Dolandırıcılıkta Sadece Hesabını Kullandıran Kişiye Yarı Oranında Ceza İndirimi
İnternet ve bilişim sistemleri üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık suçlarının yaygınlaşması, banka hesaplarının, kredi kartlarının, ödeme kuruluşu hesaplarının ve kripto para hesaplarının suç gelirlerinin aktarılmasında kullanılmasını da önemli ölçüde artırmıştır. Bu nedenle son yıllarda ceza mahkemelerinin önüne gelen dosyalarda sıklıkla, mağduru bizzat kandırmayan ancak banka hesabını veya başka bir finansal hesabını dolandırıcılık suçunda kullanılmak üzere başkasına veren kişiler hakkında da dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet talepleriyle karşılaşılmaktadır.
Özellikle kamuoyunda;
“IBAN kiralama”,
“banka hesabı kiralama”,
“hesabını kullandırma”,
“banka kartını başkasına verme”,
“komisyon karşılığında hesap kullandırma”
olarak bilinen eylemler, çok sayıda dolandırıcılık soruşturmasının konusunu oluşturmaktadır.
Bu dosyalarda temel sorunlardan biri, dolandırıcılık organizasyonunu kuran, mağdurla doğrudan iletişim kuran ve hileli davranışları gerçekleştiren kişiler ile yalnızca banka veya ödeme hesabını kullandıran kişilerin ceza sorumluluğunun aynı kapsamda değerlendirilmesiydi.
31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren ve kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun bu konuda önemli bir değişiklik getirdi.
Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesine eklenen yeni dördüncü fıkra uyarınca, dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirak eden kişinin eylemi yalnızca belirli finansal araçları veya hesap kullanım bilgilerini başkasına vermekle sınırlı kalıyorsa verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.
Yeni hüküm özellikle “sadece hesabını kullandıran kişi” ile dolandırıcılığı organize eden asıl failler arasındaki kusur farkının ceza miktarına yansıtılması açısından önemlidir.
Ancak düzenleme hakkında yapılabilecek en önemli yanlış yorum şudur:
12. Yargı Paketi banka hesabını dolandırıcılara kullandırmayı suç olmaktan çıkarmamıştır.
Yeni düzenleme bir af değildir.
Hesabını kullandıran herkesin beraat edeceğini de öngörmemektedir.
Kanunun getirdiği sistem, kişinin dolandırıcılık suçuna iştirak ettiği kabul edildikten sonra, iştirakinin yalnızca hesap veya ödeme aracı kullandırmakla sınırlı kalması hâlinde cezasının yarıya indirilmesidir.
Bu nedenle yeni dönemde banka hesabı kullandırma dosyalarında üç ayrı hukuki değerlendirme yapılması gerekir:
Öncelikle kişinin dolandırıcılık suçunu bilerek ve isteyerek hareket edip etmediği araştırılmalıdır.
İkinci olarak, kişinin suçun işlenmesine iştirak ettiği kabul edilirse suç içerisindeki gerçek rolü belirlenmelidir.
Üçüncü olarak ise bu rolün TCK m.158/4 kapsamında yalnızca hesap veya ödeme aracını kullandırmakla sınırlı olup olmadığı değerlendirilmelidir.
12. Yargı Paketi ile TCK 158/4’e Hangi Düzenleme Getirildi?
7589 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle Türk Ceza Kanunu’nun nitelikli dolandırıcılığı düzenleyen 158. maddesine yeni bir dördüncü fıkra eklenmiştir.
Yeni düzenlemeye göre TCK m.157’de düzenlenen dolandırıcılık veya m.158’de düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirak;
kişinin kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla,
kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını,
banka hesabının kullanımını sağlayan bilgi veya araçları,
aracı kurum hesabını,
ödeme hizmeti sağlayıcısındaki hesabı
veya kripto varlık hizmet sağlayıcısındaki hesabı kullanmaya yarayan zorunlu bilgi veya araçları
başkasına vermekle sınırlı kalıyorsa verilecek ceza yarı oranında indirilmektedir.
Bu hükmün merkezinde “iştirakin … vermek fiiliyle sınırlı olması” ölçütü bulunmaktadır.
Dolayısıyla her banka hesabı kullanılan sanık doğrudan bu indirimden yararlanamaz.
Mahkemenin kişinin dolandırıcılık suçundaki rolünü ayrıntılı biçimde belirlemesi gerekir.
Hesabını Kullandıran Kişinin Cezası Artık Yarıya mı Düşecek?
Belirli şartlar altında evet.
