Yolcu Beraberi Eşyaların Araması ve El Konulmasında Kişisel Verilerin Korunması ile Özel Hayatın Gizliliği Hakkı
”Yolcu Beraberi Eşyaların Araması ve El Konulmasında Kişisel Verilerin Korunması ile Özel Hayatın Gizliliği Hakkı”
1. Giriş ve Kavramsal Çerçeve
Uluslararası seyahatlerin ve sınır ötesi insan hareketliliğinin yoğunlaştığı günümüz dünyasında, devletlerin egemenlik yetkilerine dayanarak sınırlarında yürüttüğü gümrük denetimleri ile bireylerin temel hak ve özgürlükleri arasındaki hassas denge hukukun en temel tartışma alanlarından birini oluşturmaktadır. Devletler, ulusal güvenliği sağlama, kamu düzenini koruma, vergi kayıp ve kaçağını önleme ile kaçakçılık suçlarıyla mücadele etme gerekçeleriyle gümrük kapılarında ve uluslararası sınır geçiş noktalarında geniş kapsamlı denetim yetkilerine sahiptir. Ancak bu yetkiler sınırsız olmayıp, anayasal güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerle sınırlandırılmıştır.
Gümrük denetimleri esnasında sıklıkla başvurulan “yolcu beraberi eşyanın aranması” ve gerektiğinde bu eşyaya “el konulması” işlemleri, görünürde basit bir idari veya adli denetim tedbiri gibi değerlendirilse de özü itibarıyla bireylerin özel hayatın gizliliği, haberleşme hürriyeti, mülkiyet hakkı ve kişisel verilerin korunması hakkına doğrudan bir müdahale teşkil etmektedir. Özellikle dijital çağın getirdiği teknolojik gelişmelerle birlikte, yolcuların yanlarında taşıdıkları akıllı telefonlar, dizüstü bilgisayarlar, harici depolama aygıtları ve dijital kameralar gibi cihazlar, bireylerin tüm özel yaşam alanını kapsayan, kişisel veri niteliğindeki binlerce veriyi bünyesinde barındırmaktadır. Bu durum, fiziksel bir bavul veya çanta aramasının ötesine geçerek, bireyin dijital kişiliğinin ve mahremiyetinin tamamen kamu makamlarının denetimine açılması riskini doğurmaktadır.
Bu çalışmada, gümrük idareleri ve adli kolluk tarafından gerçekleştirilen yolcu beraberi eşya aramaları ile el koyma işlemlerinin hukuki rejim, Anayasa, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Gümrük Kanunu, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çerçevesinde incelenecektir. Aynı zamanda konunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve uluslararası normlar ışığında özel hayatın gizliliği hakkıyla olan ilişkisi, uygulamada karşılaşılan hukuki sorunlar ve hak ihlallerinin önlenmesine yönelik hukuki güvenceler sistematik bir yaklaşımla analiz edilecektir.
2. Temel Hakların Anayasal ve Uluslararası Hukuki Dayanakları
Gümrük aramaları ve el koyma tedbirlerinin hukuka uygunluğunun değerlendirilebilmesi için öncelikle bu işlemlerin sınırlarını çizen temel hak ve özgürlüklerin normatif çerçevesinin ortaya konulması gerekmektedir.
A. Özel Hayatın Gizliliği ve Mahremiyet Hakkı
Özel hayatın gizliliği, bireyin yetkisiz üçüncü kişilerin ve devletin müdahalesinden uzak, kendi özerk alanını koruma hakkını ifade eder. 1982 Anayasası’nın 20. maddesinde “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz” denilerek bu hak anayasal koruma altına alınmıştır. Anayasa’nın aynı maddesinde, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça, kimsenin üstünün, özel kağıtlarının ve eşyasının aranamayacağı ve bunlara el konulamayacağı açıkça düzenlenmiştir.
Uluslararası alanda ise Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 8. maddesi “Özel ve Aile Hayatına Saygı Hakkı” başlığı altında benzer bir güvence sunmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında özel hayat kavramı geniş yorumlanmakta; bireyin fiziksel ve zihinsel bütünlüğü, kişisel kimliği, ismi, resmi, dijital verileri ve hatta kamuya açık alanlarda dahi kişisel mahremiyet beklentisi bu hak kapsamında değerlendirilmektedir.
