Kazadan Sonra %100 Kusurlu mu Çıktınız? Trafik Kazasında Kusur Oranına Nasıl İtiraz Edilir?
Kazadan Sonra %100 Kusurlu mu Çıktınız? Trafik Kazasında Kusur Oranına Nasıl İtiraz Edilir?
Trafik kazası sonrasında sürücüler arasında en sık yaşanan uyuşmazlıklardan biri kusur oranıdır. Kaza anında kendisinin kusursuz olduğunu düşünen bir sürücü, birkaç gün sonra telefonuna gelen bildirimde %50 veya hatta %100 kusurlu olduğunu görebilir.
Örneğin sürücü kendi şeridinde ilerlediğini, karşı aracın kontrolsüz şekilde şerit değiştirdiğini düşünürken Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi kayıtlarında;
A aracı: %100 kusurlu
B aracı: %0 kusurlu
şeklinde bir sonuç ortaya çıkabilir.
Böyle bir durumda belirlenen kusur oranının kesin ve değiştirilemez olduğu düşünülmemelidir.
Özellikle yalnız maddi hasarlı trafik kazalarında tarafların kendi aralarında düzenledikleri Kaza Tespit Tutanağına (KTT) dayanılarak sigorta şirketleri tarafından yapılan kusur değerlendirmelerine karşı özel bir itiraz prosedürü bulunmaktadır. Sigorta şirketlerinin değerlendirmesi sonucunda uyuşmazlık devam ederse, olayın niteliğine göre Sigorta Tahkim Komisyonu veya yargı yolu gündeme gelebilir.
Üstelik mahkeme veya tahkim yargılamasında kusur oranı yeniden bilirkişi incelemesine konu edilebilir. Yargıtay uygulamasında da birbiriyle çelişen kusur değerlendirmelerinin bulunduğu durumlarda, uzman bilirkişiden rapor alınarak kusurun yeniden belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Bu nedenle trafik kazasında;
“TRAMER beni %100 kusurlu buldu, artık hiçbir şey yapamam.”
düşüncesi her durumda doğru değildir.
Ancak itirazın hangi makama ve hangi süre içerisinde yapılacağı, kazanın taraflarca düzenlenen maddi hasarlı kaza tespit tutanağına mı yoksa polis/jandarma tarafından düzenlenen tutanağa mı dayandığına göre ayrıntılı biçimde değerlendirilmelidir.
Trafik Kazasında Kusur Oranı Neden Bu Kadar Önemlidir?
Trafik kazasında belirlenen kusur oranı yalnızca “kazaya kim sebep oldu?” sorusunun cevabı değildir.
Kusur oranı, trafik kazasından kaynaklanan birçok maddi talebin miktarını doğrudan etkileyebilir.
Bunların başında;
- araç hasar bedeli,
- araç değer kaybı,
- araç mahrumiyet bedeli,
- kazanç kaybı,
- bedensel zarar tazminatları,
- destekten yoksun kalma tazminatı
gelmektedir.
Örneğin araçta gerçek olarak 150.000 TL değer kaybı meydana geldiğini düşünelim.
Karşı taraf %100 kusurluysa, sigorta teminatı ve diğer koşullar çerçevesinde 150.000 TL üzerinden değerlendirme yapılabilir.
Ancak sürücüler;
%50 – %50
kusurlu kabul edilmişse talep edilebilecek zarar;
150.000 TL × %50 = 75.000 TL
seviyesine düşebilir.
Dolayısıyla yanlış belirlenen kusur oranı, araç sahibinin yalnızca sigorta kaydını değil alabileceği tazminatı da doğrudan etkileyebilir.
Kusur Oranını Kim Belirler?
Burada öncelikle kazanın nasıl kayıt altına alındığının belirlenmesi gerekir.
Yalnız maddi hasarlı ve tarafların kendi aralarında tutanak düzenleyebildiği kazalarda sürücüler kaza tespit tutanağını doldurur.
SBM’nin güncel sistemine göre tutanaklar sigorta şirketlerine iletildikten sonra şirketler tarafından elektronik ortamda SBM’ye aktarılır. Tutanak SBM sistemine girdikten sonra sigorta şirketleri 3 iş günü içerisinde kendi kusur değerlendirmelerini yapar.
Sistemde araçlar bakımından;
- %0,
- %50,
- %100
şeklinde sorumluluk oranları belirlenmektedir.
Sigorta şirketlerinin tamamı aynı oran üzerinde anlaşırsa dosya şirketler arası mutabakatla sonuçlanır.
Sigorta şirketleri farklı kusur oranları belirlerse dosya Kaza Kusur Değerlendirme Komisyonuna gönderilir. Komisyonun dosyayı 3 iş günü içerisinde sonuçlandırması öngörülmektedir.
Kaza Tespit Tutanağını İmzalamak %100 Kusuru Kabul Etmek Anlamına mı Gelir?
Hayır.
