Hukuk Makaleleri

Yabancı Mal Paylaşımı Kararlarının Türkiye’de Tenfizi: Mal Rejimi Kararları Türkiye’de Nasıl Uygulanır?

Yurt dışında boşanan eşler hakkında yabancı mahkeme yalnızca evliliğin sona ermesine değil, eşler arasındaki mal paylaşımına, mal rejiminin tasfiyesine, para ödenmesine, taşınmaz veya şirket paylarının devrine ilişkin de karar vermiş olabilir.

Örneğin yabancı mahkeme;

  • bir eşin diğerine 250.000 euro ödemesine,
  • ortak banka hesaplarındaki paranın paylaşılmasına,
  • bir taşınmazın eşlerden birine bırakılmasına,
  • şirket hisselerinin devredilmesine,
  • boşanmadan kaynaklanan mali tasfiye kapsamında belirli bir denkleştirme bedeli ödenmesine

karar vermiş olabilir.

Ancak yabancı boşanma kararının Türkiye’de tanınmış veya nüfus kütüğüne işlenmiş olması, karar içerisindeki mal paylaşımı hükümlerinin de otomatik olarak Türkiye’de uygulanabileceği anlamına gelmez.

Yabancı bir mahkemenin mal rejiminin tasfiyesine ilişkin kararının Türkiye’de cebri icraya konu edilmesi isteniyorsa, kural olarak 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) kapsamında tenfiz gündeme gelir. MÖHUK m.50, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin verilmiş ve verildiği devlet hukukuna göre kesinleşmiş ilamların Türkiye’de icra edilebilmesini Türk mahkemesinin tenfiz kararına bağlamaktadır.

Yabancı mal paylaşımı kararlarında ise diğer yabancı kararlardan farklı olarak özellikle Türkiye’de bulunan taşınmazlar bakımından dikkat edilmesi gereken önemli bir sınır vardır. Türk mahkemelerinin taşınmazın aynına ilişkin münhasır yetkisi, yabancı kararın doğrudan Türkiye’deki bir taşınmazın mülkiyetini değiştirmesini engelleyebilir.

Bu nedenle yabancı mal paylaşımı kararlarında ilk soru:

“Yabancı mahkeme mal paylaşımına karar verdi mi?”

değil;

“Yabancı karar Türkiye’de hangi malvarlığı üzerinde, hangi hukuki sonucu doğuruyor?”

olmalıdır.

Yabancı Mal Paylaşımı Kararı Nedir?

Farklı ülkelerin aile hukukunda boşanma sonrası mal paylaşımı farklı isimlerle düzenlenebilir.

Kararda örneğin;

matrimonial property division,

financial order,

property settlement,

equitable distribution,

community property division,

Zugewinnausgleich,

liquidation du régime matrimonial

gibi ifadeler bulunabilir.

Bu kavramların Türk hukukundaki edinilmiş mallara katılma rejimi ile birebir aynı olması gerekmez.

Yabancı hukukta boşanma sonucunda eşlerden birinin diğerine doğrudan bir malın mülkiyetini devretmesi, belirli bir denkleştirme bedeli ödemesi veya eşlerin malvarlığının belirli oranlarda paylaşılması öngörülmüş olabilir.

Türkiye’de yapılacak tenfiz incelemesinde öncelikle yabancı kararın hüküm fıkrasında tam olarak neye karar verildiği belirlenmelidir.

Çünkü:

“100.000 euro ödenmesine”

ilişkin bir yabancı karar ile

“İstanbul’daki taşınmazın mülkiyetinin diğer eşe geçirilmesine”

ilişkin karar aynı tenfiz değerlendirmesine tabi değildir.

Boşanma Kararının Türkiye’de Tanınması Mal Paylaşımını da Geçerli Hâle Getirir mi?

Hayır.

Bu, yabancı boşanma dosyalarında yapılan en önemli hatalardan biridir.

Örneğin Almanya’da verilen karar:

“Tarafların boşanmalarına ve eşlerden birinin diğerine 200.000 euro Zugewinnausgleich ödemesine”

ilişkin olabilir.

Türkiye’de yalnızca boşanma hükmünün tanınması veya 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu kapsamında nüfusa tescil edilmesi, 200.000 euroluk mal rejimi alacağını kendiliğinden Türkiye’de icra edilebilir hâle getirmez.

Nüfusa tescil sistemi de mal rejimine ilişkin hükümleri açıkça boşanmanın idari tescilinden ayırmaktadır.

Dolayısıyla yabancı kararın:

boşanma bölümü → tanıma veya nüfusa tescil,

mal paylaşımına ilişkin icra edilebilir bölümü → tenfiz

şeklinde ayrı değerlendirilmesi gerekebilir.

Yargıtay da daha önce yalnızca boşanma hükmünün tanındığı bir dosyada, yabancı karardaki mal rejimi düzenlemesinin ayrıca tanınmış veya tenfiz edilmiş sayılmayacağını kabul etmiştir. (İctihatlar)

Tanıma ile Tenfiz Arasındaki Fark Nedir?

Yabancı mal paylaşımı kararları bakımından bu iki kavramın birbirinden ayrılması gerekir.

Tanıma

Tanıma, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil etkisinin kabul edilmesini sağlar.

MÖHUK m.58’e göre yabancı mahkeme ilamının Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil etkisi kazanması, kanunda öngörülen tanıma şartlarının bulunmasına bağlıdır.

Önemli bir fark olarak, tenfizde aranan karşılıklılık şartı tanıma bakımından aranmaz.

Tenfiz

Tenfiz, yabancı mahkeme kararındaki edimin Türkiye’de cebri icra yoluyla yerine getirilebilmesini sağlar.

