.

Dolayısıyla internet üzerinde bir aracın günlük kiralama bedelinin 3.000 TL olması ve aracın 20 gün serviste kalması otomatik olarak;

3.000 × 20 = 60.000 TL

tazminata hükmedileceği anlamına gelmez.


Araç Mahrumiyet Bedelinde En Önemli Unsur: Makul Onarım Süresi

Araç mahrumiyet bedelinde genellikle aracın fiilen serviste kaldığı gün sayısı değil, teknik olarak gerekli makul onarım süresi esas alınır.

Örneğin araç;

  • 8 günde tamir edilebilecek durumda olmasına rağmen
  • servis yoğunluğu nedeniyle 30 gün serviste kalmışsa

kusurlu tarafın otomatik olarak 30 günlük araç mahrumiyetinden sorumlu tutulması her durumda mümkün olmayabilir.

Bilirkişi;

“Bu hasarın normal şartlarda kaç günde tamir edilmesi gerekirdi?”

sorusunu cevaplamalıdır.

Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımında da aracın hasarının niteliğine göre makul tamir süresinin teknik bilirkişi tarafından tespit edilmesi aranmaktadır.


Aracın Serviste 40 Gün Kalması 40 Günlük Tazminat Anlamına Gelir mi?

Her zaman değil.

Örneğin araç;

40 gün serviste kalmış, ancak bilirkişi aynı hasarın olağan piyasa koşullarında 15 günlük işçilikle giderilebileceğini belirlemiş olabilir.

Bu durumda kural olarak 15 günlük makul onarım süresi üzerinden hesaplama gündeme gelir.

Bunun sebebi zarar veren kişinin;

  • servisin aşırı iş yoğunluğundan,
  • araç sahibinin gecikmesinden,
  • ilgisiz idari işlemlerden

kaynaklanan her gecikmeden otomatik olarak sorumlu tutulamamasıdır.

Bununla birlikte gecikmenin doğrudan davalının davranışından kaynaklandığı somut olarak ispatlanabiliyorsa ayrıca değerlendirme yapılması gerekebilir.


Yedek Parçanın Geç Gelmesi Mahrumiyet Süresini Uzatır mı?

Yedek parçanın haftalar veya aylar boyunca beklenmesi uygulamada önemli bir uyuşmazlık konusudur.

Örneğin araç teknik olarak 10 günde tamir edilebilirken ithal bir parçanın Türkiye’ye ulaşması 50 gün sürmüş olabilir.

Bu durumda otomatik olarak 60 günlük araç mahrumiyeti kabul edileceği söylenemez.

Bilirkişinin;

  • normal parça tedarik süresini,
  • aracın marka ve modelini,
  • parçanın piyasadaki erişilebilirliğini,
  • onarımın teknik gerekliliklerini

dikkate alarak makul onarım süresini belirlemesi gerekir.


Emsal Araç Günlük Kiralama Bedeli Nasıl Belirlenir?

Araç kiralanmamışsa bilirkişi, zarar gören araçla benzer özelliklere sahip bir aracın kaza tarihindeki makul günlük kiralama bedelini araştırır.

Bu değerlendirmede;

  • marka,
  • model,
  • model yılı,
  • segment,
  • motor gücü,
  • şanzıman,
  • kullanım amacı,
  • donanım seviyesi

önem taşır.

Örneğin;

2025 model bir lüks SUV için ekonomik sınıf otomobil kira bedelinin kullanılması doğru olmayacağı gibi, orta sınıf bir araç için en pahalı premium kiralama firmasının liste fiyatının doğrudan esas alınması da doğru değildir.

Piyasa rayici araştırılmalıdır.


Günlük İnternet Kira Fiyatı Doğrudan Kullanılabilir mi?

Tek bir internet ilanı genellikle yeterli değildir.

Araç kiralama şirketlerinin;

  • günlük,
  • haftalık,
  • aylık

kiralama fiyatları arasında önemli farklar bulunmaktadır.

