Alkollü Sürücü Ölümlü Kazaya Neden Oldu: Sigorta Şirketi “Alkol Var” Diyerek Tazminat Ödemekten Kaçınabilir mi?
Alkollü Sürücü Ölümlü Kazaya Neden Oldu: Sigorta Şirketi “Alkol Var” Diyerek Tazminat Ödemekten Kaçınabilir mi?
Bir aile düşünelim: Gece saatlerinde eve dönmekte olan bir araç, kırmızı ışıkta bekleyen başka bir araca çarpıyor ve kazada bir kişi hayatını kaybediyor. Yapılan kontrolde kazaya neden olan sürücünün yasal sınırın üzerinde alkollü olduğu tespit ediliyor. Ölen kişinin yakınları sigorta şirketine başvurduklarında ise ilk akla gelen soru şu oluyor:
“Sürücü alkollü olduğu için sigorta şirketi tazminat ödemeyi reddedebilir mi?”
Bu soruya verilecek cevap, özellikle ölümlü trafik kazalarında son derece önemlidir. Çünkü sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişilere karşı sorumluluğu ile sigorta şirketinin daha sonra kendi sigortalısına rücu etmesi birbirinden tamamen farklı hukuki meselelerdir.
Genel kural olarak kazaya neden olan aracın sürücüsünün alkollü olması, ölen kişinin yakınlarının zorunlu trafik sigortasından tazminat talep etme hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Zorunlu trafik sigortasının temel amacı, motorlu aracın işletilmesi nedeniyle zarar gören üçüncü kişilerin korunmasıdır. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları da üçüncü kişilerin ölümü nedeniyle ortaya çıkan destek zararlarının sigorta kapsamında karşılanacağını açıkça düzenlemektedir.
Alkollü Sürücü Kazaya Neden Olursa Trafik Sigortası Devreye Girer mi?
Zorunlu mali sorumluluk sigortası, günlük kullanımda bilinen adıyla trafik sigortası, esas olarak aracın üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına almaktadır.
Kazaya neden olan aracın sürücüsünün kusurlu olması hâlinde; karşı araç sürücüsü, yolcu, yaya veya diğer üçüncü kişiler zarar görmüşse trafik sigortasının sorumluluğu gündeme gelir.
Kazanın ölümle sonuçlanması durumunda ise ölen kişinin desteğinden yoksun kalan kişiler şartları oluşmuşsa destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir.
Sigorta Genel Şartları’nda destekten yoksun kalma teminatı, üçüncü kişinin ölümü nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin uğradığı destek zararlarının karşılanmasına yönelik bir teminat olarak düzenlenmiştir. Sigortacının sorumluluğu ise kaza tarihinde geçerli zorunlu sigorta teminat limitleriyle sınırlıdır.
Dolayısıyla;
“Sürücü alkollüydü, bu nedenle hiçbir ödeme yapmıyoruz.”
şeklindeki bir yaklaşım, zarar gören üçüncü kişilerin tazminat hakkı bakımından kural olarak doğru değildir.
Alkollü Sürücü Nedeniyle Sigorta Ödeme Yapar, Sonra Parayı Geri İsteyebilir mi?
Konunun en önemli noktası burada ortaya çıkmaktadır.
Zorunlu trafik sigortasında iki ayrı hukuki ilişki bulunmaktadır:
Birinci ilişki, zarar gören kişi ile sigorta şirketi arasındadır.
İkinci ilişki ise sigorta şirketi ile sigortalı araç işleteni arasındaki ilişkidir.
Zorunlu trafik sigortasının amacı zarar gören üçüncü kişiyi korumak olduğundan, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan ve sigortacının sorumluluğunu kaldırabilecek bazı durumların zarar görene karşı ileri sürülmesi mümkün değildir.
