Karşı Aracın Trafik Sigortası Yoksa Tazminat Alınabilir mi? Sigortasız Aracın Sebep Olduğu Bedensel Zararlarda Güvence Hesabına Başvuru
Karşı Aracın Trafik Sigortası Yoksa Tazminat Alınabilir mi? Sigortasız Aracın Sebep Olduğu Bedensel Zararlarda Güvence Hesabına Başvuru
Trafik kazasından sonra yaralanan kişinin karşılaştığı ilk sorulardan biri, kazaya sebep olan aracın zorunlu trafik sigortasının bulunup bulunmadığıdır. Çünkü normal şartlarda kazaya kusuruyla sebep olan aracın üçüncü kişilere verdiği bedensel zararların önemli bir bölümü zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında sigorta şirketinden talep edilir.
Ancak günlük hayatta her araç sahibinin zorunlu trafik sigortasını yaptırdığı söylenemez. Örneğin yaya geçidinden karşıya geçerken bir otomobilin çarptığı kişi hastaneye kaldırılmış ve birkaç ay sonra kalıcı bir sakatlığının oluştuğu belirlenmiş olabilir. Kazadan sonra yapılan araştırmada ise otomobilin kaza tarihinde geçerli trafik sigortasının bulunmadığı ortaya çıkabilir.
Böyle bir durumda mağdurun karşısında ödeme yapacak bir sigorta şirketinin bulunmaması, tazminat hakkının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Türk hukukunda bu tür durumlarda mağdurların korunması amacıyla Güvence Hesabı sistemi bulunmaktadır.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 14. maddesi kapsamında oluşturulan Güvence Hesabı, özellikle zorunlu sigortanın bulunmadığı veya sigortalının tespit edilemediği bazı durumlarda ortaya çıkan bedensel zararların karşılanmasını amaçlamaktadır. Güvence Hesabının resmî açıklamasında da sigortasını yaptırmamış kişilerin neden olduğu bedensel zararların, kaza tarihinde geçerli teminat tutarları içerisinde Hesap kapsamında olduğu belirtilmektedir.
Güvence Hesabı Nedir?
Güvence Hesabını günlük hayattan basit bir örnekle açıklamak mümkündür.
Ali Bey motosikletiyle işe giderken kırmızı ışıkta geçen bir otomobil kendisine çarpmıştır. Kaza sonucunda Ali Bey’in bacağı kırılmış, ameliyat olmuş ve tedavi sonrasında bacağında kalıcı hareket kaybı meydana gelmiştir.
Normal şartlarda Ali Bey’in sürekli iş göremezlik zararının, kazaya sebep olan otomobilin trafik sigortacısından talep edilmesi gündeme gelecektir.
Ancak otomobil sahibinin trafik sigortasını birkaç ay önce yenilemediği ortaya çıkarsa ortada başvurulabilecek bir sigorta şirketi bulunmayacaktır. İşte bu noktada, şartların gerçekleşmesi hâlinde Güvence Hesabına başvuru yapılması mümkündür.
Dolayısıyla Güvence Hesabı, kazaya sebep olan kişinin yerine geçen genel bir tazminat fonu değildir. Hesabın sorumluluğu kanun ve yönetmelikle belirlenmiş belirli durumlarla ve zorunlu sigorta teminatlarıyla sınırlıdır.
Sigortasız Araç Kazasında Güvence Hesabına Kim Başvurabilir?
Kazaya sebep olan aracın kaza tarihinde zorunlu trafik sigortasının bulunmaması ve kazada üçüncü kişinin bedensel zarara uğraması hâlinde Güvence Hesabı gündeme gelebilir.
Örneğin;
- sigortasız otomobilin çarptığı yaya,
- sigortasız aracın çarpması sonucu yaralanan motosiklet sürücüsü,
- sigortasız aracın kusuruyla meydana gelen kazada diğer araçta bulunan sürücü veya yolcu,
- şartları oluştuğunda sigortasız araçta yolcu olarak bulunan ve kazada yaralanan kişi,
- kazada hayatını kaybeden kişinin desteğinden yoksun kalan yakınları
Güvence Hesabından tazminat talep edebilir.
