Hukuk Makaleleri

Şirket Hesabından Geçen Para Yöneticiyi Hapse Götürür mü? Şirket Üzerinden Kara Para Aklamada Yönetici ve Ortakların Ceza Sorumluluğu

Şirket Hesabından Geçen Para Yöneticiyi Hapse Götürür mü? Şirket Üzerinden Kara Para Aklamada Yönetici ve Ortakların Ceza Sorumluluğu

Bir şirketin banka hesabına suçtan elde edildiği iddia edilen milyonlarca liranın girmesi, sahte veya gerçeği yansıtmayan ticari işlemler üzerinden para transferleri yapılması ya da şirket hesaplarının üçüncü kişilerin paralarının aktarılmasında kullanılması ciddi bir ceza soruşturmasının başlangıcı olabilir.

Ancak uygulamada önemli bir yanlış anlaşılma bulunmaktadır:

Bir şirketin kara para aklama soruşturmasına konu olması, o şirketteki bütün yöneticilerin ve ortakların otomatik olarak suçlu olduğu anlamına gelmez.

Türk ceza hukukunda ceza sorumluluğu şahsidir. Bu nedenle şirket müdürü, yönetim kurulu üyesi veya şirket ortağının cezalandırılabilmesi için kişinin kendi fiili, bilgisi, kastı ve suçla bağlantısı somut olarak ortaya konulmalıdır.

Bununla birlikte şirketin bilerek suç gelirlerinin sisteme sokulması amacıyla kullanılması hâlinde hem işlemleri gerçekleştiren kişiler hem şirket yöneticileri hem de belirli şartlarda ortaklar açısından son derece ağır sonuçlar ortaya çıkabilir.

Türk hukukunda halk arasında “kara para aklama” olarak ifade edilen suçun hukuki karşılığı, Türk Ceza Kanunu’nun 282. maddesinde düzenlenen “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçudur. MASAK da aklama suçunun değerlendirilmesinde öncelikle bir öncül suçtan elde edilen suç gelirinin ve bu gelire yasal görünüm kazandırmaya yönelik işlemlerin varlığını esas almaktadır.


1. Kara Para Aklama Suçu Nedir?

TCK m. 282 uyarınca;

alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin

  • yurt dışına çıkarılması veya
  • gayrimeşru kaynağının gizlenmesi ya da
  • meşru bir şekilde elde edildiği konusunda kanaat oluşturulması amacıyla çeşitli işlemlere tabi tutulması

suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunu oluşturabilir.

Bu suçun cezası kural olarak;

3 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 20.000 güne kadar adli para cezasıdır.

Burada dikkat edilmesi gereken temel nokta şudur:

Her kaynağı açıklanamayan para “kara para” değildir.

Paranın öncelikle bir suçtan kaynaklanması gerekir.


2. “Öncül Suç” Nedir?

Aklama suçundan söz edebilmek için öncelikle suç gelirini doğuran başka bir suçun bulunması gerekir.

Bu suça uygulamada öncül suç denilmektedir.

Türkiye’de TCK m. 282 bakımından öncül suç sistemi, belirli suçların tek tek sayılması yerine ceza sınırına bağlanmıştır.

Alt sınırı en az altı ay hapis cezası gerektiren bir suçtan elde edilen gelir, diğer şartların da bulunması hâlinde aklama suçunun konusunu oluşturabilir.

Örneğin somut olayın niteliğine göre;

  • nitelikli dolandırıcılık,
  • uyuşturucu ticareti,
  • zimmet,
  • rüşvet,
  • kaçakçılık,
  • bazı vergi suçları,
  • yasa dışı bahis faaliyetleri,
  • güveni kötüye kullanma,
  • bilişim yoluyla gerçekleştirilen bazı suçlar

sonucunda elde edilen ekonomik değerler aklama soruşturmasına konu olabilir.

Ancak ticari bir borcun ödenmemesi veya şirket hesabına yüksek miktarda para girmesi tek başına öncül suç bulunduğunu göstermez.


3. Şirket Kara Para Aklama Aracı Olarak Nasıl Gündeme Gelebilir?

Aklama soruşturmalarında şirketler genellikle paraya ticari bir görünüm kazandırıldığı iddiasıyla incelemeye alınmaktadır.