Kanun “verilecek ceza yarı oranında indirilir” şeklinde açık bir hüküm getirmiştir. Dolayısıyla TCK m.158/4’ün şartlarının oluştuğu kabul edilirse bu özel ceza indiriminin uygulanması gerekir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, indirimin uygulanabilmesi için öncelikle sanığın eyleminin yeni hükmün kapsamına girdiğinin tespit edilmesidir.
Örneğin bir kişi;
banka kartını başka bir kişiye teslim etmiş,
mobil bankacılık şifresini vermiş,
hesabın dolandırıcılık paralarının aktarılmasında kullanılacağını biliyor,
bunun karşılığında komisyon alıyor,
ancak mağdurla hiç görüşmüyor,
hileli konuşmalara katılmıyor,
sahte ilan hazırlamıyor,
başka banka hesaplarını organize etmiyor
ve suç organizasyonunda bunun dışında bir görev üstlenmiyorsa TCK m.158/4 kapsamındaki özel indirim gündeme gelebilir.
Buna karşılık kişi yalnızca hesabını vermekle kalmamış; mağduru kendisi aramış, para göndermesini sağlamış, sahte ilan hazırlamış veya dolandırıcılık organizasyonunun yönetiminde görev almışsa fiilin “yalnızca hesabını kullandırma” ile sınırlı olduğu söylenemeyebilir.
“Sadece Hesabını Kullandırmak” Ne Anlama Gelmektedir?
Yeni hükmün uygulamadaki en önemli tartışma alanının bu kavram olması beklenebilir.
Çünkü kanun bir kişinin sadece hesabını kullandırması hâlinde indirim öngörmekte ancak hesabı kullandırmanın hangi aşamasından sonra kişinin artık suçun diğer icra hareketlerine katılmış sayılacağını tek tek saymamaktadır.
Dolayısıyla mahkemelerin somut olay değerlendirmesi yapması gerekecektir.
Örneğin şu fiiller hesabı kullandırma kapsamında değerlendirilebilir:
Banka hesabının kullanılmasına izin verilmesi,
banka kartının üçüncü kişiye teslim edilmesi,
mobil bankacılık bilgilerinin verilmesi,
hesabın kullanılmasını sağlayan doğrulama bilgilerinin paylaşılması,
ödeme hizmeti sağlayıcısındaki hesabın kullandırılması,
kripto varlık hesabının kullanımının başka kişiye bırakılması.
Bununla birlikte kişinin;
mağdurla doğrudan görüşmesi,
hileli beyanlarda bulunması,
sahte internet ilanlarını hazırlaması,
dolandırıcılık senaryosunu planlaması,
başka hesap sahiplerini bulması,
mağdurdan para istemesi,
suç gelirlerini organize etmesi
gibi eylemleri varsa artık iştirakinin yalnızca finansal hesabını vermekle sınırlı olup olmadığı ayrıca tartışılacaktır.
- Yargı Paketi’nin TBMM’deki açıklamalarında da düzenlemenin, suç organizasyonunu yöneten kişiler ile yalnızca maddi menfaat karşılığında banka hesabını veya ödeme aracını kullandıran kişilerin kusur derecelerinin farklılaştırılması amacı taşıdığı belirtilmiştir.
Hesabını Kullandıran Kişi Otomatik Olarak Dolandırıcılıktan Suçlu mudur?
Hayır.
Bu ayrım son derece önemlidir.
Yeni TCK m.158/4, banka hesabı kullandırmayı bağımsız bir dolandırıcılık suçu hâline getirmemektedir.
Hükmün uygulanabilmesi için öncelikle kişinin dolandırıcılık suçuna iştirak ettiğinin kabul edilmesi gerekir.
Türk Ceza Kanunu’nun genel iştirak sisteminde suçun işlenmesine bilerek katkıda bulunan kişilerin fiilleri iştirak hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. TCK m.39’da suçun işlenmesinde kullanılan araçların sağlanması veya suçun icrasının kolaylaştırılması yardım etme kapsamında düzenlenmiştir.
Dolayısıyla kişinin hesabının dolandırıcılıkta kullanılması ile kişinin hesabını dolandırıcılık yapılacağını bilerek kullandırması aynı hukuki durum değildir.
Örneğin kişinin;
“Banka hesabım bloke oldu, annem sana para gönderecek.”
diyen arkadaşına inanarak IBAN vermesi ve hesabına gelen paranın aslında dolandırıcılık mağdurundan geldiğinin sonradan ortaya çıkması hâlinde kast yönünden ciddi bir inceleme yapılmalıdır.
Buna karşılık;
“Hesabına dolandırıcılıktan gelen para yatacak, sen bize aktaracaksın, yüzde 15’ini sana vereceğiz.”
şeklindeki teklifi bilerek kabul eden kişinin hukuki konumu farklıdır.
