Komşu Arsama Duvar Çekti: Duvarı Yıktırabilir miyim? Elatmanın Önlenmesi ve Yıkım Davası
Komşu Bahçeme Duvar Çekti: Duvarın Yıkılması İstenebilir mi?
Müstakil bir eviniz veya arsanız olduğunu düşünün.
Bir gün komşunuz iki taşınmaz arasına yeni bir bahçe duvarı yapıyor. İlk bakışta herhangi bir sorun görünmüyor ancak daha sonra duvarın olması gereken sınırdan 30-40 santimetre sizin taşınmazınıza doğru yapıldığını fark ediyorsunuz.
Komşunuza durumu söylediğinizde ise:
“Eski sınır zaten buradaydı.”
veya;
“Duvarın birkaç santimetre senin tarafta olmasının ne önemi var?”
cevabını alıyorsunuz.
Peki gerçekten birkaç santimetrenin önemi yok mudur?
Komşunuz sizin arsanızın içerisine duvar yapabilir mi?
Duvarın yıkılmasını isteyebilir misiniz?
Duvarı kendi imkânlarınızla yıkmanız mümkün müdür?
Sınırın nereden geçtiğine kim karar verir?
Bu tür uyuşmazlıklar Türk hukukunda hem mülkiyet hakkı, hem komşuluk hukuku, hem de olayın niteliğine göre taşkın yapı hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.
Komşu Sizin Arsanıza Duvar Yapabilir mi?
Kural olarak hayır.
Bir taşınmazın maliki, kendi taşınmazını kullanabilir, bahçesini çevirebilir ve hukuki şartlara uygun olmak kaydıyla sınır duvarı yapabilir.
Ancak bu yetki kendi taşınmazının sınırları içerisindedir.
Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesi malike taşınmazını kullanma, ondan yararlanma ve üzerinde tasarrufta bulunma hakkı tanıdığı gibi, mülkiyet hakkına yönelik haksız müdahalelerin önlenmesini dava etme hakkını da vermektedir.
Dolayısıyla komşunun yaptığı duvar gerçekten sizin parselinizin içerisine giriyorsa mülkiyet hakkınıza yönelik bir müdahale söz konusu olabilir.
Bu durumda şartlarına göre elatmanın önlenmesi ve duvarın yıkılması/kaldırılması talep edilebilir.
Duvarın Gerçekten Benim Arsama Girdiğini Nasıl Anlarım?
İşte uyuşmazlıkların en önemli noktası burasıdır.
Bahçede yıllardır duran eski çit, tel örgü, taş dizisi, ağaç sırası veya iki komşunun geçmişte sınır olarak kabul ettiği çizgi her zaman tapudaki gerçek sınır olmayabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 719. maddesine göre taşınmaz sınırları tapu planları ve arazi üzerindeki sınır işaretleriyle belirlenir. Tapu planı ile arazi üzerindeki sınır işaretlerinin birbirini tutmaması hâlinde kural olarak plandaki sınır esas alınır.
Bu nedenle:
“Dedem zamanından beri sınır burası.”
veya;
“Eski tel örgü zaten burada duruyordu.”
şeklindeki açıklamalar tek başına kesin sonucu belirlemeyebilir.
Uyuşmazlık çıktığında tapu ve kadastro kayıtlarının incelenmesi ve gerektiğinde teknik ölçüm yapılması gerekir.
Mahkemeye taşınan dosyalarda da çoğunlukla fen veya kadastro bilirkişisi aracılığıyla ölçüm yapılarak duvarın hangi parsel içerisinde kaldığı santimetresine kadar belirlenir.
Komşunun Duvarı 20 Santimetre Benim Parselime Girmişse Ne Olur?
Duvarın sizin parselinize geçtiğinin teknik olarak tespit edilmesi hâlinde artık basit bir komşuluk tartışmasından değil, doğrudan mülkiyet hakkına yönelik fiziksel müdahaleden söz edilebilir.
Örneğin komşunuz 30 metre uzunluğundaki bahçe duvarını sınırdan 40 santimetre sizin tarafınıza yapmış olsun.
Bu durumda yaklaşık 12 metrekarelik bir alan fiilen duvarın diğer tarafında kalabilir.
