Eski Dolandırıcılık Dosyalarında Yeni Yarı Oranında Ceza İndirimi Uygulanacak mı?
Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun ile dolandırıcılık suçlarında özellikle banka hesabı, banka veya kredi kartı, ödeme hesabı ve kripto varlık hesabını başkasının kullanımına bırakan kişileri yakından ilgilendiren önemli bir ceza indirimi kabul edilmiştir. Yeni düzenleme, dolandırıcılık suçunun tamamını ortadan kaldırmamakta ve dolandırıcılık suçuna iştirak eden herkesin cezasını da yarıya indirmemektedir. Kanun, oldukça belirli bir iştirak biçimi için özel bir indirim öngörmektedir.
7589 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesine eklenen dördüncü fıkra uyarınca, TCK m.157’deki dolandırıcılık veya TCK m.158’deki nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirak, kişinin kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla kendisine ya da başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermekten ibaret kalıyorsa, verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.
Düzenleme 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 7589 sayılı Kanun’un yürürlük maddesinde TCK m.158 değişikliği için ileri bir yürürlük tarihi öngörülmediğinden hüküm Kanun’un yayımı tarihinde uygulanmaya başlamıştır.
Peki, suç tarihi 31 Temmuz 2026’dan önceyse ne olacaktır? Hakkında yıllar önce dolandırıcılıktan dava açılmış kişi yeni yarı oranında ceza indiriminden yararlanabilecek midir? İstinaftaki dosya geri mi gönderilecektir? Kesinleşmiş ve infaz edilen eski mahkûmiyetlerde ceza yeniden hesaplanabilecek midir? Sadece IBAN’ını veya banka hesabını kullandıran herkesin cezası otomatik olarak yarıya mı düşecektir?
Bu soruların cevabı açısından hem yeni TCK m.158/4 hükmünün kapsamını hem de 7589 sayılı Kanun’un özel geçiş hükümlerini ayrı ayrı incelemek gerekir.
TCK 158/4 ile Getirilen Yeni Yarı Oranında Ceza İndirimi Nedir?
Yeni düzenleme esas olarak son yıllarda özellikle internet üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarında sık karşılaşılan bir iştirak biçimini hedeflemektedir.
Bir dolandırıcılık organizasyonunda mağdurla doğrudan iletişim kurmayan, hileli ilanı oluşturmayan, sahte yatırım sitesini yönetmeyen veya mağduru kandıran görüşmeleri yapmayan bazı kişiler, kendi banka hesabını, kartını veya başka bir ödeme aracını organizasyonu yöneten kişilere kullandırabilmektedir.
Para mağdurdan bu hesaba aktarılmakta ve dolandırıcılığın mali ayağı bu hesaplar üzerinden yürütülebilmektedir.
7589 sayılı Kanun, bu kişinin gerçekten dolandırıcılık suçuna iştirak ettiği sabitse, ancak iştirakinin yalnız kanunda gösterilen hesap veya ödeme aracını kullandırma fiiliyle sınırlı kalması hâlinde cezanın yarıya indirilmesini öngörmektedir.
Bu nedenle düzenlemenin iki yönü bulunmaktadır.
Bir taraftan hesap sağlayan kişinin ceza sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmamaktadır.
Diğer taraftan dolandırıcılığı doğrudan gerçekleştiren kişiyle, organizasyona yalnız belirli bir ödeme aracını veya hesap erişimini sağlayarak katılan kişinin aynı seviyede cezalandırılmasının önüne geçebilecek özel bir indirim mekanizması oluşturmaktadır.
Yeni Düzenleme Sadece Nitelikli Dolandırıcılık Suçunda mı Uygulanacak?
Hayır.
Yeni hüküm teknik olarak TCK m.158’e dördüncü fıkra olarak eklenmiştir. Ancak maddenin metni açıkça hem TCK m.157’deki dolandırıcılık suçunu hem de TCK m.158’deki nitelikli dolandırıcılık suçunu kapsamaktadır.
Dolayısıyla:
“Yeni indirim yalnız TCK 158’den ceza alanlara uygulanır.”
şeklindeki değerlendirme doğru değildir.
Kanunda aranan iştirak biçimi mevcutsa basit dolandırıcılık suçuna iştirak bakımından da yarı oranında indirim gündeme gelebilir.
Her Dolandırıcılık Sanığının Cezası Yarıya mı İnecek?
Hayır.
Yeni düzenlemenin belki de en önemli noktası budur.
TCK m.158/4 bir genel dolandırıcılık indirimi değildir.
Dolandırıcılık suçunun asli failine, mağduru bizzat hileli davranışlarla kandıran kişiye veya suç organizasyonunda aktif ve kapsamlı rol oynayan herkese otomatik olarak uygulanmaz.
Kanun açık biçimde kişinin dolandırıcılık suçuna iştirakinin belirli fiille “sınırlı olması” şartını aramaktadır.
Bu nedenle sanığın dosyadaki rolünün ayrıntılı biçimde belirlenmesi gerekir.
