Hukuk Makaleleri

Murisin Ölümünden Hemen Önce Tesis Edilen Vekaletname Uyarınca Yapılan Taşınmaz Satışlarının Hukuki Niteliği, Geçersizliği ve İptal Mekanizmaları

”Murisin Ölümünden Hemen Önce Tesis Edilen Vekaletname Uyarınca Yapılan Taşınmaz Satışlarının Hukuki Niteliği, Geçersizliği ve İptal Mekanizmaları”

Giriş

Türk miras ve borçlar hukukunda, bir kimsenin sağlığında tesis ettiği hukuki muameleler ile ölümünden sonra terekesi üzerinde doğan miras hakları arasındaki denge son derece hassas esaslara bağlanmıştır. Özellikle murisin hayatının son evrelerinde (ağır hastalık, yaşlılık, yoğun bakım süreci veya ölüme yakın anlarda) vermiş olduğu vekaletnameler marifetiyle gerçekleştirtilen taşınmaz satış ve devir işlemleri, uygulamada mirasçılar arasında en çok uyuşmazlık doğuran ve yargıya taşınan konuların başında gelmektedir.

Murisin ölümünden hemen önce –bazen vefattan birkaç gün, hatta birkaç saat önce– vekil kılınan üçüncü kişiler veya kayırılan mirasçılar tarafından tapuda yapılan devirler; zihin dünyasında pek çok hukuki soruyu beraberinde getirir. Vekalet görevi kötüye mi kullanılmıştır? Muris devir anında fiil ehliyetine (ayırt etme gücüne) sahip midir? Yapılan işlem gerçek bir satış mıdır, yoksa mirasçıları terekeden mahrum bırakmaya yönelik bir muris muvazaası mıdır? Devri yapan vekil yetkisini aşmış mıdır veya vekalet ilişkisi murisin ölümüyle birlikte son bulmuş mudur?

This çalışmada; murisin ölüme yakın bir tarihte tesis ettiği vekaletnameye dayanılarak yapılan taşınmaz satışlarının hukuki geçerliliği, bu işlemlerin iptal edilmesini sağlayan temel hukuki sebepler, açılacak davalar, ispat usulleri, iyiniyetli üçüncü kişilerin durumu, görevli/yetkili mahkemeler ve zamanaşımı esasları akademik bir disiplinle ele alınacaktır.

I. Vekalet Sözleşmesinin Temel Esasları ve Vekilin Sadakat Borcu

Muris ile taşınmazı devreden vekil arasındaki ilişki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 502 ve devamı maddelerinde düzenlenen Vekalet Sözleşmesi hükümlerine tabidir. Vekalet, vekilin vekalet verenin bir işini görmeyi veya hukuki bir işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir.

                  [VEKİLİN HUKUKİ YÜKÜMLÜLÜKLERİ]
                                 |
         +-----------------------+-----------------------+
         |                                               |
  [ 1. Sadakat ve Özen Borcu ]               [ 2. Hesap Verme Borcu ]
  • TBK m. 506/2                             • TBK m. 508
  • Vekalet verenin yararına hareket        • Aldıklarını vekalet verene
    etme zorunluluğu.                          devretme zorunluluğu.
  • Kendi veya 3. kişinin çıkarını          • Satış bedelini murise/terekeye
    gözetemez.                                 teslim etme borcu.

A. Vekilin Sadakat ve Özen Borcu (TBK m. 506)

TBK m. 506/2 uyarınca vekil, üstlendiği iş ve hizmetleri vekalet verenin haklı çıkarlarına uygun biçimde, özen ve sadakatle yürütmekle yükümlüdür. Vekil, vekalet verenin iradesine ve amacına uygun davranmak zorundadır. Vekaletnamenin genel veya özel yetkiler içermesi, vekile taşınmazı dilediği kişiye, dilediği bedelle ve vekalet verenin aleyhine olacak şekilde devretme yetkisi vermez.