Burada önemli olan nokta, talepte bulunan kişinin kazaya neden olan aracın kusurlu sürücüsü veya işleteni konumunda olup olmadığıdır. Güvence Hesabının resmî açıklamasına göre, kazaya kusuruyla neden olan aracın sürücüsü veya işleteninin kendi bedensel zararını Güvence Hesabından istemesi mümkün değildir.
Sadece Aracın Sigortasız Olması Yeterli midir?
Hayır.
Bir aracın trafik sigortasının bulunmaması otomatik olarak tazminat ödeneceği anlamına gelmez.
Öncelikle trafik kazasının oluş şekli ve tarafların kusur oranları değerlendirilir. Daha sonra meydana gelen yaralanmanın kazayla bağlantısı, kişinin kalıcı sakatlık durumu, yaşı, geliri ve diğer aktüeryal veriler dikkate alınarak zarar hesaplanır.
Örneğin kazada yaralanan kişinin %30 oranında kusurlu, sigortasız aracın sürücüsünün ise %70 oranında kusurlu olduğu belirlenmişse tazminat hesabında kusur oranının etkisi olacaktır.
Güvence Hesabı da tazminat miktarının belirlenmesinde tarafların kusur durumunun dikkate alındığını ve ödemenin ancak kaza tarihinde geçerli teminat limitleri içerisinde yapılabileceğini açıkça belirtmektedir.
Güvence Hesabından Hangi Tazminatlar Talep Edilebilir?
Sigortasız araçların neden olduğu kazalarda Güvence Hesabının temel sorumluluğu bedensel zararlar bakımındandır.
Uygulamada özellikle iki önemli tazminat türü öne çıkmaktadır.
Sürekli Sakatlık Tazminatı
Kaza sonucunda kişinin vücudunda kalıcı bir fonksiyon kaybı meydana gelmişse sürekli sakatlık veya sürekli iş göremezlik tazminatı gündeme gelebilir.
Örneğin 32 yaşındaki bir kurye trafik kazasında ağır şekilde yaralanmış ve geçirdiği ameliyatlara rağmen ayağında kalıcı hareket kısıtlılığı oluşmuş olabilir.
Bu durumda yalnızca kişinin hastanede kaç gün kaldığına bakılmaz. Kalıcı sakatlık oranı, yaşı, geliri, kusur oranı ve çalışma hayatına etkisi gibi unsurlar tazminat hesabında önem taşır.
Güvence Hesabı sürekli sakatlık başvurularında sağlık kurulu raporu, epikriz, adli muayene raporu, tedavi belgeleri, SGK hizmet dökümü ve varsa gelir belgelerinin sunulmasını istemektedir.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Kazanın ölümle sonuçlanması hâlinde ise ölen kişinin desteğinden mahrum kalan kişiler bakımından destekten yoksun kalma tazminatı gündeme gelebilir.
Örneğin ailesinin geçimini sağlayan 40 yaşındaki bir kişinin sigortasız bir aracın sebep olduğu trafik kazasında hayatını kaybettiğini düşünelim.
Eşi, çocukları veya somut olayın özelliklerine göre ölen kişinin düzenli olarak maddi destek sağladığı başka kişiler destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir.
Güvence Hesabı ölüm nedeniyle yapılan başvurularda veraset ilamı, ölüm belgesi, otopsi veya ölü muayene raporu, nüfus kayıt örneği ve ölen kişinin gelirini gösteren belgeler gibi evrakları istemektedir.
Araç Hasarı ve Değer Kaybı Güvence Hesabından İstenebilir mi?
Burada uygulamada çok sık yapılan önemli bir hata bulunmaktadır.
Örneğin sigortasız bir araç sizin aracınıza çarpmış olsun. Aracınızda;
- 300.000 TL onarım bedeli,
- 150.000 TL araç değer kaybı,
- 30 günlük araç mahrumiyeti zararı
meydana gelmiş olabilir.
Kazaya sebep olan aracın trafik sigortasının bulunmadığını öğrendiğinizde bu zararların tamamının Güvence Hesabından alınabileceği düşünülebilir.
