Pazar Yerinin Satıcının Mağazasını Kapatması Hâlinde Tazminat Talep Edilebilir mi?
Trendyol, Hepsiburada, Amazon, N11 ve benzeri elektronik ticaret pazar yerleri birçok işletme açısından artık yalnızca ek bir satış kanalı değil, ticari faaliyetin temel unsurlarından biri hâline gelmiştir. Bu nedenle satıcı hesabının aniden askıya alınması, ürünlerin satıştan kaldırılması veya mağazanın tamamen kapatılması işletmeler açısından ciddi ekonomik kayıplara yol açabilmektedir.
Bir mağazanın kapatılması hâlinde satıcı yalnızca günlük satışlarını kaybetmez. Stokların satılamaması, reklam harcamalarının boşa gitmesi, ürün sıralamasının kaybedilmesi, kampanyaların durması, çalışan ve depo maliyetlerinin devam etmesi ve müşteri kitlesinin başka satıcılara yönelmesi gibi zararlar da ortaya çıkabilir.
Bu durumda en önemli soru şudur:
Pazar yeri satıcının mağazasını kapatırsa satıcı uğradığı zararlar için tazminat talep edebilir mi?
Cevap, mağazanın neden ve nasıl kapatıldığına göre değişmektedir.
Pazar yerlerinin satıcı mağazalarını belirli şartlar altında kısıtlama, askıya alma veya tamamen kapatma yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu yetki sınırsız değildir. Özellikle 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile Elektronik Ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcı ve Elektronik Ticaret Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmelik, pazar yerlerinin satıcılarla olan ilişkilerine ilişkin önemli kurallar getirmiştir. Ticaret Bakanlığı da 2022 yılında yapılan düzenlemelerin temel amaçlarından birinin elektronik ticaret pazar yerlerinde faaliyet gösteren satıcıların haksız ticari uygulamalara karşı korunması olduğunu açıkça belirtmektedir.
Dolayısıyla bir mağazanın sözleşmeye veya mevzuata aykırı biçimde kapatılması hâlinde, şartların bulunması durumunda satıcının mağazanın yeniden açılmasını istemesi, uğradığı maddi zararların tazminini talep etmesi ve gerektiğinde yargı yoluna başvurması mümkündür.
Pazar Yeri Satıcı Mağazasını İstediği Zaman Kapatabilir mi?
Hayır.
Pazar yeri ile satıcı arasındaki ilişki esas olarak bir aracılık sözleşmesine dayanmaktadır.
6563 sayılı Kanun kapsamında pazar yeri işletmecisi elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcı, platform üzerinden mal veya hizmet satan işletme ise elektronik ticaret hizmet sağlayıcı olarak değerlendirilmektedir.
Pazar yerinin satıcıya sunduğu hizmeti kısıtlama, askıya alma veya sona erdirme şartlarının aracılık sözleşmesinde açık ve nesnel kriterlere bağlanması gerekir.
Kanun, aracılık sözleşmesinde herhangi bir nesnel ölçüt bulunmadığı hâlde satıcının hizmetinin kısıtlanmasını, askıya alınmasını veya sonlandırılmasını her durumda haksız ticari uygulamalardan biri olarak kabul etmektedir. Aynı şekilde satıcının kamu kurumuna veya adli mercilere başvurması nedeniyle cezalandırılması da haksız ticari uygulamadır.
Bu nedenle pazar yerinin sözleşmede açıkça düzenlenmeyen, belirsiz veya tamamen keyfî bir gerekçeye dayanarak mağazayı kapatması hukuki sorun yaratabilir.
Örneğin satıcıya yalnızca:
“Platform politikalarımıza aykırılık nedeniyle hesabınız kapatılmıştır.”
şeklinde genel bir bildirim yapılması her somut olayda yeterli olmayabilir.
Hangi politika hükmünün ihlal edildiği ve kapatma işleminin hangi olaya dayandığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Mağaza Kapatılmadan Önce Satıcıya Savunma Hakkı Verilmeli midir?
Kural olarak evet.
Elektronik Ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcı ve Elektronik Ticaret Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmelik’in 17. maddesinde bu konuda özel bir prosedür bulunmaktadır.
Buna göre pazar yeri, aracılık sözleşmesinde belirtilen kısıtlama, askıya alma veya sonlandırma sebeplerinden birinin bulunduğunu düşünüyorsa öncelikle gerekçelerini açık ve anlaşılır şekilde belirterek satıcıdan açıklama istemelidir.