Örneğin kişi kendi banka hesabını suçta kullanılmak üzere başkasına vermiş ancak bunun yanında mağduru aramış, sahte yatırım platformunu yönetmiş, mağdurla yazışmış, paranın gönderilmesini yönlendirmiş veya dolandırıcılık planının yürütülmesinde başka aktif görevler de üstlenmişse iştirakinin yalnız hesap kullandırmaktan ibaret olmadığı ileri sürülebilir.
Böyle bir durumda yeni yarı oranında indirimin uygulanıp uygulanamayacağı somut delillere göre mahkeme tarafından belirlenmelidir.
Sadece IBAN Vermek Ceza İndirimi İçin Yeterli mi?
Bu konuda da otomatik bir sonuç çıkarılması doğru değildir.
Yeni kanun doğrudan “IBAN veren herkes” şeklinde bir düzenleme yapmamıştır.
Hüküm, banka veya kredi kartı gibi ödeme araçları ile banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçların başkasına verilmesini kapsamaktadır.
Bu nedenle somut olayda;
hangi hesabın verildiği,
hesabın fiilen nasıl kullanıldığı,
kişinin kart, şifre, telefon, hesap erişimi veya başka hangi aracı sağladığı,
dolandırıcılıktan haberdar olup olmadığı
ve iştirakinin bunun dışında başka eylemleri bulunup bulunmadığı
birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle halk arasında “IBAN kiralama” olarak adlandırılan olaylarda kişinin yaptığı işlemin yeni m.158/4 kapsamında kalıp kalmadığı her dosyada ayrı belirlenmelidir.
Dolandırıcılıktan Haberi Olmayan Hesap Sahibi de Yarı İndirim mi Alacak?
Burada çok önemli bir hukuki ayrım bulunmaktadır.
Yeni TCK m.158/4 ancak kişinin dolandırıcılık suçuna iştiraki mevcutsa uygulanır. Hüküm, suçsuz bir kişiye ceza indirimi sağlayan bir düzenleme değildir.
Bir kişinin dolandırıcılıktan haberi olmaksızın hesabının kullanılması veya suç işleneceğini bilmeden belirli bir bilgi paylaşması hâlinde öncelikle ceza sorumluluğunun bulunup bulunmadığı tartışılmalıdır.
Eğer kast ve iştirak şartları oluşmamışsa:
“Suç var ama yarı indirim uygulanacak.”
sonucuna değil, şartları varsa kişinin suçtan sorumlu olmadığı sonucuna ulaşılması gerekir.
Yeni düzenlemenin amacı, suçsuz kişiyi yarı cezalandırmak değildir. Düzenleme, dolandırıcılığa iştirak ettiği sabit olan ancak iştirak davranışı kanunda belirtilen sınırlı fiilden ibaret bulunan sanığın cezasında indirim yapılmasını öngörmektedir.
Bu nedenle savunmada çoğu zaman iki ihtimalin birbirinden ayrılması gerekir:
Birinci ihtimal, sanığın dolandırıcılığa iştirak kastının hiç bulunmadığı ve dolayısıyla beraat etmesi gerektiği savunmasıdır.
İkinci ihtimal ise mahkemenin iştirak bulunduğu kanaatine varması durumunda, sanığın rolünün yalnız TCK m.158/4’te belirtilen fiille sınırlı kaldığı ve bu nedenle yarı oranında indirim yapılması gerektiği savunmasıdır.
Bu iki savunma hukuken birbirinin aynısı değildir.
31 Temmuz 2026’dan Önce İşlenen Suçlara Yeni İndirim Uygulanacak mı?
Evet, şartları varsa uygulanabilir.
Türk Ceza Kanunu’nun zaman bakımından uygulamayı düzenleyen 7. maddesinin ikinci fıkrasına göre, suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun hükümleri farklıysa failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.
TCK m.158/4, belirli bir dolandırıcılığa iştirak biçiminde verilecek cezayı yarı oranında azaltan bir hükümdür. Bu nedenle şartları oluşan sanık bakımından önceki düzenlemeye göre daha lehe sonuç doğurabilecek maddi ceza hükmü niteliğindedir.
Üstelik 7589 sayılı Kanun yalnız genel lehe kanun ilkesine bırakmamış, eski dolandırıcılık dosyalarının nasıl ele alınacağı konusunda özel geçiş hükümleri de getirmiştir.
Bu nedenle:
“Suç 2024 yılında işlendi, yeni indirim uygulanamaz.”
veya
“Dava 2025 yılında açıldığı için 2026 değişikliği dosyayı etkilemez.”
şeklindeki değerlendirmeler doğru değildir.
Asıl soru suç veya dava tarihi değil, sanığın iştirak biçiminin yeni TCK m.158/4 kapsamına girip girmediğidir.
Soruşturması Devam Eden Eski Dolandırıcılık Dosyalarında Ne Olacak?
31 Temmuz 2026’dan önce işlenmiş bir suç hakkında henüz soruşturma devam ediyorsa ve sanık hakkında daha önce hüküm verilmemişse 7589 sayılı Kanun’un “hakkında hüküm verilmiş dosyalar” için getirdiği özel gönderme kuralına ihtiyaç bulunmaz.