Örneğin yabancı mahkeme:

“Davalı eski eş davacıya 300.000 euro ödeyecektir.”

şeklinde karar vermiş ve borçlunun Türkiye’de banka hesapları veya taşınmazları bulunuyorsa bu para hükmünün Türkiye’de icra edilmesi için tenfiz gerekir.

MÖHUK m.57’ye göre tenfizine karar verilen yabancı ilamlar, Türk mahkemelerinden verilmiş ilamlar gibi icra edilir.

Yabancı Mahkemenin Para Ödenmesine İlişkin Mal Paylaşımı Kararı Türkiye’de Tenfiz Edilebilir mi?

Kural olarak gerekli MÖHUK şartlarının bulunması hâlinde mümkündür.

Örneğin İngiltere’de verilen bir financial order ile eski eşin diğer tarafa:

£250.000

ödemesine karar verilmiş olabilir.

Almanya mahkemesi:

150.000 euro denkleştirme alacağı

belirlemiş olabilir.

ABD mahkemesi:

300.000 dolar equitable distribution payment

ödenmesine hükmetmiş olabilir.

Bu kararlar Türkiye’deki bir taşınmazın mülkiyetini doğrudan değiştirmek yerine bir eş lehine şahsi para alacağı doğuruyorsa, yabancı kararın MÖHUK m.50 ve devamındaki şartlar çerçevesinde tenfizi mümkün olabilir.

Tenfiz sonrasında borçlunun Türkiye’de bulunan;

  • banka hesapları,
  • maaş ve diğer alacakları,
  • araçları,
  • taşınmazları,
  • üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları

bakımından icra süreci gündeme gelebilir.

Türkiye’deki Taşınmaz Hakkında Verilen Yabancı Mal Paylaşımı Kararı Tenfiz Edilebilir mi?

Bu soru yabancı mal paylaşımı kararlarının en kritik konularından biridir.

MÖHUK m.15/2 açıkça:

“Malların tasfiyesinde, taşınmazlar için bulundukları ülke hukuku uygulanır.”

kuralını içermektedir. Dolayısıyla Türkiye’de bulunan taşınmazların tasfiyesinde Türk hukuku önem taşımaktadır.

Bunun yanında Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.12 uyarınca taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişiklik meydana getirecek davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. (LEXPERA)

MÖHUK m.54/1-b ise yabancı kararın tenfizi için kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması şartını aramaktadır.

Bu üç düzenleme birlikte değerlendirildiğinde özellikle yabancı mahkemenin:

“İstanbul’daki taşınmazın tapusu davacı eş adına geçirilmesine”

veya

“Antalya’daki taşınmazın mülkiyetinin diğer eşe devredilmesine”

şeklinde doğrudan taşınmazın aynını değiştiren kararlarında ciddi bir tenfiz engeli ortaya çıkabilir.

Türkiye’deki Taşınmazla İlgili Her Yabancı Karar Tenfiz Edilemez mi?

Hayır.

Buradaki ayrım son derece önemlidir.

Yabancı kararın Türkiye’de bulunan bir taşınmazdan söz etmesi, kararın otomatik olarak Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine müdahale ettiği anlamına gelmez.

Örneğin yabancı mahkeme:

“Türkiye’deki taşınmazın değeri dikkate alınarak davalının davacıya 100.000 euro ödeme yapmasına”

karar vermiş olabilir.

Burada mahkeme taşınmazın tapu kaydını doğrudan değiştirmemekte, mal rejiminin tasfiyesi kapsamında şahsi bir alacak veya paylaşma kuralı oluşturmaktadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 29.11.2023 tarihli, 2022/7551 E., 2023/5740 K. sayılı kararında bu ayrım açık biçimde gündeme gelmiştir.

Davada Rusya Federasyonu mahkemesinin tarafların mal rejiminin tasfiyesine ilişkin kararı Türkiye’de tanınmak ve tenfiz edilmek istenmiştir. İlk derece mahkemesi, yabancı kararın taşınmaz yönünden doğrudan ayni hakkın devrini öngörmediğini, mal rejiminin tasfiyesi kapsamında bir “paylaşma kuralı” içerdiğini kabul etmiş; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de tanıma-tenfiz kararını onamıştır. (Consulto Hukuk)

Dolayısıyla uygulamada en önemli soru şudur:

Yabancı karar Türkiye’deki taşınmazın tapusunu doğrudan mı değiştiriyor, yoksa taşınmazın ekonomik değerini mal rejimi hesabına dahil ederek eşler arasında şahsi bir alacak mı oluşturuyor?

Bu iki ihtimalin hukuki sonucu farklı olabilir.

Taşınmazın Tapusunun Doğrudan Devredilmesine İlişkin Kararlar

Yabancı karar doğrudan:

“A taşınmazının mülkiyeti davacıya devredilecektir.”

veya

“Tapudaki davalı payı iptal edilerek davacı adına tescil edilecektir.”

şeklinde sonuç doğuruyorsa uyuşmazlık artık taşınmaz üzerindeki ayni hak sahipliğinin değiştirilmesine yönelmektedir.

HMK m.12 bu tür davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesini kesin yetkili kabul etmektedir. (LEXPERA)

Bu nedenle Türkiye’de bulunan taşınmazın mülkiyetini yabancı karar yoluyla doğrudan değiştirmek isteyen taraf açısından MÖHUK m.54/1-b kapsamındaki münhasır yetki engeli özellikle değerlendirilmelidir.