Örneğin savcılık veya MASAK;

  • gerçekte bulunmayan mal veya hizmetlere ilişkin faturalar,
  • ekonomik gerekçesi açıklanamayan danışmanlık ödemeleri,
  • gerçekte gerçekleşmediği ileri sürülen mal alım-satımları,
  • şirketler arasında olağan dışı para transferleri,
  • yüksek miktarlı ortak cari hesap hareketleri,
  • kaynağı açıklanamayan sermaye girişleri,
  • olağan ticari faaliyetle bağdaşmayan yurt dışı transferleri,
  • çok sayıda üçüncü kişiden gelen ve kısa sürede başka hesaplara aktarılan paralar,
  • şirket gelirleriyle uyumsuz nakit hareketleri

gibi işlemleri inceleyebilir.

Ancak bu işlemlerin bulunması dahi tek başına mahkûmiyet için yeterli değildir.

Asıl araştırılması gereken husus;

işlemi gerçekleştiren kişinin paranın suçtan kaynaklandığını bilip bilmediği ve işlemin suç gelirinin kaynağını gizleme veya meşru gösterme amacıyla yapılıp yapılmadığıdır.


4. Şirket Müdürü Otomatik Olarak Sorumlu mudur?

Hayır.

Bir limited şirkette müdür olmak veya anonim şirkette yönetim kurulu üyesi olmak, şirkette gerçekleştirilen her işlemden cezai olarak sorumlu olmak anlamına gelmez.

Türk Ceza Kanunu m. 20’nin temel ilkesi açıktır:

Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.

Dolayısıyla örneğin şirkette üç müdür varsa ve para transferleri yalnızca bir müdür tarafından gerçekleştiriliyor ve diğer müdürlerin işlemlerden bilgisi bulunmuyorsa;

sırf ticaret sicilinde “müdür” sıfatının bulunması diğer kişilerin mahkûm edilmesi için yeterli değildir.

Ceza soruşturmasında her kişinin eylemi ayrı ayrı değerlendirilmelidir.


5. Yönetici Hangi Durumda Sorumlu Olabilir?

Şirket yöneticisinin sorumluluğu özellikle şu hâllerde gündeme gelebilir:

1. İşlemleri doğrudan kendisi yapmışsa

Şirket hesabından suç gelirini başka hesaplara gönderen, paranın yurt dışına aktarılmasını sağlayan veya işlemi bizzat organize eden yönetici hakkında doğrudan sorumluluk söz konusu olabilir.

2. İşlemlerin yapılması talimatını vermişse

Yönetici banka transferlerini bizzat yapmasa dahi;

“bu parayı şu hesaba gönderin”,

“şu şirket üzerinden fatura kesin”,

“bu ödemeyi danışmanlık bedeli olarak gösterin”

şeklindeki talimatları delillerle tespit edilirse iştirak hükümleri gündeme gelebilir.

3. Gerçek dışı ticari işlemleri organize etmişse

Suç gelirinin ticari kazançmış gibi gösterilmesi amacıyla görünürde sözleşmeler, faturalar veya şirketler arası işlemler oluşturulması hâlinde bu organizasyonu yapan yöneticinin sorumluluğu doğabilir.

4. Paranın suçtan geldiğini bilerek işlemlere katılmışsa

Aklama suçunda bilgi ve kast son derece önemlidir.

Yöneticinin paranın suçtan kaynaklandığını bilmediği bir durumda yalnızca olağan şirket faaliyetlerini yürütmesi kural olarak TCK m.282 kapsamında yeterli değildir.


6. Şirket Ortağı Sırf Ortak Olduğu İçin Sorumlu Olur mu?

Hayır.

Bu konu özellikle aile şirketlerinde ve birden fazla ortaklı şirketlerde önemlidir.

Örneğin şirketin;

  • %50 ortağı,
  • %25 ortağı,
  • hatta %99 ortağı

olmak dahi tek başına aklama suçundan cezalandırılma sebebi değildir.

Ceza hukuku bakımından;

ortaklık oranı ile suçun işlendiğine ilişkin cezai sorumluluk aynı şey değildir.