Bu konu uygulamada çok sık yanlış anlaşılmaktadır.
Tarafların kendi aralarında düzenlediği maddi hasarlı kaza tespit tutanağında sürücülerin imzalarının bulunması gerekmektedir. Eksik imzalı tutanak işleme alınmayabilir.
Ancak sürücünün tutanağı imzalaması, sigorta şirketinin daha sonra kendisi hakkında belirleyeceği;
%0, %50 veya %100 kusur oranını önceden kabul ettiği
anlamına gelmez.
Nitekim kusur oranları tutanak düzenlendikten sonra sigorta şirketleri tarafından ayrıca değerlendirilmektedir. Taraflara kusur sonucuna karşı ayrıca itiraz imkânı tanınması da bunun doğal sonucudur.
Bununla birlikte tutanağa yazılan;
- sürücü beyanları,
- kroki,
- araçların hareket yönleri,
- ilk temas noktaları
sonraki kusur değerlendirmesinde son derece önemli olduğundan tutanağın kaza anında dikkatli hazırlanması gerekir.
“Tutanağa Yanlış Yazdım” Demek Tek Başına Yeterli midir?
Çoğu zaman hayır.
Örneğin kazadan sonra sürücü heyecanla;
“Şerit değiştirirken diğer araçla çarpıştım.”
şeklinde bir ifade yazmış olabilir.
Daha sonra;
“Aslında ben şerit değiştirmiyordum.”
şeklinde itiraz edilmesi hâlinde ilk beyan önemli bir delil hâline gelebilir.
Bu nedenle kusur itirazının yalnızca yeni bir anlatıma değil;
- kamera görüntüsü,
- araç hasar noktaları,
- olay yeri fotoğrafları,
- yol çizgileri,
- trafik işaretleri,
- tanık anlatımları
gibi objektif delillere dayanması çok daha önemlidir.
Şirketler Arası Mutabakatla Belirlenen Kusur Oranına Nasıl İtiraz Edilir?
SBM’de şirketler arasında mutabakatla belirlenmiş kusur oranına karşı özel bir itiraz prosedürü bulunmaktadır.
2017/18 sayılı Genelge kapsamında sigortalı, kusur oranının kendisine bildirilmesinden itibaren bir defaya mahsus olmak üzere 5 iş günü içerisinde itiraz edebilir.
Ancak itirazın önemli bir şartı vardır:
Değerlendirmeye etki edebilecek yeni veya ilave bilgi ve belge sunulmalıdır.
Sigorta şirketleri yapılan itiraz üzerine kusur değerlendirmesini yeniden inceler ve Genelge kapsamında 3 iş günü içerisinde yeniden değerlendirmede bulunur.
Bu nedenle itiraz;
“%100 kusuru kabul etmiyorum.”
şeklindeki tek cümlelik bir başvurudan ibaret bırakılmamalıdır.
Kusur Oranına İtirazda 5 İş Günlük Süre Ne Zaman Başlar?
Süre kusur oranlarının ilgililere bildirilmesinden itibaren başlar.
Dolayısıyla kaza tarihinden itibaren 5 gün şeklinde hesaplama yapılmamalıdır.
Örneğin;
Kaza tarihi: 1 Ağustos
Kusur sonucunun bildirilme tarihi: 6 Ağustos
ise 5 iş günlük itiraz süresi kaza tarihinden değil, bildirimin yapıldığı tarihe göre değerlendirilir.
SBM, bu hakkın belirlenen sorumluluk oranlarının bildiriminden itibaren kullanılacağını açıkça belirtmektedir.
Bu süre kısa olduğu için kusur sonucu öğrenildikten sonra delillerin hızla toplanması gerekir.
İtiraz Nereye Yapılır?
Şirketler arası mutabakatla sonuçlanan kusur oranında sigortalının itirazı sigorta şirketine yöneltilir.
SBM’nin açıklamasına göre yeni bilgi ve belgelerle birlikte 5 iş günü içinde sigorta şirketine başvurulabilir.
Burada önemli bir istisna bulunmaktadır.
Kazaya karışan iki aracın trafik sigortası da aynı sigorta şirketi tarafından düzenlenmişse, taraflar SBM’nin “Kaza Tespit Tutanağı Sorgulama ve İtiraz” sistemi üzerinden 5 iş günü içerisinde itiraz edebilir ve dosyanın Kaza Kusur Değerlendirme Komisyonunca incelenmesini sağlayabilir.
5 İş Gününü Kaçırırsam Artık Kusura İtiraz Edemez miyim?
SBM sistemi içerisindeki özel itiraz imkânı bakımından 5 iş günlük süre önemlidir.
Ancak bu sürenin kaçırılması, kusur oranının her türlü hukuki uyuşmazlık açısından sonsuza kadar değiştirilemez hâle geldiği anlamına gelmez.