Özellikle taşınmaz fiyatlarının yüksek olduğu bölgelerde “birkaç santimetre” olarak görülen sınır kayması ciddi ekonomik değer ifade edebilir.
Dahası sorun yalnızca kaybedilen metrekare değildir.
Yanlış yapılan duvar;
imar uygulamasını, yapı yaklaşma mesafesini, araç girişini, bahçenin kullanımını veya ileride yapılacak binanın konumunu da etkileyebilir.
Bu nedenle sınır ihlalleri mümkün olduğunca erken çözülmelidir.
Komşunun Yaptığı Duvarın Yıkılmasını İsteyebilir miyim?
Şartları mevcutsa evet.
Malik, TMK m.683 kapsamında taşınmazına yönelik haksız müdahalenin önlenmesini talep edebilir.
Duvarın bir kısmının veya tamamının davacının taşınmazında kaldığının tespit edilmesi durumunda elatmanın önlenmesi ile kal, yani yapının kaldırılması/yıkılması talep edilebilir.
Yargıtay uygulamasında da başkasının taşınmazına taşkın şekilde yapılan yapı ve müştemilatlar nedeniyle elatmanın önlenmesi ve yıkım taleplerinin kabul edilebildiği görülmektedir. Örneğin Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2016/11468 E., 2017/4768 K. sayılı kararında, komşu parsele taşkın yapı nedeniyle elatmanın önlenmesi ve yıkım kararı onanmıştır.
Ancak burada önemli bir istisna bulunmaktadır.
Her sınır ihlali otomatik olarak:
“Duvar kesinlikle yıkılır.”
sonucunu doğurmaz.
Bir Santimetre Bile Taşsa Duvar Mutlaka Yıkılır mı?
Bu soruya kategorik biçimde “evet” demek doğru değildir.
Öncelikle müdahalenin niteliğine bakılır.
Eğer komşunun yapısı gerçekten sizin taşınmazınıza taşmışsa taşkın yapı hükümleri gündeme gelebilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 725. maddesi, belirli koşullarda taşkın yapıyı iyi niyetle yapan kişinin, taşan bölüm için uygun bir bedel karşılığında irtifak hakkı kurulmasını veya ilgili arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilmesine olanak tanımaktadır.
Ancak bunun için önemli şartlar vardır.
Kanuna göre zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten itibaren 15 gün içerisinde itiraz etmemiş olmalı, yapıyı yapan kişi iyi niyetli olmalı ve olayın durum ve koşulları da böyle bir çözümü haklı göstermelidir.
Dolayısıyla:
“Duvar benim arsama girdi, mahkeme başka hiçbir şeye bakmadan mutlaka yıkar.”
yaklaşımı her dosyada doğru değildir.
Taşkınlığın nasıl meydana geldiği, komşunun iyi niyetli olup olmadığı, sınırın teknik olarak belirsiz bulunup bulunmadığı, sizin ne zaman itiraz ettiğiniz ve yapının kaldırılmasının sonuçları ayrıca değerlendirilebilir.
15 Günlük İtiraz Süresi Duvar Uyuşmazlıklarında da Önemli mi?
Taşkın yapı niteliğindeki durumlarda son derece önemlidir.
TMK m.725, zarar gören taşınmaz malikinin taşmayı öğrendikten sonra 15 gün içerisinde itiraz etmesine özel sonuç bağlamaktadır.
Bu nedenle komşunuz yeni bir duvar veya yapı yaparken sınırın aşıldığını fark ettiyseniz:
“İnşaat bitsin, sonra bakarız.”
yaklaşımı riskli olabilir.
İtirazın ileride ispatlanabilmesi de önemlidir.
Bu nedenle sınır ihlalinin ciddi olduğu durumlarda sözlü tartışma yerine yazılı bildirim veya gerektiğinde noter ihtarnamesi tercih edilmesi daha güvenli olabilir.
Komşu “Ben Sınırı Yanlış Biliyordum” Derse Duvar Yıkılmaz mı?
Bu savunmanın sonucu otomatik değildir.
Taşkın yapı bakımından yapıyı yapan kişinin iyi niyeti önem taşır.