Ortağın;

  • işlemleri bilip bilmediği,
  • para transferlerine katılıp katılmadığı,
  • talimat verip vermediği,
  • suç gelirinden yararlanıp yararlanmadığı,
  • şirketin fiili yönetiminde bulunup bulunmadığı,
  • suçun işlenmesine yardım edip etmediği

araştırılmalıdır.


7. Yüzde 1 Ortak da Sorumlu Olabilir, Yüzde 90 Ortak Beraat Edebilir

Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesinin doğal sonucu budur.

Örneğin şirketin %90 ortağı olan kişi;

  • şirket yönetiminde bulunmuyor,
  • banka hesaplarına erişemiyor,
  • para transferlerinden haberdar değil,
  • suç teşkil ettiği iddia edilen faaliyete katılmıyorsa

sırf büyük ortak olduğu gerekçesiyle cezalandırılamaz.

Buna karşılık %1 pay sahibi olan ancak;

  • şirket banka hesaplarını kullanan,
  • işlemleri yöneten,
  • suç gelirlerini şirkete aktaran,
  • transfer talimatlarını veren

bir kişinin doğrudan cezai sorumluluğu ortaya çıkabilir.

Dolayısıyla temel soru:

“Şirkette kaç hissesi var?” değil, “Suç teşkil ettiği iddia edilen işlemlerde ne yaptı?”

sorusudur.


8. Şirketin “Gerçek Faydalanıcısı” Olmak Tek Başına Suç Değildir

MASAK mevzuatında şirketlerin gerçek faydalanıcılarının belirlenmesi önemli bir yükümlülüktür.

Ticaret siciline kayıtlı şirketlerde kural olarak %25’i aşan paya sahip gerçek kişiler gerçek faydalanıcının tespitinde dikkate alınmakta; bu kişilerin gerçek faydalanıcı olmadığı konusunda şüphe bulunması hâlinde şirketi nihai olarak kontrol eden gerçek kişilerin belirlenmesi gerekmektedir.

Ancak:

Bir kişinin MASAK mevzuatı açısından “gerçek faydalanıcı” kabul edilmesi, o kişinin otomatik olarak kara para aklama suçunun faili olduğu anlamına gelmez.

Gerçek faydalanıcı kavramı ile ceza sorumluluğu birbirinden ayrıdır.


9. Şirket Hesabından Para Geçmesi Tek Başına Aklama Suçu mudur?

Hayır.

Aklama suçunun oluşması açısından para hareketinin amacı önemlidir.

Bir şirket;

  • mal satmış,
  • hizmet vermiş,
  • borç almış,
  • kredi kullanmış,
  • sermaye artırmış,
  • ortaklarından finansman sağlamış

olabilir.

Banka hesabına yüksek miktarda para girmesi tek başına suç değildir.

Ancak savcılık;

“Bu işlem gerçekte yapılmadı; şirket yalnızca suç gelirine hukuka uygun ticari kazanç görüntüsü vermek amacıyla kullanıldı”

iddiasında bulunuyorsa durum farklıdır.

Bu noktada ticari işlemin gerçek olup olmadığı araştırılır.


10. Şirketin Fatura Kesmiş Olması Aklama İçin Yeterli midir?

Tek başına yeterli değildir.

Örneğin şirket 10 milyon TL tutarında danışmanlık faturası düzenlemiş olabilir.

Savcılık açısından araştırılması gereken hususlar şunlardır:

  • Danışmanlık hizmeti gerçekten verilmiş midir?
  • Sözleşme var mıdır?
  • Hizmetin kapsamı nedir?
  • Personel veya teknik kapasite bu hizmeti verebilecek durumda mıdır?
  • Ticari yazışmalar mevcut mudur?
  • Ödeme olağan piyasa koşullarıyla uyumlu mudur?
  • Taraflar arasında gerçek bir ticari ilişki bulunmakta mıdır?

Dolayısıyla ceza soruşturmalarında yalnızca banka dekontunun veya faturanın varlığı değil, işlemin ekonomik gerçekliği önemlidir.


11. Paranın Suçtan Geldiğini Bilmeyen Yönetici Cezalandırılabilir mi?

TCK m.282’deki temel aklama suçunun oluşması için kast gerekir.