2017/18 sayılı Genelgede, 5 iş günlük itiraz hakkı kullanılmamışsa veya itiraz yapılmasına rağmen uyuşmazlık devam ediyorsa, uyuşmazlığın Sigorta Tahkim Komisyonu veya özel hukuk yolları üzerinden çözülmesinin mümkün olduğu belirtilmektedir.
Dolayısıyla SBM içindeki kısa itiraz süresinin kaçırılması ile mahkemede tazminat uyuşmazlığı sırasında kusurun yeniden tartışılması birbirinden ayrılmalıdır.
Bununla birlikte süresinde SBM/sigorta itirazı yapılması delillerin erken değerlendirilmesi ve uyuşmazlığın büyümeden çözülmesi açısından son derece önemlidir.
Kusur İtirazında Hangi Belgeler Sunulmalıdır?
Kusur oranını değiştirebilecek en önemli unsur objektif delildir.
Özellikle aşağıdaki deliller önem taşıyabilir:
- kaza anına ilişkin araç kamerası görüntüsü,
- çevredeki iş yerlerinin güvenlik kamerası görüntüleri,
- MOBESE veya kamu kamerası görüntüleri,
- kaza yerinde çekilen fotoğraflar,
- kaza anından hemen sonraki videolar,
- araçların hasar aldığı bölgeleri gösteren fotoğraflar,
- yol çizgileri,
- trafik levhaları,
- trafik ışıklarının konumu,
- kavşak yapısı,
- fren ve sürüklenme izleri,
- tanık beyanları,
- GPS veya araç konum kayıtları,
- araç üzerindeki teknik kayıtlar,
- varsa bağımsız trafik bilirkişisi değerlendirmesi.
Özellikle kamera görüntüleri söz konusuysa gecikmeden hareket etmek gerekir. Özel işletmeler veya kamu kurumlarının kayıtları sürekli olarak saklanmayabilir.
Araçların Hasar Noktaları Kusuru Değiştirebilir mi?
Evet.
Kaza sonrasında araçların hangi bölgeden hasar aldığı, sürücü anlatımlarıyla birlikte son derece önemli teknik delil olabilir.
Örneğin bir sürücü;
“Diğer araç benim şeridime girdi.”
demektedir.
Karşı taraf ise;
“Şerit değiştiren oydu.”
şeklinde beyanda bulunmaktadır.
Bu durumda;
- A aracının sol ön kısmı,
- B aracının sağ yan kapıları
boyunca meydana gelen sürtme ve çarpma izleri kazanın gelişimi hakkında teknik bilgi sağlayabilir.
Uzman trafik bilirkişisi araçların;
- çarpışma açılarını,
- darbe noktalarını,
- hareket yönlerini,
- yol geometrisini
birlikte değerlendirerek sürücü beyanlarının fiziksel bulgularla uyumlu olup olmadığını inceleyebilir.
Bu nedenle araç onarılmadan önce hasarların ayrıntılı şekilde fotoğraflanması büyük önem taşır.
Kamera Kaydı Varsa Kusur Oranı Değişebilir mi?
Elbette.
Kamera görüntüsü kusur itirazlarında en güçlü delillerden biri olabilir.
Örneğin kaza tespit tutanağında;
“A aracı kontrolsüz şekilde kavşağa girdi.”
şeklinde değerlendirme yapılmış olabilir.
Ancak iş yeri kamerasında;
- B aracının kırmızı ışıkta geçtiği,
- A aracının yeşil ışıkta hareket ettiği
açıkça görülüyorsa kusur değerlendirmesinin temelini değiştirebilecek yeni bir delil ortaya çıkmış olur.
Bu nedenle özellikle;
- kavşak,
- AVM otoparkı,
- akaryakıt istasyonu,
- site girişi,
- iş yeri önü,
- belediye kamerasının bulunduğu bölgeler
gibi alanlarda meydana gelen kazalarda kamera araştırması gecikmeden yapılmalıdır.
Tanık Beyanı Kusur İtirazında Kullanılabilir mi?
Evet.
Kaza tespit tutanağında da varsa görgü tanıklarının iletişim bilgilerinin yazılabileceği bölüm bulunmaktadır. SBM’nin resmi KTT formunda tanık bilgileri için ayrıca alan ayrılmıştır.
Ancak tanık beyanı değerlendirilirken tanığın;
- kazayı gerçekten görüp görmediği,
- taraflarla ilişkisi,
- hangi noktada bulunduğu,
- görüş açısının uygun olup olmadığı
önemlidir.
Objektif kamera ve fiziksel bulguların bulunması hâlinde bunlar çoğu zaman kusur incelemesinde daha güçlü teknik veri sağlayabilir.
Krokinin Yanlış Çizilmesi Kusuru Etkiler mi?
Evet.
Kaza tespit tutanağındaki kroki, sigorta şirketlerinin ilk kusur değerlendirmesinde temel verilerden biridir.