Yargıtay’ın daha eski içtihatlarında da Türkiye’deki taşınmazlar üzerindeki ayni haklara ilişkin yabancı kararların münhasır yetki açısından ayrı değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Librum Hukuk)

Taşınmazın Değeri Üzerinden Para Alacağına Hükmedilmişse Ne Olur?

Bu senaryoda hukuki durum farklı olabilir.

Örneğin tarafların İstanbul’da 20 milyon TL değerinde bir taşınmazı vardır.

Yabancı mahkeme taşınmazın mülkiyetini değiştirmemiş, yalnızca mal rejiminin tasfiyesi hesabında bu taşınmazı dikkate alarak:

“Davalı, davacıya 5 milyon TL karşılığı euro ödemesine”

karar vermiş olabilir.

Bu durumda uyuşmazlığın konusu doğrudan tapu kaydının değiştirilmesi değil, eşler arasındaki şahsi mal rejimi alacağı olabilir.

Bu ayrım, yabancı mal paylaşımı kararının Türkiye’de tenfiz edilip edilemeyeceği bakımından belirleyici olabilir.

Yargıtay’ın 2023 tarihli mal rejimi kararında yabancı ilamın doğrudan ayni hak devri yaratmaması ve bir paylaşma kuralı öngörmesi tenfiz açısından önemsenmiştir. (Consulto Hukuk)

Yabancı Kararda Türkiye’deki Taşınmazın Satılmasına Karar Verilmişse Ne Olur?

Örneğin yabancı mahkeme:

“İstanbul’daki taşınmaz satılacak ve satış bedeli eşler arasında yarı yarıya paylaşılacaktır.”

şeklinde hüküm kurmuş olabilir.

Bu tür kararlar yalnızca bir para alacağı oluşturan kararlardan daha karmaşıktır.

Çünkü yabancı kararın icrası;

  • taşınmazın satışı,
  • tapu sicili,
  • ayni hak sahipliği,
  • üçüncü kişilerin hakları

üzerinde doğrudan etki yaratabilir.

Dolayısıyla böyle bir hükümde MÖHUK m.54/1-b ve HMK m.12 kapsamındaki münhasır yetki sorunu ayrıca değerlendirilmelidir.

Kararın bütününün reddedilmesi gerekip gerekmediği ise ayrı bir konudur. MÖHUK kısmi tenfize izin verdiğinden, yabancı kararın Türkiye’de tenfiz edilebilir bölümleri ile münhasır yetki engeline takılan bölümleri birbirinden ayrılabilir.

Yabancı Mal Paylaşımı Kararının Bir Bölümü Tenfiz Edilebilir mi?

Evet.

MÖHUK m.52, tenfiz yalnızca yabancı hükmün bir kısmı hakkında isteniyorsa bunun dilekçede belirtilmesine imkân verir.

MÖHUK m.56 ise mahkemenin yabancı kararın:

tamamen,

kısmen

tenfizine veya talebin reddine karar verebileceğini açıkça düzenlemektedir.

Örneğin yabancı kararda:

  1. Davalının davacıya 200.000 euro ödemesine,
  2. Türkiye’deki taşınmazın davacı adına tesciline,
  3. Yurt dışındaki banka hesabının taraflar arasında paylaşılmasına

karar verilmiş olabilir.

Türkiye’deki taşınmazın doğrudan tapu devrine ilişkin ikinci hüküm münhasır yetki sorunu yaratırken, 200.000 euroluk şahsi para alacağının tenfiz edilebilirliği ayrı değerlendirilebilir.

Bu nedenle yabancı mal paylaşımı kararlarında dava açmadan önce hüküm fıkrası madde madde ayrıştırılmalıdır.

Yabancı Mahkemenin Onayladığı Mal Paylaşımı Anlaşması Tenfiz Edilebilir mi?

Yurt dışında anlaşmalı boşanmalarda eşler mal paylaşımını kendi aralarında düzenleyebilir ve mahkeme bu anlaşmayı kararına dahil edebilir.

Burada iki ayrı ihtimal vardır.

Anlaşma mahkeme kararının parçası hâline gelmişse

Tarafların mal paylaşımı protokolü yabancı mahkeme tarafından onaylanmış ve hüküm altına alınmışsa, ortaya yabancı bir mahkeme ilamı çıkabilir.

Bu durumda MÖHUK kapsamında tanıma veya tenfiz gündeme gelebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023 tarihli kararında da tarafların yurt dışında sundukları sulh sözleşmesine göre mahkeme kararı ile mal rejimini tasfiye etmelerinde Türk hukuku bakımından bir engel bulunmadığı kabul edilmiş ve yabancı kararın tanıma-tenfizi onanmıştır. (Consulto Hukuk)

Yalnızca özel sözleşme varsa

Tarafların yabancı ülkede kendi aralarında imzaladığı fakat hiçbir mahkeme veya yetkili makam tarafından karar hâline getirilmemiş sıradan bir özel hukuk sözleşmesi varsa durum farklıdır.

MÖHUK m.50 ve devamındaki yabancı mahkeme ilamının tenfizi hükümleri doğrudan uygulanmayabilir.

Bu durumda uyuşmazlığın sözleşmenin geçerliliği ve ifası kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.

Dolayısıyla yabancı “property settlement agreement” dosyalarında şu soru mutlaka sorulmalıdır:

Bu belge yalnızca tarafların sözleşmesi mi, yoksa yabancı mahkeme kararının icra edilebilir bir parçası mı?

Yabancı Mal Paylaşımı Kararının Tenfiz Şartları Nelerdir?

MÖHUK m.54 yabancı mahkeme kararlarının tenfizi için dört temel şart öngörmektedir.

