Hukuk Makaleleri

Yurt Dışında Düzenlenen Vasiyetnamenin Tenfizi: Yabancı Vasiyetname Türkiye’de Nasıl Uygulanır?

Yurt dışında yaşayan bir kişinin Almanya, İngiltere, Fransa, Hollanda, İsviçre, ABD veya başka bir ülkede vasiyetname düzenleyerek Türkiye’deki taşınmazını, banka hesabını, şirket hissesini veya başka bir malvarlığını belirli kişilere bırakması mümkündür. Miras bırakanın ölümünden sonra ise yabancı vasiyetnamenin Türkiye’de nasıl uygulanacağı önemli bir hukuki sorun hâline gelir.

Uygulamada bu süreç çoğu zaman “yurt dışında düzenlenen vasiyetnamenin tenfizi” veya “yabancı vasiyetnamenin Türkiye’de tenfizi” şeklinde ifade edilmektedir.

Ancak burada önemli bir hukuki ayrım bulunmaktadır:

Vasiyetnamenin kendisi kural olarak yabancı mahkeme kararı değildir. Bu nedenle yabancı vasiyetnamenin doğrudan MÖHUK anlamında tenfizi söz konusu olmaz.

Buna karşılık yabancı ülkede vasiyetname hakkında verilmiş bir mahkeme kararı, probate kararı veya başka bir yargısal karar bulunuyorsa, bu kararın Türkiye’de sonuç doğurabilmesi için 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun kapsamında tanıma veya tenfiz gündeme gelebilir.

Diğer taraftan Türk hukukunda kullanılan “vasiyetnamenin tenfizi davası” ifadesi, çoğu zaman yabancı mahkeme kararlarının tenfizinden farklı olarak vasiyetnamenin yerine getirilmesi, yani vasiyet edilen malın hak sahibine teslim veya tescil edilmesi anlamında kullanılmaktadır.

Dolayısıyla yurt dışında düzenlenen bir vasiyetnamenin Türkiye’de uygulanmasında öncelikle şu üç soru birbirinden ayrılmalıdır:

  1. Yabancı vasiyetname şeklen ve hukuken geçerli midir?
  2. Yabancı ülkede vasiyetname hakkında verilmiş bir mahkeme kararı var mıdır?
  3. Türkiye’de vasiyet edilen malın hak sahibine devri için ayrıca vasiyetnamenin yerine getirilmesi davası açılması gerekiyor mu?

Bu yazıda yurt dışında düzenlenen vasiyetnamenin tenfizi, yabancı vasiyetnamenin Türkiye’de açılması, yabancı probate kararlarının tanınması ve tenfizi, Türkiye’deki taşınmazların tescili ve vasiyetnamenin yerine getirilmesi davası bakımından uygulamaya yönelik olarak ele alınmaktadır.

Yabancı Vasiyetnamenin Tenfizi Ne Demektir?

“Tenfiz” kavramı yabancı vasiyetnameler bakımından iki farklı anlamda kullanılabilmektedir.

Birincisi, 5718 sayılı MÖHUK’ta düzenlenen yabancı mahkeme kararının tenfizidir.

MÖHUK’un 50. maddesine göre yabancı mahkemeler tarafından hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve verildiği ülke hukukuna göre kesinleşmiş kararların Türkiye’de icra edilebilmesi için Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınması gerekir.

İkincisi ise Türk miras hukukunda uygulamada kullanılan vasiyetnamenin tenfizi, yani vasiyetnamenin yerine getirilmesi kavramıdır.

Bu ikinci anlamda amaç, vasiyetnameyle belirli bir kişiye bırakılan taşınmazın veya başka bir malvarlığının hak sahibine geçirilmesidir.

Bu iki dava türü hukuken aynı değildir.

Yabancı Vasiyetnamenin Kendisi Tenfiz Davasına Konu Olur mu?

Kural olarak hayır.

MÖHUK’un 50. maddesinde düzenlenen tenfizin konusu yabancı mahkeme ilamıdır. Vasiyetname ise kural olarak bir mahkeme kararı değildir. Vasiyetçi tarafından el yazısıyla, noter huzurunda veya yabancı ülke hukukunun kabul ettiği başka bir yöntemle düzenlenmiş bir ölüme bağlı tasarruftur.

Bu nedenle örneğin Almanya’da noter huzurunda düzenlenmiş bir vasiyetname için;

“Bu vasiyetnameyi yabancı mahkeme kararı gibi Türkiye’de tenfiz ettirelim.”

şeklindeki yaklaşım teknik olarak doğru değildir.

Öncelikle vasiyetnamenin Türkiye’de geçerli olup olmadığı değerlendirilir, ardından vasiyetnamenin açılması ve hak sahibine ilişkin miras işlemleri yürütülür.

