Hukuk Makaleleri

Tanıma Davası ile Tenfiz Davası Arasındaki Fark Nedir? Yabancı Mahkeme Kararları Türkiye’de Nasıl Uygulanır?

Yurt dışında alınan bir mahkeme kararının Türkiye’de kullanılmak istenmesi hâlinde en sık karşılaşılan iki kavram tanıma ve tenfizdir. Özellikle yabancı boşanma kararları, nafaka kararları, velayet kararları, mal paylaşımı kararları ve yabancı mahkemelerce hükmedilen para alacaklarında hangi yöntemin kullanılması gerektiği uygulamada sıklıkla karıştırılmaktadır.

En temel ayrımla ifade etmek gerekirse:

Tanıma, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de hukuken kabul edilmesini; tenfiz ise yabancı mahkeme kararının Türkiye’de zorla uygulanabilmesini sağlar.

Örneğin Almanya’da verilen boşanma kararının Türkiye’de de tarafların boşanmış olduğunu göstermesi için esas olarak tanıma yeterlidir. Buna karşılık aynı kararda eski eşin 100.000 euro ödemesine karar verilmiş ve bu para Türkiye’de tahsil edilmek isteniyorsa, ilgili hüküm bakımından tenfiz gerekir.

Bu nedenle tanıma ve tenfiz arasında yapılacak seçim, yabancı kararın adına değil Türkiye’de karardan hangi hukuki sonucun elde edilmek istendiğine göre yapılmalıdır.

Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin temel düzenlemeler 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 50 ila 59. maddelerinde yer almaktadır. MÖHUK ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmeleri saklı tuttuğundan, somut uyuşmazlıkta uygulanabilecek özel bir uluslararası sözleşme varsa öncelikle bu düzenlemenin değerlendirilmesi gerekir. (LEXPERA)

Tanıma Davası Nedir?

Tanıma, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil etkisinin kabul edilmesini sağlar.

MÖHUK m.58’e göre yabancı mahkeme ilamının Türkiye’de kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi, kanunda öngörülen şartların Türk mahkemesi tarafından tespit edilmesine bağlıdır. MÖHUK aynı zamanda tanıma bakımından tenfizde aranan karşılıklılık şartının uygulanmayacağını açıkça düzenlemektedir. (mevzuat.wiki)

Tanımanın en klasik örneği yabancı boşanma kararıdır.

Örneğin Türk vatandaşı iki kişi Fransa’da boşanmış olsun. Fransız mahkemesinin kararı Fransa hukukuna göre kesinleşmiştir. Türkiye’de amaç yalnızca tarafların artık evli olmadığının kabul edilmesini sağlamaksa yabancı kararın hukuki etkisinin Türkiye’de kabulü söz konusudur.

Bu işlem esas itibarıyla tanıma niteliğindedir.

Ancak yabancı boşanma kararları bakımından önemli bir istisna bulunmaktadır. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m.27/A kapsamında gerekli koşulları taşıyan bazı yabancı boşanma kararları artık mahkemede ayrıca tanıma davası açılmadan doğrudan aile kütüğüne tescil edilebilir. Dolayısıyla her yabancı boşanma kararı için otomatik olarak tanıma davası açılması gerektiği düşünülmemelidir. (Nüfus Müdürlüğü)

Tenfiz Davası Nedir?

Tenfiz, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de cebri icra yoluyla uygulanabilir hâle getirilmesini sağlar.

MÖHUK m.50’ye göre yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilen ve kararın verildiği ülke hukukuna göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra edilebilmesi, yetkili Türk mahkemesinin tenfiz kararı vermesine bağlıdır. (LEXPERA)

Örneğin İngiliz mahkemesi:

“Davalı, davacıya 250.000 İngiliz sterlini ödeyecektir.”

şeklinde karar vermiş olsun.

Borçlunun Türkiye’de;

banka hesabı, taşınmazı, aracı veya başka malvarlığı

bulunuyorsa alacaklının yabancı mahkeme kararını doğrudan Türk icra dairesine götürerek haciz yaptırması kural olarak mümkün değildir.