B. Vekilin Hesap Verme Borcu (TBK m. 508)

TBK m. 508 uyarınca vekil, vekalet verenin istemi üzerine yürütmüş olduğu işin hesabını vermek ve vekalet sebebiyle aldığı her şeyi vekalet verene iade etmekle yükümlüdür. Murisin ölmeden hemen önce vekile verdiği satış yetkisi neticesinde taşınmaz satılmışsa, satış bedeli derhal vekalet verene (ölüm gerçekleşmişse terekeye) aktarılmalıdır. Bedelin terekeye girmediği durumlarda vekilin sorumluluğu doğar.

II. Ölümden Önceki Satışların İptalini Sağlayan Temel Hukuki Sebepler

Murisin ölümünden hemen önce verilen vekaletname ile yapılan taşınmaz satışları kendiliğinden hükümsüz sayılmaz; ancak aşağıda sayılan dört temel hukuki sebepten birinin veya birkaçının varlığı halinde mahkemece iptal edilir.

               [TAŞINMAZ SATIŞININ İPTAL SEBEPLERİ]
                                 |
         +-----------------------+-----------------------+
         |                                               |
  [ 1. Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması ]   [ 2. Fiil Ehliyetsizliği (TMK m. 13) ]
  • Vekilin müvekkil aleyhine tescil yapması.   • Murisin ayırt etme gücünün olmaması.
  • Müşterinin vekilin kötü niyetini bilmesi.   • Tescilin baştan itibaren batıl olması.
         |                                               |
         +-----------------------+-----------------------+
         |                                               |
  [ 3. Muris Muvazaası (01.04.1974 t. YİBK) ]    [ 4. Vekalet Hukukunun Sona Ermesi ]
  • Satış görünümlü gizli bağışlama.            • Ölüm anından sonra yapılan tescil.
  • Mirasçıları terekeden mahrum bırakma.       • TBK m. 513 uyarınca yetkinin düşmesi.

1. Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması (Temsil Yetkisinin Kötüye Kullanılması)

Uygulamada ölüme yakın devirlerde en sık karşılaşılan iptal gerekçesi vekalet görevinin kötüye kullanılmasıdır.

a. Hukuki Niteliği

Vekaletname resmi şekilde (noterde) düzenlenmiş ve vekile satış yetkisi verilmiş olsa dahi; vekil bu yetkiyi vekalet verenin zararına, kendisinin veya anlaştığı üçüncü kişilerin yararına kullandığı takdirde temsil yetkisini kötüye kullanmış olur.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre:

“Vekil ile sözleşme yapan kişi, TBK m. 39 ve TMK m. 2 anlamında iyiniyetli değilse, yani vekilin temsil yetkisini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, vekalet veren (veya mirasçıları) yapılan sözleşme ile bağlı değildir.”

b. İptal Koşulları

Vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle tapu iptal ve tescil davasının kabul edilebilmesi için iki unsur aranır:

  1. Vekilin Kötü Niyeti: Vekilin, murisin gerçek iradesine aykırı olarak, onu zarara uğratacak biçimde taşınmazı devretmiş olması.

  2. Alıcının (Üçüncü Kişinin) Kötü Niyeti: Taşınmazı satın alan kişinin, vekilin temsil yetkisini kötüye kullandığını bilmesi, bilebilecek durumda olması veya vekille el/iş birliği içinde hareket etmesi (TMK m. 1024 – Yolsuz Tescil).

Özellikle satış bedelinin gerçek rayicin çok altında gösterilmesi, bedelin murise ödenmediğinin anlaşılması veya alıcının aile içinden/yakın akraba bir kişi olması alıcının kötü niyetli olduğunun karinesidir.

2. Murisin Vekalet Anında veya Devir Anında Fiil Ehliyetsizliği (TMK m. 13 ve m. 15)

Murisin ölümünden hemen önce verilen vekaletnamelerde en kritik boyut, murisin hukuki işlem ehliyetidir.

                   [EHLİYETSİZLİK NEDENİYLE İPTAL SÜRECİ]

  [ Ölüme Yakın Dönem ] ---> [ Yaşlılık, Ağır Hastalık, Yoğun Bakım, Demans ]
                                      |
                         [ Ayırt Etme Gücü Yoksa ]
                                      |
                         [ Hukuki Sonuç: MUTLAK BUTLAN ]
  • Vekaletname geçersizdir.
  • Vekaletnameye dayanan tapu tescili baştan itibaren hükümsüzdür (TMK m. 15).
  • İyiniyetli 3. kişilerin dahi tescili korunmaz (İstisnalar saklıdır).

a. Hukuki Sonuçlar

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 15. maddesi uyarınca; ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz.