Ancak vasiyetname hakkında yabancı ülkede ayrıca bir mahkeme kararı verilmişse durum değişebilir.

Yabancı Probate Kararı Türkiye’de Tenfiz Edilebilir mi?

Şartlarına göre evet.

Örneğin İngiltere’de vasiyetname hakkında Grant of Probate, ABD’de probate mahkemesi kararı veya başka bir ülkede vasiyetnamenin geçerliliği ve uygulanması hakkında mahkeme kararı verilmiş olabilir.

Bu durumda öncelikle yabancı belgenin hukuki niteliği araştırılmalıdır.

Belge gerçekten;

  • yabancı bir mahkeme tarafından verilmiş,
  • hukuk işine ilişkin,
  • kesinleşmiş

bir karar niteliğindeyse MÖHUK’un tanıma veya tenfiz hükümleri uygulanabilir.

MÖHUK’un 58. maddesine göre yabancı mahkeme kararının Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil etkisi kazanabilmesi için tanıma gerekir. İhtilafsız kaza kararlarının tanınması da aynı hükümlere tabidir.

Kararın Türkiye’de cebren yerine getirilmesini gerektiren icrai bir hükmü bulunuyorsa tenfiz gündeme gelebilir.

Tanıma mı Tenfiz mi Gerekir?

Bu ayrım yabancı miras dosyalarında son derece önemlidir.

Yabancı mahkeme kararı yalnızca;

  • vasiyetnamenin geçerli olduğunu,
  • belirli kişinin mirasçı olduğunu,
  • belirli kişinin executor olduğunu

tespit ediyorsa çoğu durumda yabancı kararın Türkiye’de hukuki etkisinin kabul edilmesi bakımından tanıma yeterli olabilir.

Buna karşılık yabancı karar;

  • belirli bir malın teslimini,
  • belirli miktar paranın ödenmesini,
  • belirli bir edimin yerine getirilmesini

emrediyorsa, kararın Türkiye’de cebri icrası bakımından tenfiz gerekebilir.

Her yabancı probate belgesinin aynı hukuki niteliğe sahip olmadığı unutulmamalıdır.

Bazı ülkelerde probate belgesi mahkeme kararı, bazı hukuk sistemlerinde mahkeme sicilince veya idari nitelikte bir makam tarafından düzenlenen belge olabilir.

Bu nedenle belgenin üzerinde “Probate” veya “Certificate of Inheritance” yazması, tek başına MÖHUK kapsamında mahkeme kararı olduğunu göstermeye yetmez.

Yabancı Vasiyetnamenin Türkiye’de Geçerli Olması İçin Hangi Şartlar Aranır?

Yabancı vasiyetnamenin Türkiye’de uygulanabilmesinden önce belgenin geçerliliğinin değerlendirilmesi gerekir.

5718 sayılı MÖHUK’un 20. maddesine göre miras kural olarak ölen kişinin millî hukukuna tabidir. Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında ise Türk hukuku uygulanır.

Aynı maddede ölüme bağlı tasarrufların şekline MÖHUK’un 7. maddesinin uygulanacağı ve miras bırakanın millî hukukuna uygun şekilde yapılan ölüme bağlı tasarrufların da geçerli olduğu düzenlenmiştir. Ölüme bağlı tasarruf ehliyeti ise tasarrufun yapıldığı tarihteki millî hukuka tabidir.

Dolayısıyla yabancı vasiyetnamenin değerlendirilmesinde;

  • vasiyetnamenin şekli,
  • vasiyetçinin ehliyeti,
  • uygulanacak miras hukuku

birbirinden ayrı değerlendirilir.

Lahey Vasiyetnamelerin Şekline İlişkin Sözleşme Neden Önemlidir?

Türkiye, 5 Ekim 1961 tarihli Ölüme Bağlı Tasarrufların Şekline İlişkin Kanunlar İhtilafı Kurallarına Dair Lahey Sözleşmesi’ne taraftır. Adalet Bakanlığının güncel uluslararası sözleşmeler listesinde de bu sözleşme Türkiye bakımından yürürlükteki Lahey sözleşmeleri arasında yer almaktadır.

Sözleşme yabancı vasiyetnamelerin şeklen geçerliliğini koruyan geniş bir sistem öngörmektedir.

Vasiyetname, şartlarına göre;

  • düzenlendiği ülke hukukuna,
  • vasiyetçinin vatandaşlık hukukuna,
  • yerleşim yeri hukukuna,
  • mutad mesken hukukuna,
  • taşınmaz bakımından taşınmazın bulunduğu ülke hukukuna

uygunsa şeklen geçerli kabul edilebilir.