Örneğin aracın 20 gün kullanılamaması hâlinde bilirkişinin yalnızca bir günlük kiralama tarifesini 20 ile çarpması gerçek piyasa maliyetini olduğundan yüksek gösterebilir.

Bu nedenle hesaplamada mahrumiyet süresine uygun makul dönemsel kiralama bedeli araştırılmalıdır.


Araç Kiralanmadıysa “Gerçek Zarar” Nasıl Var Olabilir?

Bu konu ilk bakışta çelişkili görülebilir.

Kişi herhangi bir para ödememişse;

“Malvarlığından para çıkmadı, nasıl zarar meydana geldi?”

sorusu sorulabilir.

Ancak araç mahrumiyet zararının özü yalnızca yapılan harcama değildir.

Kişinin sahip olduğu bir malı, başkasının haksız fiili nedeniyle belirli bir dönem kullanamaması ekonomik bir menfaat kaybına yol açmaktadır.

Yargıtay bu nedenle araç kiralama faturası bulunmasını zorunlu tutmamakta; zararın TBK m.50 kapsamında bilirkişi aracılığıyla belirlenebileceğini kabul etmektedir.


Araç Sahibinin Toplu Taşıma Kullanması Tazminatı Ortadan Kaldırır mı?

Kural olarak hayır.

Kişinin aracını kullanamadığı dönemde;

  • otobüs,
  • metro,
  • taksi,
  • servis,
  • aile bireyinin aracı

gibi alternatif yöntemleri kullanması, aracından mahrum kaldığı olgusunu tek başına ortadan kaldırmaz.

Ancak tazminatın miktarının belirlenmesinde somut olayın özellikleri ve TBK’nın zararın azaltılması ilkesi çerçevesinde değerlendirme yapılabilir.


Başka Bir Aracı Olan Kişi Mahrumiyet Bedeli Talep Edebilir mi?

Araç sahibinin aynı zamanda başka bir araca sahip olması, talebi otomatik olarak ortadan kaldıran kesin bir kural değildir.

Ancak somut olay bakımından;

  • diğer aracın kim tarafından kullanıldığı,
  • zarar görenin kullanımına fiilen tahsis edilip edilemeyeceği,
  • kazalı aracın kullanım amacı,
  • gerçek bir kullanım kaybının bulunup bulunmadığı

değerlendirilebilir.

Araç mahrumiyet talebinde hâkim, TBK m.50 kapsamında olayın tüm özelliklerini değerlendirme yetkisine sahiptir.


Araç Hiç Kullanılmıyorsa Mahrumiyet Tazminatı Alınabilir mi?

Araç mahrumiyet bedelinin temelinde kullanım imkânının kaybı bulunmaktadır.

Bu nedenle uzun süredir kullanılmayan, trafikten fiilen çekilmiş veya kullanım amacı bulunmayan bir araç bakımından somut zarar tartışmalı hâle gelebilir.

Ancak yalnızca aracın her gün kullanılmadığının ileri sürülmesi yeterli değildir.

Özel kullanım araçlarında kişinin;

“Her gün bu araçla işe gidiyordum.”

şeklinde ayrıca ayrıntılı bir ticari kullanım ispatlaması her durumda aranmaz.


Mahrumiyet Bedeli İçin Aracın Ticari Olması Gerekir mi?

Hayır.

Araç mahrumiyet tazminatı yalnızca;

  • taksi,
  • minibüs,
  • kamyon,
  • servis aracı,
  • ticari araç

sahiplerinin talep edebileceği bir zarar değildir.

Şahsi otomobil sahibi de aracını kullanamamaktan doğan mahrumiyet zararını talep edebilir.

Yargıtay uygulamasında sırf aracın kullanılamaması da zarar olarak kabul edilmektedir.


Ticari Araçlarda Araç Mahrumiyeti ile Kazanç Kaybı Aynı Şey midir?

Tam olarak aynı değildir.