Nitekim Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4 maddesinde, sigorta sözleşmesinden veya sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünü kaldıran ya da azaltan hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği açık biçimde belirtilmiştir. Buna karşılık ödeme yapan sigortacıya belirli şartlarla sigortalısına rücu etme hakkı tanınmıştır.
Bu nedenle uygulamada şu sonuç ortaya çıkabilir:
Kazaya neden olan aracın trafik sigortası, ölen kişinin yakınlarına örneğin destekten yoksun kalma tazminatını öder. Ancak daha sonra sürücünün yasal sınırın üzerinde alkollü olduğu gerekçesiyle ödediği tutarın tamamını veya bir bölümünü sigortalıdan rücuen talep edebilir.
Başka bir ifadeyle:
Alkollü sürüş, çoğu durumda mağdurun sigortadan para almasını değil, sigorta şirketi ile sigortalı arasındaki nihai sorumluluk ilişkisini etkiler.
Sigorta Şirketinin Alkollü Sürüş Nedeniyle Rücu Hakkı Var mıdır?
Zorunlu trafik sigortası Genel Şartları’nın B.4 maddesinde sigortacının sigortalıya başlıca hangi durumlarda rücu edebileceği belirtilmiştir.
Bunlardan biri de aracın;
ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararlardır.
Dolayısıyla sürücünün yasal sınırın üzerinde alkollü olması, sigorta şirketi bakımından ciddi bir rücu sebebi oluşturabilir.
Ancak uygulamadaki asıl tartışma bundan sonra başlamaktadır:
Sürücünün yalnızca alkollü olması yeterli midir, yoksa kazanın alkolün etkisiyle meydana geldiğinin de kanıtlanması gerekir mi?
Sürücünün Alkollü Olması Tek Başına Yeterli midir?
Bu konuda eski ve yeni Sigorta Genel Şartları ile yargı kararları birlikte değerlendirilmelidir.
Yargıtayın uzun yıllara dayanan uygulamasında, sürücünün yalnızca alkollü olmasının sigorta şirketinin rücu hakkı bakımından yeterli olmadığı; kazanın sürücünün alkol nedeniyle güvenli sürüş yeteneğini kaybetmesi sonucunda meydana gelip gelmediğinin araştırılması gerektiği kabul edilmiştir.
Özellikle eski tarihli uyuşmazlıklarda Yargıtay;
“kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediği”
üzerinde durmaktadır.
Bu değerlendirmede yalnızca promil miktarına bakılması yeterli görülmemekte; trafik uzmanı, nörolog ve gerektiğinde diğer uzmanlardan oluşan bilirkişi heyetlerinin kazanın oluş biçimini değerlendirmesi istenmektedir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin çeşitli kararlarında bu yaklaşım açık biçimde benimsenmiş; yalnızca sürücünün alkollü olmasının hasarın teminat dışında kalması için yeterli olmadığı ifade edilmiştir.
Dahası, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/1051 E., 2026/1268 K. sayılı güncel karar kaydında da kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediğinin uzman incelemesiyle değerlendirilmesine ilişkin yaklaşımın sürdürüldüğü görülmektedir.
Bununla birlikte uygulamada önemli bir ayrışma bulunmaktadır.
1 Haziran 2015 Sonrası Poliçelerde Durum Farklı mı?
1 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın lafzı, önceki düzenlemeden farklıdır.
Yeni Genel Şartlar’da rücu sebebi olarak aracın mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararlar gösterilmiş; eski düzenlemede bulunan güvenli sürüş yeteneğinin kaybedilmesine ilişkin ifade aynı şekilde korunmamıştır.
Bu nedenle bazı bölge adliye mahkemeleri, 1 Haziran 2015 tarihinden sonra düzenlenen poliçelerde kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiğinin ayrıca ispat edilmesine gerek bulunmadığı yönünde kararlar vermektedir.