Bu nedenle Almanya’da Alman hukukuna uygun şekilde düzenlenmiş bir vasiyetname, sırf Türk Medeni Kanunu’ndaki vasiyetname şekillerinden biriyle birebir örtüşmediği gerekçesiyle geçersiz sayılamaz.

Apostil Yabancı Vasiyetnamenin Tenfizi İçin Yeterli midir?

Hayır.

Apostil ile tenfiz birbirinden tamamen farklı kavramlardır.

Apostil, yabancı resmî belgenin;

  • imzasını,
  • imzalayan kişinin resmî sıfatını,
  • mühür veya damgasının gerçekliğini

tasdik etmeye yarar.

Apostil;

  • vasiyetnamenin geçerli olduğunu,
  • vasiyetçinin ehliyetli olduğunu,
  • vasiyetnamenin Türkiye’deki taşınmaz üzerinde doğrudan sonuç doğuracağını,
  • yabancı mahkeme kararının Türkiye’de otomatik olarak icra edilebileceğini

göstermez.

Bu nedenle yabancı vasiyetname veya probate kararı bakımından apostil, tanıma ve tenfiz farklı hukuki aşamalardır.

Yabancı Vasiyetnamenin Türkçeye Tercümesi Gerekir mi?

Türkiye’de mahkeme, tapu müdürlüğü, banka veya başka bir resmî makam önünde kullanılacak yabancı dildeki vasiyetnamenin Türkçe tercümesinin hazırlanması gerekir.

Somut dosyaya göre;

  • vasiyetnamenin aslı veya onaylı örneği,
  • apostil,
  • yeminli tercüme,
  • noter onayı,
  • ölüm belgesi,
  • yabancı probate veya mahkeme kararı

sunulabilir.

Yabancı mahkeme kararının tanınması veya tenfizi isteniyorsa MÖHUK’un 53. maddesi ayrıca yabancı mahkeme kararının usulüne uygun onaylı örneğini ve kesinleşme belgesini, bunların onaylı tercümeleriyle birlikte aramaktadır.

Yabancı Vasiyetname Türkiye’de Açılmak Zorunda mı?

Türkiye’de vasiyetnameye dayanılarak işlem yapılacaksa vasiyetnamenin açılması süreci büyük önem taşır.

Türk Medeni Kanunu’nun 595. maddesine göre miras bırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetname, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın sulh hâkimine teslim edilmelidir.

TMK’nın 596. maddesine göre ise vasiyetname tesliminden itibaren bir ay içerisinde miras bırakanın yerleşim yeri sulh hukuk hâkimi tarafından açılır ve ilgililere okunur.

Dolayısıyla yabancı ülkede düzenlenmiş olması, vasiyetnamenin Türkiye’de yapılacak miras işlemlerinde vasiyetnamenin açılması prosedürünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Yabancı Ülkede Vasiyetname Zaten Açılmışsa Türkiye’de Tekrar Açılması Gerekir mi?

Somut olaya göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Örneğin Almanya’da vasiyetname açılmış ve Alman miras mahkemesi tarafından mirasçılık işlemleri tamamlanmış olabilir.

Bu durumda yabancı mahkeme kararının Türkiye’de tanınması mümkünse bazı konularda yabancı yargısal işlemden yararlanılabilir.

Ancak Türkiye’deki taşınmaz veya diğer malvarlığı üzerinde işlem yapılması bakımından Türk hukukunun aradığı miras ve tapu prosedürlerinin ayrıca tamamlanması gerekebilir.

Özellikle yabancı vasiyetnamenin Türkiye’deki taşınmaza ilişkin bir kazandırma içermesi hâlinde, sadece yabancı ülkedeki açılma tutanağının tapuya sunulmasıyla doğrudan tescil yapılacağı varsayılmamalıdır.

Vasiyetnamenin Açılması Vasiyetnamenin Geçerli Olduğu Anlamına Gelir mi?

Hayır.

Türk Medeni Kanunu açık şekilde vasiyetnamenin geçerli olup olmadığına bakılmaksızın açılmasını öngörmektedir.

Dolayısıyla sulh hukuk mahkemesinin vasiyetnameyi açıp okuması;

  • vasiyetnamenin kesin geçerli olduğu,
  • vasiyetçinin ehliyetli olduğu,
  • vasiyetnamenin iptal edilemeyeceği,
  • saklı payların ihlal edilmediği

anlamına gelmez.

Bu konular gerektiğinde ayrı dava konusu yapılabilir.

Vasiyetnamenin Tenfizi Davası Nedir?

Türk hukukunda “vasiyetnamenin tenfizi davası” denildiğinde çoğunlukla MÖHUK anlamında yabancı mahkeme kararının tenfizi değil, vasiyetnamenin yerine getirilmesi kastedilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 600. maddesine göre vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona; yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel istem hakkına sahiptir.