Başka bir ifadeyle;

yöneticinin suçtan kaynaklandığını bilmediği bir parayla olağan ticari işlem gerçekleştirmesi tek başına aklama suçunu oluşturmaz.

Örneğin bir müşterinin şirketten ürün satın aldığı ve bedeli şirket hesabına gönderdiği olayda, şirket yöneticisinin müşterinin parayı daha önce işlediği bir suçtan elde ettiğini bilmemesi hâlinde sırf paranın şirket hesabına girmesi nedeniyle yöneticiyi otomatik olarak aklama suçundan sorumlu tutmak mümkün değildir.

Bu nedenle ceza soruşturmasında en kritik konulardan biri bilgi ve kastın ispatıdır.


12. “Ben Sadece İmza Attım” Savunması Her Zaman Yeterli midir?

Hayır.

Şirket yöneticilerinin en sık kullandığı savunmalardan biri:

“Muhasebeci hazırladı, ben sadece imzaladım.”

şeklindedir.

Bu savunma somut olayın özelliklerine göre doğru olabilir ancak tek başına cezai sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Örneğin yöneticinin;

  • işlemin içeriğini bildiğine ilişkin yazışmaları,
  • banka talimatlarını,
  • toplantı kayıtları,
  • şirket içi mesajları,
  • başka kişilerle görüşmeleri

mevcutsa yalnızca “imza attım” denilmesi yeterli olmayabilir.

Buna karşılık işlemlerin tamamını başka yöneticilerin yürüttüğü, kişinin yalnızca şeklen yönetici olduğu veya söz konusu işlem hakkında bilgisi bulunmadığı somut delillerle ortaya konulabiliyorsa bu durum savunma bakımından son derece önemlidir.


13. Suç Gelirini Sonradan Kullanan Ortak da Sorumlu Olabilir mi?

Evet, belirli şartlarla.

TCK m.282/2 ayrıca önemli bir suç tipi düzenlemektedir.

Aklama suçuna iştirak etmeksizin, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini bu özelliğini bilerek

  • satın alan,
  • kabul eden,
  • bulunduran veya
  • kullanan

kişi hakkında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

Örneğin şirket ortağı doğrudan aklama organizasyonunda bulunmamış olsa dahi suç geliri olduğunu bildiği bir malvarlığı değerini şahsi kullanımına geçirirse bu hüküm ayrıca gündeme gelebilir.

Burada da “bilme” unsuru son derece önemlidir.


14. Öncül Suçu İşleyen Kişi Aynı Zamanda Aklama Suçundan da Sorumlu Olabilir mi?

Belirli durumlarda evet.

Örneğin dolandırıcılık yoluyla elde edilen paranın daha sonra ayrı işlemlerle kaynağının gizlenmesi veya hukuka uygun ticari gelir görüntüsüne sokulması hâlinde;

öncül suç ile aklama suçu birbirinden ayrı şekilde değerlendirilebilir.

Ancak suçtan elde edilen paranın yalnızca elde tutulması veya harcanması ile bu paranın kaynağını gizlemek amacıyla bağımsız aklama işlemlerine tabi tutulması arasında ayrım yapılması gerekir.

Her suç gelirinin kullanılması otomatik olarak ikinci bir “aklama” suçunun oluştuğu anlamına gelmez.


15. Muhasebeci veya Mali Müşavir Sorumlu Olabilir mi?

Somut olayın özelliklerine göre olabilir.

Muhasebecinin yalnızca kendisine verilen belgeleri mevzuata uygun biçimde kayıtlara geçirmesi ile suç gelirinin kaynağını gizlemek amacıyla oluşturulan işlemleri bilerek organize etmesi aynı şey değildir.

Eğer meslek mensubu;

  • gerçek olmayan kayıtları bilerek oluşturuyor,
  • suç gelirinin kaynağının gizlenmesine yardımcı oluyor,
  • görünürde işlemleri organize ediyor veya
  • suçun icrasına bilerek katkı sağlıyorsa

ceza hukuku bakımından iştirak hükümleri gündeme gelebilir.

TCK m.282 ayrıca suçun belirli bir meslek sahibi tarafından mesleğinin icrası sırasında işlenmesini cezayı ağırlaştıran nedenlerden biri olarak düzenlemektedir.


