Hukuk Makaleleri

TARİHİ ESER KAÇAKÇILIĞI SUÇU (2863 Sayılı Kanun)

TARİHİ ESER KAÇAKÇILIĞI SUÇU NEDİR?

Tarihi eser kaçakçılığı, kültürel ve tabiat varlıklarının korunması amacıyla çıkarılan 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında düzenlenen; devletin mülkiyetinde olan veya korunması gereken taşınır kültürel varlıkların izinsiz olarak bulunması, çıkarılması, alınıp satılması, saklanması veya yurt dışına çıkarılması (ihracı) fiillerini ifade eden ağır bir suç türüdür.

Bu suç, yalnızca maddi bir malın transferi olmayıp, bir ulusun ortak tarihsel mirasının, kültürel hafızasının ve arkeolojik zenginliğinin talan edilmesi anlamına geldiğinden, Türk Ceza Kanunu ve ilgili özel kanunlarda çok ciddi hapis cezalarıyla yaptırıma bağlanmıştır.

1. Suçun Maddi Konusu (Kültür Varlığı Nedir?)

Suçun konusunu oluşturan “kültür varlıkları”; bilim, din, sanat, kültür veya tarih tarihi bakımından önem taşıyan, yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan her türlü taşınır varlıktır. Bunlar arasında şunlar yer alır:

  • Arkeolojik kazılar sonucu ortaya çıkan sikke, heykel, mozaik, çömlek ve benzeri tarihi objeler.

  • Antik dönemlere veya tarihi devirlere ait silahlar, yazmalar, levhalar ve sanat eserleri.

  • Jeolojik, paleontolojik ve etnik açıdan nadide değer taşıyan nesneler.

2. Suçun Temel Şekilleri ve Fiiller

2863 sayılı Kanun’un 67. ve 74. maddeleri başta olmak üzere, suçun işleniş biçimleri kanunda ayrı ayrı tanımlanmıştır:

  • İzinsiz Kazı ve Araştırma (Hazine Arama): Kültür varlıklarını bulmak amacıyla yetkili makamlardan izin almadan izinsiz kazı veya sondaj yapmak.

  • Tarihi Eser Ticareti (Alım-Satım): Kanuna aykırı olarak elde edilen veya ele geçirilen tarihi eserlerin alımını, satımını, devrini yapmak ya da gizlemek.

  • Yurt Dışına Çıkarma (İhraç Kaçakçılığı): Ülke kültür varlıklarının izinsiz olarak yurt dışına çıkarılması.

3. Yasal Yaptırımlar ve Cezalar

Tarihi eser kaçakçılığı suçlarında öngörülen hapis cezaları oldukça ağırdır:

  • İzinsiz Kazı veya Sondaj Yapma: Kültür varlıklarını bulmak amacıyla izinsiz kazı veya sondaj yapan kişiler hakkında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. (Eğer kazı yapılan alan sit alanı ise veya benzeri nitelikli haller varsa cezalar yarı oranında artırılır).

  • Kültür Varlıklarını Yurtdışına Çıkarma: Bu eserleri izinsiz olarak yurt dışına çıkaran veya çıkmaya teşebbüs edenler hakkında 5 yıldan 12 yıla kadar hapis ve adli para cezasına hükmedilir.

  • Tarihi Eser Bulundurma ve Ticareti: Kanuna aykırı olarak taşınır kültür varlıklarını satan, satın alan, saklayan veya nakleden kişiler de hapis ve para cezalarıyla cezalandırılır.

4. Bildirim Yükümlülüğü ve Etkin Pişmanlık

2863 sayılı Kanun, mülkiyetinde veya elinde izinsiz kültür varlığı bulunan kişilere bunları devlet yetkililerine bildirmeleri suretiyle sorumluluktan kurtulma veya cezai indirim alma imkânı tanır:

  • Elindeki tarihi eseri yasal süreler içinde ve ilgili mercilere (müzeye, mülki amirliğe) haber veren kişilerin cezasız kalması veya cezalarında indirime gidilmesi gibi hukuki mekanizmalar mevcuttur. Ancak bildirimde bulunulmayarak eserlerin saklanması veya ticarete konu edilmesi durumunda cezai sorumluluk tam olarak uygulanır.