Yükümlülük yerine getirilmezse vasiyet alacaklısı;

  • vasiyet edilen malın teslimini,
  • hakkın devrini,
  • gerektiğinde zararın giderilmesini

talep edebilir.

Örneğin yabancı vasiyetnameyle İstanbul’daki bir daire belirli bir kişiye bırakılmış ancak mirasçılar taşınmazın devrine yanaşmıyorsa, vasiyet alacaklısının Türkiye’de vasiyetnamenin yerine getirilmesi ve tapu iptali-tescil istemiyle dava açması gündeme gelebilir.

Vasiyetnamenin Tenfizi Davasında Görevli Mahkeme Hangisidir?

Vasiyetnamenin açılması ile vasiyetnamenin yerine getirilmesi aynı yargılama değildir.

Vasiyetnamenin açılması sulh hukuk mahkemesinin görev alanındadır.

Buna karşılık vasiyetnamenin yerine getirilmesi, özellikle taşınmazın tapu iptali ve tescili talebi içeriyorsa çekişmeli bir davadır ve asliye hukuk mahkemesi görevlidir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi de TMK’nın 600. maddesine dayalı vasiyetnamenin tenfizi uyuşmazlıklarında, kanunda özel bir görev hükmü bulunmadığından asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu kabul etmektedir.

Vasiyetnamenin Tenfizi Davası Kime Karşı Açılır?

TMK’nın 600. maddesine göre vasiyet alacaklısının istemi;

  • vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa bu kişiye,
  • yoksa yasal veya atanmış mirasçılara

yöneltilir.

Örneğin yabancı vasiyetnamede İstanbul’daki ev A kişisine bırakılmışsa ve vasiyeti yerine getirme görevlisi yoksa, taşınmaz mirasçılar adına geçmiş olsa dahi A’nın mirasçılara karşı tescil talebinde bulunması gerekebilir.

Vasiyetname Açılmadan Tenfiz Davası Açılabilir mi?

Uygulamada öncelikle vasiyetnamenin usulüne uygun şekilde açılması ve okunması gerekir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 25 Mart 2019 tarihli, 2016/8426 E., 2019/2629 K. sayılı kararında da vasiyetnamenin tenfizi ve taşınmazın tescili isteminde, öncelikle vasiyetnamenin açılıp okunması ve buna ilişkin sürecin tamamlanması gerektiği vurgulanmıştır.

Yargıtay’ın güncel kararlarında da vasiyetnamenin yerine getirilmesi davasının görülebilmesi için vasiyetnamenin açılıp okunması; itiraz varsa iptal veya tenkis davalarının sonucunun değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir.

Yabancı Vasiyetnameye İtiraz Edilebilir mi?

Evet.

Vasiyetnamenin yabancı ülkede düzenlenmiş olması, mirasçıların Türkiye’de hukuki itiraz ileri sürmesini engellemez.

Somut olayın özelliklerine göre;

  • vasiyetnamenin iptali,
  • tenkis,
  • ehliyetsizlik,
  • sahtecilik iddiası,
  • şekil eksikliği,
  • irade sakatlığı

gündeme gelebilir.

Ancak şekil geçerliliği değerlendirilirken yalnızca Türk Medeni Kanunu’na bakılması doğru değildir. MÖHUK’un 20. maddesi ve 1961 tarihli Lahey Vasiyetnamelerin Şekline İlişkin Sözleşme de dikkate alınmalıdır.

Yabancı Vasiyetname Saklı Payı Ortadan Kaldırır mı?

Hayır.

Özellikle Türkiye’de bulunan taşınmazlar bakımından MÖHUK’un 20. maddesi gereğince Türk hukuku uygulanır.

Dolayısıyla yabancı ülkede düzenlenen vasiyetnameyle Türkiye’deki taşınmazın tamamının üçüncü bir kişiye bırakılmış olması, Türk hukukunun uygulanması gereken durumlarda saklı pay sahibi mirasçıların haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Şartları varsa tenkis davası açılması mümkündür.

Bu nedenle vasiyetnamenin tenfizi davasına geçilmeden önce, vasiyetnamenin iptali veya tenkis yönünden bir uyuşmazlık bulunup bulunmadığının kontrol edilmesi önemlidir.

Yabancı Vasiyetnameyle Türkiye’deki Ev Doğrudan Hak Sahibine Geçer mi?

Her durumda hayır.

Burada atanmış mirasçı ile belirli mal vasiyeti alacaklısı birbirinden ayrılmalıdır.

Türk Medeni Kanunu’nun 599. maddesine göre atanmış mirasçı da mirası miras bırakanın ölümüyle kazanır.