Eğer muris, vekaletnameyi noterden çıkartırken veya vekilin tapuda devir yaptığı tarihte; ağır hastalık, organ yetmezliği, alzheimer, demans, yüksek dozda ilaç kullanımı veya bilincin bulanık olması nedenleriyle ayırt etme gücünü kaybetmişse:

  • Tesis edilen vekaletname kesin olarak hükümsüzdür (batıldır).

  • Hükümsüz bir vekaletnameye dayanılarak yapılan tapu tescili yolsuz tescil (TMK m. 1024) niteliği kazanır.

b. Adli Tıp ve Sağlık Kurulu Raporunun Esas Alınması

Bu tür davalarda mahkeme, tarafların veya tanıkların beyanlarıyla yetinemez. Murisin vekaletname tarihindeki ve devir tarihindeki sağlık ve tedavi kayıtları (hasta müşahade evrakları, yoğun bakım dökümleri, kullanılan ilaç reçeteleri) ilgili hastanelerden getirtilerek dosya Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu’na veya üniversitelerin tıp fakültelerinin nöroloji/psikiyatri anabilim dallarına sevk edilir. Bilimsel raporda murisin işlem anında “akli melekelerinin yerinde olmadığı” tespit edilirse başkaca bir gerekçe aranmaksızın tapu iptal edilir.

3. Muris Muvazaası (01.04.1974 t. 1/2 s. YİBK)

Ölümden hemen önce yapılan devirlerin önemli bir kısmı, murisin “diğer evlatlarından veya eşinden mal kaçırmak” amacıyla güdülmüş muvazaalı işlemlerdir.

a. Uygulanma Biçimi

Muris, sağlığında doğrudan tapuya gidemediği için güvendiği bir kişiye (veya kayırdığı çocuğuna) vekaletname verir. Vekil, tapuda taşınmazı “satış” olarak gösterir; ancak gerçekte ortada ödenen bir satış bedeli yoktur. Amaç, taşınmazı karşılıksız olarak (bağışlama niteliğinde) devretmektir.

b. Hukuki Değerlendirme

Bu durum, 01.04.1974 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamındaki muris muvazaasını oluşturur.

  • Görünürdeki işlem (Satış), tarafların gerçek iradesine uymadığı için TBK m. 19 gereği batıldır.

  • Gizli işlem (Bağışlama) ise resmi şekil şartına (TMK m. 706) uyulmadığı için hükümsüzdür.

Böyle bir durumda saklı paylı olsun veya olmasın, tüm kanuni mirasçılar miras payları oranında tapu iptal ve tescil davası açabilirler.

4. Murisin Ölmüş Olması ve Vekalet Görevinin Kendiliğinden Sona Ermesi (TBK m. 513)

Vekalet sözleşmesini sona erdiren kanuni nedenler TBK m. 513’te düzenlenmiştir.

                    [ÖLÜMÜN VEKALETE ETKİSİ (TBK m. 513)]

  [ Murisin Ölüm Anı ] -------------------------------------> Vekalet Kendiliğinden Sona Erer
            |
  [ Ölümden SONRA Vekil Tarafından Yapılan Tescil ] ---------> YOLSUZ TESCİLDİR (TMK m. 1024)
            |
  İstisna: Sözleşmede "ölümden sonra da geçerlidir" kaydı olsa dahi mirasçıların haklarını bertaraf edemez.

a. Kural

TBK m. 513/1 uyarınca; aksine sözleşme veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça, vekalet sözleşmesi vekalet verenin veya vekilin ölümü ile kendiliğinden sona erer.