B. Kişisel Verilerin Korunması Hakkı
Kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade eder. Anayasa’nın 20. maddesine 2010 yılında eklenen fıkra ile kişisel verilerin korunması istemi temel bir anayasal hak olarak kabul edilmiştir. Buna göre herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ise kişisel verilerin işlenme şartlarını, ilkelerini ve veri sorumlularının yükümlülüklerini düzenler. KVKK m. 4 uyarınca kişisel verilerin işlenmesinde hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma, doğru ve gerektiğinde güncel olma, belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme, işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma ilkelerine uyulması zorunludur.
C. Haberleşme Hürriyeti
Anayasa’nın 22. maddesi ile AİHS’nin 8. maddesinde korunan haberleşme hürriyeti, bireylerin haberleşme içeriklerinin ve haberleşmeye ilişkin trafik verilerinin gizliliğini garanti eder. Yolcu beraberinde getirilen akıllı telefon, tablet ve dizüstü bilgisayar gibi cihazların bünyesinde yer alan e-postalar, anlık mesajlaşma yazışmaları ve arama kayıtları haberleşme hürriyeti kapsamında değerlendirilir. Bu cihazlara gümrük araması veya el koyma adı altında yetkisiz müdahalede bulunulması, haberleşme hürriyetinin doğrudan ihlali sonucunu doğurur.
3. Yolcu Beraberi Eşya Arama ve El Koyma İşlemlerinin Mevzuat Açısından Analizi
Devletin gümrük denetimi yetkisi ile bireyin temel hakları arasındaki çatışma, uygulanan mevzuat hükümlerinin doğru yorumlanmasını gerektirir. Türk hukukunda gümrük sahalarındaki arama ve el koyma işlemleri idari ve adli olmak üzere iki temel rejim altında yürütülmektedir.
A. 4458 Sayılı Gümrük Kanunu Kapsamındaki İdari Denetimler
4458 sayılı Gümrük Kanunu, gümrük bölgesine giren ve çıkan eşya ile taşıt araçlarının gümrük gözetimi ve denetimini düzenler. Kanun’un eşya beyanı ve fiziki muayeneye ilişkin hükümleri, yolcu beraberinde getirilen eşyanın gümrük mevzuatına uygunluğunu denetleme yetkisi verir.
Gümrük memurları, yolcuların beraberinde getirdikleri bagaj ve eşyayı, vergilendirme, muafiyet sınırlarının tespiti, ithali veya ihracı yasaklanmış ya da izne tabi eşyaların tespiti amacıyla kontrol edebilirler. Ancak burada yapılan işlem bir “idari muayene ve denetim” niteliğindedir. İdari denetim, genel arama yetkisinden farklı olarak, yolcunun beyanının doğruluğunu teyit etmeye yönelik bagajın açılması, fiziki olarak gözle incelenmesi veya x-ray / taranma cihazlarından geçirilmesi ile sınırlıdır.
B. Adli Arama ve El Koyma (CMK ve 5607 Sayılı Kanun)
İdari denetim veya kontrol esnasında makul bir suç şüphesinin ortaya çıkması (örneğin kaçak eşya, uyuşturucu madde, ruhsatsız silah veya ticari miktar arz eden beyan dışı eşya tespiti) halinde süreç idari alandan çıkarak adli alana kayar. Bu durumda 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) hükümleri uygulanmaya başlar.
1. Adli Arama Kararı ve İstisnaları (CMK m. 116-119)
CMK m. 116 uyarınca, yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa, şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir. Anayasa m. 20 ve CMK m. 119 gereğince arama kural olarak hakim kararı ile yapılır. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının, savcıya ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emriyle arama yapılabilir.
Adli Aramalar ve Önleme Aramaları Yönetmeliği uyarınca gümrük sahalarında önleme araması yapılması veya idari kontrol yetkisi çerçevesinde eşyanın gözden geçirilmesi mümkündür. Ancak somut bir suç şüphesine dayalı olarak adli nitelikte bir arama yapılması ve eşyanın detaylı olarak aranması durumunda mutlaka CMK’daki arama kararı prosedürüne uyulması gerekmektedir.
2. El Koyma Tedbiri (CMK m. 127)
Arama sonucunda ele geçirilen veya suçla ilişkili olduğu değerlendirilen eşyaya el konulması da hakimin kararına bağlıdır. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle el koyma işlemi yapılabilir; ancak bu işlem 24 saat içinde hakim onayına sunulmalıdır. Hakim, el koyma kararını 48 saat içinde onaylamazsa el koyma tedbiri kendiliğinden hükümsüz kalır.