Örneğin taksi sahibinin aracı 10 gün kullanamaması hâlinde iki farklı ekonomik mesele ortaya çıkabilir:

Araç mahrumiyeti: Aracın kullanılamamasından kaynaklanan kullanım kaybı.

Kazanç kaybı: Aracın çalıştırılamaması nedeniyle elde edilemeyen ticari gelir.

Ticari kazanç kaybının hesaplanmasında;

  • önceki dönem gelirleri,
  • vergi kayıtları,
  • çalışma günleri,
  • yakıt giderleri,
  • şoför giderleri,
  • net kazanç

gibi daha ayrıntılı ekonomik verilerin incelenmesi gerekebilir.

Aynı zarar iki farklı isim altında mükerrer biçimde tazmin edilemez.


Mahrumiyet Bedeli Hesaplanırken Yakıt Gideri Düşülür mü?

Uygulamada bilirkişiler, aracın kullanılmaması nedeniyle araç sahibinin yapmaktan kurtulduğu bazı giderleri dikkate alabilir.

Bunun en açık örneği yakıt gideridir.

Çünkü kazadan bağımsız olarak kişi kendi aracını kullansaydı da yakıt harcaması yapacaktı.

Bu sebeple emsal kiralama bedeli üzerinden hesaplanan tazminatta, somut olayın özelliğine göre kullanılmama nedeniyle tasarruf edilen zorunlu değişken giderlerin değerlendirilmesi mümkündür. Yargıtay uygulamasında da bu yaklaşımın örnekleri bulunmaktadır.


Amortisman veya Bakım Giderleri Düşülebilir mi?

Somut olayın koşullarına göre belirli tasarruf kalemleri hesaplamada dikkate alınabilir.

Örneğin araç kullanılmadığı için;

  • kilometresi artmamış,
  • lastikleri aşınmamış,
  • bazı kullanım kaynaklı bakım giderleri doğmamış

olabilir.

Ancak indirimlerin soyut ve keyfî oranlarla yapılması yerine hesaplamanın bilirkişi tarafından gerekçelendirilmesi gerekir.


Kusur Oranı Araç Mahrumiyet Bedelini Etkiler mi?

Evet.

Araç mahrumiyet bedeli de trafik kazasından kaynaklanan bir tazminat olduğundan zarar görenin kusuru miktarı etkiler.

Örneğin;

Toplam araç mahrumiyet zararı: 40.000 TL

Karşı tarafın kusuru: %75

Zarar görenin kusuru: %25

ise:

40.000 TL × %75 = 30.000 TL

karşı taraftan talep edilebilecek tutar bakımından esas alınabilir.

Dolayısıyla zarar gören kişinin kısmen kusurlu olması mahrumiyet bedelini tamamen ortadan kaldırmaz; kusuru oranında indirim yapılması gündeme gelir.


%100 Kusurlu Sürücü Araç Mahrumiyet Bedeli Talep Edebilir mi?

Kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olan kişi, karşı taraftan kendi aracına ilişkin mahrumiyet bedeli talep edemez.

Çünkü karşı tarafın hukuki sorumluluğunu doğuracak bir kusur bulunmamaktadır.

Kısmi kusur hâlinde ise karşı tarafın kusuru oranında talep mümkündür.


Araç Mahrumiyet Bedelini Kim Talep Edebilir?

Kural olarak aracın maliki, aracın kullanılamamasından doğan zararın tazminini talep edebilir.

Ancak aracın;

  • finansal kiralama,
  • uzun süreli kiralama,
  • ticari işletme kullanımı

gibi özel hukuki ilişkilere konu olması hâlinde zararın kimin malvarlığında doğduğu ayrıca araştırılmalıdır.

Dolayısıyla ruhsat sahibinin her durumda tek hak sahibi olduğunu söylemek doğru olmayabilir.


Ehliyeti Olmayan veya Ehliyetine El Konulan Araç Sahibi Mahrumiyet Bedeli İsteyebilir mi?