Resmî KTT formunda sürücülerden;
- cadde ve sokakların,
- araçların hareket yönlerinin,
- yol çizgilerinin,
- A ve B araçlarının
kroki üzerinde gösterilmesi istenmektedir.
Örneğin iki şeritli bir yolda B aracı aslında sağdan sola şerit değiştirirken kroki yanlışlıkla A aracının şerit değiştirdiğini gösteriyorsa kusur tamamen farklı çıkabilir.
Böyle bir durumda itirazda;
- olay yeri fotoğrafları,
- doğru kroki,
- kamera görüntüleri
sunularak ilk çizimin neden hatalı olduğu açıklanmalıdır.
KTK’ya Göre Asli Kusur Sayılan Hâller Nelerdir?
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 84. maddesinde trafik kazalarında asli kusur kabul edilen bazı sürücü davranışları düzenlenmiştir.
Bunlar arasında örneğin;
- kırmızı ışıkta geçmek,
- karşı yöndeki trafik şeridine girmek,
- arkadan çarpmak,
- geçme yasağı bulunan yerde geçmek,
- doğrultu değiştirme manevrasını hatalı yapmak,
- kavşaklarda geçiş önceliğine uymamak
gibi davranışlar bulunmaktadır. KTK’nın güncel metni Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat sisteminde yayımlanmaktadır.
Ancak bir davranışın kanunda asli kusur hâlleri arasında sayılması dahi, somut kazanın fiziksel oluş şeklinin araştırılmasına engel değildir.
Örneğin ilk bakışta arkadan çarpma gibi görünen bir kazada karşı aracın aniden şerit değiştirerek diğer aracın önüne girmesi gibi farklı bir kaza mekanizması ileri sürülebilir.
Burada karar verilecek husus yalnızca;
“Darbe arkada mı?”
değil,
“Kazanın gerçekleşmesine hangi sürücü davranışı hangi ölçüde sebep oldu?”
sorusudur.
Her Arkadan Çarpan Araç Otomatik Olarak %100 Kusurlu mudur?
Arkadan çarpma, Karayolları Trafik Kanunu’ndaki asli kusur hâlleri arasında yer almaktadır ve olağan durumda arkadan gelen sürücünün takip mesafesini koruma yükümlülüğü nedeniyle kusuru ağırdır.
Ancak trafik kazaları yalnızca aracın hasar yerine bakılarak değerlendirilmemelidir.
Örneğin öndeki aracın;
- kontrolsüz şekilde şerit değiştirmesi,
- diğer aracın çok kısa mesafede önüne girmesi
gibi farklı ihlallerin bulunması hâlinde olayın tamamı teknik olarak değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla;
“Ben arkadan vurdum, itiraz etmenin hiçbir anlamı yok.”
şeklindeki yaklaşım her somut olay açısından doğru olmayabilir.
Ancak itirazın güçlü teknik delillere dayanması gerekir.
Kavşak Kazalarında Kusur Nasıl Belirlenir?
Kavşak kazaları kusur itirazlarının en sık görüldüğü olaylardandır.
Burada;
- trafik ışığı,
- DUR levhası,
- YOL VER levhası,
- ana yol/tali yol durumu,
- dönüş yönleri,
- araçların kavşağa giriş sırası,
- geçiş hakkı ve geçiş önceliği kuralları
birlikte değerlendirilmelidir.
Örneğin sürücü;
“Ben sağdan geliyordum, bu yüzden geçiş hakkı bendeydi.”
diyebilir.
Ancak kavşakta trafik levhası bulunuyorsa yalnızca sağdan gelen araç kuralına dayanmak doğru olmayabilir.
Bu nedenle itirazdan önce olay yeri yeniden incelenerek kazanın meydana geldiği tarihte mevcut trafik işaretlerinin tespit edilmesi yararlı olabilir.
Şerit Değiştirme Kazalarında Kusura Nasıl İtiraz Edilir?
Şerit değiştirme kazalarında genellikle iki sürücü de;
“Ben kendi şeridimdeydim, diğer araç benim üzerime geldi.”
demektedir.
Bu durumda kusurun belirlenmesinde;
- yol çizgileri,
- araçların ilk darbe noktaları,
- hasarın araç üzerinde ilerleyiş yönü,
- kamera görüntüsü,
- tutanak krokisi
özellikle önem taşır.
Örneğin A aracının sol ön tamponuyla B aracının sağ arka çamurluğunun çarpışması ile A aracının tüm sol yanının B aracının ön tarafıyla sürtüşmesi aynı kaza mekanizmasına işaret etmeyebilir.
Bu nedenle teknik bilirkişi incelemesi önem kazanır.
Park Hâlindeki Araca Çarpılması Durumunda Kusur
Park hâlindeki aracın hukuka uygun biçimde park etmiş olması durumunda hareket hâlindeki aracın sorumluluğu ağır olacaktır.