Ancak sigortasız aracın sebep olduğu sıradan trafik kazalarında Güvence Hesabı araç hasarı ve araç değer kaybı gibi malvarlığı zararlarını karşılayan genel bir fon değildir. Güvence Hesabının resmî açıklamasında, sigortasız veya tespit edilemeyen araçlar bakımından motorlu araçta meydana gelen hasarın karşılanmadığı, temel olarak bedensel zararların kapsama girdiği açıkça belirtilmektedir.
Dolayısıyla aracın onarım bedeli, değer kaybı veya araç mahrumiyetinden kaynaklanan zararlar bakımından kazaya sebep olan sürücü, işleten veya diğer sorumlulara karşı ayrıca hukuki yollara başvurulması gerekebilir.
Manevi Tazminat Güvence Hesabından Alınabilir mi?
Hayır.
Ağır bir trafik kazasında kişinin aylarca tedavi görmesi, ameliyat olması veya kalıcı sakatlık yaşaması manevi tazminat talebini gündeme getirebilir.
Ancak Güvence Hesabı manevi tazminattan sorumlu değildir. Bu husus Güvence Hesabının resmî açıklamalarında açıkça belirtilmiştir.
Bu durum kişinin manevi tazminat hakkının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Somut olayın koşullarına göre kazaya sebep olan sürücü, işleten veya diğer hukuken sorumlu kişilere karşı manevi tazminat talebinde bulunulması ayrıca değerlendirilebilir.
Hastane ve Tedavi Masrafları Ne Olur?
Trafik kazası sonrasında en çok karıştırılan konulardan biri de hastane ve tedavi masraflarıdır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesinde trafik kazaları nedeniyle sağlık kuruluşlarınca verilen sağlık hizmet bedellerine ilişkin özel bir sistem öngörülmüş ve bu sağlık hizmet bedellerinin karşılanmasında Sosyal Güvenlik Kurumu esas alınmıştır. Yargıtay uygulamasında da sağlık hizmetleri kapsamındaki tedavi giderleri yönünden SGK’nın sorumluluğuna ilişkin bu düzenleme dikkate alınmaktadır.
Bu nedenle trafik kazasından doğan her masrafın doğrudan “Güvence Hesabından alınabilecek bedensel zarar” olarak değerlendirilmesi doğru değildir. Tedavi gideri, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve sürekli sakatlık gibi zarar kalemlerinin birbirinden ayrılarak somut olay bakımından değerlendirilmesi gerekir.
Güvence Hesabına Başvuru İçin İlk Yapılması Gereken Nedir?
İlk olarak kazaya sebep olan aracın kaza tarihinde geçerli zorunlu trafik sigortasının bulunup bulunmadığı kesin olarak tespit edilmelidir.
Çünkü sürücünün “sigortam yok” demesi tek başına yeterli değildir.
Araçla ilgili poliçe durumunun Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi veya ilgili resmî sistemlerden kontrol edilmesi gerekir. Güvence Hesabı da trafik sigortası branşında araç sorgulamalarının e-Devlet ve Sigorta Bilgi Merkezi üzerinden yapılabileceğini belirtmektedir.
Ardından kaza tutanakları, ceza soruşturması evrakları, sağlık belgeleri ve gelir durumunu gösteren belgeler toplanmalıdır.
Güvence Hesabına Başvuru İçin Hangi Belgeler Gereklidir?
Başvurunun niteliğine göre belgeler değişmektedir.
Yaralanma ve Sürekli Sakatlık Hâlinde
Güvence Hesabının güncel uygulamasında başlıca;
- vekille başvuruluyorsa vekâletname,
- kişisel veri rıza beyanı,
- kaza tespit tutanağı,
- tarafların ifade tutanakları,
- varsa bilirkişi raporu veya mahkeme kararı,
- kaza tarihine uygun mevzuat kapsamında düzenlenmiş sağlık kurulu raporu,
- epikriz raporları,
- genel adli muayene raporu,
- tetkik ve tedavi belgeleri,
- SGK hizmet dökümü,
- varsa gelir durumunu gösteren belgeler
istenmektedir.
Özellikle maluliyet raporunun doğru mevzuata göre düzenlenmesi son derece önemlidir. Güvence Hesabı, sağlık kurul raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata uygun olması gerektiğini açıkça belirtmektedir. 20 Şubat 2019 sonrasındaki kazalar bakımından yetişkinler ve çocuklar için ilgili engellilik/özel gereksinim değerlendirme mevzuatı ayrıca gösterilmektedir.