1. Karşılıklılık şartı

Türkiye ile yabancı kararın verildiği ülke arasında;

  • milletlerarası anlaşmaya dayalı,
  • kanuni veya
  • fiilî

karşılıklılık bulunmalıdır.

Burada önemli ayrım şudur:

Tenfiz için karşılıklılık aranır.

Tanımada karşılıklılık aranmaz.

MÖHUK m.58, tanıma bakımından m.54/1-a hükmünün uygulanmayacağını açıkça düzenlemektedir.

Dolayısıyla yabancı mal paylaşımı kararının yalnızca kesin hüküm etkisinin kabul edilmesiyle Türkiye’de cebri icra edilmesi aynı şartlara tabi değildir.

2. Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konu bulunmamalıdır

Yabancı mal paylaşımı kararlarında en kritik şartlardan biridir.

Özellikle Türkiye’de bulunan taşınmazın aynına doğrudan müdahale eden kararlar açısından HMK m.12’deki kesin yetki kuralı önem taşır. (LEXPERA)

Ancak yabancı karar Türkiye’deki taşınmazdan hareketle yalnızca eşler arasında bir para alacağı veya paylaşma kuralı oluşturuyorsa değerlendirme farklı olabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023 tarihli kararı bu ayrımı destekleyen güncel bir örnektir. (Consulto Hukuk)

3. Karar Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamalıdır

Yabancı devletin mal rejimi sisteminin Türk hukukundan farklı olması tek başına kamu düzenine aykırılık değildir.

Örneğin yabancı mahkemenin;

  • malları yüzde 50-50 paylaşması,
  • Türk hukukundan farklı bir denkleştirme yöntemi kullanması,
  • eşlerden birine Türk hukukunda aynı biçimde bulunmayan bir financial award vermesi

kararın otomatik olarak tenfiz edilemeyeceği anlamına gelmez.

Tenfiz mahkemesi yabancı davanın esasını yeniden görmez.

MÖHUK m.54 bakımından aranan, yabancı hükmün Türkiye’de uygulanmasının Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmasıdır.

4. Savunma hakkı korunmuş olmalıdır

Yabancı davada kendisine karşı hüküm verilen kişinin;

  • davadan usulüne uygun haberdar edilmemiş olması,
  • mahkemeye çağrılmamış olması,
  • temsil edilmemiş olması,
  • hukuka aykırı şekilde yokluğunda karar verilmesi

ve kişinin bu hususu Türkiye’deki tenfiz davasında ileri sürmesi tenfize engel oluşturabilir.

Ancak tarafın yabancı davadan haberdar olduğu hâlde kendi tercihiyle duruşmaya katılmaması ile davadan hiç haberdar edilmemesi aynı şey değildir.

Türk Mahkemesi Yabancı Mal Paylaşımı Kararını Yeniden Hesaplar mı?

Kural olarak hayır.

Tenfiz yargılaması yabancı davanın temyizi değildir.

Örneğin ABD mahkemesi eşlerden birinin diğerine 500.000 dolar ödemesine karar vermişse Türk mahkemesi:

“Türk hukukunda bu eş ancak 250.000 dolar alırdı.”

diyerek mal paylaşımını yeniden hesaplamaz.

Aynı şekilde Türk mahkemesi;

  • hangi malın edinilmiş mal olduğu,
  • eşlerin ne kadar katkıda bulunduğu,
  • yabancı hâkimin değerlemeyi doğru yapıp yapmadığı

konularını esas davadaki gibi yeniden incelemez.

İnceleme, yabancı kararın MÖHUK’taki tenfiz koşullarını taşıyıp taşımadığı üzerinde yoğunlaşır.

Bu, milletlerarası özel hukukta yabancı kararın esasının yeniden incelenmemesi ilkesinin sonucudur.

Yabancı Karardaki Mal Paylaşımı Türk Hukukundan Çok Farklıysa Tenfiz Reddedilir mi?

Sırf farklılık nedeniyle hayır.

Örneğin bazı ABD eyaletlerinde community property, bazı eyaletlerde equitable distribution sistemi uygulanmaktadır.

Almanya’da Zugewinnausgleich, Fransa’da farklı bir matrimonial property regime, İngiltere’de ise mahkemeye daha geniş takdir yetkisi sağlayabilen financial remedy sistemi bulunmaktadır.

Bu sistemlerin Türk Medeni Kanunu’ndaki edinilmiş mallara katılma rejimiyle birebir örtüşmemesi normaldir.

MÖHUK’un amacı, yabancı mahkeme kararını Türk maddi hukukuna göre tekrar yargılamak değildir.

Ancak sonucun Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması veya Türkiye’deki taşınmazların aynına ilişkin münhasır yetkiye müdahale edilmesi hâlinde durum farklıdır.

Evlilik Mallarına Hangi Hukuk Uygulanır?

MÖHUK m.15, yabancılık unsuru taşıyan evliliklerde mal rejimine uygulanacak hukuku ayrıca düzenlemektedir.

Buna göre eşler, evlenme anındaki;

mutad mesken hukuklarından

veya

millî hukuklarından

birini açıkça seçebilir.

Hukuk seçimi yapılmamışsa sırasıyla;

  1. Eşlerin evlenme anındaki müşterek millî hukuku,
  2. Bu yoksa evlenme anındaki müşterek mutad mesken hukuku,
  3. Bu da yoksa Türk hukuku

uygulanır.

Ancak taşınmazların tasfiyesinde taşınmazın bulunduğu ülke hukuku uygulanır.

Bu nedenle uluslararası mal rejimi dosyasında yalnızca tarafların vatandaşlığına bakmak yeterli değildir.

Özellikle Türkiye’de taşınmaz bulunuyorsa MÖHUK m.15/2 ayrıca önem taşır.