Satıcıya açıklama yapabilmesi için en az üç iş günü süre verilmesi gerekir.
Satıcının açıklamasının yetersiz bulunması veya hiç açıklama yapılmaması durumunda pazar yeri hizmeti kısıtlayabilir, askıya alabilir veya sona erdirebilir. Kararın da Yönetmelik’te öngörülen süre içerisinde satıcıya bildirilmesi gerekir.
Bu düzenleme satıcılar bakımından önemli bir güvence oluşturmaktadır.
Dolayısıyla bir mağazanın hiçbir bildirim yapılmadan ve satıcıya açıklama imkânı verilmeden doğrudan kapatılması hâlinde öncelikle Yönetmelik’teki istisnalardan birinin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Pazar Yeri Hangi Durumlarda Mağazayı Derhâl Kapatabilir?
Her mağaza kapatma işleminden önce üç günlük açıklama süresi verilmesi zorunlu değildir.
Yönetmelik bazı istisnai durumlarda pazar yerine derhâl müdahale yetkisi tanımaktadır.
Buna göre;
- mevzuattan kaynaklanan sebepler,
- kamu düzenini ilgilendiren durumlar,
- gecikmesinde sakınca bulunan hâller,
- dolandırıcılık riski,
- veri ihlali,
- siber güvenlik riski
gibi durumlarda aracılık hizmeti derhâl kısıtlanabilir, askıya alınabilir veya sona erdirilebilir.
Ancak bu durumda dahi yapılan işlemin gerekçesinin satıcıya gecikmeksizin bildirilmesi gerekir.
Örneğin pazar yerinin somut delillerle ciddi bir dolandırıcılık faaliyeti tespit etmesi hâlinde önce üç günlük açıklama süresini beklemesi her durumda beklenmeyebilir.
Buna karşılık yalnızca soyut bir “güvenlik şüphesi” ileri sürülerek aylarca mağazanın kapalı tutulması ayrıca hukuki inceleme gerektirebilir.
Hangi Durumlarda Mağazanın Kapatılması Hukuka Aykırı Olabilir?
Her uyuşmazlık kendi koşulları içerisinde değerlendirilmekle birlikte aşağıdaki durumlar satıcı açısından hukuki itiraz sebebi oluşturabilir:
1. Kapatma Sebebinin Sözleşmede Bulunmaması
Satıcının mağazasının kapatılmasına dayanak oluşturan sebep aracılık sözleşmesinde nesnel şekilde belirlenmemişse işlem 6563 sayılı Kanun açısından haksız ticari uygulama niteliği taşıyabilir.
2. Satıcıya Somut Bir Gerekçe Açıklanmaması
“Riskli işlem”, “platform kurallarına aykırılık” veya “güvenlik politikası” gibi soyut açıklamalar yerine somut ihlalin belirlenebilir olması önemlidir.
3. Savunma veya Açıklama Hakkı Verilmemesi
Derhâl kapatmayı haklı kılan istisnai bir durum yoksa Yönetmelik’teki açıklama prosedürünün uygulanması gerekir.
4. Satıcının İhlal Etmediği Bir Kural Nedeniyle Mağazanın Kapatılması
Örneğin algoritmik sistemin yanlış değerlendirmesi, başka bir satıcıyla hatalı eşleştirme veya yanlış sahte ürün tespiti yapılması hâlinde mağazanın kapatılmasının hukuka uygunluğu tartışılabilir.
5. Yaptırımın Ölçüsüz Olması
Tek bir ürün hakkındaki uyuşmazlık nedeniyle binlerce ürünün bulunduğu bütün mağazanın süresiz kapatılması bazı durumlarda ayrıca değerlendirilmesi gereken bir ölçülülük sorunu yaratabilir.
6. Satıcının Şikâyet veya Dava Açması Nedeniyle Hesabının Kısıtlanması
6563 sayılı Kanun, satıcının kamu kurumlarına veya adli mercilere başvurması gerekçesiyle hizmetinin kısıtlanmasını, askıya alınmasını veya sona erdirilmesini açık şekilde haksız ticari uygulama kabul etmektedir.
Pazar Yeri Sözleşmesine “İstediğimiz Zaman Hesabı Kapatabiliriz” Yazabilir mi?