Ancak park edilen aracın;
- yasak yerde,
- görüşü engelleyecek şekilde,
- gece gerekli işaretlemeler yapılmadan,
- trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek biçimde
bırakılmış olması hâlinde somut olay ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle “araç park hâlindeydi” bilgisi tek başına her kazada kusuru çözmeyebilir.
Polis veya Jandarmanın Tuttuğu Kaza Tutanağına Nasıl İtiraz Edilir?
Bu durum, tarafların kendi arasında düzenlediği KTT’den ayrılmalıdır.
Bazı kazalarda tarafların kendi aralarında maddi hasarlı kaza tespit tutanağı düzenlemesi mümkün değildir.
SBM’nin güncel açıklamasına göre örneğin;
- kazada ölüm veya yaralanma varsa,
- sürücülerden birinin gerekli sürücü belgesi yoksa,
- alkol veya uyuşturucu şüphesi varsa,
- araçlardan birinin geçerli trafik sigortası yoksa,
- kamu malına veya üçüncü kişilere ait eşyaya zarar verilmişse
tarafların kendi aralarında KTT düzenlemesi yerine kolluğa haber verilmesi gerekir.
Polis veya jandarma tarafından düzenlenen tutanak bakımından SBM’deki şirketler arası mutabakata özgü 5 iş günlük KTT itiraz sistemi aynı şekilde uygulanmaz.
Ancak tutanaktaki kusur değerlendirmesi, özel hukuk tazminat uyuşmazlığında değiştirilemez kesin bir yargı kararı değildir.
Mahkeme veya uyuşmazlığın niteliğine göre tahkim önünde;
- trafik tutanağı,
- kamera görüntüleri,
- tanıklar,
- olay yeri krokileri,
- dosyadaki diğer teknik deliller
birlikte incelenerek kusur yeniden değerlendirilebilir.
Polis “Beni Kusurlu Yazdı” Diye Dava Kaybedilmiş Sayılır mı?
Hayır.
Kolluk tarafından düzenlenen trafik kazası tespit tutanağı önemli bir delildir ancak özel hukuk mahkemesinin yapacağı kusur incelemesinin yerine geçen kesin hüküm niteliğinde değildir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi uyarınca hukuk hâkimi kusurun belirlenmesi konusunda ceza hâkiminin kusur değerlendirmesiyle dahi bağlı değildir.
Bu hüküm kusurun özel hukuk alanında bağımsız biçimde değerlendirilmesinin önemini göstermektedir.
Dolayısıyla polis tutanağına dayanılarak bir sürücünün kusurlu görülmesi, daha sonra tazminat davasında uzman trafik bilirkişisinin farklı kusur oranı belirlemesine mutlak engel değildir.
Trafik Cezasına İtiraz ile Kusur Oranına İtiraz Aynı Şey midir?
Hayır.
Bu iki kavramın birbirine karıştırılmaması gerekir.
Örneğin kazadan sonra sürücüye;
“kırmızı ışık ihlali”
nedeniyle ayrıca idari trafik para cezası düzenlenmiş olabilir.
Bu cezanın hukuka aykırı olduğu ileri sürülüyorsa idari yaptırıma karşı başvuru prosedürü ayrı bir hukuki süreçtir.
Buna karşılık kazanın maddi sonuçları bakımından;
%0 – %50 – %100 kusur dağılımı
farklı bir konudur.
Trafik cezasının iptal edilmiş olması kusur uyuşmazlığını otomatik olarak çözmeyebileceği gibi kusur oranına itiraz edilmiş olması da idari para cezasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Kaza Kusur Değerlendirme Komisyonunun Kararına Tekrar SBM Üzerinden İtiraz Edilebilir mi?
Burada şirketler arası mutabakat sonucu ile Komisyon kararı birbirinden ayrılmalıdır.
Şirketlerin kusur konusunda anlaşamaması üzerine dosya Kaza Kusur Değerlendirme Komisyonuna gönderilmiş ve Komisyon tarafından sonuçlandırılmışsa SBM’nin güncel açıklamasında bu kararlara ilişkin itirazların mahkeme yoluyla yapılabileceği belirtilmektedir.
Dolayısıyla Komisyon kararından sonra yeniden aynı sistem içerisinde sınırsız sayıda itiraz yapılması mümkün değildir.
Sigorta Tahkim Komisyonunda Kusur Oranı Yeniden İncelenebilir mi?
Şartları varsa evet.
2017/18 sayılı Genelge, şirketler arası mutabakatla belirlenen kusur konusunda itiraz hakkı kullanılmamış veya itiraza rağmen uyuşmazlık devam etmişse uyuşmazlığın Sigorta Tahkim Komisyonu veya özel hukuk yolları üzerinden çözülebileceğini belirtmektedir.
Ancak burada önemli bir ayrım yapılmalıdır.
Sigorta Tahkim Komisyonunun görevi yalnızca soyut biçimde;
“SBM kaydındaki kusur oranını %100’den %0’a çevirin.”
şeklindeki kayıt düzeltme taleplerini incelemek değildir.