Buna karşılık belirli bir mal vasiyet edilen vasiyet alacaklısı, TMK’nın 600. maddesi uyarınca bir kişisel istem hakkı elde eder. Malın mülkiyetinin kendisine geçirilmesini talep etmesi gerekir.

Yargıtay da belirli bir taşınmaz vasiyet edilen kişinin mülkiyet hakkını, vasiyetin yerine getirilmesi ve tescil sonucunda kazanacağını kabul etmektedir.

Atanmış Mirasçı İçin Her Zaman Tenfiz Davası Gerekir mi?

Hayır.

Bu ayrım uygulamada oldukça önemlidir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 19 Aralık 2024 tarihli 2024/895 E., 2024/5850 K. sayılı kararında, vasiyetnameyle tek mirasçı olarak atanmış kişinin mirası ölümle kazandığı ve şartları mevcutsa atanmış mirasçılık belgesiyle işlem yapabileceği; ayrıca vasiyetnamenin tenfizi davası açmasında hukuki yarar bulunmayabileceği kabul edilmiştir.

Dolayısıyla yabancı vasiyetname bulunan her dosyada otomatik olarak “tenfiz davası” açmak doğru değildir.

Öncelikle kişi;

  • atanmış mirasçı mı,
  • belirli mal vasiyet alacaklısı mı,
  • vasiyeti yerine getirme görevlisi mi

bunun belirlenmesi gerekir.

Yabancı Mahkeme Kararının Tenfiz Şartları Nelerdir?

Yabancı vasiyetname hakkında verilmiş gerçek bir mahkeme kararının Türkiye’de tenfizi isteniyorsa MÖHUK’un 54. maddesindeki şartlar değerlendirilir.

Bunlar arasında;

  • karşılıklılık,
  • kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmemesi,
  • kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması,
  • savunma hakkına ilişkin temel güvencelerin sağlanmış olması

yer almaktadır.

Tanıma bakımından ise MÖHUK’un 58. maddesi uyarınca karşılıklılık şartı uygulanmaz.

Bu nedenle yabancı probate kararının sadece Türkiye’de kesin delil veya kesin hüküm etkisinin kabul edilmesi isteniyorsa tanıma, icrai şekilde yerine getirilmesi isteniyorsa tenfiz değerlendirmesi yapılmalıdır.

Yabancı Kararın Esası Tenfiz Davasında Yeniden İncelenir mi?

Kural olarak hayır.

Tanıma veya tenfiz mahkemesi, yabancı mahkeme kararında miras uyuşmazlığını yeniden baştan görmez.

Türk mahkemesi esas olarak MÖHUK’taki tanıma veya tenfiz şartlarının bulunup bulunmadığını denetler.

Buna karşılık kararın Türkiye’deki taşınmaz üzerinde doğrudan sonuç doğurup doğurmayacağı veya Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi kapsamında bir konu bulunup bulunmadığı ayrıca önem taşır.

Türkiye’deki Taşınmazlar Bakımından Yabancı Karar Neden Özellikle İncelenir?

MÖHUK’un 20. maddesine göre Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanmaktadır.

Ayrıca Türkiye’deki taşınmazlar üzerindeki ayni haklara ilişkin işlemlerde Türk hukukunun ve Türk tapu sisteminin özel önemi bulunmaktadır.

Bu nedenle yabancı bir probate veya mahkeme kararında;

“İstanbul’daki taşınmazın mülkiyeti A kişisine aittir.”

şeklinde bir hüküm bulunması, Türk tapu sicilinin hiçbir ilave işlem yapılmadan otomatik olarak değiştirilmesi anlamına gelmez.

Türk hukukundaki miras, ayni hak ve tapu kurallarının ayrıca uygulanması gerekir.

Yabancı Vasiyetnamenin Tenfizi İçin Türkiye’de Hangi Mahkeme Yetkilidir?

Burada hangi işlemin yapılacağı belirleyicidir.

Yabancı mahkeme kararının tanınması veya tenfizi isteniyorsa

MÖHUK’un 51. maddesine göre görevli mahkeme asliye mahkemesidir.

Yetkili mahkeme;

  • aleyhine tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri,
  • yoksa sakin olduğu yer,
  • bunlar da yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri

olabilir.

Vasiyetnamenin açılması isteniyorsa

Görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir.

Vasiyetnamenin yerine getirilmesi ve tapu iptali-tescil isteniyorsa

Kural olarak asliye hukuk mahkemesi görevlidir.

Bu nedenle dava açmadan önce “tenfiz” kelimesinin hangi anlamda kullanıldığının belirlenmesi gerekir.

Mirasa İlişkin Davalarda Milletlerarası Yetki Nasıl Belirlenir?