Bunun yerine TCK m.7’deki lehe kanun ilkesi gereğince yeni maddi ceza hükmünün dikkate alınması gerekir.
Dolayısıyla soruşturma makamı, kişinin suçtaki rolünü belirlerken yeni TCK m.158/4’ü göz önünde bulundurmalıdır.
Ancak burada tekrar vurgulanmalıdır: Yeni hüküm suç vasfını ortadan kaldırmamaktadır. Kişinin dolandırıcılık kastıyla suça iştirak edip etmediği yine araştırılacaktır.
İlk Derece Mahkemesinde Davası Devam Eden Sanık Yeni İndirimden Yararlanabilir mi?
Evet.
Dava 31 Temmuz 2026’dan önce açılmış olsa bile henüz hüküm verilmemişse mahkemenin karar verirken yürürlükteki lehe ceza hükmünü değerlendirmesi gerekir. TCK m.7/2, sonradan yürürlüğe giren kanun failin lehine olduğunda lehe hükmün uygulanmasını öngörmektedir.
Örneğin 2025 yılında açılmış bir nitelikli dolandırıcılık davasında sanığın sadece kendi banka hesabını dolandırıcılıkta kullanılacağını bilerek başkasına verdiği, başka hiçbir faaliyete katılmadığı iddia ediliyorsa mahkemenin yeni TCK m.158/4 şartlarını tartışması gerekir.
Mahkeme sanığın iştirakinin gerçekten kanunda belirtilen fiille sınırlı olduğu sonucuna ulaşırsa cezada yarı oranında indirim gündeme gelir.
İstinafta Bulunan Eski Dolandırıcılık Dosyaları Ne Olacak?
7589 sayılı Kanun bu konuda son derece açık özel bir geçiş hükmü getirmiştir.
Kanun’un yürürlüğe girdiği 31 Temmuz 2026 tarihinden önce TCK m.157 veya m.158 uyarınca hakkında hüküm verilen ve dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklardan, yeni TCK m.158/4’ün uygulanabileceği kişilerin dosyası bölge adliye mahkemesi ceza dairesindeyse bozma kararı verilerek ilk derece mahkemesine gönderilecektir.
Bu hüküm oldukça önemlidir.
Bölge adliye mahkemesinin:
“Yeni kanunu burada doğrudan uygulayıp cezayı yarıya indirelim.”
şeklinde hareket etmesi yerine, Kanun özel olarak bozma ve ilk derece mahkemesine gönderme usulünü öngörmüştür.
Böylece sanığın yeni TCK m.158/4 kapsamında bulunup bulunmadığı ve buna göre yeniden ceza belirlenmesi ilk derece mahkemesince ele alınacaktır.
Her İstinaf Dosyası Bozulacak mı?
Hayır.
Geçici hüküm de doğrudan bütün TCK m.157 ve m.158 dosyalarının bozulacağını söylememektedir.
Bozma yalnız yeni TCK m.158/4’ün uygulanacağı sanıklar bakımından söz konusudur.
Bu nedenle dosyadaki sanık:
dolandırıcılık organizasyonunu yöneten kişi,
mağdurla hileli iletişimi kuran kişi,
sahte ilanı hazırlayan kişi
veya iştirak davranışı yalnız hesap sağlamaktan çok daha kapsamlı olan bir kişi
ise sırf dosyada banka hesabı kullanılmış olması nedeniyle yeni hükümden otomatik yararlanamaz.
Mahkemenin önce kişinin fiilinin yeni maddenin dar kapsamına girip girmediğini belirlemesi gerekir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığındaki Eski Dosyalar Ne Olacak?
7589 sayılı Kanun’un geçici hükmü Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyaları da ayrıca düzenlemektedir.
Yeni TCK m.158/4 kapsamına giren sanıklara ilişkin dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunuyorsa, gelişindeki usule uygun şekilde ilk derece mahkemesine gönderilecektir.
Dolayısıyla Kanun, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunması hâlinde de yeni indirim hükmünün ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine yönelik özel bir sistem kurmuştur.
Yargıtay ceza dairesinde bulunan bir dosyada ise geçici hükmün açıkça düzenlediği usul konumu ile dosyanın mevcut aşaması birlikte değerlendirilmelidir. Her hâlükârda maddi ceza hukuku bakımından TCK m.7/2’deki lehe kanun ilkesi önemini korumaktadır.
Kesinleşmiş Eski Dolandırıcılık Dosyalarında Yarı İndirim Uygulanabilir mi?
Bu konu özellikle cezası infaz edilmekte olan hükümlüler bakımından önemlidir.
TCK m.7/2, sonradan yürürlüğe giren ve fail lehine olan kanunun yalnız yargılama aşamasında uygulanacağını söylememekte; lehe kanunun uygulanıp infaz olunacağını açıkça öngörmektedir.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.98 de mahkûmiyet hükmünün yorumunda tereddüt bulunması veya sonradan yürürlüğe giren kanunun TCK m.7 kapsamında hükümlü lehine sonuç doğurup doğurmadığının belirlenmesi gereken hâller için mahkemece karar verilmesini öngören bir infaz sistemi içermektedir.