Yabancı Mal Paylaşımı Kararının Tenfizi İçin Karar Kesinleşmiş Olmalı mı?

Evet.

MÖHUK m.50, yabancı hukuk mahkemesi kararının o devlet hukukuna göre kesinleşmiş olmasını aramaktadır.

MÖHUK m.53’e göre tenfiz dilekçesine;

  • yabancı mahkeme kararının usulüne uygun onaylanmış aslı veya onaylı örneği ve tercümesi,
  • kararın kesinleştiğini gösteren usulüne uygun onaylanmış belge ve tercümesi

eklenmelidir.

Bu nedenle yalnızca yabancı mahkeme kararının PDF çıktısıyla tenfiz davası açılması yeterli olmayabilir.

Kararın hangi ülkede verildiğine göre;

apostil,

kesinleşme şerhi,

legalizasyon,

onaylı tercüme

gibi belgeler hazırlanmalıdır.

Apostil Her Yabancı Mal Paylaşımı Kararında Gerekir mi?

Hayır.

Apostil gerekip gerekmediği kararın verildiği ülkeye göre belirlenmelidir.

Kararı veren ülke ile Türkiye arasında 1961 Lahey Apostil Sözleşmesi uygulanıyorsa yabancı mahkeme kararının resmî niteliğinin doğrulanması bakımından apostil gündeme gelebilir.

Ancak Apostil Sözleşmesi’nin uygulanmadığı ülkelerde klasik tasdik/legalizasyon zinciri gerekebilir.

Bu nedenle yabancı mal paylaşımı dosyasında:

“Apostil kesinlikle gerekir.”

veya

“Apostile ihtiyaç yoktur.”

şeklinde ülke belirtilmeden yapılan genellemeler doğru değildir.

Tenfiz Davasında Hangi Belgeler Hazırlanmalıdır?

Somut dosyaya göre ek belgeler gerekebilmekle birlikte temel dosya genellikle şunlardan oluşur:

  • Yabancı mal paylaşımı mahkeme kararının aslı veya usulüne uygun onaylanmış örneği,
  • Kesinleşme belgesi,
  • Gerekliyse apostil veya legalizasyon,
  • Kararın onaylı Türkçe tercümesi,
  • Kesinleşme belgesinin onaylı Türkçe tercümesi,
  • Tarafların kimlik ve adres bilgileri,
  • Yabancı davadaki tebligat belgeleri gerektiğinde,
  • Tenfizi istenen hüküm bölümlerinin açık şekilde belirtilmesi,
  • Avukat aracılığıyla dava açılıyorsa gerekli özel yetkileri içeren vekâletname.

MÖHUK m.52 ayrıca tenfiz yalnızca yabancı kararın belirli bölümü için isteniyorsa hangi hükmün tenfizinin talep edildiğinin açıkça gösterilmesini öngörmektedir.

Yabancı Mal Paylaşımı Kararının Tenfizi Hangi Mahkemede Açılır?

Mal rejiminin tasfiyesi aile hukukundan kaynaklanan bir uyuşmazlıktır.

Bu nedenle aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizinde görevli mahkeme aile mahkemesidir.

4787 sayılı Kanun, aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizini aile mahkemelerinin görev alanında düzenlemektedir. (LEXPERA)

Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ilgili asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapabilir.

MÖHUK m.51 uyarınca yetki bakımından kural olarak kendisine karşı tenfiz istenen kişinin;

Türkiye’deki yerleşim yeri,

yoksa

sakin olduğu yer

mahkemesi dikkate alınır.

Türkiye’de bu yerlerden hiçbiri bulunmuyorsa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde tenfiz talep edilebilir.

Eski Eş Yurt Dışında Yaşıyorsa Türkiye’ye Gelmesi Gerekir mi?

Hayır.

Örneğin yabancı mal paylaşımı kararının borçlusu Almanya’da, İngiltere’de veya ABD’de yaşıyor ancak Türkiye’de malvarlığı bulunuyor olabilir.

Türkiye’de tenfiz davası açılması için karşı tarafın Türkiye’ye gelmesi zorunlu değildir.

Tenfiz dilekçesi ve duruşma günü karşı tarafa usulüne uygun şekilde tebliğ edilir. MÖHUK m.55 de tenfiz isteminin karşı tarafa tebliğini ve davanın basit yargılama usulüne göre incelenmesini öngörmektedir. (Mevzuat Genel Müdürlüğü)

Yurt dışına yapılacak tebligat, davanın süresi bakımından önemli olabilir.

Eski Eş “Mal Paylaşımı Borcunu Zaten Ödedim” Diyebilir mi?

Evet.

MÖHUK m.55/2 uyarınca kendisine karşı tenfiz istenen kişi;

  • tenfiz şartlarının bulunmadığını,
  • yabancı mahkeme kararının kısmen veya tamamen yerine getirildiğini,
  • kararın yerine getirilmesine engel yeni bir sebep ortaya çıktığını

ileri sürebilir. (Mevzuat Genel Müdürlüğü)

Örneğin yabancı karar 200.000 euro ödeme öngörmesine rağmen borçlu bunun 120.000 eurosunu daha önce banka havalesiyle ödemişse, Türkiye’de 200.000 euronun tamamının yeniden tahsil edilmesi mümkün değildir.

Bu nedenle tenfizden önce mutlaka;

yabancı karar, ödeme kayıtları ve kalan borç

birlikte incelenmelidir.

Yabancı Şirket Hisselerinin Devri Hakkındaki Kararlar Türkiye’de Tenfiz Edilebilir mi?