MÖHUK’un 43. maddesine göre mirasa ilişkin davalar;

  • ölen kişinin Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesinde,
  • Türkiye’de son yerleşim yeri bulunmuyorsa terekeye dâhil malların bulunduğu yer mahkemesinde

görülür.

Örneğin hayatı boyunca Almanya’da yaşamış bir kişinin Türkiye’de yalnızca Antalya’da taşınmazı bulunuyorsa mirasa ilişkin Türk yargılamasında malın bulunduğu yer önemli hâle gelebilir.

Yabancı Vasiyetnamenin Tenfizi İçin Hangi Belgeler Gerekir?

Somut dosyaya göre değişmekle birlikte genel olarak aşağıdaki belgeler gündeme gelebilir:

  • Vasiyetnamenin aslı veya resmî onaylı örneği,
  • Ölüm belgesi,
  • Vasiyetnameye ilişkin yabancı mahkeme veya probate kararı,
  • Yabancı kararın kesinleşme belgesi,
  • Apostil veya gerekli diğer tasdik,
  • Türkçe tercüme,
  • Vasiyetçinin vatandaşlık belgeleri,
  • Yasal mirasçılara ilişkin belgeler,
  • Türkiye’deki taşınmaz veya banka hesaplarına ilişkin bilgiler,
  • Yabancı mahkeme kararının niteliğini açıklayan belgeler.

Tanıma veya tenfiz talep edilecekse MÖHUK’un 53. maddesindeki belge şartlarının ayrıca yerine getirilmesi gerekir.

Yabancı Vasiyetnamenin Tenfizinde Süre Var mı?

Burada yine iki farklı dava türünü ayırmak gerekir.

Yabancı mahkeme kararının tanınması veya tenfizi bakımından süre konusu kararın niteliğine ve uygulanacak hükümlere göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Buna karşılık vasiyet alacaklısının vasiyetin yerine getirilmesini talep etmesi bakımından TMK’nın 602. maddesi önemlidir.

Kanuna göre vasiyet alacaklısının dava hakkı, ölüme bağlı kazandırmayı öğrenmesinden veya alacak daha sonra muaccel hâle geliyorsa muacceliyet tarihinden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi de 7 Kasım 2024 tarihli kararında vasiyetnamenin tenfizi davalarında bu on yıllık zamanaşımı kuralını uygulamıştır.

Bu nedenle yabancı vasiyetname yıllar sonra bulunmuşsa sürelerin ayrıca hesaplanması gerekir.

Vasiyetnamenin İptali Davası Varsa Tenfiz Davası Ne Olur?

Vasiyetnamenin geçerliliği hakkında açılmış bir iptal davası varsa vasiyetnamenin yerine getirilmesi talebinin sonucu bu davadan etkilenebilir.

Yargıtay uygulamasında vasiyetnamenin açılması ve okunmasının ardından iptal veya tenkis davası açılmışsa, bu uyuşmazlıkların sonucunun dikkate alınması gerektiği kabul edilmektedir.

Bu nedenle yabancı vasiyetnameye dayanılarak doğrudan tapu iptali ve tescil talep edilmeden önce;

  • vasiyetnamenin açılması,
  • mirasçılara tebliğ edilmesi,
  • iptal veya tenkis davası bulunup bulunmadığı

kontrol edilmelidir.

Yabancı Vasiyetnameyle Türkiye’deki Banka Hesabı Nasıl Alınır?

Türkiye’de bulunan banka hesabı bakımından yalnızca yabancı vasiyetnamenin tercümesini bankaya sunmak çoğu zaman yeterli olmayabilir.

Bankanın;

  • mirasçılık belgesi,
  • atanmış mirasçılık veya vasiyet alacaklısı belgesi,
  • vasiyetnamenin açılmasına ilişkin karar,
  • yabancı kararın tanınmasına ilişkin Türk mahkemesi kararı,
  • vergi belgeleri

istemesi mümkündür.

Özellikle yabancı probate kararına dayanılıyorsa belgenin Türkiye’de tanınması gerekip gerekmediği ayrıca değerlendirilmelidir.

Yabancı Vasiyetnameyle Türkiye’deki Taşınmaz Nasıl Alınır?

Türkiye’de taşınmaz bulunması hâlinde süreç genel olarak şu şekilde ilerleyebilir:

  1. Yabancı vasiyetname temin edilir.
  2. Belgenin şeklen geçerliliği incelenir.
  3. Apostil veya diğer tasdik işlemleri tamamlanır.
  4. Türkçe tercümesi hazırlanır.
  5. Vasiyetname Türkiye’de sulh hukuk mahkemesine sunulur.
  6. Vasiyetname açılır ve ilgililere tebliğ edilir.
  7. Atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısının hukuki statüsü belirlenir.
  8. İptal veya tenkis uyuşmazlığı bulunup bulunmadığı kontrol edilir.
  9. Yabancı mahkeme kararı varsa tanıma veya tenfiz gerekip gerekmediği belirlenir.
  10. Vasiyet mirasçılar tarafından yerine getirilmiyorsa asliye hukuk mahkemesinde dava açılır.
  11. Gerekliyse tapu iptali ve hak sahibi adına tescil talep edilir.
  12. Vergi ve tapu işlemleri tamamlanır.