4. Dijital Eşyalar ve Elektronik Verilerin Aranmasında Kişisel Verilerin Korunması
Günümüz gümrük denetimlerinde en büyük hukuki uyuşmazlıklar ve hak ihlalleri, yolcuların beraberinde taşıdıkları cep telefonu, bilgisayar, tablet, bellek ve harici disk gibi “dijital eşyalar” üzerinde gerçekleştirilen incelemeler esnasında ortaya çıkmaktadır.
A. Fiziksel Eşya Araması ile Dijital Veri Araması Arasındaki Fark
Klasik gümrük aramasında bir valizin, çantanın veya kutunun açılması, içindeki nesnelerin fiziki olarak kontrol edilmesi esastır. Bu işlem esnasında idarenin amacı, gümrük işlemine tabi eşyanın veya suç unsurunun fiziki varlığını tespit etmektir.
Oysa dijital bir cihazın incelenmesi, yalnızca o cihazın kasasının veya donanımının fiziki araması anlamına gelmez. Cihazın açılması, şifresinin çözülmesi, işletim sistemine girilmesi ve içerisindeki dosyaların, mesajların, fotoğrafların, internet geçmişinin ve uygulamaların taranması; bireyin tüm hayat hikayesinin, özel ilişkilerinin, siyasi, dini veya felsefi görüşlerinin, sağlık verilerinin ve mali durumunun ortaya dökülmesi sonucunu doğurur. Dolayısıyla dijital veri incelemesi, klasik bir eşya aramasından niteliksel olarak tamamen farklıdır ve çok daha ağır bir hak ihlali potansiyeli taşır.
B. Bilgisayarlarda, Programlarda ve Kütüklerde Arama ve El Koyma (CMK m. 134)
Türk ceza mevzuatında dijital cihazlardaki verilerin aranması ve el konulması, genel arama ve el koyma hükümlerinden ayrılarak CMK m. 134’te özel ve sıkı bir rejime tabi tutulmuştur.
CMK m. 134/1 gereğince: “Somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde etme imkanının bulunmaması halinde, Cumhuriyet savcısının talebi üzerine şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin haline getirilmesine hakim tarafından karar verilir.”
Bu düzenleme ışığında gümrük sahalarında dijital cihazlara müdahale bakımından şu ilkeler geçerlidir:
-
Özel Hakim Kararı Şartı: Genel arama hükümlerinden farklı olarak CMK m. 134 kapsamında verilecek arama kararı münhasıran hakim tarafından verilebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde dahi savcının veya kolluk amirinin yazılı emriyle dijital verilerde arama yapılamaz, imaj (kopya) alınamaz veya şifreler zorla çözülemez.
-
İkincillik (Subsidiarlık) İlkesi: Dijital veri aramasına karar verilebilmesi için “başka suretle delil elde etme imkanının bulunmaması” şarttır. Diğer delil elde etme yöntemleri tükenmeden doğrudan dijital cihaza el konulması ve incelenmesi hukuka aykırıdır.
-
İmaj Alma ve Yedek Verme Zorunluluğu: Bilgisayar veya dijital cihazda arama yapılırken, sistemdeki verilerin kopyası (imajı/image) alınır. İstemesi halinde bu kopyanın bir örneği şüpheliye veya avukatına verilir. Cihazın kendisine el konulabilmesi için sistemdeki verilerin kopyasının alınmasının yetersiz kalması veya imkan dahilinde olmaması gereklidir.
C. Gümrük İdaresinin Şifre ve Biyometrik Veri Talep Etme Yetkisizliği
Uygulamada sıklıkla karşılaşılan sorunlardan biri, gümrük memurlarının yolculardan telefon veya bilgisayar şifrelerini açmalarını, parmak izi veya yüz tanıma (biyometrik veri) gibi kilit açma mekanizmalarını kullanmalarını talep etmeleridir.