Genellikle kusur oranı;
- araç değer kaybı,
- bakiye hasar bedeli,
- bedensel zarar tazminatı
gibi sigortacının sorumluluğunu etkileyen bir sigorta uyuşmazlığı içerisinde ön sorun olarak değerlendirilir.
Hakem, gerekli görürse uzman bilirkişiden kusur raporu alabilir.
Yargıtay Kusur Raporlarındaki Çelişki Konusunda Ne Diyor?
Yargıtay uygulamasında trafik kazasına ilişkin kusur değerlendirmelerinde raporlar arasında önemli çelişki bulunması hâlinde, bu çelişkinin giderilmeden karar verilmesi doğru kabul edilmemektedir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/17557 E., 2019/7551 K. sayılı kararına konu olayda trafik kaza tespit tutanağı ve savcılık aşamasındaki trafik bilirkişi raporuyla mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporu arasında kusur yönünden ciddi farklılık bulunmuştur.
Yargıtay, uzman bilirkişi kurulundan yeniden rapor alınarak kusur dağılımı bakımından çelişkinin giderilmesi ve kusurun yeniden tespit edilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Bu yaklaşım son derece önemlidir.
Çünkü kusur oranının;
“İlk tutanakta böyle yazıyor.”
denilerek otomatik biçimde kesin kabul edilmemesi gerektiğini göstermektedir.
Bilirkişi Kusuru Neye Göre Hesaplar?
Uzman trafik bilirkişisi yalnızca tarafların ifadelerine göre değerlendirme yapmamalıdır.
Sağlıklı bir kusur raporunda;
- araçların hareket yönleri,
- yolun geometrisi,
- trafik levhaları,
- yol çizgileri,
- hasar noktaları,
- çarpışma açısı,
- kamera görüntüleri,
- sürücü anlatımları,
- tanık ifadeleri,
- Karayolları Trafik Kanunu ve Yönetmelikteki sürüş kuralları
birlikte değerlendirilmelidir.
Raporda ayrıca hangi sürücünün hangi trafik kuralını ihlal ettiği gerekçeli biçimde açıklanmalıdır.
Yalnızca;
“A %75, B %25 kusurludur.”
şeklindeki sonuç cümlesi denetime elverişli bir kusur incelemesi için yeterli olmayabilir.
Kusur Oranı %0, %50 veya %100 Dışında Belirlenebilir mi?
SBM’nin KTT değerlendirme sisteminde sigorta şirketlerinin ilk değerlendirmeleri %0, %50 ve %100 şeklinde yapılmaktadır.
Ancak mahkeme veya bilirkişi incelemesinde kusurun mutlaka bu üç orandan biri olması gerekmez.
Somut olayın özelliklerine göre örneğin;
- %75 – %25,
- %70 – %30,
- %80 – %20
gibi farklı kusur dağılımlarının belirlenmesi mümkündür.
Nitekim Yargıtay kararlarına konu trafik uyuşmazlıklarında bilirkişiler tarafından farklı yüzdesel dağılımlar yapıldığı görülmektedir.
Bu husus özellikle tazminat miktarı bakımından önemlidir.
Kusur Oranı Değişirse Daha Önce Eksik Ödenen Tazminat İstenebilir mi?
Şartları varsa evet.
Örneğin ilk değerlendirmede;
Siz: %50 kusurlu
Karşı taraf: %50 kusurlu
olarak belirlenmiş olsun.
Araçta 200.000 TL değer kaybı bulunduğu için sigorta şirketi karşı tarafın %50 kusurunu dikkate alarak;
100.000 TL
ödeme yapmış olabilir.
Daha sonra yapılan bilirkişi incelemesinde;
Siz: %20
Karşı taraf: %80
kusurlu bulunursanız, karşı tarafın sorumluluğuna isabet eden değer:
200.000 × %80 = 160.000 TL
olacaktır.
Ödenmiş 100.000 TL düşüldüğünde:
60.000 TL bakiye tazminat
gündeme gelebilir.
Dolayısıyla kusur oranının değiştirilmesi özellikle yüksek hasarlı kazalarda ciddi ekonomik sonuç doğurabilir.
Araç Değer Kaybı Talebinde Kusura İtiraz Edilebilir mi?
Evet.
Araç değer kaybı hesabı karşı tarafın kusuruyla doğrudan bağlantılıdır.
Örneğin sigorta şirketi;
“Başvuru sahibi %50 kusurlu olduğundan değer kaybının yarısı ödenmiştir.”
şeklinde savunma yapabilir.
Araç sahibi ise gerçekte kusursuz olduğunu veya kusurunun daha düşük olduğunu düşünüyorsa değer kaybı uyuşmazlığı içerisinde kusur değerlendirmesine de itiraz edebilir.
Bu nedenle değer kaybı dosyası hazırlanırken yalnızca aracın piyasa değeri değil, kusur dosyası da mutlaka incelenmelidir.