Bu konu taşınmazlardan farklı ancak yine özel inceleme gerektiren bir alandır.

Örneğin yabancı mahkeme, Türk şirketinde bulunan hisselerin bir bölümünün eski eşe devredilmesine karar vermiş olabilir.

Burada;

  • şirketin anonim veya limited şirket olması,
  • hissenin niteliği,
  • pay devir şekli,
  • şirket esas sözleşmesi,
  • Türk Ticaret Kanunu’ndaki devir şartları,
  • şirket organlarının veya ticaret sicilinin yapması gereken işlemler

ayrıca değerlendirilmelidir.

Dolayısıyla yabancı mahkeme kararının tenfiz edilmesi ihtimali bulunsa dahi, Türk şirketler hukukunun emredici devir ve tescil kuralları ayrıca önem taşır.

Yabancı mal paylaşımı kararının yalnızca “şirket hisseleri yarı yarıya paylaşılacaktır” demesi, otomatik olarak Türk ticaret sicilinde pay sahipliği değişikliği yaratmaz.

Yabancı Banka Hesaplarının Paylaşılmasına İlişkin Kararlar Türkiye’de Uygulanabilir mi?

Yabancı karar Türkiye’deki banka hesabında bulunan para hakkında hüküm içerebilir.

Örneğin:

“Davalı eşin Türkiye’deki banka hesabında bulunan 400.000 euronun yarısını diğer eşe ödemesine”

karar verilmiş olabilir.

Kararın kişiye belirli bir para ödeme borcu yüklemesi ile bankaya doğrudan hesap sahipliği değişikliği emretmesi farklı hukuki değerlendirmelere yol açabilir.

Para ödeme hükmü tenfiz edildikten sonra borçlunun Türkiye’deki banka hesapları cebri icra kapsamında hedef alınabilir.

Bu nedenle uygulamada çoğu zaman kararın şahsi alacak mı yoksa doğrudan mal üzerinde ayni/kurucu etki mi yarattığı önem taşır.

Yabancı Mal Paylaşımı Kararının Türkiye’de Tenfizinde Üçüncü Kişilerin Hakları

Mal paylaşımı kararının verilmesinden sonra mal üçüncü kişiye devredilmiş olabilir.

Örneğin yabancı karar Türkiye’deki taşınmaza ilişkin bir mali paylaşım öngörürken eski eş taşınmazı daha sonra üçüncü kişiye satmış olabilir.

Benzer şekilde;

  • şirket hissesi devredilmiş,
  • taşınmaza ipotek kurulmuş,
  • banka hesabına haciz konulmuş

olabilir.

Tenfiz davası yalnızca yabancı kararı taraflar arasında Türkiye’de icra edilebilir hâle getirir; üçüncü kişilerin taraf olmadığı yabancı yargılamada doğrudan hak kaybına uğratılması her durumda mümkün değildir.

Bu nedenle yabancı mal paylaşımı dosyasında malın güncel hukuki durumu ayrıca araştırılmalıdır.

Yabancı Boşanmanın Kesinleşme Tarihi Mal Rejimi Açısından Neden Önemlidir?

MÖHUK m.59 uyarınca yabancı ilamın kesin hüküm ve kesin delil etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder.

Bu tarih mal rejimi uyuşmazlıklarında da önemli olabilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/1205 E., 2023/1188 K. sayılı kararında, yabancı boşanma kararının tanınmasının etkisi ve mal rejiminden kaynaklanan talepler bakımından yabancı boşanma kararının kesinleşme tarihinin önemine özellikle değinilmiştir. (Son Karar)

Dolayısıyla:

yabancı boşanma kararının verildiği tarih,

yabancı kararın kesinleştiği tarih

ve

Türkiye’de tanıma/tenfiz kararının verildiği tarih

birbirinden ayrılmalıdır.

Özellikle zamanaşımı ve hangi malların evlilik dönemi içerisinde edinildiği tartışmalarında bu tarihler son derece önemli hâle gelebilir.

Türkiye’de Yeni Bir Mal Rejimi Davası mı Açılmalı, Yabancı Karar mı Tenfiz Edilmeli?

Bu soru dosyanın içeriğine göre cevaplandırılmalıdır.

Yabancı mahkeme mal rejimini gerçekten tasfiye etmişse

Kararın Türkiye’de uygulanması mümkünse tanıma-tenfiz gündeme gelebilir.

Yabancı mahkeme yalnızca boşanmaya karar vermişse

Yabancı kararda mal paylaşımına ilişkin kesin bir hüküm bulunmuyorsa Türkiye’de ayrıca mal rejiminin tasfiyesine ilişkin dava açılması gerekebilir.

Yabancı karar yalnızca yurt dışındaki malları tasfiye etmişse

Türkiye’de bulunan malvarlığının yabancı tasfiye kapsamında olup olmadığı araştırılmalıdır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2015/18459 E., 2017/7673 K. sayılı kararında yabancı boşanma kararının tanınmış olmasının, Türkiye’deki bir malvarlığı unsurunun da yabancı mal rejimi tasfiyesi kapsamında bulunduğunu otomatik olarak göstermediği kabul edilmiştir. (İctihatlar)

Bu nedenle yabancı kararın hüküm kısmı ve varsa boşanma protokolü ayrıntılı incelenmelidir.

Yabancı Mal Paylaşımı Kararının Tenfizinde En Sık Yapılan Hatalar

Boşanmanın tanınmasının mal paylaşımını da kapsadığını düşünmek

Yalnızca boşanma hükmünün tanınması yabancı mal paylaşımı kararını otomatik olarak tenfiz etmez.