Önce yabancı kararın Türkiye’de tenfiz edilmesi gerekir.

Tenfizine karar verilen yabancı ilam, MÖHUK m.57 uyarınca Türk mahkemesinden verilmiş ilam gibi icra edilir. (mevzuat.wiki)

Tanıma ile Tenfiz Arasındaki Temel Fark

Konu Tanıma Tenfiz
Temel amaç Yabancı kararın Türkiye’de hukuki etkisinin kabul edilmesi Yabancı kararın Türkiye’de cebren uygulanması
Sonuç Kesin hüküm / kesin delil etkisi İcra edilebilirlik + kararın hukuki etkisi
Tipik örnek Yabancı boşanma kararının Türkiye’de kabulü Yabancı nafaka veya para kararının Türkiye’de tahsili
Karşılıklılık Aranmaz Kural olarak aranır
İcra takibi Tek başına sağlamaz Tenfiz sonrası mümkün olabilir
Hukuki dayanak MÖHUK m.58-59 MÖHUK m.50-57

MÖHUK m.58’in açık düzenlemesi nedeniyle tanımada m.54/1-a’daki karşılıklılık şartı aranmaz. Tenfizde ise karşılıklılık temel şartlardan biridir. (mevzuat.wiki)

Hangi Kararlar İçin Tanıma Yeterlidir?

Genel olarak yabancı kararın Türkiye’de yalnızca hukuki durum veya kesin hüküm etkisinin kabul edilmesi isteniyorsa tanıma gündeme gelir.

En tipik örnek boşanmadır.

Yabancı mahkeme:

“Tarafların boşanmalarına”

karar vermişse bu hükmün doğrudan zorla icra edilmesi gereken bir yönü yoktur. Evliliğin sona erdiğinin Türkiye’de kabul edilmesi gerekir.

Benzer şekilde bazı;

soybağı,

evliliğin iptali,

kişisel durum,

statü tespiti

kararlarında da esas mesele yabancı kararın Türkiye’de hukuki olarak kabul edilmesidir.

Ancak kararın içinde aynı zamanda yerine getirilmesi gereken bir edim bulunuyorsa tanıma tek başına yeterli olmayabilir.

Hangi Kararlar İçin Tenfiz Gerekir?

Yabancı mahkeme kararında bir kişinin;

para ödemesi,

bir malı teslim etmesi,

nafaka ödemesi,

bir yükümlülüğü yerine getirmesi

gibi Türkiye’de zorla uygulanması gereken bir hüküm bulunuyorsa tenfiz gündeme gelir.

Örneğin Alman mahkemesi:

“Davalı eski eş, davacıya aylık 1.500 euro nafaka ödeyecektir.”

şeklinde karar vermişse Türkiye’de yalnızca boşanmanın tanınması, aylık 1.500 euroyu Türk icra dairesi aracılığıyla tahsil etmeye yetmez.

Nafaka hükmünün ayrıca tenfizi veya somut ülkeye göre uygulanabilecek milletlerarası nafaka tahsil mekanizması değerlendirilmelidir.

Aynı şekilde yabancı mahkemenin;

100.000 euro tazminat,

500.000 dolar mal paylaşımı alacağı,

belirli bir para borcu

hakkındaki hükmü Türkiye’de uygulanacaksa tenfiz gerekir.

Boşanma Kararında Hem Tanıma Hem Tenfiz Gerekebilir mi?

Evet.

Yabancı boşanma kararlarında en sık karşılaşılan senaryo budur.

Örneğin Hollanda mahkemesi aynı kararda:

Tarafların boşanmalarına,

çocuğun velayetinin anneye verilmesine,

babanın aylık 1.000 euro nafaka ödemesine

karar vermiş olabilir.

Bu karar tek belge olmasına rağmen Türkiye bakımından bütün hükümler aynı hukuki işleme tabi olmayabilir.