Ölüm Hâlinde
Destekten yoksun kalma başvurularında ise özellikle;
- kaza evrakları,
- veraset ilamı,
- ölüm belgesi,
- ölü muayene veya otopsi raporu,
- güncel vukuatlı nüfus kayıt örneği,
- ölen kişinin kaza tarihindeki gelir durumunu gösteren belgeler
önem taşımaktadır.
Gelir Belgesi Neden Bu Kadar Önemlidir?
Bedensel zarar tazminatı hesaplanırken kazazedenin gelir durumu önemli sonuçlar doğurabilir.
Örneğin aylık 70.000 TL gelir elde eden 30 yaşındaki bir kişinin sürekli iş göremezlik zararı ile asgari ücret üzerinden gelir elde ettiği kabul edilen bir kişinin tazminatı aynı olmayacaktır.
Bu nedenle özellikle;
- SGK hizmet dökümü,
- maaş bordroları,
- banka kayıtları,
- vergi kayıtları,
- serbest meslek kazancını gösteren belgeler
tazminat hesabı açısından önemli olabilir.
Kayıt dışı veya düzensiz gelir elde edilen durumlarda ise gelirin nasıl ispatlanacağı ayrıca değerlendirilmelidir.
Bir Örnek Üzerinden Güvence Hesabı Başvurusu
Mehmet Bey’in şehir içinde otomobiliyle seyir hâlinde olduğunu düşünelim.
Bir kavşakta diğer araç kırmızı ışık ihlali yaparak Mehmet Bey’in aracına çarpmıştır. Mehmet Bey’in omurgasında kırık meydana gelmiş ve yaklaşık bir yıl süren tedavi sonunda kalıcı hareket kaybı oluşmuştur.
Kazadan sonra yapılan araştırmada karşı aracın trafik sigortasının iki ay önce sona erdiği anlaşılmıştır.
Bu olayda izlenecek süreç genel olarak şu şekilde olacaktır:
Öncelikle kazaya ilişkin polis veya jandarma tutanakları temin edilir. Karşı aracın kaza tarihindeki trafik sigortası sorgulanır. Kusur durumuna ilişkin belgeler toplanır. Mehmet Bey’in tüm hastane ve tedavi kayıtları alınır. Sağlık durumu stabil hâle geldikten sonra kaza tarihine uygun mevzuat çerçevesinde maluliyet değerlendirmesi yapılır. Gelir belgeleri ve SGK kayıtları dosyaya eklenir.
Ardından sürekli sakatlık nedeniyle ortaya çıkan maddi zarar için Güvence Hesabına yazılı tazminat başvurusu yapılır.
Güvence Hesabının resmî iletişim bilgilerinde hasar başvuruları için özel e-posta adresi ile KEP adresi de yayımlanmaktadır. Başvurunun yapıldığının ve belgelerin teslim edildiğinin daha sonra ispatlanabilmesi uygulamada önemlidir.
Güvence Hesabı Ne Kadar Tazminat Öder?
Güvence Hesabının sorumluluğu sınırsız değildir.
Ödenecek tazminat öncelikle gerçek zarar üzerinden hesaplanır. Daha sonra kusur durumu dikkate alınır ve sonuçta kaza tarihinde geçerli zorunlu trafik sigortası teminat limiti uygulanır.
Güvence Hesabının resmî açıklamasında da ödemenin rizikonun gerçekleştiği tarihte geçerli zorunlu sigorta teminat limitleriyle sınırlı olduğu belirtilmektedir.
Bu nedenle örneğin hesaplanan zarar teminat limitinin altında kalıyorsa gerçek zarar esas alınırken, zarar teminat limitini aşıyorsa Güvence Hesabının sorumluluğu limit nedeniyle sınırlandırılabilir.
Aynı kazada birden fazla kişinin zarar görmesi ve toplam zararın teminat limitini aşması hâlinde ise Güvence Hesabı Yönetmeliği kapsamında oransal indirim gündeme gelebilmektedir.
Güvence Hesabı Başvuruyu Reddederse Ne Yapılabilir?