Her dosyada bütün bu aşamaların uygulanması zorunlu değildir.

Yabancı Vasiyetnamede Vasiyeti Yerine Getirme Görevlisi Varsa Ne Olur?

Vasiyetnameyle bir executor, vasiyeti yerine getirme görevlisi veya benzer yetkiye sahip kişi atanmış olabilir.

Türk hukukunda da vasiyeti yerine getirme görevlisi kurumu bulunmaktadır.

Ancak yabancı ülkede executor olarak atanmış kişinin Türkiye’deki taşınmaz veya banka hesabı üzerinde otomatik olarak sınırsız tasarruf yetkisine sahip olduğu varsayılmamalıdır.

Yabancı mahkeme tarafından verilen executor yetki belgesinin Türkiye’de hukuki etkisi ayrıca incelenebilir.

Türk hukukunda vasiyeti yerine getirme görevlisinin yetkileri bakımından da somut vasiyetname ve Türk Medeni Kanunu hükümleri değerlendirilir.

Apostil, Tanıma, Tenfiz ve Vasiyetnamenin Tenfizi Arasındaki Fark Nedir?

Bu dört kavram birbirine karıştırılmamalıdır.

Apostil, yabancı resmî belgenin kaynağını ve imzasını tasdik eder.

Tanıma, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil etkisinin kabul edilmesini sağlar.

Tenfiz, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de cebren uygulanabilir hâle gelmesini sağlar.

Vasiyetnamenin tenfizi, Türk miras hukuku uygulamasında vasiyetnamenin yerine getirilmesini; örneğin vasiyet edilen taşınmazın hak sahibine tescilini ifade eder.

Dolayısıyla yabancı vasiyetname dosyasında bunlardan birine, birkaçına veya hiçbirine ihtiyaç duyulabilir.

Sık Sorulan Sorular

Yurt dışında düzenlenen vasiyetnamenin Türkiye’de tenfizi gerekir mi?

Vasiyetnamenin kendisi yabancı mahkeme kararı olmadığı için MÖHUK anlamında klasik tenfiz kural olarak gerekmez. Ancak vasiyetname hakkında yabancı mahkeme kararı varsa tanıma veya tenfiz gündeme gelebilir.

Yabancı vasiyetname Türkiye’de doğrudan geçerli midir?

Şeklen ve maddi hukuk bakımından geçerliliği ayrıca değerlendirilir. MÖHUK ve Türkiye’nin taraf olduğu 1961 tarihli Lahey Sözleşmesi yabancı vasiyetnamelerin şeklen geçerli kabul edilebileceği geniş bağlantı kuralları öngörmektedir.

Apostilli vasiyetname için dava açmak gerekir mi?

Apostilin bulunması tek başına dava gerekip gerekmediğini belirlemez. Türkiye’de hangi malvarlığı üzerinde hangi işlemin yapılacağına göre vasiyetnamenin açılması, atanmış mirasçılık belgesi, tanıma veya vasiyetnamenin yerine getirilmesi davası gündeme gelebilir.

Yabancı probate kararı Türkiye’de geçerli midir?

Belgenin yabancı mahkeme kararı niteliğinde ve kesinleşmiş olması hâlinde MÖHUK kapsamında tanıma veya tenfiz talep edilebilir. Her probate belgesinin mahkeme kararı niteliğinde olup olmadığı kendi ülke hukukuna göre ayrıca araştırılmalıdır.

Vasiyetname için tanıma mı tenfiz mi gerekir?

Vasiyetnamenin kendisi için klasik tanıma veya tenfiz gerekmez. Yabancı mahkeme kararı varsa, karar yalnızca hukuki statüyü tespit ediyorsa tanıma; Türkiye’de cebren yerine getirilmesi gereken icrai hüküm içeriyorsa tenfiz gündeme gelebilir.

Yabancı vasiyetnameyle Türkiye’deki ev alınabilir mi?

Evet, şartları bulunuyorsa mümkündür. Ancak vasiyetnamenin açılması, hak sahibinin sıfatının belirlenmesi ve gerekiyorsa tapu iptali-tescil davası açılması gerekebilir.

Vasiyetnamenin tenfizi davası hangi mahkemede açılır?