Örneğin eski kadastro ölçümlerinden veya teknik bir sınır hatasından kaynaklanan ve kişinin gerekli özeni göstermesine rağmen fark edemeyeceği bir taşkınlık ile;
komşusunun açıkça:
“Burası benim arazim, buraya duvar yapma.”
demesine rağmen inşaata devam eden kişinin durumu aynı değildir.
Nitekim Yargıtay’ın taşkın yapı içtihatlarında TMK m.725’in uygulanmasında iyi niyetin temel koşullardan biri olduğu kabul edilmektedir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin eski tarihli bir kararında, uyarıya rağmen inşaata devam eden kişinin iyi niyetli sayılamayacağı özellikle belirtilmiştir.
Bu nedenle sınır ihlali fark edildiğinde zamanında ve ispatlanabilir biçimde itiraz edilmesi önemlidir.
Duvar Tam Sınırın Üzerindeyse Kime Aittir?
Burada durum değişmektedir.
Türk Medeni Kanunu’nun 721. maddesinde oldukça önemli bir karine bulunmaktadır.
İki taşınmazı birbirinden ayırmaya yarayan duvar, parmaklık veya çit gibi sınırlıklar, aksi ispat edilmedikçe her iki komşunun paylı malı sayılır.
Dolayısıyla tam sınır üzerinde bulunan eski bir bahçe duvarının mutlaka yalnızca komşuya ait olduğu söylenemez.
Örneğin iki parselin tam ortasında 40 yıldır bulunan taş duvar varsa, aksi kanıtlanmadıkça bu sınırlığın ortak olduğu karinesi gündeme gelir.
Böyle bir durumda komşulardan birinin tek taraflı olarak:
“Duvar benim, tamamını yıkıyorum.”
demesi de ayrıca hukuki sorun oluşturabilir.
Komşu Kendi Arsasının İçine Duvar Yaparsa Engel Olabilir miyim?
Her zaman değil.
Bu ayrım son derece önemlidir.
Komşu duvarı tamamen kendi parsel sınırları içerisinde yapmışsa sırf duvarı beğenmemeniz veya manzaranızı azaltması nedeniyle her durumda yıkılmasını isteyemezsiniz.
Ancak duvar kendi arsasında olsa dahi;
- komşuluk hukukundaki tahammül sınırlarını aşması,
- taşınmazınıza zarar vermesi,
- tehlike oluşturması,
- özel imar kurallarına aykırı olması,
- taşınmazınızı olağan dışı biçimde etkilemesi
gibi durumlarda farklı hukuki yollar gündeme gelebilir.
TMK m.737, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını kullanırken komşularını olumsuz etkileyecek taşkınlıklardan kaçınmasını emretmektedir.
Bu nedenle “duvar benim parselimde, istediğim kadar yüksek yaparım” yaklaşımı da mutlak değildir.
Manzaramı Kapatan Duvarın Yıkılmasını İsteyebilir miyim?
Tek başına manzaranın kapanması her olayda yıkım hakkı doğurmaz.
Ancak duvarın yüksekliği, araziye yapılan dolgu, kot değişikliği ve ortaya çıkan etkinin komşuluk hukukunda kabul edilebilir tahammül sınırlarını aşması durumunda müdahalenin giderilmesi gündeme gelebilir.
Bu konuda Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2016/3648 E., 2018/6503 K. sayılı kararı dikkat çekicidir.
Uyuşmazlıkta komşu taşınmazdaki 1,5-2 metre yüksekliğindeki istinat duvarı ve arazi dolgusu nedeniyle diğer taşınmazın kullanımının ve görüşünün etkilenmesi tartışılmıştır. Yargıtay; mahkemenin taşınmazların özelliklerini, müdahalenin ağırlığını ve objektif tahammül sınırlarını değerlendirmesi gerektiğini, ayrıca müdahalenin giderilmesinde tarafların yarar ve çıkar dengesinin gözetilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Dolayısıyla mesele yalnızca duvarın varlığı değildir.
Duvarın nerede bulunduğu ve komşu taşınmaz üzerinde nasıl bir etki yarattığı önemlidir.