Bu nedenle sırf paranın kişinin hesabına gelmiş olması, tek başına dolandırıcılık kastının kesin kanıtı olarak görülmemelidir.
“Dolandırıcılığı Bilmiyordum” Savunması Nasıl Değerlendirilir?
Ceza yargılamasında sanığın yalnızca “haberim yoktu” demesi elbette otomatik beraat sonucu doğurmaz.
Ancak suçun işlendiğini bilmediğini savunan kişinin kastının dosyadaki somut deliller üzerinden değerlendirilmesi gerekir.
Bu tür dosyalarda özellikle;
banka hareketleri,
hesaba gelen para sayısı,
hesap sahibinin diğer faillerle mesajlaşmaları,
telefon kayıtları,
mobil bankacılık oturumları,
ATM kamera görüntüleri,
para çekme işlemleri,
hesap sahibine ödenen komisyon,
hesap sahibinin parayı başka hesaplara aktarıp aktarmadığı,
aynı hesabın daha önce başka dolandırıcılık olaylarında kullanılıp kullanılmadığı
önemli olabilir.
Örneğin sanığın hesabına bir defaya mahsus para gelmiş ve kişi bunun normal bir borç ödemesi olduğunu düşündüğünü söylüyorsa dosyanın yapısı farklı olabilir.
Ancak kişinin hesabına farklı şehirlerden onlarca mağdurdan para gelmiş ve sanık her transferden sonra parayı başka hesaplara göndererek komisyon almışsa kast bakımından farklı bir değerlendirme yapılabilir.
Komisyon Karşılığı Banka Hesabı Kullandırmak TCK 158/4 Kapsamına Girer mi?
Girebilir.
Yeni hüküm özellikle kişinin kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlama amacıyla finansal hesabını kullandırmasını düzenlemektedir.
Bu nedenle örneğin;
“Hesabına gelen her 100.000 TL için 10.000 TL senin.”
şeklinde bir anlaşma yapılması TCK m.158/4 bakımından önemlidir.
Ancak komisyon alınması, kişinin otomatik olarak bu fıkra kapsamında olduğu anlamına gelmez.
Aynı şekilde komisyon alınmaması da otomatik beraat anlamına gelmez.
Kişi kendisine para almamış olsa bile başka bir kişiye haksız menfaat sağlamak amacıyla hesabını bilerek kullandırmış olabilir. Kanun zaten “kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlama amacı” ifadesini kullanmaktadır.
Banka Kartını Başkasına Veren Kişi de Yarı İndirimden Yararlanabilir mi?
Evet, şartları varsa.
Yeni TCK m.158/4 yalnızca IBAN bilgisini kapsamamaktadır.
Kanun açıkça banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını da düzenleme kapsamına almıştır.
Dolayısıyla;
banka kartının verilmesi,
kredi kartının teslim edilmesi,
mobil bankacılık erişiminin sağlanması,
hesabın kullanılmasını sağlayacak bilgilerin verilmesi
somut olayın şartlarına göre yeni hüküm kapsamında olabilir.
Önemli olan kişinin iştirakinin yalnızca bu tür bilgi veya araçları başkasına vermekle sınırlı olmasıdır.
Kripto Para Hesabını Kullandıran Kişiye de Yarı Ceza İndirimi Uygulanabilir mi?
Evet.
Yeni düzenleme özellikle kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesapları da açıkça kapsamaktadır.
Dolandırıcılık gelirlerinin son yıllarda kripto varlık platformlarına aktarılması nedeniyle bu düzenleme uygulamada büyük önem taşımaktadır.
Örneğin kişinin adına açılmış bir kripto hesabının giriş bilgileri üçüncü kişilere verilmiş ve bu hesap mağdurlardan elde edilen paraların USDT veya başka kripto varlıklara çevrilerek transfer edilmesinde kullanılmış olabilir.
Eğer kişinin dolandırıcılık suçuna iştiraki yalnızca bu hesabı veya hesabın kullanımını sağlayan bilgi ve araçları vermekten ibaretse TCK m.158/4 kapsamında yarı oranındaki indirim değerlendirilebilir.
Hesaba Gelen Parayı ATM’den Çeken Kişi Yine “Sadece Hesabını Kullandırmış” Sayılır mı?
Bu husus somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Yeni kanun henüz çok yeni olduğu için TCK m.158/4’ün sınırlarını ortaya koyacak yerleşik yüksek mahkeme içtihadının zaman içinde oluşması beklenmelidir.
Kanunun lafzı, indirimi iştirak davranışı hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi veya araçları vermekle sınırlı kalan kişiye tanımaktadır.
Dolayısıyla hesabına gelen parayı bizzat çeken, farklı hesaplara aktaran veya transfer zincirinde aktif işlemler gerçekleştiren kişinin eylemlerinin artık yalnızca “hesap vermek” kapsamında kalıp kalmadığı tartışılabilir.