Boşanmanın medeni hâl sonucu için tanıma veya şartları varsa 5490 sayılı Kanun m.27/A kapsamında doğrudan nüfusa tescil yeterli olabilir. Buna karşılık nafakanın Türkiye’de cebren tahsil edilmesi tenfiz veya özel uluslararası nafaka mekanizmasını gerektirebilir. Velayet bakımından ise uygulanabilir milletlerarası çocuk koruma sözleşmeleri ayrıca dikkate alınmalıdır.

Nitekim yabancı boşanmaların idari tesciline ilişkin Yönetmelik, velayet, iştirak nafakası, kişisel ilişki, mal rejimi ve tazminat gibi hükümleri yalnızca boşanmanın nüfusa tescil edilmesinden açıkça ayırmaktadır. (Nüfus Müdürlüğü)

Yabancı Boşanma Kararının Nüfusa İşlenmesi Tenfiz Anlamına Gelir mi?

Hayır.

Bu ayrım özellikle önemlidir.

Örneğin Almanya’da boşanmış bir kişi boşanma kararını Türkiye’de nüfus kütüğüne tescil ettirmiş olabilir.

Böylece Türkiye’de artık medeni hâli:

“Boşanmış”

olarak görünür.

Ancak Alman mahkemesi aynı kararda eski eşin 50.000 euro ödemesine de hükmetmişse nüfus müdürlüğündeki tescil işlemi bu 50.000 euroyu Türkiye’de otomatik olarak icra edilebilir hâle getirmez.

Nüfus tescili medeni hâli, tenfiz ise icra kabiliyetini ilgilendirir.

Tanıma Davasında Karşılıklılık Şartı Var mı?

Hayır.

Tanıma ile tenfiz arasındaki en önemli hukuki farklardan biri budur.

MÖHUK m.54/1-a tenfiz bakımından Türkiye ile kararın verildiği ülke arasında;

uluslararası anlaşmaya dayalı,

kanuni

veya fiilî

karşılıklılık bulunmasını aramaktadır. (mevzuat.wiki)

Ancak MÖHUK m.58, yabancı kararın tanınmasında m.54/1-a hükmünün uygulanmayacağını açıkça belirtmektedir. (mevzuat.wiki)

Dolayısıyla bir yabancı boşanma kararının Türkiye’de tanınması için:

“O ülke Türk mahkemelerinin boşanma kararlarını tanıyor mu?”

sorusunun cevabı kural olarak belirleyici değildir.

Buna karşılık yabancı mahkemenin para ödeme kararının Türkiye’de tenfizi isteniyorsa karşılıklılık ayrıca incelenebilir.

Tenfiz Davasında Hangi Şartlar Aranır?

MÖHUK m.54’e göre tenfizin dört temel şartı bulunmaktadır.

Bunlar; kararın verildiği ülke ile Türkiye arasında gerekli karşılıklılığın bulunması, kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmemiş olması, hükmün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması ve yabancı yargılamada kendisine karşı tenfiz istenen kişinin savunma hakkıyla ilgili temel güvencelerin korunmuş olmasıdır. (mevzuat.wiki)

Özellikle yabancı davadan hiç haberdar olmayan kişinin durumu önemlidir.

Ancak yabancı ülkedeki davadan usulüne uygun şekilde haberdar edildiği hâlde duruşmaya kendi isteğiyle gitmeyen bir kişi ile kendisine hiçbir şekilde tebligat yapılmayan kişinin hukuki durumu aynı değildir.

Tanıma Davasında da Kamu Düzeni İncelenir mi?

Evet.

Tanımada karşılıklılık şartı aranmasa da MÖHUK m.58, diğer ilgili tenfiz şartlarının tanıma bakımından da değerlendirilmesini öngörmektedir. Buna kamu düzeni ve savunma hakkıyla ilgili hükümler de dahildir. (mevzuat.wiki)

Ancak yabancı hukukun Türk hukukundan farklı olması tek başına kamu düzenine aykırılık değildir.

Örneğin yabancı ülkenin;

boşanma sebeplerinin,

mal paylaşımı sisteminin,

velayet anlayışının

Türk hukukundan farklı olması sırf bu nedenle yabancı kararın tanınmasını veya tenfizini engellemez.