Örneğin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 2021/1702 E., 2023/863 K. sayılı kararında, yeni Genel Şartlar’ın lafzı dikkate alınmış ve yasal sınırın üzerinde alkollü sürücünün kaza yapması hâlinde eski düzenlemedeki “münhasıran alkol” koşulunun aranmayacağı yönünde değerlendirme yapılmıştır.
Bu noktada uygulamada tam anlamıyla tek çizgili bir yaklaşım bulunduğunu söylemek güçtür.
Bu nedenle alkollü trafik kazalarında rücu değerlendirmesi yapılırken;
kazanın tarihi, poliçenin düzenlenme tarihi, poliçeye uygulanacak Genel Şartlar, sürücünün alkol oranı, sürücünün kusuru, kazanın oluş biçimi ve dosyadaki bilirkişi raporları birlikte değerlendirilmelidir.
Eski Yargıtay kararlarında yer alan “münhasıran alkol” ölçütünün her dosyaya otomatik şekilde uygulanması kadar, sürücünün yalnızca alkollü olmasının hiçbir inceleme yapılmadan sınırsız bir rücu hakkı doğurduğunun kabul edilmesi de somut dosya değerlendirmesi bakımından risklidir.
Ölümlü Kazada Hangi Tazminatlar Sigorta Şirketinden İstenebilir?
Ölümlü trafik kazalarında en önemli maddi tazminat kalemi destekten yoksun kalma tazminatıdır.
Destekten yoksun kalma tazminatı, ölen kişinin yaşamaya devam etmesi hâlinde ekonomik desteğinden yararlanacak kişilerin ölüm nedeniyle kaybettikleri desteğin parasal karşılığıdır.
Örneğin kazada 40 yaşında, evli ve iki çocuk sahibi bir kişinin hayatını kaybettiğini düşünelim. Ölen kişinin eşi ve çocukları gelecekte elde edecekleri ekonomik destekten mahrum kaldıkları için destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilirler.
Somut olayın özelliklerine göre anne ve baba ile ölen kişinin fiilen ve düzenli şekilde destek olduğu başka kişiler bakımından da destek ilişkisi gündeme gelebilir.
Destekten yoksun kalma tazminatının amacı miras bırakılan mal varlığını telafi etmek değildir. Bu nedenle destekten yoksun kalma tazminatı klasik anlamda bir miras alacağı değil, desteğini kaybeden kişinin kendi şahsında doğan bağımsız bir tazminat hakkıdır.
Sigorta Şirketi Manevi Tazminat da Öder mi?
Burada maddi ve manevi tazminat ayrımının yapılması gerekir.
Zorunlu trafik sigortası Genel Şartları kapsamında manevi tazminat talepleri teminat dışında bırakılmıştır.
Bu nedenle ölen kişinin yakınlarının destekten yoksun kalma tazminatı yönünden trafik sigortasına başvurması mümkün olmakla birlikte, ölüm nedeniyle yaşadıkları elem ve ıstırap karşılığında talep edecekleri manevi tazminat bakımından sürücü, işleten ve somut olayda sorumlu olabilecek diğer kişilere başvurulması gündeme gelebilir.
Araç bakımından ayrıca ihtiyari mali sorumluluk sigortası bulunması hâlinde poliçedeki ek teminatların ayrıca incelenmesi gerekir.
Alkollü Sürücünün Kusur Oranı Nasıl Belirlenir?
Önemli bir yanlış anlaşılma da alkollü sürücünün otomatik olarak yüzde yüz kusurlu kabul edildiği düşüncesidir.
Alkollü araç kullanmak başlı başına ciddi bir trafik ihlalidir; ancak trafik kazasındaki kusur oranı yalnızca alkol miktarına bakılarak belirlenmez.
Kazanın nasıl gerçekleştiği de incelenir.
Örneğin alkollü bir sürücü kendi şeridinde ve kurallara uygun şekilde ilerlerken karşı yönden gelen başka bir araç kırmızı ışık ihlali yaparak çarpışmaya neden olmuş olabilir.