Örneğin yalnızca banka kartını teslim eden kişi ile mağdurdan gelen parayı çekip farklı kişilere parça parça dağıtan kişinin fiilleri aynı nitelikte olmayabilir.
Bu nedenle savunmada kişinin suç içerisindeki bütün davranışlarının ayrı ayrı ortaya konulması gerekir.
TCK 158/4 ile TCK 39 Yardım Etme Arasındaki Fark Nedir?
Bu konu yeni düzenlemenin en teknik yönlerinden biridir.
TCK m.39, genel olarak suçun işlenmesine yardım eden kişinin ceza sorumluluğunu düzenlemektedir. Suçun işlenmesinde kullanılan araçların sağlanması veya suçun işlenmesini kolaylaştıran davranışlar yardım etme kapsamında olabilir.
TCK m.158/4 ise yalnızca dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık suçları bakımından belirli bir iştirak biçimini ayrıca düzenleyen özel bir hükümdür.
Yeni hükmün özellikle banka, kredi kartı, ödeme hesabı ve kripto hesabı kullandırma vakalarına yönelik çıkarıldığı görülmektedir.
Uygulamada TCK m.158/4 ile genel iştirak hükümlerinin hangi durumlarda birlikte veya hangi öncelik sırasıyla uygulanacağına ilişkin ayrıntılı içtihatların zaman içerisinde oluşması beklenebilir.
Ancak yeni hükmün açık sonucu şudur:
Kişinin dolandırıcılığa iştiraki yalnızca kanunda sayılan finansal hesap veya araçları kullandırmakla sınırlıysa verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.
Yeni Düzenleme Asıl Dolandırıcılık Faillerine de Uygulanır mı?
Kural olarak yalnızca hesap kullandırma fiiliyle sınırlı kalan iştirakçiler için öngörülmüştür.
Kişi dolandırıcılık organizasyonunun diğer aşamalarında aktif rol alıyorsa TCK m.158/4’ün uygulanma şartlarının oluşup oluşmadığı ayrıca değerlendirilir.
Örneğin kişi;
sahte sahibinden ilanını kendisi oluşturuyor,
mağdurla WhatsApp üzerinden görüşüyor,
ürün veya hizmet varmış gibi davranıyor,
mağduru banka hesabına para yatırmaya ikna ediyor,
daha sonra gelen parayı çekiyor
ve diğer sanıklarla paylaşıyorsa,
buradaki iştirak davranışının yalnızca hesabı kullandırmakla sınırlı olduğu söylenemez.
Dolayısıyla yeni düzenleme, nitelikli dolandırıcılığın asli faillerine genel bir yüzde 50 indirim getirmemiştir.
Birden Fazla Mağdurun Parasının Aynı Hesaba Gelmesi Durumu Değiştirir mi?
Bir banka hesabının çok sayıda mağdurdan gelen dolandırıcılık gelirlerinde kullanılması, kişinin kastı ve suç içerisindeki rolü değerlendirilirken önemli olabilir.
Örneğin aynı hesap;
bir gün içerisinde beş,
bir hafta içerisinde yirmi,
birkaç ay içerisinde onlarca farklı mağdurdan
para almış olabilir.
Bu durumda hesabın kullanım biçiminin, para transferlerinin ve hesabın kim tarafından yönetildiğinin ayrıntılı incelenmesi gerekir.
Hesap sahibinin;
paraları kendisinin çekip çekmediği,
mobil bankacılığa hangi cihazların bağlandığı,
hangi kişilere transfer yaptığı,
her işlem karşılığında komisyon alıp almadığı,
diğer şüphelilerle ilişkisinin niteliği
önem kazanacaktır.
Çok sayıda mağdur bulunması aynı zamanda dosyada zincirleme suç veya birden fazla suç tartışmalarına da yol açabilir. Bu nedenle yeni TCK m.158/4’ün uygulanması, diğer ceza artırımı veya indirim nedenlerinin ayrıca değerlendirilmesine engel değildir.
Mağdurun Zararını Ödemek Yarı İndirimden Ayrı Bir Konu mudur?
Evet.
TCK m.158/4 ile getirilen yarı oranında ceza indirimi, kişinin suça iştirak biçimine bağlıdır.
Mağdurun zararının giderilmesi ise özellikle etkin pişmanlık bakımından ayrı bir hukuki değerlendirme gerektirir.
Dolayısıyla bir sanık hem TCK m.158/4 kapsamında yalnızca hesabını kullandırdığı için özel ceza indiriminden hem de şartları varsa mağdur zararını giderdiği için etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma ihtimaline sahip olabilir.