Ölçüt, kararın Türkiye’de doğuracağı sonucun Türk kamu düzenine açık biçimde aykırı olup olmadığıdır.

Türk Mahkemesi Yabancı Davayı Baştan Görür mü?

Kural olarak hayır.

Tanıma veya tenfiz mahkemesi yabancı mahkemenin temyiz mercii değildir.

Örneğin yabancı mahkeme eski eş lehine 100.000 euro tazminata hükmetmişse Türk mahkemesinin görevi:

“Aslında 100.000 euro fazla, 30.000 euro yeterliydi.”

şeklinde yabancı uyuşmazlığın esasını yeniden değerlendirmek değildir.

Aynı şekilde yabancı boşanma kararında hangi eşin kusurlu olduğu kural olarak yeni baştan tartışılmaz.

Mahkeme esas olarak yabancı kararın tanıma veya tenfiz şartlarını taşıyıp taşımadığını değerlendirir.

Tanıma ve Tenfiz İçin Kararın Kesinleşmiş Olması Gerekir mi?

Evet.

MÖHUK m.50, tenfiz bakımından yabancı kararın kararın verildiği ülke hukukuna göre kesinleşmiş olmasını aramaktadır. MÖHUK m.53 de yabancı mahkeme kararının usulüne uygun onaylanmış örneği yanında, kararın kesinleştiğini gösteren onaylı belge ve tercümesinin sunulmasını öngörmektedir. (Resmi Gazete)

Bu nedenle yalnızca:

“Mahkeme kararı elimde.”

demek yeterli değildir.

Kararın;

hangi tarihte kesinleştiği

ve

bunun nasıl belgelendirileceği

ayrıca kontrol edilmelidir.

Ülkeye göre bu belge;

Rechtskraftvermerk,

certificate of finality,

final order,

no appeal certificate

veya başka bir isim taşıyabilir.

Tanıma ve Tenfiz İçin Apostil Gerekir mi?

Apostil meselesi kararın verildiği ülkeye göre değerlendirilmelidir.

1961 Lahey Apostil Sözleşmesi’nin uygulandığı ülkelerden alınan mahkeme belgelerinde apostil gündeme gelebilir.

Ancak her ülke Apostil Sözleşmesi’ne taraf değildir.

Bu durumda klasik konsolosluk tasdiki veya başka bir legalizasyon zinciri gerekebilir.

Bu nedenle yabancı kararlar için:

“Her zaman apostil gerekir.”

şeklinde kesin bir kural doğru değildir.

Ayrıca MÖHUK m.1/2 gereğince Türkiye’nin taraf olduğu özel bir milletlerarası sözleşmede belge tasdikini kolaylaştıran farklı hükümler bulunabilir. (LEXPERA)

Tanıma ve Tenfiz Davasında Hangi Belgeler Gerekir?

Temel olarak yabancı mahkeme kararının resmî ve usulüne uygun onaylı örneği ile kararın kesinleştiğini gösteren belge gerekir. Bu belgelerin usulüne uygun Türkçe tercümelerinin de hazırlanması gerekmektedir.

MÖHUK m.53 bu iki belge grubunu tenfiz başvurusunun temel ekleri olarak açıkça düzenlemektedir. (Resmi Gazete)

Somut ülkeye göre ayrıca apostil, legalizasyon, tebligat evrakı, kimlik bilgileri ve özel vekâletname gibi belgeler gerekebilir.

Tanıma ve Tenfiz Davası Nerede Açılır?

MÖHUK m.51’e göre tenfiz talebinde yetki sıralaması, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sakin olduğu yer üzerinden belirlenir. Türkiye’de bunların hiçbiri bulunmuyorsa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde başvuru yapılabilir. (LEXPERA)

Görevli mahkeme ise yabancı kararın konusuna göre değişebilir.