Ceza hukukundaki “Nemo Tenetur” ilkesi (hiç kimse kendisini veya yakınlarını suçlayıcı beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz / kendini suçlamama hakkı) gereğince, bireyler şifrelerini kamu makamlarıyla paylaşmaya zorlanamaz. Şifre, bireyin zihnindeki sır niteliğinde bir bilgidir ve Anayasa m. 38/5’te korunan “kendi aleyhine delil vermeme” hakkı kapsamındadır. Dolayısıyla, idari gümrük denetiminde yolcunun şifresini vermemesi bir suç veya idari kabahat oluşturmaz; idare bu sebeple yolcunun eşyasına el koyamaz.
D. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) Açısından Değerlendirme
6698 sayılı KVKK m. 28/1-d hükmü uyarınca; kişisel verilerin milli savunmayı, milli güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini veya ekonomik güvenliği sağlamaya yönelik olarak kanunla verilen görev ve yetkilere dayanarak yürütülen koruyucu, önleyici ve istihbari faaliyetler kapsamında işlenmesi halinde kanun hükümleri uygulanmaz. Ayrıca KVKK m. 28/2-a uyarınca suç işlenmesinin önlenmesi veya suç soruşturması için kişisel veri işlenmesi durumunda veri sorumlusunun aydınlatma yükümlülüğü gibi bazı zorunlulukları muaf tutulmuştur.
Ancak bu muafiyetler kamu idarelerine ve gümrük teşkilatına sınırsız bir veri işleme yetkisi vermez. Muafiyet hallerinde dahi Anayasa m. 13’te yer alan ölçülülük ilkesi ile KVKK m. 4’te düzenlenen temel ilkeler (hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma, amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma) saklıdır. Gümrük makamlarının, yolcunun idari veya adli süreçle tamamen ilgisiz özel fotoğraflarını, rehberini, mesajlaşmalarını veya sağlık verilerini kopyalaması, depolaması veya üçüncü kişilere aktarması KVKK ve TCK anlamında suç teşkil eder.
5. Özel Hayatın Gizliliği ve Mahremiyet İhlallerinde Hukuki Güvenceler ve Ölçülülük İlkesi
Arama ve el koyma işlemleri, doğası gereği temel hakları kısıtlayan müdahalelerdir. Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca, temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.
A. Ölçülülük İlkesinin Unsurları
Ölçülülük ilkesi; elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık olmak üzere üç temel alt ilkeden oluşur:
-
Elverişlilik: Uygulanan arama veya el koyma tedbirinin, ulaşılmak istenen kamusal amaca (örneğin kaçakçılığı önlemeye) ulaşmaya elverişli olması gerekir.
-
Zorunluluk: Ulaşılmak istenen amaç için daha hafif bir tedbirin yeterli olması halinde, daha ağır bir müdahale içeren tedbire başvurulmamalıdır. Yolcu beraberi eşyanın fiziki kontrolü veya x-ray taraması yeterli iken, sırf merak veya genel denetim amacıyla tüm bagajın imha edercesine aranması veya dijital cihazların kopyalanması zorunluluk ilkesine aykırıdır.
-
Orantılılık (Dar Anlamda Ölçülülük): Müdahale ile ulaşılmak istenen kamusal yarar arasında makul bir dengenin bulunması şarttır. Düşük miktarlı bir vergi farkı veya basit bir idari eksiklik için yolcunun günlerce alıkonulması, tüm kişisel verilerine el konulması ve özel yaşam alanının deşifre edilmesi orantısızdır.
B. Hassas Veriler ve Beden Araması
Gümrük aramaları esnasında eşya aramasının ötesine geçilerek yolcunun bedeninde veya üstünde arama yapılması (özellikle beden çukurlarında arama yapılması durumu), özel hayatın gizliliği ve beden bütünlüğü hakkına en ağır müdahaledir.
-
Üst Araması: Yolcunun giysilerinin dışından fiziki olarak aranması veya dedektörle taranmasıdır.
-
Beden Taraması ve İç Beden Araması: Yolcunun vücudunun içine eşya veya uyuşturucu madde gizlediğinden şüphelenilmesi halinde, CMK m. 75 uyarınca iç beden araması yapılması veya radyolojik inceleme (x-ray / emar / tomografi) yapılması ancak hakim kararı ile mümkündür. Tıbbi müdahaleler mutlaka hekim tarafından gerçekleştirilmelidir. Gümrük memurlarının kendi kararlarıyla yolcunun beden çukurlarını araması veya zorla tıbbi taramaya tabi tutması doğrudan işkence, eziyet veya görevi kötüye kullanma suçunu oluşturur.