Pazar yeri ile satıcı arasında sözleşme serbestisi bulunmakla birlikte bu serbesti sınırsız değildir.
6563 sayılı Kanun, pazar yeri ile satıcı arasındaki ticari ilişkinin koşullarının yazılı veya elektronik ortamda yapılan bir aracılık sözleşmesiyle belirlenmesini ve bu sözleşmenin açık, anlaşılır ve satıcının kolaylıkla erişebileceği şekilde tutulmasını zorunlu kılmaktadır.
Ayrıca satıcının aleyhine olacak şekilde sözleşmenin geçmişe yönelik veya tek taraflı değiştirilmesi ya da buna izin veren hükümlerin sözleşmeye konulması da haksız ticari uygulama olarak kabul edilmektedir.
Bu nedenle sözleşmeye pazar yerine tamamen sınırsız, gerekçesiz ve objektif kriterlerden bağımsız bir fesih veya askıya alma yetkisi veren hüküm konulması, hükmün her durumda geçerli ve uygulanabilir olduğu anlamına gelmez.
Sözleşme hükmünün emredici mevzuata, dürüstlük kuralına ve somut olayın koşullarına göre ayrıca incelenmesi gerekir.
Mağaza Haksız Yere Kapatılırsa Tazminat Talep Edilebilir mi?
Evet, gerekli şartlar oluşmuşsa tazminat talep edilebilir.
Pazar yerinin sözleşmeye veya emredici mevzuata aykırı biçimde mağazayı kapatması, sözleşmeye aykırılık nedeniyle özel hukuk sorumluluğu doğurabilir.
Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri uyarınca borcun gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle karşı tarafın zarara uğraması hâlinde tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir.
Ancak mağazanın hukuka aykırı kapatıldığının tespit edilmesi tek başına satıcının talep ettiği her zarar kaleminin otomatik olarak ödeneceği anlamına gelmez.
Satıcının;
zararını,
pazar yerinin hukuka aykırı davranışını
ve
bu davranış ile zarar arasındaki uygun nedensellik bağını
ortaya koyması gerekir.
Bu nedenle mağaza kapatma uyuşmazlıklarında en önemli konulardan biri zarar hesabıdır.
Hangi Zararlar Pazar Yerinden Talep Edilebilir?
Somut olayın özelliklerine göre farklı zarar kalemleri gündeme gelebilir.
Satış Kaybı
Mağaza açık olsaydı yapılması beklenen satışların kaybedilmesi en önemli zarar kalemlerinden biridir.
Ancak burada ciro ile kâr birbirine karıştırılmamalıdır.
Örneğin mağazanın aylık 2 milyon TL satış hacmine sahip olması, mağazanın bir ay kapalı kalması nedeniyle otomatik olarak 2 milyon TL tazminat talep edilebileceği anlamına gelmez.
Ürün maliyeti, pazar yeri komisyonları, kargo, reklam, vergi ve diğer değişken maliyetler dikkate alınarak gerçek ekonomik kaybın hesaplanması gerekir.
Yoksun Kalınan Kâr
Türk hukukunda yalnızca fiilen yapılan giderler değil, hukuka aykırı davranış nedeniyle elde edilmesi beklenirken elde edilemeyen kazanç da şartları oluştuğunda zarar kapsamında değerlendirilebilir.
E-ticaret mağazalarında bu hesaplama yapılırken özellikle;
- önceki dönem satışları,
- aynı dönemin geçmiş yıl verileri,
- günlük sipariş ortalaması,
- ürünlerin brüt ve net kâr marjı,
- sezon etkisi,
- kampanya dönemleri,
- mağazanın büyüme oranı,
- iadeler ve iptaller
önem taşır.
Bu nedenle yalnızca “Mağazam kapalı olduğu için çok para kaybettim.” şeklindeki soyut bir iddia yeterli olmayabilir.
Reklam ve Kampanya Harcamaları
Satıcının mağazasını büyütmek amacıyla yaptığı ve kapatma işlemi nedeniyle ekonomik amacını kaybeden bazı reklam veya kampanya harcamaları da somut olayın özelliklerine göre zarar hesabında tartışılabilir.
Örneğin satıcının mağaza için önemli bir influencer kampanyasına veya dış reklam kampanyasına ödeme yaptıktan hemen sonra hesabının hukuka aykırı şekilde kapatılması hâlinde yapılan harcamaların zararla bağlantısı değerlendirilebilir.