Örneğin aile hukukuna ilişkin yabancı kararların tanıma ve tenfizinde aile mahkemeleri görevlidir. Yargıtay da 4787 sayılı Kanun’daki özel görev kuralının MÖHUK m.51 karşısında uygulanmaya devam ettiğini kabul etmektedir. (Son Karar)

Ticari bir uyuşmazlığa ilişkin yabancı kararın tenfizinde ise görev konusu uyuşmazlığın niteliğine göre ayrıca belirlenir.

Dolayısıyla:

“Bütün tanıma-tenfiz davaları aile mahkemesinde açılır.”

ifadesi doğru değildir.

Tenfiz Davasında Kararın Bir Kısmı Tenfiz Edilebilir mi?

Evet.

Yabancı mahkeme kararı birden fazla hüküm içerebilir ve bunların tamamının Türkiye’de uygulanması mümkün olmayabilir.

MÖHUK m.56, yabancı ilamın kısmen veya tamamen tenfizine karar verilebileceğini açıkça düzenlemektedir. (Türkoğlu Avukatlık Ofisi)

Örneğin yabancı boşanma kararı;

boşanma,

100.000 euro mal paylaşımı alacağı

ve Türkiye’deki bir taşınmazın doğrudan tapu devri

hakkında hükümler içerebilir.

Taşınmazla ilgili hüküm Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi nedeniyle sorun yaratırken bağımsız para ödeme hükmünün tenfizi mümkün olabilir.

Bu nedenle özellikle karma yabancı mahkeme kararlarında hüküm fıkrası bölüm bölüm incelenmelidir.

Tanıma Kararı Hangi Tarihten İtibaren Etki Doğurur?

MÖHUK m.59’a göre yabancı ilamın kesin hüküm veya kesin delil etkisi, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder. (mevzuat.wiki)

Bu son derece önemli bir hükümdür.

Örneğin:

Yabancı boşanma kararı 10 Ocak 2023 tarihinde verilmiş,

1 Mart 2023 tarihinde kesinleşmiş,

Türkiye’de tanıma kararı ise 20 Ağustos 2026 tarihinde verilmiş olsun.

Tanımanın etkisi bakımından temel tarih 20 Ağustos 2026 değil, yabancı kararın kesinleştiği 1 Mart 2023 tarihidir.

Bu durum özellikle;

miras,

mal rejimi,

eş sıfatı,

yeniden evlilik

gibi konularda büyük önem taşıyabilir.

Nüfus İdaresi uygulamasında da yabancı boşanma kararının tanınması, tenfizi veya şartları varsa idari tescili sonrasında yabancı kararın kesinleşme tarihi boşanma tarihi olarak esas alınmaktadır. (Nüfus Müdürlüğü)

Tenfiz Kararı Alındıktan Sonra Ne Olur?

Tenfiz kararı kesinleşip icra edilebilir hâle geldiğinde yabancı mahkeme ilamı Türkiye’de Türk mahkemesi ilamı gibi uygulanabilir.

MÖHUK m.57 bunu açıkça düzenlemektedir. (mevzuat.wiki)

Örneğin yabancı mahkeme 200.000 euro ödenmesine karar vermişse tenfizden sonra koşulları varsa borçlunun Türkiye’deki;

banka hesapları,

taşınmazları,

araçları,

maaşı veya diğer alacakları

üzerinden icra işlemleri gündeme gelebilir.

Tanıma kararında ise böyle bir cebri icra etkisi yoktur.

Bu, iki dava arasındaki en pratik farktır.

Yabancı Nafaka Kararında Tanıma mı Tenfiz mi Gerekir?

Nafaka Türkiye’de tahsil edilmek isteniyorsa mesele kural olarak tenfiz konusudur.

Örneğin Fransız mahkemesi eski eşin aylık 1.200 euro nafaka ödemesine karar vermiştir.

Borçlunun Türkiye’de maaşı ve banka hesapları vardır.

Alacaklı, sadece kararın Türkiye’de hukuken varlığını kabul ettirmek istememekte; aylık 1.200 euroyu tahsil etmek istemektedir.

Bu nedenle tenfiz veya uygulanabilecek özel uluslararası nafaka mekanizması değerlendirilmelidir.

Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmeler MÖHUK’a göre saklı olduğundan, özellikle çocuk ve aile nafakalarında ilgili ülke bakımından 2007 Lahey Nafaka Sözleşmesi gibi özel düzenlemeler de kontrol edilmelidir. (LEXPERA)

Yabancı Velayet Kararında Tanıma mı Tenfiz mi Gerekir?

Velayet kararlarında amaç önemlidir.

Yabancı mahkeme kararının yalnızca:

“Çocuğun velayeti anneye aittir.”

şeklindeki hukuki durumunun Türkiye’de kabul edilmesi gerekiyorsa tanıma gündeme gelebilir.

Ancak çocukla kişisel ilişki veya çocuğun teslimi gibi kararın Türkiye’de fiilen uygulanması gerekiyorsa icra edilebilirlik ve tenfiz meselesi ortaya çıkar.

Üstelik velayet kararlarında doğrudan MÖHUK’a geçmeden önce Türkiye ile kararın verildiği ülke arasında 1996 Lahey Çocuk Koruma Sözleşmesi gibi özel milletlerarası sözleşmelerin uygulanıp uygulanmadığı ayrıca kontrol edilmelidir.

Yabancı Mal Paylaşımı Kararında Tanıma mı Tenfiz mi Gerekir?

Mal paylaşımı kararlarında yabancı hükmün içeriğine bakılır.

Örneğin yabancı mahkeme:

“Davalı davacıya 300.000 euro ödeyecektir.”

şeklinde karar vermişse Türkiye’de bu bedelin tahsil edilmesi için tenfiz gerekir.

Buna karşılık yabancı kararın daha sonraki bir Türk davasında yalnızca kesin hüküm etkisine dayanılacaksa tanıma gündeme gelebilir.

Türkiye’deki taşınmazların mülkiyetini doğrudan değiştiren yabancı kararlar ise Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi bakımından ayrıca ve daha sıkı değerlendirilmelidir.

Eski Eş Tanıma veya Tenfize İzin Vermezse Ne Olur?

Karşı tarafın:

“Bu kararın Türkiye’de tanınmasına izin vermiyorum.”

demesi tek başına yabancı kararın tanınmasını veya tenfizini engellemez.

Tanıma-tenfiz, karşı tarafın keyfî onayına bağlı bir işlem değildir.

Karşı taraf, kanunda belirtilen hukuki itirazları ileri sürebilir.

Örneğin tenfizde;

kararın kesinleşmediğini,

karşılıklılık bulunmadığını,

Türk mahkemelerinin münhasır yetkisinin ihlal edildiğini,

kararın kamu düzenine açıkça aykırı olduğunu,

yabancı davada savunma hakkının ihlal edildiğini,

kararın zaten kısmen veya tamamen yerine getirildiğini

ileri sürebilir.

MÖHUK m.55, karşı tarafın tenfiz şartlarının bulunmadığı veya yabancı ilamın yerine getirildiği gibi savunmaları ileri sürebileceğini düzenlemektedir. (mevzuat.wiki)

Karşı Taraf Yurt Dışında Yaşıyorsa Tanıma-Tenfiz Davası Açılabilir mi?

Evet.

Karşı tarafın Türkiye’de bulunması veya duruşmaya şahsen gelmesi zorunlu değildir.

Karşı taraf Almanya, İngiltere, ABD veya başka bir ülkede yaşıyorsa Türkiye’de dava açılabilir ve yabancı ülkedeki adresine usulüne uygun tebligat yapılabilir.

MÖHUK m.55 gereğince tenfiz dilekçesi ve duruşma günü karşı tarafa tebliğ edilir ve talep basit yargılama usulüyle incelenir. (mevzuat.wiki)

Ancak yurt dışı tebligat süreci davanın süresini önemli ölçüde etkileyebilir.

Tanıma ve Tenfiz Arasındaki Farkı Gösteren Pratik Örnekler

Örnek 1 – Sadece boşanma: Almanya’da boşanmış ancak Türkiye’de hâlen evli görünen kişinin amacı yalnızca medeni hâlin düzeltilmesiyse tanıma veya şartları varsa doğrudan nüfusa tescil gündeme gelir.