6. Hukuka Aykırı Arama ve El Koyma İşlemlerinin Sonuçları
Hukuk devletinde, usulüne ve kanuna aykırı olarak gerçekleştirilen arama ve el koyma işlemleri hem ceza yargılaması bakımından sonuç doğurur hem de ilgililere hukuki ve cezai sorumluluk yükler.
A. Delil Yasakları ve Hukuka Aykırı Deliller (Anayasa m. 38/6 ve CMK m. 217/2)
Anayasa’nın 38. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.” Aynı şekilde CMK m. 217/2 gereğince yüklenen suç, ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.
Gümrük sahasında hakim kararı olmadan, savcı emri bulunmadan veya CMK m. 134’e aykırı olarak dijital cihazlardan elde edilen veriler, WhatsApp mesajları, fotoğraflar veya belgelere dayanılarak ceza mahkumiyeti kurulamaz. Hukuka aykırı arama sonucu ele geçirilen kaçak eşya dahi olsa, arama işleminin sakatlığı delilin yargılamada kullanılmasına engel teşkil eder (AİHM ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatları bu yöndedir).
B. Türk Ceza Kanunu Kapsamındaki Cezai Sorumluluk
Hukuka aykırı olarak arama yapan veya el koyan gümrük memurları ile adli kolluk görevlileri hakkında TCK uyarınca şu suçlar gündeme gelir:
-
Haksız Arama Suçu (TCK m. 120): Kanuna aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını arayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
-
Görevi Kötüye Kullanma Suçu (TCK m. 257): Kanunda belirtilen esaslara aykırı hareket ederek kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan kamu görevlileri cezalandırılır.
-
Haberleşmenin Gizliliğini İhlal (TCK m. 132) ve Özel Hayatın Gizliliğini İhlal (TCK m. 134): Yetkisiz şekilde yolcunun telefonundaki mesajları veya özel fotoğraflarını inceleyen, kaydeden veya yayan yetkililer bu maddeler kapsamında cezai sorumluluk taşır.
-
Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirilmesi veya Kaydedilmesi (TCK m. 135-136): Yolcu beraberi dijital cihazlardaki verilerin mevzuata aykırı şekilde kopyalanması ve depolanması durumunda uygulanır.
C. Hukuki Sorumluluk ve Tazminat Hakları
1. CMK m. 141 Uyarınca Devletten Tazminat Talebi
Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kanunlara uygun olarak gözaltına alınan, aranan veya eşyasına el konulan kişilerin uğradıkları her türlü maddi ve manevi zararlar devlet tarafından karşılanır.
CMK m. 141/1-j maddesi uyarınca; “Eşyasına veya diğer varlıklarına orantısız şekilde el konulan veya bu işlemle ilgili olarak zamanında karar verilmeyen” kişiler, zararlarını tazmin etmek amacıyla ağır ceza mahkemesinde devlet aleyhine tazminat davası açabilirler.
2. İdari Yargıda Tam Yargı Davası (Anayasa m. 125)
İdari nitelikteki gümrük denetimleri esnasında idarenin hizmet kusuru nedeniyle yolcunun eşyasına zarar verilmesi, eşyanın kaybolması, usulsüz el koyma nedeniyle ticari faalilıkların aksaması veya özel hayatın gizliliğinin ihlali durumunda, idari yargıda tam yargı davası (tazminat davası) açılabilir.
7. Hak Arama Yolları ve İzlenmesi Gereken Adımlar
Gümrük sahalarında yolcu beraberi eşyasına el konulan, arama yapılan veya dijital cihazlarına müdahale edilen bireylerin hak ihlallerini önlemek ve yasal haklarını aramak için izlemeleri gereken adımlar şunlardır:
A. Tutanakların Düzenlenmesi ve İnceleme
Yapılan her türlü arama ve el koyma işlemi mutlaka yazılı bir tutanağa bağlanmalıdır. Yolcu:
-
Arama ve el koymanın gerekçesini,
-
Aramanın hangi makamın kararına/emrine dayandığını,
-
El konulan eşyaların marka, model, seri numarası ve durumunu içeren tutanağın düzenlenmesini talep etmeli,
-
Tutanağa varsa kendi itirazlarını ve şerhlerini (örneğin “Arama kararı gösterilmedi”, “Rızam olmaksızın telefonumun şifresi istendi”, “Eşyama zarar verildi”) yazarak imzalamalı ve tutanağın onaylı bir örneğini almalıdır.