Bu nedenle hükmü kesinleşmiş olsa dahi yeni TCK m.158/4 kapsamına gerçekten giren bir hükümlünün durumu lehe kanun bakımından değerlendirilebilir.
Ancak burada:
“Bütün eski dolandırıcılık cezaları otomatik olarak yarıya düşecek.”
şeklinde bir sonuç çıkarmamak gerekir.
Önce kesinleşmiş mahkûmiyet dosyasındaki fiilin yeni m.158/4 kapsamına girip girmediği belirlenmelidir.
Özellikle kesinleşmiş kararda kişinin suçtaki eylemleri yalnız hesap veya ödeme aracı sağlamakla sınırlı değilse yeni özel indirim uygulanmayabilir.
Kesinleşmiş Dosyalar İçin 6 Aylık Zarar Ödeme Hakkı Nedir?
7589 sayılı Kanun, infaz aşamasındaki bazı eski dolandırıcılık mahkûmiyetleri için ayrıca çok önemli bir geçici hüküm getirmiştir.
31 Temmuz 2026’dan önce TCK m.157 veya m.158 kapsamında hüküm verilmiş, dosyası infaz aşamasında bulunan, yeni TCK m.158/4 kapsamına giren ve hakkında daha önce TCK m.168 etkin pişmanlık hükmü uygulanmamış hükümlüye özel bir imkân tanınmıştır.
Buna göre hükümlü, mahkemenin yapacağı ihtardan itibaren altı ay içinde mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderirse TCK m.168/2’deki etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilecektir.
Burada iki farklı ceza indiriminin birbirine karıştırılmaması gerekir.
Birinci indirim:
TCK m.158/4 kapsamındaki yarı oranında indirimdir.
Bu indirim sanığın suçtaki sınırlı iştirak rolünden kaynaklanmaktadır.
İkinci mesele ise:
TCK m.168 kapsamındaki etkin pişmanlıktır.
Bu ise mağdur zararının giderilmesiyle bağlantılı ayrı bir ceza hukuku kurumudur. TCK m.168’in ikinci fıkrası kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmeden önce ortaya çıkan etkin pişmanlık hâlini düzenlemektedir; 7589 sayılı Kanun’un geçici maddesi ise belirli eski ve kesinleşmiş dosyalara özel olarak bu hükümden yararlanma imkânı tanımaktadır.
Dolayısıyla:
“Eski dolandırıcılık dosyasında zararı altı ay içinde öderse ceza yarıya iner.”
şeklindeki ifade eksik ve yanıltıcıdır.
Yarı oranında indirim TCK m.158/4’ten; zarar giderimine bağlı ek imkân ise geçici hüküm üzerinden TCK m.168/2’den kaynaklanmaktadır.
Altı Aylık Süre Ne Zaman Başlar?
Kanun altı aylık sürenin 31 Temmuz 2026’dan otomatik olarak başlamasını öngörmemiştir.
Süre, mahkeme tarafından yapılacak ihtardan itibaren başlar.
Dolayısıyla kesinleşmiş dosyalarda:
“31 Temmuz’dan itibaren altı ay içinde ödeme yapmak gerekir.”
şeklindeki genel ifade doğru değildir.
Mahkemenin ilgili hükümlüye ihtar yapması ve bundan sonra altı aylık sürenin işlemesi gerekir.
Zararın bu süre içerisinde tamamen giderilmesi şarttır. Kanun aynen geri verme veya tazmin yoluyla tam giderim aramaktadır.
Altı Aylık Sürede İnfaz Durdurulacak mı?
Hayır, zarar henüz tamamen giderilmemişse sırf bu özel altı aylık sürenin verilmiş olması nedeniyle infazın otomatik olarak durdurulması veya ertelenmesi öngörülmemiştir.
7589 sayılı Kanun açıkça, bu süre içerisinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar geçici hüküm uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemeyeceğini düzenlemektedir.
Dolayısıyla hükümlü:
“Mahkeme bana altı ay süre verdi, altı ay boyunca cezaevinden çıkarım veya infaz durur.”
şeklinde bir hak elde etmemektedir.
Özel geçiş hükmü, zararın giderilmesi için bir etkin pişmanlık fırsatı tanımaktadır; zarar tamamen giderilmeden bu hükme dayanılarak infazın ertelenmesi veya durdurulması mümkün değildir.
Kanun Yürürlüğe Girmeden Önce Hüküm Verilmiş Ama Karar Sonra Kesinleşmişse Ne Olacak?
Kanun bu ihtimali de açıkça düzenlemiştir.
31 Temmuz 2026 itibarıyla hüküm verilmiş olan fakat kanun yoluna başvurulmadığı için 31 Temmuz 2026’dan sonra kesinleşen kararlar da infaz aşamasındaki özel etkin pişmanlık hükmünden yararlanabilecek dosyalar kapsamına alınmıştır.