Örnek 2 – Boşanma + nafaka: Alman kararı ayrıca aylık 1.500 euro nafaka içeriyorsa boşanma kısmının tanınması, nafakanın Türkiye’de tahsili için tek başına yeterli değildir. Nafaka hükmünün tenfizi veya özel uluslararası nafaka mekanizması değerlendirilir.

Örnek 3 – Para alacağı: İngiliz mahkemesi bir ticari uyuşmazlıkta Türk şirketinin 500.000 sterlin ödemesine karar vermişse, Türkiye’de şirket malvarlığına karşı icra yapılabilmesi için yabancı hükmün tenfizi gerekir.

Örnek 4 – Mal paylaşımı: ABD mahkemesi eski eşin diğer eşe 300.000 dolar ödemesine karar vermiş ve borçlunun Türkiye’de malvarlığı bulunuyorsa para hükmünün tenfizi gündeme gelir.

Örnek 5 – Yalnızca hukuki tespit: Yabancı kararın başka bir Türk davasında kesin hüküm olarak ileri sürülmesi isteniyorsa esas mesele tanımadır.

Tanıma mı Tenfiz mi Gerektiği Nasıl Belirlenir?

Pratikte çok basit bir test kullanılabilir:

Türkiye’de yabancı kararın yalnızca “doğru ve geçerli bir hukuki sonuç doğurduğunun” kabul edilmesi mi isteniyor?

Cevap evetse çoğunlukla tanıma gündeme gelir.

Yoksa bir kişiden para alınması, bir şeyin teslim edilmesi veya yabancı kararın Türkiye’de zorla uygulanması mı isteniyor?

Cevap evetse çoğunlukla tenfiz gerekir.

Ancak aile hukuku, çocuk koruma, nafaka ve bazı özel alanlarda Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmeler klasik MÖHUK sisteminden farklı veya kolaylaştırılmış prosedürler getirebilir. Bu nedenle kararın verildiği ülke de mutlaka dikkate alınmalıdır. (LEXPERA)

Sonuç: Tanıma Davası ile Tenfiz Davası Arasındaki En Önemli Fark

Tanıma ve tenfiz aynı hukuki kurum değildir.

Tanıma, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil etkisinin kabul edilmesini sağlar. MÖHUK m.58 kapsamında tanımada, tenfizin aksine karşılıklılık şartı aranmaz. (mevzuat.wiki)

Tenfiz ise yabancı mahkeme kararına Türkiye’de icra kabiliyeti kazandırır. MÖHUK m.50 uyarınca kesinleşmiş yabancı hukuk mahkemesi kararının Türkiye’de icrası için Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınması gerekir; tenfiz edilen karar Türk mahkemesi ilamı gibi uygulanabilir. (LEXPERA)

Bu nedenle yabancı kararın;

boşanma,

nafaka,

velayet,

mal paylaşımı,

tazminat,

ticari alacak

veya başka bir uyuşmazlığa ilişkin olması tek başına hangi davanın açılacağını belirlemez.

Asıl soru şudur:

“Bu yabancı mahkeme kararından Türkiye’de ne yapmak istiyoruz?”

Kararın yalnızca hukuki sonucunun kabulü isteniyorsa tanıma; kararın Türkiye’de zorla uygulanması isteniyorsa tenfiz gündeme gelir.

Yabancı boşanma kararlarında ise ayrıca 5490 sayılı Kanun m.27/A kapsamında tanıma davası açmadan nüfusa tescil seçeneğinin bulunup bulunmadığı mutlaka kontrol edilmelidir. (Nüfus Müdürlüğü)

Bu nedenle yabancı mahkeme kararlarında doğru hukuki yol belirlenirken kararın yalnızca başlığına değil; hüküm fıkrasına, kesinleşme durumuna, kararın verildiği ülkeye, Türkiye’de elde edilmek istenen sonuca ve uygulanabilecek milletlerarası sözleşmelere birlikte bakılmalıdır.

 

Leave a Reply

Call Now Button