Stok ve Depolama Zararları
Özellikle sezonluk, bozulabilir veya moda niteliği taşıyan ürünlerin satıldığı mağazalarda kapanma nedeniyle stokların değer kaybetmesi mümkündür.
Örneğin yalnızca yaz sezonunda satılabilecek ürünlerin mağazanın üç ay kapatılması nedeniyle sezon sonunda ciddi değer kaybına uğraması hâlinde bu zarar da somut delillerle ortaya konulabilir.
Ek Kargo, Depo ve Personel Giderleri
Mağazanın kapalı olduğu dönemde ekonomik yarar sağlamadığı hâlde devam eden bazı ek giderler de olayın özelliklerine göre zarar hesabının parçası olabilir.
Ancak işletmenin mağaza açık olsa dahi katlanacağı olağan sabit giderlerin tamamının otomatik olarak pazar yerinden istenebileceği düşünülmemelidir.
Her giderin kapatma işlemiyle olan bağlantısının gösterilmesi gerekir.
Gelecekteki Satışların Tamamı Tazminat Olarak İstenebilir mi?
Genellikle böyle bir hesaplama kabul edilemez.
Tazminat hukukunun amacı satıcıyı gerçekleşmemiş varsayımsal bir kazançla zenginleştirmek değil, hukuka aykırı işlem nedeniyle oluşan gerçek zararı gidermektir.
Örneğin mağaza henüz iki hafta önce açılmış ve herhangi bir düzenli satış geçmişi bulunmuyorsa satıcının:
“Önümüzdeki yıl 50 milyon TL satış yapacaktım.”
iddiasının ispatı oldukça güç olacaktır.
Buna karşılık üç yıldır aynı pazar yerinde faaliyet gösteren, düzenli satış hacmi bulunan ve ayrıntılı muhasebe kayıtlarına sahip bir işletmenin yoksun kaldığı kârı ispatlaması çok daha mümkün olabilir.
Bu nedenle mağaza kapatma davalarında muhasebe ve e-ticaret verilerinin korunması son derece önemlidir.
İçeride Kalan Satıcı Hak Edişleri Ne Olur?
Mağazanın kapatılması satıcının daha önce tamamlanan satışlardan doğan hak edişlerinin otomatik olarak ortadan kalktığı anlamına gelmez.
6563 sayılı Kanun, pazar yerlerinin satıcılara yapılması gereken ödemeleri belirli süre içerisinde gerçekleştirmesine ilişkin özel hükümler içermektedir. Satış bedelinin süresinde ödenmemesi belirli şartlarda haksız ticari uygulama olarak kabul edilmektedir.
Bununla birlikte pazar yerinin mevzuattan kaynaklanan yükümlülükler, hukuka aykırı faaliyet şüphesi veya benzeri haklı sebepler nedeniyle ödemeleri geçici olarak ertelemesi veya askıya alması mümkün olabilir. Yönetmelik de bu konuda özel bir istisna içermektedir.
Dolayısıyla satıcının mağazasının kapanmasıyla birlikte hak edişlere de bloke konulmuşsa mağaza kapatma işlemi ile ödeme blokesi ayrı ayrı hukuki incelemeye tabi tutulmalıdır.
“Sahte Ürün” İddiasıyla Mağaza Kapatılırsa Ne Yapılabilir?
Pazar yerlerinde en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri fikrî ve sınai mülkiyet hakkı ihlali iddialarıdır.
Marka sahibi veya hak sahibi tarafından yapılan bir başvuru üzerine ürünün satıştan kaldırılması veya bazı durumlarda satıcı hesabının kısıtlanması mümkün olabilir.
Ancak Elektronik Ticaret Yönetmeliği, fikrî ve sınai mülkiyet hakkı ihlali şikâyetleri bakımından özel bir başvuru ve itiraz sistemi düzenlemektedir. Hak sahipliğini gösteren belgeler ve şikâyetin dayanağını oluşturan ürün bilgileri gibi unsurlar bu süreçte önem taşımaktadır.
Satıcının ürünlerinin orijinal olduğunu gösteren;
- faturalar,
- distribütör belgeleri,
- tedarik zinciri kayıtları,
- marka kullanım izinleri,
- ithalat belgeleri
gibi evrakları süratle sunması gerekir.