16. Şirketin Kendisi Hapse Girmez; Ancak Sonuçları Çok Ağır Olabilir

Türk hukukunda tüzel kişilerin ceza sorumluluğu bulunmamaktadır.

TCK m.20 uyarınca ceza yaptırımı gerçek kişilere uygulanır. Ancak kanunda açıkça düzenlenen hâllerde tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri uygulanabilir.

TCK m.282/5 de aklama suçu nedeniyle tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmedilebileceğini açıkça düzenlemektedir.

Bunların başında somut olayın şartlarına göre;

  • müsadere,
  • bazı durumlarda faaliyet izninin iptali

gibi tedbirler gelebilir.

Dolayısıyla şirket “hapis cezası” almasa da ekonomik olarak son derece ağır sonuçlarla karşılaşabilir.


17. Şirket Hesaplarına Bloke ve Malvarlığına El Koyma Mümkün müdür?

Evet.

Aklama soruşturmalarının şirketler açısından en ağır sonuçlarından biri henüz mahkûmiyet kararı verilmeden önce uygulanan koruma tedbirleridir.

5549 sayılı Kanun ve Ceza Muhakemesi Kanunu çerçevesinde şartların oluşması hâlinde;

  • banka hesapları,
  • taşınmazlar,
  • araçlar,
  • şirket payları,
  • menkul kıymetler,
  • diğer malvarlığı değerleri

hakkında el koyma tedbirleri gündeme gelebilir.

MASAK’ın Aklama Suçu İncelemesi Hakkında Yönetmeliği de aklama suçunun işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe bulunması hâlinde malvarlığına el koyma talebinde bulunulabileceğini düzenlemektedir.

Bu nedenle soruşturmanın ekonomik etkisi, ceza davasının sonucundan çok daha önce ortaya çıkabilir.


18. MASAK İşlemi Durdurabilir mi?

Belirli şartlarla evet.

5549 sayılı Kanun m.19/A kapsamında, yükümlüler nezdinde gerçekleştirilmeye çalışılan işlemin aklama veya terörizmin finansmanı suçuyla bağlantılı olduğuna ilişkin şüphe bulunması hâlinde işlem yedi iş günü süreyle askıya alınabilir veya gerçekleştirilmesine izin verilmeyebilir.

Bu mekanizma özellikle;

  • yüksek tutarlı banka transferlerinde,
  • hesap hareketlerinde ve
  • şüpheli işlem bildirimlerine konu işlemlerde

önem taşımaktadır.

Ancak işlem ertelemesi ile ceza mahkûmiyeti birbirinden tamamen farklı hukuki kavramlardır.

Bir banka işleminin durdurulmuş olması kişinin suçlu olduğunun kesinleştiği anlamına gelmez.


19. Şirkete Kayyım Atanabilir mi?

Evet.

CMK m.133 kapsamında, bir suçun şirket faaliyeti çerçevesinde işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından gerekli olması hâlinde şirket yönetimi için kayyım atanması mümkündür.

Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu da CMK m.133 kapsamında kayyım uygulanabilecek suçlardan biridir.

Kayyım kararı;

  • yalnızca belirli şirket işlemlerinin kayyım onayına bağlanması veya
  • şirket yönetim yetkisinin tamamen kayyıma devredilmesi

şeklinde uygulanabilir.

Bu nedenle aklama soruşturmasının yalnızca şirket hesabının bloke edilmesi değil, şirketin yönetim kontrolünün kaybedilmesi gibi çok daha ağır sonuçları da olabilir.


20. MASAK Raporu Tek Başına Mahkûmiyet Kararı mıdır?

Hayır.

MASAK’ın görevi mali verileri analiz etmek, şüpheli işlemleri değerlendirmek ve gerekli görülmesi hâlinde inceleme yaptırmaktır.

Aklama suçunun işlendiğine ilişkin ciddi şüphe ve olguların bulunduğunun tespit edilmesi hâlinde hazırlanan rapor ilgili Cumhuriyet savcılığına gönderilir.

Ancak MASAK raporu;

mahkeme kararı değildir.

Savcılık delilleri toplar, gerekirse kamu davası açar ve kişinin suçlu olup olmadığına bağımsız mahkeme karar verir.

Bu ayrım savunma bakımından son derece önemlidir.