Başvuru yapılması her zaman talep edilen tutarın aynen ödeneceği anlamına gelmez.
Uygulamada uyuşmazlıklar özellikle;
- kusur oranı,
- maluliyet oranı,
- maluliyet raporunun uygunluğu,
- gelir miktarı,
- destek ilişkisi,
- tazminat hesabında kullanılan veriler,
- kazayla sakatlık arasındaki illiyet bağı,
- Güvence Hesabının sorumluluk kapsamı
konularında ortaya çıkabilmektedir.
Başvurunun reddedilmesi, eksik ödeme yapılması veya talebin karşılanmaması hâlinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru gündeme gelebilir.
Sigorta Tahkim Komisyonu, Güvence Hesabına karşı ileri sürülen talepler bakımından da tahkim yolunun kullanılabileceğini açıkça belirtmektedir. Trafik sigortasına ilişkin uyuşmazlıklarda önce ilgili kuruluşa yazılı başvuru yapılması; talebin karşılanmaması veya gerekli sürede cevap verilmemesi hâlinde tahkime gidilmesi mümkündür.
Somut olayın özelliklerine göre mahkemede tazminat davası açılması da ayrıca değerlendirilebilir.
Doğrudan Dava Açmak Yerine Önce Başvuru Yapılmalı mıdır?
Evet. Trafik sigortasından kaynaklanan tazminat uyuşmazlıklarında ön başvuru şartının gözden kaçırılmaması gerekir.
Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi kapsamında zarar görenin dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması öngörülmektedir. Yargı kararlarında da Güvence Hesabına karşı açılan davalar bakımından önceden yazılı başvuru yapılması gerektiği tartışılmakta ve bu şartın yerine getirilip getirilmediği incelenmektedir.
Bu nedenle doğrudan dava açmak yerine öncelikle eksiksiz belgelerle usulüne uygun tazminat başvurusu yapılması, daha sonra uyuşmazlığın durumuna göre tahkim veya dava yolunun değerlendirilmesi daha güvenli bir hukuki yöntemdir.
Güvence Hesabına Başvuruda Zamanaşımı Süresi Nedir?
Güvence Hesabının resmî açıklamasına göre hak sahiplerinin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendikleri tarihten itibaren iki yıl ve her hâlükârda on yıl içerisinde başvuru yapmaları gerekmektedir.
Ancak ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarında zamanaşımı konusu yalnızca bu genel sürelerden ibaret değildir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesine göre dava cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş ve ceza mevzuatı daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüşse daha uzun ceza zamanaşımı süresinin tazminat taleplerine uygulanması gündeme gelebilir. Yargıtay uygulamasında da KTK m.109/2 kapsamındaki uzamış ceza zamanaşımının şartları ayrıca değerlendirilmektedir.
Dolayısıyla özellikle ölümlü veya ağır yaralanmalı eski tarihli kazalarda yalnızca “iki yıl geçti, artık hiçbir hak kalmadı” şeklinde değerlendirme yapmak hatalı olabilir.
Çarpan Araç Kaçtıysa ve Plakası Bilinmiyorsa Güvence Hesabına Başvurulabilir mi?
Güvence Hesabının uygulama alanı yalnızca trafik sigortası bulunmayan araçlarla sınırlı değildir.
Örneğin gece yol kenarında yürüyen bir yayaya otomobil çarpmış ve sürücü olay yerinden kaçmış olabilir. Kamera kayıtlarından veya tanık anlatımlarından aracın plakası tespit edilememişse mağdur açısından başvurulabilecek bir sigorta şirketinin belirlenmesi mümkün olmayabilir.
Sigortacılık Kanunu kapsamında sigortalının tespit edilemediği durumlarda meydana gelen bedensel zararlar da Güvence Hesabı kapsamındaki hâllerden biridir.
Ancak burada kazanın gerçekten kimliği belirlenemeyen bir motorlu aracın etkisiyle gerçekleştiğinin güçlü delillerle ortaya konulması önemlidir. Polis tutanakları, kamera görüntüleri, tanık anlatımları ve ceza soruşturması belgeleri bu nedenle kritik hâle gelebilir.
Güvence Hesabı Ödeme Yaparsa Sigortasız Araç Sahibi Borçtan Kurtulur mu?