Yanlış veya dayanaksız bir sahte ürün şikâyeti nedeniyle mağazanın uzun süre kapalı tutulması hâlinde tazminat sorumluluğu ayrıca gündeme gelebilir.
Mağazanın Yeniden Açılması İçin İhtiyati Tedbir İstenebilir mi?
Somut olayın şartlarına göre ihtiyati tedbir talebi değerlendirilebilir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması veya imkânsız hâle gelmesi ya da gecikme nedeniyle ciddi bir zarar doğması ihtimali bulunuyorsa ihtiyati tedbir gündeme gelebilir.
Mağaza kapatma uyuşmazlıklarında satıcı örneğin;
- satışlarının tamamen durduğunu,
- stoklarının değer kaybettiğini,
- işletmesinin ekonomik olarak sürdürülemez hâle geldiğini,
- mağaza sıralamasını ve müşteri kitlesini kalıcı şekilde kaybetme riski bulunduğunu
ileri sürerek geçici hukuki koruma talep edebilir.
Ancak mahkemenin pazar yerini sözleşme ilişkisini sürdürmeye zorlayacak nitelikte bir tedbir kararı verip vermeyeceği somut olayın şartlarına göre değerlendirilir.
Dolayısıyla mağazanın yeniden açılmasına yönelik ihtiyati tedbir otomatik bir hak değildir.
Mağaza Kapatıldıktan Sonra İlk Olarak Ne Yapılmalıdır?
Satıcı açısından ilk yapılması gereken işlem delilleri korumaktır.
Özellikle;
- mağaza kapatma bildirimi,
- pazar yeri panelindeki uyarılar,
- e-postalar,
- destek kayıtları,
- satıcı sözleşmesinin yürürlükteki sürümü,
- sözleşmenin önceki sürümleri,
- günlük ve aylık satış raporları,
- reklam harcamaları,
- stok kayıtları,
- müşteri siparişleri,
- iade oranları,
- satıcı performans puanları,
- hak ediş kayıtları
saklanmalıdır.
Pazar yeri paneline erişim tamamen kapatılabileceği için bu belgelerin mümkün olduğunca erken aşamada indirilmesi önemlidir.
Ardından mağazanın hangi gerekçeyle kapatıldığı yazılı olarak sorulmalı ve kapatma kararına platformun dâhili iletişim sistemi üzerinden itiraz edilmelidir.
Pazar Yerine Noter İhtarnamesi Gönderilebilir mi?
Evet.
Özellikle platform içi itirazların sonuçsuz kaldığı durumlarda noter ihtarnamesi veya şartlarına göre KEP üzerinden gönderilecek hukuki bildirim önemli olabilir.
İhtarnamede;
kapatma işleminin dayanağının açıklanması,
hesabın yeniden incelenmesi,
mağazanın tekrar faaliyete geçirilmesi,
bloke edilmiş hak edişlerin ödenmesi,
uğranılan zararların giderilmesi
talep edilebilir.
Ayrıca ileride açılabilecek tazminat davası bakımından satıcının hukuka aykırılığı bildirdiğinin ve zararların büyümemesi için gerekli girişimlerde bulunduğunun belgelenmesi sağlanabilir.
Ticaret Bakanlığına Şikâyet Edilebilir mi?
6563 sayılı Kanun kapsamında elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılarının yükümlülüklerinin denetlenmesi Ticaret Bakanlığının görev alanındadır.
Özellikle Kanun’da düzenlenen haksız ticari uygulamalardan birinin bulunduğu düşünülüyorsa idari süreç bakımından Bakanlığa başvuru imkânı değerlendirilebilir.
Ancak önemli bir ayrım bulunmaktadır:
Bakanlığın uygulayacağı idari yaptırım ile satıcının özel hukuk tazminat talebi aynı şey değildir.
Pazar yerine idari para cezası uygulanması satıcının zararının kendiliğinden ödenmesini sağlamaz.
Satıcının kendi zararını tahsil etmek istemesi hâlinde ayrıca özel hukuk yollarına başvurması gerekebilir.
Tazminat Davasından Önce Arabuluculuk Zorunlu mudur?
Uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olduğu ve talebin bir miktar paranın ödenmesine ilişkin alacak veya tazminat talebi olduğu durumlarda dava şartı arabuluculuk gündeme gelir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi kapsamında ticari davalardan konusu belirli miktarda para ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Adalet Bakanlığının ticari uyuşmazlıklara ilişkin açıklamalarında da bu husus açıkça belirtilmektedir.