21. Şirket Yöneticisinin Savunmasında Hangi Belgeler Önemlidir?

Aklama soruşturmalarında savunmanın yalnızca sözlü açıklamalara bırakılmaması gerekir.

Özellikle;

  • gerçek ticari sözleşmeler,
  • faturalar,
  • sevk irsaliyeleri,
  • gümrük belgeleri,
  • hizmet teslim belgeleri,
  • ticari yazışmalar,
  • şirket içi yetki dağılımı,
  • banka yetkileri,
  • yönetim kurulu kararları,
  • müdürler kurulu kararları,
  • muhasebe kayıtları,
  • karşı tarafla yapılan sözleşmeler,
  • mal veya hizmetin gerçekten verildiğini gösteren belgeler,
  • para transferinin ticari nedenini açıklayan kayıtlar

savunmanın temelini oluşturabilir.

Çünkü bu soruşturmalarda çoğu zaman temel tartışma;

“Bu gerçek bir ticari işlem miydi, yoksa suç gelirine ticari işlem görüntüsü vermek için mi oluşturuldu?”

noktasında yoğunlaşmaktadır.


22. Müdürlükten İstifa Etmiş Olmak Sorumluluğu Ortadan Kaldırır mı?

Geçmişte gerçekleştirilen işlemler açısından hayır.

Yöneticinin daha sonra;

  • müdürlükten ayrılması,
  • yönetim kurulu üyeliğinden istifa etmesi,
  • hisselerini devretmesi

önceki dönemde gerçekleştirdiği fiillere ilişkin ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Ancak kişinin hangi tarihler arasında yönetici olduğu, hangi işlemler üzerinde yetkisinin bulunduğu ve şüpheli işlemlerin hangi tarihlerde gerçekleştiği mutlaka karşılaştırılmalıdır.

Örneğin şüpheli transferlerin tamamı kişinin müdürlük görevinden ayrılmasından sonra gerçekleştirilmişse bu durum savunma açısından son derece önemlidir.


23. “Şirketi Ben Yönetmiyordum” Savunması Araştırılmalıdır

Ticaret sicilindeki kayıt ile şirketin fiili yönetimi her zaman aynı kişide olmayabilir.

Bazı şirketlerde resmi müdür veya yönetim kurulu üyesi başka kişi iken şirketi fiilen;

  • ana ortak,
  • aileden başka bir kişi,
  • finans müdürü,
  • genel müdür veya
  • üçüncü bir kişi

yönetiyor olabilir.

Ceza hukukunda yalnızca ticaret siciline değil, fiili duruma da bakılır.

Bu nedenle;

  • banka şifrelerini kim kullanıyordu?
  • ödeme talimatlarını kim veriyordu?
  • muhasebeci kimden talimat alıyordu?
  • sözleşmeleri kim görüşüyordu?
  • banka yetkilileri kiminle iletişim kuruyordu?

soruları önem kazanır.


24. Sırf Akrabalık Nedeniyle Sorumluluk Doğar mı?

Hayır.

Şirket sahibinin;

  • eşi,
  • kardeşi,
  • çocuğu,
  • anne veya babası

şirkette ortak olabilir.

Ancak akrabalık ceza sorumluluğu yaratmaz.

Örneğin eşlerden biri şirketi yönetiyor, diğer eş ise yalnızca %50 pay sahibi olmakla birlikte şirket faaliyetlerine hiç katılmıyorsa ikinci eşin cezalandırılabilmesi için ayrıca suçla bağlantısının ortaya konulması gerekir.

Ceza hukukunda;

“ailenin şirketidir, o hâlde herkes biliyordur”

şeklinde varsayımsal bir yaklaşım yeterli değildir.


25. Şirket Yönetiminin MASAK Yükümlülükleri Ayrı Bir Konudur

Burada iki hukuki sorumluluğun birbirine karıştırılmaması gerekir:

Birincisi:

TCK m.282 kapsamında kara para aklama suçu.

İkincisi:

5549 sayılı Kanun kapsamındaki önleyici yükümlülüklerin ihlali.