Hayır.
Bu konu özellikle sigortasız araç sahipleri açısından önemlidir.
Güvence Hesabının mağdura ödeme yapması, kazaya sebep olan sürücü veya işletenin hiçbir sorumluluğunun kalmadığı anlamına gelmez.
Güvence Hesabı yaptığı ödeme nedeniyle kanunda öngörülen şartlar altında zarara sebep olan aracın işletenine, sürücüsüne veya diğer sorumlulara rücu edebilir. Güvence Hesabı da KTK m.108, Sigortacılık Kanunu m.14 ve Güvence Hesabı Yönetmeliği hükümleri kapsamında ödediği tazminatlar için rücu yoluna başvurduğunu belirtmektedir.
Örneğin trafik sigortasını yaptırmadığı araçla tamamen kusurlu şekilde kazaya sebep olan kişinin neden olduğu kalıcı sakatlık için Güvence Hesabı mağdura yüksek miktarda tazminat ödemişse, Hesabın daha sonra bu tutarı sorumlulara yöneltmesi mümkündür.
Bu nedenle zorunlu trafik sigortasının yaptırılmaması yalnızca trafik mevzuatı bakımından değil, meydana gelebilecek bir kaza sonrasında çok ciddi mali sonuçlar bakımından da risklidir.
Güvence Hesabı Başvurularında En Sık Yapılan Hatalar
Uygulamada özellikle ağır yaralanmalı trafik kazalarında ilk haftalarda tazminat hesabına odaklanılması önemli hak kayıplarına neden olabilir.
Öncelikle kişinin tedavisinin tamamlanması ve sağlık durumunun doğru biçimde belgelenmesi gerekir. Bunun yanında;
kaza tutanaklarının eksik bırakılması, karşı aracın poliçe durumunun kaza tarihi esas alınarak kontrol edilmemesi, yanlış yönetmeliğe göre sağlık kurulu raporu alınması, gelir belgelerinin sunulmaması, kusur değerlendirmesinin yeterince incelenmemesi veya eksik tazminat hesabı üzerinden başvuru yapılması uyuşmazlığın sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Özellikle sürekli sakatlığın bulunduğu dosyalarda yalnızca hastane raporlarının toplanması yeterli olmayabilir. Tazminata esas maluliyet değerlendirmesinin doğru mevzuata göre yapılması gerekir. Güvence Hesabının kendi başvuru sayfasında da sağlık kurulu raporlarının kaza tarihine göre uygulanması gereken mevzuata uygun olması gerektiği özellikle belirtilmektedir.
Sonuç: Trafik Sigortası Olmayan Araç Tazminat Hakkını Ortadan Kaldırmaz
Bir trafik kazasında karşı aracın zorunlu trafik sigortasının bulunmadığının öğrenilmesi mağdur açısından ilk bakışta tazminatın tahsil edilemeyeceği düşüncesini yaratabilir.
Ancak Türk hukukunda sigortasız araçların neden olduğu ölüm ve kalıcı sakatlık gibi bedensel zararlar bakımından Güvence Hesabına başvuru imkânı bulunmaktadır.
Bununla birlikte Güvence Hesabı sınırsız şekilde bütün zararları karşılayan bir kurum değildir. Özellikle araç hasarı, araç değer kaybı ve manevi tazminat gibi talepler Güvence Hesabının sigortasız araçlar bakımından temel ödeme kapsamının dışındadır. Ayrıca tazminat miktarı kusur durumu, gerçek zarar ve kaza tarihinde geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dikkate alınarak belirlenmektedir.
Bu nedenle sigortasız aracın sebep olduğu ölümlü veya yaralanmalı bir trafik kazasında yalnızca “aracın sigortası yok” tespitiyle yetinilmemeli; kazanın kusur durumu, bedensel zararın niteliği, maluliyet oranı, gelir kaybı, destek ilişkisi, zamanaşımı ve Güvence Hesabı kapsamı birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle kalıcı sakatlık veya ölümle sonuçlanan kazalarda yapılacak doğru bir hukuki ve aktüeryal değerlendirme, mağdur veya hak sahiplerinin gerçek zararının belirlenmesi ve hak kaybı yaşanmaması bakımından büyük önem taşımaktadır.