Araç Mahrumiyet Tazminatında Kusur Oranı Önemli midir?
Evet.
Araç mahrumiyet bedeli de haksız fiilden kaynaklanan maddi zarar niteliğinde olduğundan zarar görenin kusuru tazminat miktarını etkiler.
Örneğin;
Araç mahrumiyet zararı: 50.000 TL
Karşı tarafın kusuru: %70
ise karşı tarafa yöneltilecek miktar bakımından;
50.000 × %70 = 35.000 TL
hesabı gündeme gelebilir.
Dolayısıyla hatalı kusur oranı yalnızca hasar ve değer kaybını değil araç mahrumiyeti talebini de azaltabilir.
Kusur Oranına İtiraz Dilekçesi Nasıl Hazırlanmalıdır?
Etkili bir itirazın yalnızca duygusal anlatıma dayanmaması gerekir.
Örneğin;
“Ben kesinlikle kusurlu değilim. Karşı taraf yalan söylüyor.”
şeklindeki bir itiraz tek başına güçlü değildir.
Bunun yerine;
“Karşı aracın sağ şeritten sol şeride kontrolsüz şekilde geçiş yaptığı, aracımızın kendi şeridindeki seyrini sürdürdüğü, çarpışmanın karşı aracın sol ön kısmı ile aracımızın sağ arka kapı bölgesinde meydana geldiği, olay yeri kamera görüntülerinin ve araç hasar fotoğraflarının bu hususu doğruladığı”
gibi teknik ve somut açıklamalara yer verilmelidir.
İtiraz dilekçesinde genel olarak;
- kaza tarihi ve yeri,
- araç plakaları,
- mevcut kusur oranı,
- itiraz edilen husus,
- kazanın gerçek oluş şekli,
- karşı tarafın ihlal ettiği trafik kuralı,
- mevcut değerlendirmenin neden hatalı olduğu,
- yeni deliller
açık biçimde gösterilmelidir.
Kaza Anında Kusur İtirazını Kolaylaştırmak İçin Ne Yapılmalıdır?
Kusur uyuşmazlıklarının önemli bölümü kaza anındaki delil eksikliğinden kaynaklanmaktadır.
Bu nedenle yalnız maddi hasarlı bir kazada güvenlik koşulları elveriyorsa araçlar kaldırılmadan önce;
- araçların konumunu,
- şeritleri,
- trafik levhalarını,
- ışıkları,
- hasar noktalarını
gösterecek geniş açılı fotoğraflar çekilmelidir.
SBM’nin resmî KTT formunda da mümkün olan durumlarda araçlar kaldırılmadan önce farklı açılardan fotoğraflar çekilmesi tavsiye edilmektedir.
Ayrıca tutanak krokisi mümkün olduğunca ayrıntılı hazırlanmalıdır.
Kazanın Oluş Şeklinde Anlaşamıyorsanız Tutanak İmzalamak Zorunda mısınız?
Hayır.
SBM’nin güncel açıklamasına göre tarafların maddi hasarlı kaza tespit tutanağı düzenleme konusunda anlaşamaması hâlinde KTT doldurulması zorunlu değildir; bu durumda trafik kolluğuna başvurulabilir.
Bu nedenle karşı tarafın;
“Bunu böyle yaz, imzala, zaten sigorta şirketi karar verecek.”
şeklindeki baskısıyla gerçeğe aykırı bir anlatımı imzalamak doğru değildir.
Özellikle;
- aracın geliş yönü,
- şerit değiştirme,
- trafik ışığının rengi,
- ilk temas noktası
konularında ciddi anlaşmazlık varsa bu husus dikkate alınmalıdır.
Örnek Bir Kusur İtirazı
Günlük hayattan bir örnek üzerinden ilerleyelim.
A aracı sol şeritte düz şekilde seyretmektedir.
B aracı sağ şeritten sol şeride geçmeye çalışırken A aracının sağ ön bölümüne temas etmektedir.
Kaza sonrasında düzenlenen kroki yeterince açık değildir.
Sigorta şirketleri;
A aracı: %100 kusurlu
B aracı: %0 kusurlu
değerlendirmesi yapmıştır.
Ancak A aracının sürücüsü yakındaki iş yerinden kamera görüntüsünü temin etmiştir.
Görüntüde;
- A aracının şeridini değiştirmediği,
- B aracının sağdan sola geçtiği,
- çarpışmanın şerit değiştirme sırasında meydana geldiği
açık biçimde görülmektedir.
Bu durumda sürücü, kusur oranının bildirilmesinden itibaren 5 iş günlük süre içerisindeyse yeni kamera görüntüsünü ekleyerek sigorta şirketinden yeniden değerlendirme talep edebilir.
İtiraz reddedilirse, ortaya çıkan sigorta uyuşmazlığının niteliğine göre tahkim veya yargı yolu değerlendirilebilir.