5549 sayılı Kanun belirli sektörlerde faaliyet gösteren kişi ve kuruluşlara;

  • kimlik tespiti,
  • şüpheli işlem bildirimi,
  • bilgi ve belge verme,
  • muhafaza ve ibraz,
  • uyum programı

gibi yükümlülükler getirmektedir.

Bu yükümlülüklerin ihlali çeşitli idari veya bazı durumlarda adli yaptırımlara yol açabilir. Ayrıca bazı uyum yükümlülüklerinde sorumlu yönetim kurulu üyeleri veya üst düzey yöneticiler bakımından özel idari para cezaları öngörülmüştür.

Ancak MASAK yükümlülüğünü ihlal etmek ile doğrudan TCK m.282 kapsamında kara para aklama suçunu işlemek aynı şey değildir.


26. En Büyük Hata: Şirket Unvanından Hareketle Toplu Sorumluluk Kabul Etmek

Şirket üzerinden yürütülen aklama soruşturmalarında yapılması gereken en önemli analizlerden biri, tüm şüphelileri tek bir grup gibi değerlendirmek yerine her bir kişinin fiilini ayrı ayrı belirlemektir.

Örneğin;

Kişi Şirketteki Konumu İncelenmesi Gereken Temel Konu
A %60 ortak Para hareketlerini biliyor mu?
B %40 ortak Şirket yönetimine katılıyor mu?
C Müdür Banka talimatlarını kimden aldı?
D Finans müdürü Transferleri kim gerçekleştirdi?
E Muhasebeci Kayıtların gerçeğe aykırı olduğunu biliyor muydu?

Ceza sorumluluğu bu analiz yapıldıktan sonra belirlenmelidir.


27. Sonuç: Şirket Üzerinden Kara Para Aklamada Her Ortak ve Yönetici Otomatik Olarak Suçlu Değildir

Şirket üzerinden suç gelirlerinin aklandığı iddiası hem şirket hem de şirket yöneticileri açısından son derece ciddi sonuçlar doğurabilir.

Ancak Türk ceza hukukundaki temel kural açıktır:

Ceza sorumluluğu şahsidir.

Dolayısıyla bir kişinin;

  • şirket ortağı olması,
  • müdür olarak görünmesi,
  • yönetim kurulu üyesi olması,
  • şirket hesabında yüksek miktarda para bulunması veya
  • şirketin MASAK incelemesine alınması

tek başına TCK m.282 kapsamında mahkûmiyet için yeterli değildir.

Her yönetici veya ortak açısından ayrı ayrı;

  1. Suç gelirinin kaynağı nedir?
  2. Bir öncül suç mevcut mudur?
  3. Kişi paranın suçtan kaynaklandığını biliyor mudur?
  4. Kişinin işlem üzerinde fiili kontrolü var mıdır?
  5. Para transferine talimat vermiş midir?
  6. Suç gelirinin kaynağını gizlemek amacıyla işlem yapılmış mıdır?
  7. Gerçek bir ticari ilişki mevcut mudur?
  8. Kişi suçun icrasına hangi somut fiille katılmıştır?

sorularının cevaplandırılması gerekir.

Bu nedenle şirket üzerinden yürütülen kara para aklama soruşturmalarında savunmanın en önemli noktası:

“Şirkette kim var?” sorusundan ziyade, “Hangi kişi hangi işlemi, hangi bilgi ve hangi amaçla yaptı?” sorusunun ortaya konulmasıdır.

Hukuki Dayanaklar

Başlıca hukuki düzenlemeler:

  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.38 – Cezaların şahsiliği
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.20 – Ceza Sorumluluğunun Şahsiliği
  • TCK m.21 – Kast
  • TCK m.37-39 – Suça İştirak
  • TCK m.54-55 – Müsadere
  • TCK m.60 – Tüzel Kişiler Hakkında Güvenlik Tedbirleri
  • TCK m.282 – Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.128 – Malvarlığı Değerlerine El Koyma
  • CMK m.133 – Şirket Yönetimi İçin Kayyım Tayini
  • 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun
  • Aklama Suçu İncelemesi Hakkında Yönetmelik
  • Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik

Yeni yazılardan haberdar olun

Hukuk alanındaki yeni yazılarımızı e-posta ile alın. Dilediğiniz zaman tek tıkla ayrılabilirsiniz.

Call Now Button

Çerez tercihleri