Ancak her indirimin uygulanabilmesi için kendi şartlarının ayrı ayrı gerçekleşmesi gerekir.
Bu nedenle dolandırıcılık dosyalarında doğru ceza hesabı yapılırken yalnızca TCK m.158/4’e bakılmamalıdır.
Suçun temel cezası,
nitelikli hâller,
iştirak,
zincirleme suç,
etkin pişmanlık,
takdiri indirim
ve varsa HAGB şartları birlikte değerlendirilmelidir.
12. Yargı Paketi Çıkmadan Önce İşlenen Suçlarda TCK 158/4 Uygulanabilir mi?
Bu konuda 7589 sayılı Kanun özel geçiş hükümleri getirmiştir.
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce TCK m.157 veya m.158 uyarınca hakkında hüküm verilmiş ve dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklardan yeni TCK m.158/4 kapsamına girenlerin dosyaları için özel düzenleme yapılmıştır.
Buna göre bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinde bulunan ilgili dosyalar hakkında bozma kararı verilecek ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilecektir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise geliş usullerine uygun biçimde ilk derece mahkemelerine gönderilecektir.
Bu hüküm özellikle 31 Temmuz 2026 tarihinde istinaf veya ilgili kanun yolu aşamasında bulunan hesap kullandırma dosyaları bakımından son derece önemlidir.
Dosya İstinaftaysa Ne Yapılmalıdır?
Bir kişi banka hesabını kullandırdığı gerekçesiyle dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılıktan mahkûm edilmiş ve dosyası hâlen istinafta bulunuyorsa, öncelikle eyleminin TCK m.158/4 kapsamında olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Özellikle sanığın;
mağdurla doğrudan iletişim kurmadığı,
hileli hareketlere katılmadığı,
dolandırıcılık yöntemini planlamadığı,
başka hesap sahiplerini organize etmediği,
eyleminin yalnızca hesabını veya ödeme aracını kullandırmakla sınırlı olduğu
ileri sürülebiliyorsa yeni düzenleme açık biçimde gündeme getirilmelidir.
7589 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin altıncı fıkrası bu sanıkların bölge adliye mahkemesinde bulunan dosyalarının bozularak ilk derece mahkemesine gönderilmesini düzenlemektedir.
Dolayısıyla istinaf aşamasındaki dosyalarda yeni kanunun uygulanmasının açıkça talep edilmesi ve sanığın fiilinin neden yalnızca hesap kullandırma kapsamında kaldığının delillerle gösterilmesi önemlidir.
Cezası Kesinleşmiş Kişi Yeni TCK 158/4’ten Yararlanabilir mi?
- Yargı Paketi infaz aşamasındaki belirli dosyalar için de özel bir düzenleme getirmiştir.
7589 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce TCK m.157 veya m.158 kapsamında hakkında hüküm verilmiş, dosyası infaz aşamasında bulunan ve hakkında daha önce TCK m.168 etkin pişmanlık uygulanmamış kişilerden yeni TCK m.158/4 kapsamına giren hükümlüler bakımından önemli bir imkân bulunmaktadır.
Bu hükümlüler mağdurun uğradığı zararı, mahkeme tarafından yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderirlerse, TCK m.168/2’de düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilirler.
Bu düzenleme özellikle hesabını kullandırdığı için daha önce dolandırıcılıktan mahkûm edilmiş ve cezası kesinleşmiş kişiler bakımından dikkat çekicidir.
Ancak bütün dolandırıcılık hükümlüleri bu haktan yararlanamaz.
Öncelikle kişinin TCK m.158/4 kapsamındaki sınırlı iştirak modeline girmesi gerekir.
Ayrıca hakkında daha önce TCK m.168 etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamış olması gerekir.
Cezaevindeki Kişi Ödeme Yaparsa İnfaz Hemen Durur mu?
Hayır.
7589 sayılı Kanun bu konuda açık bir düzenleme getirmiştir.
Özel geçiş hükmüne göre mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, sırf bu düzenlemeye dayanılarak infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez.
Dolayısıyla;
“Mağdurla taksit konusunda anlaştım.”
“İlk taksiti yatırdım.”
“Zararın yarısını ödedim.”
şeklindeki durumlar tek başına bu geçiş hükmüne dayanılarak infazın durmasına yol açmaz.
Kanun zarar bakımından tam giderim aramaktadır.
Yeni Düzenleme HAGB İmkânı Sağlayabilir mi?
Bazı dosyalarda dolaylı olarak evet.
TCK m.158/4’teki yarı oranındaki indirim uygulandığında sonuç ceza önemli ölçüde düşebilir.
Bunun yanında dosyada etkin pişmanlık veya başka indirim hükümleri de uygulanıyorsa ortaya çıkan sonuç ceza HAGB sınırına kadar inebilir.