Örneğin mahkeme 25 Temmuz 2026 tarihinde sanık hakkında dolandırıcılıktan mahkûmiyet kararı vermiş olsun.
Taraflar istinafa başvurmasın.
Karar 31 Temmuz 2026’dan sonra kesinleşsin.
Sanığın fiili yeni TCK m.158/4 kapsamında kalıyorsa ve hakkında TCK m.168 daha önce uygulanmamışsa, geçici hükümde öngörülen şartlarla zarar giderimine dayalı özel etkin pişmanlık imkânı gündeme gelebilir.
Bu ayrıntı, geçiş hükümlerinin yalnız 31 Temmuz’da zaten cezaevinde bulunan hükümlülerle sınırlı olmadığını göstermektedir.
Yeni Yarı İndirim Kendiliğinden mi Uygulanacak?
Yarı oranında indirim kanuni bir sonuç olmakla birlikte, uygulanabilmesi için sanığın fiilinin TCK m.158/4 kapsamına girdiğinin tespit edilmesi gerekir.
Dolayısıyla kişinin yalnız:
“Ben sadece hesabımı verdim.”
şeklindeki beyanı tek başına yeterli değildir.
Dosyadaki;
HTS ve iletişim kayıtları,
banka hareketleri,
hesaba giriş kayıtları,
para transfer zinciri,
mağdurla yapılan görüşmeler,
mesajlaşmalar,
hesap üzerinde fiilî tasarruf,
sanıklar arasındaki ilişki
ve diğer deliller
birlikte değerlendirilebilir.
Mahkeme, sanığın iştirakinin yalnız kanunda belirtilen ödeme aracı veya hesap kullanımını sağlayan bilgi ya da araçları vermekle sınırlı olup olmadığını belirlemelidir.
Bu nedenle eski dosyalardaki yeni indirim incelemesinin yalnız matematiksel bir “cezayı ikiye bölme” işlemi olarak görülmesi doğru olmaz.
Hesaba Gelen Parayı Çekmek Yarı İndirime Engel Olur mu?
Yeni m.158/4’ün lafzı, iştirakin kanunda tanımlanan hesap veya ödeme aracı sağlama fiiliyle sınırlı olmasını aramaktadır.
Bu nedenle sanığın hesaba gelen paraları aktif olarak çekmesi, başka hesaplara yönlendirmesi, mağdurla iletişim kurması veya operasyonun mali yönetiminde rol alması gibi ek eylemler bulunduğunda mahkemenin:
“İştirak gerçekten yalnız hesap kullandırmakla mı sınırlıydı?”
sorusunu ayrıca cevaplandırması gerekecektir.
Her para çekme işleminin otomatik olarak yeni hükmü engellediğine ilişkin kanunda ayrı bir cümle bulunmamaktadır. Dolayısıyla somut olay değerlendirilmeden kategorik sonuç vermek doğru değildir.
Ancak kişinin dolandırıcılık planındaki davranışları ne kadar geniş ve aktifse, iştirakinin yeni fıkrada belirtilen tek fiille sınırlı olmadığı yönündeki değerlendirme de o ölçüde gündeme gelebilir.
Hesabı Başkasının Adına Olan Kişi de İndirimden Yararlanabilir mi?
Evet, hükmün lafzı yalnız kişinin kendi hesabını kullandırmasıyla sınırlı değildir.
Kanun “kendisine veya başkasına ait” banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarından ve yine kendisine veya başkasına ait hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi veya araçların verilmesinden söz etmektedir.
Dolayısıyla hesabın veya kartın mutlaka sanığın kendi adına olması şart değildir.
Ancak yine dolandırıcılığa iştirak kastının ve kişinin rolünün yalnız kanunda gösterilen fiille sınırlı olmasının belirlenmesi gerekir.
Kripto Para Hesabını Kullandıran Kişiler de Kapsamda mı?
Evet.
Yeni düzenleme, klasik banka hesaplarının yanında kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesapları da açıkça saymaktadır.
Dolayısıyla dolandırıcılık gelirlerinin bir kripto varlık platformundaki hesap üzerinden aktarılmasını sağlamak amacıyla hesap erişimini veya hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi ya da araçları veren kişinin durumu da yeni hüküm kapsamında değerlendirilebilir.
Aynı şekilde ödeme hizmeti sağlayıcıları ve aracı kurum hesapları da madde metninde ayrıca gösterilmiştir.
Bu yönüyle düzenleme yalnız geleneksel banka IBAN’larına özgü değildir.
Banka Hesabını Kiralamak Artık Daha Hafif Bir Suç mu?
Bu ifade de dikkatli kullanılmalıdır.
Yeni düzenleme ayrı bir “hesap kiralama suçu” yaratmamıştır.
Kişinin hesabını bir dolandırıcılık suçunda kullanılmak üzere verdiği ve bu suretle dolandırıcılığa iştirak ettiği belirlenirse mevcut TCK m.157 veya m.158 hükümleri kapsamında ceza sorumluluğu gündeme gelir. Yeni m.158/4 ise iştirak davranışı yalnız kanunda sayılan hesap veya ödeme aracını sağlama fiiliyle sınırlıysa verilecek cezada yarı oranında indirim yapılmasını öngörmektedir.