Bu nedenle pazar yerinden örneğin;
1.500.000 TL satış kaybı,
250.000 TL reklam zararı
veya başka bir parasal tazminat
isteniyorsa uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olması hâlinde öncelikle zorunlu arabuluculuk prosedürünün tamamlanması gerekir.
Hangi Mahkemede Dava Açılır?
Görevli ve yetkili mahkeme tarafların sıfatına, sözleşmenin hükümlerine ve uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre belirlenir.
Pazar yeri şirketi ile tacir niteliğindeki satıcı arasında ticari işletmeleriyle ilgili bir uyuşmazlık söz konusu olduğunda çoğunlukla asliye ticaret mahkemesi görevli olacaktır.
Ancak her satıcının tacir olmadığı ve taraflar arasındaki sözleşmede yetki veya tahkim şartı bulunabileceği unutulmamalıdır.
Bu nedenle dava açılmadan önce aracılık sözleşmesindeki;
- uyuşmazlık çözüm maddesi,
- yetkili mahkeme kaydı,
- tahkim şartı,
- uygulanacak hukuk hükmü
ayrıca incelenmelidir.
Mağaza Kapatma Davasında En Önemli Deliller Nelerdir?
Bir pazar yeri mağazasının haksız şekilde kapatılması nedeniyle açılacak tazminat davasında yalnızca kapatma işleminin hukuka aykırı olduğunu göstermek yeterli değildir.
Zararın da mümkün olduğunca somutlaştırılması gerekir.
Özellikle şu belgeler önem taşır:
- satıcı aracılık sözleşmesi,
- mağaza kapatma ve askıya alma bildirimleri,
- platform ile yapılan yazışmalar,
- satıcının yaptığı itirazlar,
- mağazanın geçmiş satış verileri,
- sipariş sayıları,
- ürün bazlı kâr marjları,
- vergi ve muhasebe kayıtları,
- banka hareketleri,
- reklam faturaları,
- kargo ve depo giderleri,
- stok kayıtları,
- önceki dönem kampanya satışları.
Mahkeme zarar miktarının belirlenmesi amacıyla mali müşavir, e-ticaret uzmanı veya diğer uzmanlardan oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verebilir.
Satış Geçmişi Tazminat Hesabında Neden Önemlidir?
Bir satıcının mağazasının günlük ortalama 1.000 TL satış yaptığı bir durum ile günlük ortalama 500.000 TL satış yaptığı bir durumda zarar doğal olarak aynı olmayacaktır.
Ancak sadece ciro büyüklüğü de yeterli değildir.
Örneğin:
Mağazanın önceki altı aylık günlük ortalama cirosu 100.000 TL,
ortalama net kâr oranı yüzde 15,
mağazanın hukuka aykırı şekilde kapalı kaldığı süre 30 gün
ise zarar hesabında geçmiş satış performansı önemli bir başlangıç noktası oluşturabilir.
Bununla birlikte sezon etkileri, maliyetler, iadeler ve başka satış kanallarından elde edilen gelirler de dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle tazminat taleplerinin gerçek satış verileri üzerinden hazırlanması önemlidir.
Mağazanın Kapanması Ticari İtibarı Zedelerse Manevi Tazminat İstenebilir mi?
Şirketlerin ve ticari işletmelerin ticari itibarı hukuken korunmaktadır.
Mağaza kapatma işlemine aynı zamanda satıcı hakkında gerçeğe aykırı biçimde “sahte ürün satıcısı”, “dolandırıcı” veya benzeri nitelendirmelerin yayılması eşlik ediyorsa kişilik hakları veya ticari itibar bakımından ayrıca hukuki değerlendirme yapılabilir.
Ancak yalnızca mağazanın kapanmış olması her durumda manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli değildir.
Kişilik hakkı veya ticari itibarın hukuka aykırı biçimde zedelendiğinin somut olarak ortaya konulması gerekir.
Pazar Yerinin Satıcı Mağazasını Kapatması Hakkında Sık Sorulan Sorular
Trendyol mağazayı gerekçe göstermeden kapatabilir mi?