Tarihi Eser Kaçakçılığı Kapsamına Giren Eserler

Kültür ve tabiat varlıkları ortaya çıktıkların dönemin ve toplumun tarihini yansıtmaktadır.  2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 3.maddesinde kültür varlıkları terimi açıklanmıştır. İlgili maddeye göre tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olan bilimsel ve kültürel yönden özgün değere sahip olan tüm taşınır ve taşınmaz varlıklar, kültür varlıklarıdır. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 23.maddesinde korunması gereken taşınır kültür ve tabiat varlıkları açıklanmıştır. Birkaç örnek vermek gerekirse:

  • Jeolojik, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait arkeoloji ve sanat tarihi açısından belge değeri taşıyan ve dönemin özelliklerini yansıtan her çeşit kültür ve tabiat varlıkları,
  • Her türlü hayvan ve bitki fosilleri, insan iskeletleri, deri,
  • Damgalı veya yazılı levhalar, çiniler, minyatürler, süs eşyaları, heykeller
  • Halkın sosyal yapısını yansıtan, insan yapısı araç ve gereçler,
  • Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuna dair tarihi değere sahip olan belge ve eşyalar,
  • Mustafa Kemal Atatürk’e ait olan eşya, evrak, kitap ve benzeri taşınır varlıklar.

Bir eserin tarihi eser olup olmadığına, bu kanun kapsamında sayılıp sayılmadığına alanında uzman kişilerce karar verilir. Özellikle müzelerdeki uzmanlardan, arkeoloji uzmanlarından dosyaya dair bilirkişi raporu alınmaktadır.

Tarihi Eser Kaçakçılığı Suçu ile Korunan Hukuki Değer

Toplumların kültürünü ve yaşadıkları dönemin tarihini anlatan, bilginin aktarılmasını sağlayan kültür ve tabiat varlıklarının fiziksel bütünlüğü bu suç ile korunan hukuki değerdir. Söz konusu fiziksel bütünlük, kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu coğrafyada korunması ile sağlanır.

Yukarıda açıklanmış olan, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 23.maddesinde tek tek sayılan korunması gerekli eser ve varlılar aynı kanunun 5.maddesi uyarınca devlet malı niteliğindedir. Dolayısıyla tarihi eserlerin hukuka aykırı bir şekilde dolaşımı devlete karşı işlenen bir eylem olarak kabul edilmektedir.

TARİHİ ESER KAÇAKÇILIĞI SUÇU İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI

1. Yargıtay 12. Ceza Dairesi — Esas No: 2021/4210, Karar No: 2022/3150

  • Olay Özeti: Sanığın ikametgahında ve bahçesinde yapılan aramada, tarihi eser niteliği taşıyan çok sayıda sikke, heykelcik ve pişmiş toprak çömlek ele geçirildiği, sanığın bu objeleri evinin yakınındaki tarlada tesadüfen bulduğunu ve koleksiyon amaçlı sakladığını, satma niyetinin olmadığını savunduğu olaydır.

  • Yargıtay Değerlendirmesi: Yargıtay, 2863 sayılı Kanun kapsamında koruma altına alınan taşınır kültür varlıklarının izinsiz olarak bulundurulmasının suç teşkil ettiğini vurgulamıştır. Sanığın ele geçirilen eserleri yetkili mercilere bildirmeksizin evinde saklamasının eylemin kanuni unsurlarını oluşturduğunu belirterek mahkûmiyet kararını onamıştır.

2. Yargıtay 12. Ceza Dairesi — Esas No: 2022/1540, Karar No: 2023/980

  • Olay Özeti: Sit alanı ilan edilen arazi üzerinde kepçe ve kazma gibi aletlerle gece vakti izinsiz kazı yaparken suçüstü yakalanan sanıkların, bölgede define aradıklarını ancak henüz herhangi bir kültürel varlık bulamadıklarını savundukları olaydır.