2026 yılı açısından bu konuda önemli bir Yargıtay kararı bulunmaktadır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2025/8637 E., 2025/14493 K. sayılı kararında, araç malikinin sürücü belgesine geçici olarak el konulmuş olması nedeniyle araç mahrumiyeti ve değer kaybı zararının doğrudan reddedilmesi doğru bulunmamıştır.

Bu yaklaşım önemlidir.

Çünkü araç malikliği ile aracı bizzat kullanabilecek ehliyete sahip olmak aynı hukuki kavram değildir.

Araç;

  • aile bireyleri,
  • çalışanlar,
  • başka yetkili sürücüler

tarafından kullanılabilir.

Dolayısıyla araç sahibinin ehliyetsiz veya geçici olarak sürücü belgesinden mahrum olması tek başına malvarlığı zararının bulunmadığını göstermez.


Araç Mahrumiyet Bedeli Sigorta Şirketinden Talep Edilebilir mi?

Bu konuda dikkatli bir ayrım yapılmalıdır.

Yürürlükteki Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartlarının A.6/k maddesinde;

  • gelir kaybı,
  • kâr kaybı,
  • iş durması,
  • kira mahrumiyeti

gibi zarar verici olguya bağlı yansıma veya dolaylı zararlar teminat dışında sayılmıştır. Mevcut Genel Şartlar araç mahrumiyeti benzeri kullanım kaybı taleplerinin trafik sigortası kapsamında değerlendirilmesinde temel düzenlemelerden biridir.

Yargıtay’ın çeşitli kararlarında da araç mahrumiyet zararı dolaylı zarar olarak değerlendirilmiş ve zorunlu trafik sigortacısının bu zarar kaleminden sorumlu olmadığı kabul edilmiştir. Örneğin Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2017/5583 E., 2019/11651 K. sayılı kararında araç mahrumiyetinin trafik sigortası teminatı dışında bulunduğu belirtilmiştir.

Bu nedenle uygulamada araç mahrumiyet bedeli öncelikle;

  • kusurlu sürücüye,
  • araç işletenine,
  • koşulları varsa araç sahibine

yöneltilmektedir.

Kasko poliçesinde ise ayrıca ikame araç teminatı veya kullanım kaybı teminatı bulunup bulunmadığı poliçeden kontrol edilmelidir.


Sigorta Tahkim Komisyonundan Araç Mahrumiyet Bedeli İstenebilir mi?

Karşı aracın zorunlu trafik sigortasından araç mahrumiyet bedeli talebi, yukarıda açıklanan teminat dışılık sebebiyle uygulamada ciddi hukuki sorunla karşılaşabilir.

Araç mahrumiyeti esas itibarıyla kusurlu sürücü veya işletene yöneltiliyorsa uyuşmazlık bir sigorta sözleşmesi uyuşmazlığı olmaktan çıkar.

Bu durumda Sigorta Tahkim Komisyonundan ziyade genel mahkemelerde haksız fiilden kaynaklanan tazminat talebi gündeme gelir.

Bununla birlikte özel sigorta poliçesinde kullanım kaybını karşılayan özel bir teminat bulunuyorsa poliçenin ayrıca incelenmesi gerekir.


Araç Mahrumiyet Bedeli İçin Dava Açılabilir mi?

Evet.

Kusurlu tarafın ödeme yapmaması hâlinde araç mahrumiyet bedelinin tahsili amacıyla maddi tazminat davası açılabilir.

Görevli mahkeme belirlenirken tarafların sıfatı ve uyuşmazlığın niteliği dikkate alınmalıdır.

Salt iki gerçek kişi arasında trafik kazasından kaynaklanan haksız fiil uyuşmazlığında genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olacaktır.

Ancak taraflardan birinin tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgili bulunması gibi özel durumlarda görev ayrıca değerlendirilmelidir.


Araç Mahrumiyet Bedeli Belirsiz Alacak Davası Olarak İstenebilir mi?