Türkiye’deki taşınmazın doğrudan devrini sıradan para alacağı gibi değerlendirmek

Taşınmazın aynına doğrudan müdahale eden yabancı kararlar bakımından Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi ciddi bir engeldir. (LEXPERA)

Türkiye’deki taşınmazdan söz eden her yabancı kararın tenfiz edilemeyeceğini düşünmek

Yabancı kararın taşınmaz mülkiyetini doğrudan değiştirmesi ile taşınmazın ekonomik değerini dikkate alıp kişisel bir ödeme yükümlülüğü oluşturması farklıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023 tarihli kararı bu ayrımın uygulamadaki önemini göstermektedir. (Consulto Hukuk)

Yabancı kararın tamamının tenfizini istemek

Bazı hükümler tenfize uygun, bazıları münhasır yetki nedeniyle sorunlu olabilir. MÖHUK kısmi tenfize izin verir.

Kesinleşme belgesini almamak

Yabancı kararın kesinleşmiş olması ve bunun belgeyle gösterilmesi temel şarttır.

Apostil veya legalizasyonu ülkeye göre kontrol etmemek

Her ülkenin belge tasdik sistemi aynı değildir.

Kararın hüküm bölümünü eksik tercüme etmek

Mal rejimi kararlarında tapu, şirket hissesi, hesap numarası, ödeme miktarı ve faiz gibi ayrıntılar kritik olabilir.

Yabancı mahkemede savunma hakkının ihlal edilmesini gözden kaçırmak

Karşı tarafa davanın usulüne uygun bildirildiğini gösteren belgeler önem taşıyabilir.

Yabancı protokolü mahkeme kararı sanmak

Özel mal paylaşımı sözleşmesi ile yabancı mahkeme ilamı aynı hukuki rejime tabi değildir.

Yabancı Mal Paylaşımı Kararının Türkiye’de Tenfizi İçin Pratik Yol Haritası

1. Yabancı mahkeme kararının tamamı temin edilir.

Yalnızca boşanmayı gösteren ilk sayfa değil, mali hükümlerin tamamı incelenmelidir.

2. Kararın kesinleşmesi kontrol edilir.

Kesinleşme şerhi veya ayrı kesinleşme belgesi temin edilir.

3. Mal paylaşımı hükümleri tek tek ayrılır.

Para alacağı, taşınmaz devri, taşınmaz satışı, banka hesabı ve şirket hissesi hükümleri ayrı sınıflandırılır.

4. Türkiye’de bulunan malvarlığı belirlenir.

Tapu, banka, araç veya şirket hisselerinin mevcut durumu araştırılır.

5. Türkiye’deki taşınmazlara ilişkin hükümler münhasır yetki bakımından incelenir.

Doğrudan ayni hak değişikliği yaratıp yaratmadığı belirlenir.

6. MÖHUK m.54 kapsamındaki tenfiz şartları kontrol edilir.

Karşılıklılık, münhasır yetki, kamu düzeni ve savunma hakkı incelenir.

7. Kısmi tenfiz gerekip gerekmediği belirlenir.

Yabancı kararın yalnızca Türkiye’de uygulanabilir bölümlerinin tenfizi talep edilebilir.

8. Apostil veya legalizasyon tamamlanır.

Kararın verildiği ülkeye göre doğru tasdik sistemi belirlenir.

9. Onaylı Türkçe tercümeler hazırlanır.

Kararın ve kesinleşme belgesinin tam tercümesi yapılır.

10. Yetkili aile mahkemesinde tenfiz davası açılır.

Tenfiz edilen karar daha sonra Türk ilamı gibi icra edilebilir.

Örnek 1: Almanya Mahkemesi 200.000 Euro Ödenmesine Karar Verdi

Taraflar Almanya’da boşanmıştır.

Alman mahkemesi mal rejimi tasfiyesi sonucunda erkeğin kadına 200.000 euro ödemesine karar vermiştir.

Erkek Türkiye’ye dönmüş ve İstanbul’da taşınmazları bulunmaktadır.

Yabancı kararın gerekli MÖHUK şartlarını taşıması hâlinde 200.000 euroluk şahsi alacağın tenfizi istenebilir.

Tenfiz sonrasında Türkiye’deki malvarlığına karşı icra işlemleri gündeme gelebilir.

Örnek 2: Yabancı Mahkeme İstanbul’daki Evin Tapusunu Eski Eşe Verdi

ABD mahkemesi boşanma kapsamında İstanbul’daki taşınmazın doğrudan kadın adına geçirilmesine karar vermiştir.

Burada yabancı karar basit bir para alacağı yaratmamakta, doğrudan Türkiye’de bulunan taşınmazın ayni hak sahipliğini değiştirmektedir.

HMK m.12 ve MÖHUK m.54/1-b kapsamında Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi nedeniyle yabancı hükmün bu kısmının Türkiye’de tenfizi ciddi hukuki engelle karşılaşacaktır. (LEXPERA)

Örnek 3: Türkiye’deki Evin Değeri Hesaba Katılarak Para Alacağı Belirlendi

Rus mahkemesi Türkiye’de bulunan taşınmazı mal rejimi tasfiyesinde dikkate almış ancak tapunun devrine karar vermemiştir.

Bunun yerine taraflar arasında belirli bir paylaşma ve ödeme yükümlülüğü belirlemiştir.

Bu durumda kararın doğrudan taşınmazın aynına müdahale edip etmediği incelenmelidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2022/7551 E., 2023/5740 K. sayılı kararında, yabancı mal rejimi kararının doğrudan ayni hak devri yaratmayıp paylaşma kuralı içermesi tenfiz lehine değerlendirilmiştir. (Consulto Hukuk)

Örnek 4: Kararda Hem Para Ödeme Hem Türkiye’de Taşınmaz Devri Var

İngiliz mahkemesi:

  • Eski eşin diğer eşe £100.000 ödemesine,
  • İstanbul’daki taşınmazın diğer eşe devredilmesine

karar vermiş olsun.