Ancak bu durumda HAGB’nin kendine özgü şartları ayrıca değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla;
“Yeni TCK m.158/4 uygulanıyorsa otomatik HAGB verilir.”
şeklindeki bir sonuç doğru değildir.
Yeni fıkranın asıl fonksiyonu ceza miktarını yarı oranında azaltmaktır.
Bu indirim sonucunda ortaya çıkan yeni ceza miktarının diğer lehe kurumlara etkisi ise ayrıca incelenmelidir.
Hesabını Kullandıran Kişinin Beraat Etme İhtimali Var mı?
Evet, somut olayın özelliklerine göre mümkündür.
Burada TCK m.158/4 ile beraat birbirinden ayrılmalıdır.
Yeni hüküm, kişinin dolandırıcılık suçuna iştirak ettiği kabul edildikten sonra uygulanacak bir indirim hükmüdür.
Ancak kişi;
hesabının dolandırıcılıkta kullanılacağını bilmiyorsa,
haksız menfaat sağlama amacı bulunmuyorsa
ve dolandırıcılık suçuna bilerek ve isteyerek iştirak ettiğine ilişkin yeterli delil mevcut değilse,
mesele artık yalnızca ceza indirimi değil suçun manevi unsurunun ve iştirak koşullarının oluşup oluşmadığıdır.
Bu nedenle savunmanın doğrudan;
“Müvekkil sadece hesabını kullandırdı, yarı indirim istiyoruz.”
şeklinde başlaması her dosyada doğru strateji olmayabilir.
Öncelikle kişinin suç kastının bulunmadığı savunulabiliyorsa beraat ihtimali değerlendirilmelidir.
Mahkemenin suçun oluştuğu kanaatine varması ihtimalinde ise alternatif olarak TCK m.158/4’ün uygulanması talep edilebilir.
Hesabını Kullandıran Kişinin Savunması Nasıl Yapılmalıdır?
Yeni düzenleme sonrasında bu dosyalardaki savunmanın birkaç aşamalı kurulması önem taşımaktadır.
1. Dolandırıcılık kastı araştırılmalıdır
Kişi hesabının suç amacıyla kullanılacağını biliyor muydu?
Hesabı hangi gerekçeyle verdi?
Kendisine ne söylendi?
Normal bir ticari ödeme yapılacağına mı inanıyordu?
Komisyon veya başka bir menfaat aldı mı?
Bu sorular öncelikle cevaplandırılmalıdır.
2. Suç içerisindeki rol belirlenmelidir
Kişinin eylemi yalnızca;
hesabı vermek,
kartı vermek,
hesap giriş bilgilerini vermek
veya kripto hesabını kullandırmak
mıydı?
Yoksa mağdurları kandırma sürecinde de aktif rol aldı mı?
Yeni TCK m.158/4 açısından bu ayrım doğrudan belirleyicidir.
3. Dijital deliller incelenmelidir
WhatsApp,
Telegram,
SMS,
HTS kayıtları,
mobil bankacılık cihaz kayıtları,
ATM görüntüleri,
hesap hareketleri,
IP bilgileri,
kripto para transferleri
gibi deliller kişinin gerçek rolünün tespitinde önem taşıyabilir.
4. Alternatif lehe hükümler değerlendirilmelidir
Suç iştirakinin kabul edilmesi ihtimalinde;
TCK m.158/4,
etkin pişmanlık,
takdiri indirim,
HAGB
ve dosyanın tarihine göre geçiş hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
“Sadece IBAN Verdım” Demek Yarı İndirim İçin Yeterli midir?
Hayır.
Sanığın bu yöndeki beyanının dosyadaki delillerle desteklenmesi gerekir.
Örneğin telefon incelemesinde sanığın mağdurla doğrudan görüşmeler yaptığı, sahte ilanları kendisinin oluşturduğu veya diğer hesapları organize ettiği ortaya çıkıyorsa yalnızca;
“Ben sadece IBAN verdim.”
savunması yeterli olmayabilir.
Buna karşılık dosyada sanığın mağdurla hiçbir temasının bulunmadığı, yalnızca hesabını belirli bir menfaat karşılığında başka kişiye verdiği ve dolandırıcılığın icrasına ilişkin başka davranışının bulunmadığı görülüyorsa yeni hükmün uygulanması güçlü biçimde gündeme gelir.
Dolayısıyla TCK m.158/4 bakımından fiilin sınırlarının deliller üzerinden belirlenmesi esastır.
Hesap Kullandırma Nedeniyle Mahkûmiyetlerde Yeni Kanun Neden Önemlidir?