Mahkeme Her Zaman Duvarın Tamamını mı Yıktırır?
Hayır.
Müdahale yalnızca duvarın belirli bir bölümündeyse veya komşuluk hukukuna aykırılık daha sınırlı bir müdahaleyle giderilebiliyorsa mahkeme buna göre karar verebilir.
Yargıtay, komşuluk hukukundan doğan davalarda davacının zararının giderilmesini esas almakla birlikte, davalıya gereksiz yere daha ağır külfet yüklenmemesi gerektiğini de kabul etmektedir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2018 tarihli kararında, yıkılması gereken duvar bölümünün bilirkişi raporunda ölçü ve boyutlarıyla açıkça gösterilmesi gerektiği özellikle vurgulanmıştır.
Bu nedenle mahkeme kararı örneğin:
“Duvar yıkılsın.”
şeklinde belirsiz bırakılmamalı;
hangi bölümün ne ölçüde kaldırılacağı teknik olarak belirlenmelidir.
Komşunun Duvarını Kendim Yıkabilir miyim?
Genellikle bu yolu tercih etmek doğru değildir.
Duvarın sizin taşınmazınıza geçtiğini düşünmeniz, size her durumda doğrudan iş makinesi getirip komşunun yaptığı duvarı yıkma yetkisi vermez.
Çünkü sınırın gerçekte nereden geçtiği konusunda yanılıyor olabilirsiniz.
Ayrıca duvarın ortak sınırlık olması veya başka bir hukuki statüsünün bulunması mümkündür.
Kendi imkânlarınızla yapılan müdahale;
tazminat, komşuluk uyuşmazlığı ve olayın niteliğine göre ceza hukuku bakımından da yeni sorunlara neden olabilir.
Bu nedenle öncelikle teknik sınırın belirlenmesi ve ardından hukuki yola başvurulması daha güvenlidir.
Komşu Duvarı Yeni Yapmaya Başladıysa Ne Yapılmalı?
Bu durumda erken hareket etmek özellikle önemlidir.
Duvar tamamlandıktan ve yıllarca kullanıldıktan sonra uyuşmazlığı çözmek yerine yapım aşamasında sınırın belirlenmesi çok daha kolay olabilir.
Taşkınlık şüphesi varsa kadastro veya harita uzmanından teknik ölçüm alınabilir.
Sınır ihlali açıkça görülüyorsa komşuya yazılı itirazda bulunulabilir.
İnşaatın devam etmesi hâlinde somut olayın koşullarına göre delil tespiti ve ihtiyati tedbir seçenekleri de değerlendirilebilir.
Özellikle TMK m.725’teki 15 günlük itiraz düzenlemesi nedeniyle yeni fark edilen taşkınlıklarda gecikmemek önemlidir.
Delil Tespiti Neden Önemlidir?
Duvar uyuşmazlıklarında en önemli delillerden biri teknik ölçümdür.
Mahkemede;
tapunun kime ait olduğu kadar, duvarın koordinat olarak hangi parsel içerisinde bulunduğu da belirlenmelidir.
Bu nedenle tapu kayıtları, kadastro paftası ve aplikasyon krokisi büyük önem taşır.
Gerektiğinde mahkemeden delil tespiti istenerek fen bilirkişisi aracılığıyla;
duvarın konumu, sınırdan ne kadar taştığı, taşan bölümün uzunluğu ve yüzölçümü tespit edilebilir.
Bu teknik tespit ileride açılacak elatmanın önlenmesi ve yıkım davasının en önemli delillerinden biri olabilir.
Duvar Nedeniyle Kullanamadığım Alan İçin Para İsteyebilir miyim?
Somut olayın koşullarına göre ecrimisil yani haksız kullanım tazminatı da gündeme gelebilir.
Örneğin komşu yalnızca duvar yapmakla kalmamış, duvarı sizin parselinizin iki metre içerisine çekerek bu alanı yıllardır kendi bahçesinin bir bölümü gibi kullanmış olabilir.
Bu durumda yalnızca duvarın kaldırılması değil, şartları oluşmuşsa haksız kullanılan dönem için ecrimisil talebi de değerlendirilebilir.