Kusur İtirazında En Sık Yapılan Hatalar
1. Beş iş günlük sürenin kaçırılması
SBM içindeki özel itiraz mekanizması açısından süre son derece kısadır.
2. Hiçbir yeni delil sunulmaması
2017/18 sayılı Genelge, yeniden değerlendirme talebinde değerlendirmeye etki edebilecek ilave bilgi veya belge sunulmasını aramaktadır.
3. Yalnızca “Ben kusursuzum” denilmesi
Kusur teknik bir değerlendirmedir. Somut kural ihlali açıklanmalıdır.
4. Kamera araştırmasının geç yapılması
Kayıtlar daha sonra silinebilir.
5. Araç onarıldıktan sonra hasar fotoğrafı aramak
İlk darbe noktaları ve hasarın yönü önemli delildir.
6. Polis tutanağı ile SBM KTT sistemini aynı kabul etmek
Bunların itiraz yolları aynı değildir.
7. Trafik cezası ile özel hukuk kusur oranını karıştırmak
İdari yaptırım ve tazminat kusuru farklı hukuki meselelerdir.
8. SBM oranının mahkemeyi kesin olarak bağladığını düşünmek
Mahkemede kusur uzman bilirkişi aracılığıyla yeniden değerlendirilebilir.
Kusur Oranına İtiraz Edilmezse Trafik Sigortası Primi Etkilenebilir mi?
Kaza ve hasar kayıtları sonraki sigorta süreçlerinde önem taşıyabilir.
SBM’nin açıklamalarına göre trafik sigortası prim sisteminde hasarsızlık indirimi ve prim artırım basamakları uygulanmaktadır ve motorlu aracın kazaya karışıp karışmaması prim üzerinde etkili olabilmektedir.
Bu nedenle hatalı kusur kaydının yalnızca mevcut tazminat dosyası bakımından değil sonraki sigorta süreçleri bakımından da önem taşıyabileceği göz ardı edilmemelidir.
Sonuç: %100 Kusurlu Görünmeniz Kusurun Kesin Olduğu Anlamına Gelmez
Trafik kazasından sonra SBM veya sigorta şirketi tarafından belirlenen kusur oranı, özellikle taraflarca düzenlenen maddi hasarlı kaza tespit tutanaklarında belirli hukuki yollarla yeniden değerlendirilebilir.
Şirketler arası mutabakatla belirlenen kusur oranına karşı, kusurun bildirilmesinden itibaren bir defaya mahsus olmak üzere 5 iş günü içerisinde, değerlendirmeyi etkileyebilecek yeni bilgi ve belgeler sunularak sigorta şirketinden yeniden değerlendirme istenebilir. Sigorta şirketlerinin itiraz üzerine 3 iş günü içerisinde yeniden değerlendirme yapması öngörülmektedir.
Sigorta şirketleri ilk aşamada kusur konusunda anlaşamazsa dosya Kaza Kusur Değerlendirme Komisyonuna gönderilir. SBM’nin güncel açıklamasına göre Komisyon tarafından sonuçlandırılan dosyalara ilişkin itirazlar mahkeme yoluyla yapılabilmektedir.
Bununla birlikte özel hukuk tazminat uyuşmazlıklarında;
- KTT,
- polis veya jandarma tutanağı,
- sigorta şirketinin kusur değerlendirmesi
tek başına nihai ve değiştirilemez bir kusur kararı olarak görülmemelidir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi hukuk hâkiminin kusur değerlendirmesinde bağımsızlığını kabul etmekte; Yargıtay da birbiriyle çelişen kusur raporlarının bulunduğu trafik kazalarında uzman bilirkişi incelemesiyle çelişkinin giderilmesi gerektiğini kabul etmektedir.
Bu nedenle trafik kazasında kusur oranına itiraz ederken temel soru;
“Ben neden kusurlu değilim?”
şeklinde soyut bir savunma olmamalıdır.
Asıl ortaya konulması gereken;
“Kaza teknik olarak nasıl meydana geldi, hangi araç hangi trafik kuralını ihlal etti ve bu sonucu hangi objektif deliller doğruluyor?”
sorularının cevabıdır.
Kamera görüntüsü, olay yeri fotoğrafları, araçların darbe noktaları, trafik işaretleri, yol çizgileri, tanıklar ve uzman trafik bilirkişisi incelemesi birlikte değerlendirildiğinde, başlangıçta %100 olarak belirlenen bir kusur oranının dahi somut olayın koşullarına göre yeniden değerlendirilmesi mümkün olabilir.
Özellikle araç hasarı, araç değer kaybı veya araç mahrumiyet bedelinin yüksek olduğu kazalarda kusur oranındaki %10-20’lik bir değişiklik dahi ciddi miktarda tazminat farkı doğurabileceğinden, hatalı olduğu düşünülen kusur oranının süresi içerisinde ve teknik delillerle desteklenerek incelenmesi büyük önem taşımaktadır.