Dolayısıyla fiil suç olmaktan çıkarılmamıştır.
Yeni düzenlemenin sonucu:
cezasızlık değil, şartları varsa cezada yarı indirimdir.
Yarı İndirim Sonrasında Ceza Otomatik Olarak Ertelenir mi?
Hayır.
TCK m.158/4’ün uygulanması yalnız cezayı yarı oranında indiren özel bir hükümdür. İndirim sonrasında ortaya çıkan cezanın;
ertelenip ertelenemeyeceği,
HAGB sınırına girip girmediği,
seçenek yaptırıma çevrilip çevrilemeyeceği,
infaz rejiminin nasıl uygulanacağı
gibi meseleler kendi kanuni şartlarına göre ayrıca değerlendirilir.
Dolayısıyla:
“Ceza yarıya indiğine göre kişi otomatik olarak tahliye edilir.”
veya
“Yeni yasa çıkan herkes HAGB alır.”
şeklindeki sonuçlar doğru değildir.
Her dosyada temel ceza, diğer artırma ve indirim nedenleri, kesinleşme durumu, infaz edilen süre ve ilgili ceza hukuku hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
Kesinleşmiş Cezada Mahkeme Ne Yapacak?
Kesinleşmiş bir mahkûmiyet sonrasında daha lehe bir ceza hükmünün yürürlüğe girmesi hâlinde lehe kanunun infaza etkisi mahkemece değerlendirilir. TCK m.7/2 lehe kanunun uygulanıp infaz edileceğini düzenlemekte; 5275 sayılı Kanun m.98 de sonradan yürürlüğe giren kanunun hükümlünün lehine sonuç doğurması durumunda mahkemece karar verilmesine imkân sağlayan mekanizmayı düzenlemektedir.
Bu nedenle kesinleşmiş eski dolandırıcılık mahkûmiyetinde değerlendirme yapılırken mahkemenin önce kişinin TCK m.158/4 kapsamında bulunup bulunmadığını belirlemesi gerekir.
Fiil bu kapsamdaysa yeni lehe düzenleme doğrultusunda cezanın yeniden belirlenmesi gündeme gelir.
Bunun yanında geçici m.1/7’deki şartlar varsa zarar giderimine bağlı özel etkin pişmanlık imkânının da ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Aynı Dosyada Birden Fazla Sanık Varsa Herkes İndirimden Yararlanır mı?
Hayır.
Yeni indirim sanığın bireysel iştirak biçimine bağlıdır.
Örneğin aynı dolandırıcılık dosyasında üç sanık bulunduğunu düşünelim.
Birinci sanık mağdurla doğrudan konuşmuş ve hileli senaryoyu yürütmüş olabilir.
İkinci sanık organizasyonu yönetmiş olabilir.
Üçüncü sanık ise yalnız hesabını suçta kullanılmak üzere vermiş olabilir.
TCK m.158/4 bakımından üçüncü sanığın hukuki durumu diğerlerinden farklı değerlendirilebilir.
Geçici hüküm de eski dosyalarda tüm dosyanın değil, yeni dördüncü fıkranın uygulanacağı sanıkların durumunu özel olarak düzenlemektedir.
Dolayısıyla aynı dosyada bir sanık indirimden yararlanırken diğer sanıkların yararlanmaması mümkündür.
Daha Önce TCK 168 Uygulanan Kişi Altı Aylık Yeni İmkândan Tekrar Yararlanabilir mi?
7589 sayılı Kanun’un geçici m.1/7 hükmü bu özel altı aylık imkânı, daha önce hakkında TCK m.168 uygulanmamış hükümlüler için düzenlemiştir.
Dolayısıyla eski mahkûmiyet hükmünde etkin pişmanlık nedeniyle zaten TCK m.168 uygulanmışsa geçici maddede tanınan bu özel imkândan ikinci kez yararlanılması söz konusu değildir.
Ancak bu durum TCK m.158/4’teki yarı oranındaki yeni iştirak indirimiyle karıştırılmamalıdır. İki hükmün şartları farklıdır.
12. Yargı Paketi Eski Dolandırıcılık Dosyalarında Af mı Getirdi?
Hayır.
Yeni düzenleme af değildir.
Dolandırıcılık suçunu ortadan kaldırmamaktadır.
Mahkûmiyetleri kendiliğinden silmemektedir.
Dolandırıcılık suçuna iştirak eden herkesi cezasız bırakmamaktadır.
Kanun yalnız belirli ve sınırlı iştirak biçimi bakımından cezanın yarıya indirilmesini kabul etmiş, ayrıca bazı eski kesinleşmiş dosyalara zarar tamamen giderildiğinde etkin pişmanlıktan yararlanabilme konusunda özel bir geçiş imkânı tanımıştır.
Bu nedenle düzenleme “dolandırıcılık affı” şeklinde nitelendirilmemelidir.
Eski Dolandırıcılık Dosyalarında Yeni İndirim İçin Hangi Hususlar İncelenmeli?