Yargıtay uygulamasında taşkın yapı nedeniyle açılan davalarda elatmanın önlenmesi ve yıkım taleplerinin yanında ecrimisil taleplerinin de ileri sürüldüğü görülmektedir.
Ancak ecrimisilin koşulları ve hesaplanacak miktar ayrıca değerlendirilmelidir.
Dava Açmadan Önce Arabuluculuğa Başvurmak Gerekir mi?
Burada uyuşmazlığın hukuki niteliği önemlidir.
1 Eylül 2023 tarihinden itibaren komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Bu düzenleme 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/B maddesine 7445 sayılı Kanun ile eklenmiştir.
Ancak her elatmanın önlenmesi davası otomatik olarak komşuluk hukukundan kaynaklanmaz.
Örneğin tamamen mülkiyet hakkına dayalı, TMK m.683 kapsamındaki salt haksız işgal ile TMK m.737 ve devamındaki komşuluk hukukundan kaynaklanan müdahale hukuken ayrılmalıdır.
Bu nedenle somut duvar uyuşmazlığında dava şartı arabuluculuk bulunup bulunmadığı, davanın hukuki sebebi ve talepleri belirlenerek ayrıca değerlendirilmelidir.
Hangi Mahkemede Dava Açılır?
Elatmanın önlenmesi ve yıkım uyuşmazlıklarında özel bir görev kuralı bulunmadığı hâllerde görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir.
HMK m.2, aksine özel düzenleme bulunmadıkça malvarlığı haklarına ilişkin davalarda Asliye Hukuk Mahkemesini görevli kabul etmektedir.
Taşınmazın aynına ilişkin davalarda ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. HMK m.12 bu hususu açıkça düzenlemektedir.
Örneğin uyuşmazlık konusu arsa İstanbul Bakırköy’deyse tarafların Ankara’da ikamet etmesi, kural olarak davanın Ankara’da açılabileceği anlamına gelmez.
“Duvar 20 Yıldır Burada, Artık Bir Şey Yapamazsın” Savunması Doğru mu?
Bu tür ifadeler uygulamada oldukça sık kullanılmaktadır.
Ancak bir kişinin başkasının tapulu taşınmazına fiziksel müdahalede bulunması sırf uzun süre geçtiği için otomatik olarak hukuka uygun hâle gelmez.
Bununla birlikte duvarın ne zaman yapıldığı, sınırın eskiden nasıl belirlendiği, tarafların geçmişteki davranışları, taşınmazların kadastro durumu ve davalının iyi niyet iddiası özellikle taşkın yapı hükümleri bakımından önem taşıyabilir.
Bu nedenle:
“Duvar 20 yıldır burada, artık o toprak benim oldu.”
şeklindeki yaklaşımın her olay için doğru olduğunu söylemek mümkün değildir.
Tapulu taşınmazlarda sınır ve mülkiyet meselesinin somut kayıtlar üzerinden incelenmesi gerekir.
Komşu Bahçenize Duvar Çektiyse Ne Yapmalısınız?
Böyle bir durumda en güvenli yol sırasıyla tapu ve kadastro sınırını kontrol etmek, teknik ölçüm yaptırmak, duvarın gerçekten sınırı aşıp aşmadığını tespit etmek, yeni yapılan bir taşkınlık varsa gecikmeden yazılı itirazda bulunmak, fotoğraf-video ve ölçüm belgelerini saklamak, uyuşmazlığın komşuluk hukukundan kaynaklanması hâlinde dava şartı arabuluculuğu değerlendirmek ve sonuç alınamazsa elatmanın önlenmesi ile gerektiğinde yıkım, eski hâle getirme ve ecrimisil taleplerini ileri sürmektir.
Özellikle yalnızca gözle yapılan tahmine dayanarak hareket edilmemelidir.
Birçok sınır davasında tarafların yıllardır gerçek sınır olduğunu düşündükleri duvar veya çitin kadastro sınırı olmadığı teknik ölçüm sonucunda ortaya çıkabilmektedir.
Örnek Olay: Komşu Arsama 50 Santimetre Girerek Duvar Yaptı
Toplam 600 metrekarelik bir arsanız olduğunu düşünelim.