Vasiyetnamenin yerine getirilmesi ve özellikle tapu iptali-tescil istemine ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir.

Vasiyetnamenin açılması hangi mahkemede yapılır?

Türk Medeni Kanunu’nun 595 ve 596. maddeleri kapsamında vasiyetnamenin teslimi ve açılması sulh hukuk mahkemesinde gerçekleştirilir.

Vasiyetname açılır açılmaz tapu alınabilir mi?

Her durumda hayır. Vasiyet alacaklısının hukuki statüsüne, itirazlara, iptal veya tenkis uyuşmazlıklarına ve tescil için gerekli koşullara göre ek işlem veya dava gerekebilir.

Atanmış mirasçı da tenfiz davası açmak zorunda mı?

Her durumda değil. Yargıtay, bazı durumlarda atanmış mirasçının mirası ölümle kazandığını ve mirasçılık belgesiyle işlem yapabileceğini, ayrıca tenfiz davası açmasında hukuki yarar bulunmayabileceğini kabul etmektedir.

Vasiyet alacaklısının dava açma süresi ne kadardır?

TMK’nın 602. maddesine göre vasiyet alacaklısının dava hakkı kural olarak kazandırmayı öğrenmesinden veya alacağın muacceliyetinden itibaren on yılda zamanaşımına uğrar.

Sonuç: Yurt Dışında Düzenlenen Vasiyetnamenin Tenfizinde Önce Belgenin Hukuki Niteliği Belirlenmelidir

Yurt dışında düzenlenen vasiyetnamenin Türkiye’de uygulanması mümkündür. Ancak uygulamada kullanılan “yabancı vasiyetnamenin tenfizi” ifadesinin hukuken iki farklı süreci kapsayabileceği unutulmamalıdır.

Birinci ihtimalde ortada yalnızca Almanya, İngiltere, Fransa, ABD veya başka bir ülkede düzenlenmiş yabancı bir vasiyetname bulunmaktadır.

Bu durumda vasiyetname kural olarak MÖHUK’un 50. maddesi anlamında yabancı mahkeme kararı olmadığı için doğrudan bir yabancı karar tenfizi davasına konu olmaz. Vasiyetnamenin şeklen ve maddi hukuk bakımından geçerliliği incelenir, Türkiye’de açılması sağlanır ve hak sahibinin niteliğine göre miras işlemleri yürütülür.

İkinci ihtimalde yabancı ülkede vasiyetname hakkında verilmiş probate veya başka bir mahkeme kararı bulunmaktadır.

Belge yabancı mahkeme ilamı niteliğindeyse ve kesinleşmişse, kararın Türkiye’de hukuki sonuç doğurması bakımından MÖHUK hükümleri uyarınca tanıma veya tenfiz gündeme gelebilir. Yabancı kararın sadece kesin hüküm veya kesin delil etkisi isteniyorsa tanıma, Türkiye’de cebren uygulanması gereken icrai hüküm bulunuyorsa tenfiz değerlendirilir.

Üçüncü ihtimal ise vasiyetnamenin Türkiye’de geçerli olduğu kabul edilmesine rağmen mirasçıların vasiyet edilen malı hak sahibine devretmemesidir.

Bu durumda Türk miras hukukunda kullanılan anlamıyla vasiyetnamenin tenfizi, yani vasiyetnamenin yerine getirilmesi davası gündeme gelir. Türk Medeni Kanunu’nun 600. maddesi vasiyet alacaklısına, vasiyeti yerine getirme görevlisine veya mirasçılara karşı malın teslimini veya hakkın devrini talep etme imkânı vermektedir.

Özellikle Türkiye’de taşınmaz bulunuyorsa MÖHUK’un 20. maddesi gereğince Türk hukukunun uygulanacağı ve tapu işlemlerinin Türk hukuku çerçevesinde yürütüleceği de dikkate alınmalıdır.

Bu nedenle yurt dışında düzenlenen vasiyetname bulunan bir dosyada doğrudan “tenfiz davası” açmak yerine öncelikle;

vasiyetnamenin kendisi mi, yabancı mahkeme kararı mı bulunduğu; hak sahibinin atanmış mirasçı mı yoksa vasiyet alacaklısı mı olduğu; Türkiye’de taşınmaz bulunup bulunmadığı ve vasiyetnamenin mirasçılar tarafından gönüllü olarak yerine getirilip getirilmediği

tespit edilmelidir.

Doğru hukuki yol ancak bu ayrımlar yapıldıktan sonra belirlenebilir.

Yeni yazılardan haberdar olun

Hukuk alanındaki yeni yazılarımızı e-posta ile alın. Dilediğiniz zaman tek tıkla ayrılabilirsiniz.

Call Now Button

Çerez tercihleri