Bu durumda alkollü sürücünün trafik mevzuatına aykırı şekilde araç kullanmış olması ile kazanın meydana gelmesindeki teknik kusuru birbirinden ayrılmalıdır.
Kusur değerlendirmesinde;
kaza tespit tutanağı, olay yeri krokisi, kamera görüntüleri, araçların çarpışma noktaları, fren izleri, hız durumu, trafik ışıkları, yol ve hava şartları, tanık anlatımları, ceza soruşturması ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirilir.
Bu nedenle “alkollüydü, o hâlde yüzde yüz kusurludur” şeklindeki otomatik bir değerlendirme hukuken doğru değildir.
Ölen Kişi Alkollü Sürücünün Aracında Yolcuysa Tazminat Alabilir mi?
Ölümlü trafik kazalarında sık karşılaşılan senaryolardan biri de alkollü sürücünün aracındaki yolcunun hayatını kaybetmesidir.
Örneğin üç arkadaş bir restorandan çıktıktan sonra sürücünün alkollü olduğunu bilerek aynı araca binmiş ve araç tek taraflı kazaya karışmış olabilir.
Bu durumda yolcunun yakınlarının tazminat hakkının tamamen ortadan kalktığını söylemek mümkün değildir.
Ancak somut olayın özelliklerine göre ölen yolcunun sürücünün ağır derecede alkollü olduğunu bilerek araca binmesi, müterafik kusur kapsamında değerlendirilerek tazminat miktarı üzerinde tartışma yaratabilir.
Burada da otomatik bir indirimden söz edilemez. Yolcunun sürücünün alkollü olduğunu bilip bilmediği, alkol seviyesinin dışarıdan anlaşılabilir olup olmadığı, birlikte alkol tüketilip tüketilmediği ve olayın diğer koşulları değerlendirilmelidir.
Sigorta Şirketi “Sürücü Alkollüydü” Diyerek Başvuruyu Reddederse Ne Yapılabilir?
Ölümlü trafik kazası sonrasında yapılacak en önemli işlemlerden biri, kazaya neden olan aracın zorunlu trafik sigortasının tespit edilmesi ve gerekli belgelerle sigorta şirketine başvurulmasıdır.
Başvuru sırasında özellikle;
ölüm belgesi, nüfus kayıtları, kaza tespit tutanağı, ceza soruşturması evrakları, varsa bilirkişi ve kusur raporları, ölen kişinin gelirini gösteren belgeler, destek ilişkisini gösteren kayıt ve belgeler ile sigorta poliçesine ilişkin bilgilerin dosyaya kazandırılması önem taşır.
Sigorta şirketinin başvuruyu reddetmesi veya eksik ödeme yapması durumunda ret gerekçesi mutlaka incelenmelidir.
Özellikle ret gerekçesi yalnızca;
“Kazaya neden olan sürücü alkollüdür.”
şeklindeyse bunun zarar gören üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilecek bir savunma olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Uyuşmazlığın niteliğine göre Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru veya dava yolu gündeme gelebilir.
Sigorta Ödeme Yaptıktan Sonra Kime Rücu Edebilir?
Bir diğer önemli konu, sigorta şirketinin yaptığı ödemeyi doğrudan her durumda alkollü sürücüden isteyip isteyemeyeceğidir.
Zorunlu trafik sigortasındaki rücu ilişkisi esas itibarıyla sigorta sözleşmesi ve sigortalı sıfatıyla bağlantılıdır. Genel Şartlar da rücu hakkını “sigortalıya rücu” şeklinde düzenlemektedir.
Bu nedenle aracın sahibi, işleteni, sigortalısı ve fiilen aracı kullanan kişinin farklı kişiler olduğu dosyalarda pasif husumet ayrıca incelenmelidir.
Örneğin araç bir şirket adına kayıtlıyken kazayı şirket çalışanı yapmışsa veya araç sahibi aracı başka bir kişiye vermişse sigorta şirketinin rücu talebini kime yöneltebileceği yalnızca “direksiyonda kim vardı?” sorusuyla çözülemez.