- Yargı Paketi öncesinde bu tür dosyalarda hesap sahibinin suç içerisindeki rolünün değerlendirilmesi genel iştirak hükümleri üzerinden yapılmaktaydı.
Yeni kanun ise banka ve finansal hesap kullandırma vakalarını açık biçimde TCK m.158 içinde özel olarak düzenlemiştir.
Böylece kanun koyucu;
dolandırıcılığı planlayan,
mağduru aldatan,
suç organizasyonunu yöneten
kişiler ile
yalnızca finansal hesabını veya ödeme aracını kullandıran
kişiler arasında ceza miktarı bakımından açık bir farklılaştırma yapmıştır. TBMM açıklamasında da suç organizatörleri ile maddi menfaat karşılığında hesap veya ödeme aracı kullandıranların farklı kusur derecelerine sahip olduğu vurgulanmıştır.
Bu nedenle özellikle eski tarihli banka hesabı kullandırma dosyalarının yeni düzenleme bakımından yeniden incelenmesi önemli olabilir.
Dolandırıcılıkta Hesabını Kullandıran Kişiler Hakkında Sık Sorulan Sorular
Sadece banka hesabımı kullandırdım, cezam yarıya iner mi?
Eğer dolandırıcılık suçuna iştirakiniz yalnızca TCK m.158/4’te sayılan banka hesabı, ödeme aracı veya hesap kullanım bilgilerini başkasına vermekle sınırlıysa verilecek ceza yarı oranında indirilir.
Hesabımı kullandırdım ama dolandırıcılığı bilmiyordum. Yine de indirim mi uygulanır?
Öncelikle dolandırıcılık suçuna bilerek iştirak edip etmediğiniz değerlendirilmelidir. Kast yoksa mesele TCK m.158/4 indiriminden önce doğrudan suçun iştirak şartlarının oluşup oluşmadığıdır.
IBAN kiralamak artık suç değil mi?
Hayır. Yeni düzenleme IBAN kiralamayı serbest bırakmamıştır. Suça iştirak eden ve eylemi yalnızca hesap kullandırmakla sınırlı olan kişiye özel ceza indirimi getirmiştir.
Banka kartını vermek de yarı indirim kapsamında mı?
Evet. Kanun banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını açıkça kapsamaktadır.
Kripto hesabını kullandıran kişi de yararlanabilir mi?
Evet. Kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi veya araçların verilmesi de TCK m.158/4 kapsamındadır.
Mağdurla hiç konuşmadıysam indirim uygulanır mı?
Mağdurla doğrudan iletişim kurmamış olmak önemli bir olgudur ancak tek başına yeterli değildir. Kişinin suç içerisindeki tüm rolü değerlendirilmelidir.
Komisyon almam şart mı?
Hayır. Kanun yalnızca kişinin kendisine değil, başkasına haksız menfaat sağlama amacıyla hareket etmesini de kapsamaktadır.
Dosyam istinafta, yeni düzenlemeden yararlanabilir miyim?
TCK m.158/4 kapsamına giriyorsanız 7589 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesindeki dosya hakkında bozma kararı verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi öngörülmektedir.
Cezam kesinleşti, yeni yasa uygulanabilir mi?
Belirli şartlarda evet. TCK m.158/4 kapsamındaki, infaz aşamasında bulunan ve daha önce TCK m.168 uygulanmamış hükümlüler için özel geçiş hükmü bulunmaktadır.
Cezaevindeyim, mağdurun zararını ödersem ne olur?
Kanundaki şartları taşıyorsanız, mahkeme ihtarından itibaren altı ay içinde mağdur zararını tamamen giderdiğinizde TCK m.168/2’deki etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilirsiniz. Ancak zarar tamamen giderilinceye kadar yalnızca bu geçiş hükmüne dayanılarak infaz durdurulamaz veya ertelenemez.
Sonuç: 12. Yargı Paketi Hesabını Kullandıran Kişi ile Dolandırıcılığın Asıl Failini Ayırdı
- Yargı Paketi ile Türk Ceza Kanunu’na getirilen yeni TCK m.158/4 düzenlemesi, özellikle banka hesabı veya diğer finansal araçlarını dolandırıcılık suçlarında kullandıran kişilerin ceza sorumluluğu bakımından önemli bir değişiklik yaratmıştır.
Yeni hükme göre dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirak eden kişinin davranışı yalnızca kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısındaki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermekten ibaretse verilecek ceza yarı oranında indirilmektedir.
Bu düzenleme özellikle kamuoyunda IBAN kiralama olarak adlandırılan dosyalarda son derece önemlidir.
Ancak kanunun getirdiği sistemin bir af veya cezasızlık düzenlemesi olmadığı unutulmamalıdır.