  • Yargıtay Değerlendirmesi: Yargıtay, 2863 sayılı Kanun’un 74. maddesi gereğince kültür varlığı bulmak amacıyla izinsiz kazı veya sondaj yapmanın suçun oluşması için yeterli olduğunu, ayrıca tarihi eser bulunmuş olmasının aranmadığını belirtmiştir. Suçun sit alanında ve gece vakti işlenmesi nedeniyle temel cezada artırım yapılmasını hukuka uygun bulmuştur.

3. Yargıtay 12. Ceza Dairesi — Esas No: 2020/9850, Karar No: 2021/5200

  • Olay Özeti: Sanığın temin ettiği tarihi eser niteliğindeki objeleri yurt dışındaki bir alıcıya kargo yoluyla göndermeye çalıştığı sırada gümrük kontrolünde yakalandığı, sanığın eserlerin tarihi değerde olduğunu bilmediğini iddia ettiği olaydır.

  • Yargıtay Değerlendirmesi: Yargıtay, ele geçirilen objelerin uzman raporuyla tescilli kültür varlığı olduğunun saptandığını, ülkenin kültürel mirasını yurt dışına çıkarma eyleminin 2863 sayılı Kanun’un ilgili maddesindeki ihracat kaçakçılığı ve izinsiz kültür varlığı çıkarma suçunu tam olarak oluşturduğunu ifade ederek mahkûmiyet hükmünü onamıştır.

Tarihi Eser Kaçakçılığı Suçu: Değerlendirme ve Sonuç

Tarihi eser kaçakçılığı ve izinsiz kazı fiilleri; yalnızca birer mülkiyet veya mal transferi ihlali olmayıp, bir ulusun ortak tarihsel belleğini, arkeolojik mirasını ve kültürel kimliğini doğrudan hedef alan ağır suçlardır. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu çerçevesinde şekillenen yasal rejim, kültürel mirasın talan edilmesini önlemek ve gelecek nesillere aktarılmasını güvence altına almak amacıyla son derece caydırıcı, ağır hapis cezaları ve güvenlik tedbirleri öngörmektedir.

Uygulamada ve Yargıtay içtihatlarında öne çıkan temel hususlar şu başlıklar altında özetlenebilir:

  • Maddi Unsur ve Sonuç İlişkisi: İzinsiz kazı ve sondaj suçlarında, failin amacına ulaşarak fiilen tarihi eser bulmuş olması şart aranmamaktadır; kültür varlığı bulmak amacıyla kazı hareketinin gerçekleştirilmiş olması suçun oluşması için yeterlidir. Bu yaklaşım, kazı teşebbüslerinin ve kültürel dokuya verilecek zararların erkenden önlenmesini hedeflemektedir.

  • Bildirim Yükümlülüğü ve Savunma Sınırları: Ele geçirilen taşınır kültür varlıklarının “tesadüfen bulundu” veya “koleksiyon amaçlı saklandı” şeklindeki savunmalarla yetkili mercilere bildirilmeden evde veya eklentilerinde bulundurulması hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Kanun, bu tür varlıkların derhal en yakın müze müdürlüğüne veya mülki amirliğe bildirilmesini zorunlu kılmaktadır.

  • Kültürel Belleğin Korunması: Yargı organlarının içtihatlarında da vurgulandığı üzere, ülkemizin zengin arkeolojik ve tarihi değerlerinin yurt dışına kaçırılması veya yasal olmayan yollarla ticarete konu edilmesi ulusal güvenlikle eşdeğer bir tahribattır. Bu doğrultuda, tarihi eser kaçakçılığı ile mücadelede tavizsiz bir yasal denetim mekanizmasının işletilmesi, toplumsal hafızanın ve kültürel egemenliğin korunması açısından hayati bir önem taşımaktadır.

Yeni yazılardan haberdar olun

Hukuk alanındaki yeni yazılarımızı e-posta ile alın. Dilediğiniz zaman tek tıkla ayrılabilirsiniz.

Çerez tercihleri