Poliçe ilişkisi ve işleten sıfatı ayrıca değerlendirilmelidir.
Sigorta Şirketinin Ödediği Her Tutar Rücu Edilebilir mi?
Hayır.
Sigorta şirketinin zarar görene yaptığı ödeme, rücu davasında otomatik olarak sigortalının borcu hâline gelmez.
Rücu davasında;
zarar gören kişinin gerçek zararı, sigortalı aracın kusur oranı, ödemenin kapsamı, rücu sebebinin gerçekleşip gerçekleşmediği ve talep edilen miktarın hukuka uygunluğu ayrıca değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla sigorta şirketinin örneğin 1.000.000 TL ödeme yapmış olması, hiçbir inceleme yapılmaksızın 1.000.000 TL’nin tamamının sigortalıdan tahsil edileceği anlamına gelmez.
Rücu davasında yapılan ödemenin dayanağının ve miktarının da denetlenmesi mümkündür.
Ölümlü Alkollü Trafik Kazalarında Ceza Davası Tazminat Davasını Etkiler mi?
Alkollü sürücünün neden olduğu ölümlü trafik kazası yalnızca sigorta hukukunu ilgilendirmez.
Olayın özelliklerine göre sürücü hakkında taksirle öldürme suçu nedeniyle ceza soruşturması ve kovuşturması yürütülebilir. Sürücünün alkol oranı, sürüş biçimi, hız durumu ve trafik kurallarını ihlal şekli ceza hukuku bakımından ayrıca değerlendirilir.
Bununla birlikte ceza soruşturmasının devam ediyor olması, zarar görenlerin sigorta şirketine başvurabilmesi için mutlaka ceza davasının kesinleşmesini beklemeleri gerektiği anlamına gelmez.
Ceza dosyasındaki kaza tespitleri, kamera kayıtları, ifadeler, Adli Tıp raporları ve kusur değerlendirmeleri ise tazminat sürecinde son derece önemli deliller oluşturabilir.
Alkollü Sürücü Ölümlü Kazaya Neden Olduğunda Sonuç Olarak Sigorta Öder mi?
Sorunun kısa cevabı şudur:
Kural olarak evet.
Kazaya neden olan sürücünün alkollü olması, zarar gören üçüncü kişilerin veya ölen kişinin desteğinden yoksun kalanların trafik sigortasına başvurma hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Zorunlu trafik sigortası, şartları mevcutsa ve poliçe limiti çerçevesinde destekten yoksun kalma tazminatından sorumlu olabilir.
Ancak sigorta şirketi yaptığı ödemenin ardından, sürücünün yasal sınırın üzerinde alkollü olması nedeniyle sigortalıya rücu etmeye çalışabilir.
Dolayısıyla alkollü trafik kazalarında iki soruyu birbirinden ayırmak gerekir:
“Sigorta şirketi mağdura ödeme yapmak zorunda mı?”
ve
“Sigorta şirketi yaptığı ödemeyi daha sonra sigortalısından geri alabilir mi?”
Birinci sorunun cevabı çoğu ölümlü trafik kazasında mağdur ve destekten yoksun kalanlar bakımından olumlu olabilir.
İkinci sorunun cevabı ise kazanın ve poliçenin tarihine, uygulanacak Genel Şartlar’a, sürücünün alkol seviyesine, kusur oranına, kazanın oluş biçimine ve rücu konusunda uygulanacak yargısal yaklaşıma göre ayrıca belirlenmelidir.
Özellikle ölümlü trafik kazalarında destekten yoksun kalma tazminatı yüksek miktarlara ulaşabildiğinden, sigorta şirketinin ödeme yapıp yapmayacağının yanı sıra rücu ihtimalinin de dosyanın en başından itibaren değerlendirilmesi önem taşımaktadır.