Eski bir dolandırıcılık dosyasının yeni TCK m.158/4 kapsamında olup olmadığını belirlerken esas mesele yalnız suç tarihinin eski olması değildir. Öncelikle sanığın hangi suçtan mahkûm edildiği, suçtaki rolünün ne olduğu ve bu rolün hesap ya da ödeme aracını kullandırmakla sınırlı kalıp kalmadığı belirlenmelidir.
Ayrıca dosyanın bugün hangi aşamada olduğu da önem taşır.
Soruşturma aşamasındaki dosyayla ilk derece yargılamasında bulunan dosya aynı usule tabi değildir.
BAM’daki dosya için Kanun açıkça bozma ve ilk derece mahkemesine gönderme öngörmüştür.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığındaki dosya için ayrıca ilk derece mahkemesine gönderme kuralı getirilmiştir.
Kesinleşmiş ve infaz edilen dosyada ise lehe kanun ve infaz uyarlaması ile geçici m.1/7’deki özel etkin pişmanlık imkânı birlikte önem kazanır.
Bu nedenle yeni düzenlemeden yararlanma ihtimali bulunan eski bir dosyanın yalnız gerekçeli kararına değil, dosyadaki maddi delillere ve sanığın bireysel eylemlerine bakılması gerekir.
Eski Dolandırıcılık Dosyalarında Yarı Ceza İndirimi Hakkında Sık Sorulan Sorular
31 Temmuz 2026’dan önce işlenen dolandırıcılık suçunda yeni indirim uygulanır mı? Sanığın fiili yeni TCK m.158/4 kapsamındaysa lehe kanun ilkesi gereğince uygulanabilir. TCK m.7/2, sonradan yürürlüğe giren lehe kanunun uygulanıp infaz olunacağını düzenlemektedir.
Bütün nitelikli dolandırıcılık cezaları yarıya mı inecek? Hayır. İndirim yalnız kişinin dolandırıcılığa iştirakinin hesap veya ödeme aracı sağlama biçimindeki kanuni fiille sınırlı kalması durumunda uygulanır.
Sadece banka hesabını kullandırmak yeterli mi? Kişinin dolandırıcılığa iştirak kastının bulunması ve iştirakinin yeni maddede belirtilen davranışla sınırlı olması gerekir. Suçtan haberi bulunmayan kişi bakımından öncelikle ceza sorumluluğu tartışılır.
Basit dolandırıcılık dosyalarında da indirim var mı? Evet. TCK m.158/4 açıkça hem TCK m.157 hem de m.158 suçlarına iştiraki kapsamaktadır.
Kripto para hesabını kullandıran kişi yararlanabilir mi? Kanunda kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesaplar açıkça kapsama alınmıştır.
Dosya istinaftaysa ne olacak? Sanık yeni m.158/4 kapsamındaysa BAM ceza dairesi bozma kararı vererek dosyayı ilk derece mahkemesine gönderecektir.
Dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığındaysa ne olacak? Kanun, dosyanın gelişindeki usule uygun biçimde ilk derece mahkemesine gönderilmesini öngörmektedir.
Ceza kesinleşmişse yarı indirim mümkün mü? Lehe kanun ilkesi kesinleşmiş mahkûmiyetlerin infazında da önem taşır. Şartları varsa yeni hükmün uygulanması mahkemece değerlendirilir.
Kesinleşmiş dosyada zararı ödeyene ayrıca indirim var mı? Yeni m.158/4 kapsamındaki ve hakkında daha önce TCK m.168 uygulanmamış belirli hükümlüler, mahkeme ihtarından itibaren altı ay içinde zararı tamamen giderirse TCK m.168/2 etkin pişmanlık hükmünden yararlanabilir.
Altı aylık ödeme süresinde infaz durur mu? Zarar tamamen giderilinceye kadar bu özel hükme dayanılarak infazın ertelenmesi veya durdurulması mümkün değildir.
Yeni düzenleme af mı? Hayır. Suç ortadan kaldırılmamış; yalnız kanunda belirlenen iştirak biçimi için yarı oranında ceza indirimi öngörülmüştür.
Yeni Düzenlemenin Savunma Açısından Önemi
- Yargı Paketi sonrasında özellikle “hesap kullandırma”, “IBAN kiralama”, “kart verme” veya kripto hesabının başkasının kullanımına bırakılması iddiası bulunan eski dolandırıcılık dosyalarında savunmanın yeniden değerlendirilmesi gerekebilir.
Ancak savunmanın yalnız:
“Yeni yasa çıktı, cezanın yarısını indirin.”
şeklinde kurulması yeterli olmayabilir.
Dosyada sanığın somut rolünün ortaya konulması gerekir.
Örneğin sanığın mağdurla hiçbir iletişim kurmadığı, dolandırıcılık senaryosunu bilfiil yürütmediği, sahte ilan veya platform oluşturmadığı, mağduru yönlendirmediği ve suçtaki davranışının yalnız hesabı veya ödeme aracını kullanıma sunmaktan ibaret kaldığı delillerle ortaya konulabiliyorsa TCK m.158/4 açısından güçlü bir değerlendirme yapılabilir.