Hesabını kullandıran kişinin ceza sorumluluğunun değerlendirilmesinde öncelikle dolandırıcılık kastının bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Kişi hesabının suç amacıyla kullanılacağını bilmiyorsa ve dolandırıcılık suçuna bilerek iştirak ettiğine ilişkin yeterli delil bulunmuyorsa öncelikli hukuki tartışma TCK m.158/4 indirimi değil, suçun oluşup oluşmadığı ve beraat koşullarıdır.
Buna karşılık kişi hesabını dolandırıcılıkta kullanılacağını bilerek ve haksız menfaat sağlama amacıyla kullandırmışsa ikinci aşamaya geçilir.
Bu aşamada kişinin suç içerisindeki rolü belirlenmelidir.
Eylemi yalnızca hesabı, banka kartını, mobil bankacılık bilgisini, ödeme hesabını veya kripto hesabını kullandırmakla sınırlıysa TCK m.158/4 kapsamında yarı oranında ceza indirimi uygulanması gündeme gelecektir.
Buna karşılık kişi;
mağduru kandırmış,
sahte ilan hazırlamış,
dolandırıcılık senaryosunu planlamış,
başka hesapları organize etmiş,
mağdurlardan bizzat para istemiş
veya suç organizasyonunun diğer aşamalarında aktif rol üstlenmişse yeni indirim hükmünün uygulanma şartları ayrıca tartışılacaktır.
Dolayısıyla yeni dönemde ceza mahkemelerinin yalnızca;
“Para sanığın hesabına geldi.”
tespitiyle yetinmemesi gerekir.
Sanığın dolandırıcılık organizasyonu içerisindeki gerçek fiili rolünün belirlenmesi büyük önem taşımaktadır.
- Yargı Paketi’nin geçiş hükümleri de bu açıdan son derece önemlidir.
31 Temmuz 2026 tarihinden önce dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılıktan hakkında hüküm verilmiş ancak dosyası hâlen kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklardan TCK m.158/4 kapsamına girenlerin dosyalarının ilk derece mahkemesine gönderilmesini sağlayan açık bir düzenleme bulunmaktadır.
İnfaz aşamasındaki bazı eski dosyalar için de ayrıca özel bir imkân getirilmiştir.
TCK m.158/4 kapsamındaki ve daha önce TCK m.168 etkin pişmanlık hükümleri uygulanmamış hükümlüler, mağdur zararını mahkemenin ihtarından itibaren altı ay içinde tamamen giderdiklerinde etkin pişmanlıktan yararlanabilirler. Ancak zarar tamamen giderilmeden bu özel hükme dayanılarak infazın durdurulması veya ertelenmesi mümkün değildir.
Bu nedenle özellikle banka hesabını, banka kartını, ödeme hesabını veya kripto para hesabını kullandırması nedeniyle dolandırıcılıktan yargılanan ya da daha önce mahkûm edilen kişiler bakımından dosyanın 12. Yargı Paketi sonrası yeniden incelenmesi önemli olabilir.
Yeni düzenleme sonrasında bir dosyada yalnızca suç vasfına bakılması yeterli değildir.
Sanığın;
dolandırıcılığı bilip bilmediği,
hesabını neden verdiği,
hangi menfaati elde ettiği,
mağdurlarla temasının bulunup bulunmadığı,
paraları kendisinin çekip çekmediği,
başka banka hesaplarını organize edip etmediği,
suçun planlanmasına katılıp katılmadığı,
dosyanın ilk derece, istinaf veya infaz aşamasında bulunup bulunmadığı
birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle istinaf aşamasındaki eski mahkûmiyetlerde yeni TCK m.158/4’ün uygulanması, sonuç cezanın önemli ölçüde değişmesine neden olabilir.
Sonuç olarak 12. Yargı Paketi sonrasında dolandırıcılık suçunda yalnızca hesabını kullandıran kişi ile dolandırıcılığı planlayan ve gerçekleştiren kişinin aynı biçimde cezalandırılması sistemi önemli ölçüde değişmiştir.
Kanun artık kişinin suça iştirakinin gerçekten yalnızca finansal hesabını veya ödeme aracını kullandırmakla sınırlı olması hâlinde bunu özel bir indirim nedeni olarak kabul etmektedir.
Bu nedenle bu tür ceza dosyalarında artık temel soru yalnızca;
“Para kimin hesabına geldi?”
değildir.
Asıl belirleyici soru şudur:
“Hesap sahibi dolandırıcılığı biliyor muydu ve suçun işlenmesine hangi ölçüde katıldı?”
TCK m.158/4 kapsamında yapılacak yarı oranındaki ceza indiriminin uygulanıp uygulanmayacağı, esas olarak bu sorunun cevabına bağlı olacaktır.