B. Dijital Cihaz Müdahalelerinde İtiraz
Dijital cihazlara el konulmak istendiğinde, yetkililere CMK m. 134 gereğince hakim kararı bulunup bulunmadığı sorulmalıdır. Karar yoksa cihazın rıza ile teslim edilmediği tutanağa geçirilmelidir. İmaj alma işlemi yapılacaksa, imajın bir kopyasının kendisine teslim edilmesi talep edilmelidir.
C. Adli ve İdari Başvuru Süreçleri
-
Adli Kararlara İtiraz: Hakim tarafından verilen el koyma veya CMK m. 134 arama kararlarına karşı kararın tebliğ veya öğrenilmesinden itibaren 7 gün içinde bir üst numara Sulh Ceza Hakimliğine veya Asliye Ceza Mahkemesine itiraz dilekçesi verilmelidir.
-
Savcılık Şikayeti: Hukuka aykırı arama yapan, yetkisini aşan veya özel hayatın gizliliğini ihlal eden kamu görevlileri hakkında ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına ceza şikayetinde bulunulmalıdır.
-
Kamu Denetçiliği Kurumu ve İnsan Hakları Kurumu Başvurusu: İdari tutum ve davranışların insan haklarına uygunluğunun denetlenmesi amacıyla Kamu Denetçiliği Kurumu’na (Ombudsmanlık) veya Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na (TİHEK) başvuru yapılabilir.
-
Anayasa Mahkemesi ve AİHM Bireysel Başvurusu: İç hukuk yollarının tüketilmesi ve nihai kararın tebliğinden itibaren 1 ay içinde Anayasa Mahkemesi’ne özel hayatın gizliliği, kişisel verilerin korunması ve mülkiyet hakkı ihlali iddiasıyla bireysel başvuru yapılabilir. Buradan da sonuç alınamaması halinde AİHM’e başvuru yolu açıktır.
8. Genel Değerlendirme ve Sonuç
Yolcu beraberi eşyaların aranması ve el konulması, devletin sınır güvenliği ve vergi denetimi yetkileri ile bireyin temel hak ve özgürlüklerinin kesiştiği hassas bir hukuki alandır. Devletlerin kamu düzenini sağlama ve kaçakçılıkla mücadele etme amacı meşru olmakla birlikte, bu amaca ulaşmak için kullanılan araçların anayasal sınırlar içinde, hukuka uygun ve ölçülü olması şarttır.
Gümrük sahalarında yürütülen denetimlerde:
-
İdari kontrol ile adli arama ayrımı net olarak yapılmalı, makul şüphe olmadan ve adli arama kararı bulunmadan yolcuların üstü ve eşyası genel bir aramayla aramaya tabi tutulmamalıdır.
-
Yolcuların beraberinde taşıdıkları akıllı cihazlar ve dijital veriler, klasik fiziki eşya statüsünde değerlendirilmemeli; bu cihazlardaki verilerin incelenmesi ve kopyalanması kesinlikle CMK m. 134 hükmündeki hakim kararı şartına ve ikincillik ilkesine tabi tutulmalıdır.
-
Bireylerin kendilerini suçlamama hakkı kapsamında şifre paylaşmaya zorlanamayacağı unutulmamalı, biyometrik verilerin rıza dışı kullanımı engellenmelidir.
-
Kamu makamları yürüttükleri tüm faaliyetlerde 6698 sayılı KVKK ilkelerine, Anayasa m. 20 ve AİHS m. 8 hükümlerine bağlı kalarak özel hayatın gizliliğini ve kişisel verilerin mahremiyetini korumakla yükümlüdür.
Aksi takdirde, hukuka aykırı yöntemlerle gerçekleştirilen arama ve el koyma işlemleri sonucunda elde edilen deliller mutlak surette geçersiz sayılacak; işlemi yapan kamu görevlilerinin cezai sorumluluğu doğacak ve devlet ihlal edilen haklar nedeniyle ciddi tazminat yükümlülükleri ile karşı karşıya kalacaktır. Hak arama bilincinin gelişmesi ve yargısal denetimin etkin işletilmesi, gümrük sahalarındaki keyfi uygulamaların önüne geçilmesinde en önemli güvencedir.