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 22.10.2025 tarihli 2025/8637 E., 2025/14493 K. sayılı ve 19 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararına göre, zararın miktarının dava açılırken objektif olarak tam belirlenemediği durumlarda araç mahrumiyeti ve değer kaybı taleplerinin belirsiz alacak davasına konu edilmesi mümkündür.

Bu sonuç uygulamada önemlidir.

Çünkü araç sahibi;

  • makul tamir süresini,
  • emsal araç kira bedelini,
  • hesaplamadan yapılacak indirimleri

bilirkişi incelemesi yapılmadan kesin olarak bilemeyebilir.


Pert Olan Araç İçin Mahrumiyet Bedeli Talep Edilebilir mi?

Araç ekonomik veya teknik açıdan tam hasara uğramışsa klasik anlamda “onarım süresi” bulunmaz.

Ancak bu durumda da kullanım mahrumiyeti tamamen ortadan kalkmaz.

Yargıtay uygulamasında aracın onarımı ekonomik değilse, zarar gören kişinin aynı veya benzer nitelikte yeni bir araç temin edebilmesi için gerekli makul süre araştırılmaktadır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 14.11.2022 tarihli kararlarında da onarım ekonomik değilse yeni bir araç satın alınması için gerekli sürenin belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Örneğin pert aracın yerine benzer bir aracın olağan koşullarda 15 gün içerisinde alınabilmesi mümkünse, buna uygun bir mahrumiyet süresi değerlendirilebilir.


Araç Tamir Edilmeden Mahrumiyet Bedeli Talep Edilebilir mi?

Aracın fiilen tamir edilmiş olması her durumda zorunlu değildir.

Örneğin;

  • araç hasarlı durumda bekliyor,
  • maddi imkânsızlık nedeniyle onarılamıyor,
  • sigorta ödemesi bekleniyor

olabilir.

Bu durumda teknik bilirkişi aracın hasarına bakarak normal koşullarda kaç günde tamir edilebileceğini belirleyebilir.

Araç sahibinin yıllarca aracı tamir ettirmemesi ise diğer tarafı sınırsız süre boyunca araç mahrumiyetinden sorumlu hâle getirmez.

Esas yine makul süredir.


Mahrumiyet Süresinin Uzamasında Araç Sahibinin Kusuru Varsa Ne Olur?

Zarar görenin de zararın artmasını önlemek için makul ölçüde davranması gerekir.

Örneğin;

araç 10 günde tamir edilebilecek durumda olmasına rağmen araç sahibi hiçbir gerekçe olmaksızın 2 ay boyunca aracı servise götürmezse, 2 aylık sürenin tamamının karşı tarafa yüklenmesi mümkün olmayabilir.

Türk Borçlar Kanunu’nun tazminatın belirlenmesi ve indirilmesine ilişkin hükümleri bu noktada önem taşır.


Araç Mahrumiyet Bedeli İçin Hangi Belgeler Gereklidir?

Araç kiralama faturası zorunlu olmamakla birlikte aşağıdaki belgelerin dosyaya sunulması talebi güçlendirir:

  • trafik kazası tespit tutanağı,
  • kusur raporu,
  • araç ruhsatı,
  • hasar fotoğrafları,
  • eksper raporu,
  • servis giriş belgesi,
  • servis çıkış belgesi,
  • onarım faturası,
  • değişen parça listesi,
  • servis iş emri,
  • aracın kullanılamadığı süreyi gösteren belgeler,
  • emsal araç kiralama fiyatları,
  • varsa taksi veya ulaşım harcamaları.

Araç kiralanmamışsa;

“Kiralama faturası yoktur.”

gerekçesi tek başına talebin reddini gerektirmez.


Servis Giriş ve Çıkış Tarihleri Neden Önemlidir?

Servis kayıtları aracın fiilen ne kadar süre kullanılamadığını gösteren önemli delillerdir.

Ancak tekrar belirtmek gerekir ki servis süresi ile hukuken tazmin edilecek süre her zaman aynı olmayabilir.