Uygulamada bazen muris ölür, ancak ölüm olayı henüz nüfus idaresine ve tapu siciline yansımadan önce (saatler veya günler içinde) vekil tapuya giderek devri gerçekleştirir. Vekalet veren murisin ölümüyle birlikte vekilin temsil yetkisi hukuken son bulduğundan, ölüm anından sonra vekaletnameye dayanılarak yapılan tüm satış ve tescil işlemleri yolsuz tescildir.

b. Sözleşmeye “Ölümden Sonra da Geçerlidir” Kaydı Konulması Halinde

Vekaletnameye “Bu vekaletname ölümümden sonra da geçerlidir” (post mortem) şeklinde bir ibare konulmuş olsa dahi, bu durum vekile mirasçıların mülkiyet haklarını ortadan kaldıracak şekilde taşınmazı devretme yetkisi vermez. Yargıtay’ın istikrarlı kararlarına göre, ölümden sonra devam eden vekalet yetkisi ancak terekedeki zorunlu ve koruyucu işlerin yürütülmesi için geçerlidir; terekedeki ana mal varlığını devretme yetkisi sağlamaz.

III. İyiniyetli Üçüncü Kişilerin Durumu ve TMK m. 1023 Koruması

Vekil, ölümden hemen önce taşınmazı murisin bir akrabasına devretmiş, o kişi de vakit kaybetmeksizin taşınmazı üçüncü bir şahsa satmışsa hukuk düzeni nasıl bir çözüm sunar?

                    [ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN KORUNMASI SÜRECİ]

   [ Vekilin Yolsuz Devri (A) ] ---------> [ Üçüncü Kişiye Satış (B) ]
                                                      |
                                    +-----------------+-----------------+
                                    |                                   |
                          [ B İYİNİYETLİ İSE ]                [ B KÖTÜNİYETLİ İSE ]
                          • TMK m. 1023 uyarınca              • Tescil iptal edilir.
                            mülkiyeti kazanır.                • Taşınmaz terekeye döner.
                          • Tapu İptal edilemez.             • Kötü niyet her türlü
                          • Vekilden BAZI TAZMİNAT              delille ispatlanabilir.
                            talep edilir.

A. TMK m. 1023 Uyarınca İyiniyetin Korunması

TMK m. 1023 uyarınca; “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.”

Taşınmazı devralan üçüncü kişi; vekilin yetkisini kötüye kullandığını, murisin ehliyetsiz olduğunu veya işlemin muvazaalı olduğunu bilmiyorsa ve bilebilecek durumda değilse, tapu iptal edilemez. Üçüncü kişinin mülkiyet hakkı korunur.

B. TMK m. 1024 Uyarınca Kötü Niyetin İspatı ve Tazminat

Eğer üçüncü kişi;

  • Taşınmazın rayiç değerinin çok altında bir bedelle devredildiğini biliyorsa,

  • Aile içindeki uyuşmazlıktan ve murisin ölüme yakın durumundan haberdarsa,

  • Vekil ile akrabalık veya yakın iş ilişkisi içerisindeyse,

iyiniyet iddiasında bulunamaz (TMK m. 1024 – Yolsuz Tescil). İyiniyetin bulunmadığı her türlü delille (tanık, mesajlaşmalar, banka hareketleri) ispatlanabilir ve dördüncü kişilere kadar tapu iptal edilebilir.

Eğer üçüncü kişinin iyiniyetli olması sebebiyle tapu iptal edilemiyorsa, mirasçılar davayı vekele ve devri alan ilk kişiye yönelterek, taşınmazın dava tarihindeki güncel rayiç bedelinin terekeye tazminat olarak ödenmesini talep ederler.

IV. İspat Yükü, Deliller ve İnceleme Usulü

Ölümden hemen önce yapılan devirlerin iptali davalarında ispat yükü, tescilin yolsuz olduğunu veya vekaletin kötüye kullanıldığını iddia eden davacı mirasçılara aittir (TMK m. 6).

                      [İSPAT MATRİSİ VE Somut DELİLLER]

  İDDİA GEREKÇESİ                 BAŞVURULACAK İSPAT ARAÇLARI
  --------------------------------------------------------------------------------------
  1. Fiil Ehliyetsizliği          Sağlık kurulu raporları, hasta müşahade kağıtları,
                                  Adli Tıp Kurumu (4. İhtisas) raporu.