Bunun tersine kişi organizasyonun diğer aşamalarında da aktifse indirim tartışması daha farklı olacaktır.
Ayrıca kişinin suçu hiç bilmediği savunuluyorsa bunun da ayrı ve öncelikli olduğu unutulmamalıdır.
Bir kişi gerçekten dolandırıcılıktan habersizse hukuki talep:
“Bana yarı indirim uygulayın.”
değil,
“Dolandırıcılığa kasten iştirak etmediğim için ceza sorumluluğum bulunmamaktadır.”
olabilir.
Mahkemenin aksi kanaate varması ihtimalinde TCK m.158/4 tali veya alternatif hukuki değerlendirme olarak ileri sürülebilir.
Sonuç: Eski Dolandırıcılık Dosyalarında Yarı İndirim Mümkün, Ancak Her Dosyaya Otomatik Uygulanmayacak
- Yargı Paketi ile Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesine eklenen yeni dördüncü fıkra, dolandırıcılık suçlarına iştirak bakımından önemli bir ceza indirimi getirmiştir.
Yeni hükme göre TCK m.157 veya m.158 kapsamındaki dolandırıcılık suçuna iştirak, kişinin kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla kendisine ya da başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını veya banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı ya da kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermekten ibaret kalıyorsa verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.
Düzenleme 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Ancak düzenlemenin en önemli özelliği, geçmiş dosyalara da etkili olabilmesidir.
TCK m.7/2 uyarınca sonradan yürürlüğe giren kanun fail lehineyse lehe kanun uygulanır ve infaz olunur. 7589 sayılı Kanun ayrıca eski dolandırıcılık dosyaları bakımından özel geçiş kuralları da getirmiştir.
Buna göre yeni hüküm kapsamına giren sanığın dosyası 31 Temmuz 2026 tarihinde bölge adliye mahkemesi ceza dairesinde kanun yolu incelemesindeyse bozma kararı verilerek ilk derece mahkemesine gönderilecektir.
Dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığındaysa yine Kanun’da belirtilen usule göre ilk derece mahkemesine gönderilecektir.
Henüz soruşturması veya ilk derece yargılaması devam eden dosyalarda ise yeni lehe hükmün karar verilirken dikkate alınması gerekir.
Kesinleşmiş ve infaz aşamasındaki mahkûmiyetlerde de TCK m.7/2’nin lehe kanun ilkesi önemini korumaktadır; sonradan yürürlüğe giren hükmün mahkûm lehine sonuç doğurup doğurmadığı mahkemece değerlendirilir.
Ayrıca Kanun, yeni TCK m.158/4 kapsamına giren ve daha önce TCK m.168 uygulanmamış bazı eski hükümlüler için ikinci bir avantaj daha sağlamıştır. Bu kişiler mahkeme ihtarından itibaren altı ay içinde mağdur zararını tamamen giderirse TCK m.168/2’deki etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilecektir. Ancak zarar tamamen giderilmeden bu özel düzenlemeye dayanılarak infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemeyecektir.
Bu nedenle eski dolandırıcılık dosyalarında üç farklı durum birbirine karıştırılmamalıdır.
Yeni TCK m.158/4, sanığın suçtaki rolüne bağlı yarı oranında ceza indirimi getirmektedir.
TCK m.168, zararın giderilmesine bağlı etkin pişmanlık indirimi niteliğindedir.
Sanığın dolandırıcılıktan hiç haberi olmaması ise bir indirim meselesi değil, suça iştirak kastının ve dolayısıyla ceza sorumluluğunun bulunup bulunmadığı meselesidir.
Dolayısıyla 12. Yargı Paketi sonrasında eski bir dolandırıcılık dosyasını incelerken yalnız mahkûmiyet maddesine bakmak yeterli değildir. Sanığın hangi eylemi gerçekleştirdiği, banka veya kripto hesabını ne şekilde kullandırdığı, mağdurla iletişim kurup kurmadığı, paranın hareketlerinde ne ölçüde rol aldığı, suç organizasyonuna başka biçimde katılıp katılmadığı ve dosyanın bugün soruşturma, ilk derece, istinaf, Yargıtay veya infaz aşamalarından hangisinde bulunduğu birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle “Eski dolandırıcılık dosyalarında yeni yarı oranında ceza indirimi uygulanacak mı?” sorusunun en doğru kısa cevabı şudur:
Evet; suç tarihi veya mahkûmiyet tarihi 31 Temmuz 2026’dan önce olsa dahi, kişinin dolandırıcılık suçuna iştiraki yeni TCK m.158/4’te belirtilen hesap, kart veya hesap kullanımını sağlayan bilgi ve araçları başkasına verme fiiliyle sınırlıysa yeni yarı oranında ceza indirimi lehe kanun olarak uygulanabilir. Ancak bu indirim bütün dolandırıcılık sanıkları için otomatik değildir; her sanığın suçtaki bireysel rolü ayrıca incelenmek zorundadır.