Örneğin:

Servise giriş: 1 Mart
Servisten çıkış: 31 Mart
Fiilî süre: 30 gün

Bilirkişi aynı hasarın makul onarım süresini 12 gün olarak tespit edebilir.

Bu durumda kural olarak hesaplama 12 gün üzerinden yapılabilir.


Örnek Araç Mahrumiyet Bedeli Hesabı

2024 model bir aracın trafik kazasında hasar gördüğünü düşünelim.

Bilirkişi incelemesinde;

Makul onarım süresi: 15 gün

Emsal aracın günlük makul kullanım/kiralama bedeli: 2.500 TL

olarak belirlenmiş olsun.

İlk hesap:

15 × 2.500 TL = 37.500 TL

olacaktır.

Aracın kullanılmaması nedeniyle tasarruf edilen giderlerin 3.500 TL olduğu kabul edilirse:

37.500 – 3.500 = 34.000 TL

net araç mahrumiyet zararı ortaya çıkabilir.

Karşı tarafın kusuru %80 ise:

34.000 × %80 = 27.200 TL

talep edilebilecek miktar bakımından esas alınabilir.

Araç sahibinin bu süreçte araç kiralamamış olması hesaplamayı otomatik olarak sıfıra indirmez.


Araç Kiralanmışsa Faturanın Tamamı Talep Edilebilir mi?

Araç fiilen kiralanmış olması da kiralama faturasının tamamının otomatik olarak karşı taraftan tahsil edileceği anlamına gelmez.

Örneğin zarar görenin aracı orta sınıf bir otomobilken onarım süresinde son derece yüksek bedelle lüks spor araç kiralanmışsa tüm kira bedelinin makul zarar olarak kabul edilmesi beklenmeyebilir.

Esas olan;

hasarlı araçla makul ölçüde eş değer bir aracın olağan piyasa kiralama bedelidir.

Ayrıca kiralama süresinin de makul onarım süresiyle bağlantılı olması gerekir.


Lüks Araçlarda Araç Mahrumiyet Bedeli Daha Yüksek Olabilir mi?

Evet.

Araç mahrumiyetinin hesabında emsal aracın niteliği önem taşır.

Örneğin;

Mercedes S Serisi ile ekonomik sınıf bir otomobilin günlük ikame araç bedelinin aynı kabul edilmesi doğru değildir.

Ancak lüks araç sahiplerinin de piyasadaki en pahalı araç kiralama tarifesini otomatik olarak talep edebileceği anlamına gelmez.

Eş değer araçların makul piyasa rayici araştırılmalıdır.


Elektrikli Araçlarda Araç Mahrumiyet Süresi Nasıl Belirlenir?

Elektrikli araçlarda;

  • yüksek voltaj bataryası,
  • batarya muhafazası,
  • inverter,
  • elektrik motoru,
  • ADAS sistemleri,
  • özel kalibrasyon işlemleri

nedeniyle onarım klasik araçlardan daha uzun sürebilir.

Ancak bu durumda da fiilen geçen sürenin tamamı otomatik olarak tazminata esas alınmaz.

Elektrikli araç teknolojisine hâkim bilirkişi tarafından;

“Bu hasarın üretici onarım prosedürüne uygun biçimde giderilmesi için gereken objektif süre nedir?”

sorusu cevaplandırılmalıdır.


Değer Kaybı ile Araç Mahrumiyet Bedeli Birlikte İstenebilir mi?

Evet.

Bunlar birbirinden tamamen farklı zarar kalemleridir.

Hasar bedeli: Aracın onarım maliyetidir.

Değer kaybı: Araç onarıldıktan sonra ikinci el piyasa değerinde meydana gelen azalmadır.

Araç mahrumiyet bedeli: Aracın makul onarım süresi boyunca kullanılamamasından doğan zarardır.