Pazar yerinin mağaza kısıtlama, askıya alma veya kapatma işleminin aracılık sözleşmesinde yer alan nesnel ölçütlere dayanması gerekir. Yönetmelik ayrıca kural olarak gerekçenin açıklanmasını ve satıcıya açıklama imkânı verilmesini öngörmektedir. İstisnai ve acil durumlarda ise mağaza derhâl kapatılabilir ancak gerekçenin satıcıya gecikmeksizin bildirilmesi gerekir.
Amazon veya Hepsiburada satıcı hesabı haksız kapatılırsa dava açılabilir mi?
Evet. Platformdan bağımsız olarak somut olayda 6563 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik, taraflar arasındaki aracılık sözleşmesi ve genel özel hukuk hükümleri değerlendirilir. Kapatma hukuka aykırı ve satıcı bakımından zarara neden olmuşsa tazminat talebi gündeme gelebilir.
Mağazanın kapalı kaldığı bütün günlerin cirosu istenebilir mi?
Doğrudan ciro üzerinden hesaplama yapılması genellikle doğru değildir. Satıcının gerçek zararı veya yoksun kaldığı net kazanç belirlenmelidir. Ürün maliyetleri, komisyon, kargo, iadeler ve diğer giderler hesaba katılabilir.
Pazar yeri hak edişleri bloke edebilir mi?
Belirli hukuki ve sözleşmesel sebeplerle geçici bloke mümkün olabilir. Ancak bu yetki sınırsız değildir. Blokenin dayanağı, süresi ve bloke edilen tutarın hangi işlemle bağlantılı olduğu incelenmelidir.
Mağaza kapatılınca ihtiyati tedbirle yeniden açtırılabilir mi?
Somut olayın koşullarına göre ihtiyati tedbir istenebilir. Ancak mahkemenin mağazanın geçici olarak yeniden açılmasına karar vermesi otomatik değildir. Yaklaşık ispat, telafisi güç zarar ve taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin niteliği değerlendirilir.
Pazar yerinin sözleşmesinde hesabı kapatma yetkisi varsa yine dava açılabilir mi?
Evet. Sözleşmede kapatma yetkisi bulunması işlemi her durumda hukuka uygun hâle getirmez. Yetkinin hangi objektif koşullara bağlandığı ve somut olayda bu şartların gerçekten oluşup oluşmadığı incelenmelidir.
Sonuç
Pazar yerinin satıcının mağazasını kapatması hâlinde tazminat talep edilmesi mümkündür; ancak mağazanın her kapatılması otomatik olarak tazminat hakkı doğurmaz.
Öncelikle pazar yerinin kapatma işleminin sözleşmeye ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a uygun olup olmadığı belirlenmelidir.
6563 sayılı Kanun özellikle aracılık sözleşmesinde nesnel bir kriter bulunmadığı hâlde satıcının hizmetinin kısıtlanmasını, askıya alınmasını veya sona erdirilmesini haksız ticari uygulama olarak kabul etmektedir. Yönetmelik ise kural olarak satıcıya gerekçenin bildirilmesini ve açıklama yapması için en az üç iş günü süre verilmesini öngörmektedir.
Mağazanın hukuka aykırı biçimde kapatılması hâlinde satıcı; şartları varsa yoksun kaldığı kârı, doğrudan maddi zararlarını, boşa çıkan bazı reklam ve kampanya giderlerini, stok zararlarını ve kapatma işlemiyle doğrudan bağlantılı diğer ekonomik kayıplarını talep edebilir.
Ancak tazminat miktarının belirlenmesinde mağazanın geçmiş satış performansı, net kâr marjı, kapalı kalınan süre ve kapatma işlemi ile zarar arasındaki nedensellik bağı büyük önem taşır.
Bu nedenle pazar yeri mağazası kapatılan satıcıların yalnızca platform destek birimine başvurmakla yetinmemesi; kapatma bildirimlerini, satıcı sözleşmesini, geçmiş satış raporlarını, hak ediş bilgilerini, reklam harcamalarını ve stok kayıtlarını süratle muhafaza etmesi önemlidir.
Özellikle yüksek cirolu e-ticaret mağazalarında birkaç günlük satış kesintisi dahi önemli zararlara yol açabileceğinden, mağaza kapatma işleminin hukuki dayanağının ve doğan zararın mümkün olduğunca erken değerlendirilmesi, satıcının haklarını koruması bakımından belirleyici olabilir.