  2. Vekaletin Kötüye Kullanımı    Satış bedelinin murisin hesabına yatıp yatmadığına
                                  dair banka dökümleri, emsal rayiç değer tespitleri.

  3. Muris Muvazaası              Aile içi husumetler, yöresel gelenekler, tanık
                                  anlatımları, tapu ve gerçek değer farkı.

  4. Ölümden Sonra Tescil         Nüfus ölüm kayıtları ile tapudaki tescil saatinin
                                  karşılaştırılması.

A. Banka Hesap Hareketlerinin İncelemesi

Vekil, tapuda taşınmazı “satış” göstererek devretmişse; mahkemece satış bedelinin vekil tarafından tahsil edilip edilmediği ve bu paranın murisin banka hesabına aktarılıp aktarılmadığı araştırılır. Yaşlı ve hasta bir murise satış bedelinin “elden nakit olarak ödendiği” yönündeki savunmalar Yargıtay tarafından hayatın olağan akışına aykırı görülerek reddedilmektedir.

B. Emsal Değer Araştırması

Tapuda gösterilen satış bedeli ile taşınmazın devir tarihindeki gerçek piyasa değeri arasında fahiş bir farkın bulunması, vekalet görevinin kötüye kullanıldığının ve alıcının kötü niyetli olduğunun en güçlü karinelerinden biridir.

V. Dava Türleri, Görevli Mahkeme, Zamanaşımı ve Usul Esasları

Murisin ölümünden önce verilen vekaletle yapılan satışlara karşı açılacak davalarda usul hukuku kurallarına riayet edilmesi hayati önem taşır.

                    [SÜRELER VE USULİ ESASLAR TABLOSU]

  DAVA NEDENİ               ZAMANAŞIMI / SÜRE             GÖREVLİ MAHKEME
  --------------------------------------------------------------------------------------
  Vekaletin Kötüye Kullanımı Zamanaşımına Tabi Değildir   Asliye Hukuk Mahkemesi
  (Tapu İptal ve Tescil)     (Ayni hakka dayanır)

  Muris Muvazaası            Zamanaşımına Tabi Değildir   Asliye Hukuk Mahkemesi
  (Tapu İptal ve Tescil)     (Mülkiyet hakkı zamanaşımına uğramaz)

  Fiil Ehliyetsizliği        Zamanaşımına Tabi Değildir   Asliye Hukuk Mahkemesi
  (Mutlak Butlan)            (Kamu düzenindendir)

  Vekilin Bedeli İade        10 Yıllık Zamanaşımı         Asliye Hukuk Mahkemesi
  Tazminatı (TBK m. 146)     (Sözleşmesel sorumluluk)

A. Görevli ve Yetkili Mahkeme

  • Görevli Mahkeme: Taşınmazın aynına (mülkiyetine) ilişkin bu tür tapu iptal ve tescil davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.

  • Yetkili Mahkeme: HMK m. 12 uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.

B. Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler

Murisin ve vekilin yaptığı muvazaalı, ehliyetsiz veya temsil yetkisinin kötüye kullanılmasına dayalı tesciller yolsuz tescil niteliğindedir.

Mülkiyet hakkı ve yolsuz tescilin düzeltilmesi davaları herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Murisin ölümünden itibaren yıllar geçmiş olsa dahi bu davalar açılabilir. Ancak delillerin kaybolmaması ve iyiniyetli dördüncü kişilerin araya girmemesi adına davanın gecikmeksizin açılması elzemdir.

C. İhtiyati Tedbir Talebinin Önemi

Dava açılırken mahkemeden derhal dava konusu taşınmazın tapu kaydına üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla İhtiyati Tedbir (HMK m. 389) konulması talep edilmelidir. Aksi takdirde dava devam ederken davalı taraf taşınmazı iyiniyetli üçüncü kişilere satarak davayı konusuz bırakabilir.