Örneğin bir kazada;

Hasar bedeli: 200.000 TL

Değer kaybı: 100.000 TL

Araç mahrumiyet bedeli: 30.000 TL

olabilir.

Her zarar kaleminin şartları ayrıca oluşuyorsa ayrı ayrı talep edilmesi mümkündür.


Araç Kiralanmadığı Gerekçesiyle Talep Reddedilirse Ne Yapılabilir?

Talebin yalnızca;

“Araç kiralandığına ilişkin fatura sunulmamıştır.”

gerekçesiyle reddedilmesi hâlinde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/26777 E., 2022/11236 K. sayılı kararı güçlü bir hukuki dayanak oluşturmaktadır.

Bu durumda itirazda veya kanun yolunda;

  • TBK m.50/2,
  • Yargıtay’ın söz konusu kararı,
  • makul onarım süresinin bilirkişi ile belirlenmesi gerektiği,
  • emsal araç bedelinin piyasa araştırmasıyla hesaplanabileceği

vurgulanabilir.


Araç Mahrumiyet Bedelinde En Sık Yapılan Hatalar

İlk hata;

“Araç kiralamadıysam tazminat alamam.”

şeklindeki düşüncedir.

Yargıtay uygulamasına göre doğru değildir.

İkinci hata, aracın serviste kaldığı toplam sürenin doğrudan tazminata esas alınmasıdır.

Esas olan çoğunlukla makul onarım süresidir.

Üçüncü hata, günlük araç kiralama sitesindeki en yüksek fiyatın doğrudan hesaplanmasıdır.

Dördüncü hata, aracın sınıfına uygun olmayan bir ikame araç bedelinin esas alınmasıdır.

Beşinci hata, kusur oranının dikkate alınmamasıdır.

Altıncı hata, hasar bedeli, değer kaybı ve mahrumiyet bedelinin birbirine karıştırılmasıdır.

Yedinci hata ise araç mahrumiyet bedelinin otomatik olarak zorunlu trafik sigortasından tahsil edilebileceğinin düşünülmesidir. Mevcut Trafik Sigortası Genel Şartları dolaylı zararları teminat dışında tutmaktadır.


Sonuç: Araç Kiralamadan Araç Mahrumiyet Bedeli Alınabilir mi?

Evet. Araç kiralamamış olmak, araç mahrumiyet bedeli talep edilmesine tek başına engel değildir.

Bu durumda yapılması gereken;

  1. aracın trafik kazası nedeniyle kullanılamaz hâle geldiğinin belirlenmesi,
  2. hasarın giderilmesi için gereken makul onarım süresinin teknik bilirkişi tarafından tespit edilmesi,
  3. aynı veya benzer özelliklerdeki aracın kaza tarihindeki makul günlük kullanım/kiralama bedelinin araştırılması,
  4. varsa tasarruf edilen zorunlu giderlerin dikkate alınması,
  5. tarafların kusur oranlarının hesaplamaya uygulanmasıdır.

Dolayısıyla araç mahrumiyet tazminatında temel soru;

“Zarar gören başka bir araç kiraladı mı?”

değildir.

Asıl sorulması gereken;

“Trafik kazası meydana gelmeseydi zarar gören kendi aracını kullanabilecek miydi ve kazadan dolayı bu kullanım imkânından makul olarak ne kadar süre mahrum kaldı?”

sorusudur.

Bu nedenle kişi kazadan sonra hiçbir araç kiralamamış, kira faturası düzenletmemiş veya başka ulaşım yöntemlerini tercih etmiş olsa bile aracının makul onarım süresi boyunca kullanılamamasından kaynaklanan ekonomik mahrumiyetin tazminini talep edebilir.

Özellikle araç kiralama faturası bulunmayan dosyalarda Yargıtay’ın yaklaşımına uygun olarak talebin reddedilmesi yerine, makul onarım süresi ve emsal araç bedelinin teknik ve denetime elverişli bilirkişi raporuyla belirlenmesi gerekmektedir.

Leave a Reply

Call Now Button