Bu durumda iki hükmün aynı şekilde değerlendirilmesi gerekmez.

Taşınmaz devri münhasır yetki sorunu yaratabilirken £100.000 ödeme hükmü tenfiz şartlarını taşıyabilir.

MÖHUK m.56 kısmi tenfize izin verdiğinden kararın yalnızca para hükmünün tenfizi gündeme gelebilir.

Örnek 5: Yabancı Boşanma Tanındı Ancak Mal Paylaşımı Hiç Tenfiz Edilmedi

Taraflar Hollanda’da boşanmıştır.

Türkiye’de yalnızca boşanma kararı tanınmış ve nüfus kayıtları düzeltilmiştir.

Yabancı kararda ayrıca mal paylaşımı düzenlemesi bulunmaktadır.

Boşanmanın tanınmış olması mal paylaşımının da Türkiye’de kesin hüküm ve icra etkisi kazandığı anlamına gelmez.

Yabancı mal rejimi hükmü ayrıca tanıma-tenfiz bakımından incelenmelidir. Yargıtay’ın önceki uygulaması da yalnızca boşanma hükmünün tanınmasının mal rejimi tasfiyesini kendiliğinden kapsamadığını göstermektedir. (İctihatlar)

Örnek 6: Yabancı Mahkeme Kararı Bir Sulh Anlaşmasına Dayanıyor

Taraflar Rusya’da mal paylaşımı konusunda anlaşmış ve mahkeme bu sulh anlaşmasını kararına dahil etmiştir.

Bu durumda sırf kararın tarafların sulhüne dayanması, yabancı ilamın Türkiye’de tanıma ve tenfizini engellemez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 29.11.2023 tarihli kararında, tarafların yurt dışında sundukları sulh sözleşmesine göre mahkeme kararı ile mal rejimini tasfiye etmelerinde Türk hukuku bakımından engel bulunmadığını kabul ederek tenfiz kararını onamıştır. (Consulto Hukuk)

Sonuç: Yabancı Mal Paylaşımı Kararı Türkiye’de Nasıl Tenfiz Edilir?

Yabancı mahkemenin boşanmaya bağlı olarak verdiği mal paylaşımı kararı, Türkiye’de kendiliğinden icra edilemez.

Kararın Türkiye’de zorla uygulanabilmesi için kural olarak MÖHUK m.50 ve devamındaki tenfiz şartlarının gerçekleşmesi gerekir. Yabancı kararın kesinleşmiş olması, gerekli belgelerin hazırlanması, karşılıklılık, kamu düzeni ve savunma hakkı gibi şartlar bu incelemenin temelini oluşturur.

Ancak yabancı mal paylaşımı kararlarında en kritik konu, kararın Türkiye’deki taşınmazlara etkisidir.

MÖHUK m.15/2 uyarınca taşınmazların tasfiyesinde bulundukları ülke hukuku uygulanır; HMK m.12 ise taşınmazın aynına ilişkin veya ayni hak sahipliğini değiştirecek davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesine kesin yetki verir.

Bu nedenle yabancı mahkemenin Türkiye’de bulunan bir taşınmazın mülkiyetini doğrudan değiştiren hükmü ile taşınmazın ekonomik değerinden hareketle eşler arasında bir para alacağı veya paylaşma kuralı oluşturan hüküm birbirinden ayrılmalıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2022/7551 E., 2023/5740 K. sayılı kararı, bu ayrım bakımından özellikle önemlidir. Yargıtay, yabancı kararın taşınmaz yönünden doğrudan ayni hak devrine ilişkin olmayıp mal rejiminin tasfiyesi kapsamında bir paylaşma kuralı öngördüğü dosyada tanıma ve tenfiz kararını onamıştır. (Consulto Hukuk)

Ayrıca yabancı kararın tüm hükümlerinin Türkiye’de uygulanabilir olması gerekmez. MÖHUK m.56 uyarınca kısmi tenfiz mümkündür. Örneğin taşınmazın doğrudan devrine ilişkin bölüm tenfiz edilemese dahi, aynı ilamdaki bağımsız para ödeme hükmünün tenfizi ayrıca değerlendirilebilir.

Bu nedenle yabancı mal paylaşımı kararının Türkiye’de uygulanmasına ilişkin her dosyada öncelikle şu sorular cevaplandırılmalıdır:

Yabancı karar kesinleşmiş mi?

Mal paylaşımı mahkeme kararıyla mı yapıldı, yoksa yalnızca taraflar arasında özel bir sözleşme mi var?

Yabancı karar para ödenmesine mi karar veriyor, yoksa Türkiye’deki bir malın mülkiyetini doğrudan mı değiştiriyor?

Türkiye’de bulunan taşınmazlar kararın hangi bölümünde yer alıyor?

Karar yalnızca bir paylaşma kuralı veya şahsi alacak mı oluşturuyor?

Kararın bir kısmının tenfizi mümkün mü?

Kararın verildiği ülke bakımından karşılıklılık mevcut mu?

Davalının yabancı yargılamada savunma hakkı korunmuş mu?

Borçlunun Türkiye’de hangi malvarlığı bulunuyor?

 

Yeni yazılardan haberdar olun

Hukuk alanındaki yeni yazılarımızı e-posta ile alın. Dilediğiniz zaman tek tıkla ayrılabilirsiniz.

Çerez tercihleri