VI. Hak Arama Yolu ve Süreç Rehberi

Mirasçıların, murisin ölümünden hemen önce vekaletname ile yapılan satışları iptal ettirmek için izlemesi gereken somut adım şeması aşağıda gösterilmiştir:

                  [MİRASÇILAR İÇİN ADIM ADIM İŞLEM ŞEMASI]

  [ 1. AŞAMA: Tapu ve Sağlık Kayıtlarının Toplanması ]
  • Tapu Müdürlüğü'nden satışa esas vekaletname, resmi senet ve tescil saati alınır.
  • Murisin hastane, yoğun bakım ve reçete kayıtları temin edilir.
  • Murisin ve alıcının banka hesap hareketleri sorgulanır.
                                 |
                                 v
  [ 2. AŞAMA: İhtiyati Tedbir Talepli Dava Açılması ]
  • Taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açılır.
  • Terditli (kademeli) talep kurulur:
    1. İptal Sebebi: Fiil Ehliyetsizliği (Adli Tıp İncelemesi)
    2. İptal Sebebi: Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması
    3. İptal Sebebi: Muris Muvazaası
    4. İkincil Talep: Tapu iptal edilemezse Güncel Rayiç Bedelin Tazminatı.
                                 |
                                 v
  [ 3. AŞAMA: Mahkeme İncelemesi ve Karar ]
  • Tapu kaydına İHTİYATİ TEDBİR konulur.
  • Adli Tıp Kurumu'ndan ehliyet raporu alınır.
  • Bilirkişi ile tapu değeri ve piyasa rayici karşılaştırılır.
  • Karar: Tapu İptal edilerek mirasçılar adına TESCİL edilir.

VII. Konuyla İlgili Emsal Yargı İçtihatlarının Sentezi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin istikrar kazanmış içtihatlarında ölüme yakın devirler değerlendirilirken şu kriterler bir arada aranmaktadır:

  1. Ölüm İle Devir Arasındaki Zaman Dilimi: Vekaletnamenin verilmesi veya devrin yapılması ile murisin ölümü arasında sadece birkaç gün veya hafta bulunuyorsa, mahkemeler bu durumu “mal kaçırma ve vekaletin kötüye kullanımı” yönünden güçlü bir karine sayar.

  2. Murisin Paraya İhtiyacının Olmaması: Yaşlı veya ölüme yakın bir kimsenin taşınmazını satarak nakit paraya geçmesini gerektirecek makul ve haklı bir sebebin (örneğin tedavi masrafı, borç ödeme) davalılarca kanıtlanamaması halinde devir muvazaalı/kötü niyetli kabul edilir.

  3. Vekilin Kendi Eşine veya Çocuğuna Satış Yapması: Vekil kılınan kişinin murise ait taşınmazı kendi eşine, çocuğuna veya yakın arkadaşına devretmesi halinde vekalet görevinin açıkça kötüye kullanıldığı kabul edilir.

Sonuç

Murisin ölümünden hemen önce verilen vekaletnameler marifetiyle gerçekleştirilen taşınmaz satışları, görünürde noter onaylı bir vekaletnameye ve resmi tapu işlemine dayansa dahi, hukuka ve hakkaniyete aykırı durumlarda iptal edilebilir.

Vekilin sadakat ve özen borcuna aykırı hareket ederek vekalet yetkisini murisin zararına ve kendisinin/üçüncü kişilerin yararına kullanması, murisin vekalet veya devir anında ayırt etme gücünden yoksun bulunması, işlemin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı yapılması veya tescilin murisin ölümünden sonra gerçekleşmesi hallerinde; tescil yolsuz tescil niteliğini kazanır.

Hakkı ihlal edilen mirasçılar; zamanaşımı süresine tabi olmaksızın, Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açacakları Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması, Fiil Ehliyetsizliği ve Muris Muvazaasına Dayalı Tapu İptal ve Tescil Davası ile taşınmazın yeniden terekeye döndürülmesini veya miras payları oranında adlarına tescil edilmesini sağlayabilirler. Tapunun iyiniyetli dördüncü kişilere devredilmesi durumunda ise, taşınmazın güncel piyasa rayiç bedeli vekilden ve kötü niyetli devralanlardan tazminat olarak tahsil edilir. Hak kayıplarının yaşanmaması için taşınmaz üzerine derhal ihtiyati tedbir konulması ve adli tıp/banka kayıtları üzerinden detaylı bir ispat sürecinin yürütülmesi şarttır.

Leave a Reply

Call Now Button