Komşunuz 25 metre uzunluğundaki sınır boyunca yeni beton duvar yapıyor.
Daha sonra yapılan teknik ölçümde duvarın yaklaşık 50 santimetre sizin parselinize doğru kaydırıldığı ortaya çıkıyor.
Bu durumda yaklaşık 12,5 metrekarelik bölüm duvarın diğer tarafında kalmaktadır.
Komşunuz:
“Duvarın konumu önemli değil, senin kullanımına zaten engel olmuyor.”
diyerek durumu geçiştiremez.
Mülkiyet hakkının korunması bakımından yalnızca bugün ortaya çıkan kullanım zararı değil, taşınmaz sınırının haksız biçimde ihlal edilmesi de önemlidir.
Şartları varsa elatmanın önlenmesi ve duvarın taşkın bölümünün kaldırılması talep edilebilir.
Ancak karşı taraf TMK m.725 kapsamında iyi niyet ve temliken tescil veya irtifak hakkı iddiasında bulunuyorsa bu savunmanın şartlarının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Yargıtay Duvar Uyuşmazlıklarında Neye Bakıyor?
Yargıtay uygulamasından çıkan temel yaklaşım şudur:
Mahkeme yalnızca tarafların:
“Duvar benim arsama girdi.”
veya;
“Hayır, kendi arsama yaptım.”
şeklindeki açıklamalarıyla karar vermemelidir.
Tapu kayıtları, çap ve krokiler getirtilmeli, mahallinde keşif yapılmalı ve gerekli olduğunda kadastro veya fen bilirkişisinden teknik rapor alınmalıdır.
Komşuluk hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda ayrıca müdahalenin objektif olarak tahammül sınırlarını aşıp aşmadığı ve zararın daha hafif bir önlemle giderilip giderilemeyeceği araştırılmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2016/3648 E., 2018/6503 K. sayılı kararında tam olarak bu yöntemi benimsemiş; yıkılacak duvar bölümünün dahi bilirkişi tarafından ölçüleriyle belirlenmesini istemiştir.
Sonuç: Komşu Sınırı Geçerek Duvar Yapamaz, Ancak Yıkım Her Olayda Otomatik Değildir
Bir taşınmaz sahibi kendi arsasını duvar veya çitle çevirebilir. Türk Medeni Kanunu da taşınmaz malikinin sınırını çit veya duvar gibi sınırlıklarla çevirmesine ilişkin hükümler içermektedir. Bununla birlikte bu yetki, komşunun mülkiyet alanına girme hakkı vermez. TMK m.749 da sınırlıkların yapılmasına ilişkin düzenleme getirirken mevcut mülkiyet ve komşuluk hükümlerini korumaktadır.
Komşunun yaptığı duvar sizin parselinize taşmışsa şartları doğrultusunda elatmanın önlenmesi ve duvarın kaldırılması/yıkılması talep edilebilir.
Ancak uyuşmazlık değerlendirilirken;
duvarın gerçek kadastro sınırına göre nerede bulunduğu, sınırı ne kadar geçtiği, taşkınlığın nasıl meydana geldiği, yapı sahibinin iyi niyetli olup olmadığı, taşınmaz malikinin taşmayı ne zaman öğrendiği, 15 günlük sürede itiraz edilip edilmediği ve olayda TMK m.725’in uygulanıp uygulanamayacağı birlikte değerlendirilmelidir.
Ayrıca duvar tam olarak iki taşınmazı ayıran sınırın üzerinde bulunuyorsa TMK m.721 gereğince, aksi ispat edilene kadar iki komşunun paylı malı olduğu karinesi gündeme gelir.
Bu nedenle komşunun yaptığı duvar nedeniyle uyuşmazlık yaşayan taşınmaz sahibinin ilk yapması gereken şey duvarı kendi başına yıkmak değil, gerçek parsel sınırını teknik olarak tespit ettirmektir.
Sınır ihlali kesinleştikten sonra ise olayın niteliğine göre itiraz, dava şartı arabuluculuk, elatmanın önlenmesi, yıkım, eski hâle getirme ve ecrimisil seçenekleri birlikte değerlendirilmelidir.