Hukuk Makaleleri

Suçun Yeni Ortağı Algoritma mı? Yapay Zekâ Destekli Siber Suçlarda CMK’ya Göre Soruşturma, Dijital Delil ve Savunma

Suçun Yeni Ortağı Algoritma mı? Yapay Zekâ Destekli Siber Suçlarda CMK’ya Göre Soruşturma, Dijital Delil ve Savunma

Giriş

Yapay zekâ teknolojileri yalnızca iş hayatını, iletişimi ve üretim süreçlerini değiştirmemiş; siber suçların hazırlanmasını, ölçeklendirilmesini ve gizlenmesini de kolaylaştırmıştır. Yapay zekâ kullanılarak kişiye özel oltalama mesajları hazırlanabilmekte, gerçek kişilerin ses ve görüntüleri taklit edilebilmekte, sahte internet siteleri üretilebilmekte, zararlı yazılımlar geliştirilebilmekte ve çok sayıda kullanıcıya aynı anda otomatik saldırılar yöneltilebilmektedir.

Europol’ün 2025 yılı internet suçları değerlendirmesinde yapay zekânın saldırıların otomatikleştirilmesi, sosyal mühendislik, güvenlik önlemlerinin aşılması, veri elde edilmesi, deepfake içeriklerin ve sahte kimliklerin oluşturulması amacıyla kullanılabildiği belirtilmektedir. Bu özellik, suçun hukuki niteliğinden çok suçun işlenme hızını, mağdur sayısını ve delillerin karmaşıklığını artırmaktadır.

Bununla birlikte yapay zekâ, Türk ceza hukuku bakımından bağımsız bir fail değildir. Ceza sorumluluğu; yapay zekâ sistemini suç amacıyla kullanan, yönlendiren, verileri sağlayan, saldırıyı gerçekleştiren veya suçtan elde edilen menfaatten yararlanan gerçek kişiler yönünden belirlenir. Bir kişinin yalnızca yapay zekâ aracından yararlanmış olması ayrı bir suç tipi oluşturmaz. Eylemin Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen hangi suça karşılık geldiği somut olayın özelliklerine göre tespit edilir. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi de failin iradesinin, kastının ve fiile katkısının ayrı ayrı belirlenmesini gerektirir.

Yapay zekâ destekli siber suçlarla mücadelede asıl güçlük, suç tipinin belirlenmesinden çok Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında delillerin nasıl toplanacağı, korunacağı, doğrulanacağı ve mahkemede nasıl değerlendirileceği noktasında ortaya çıkmaktadır.

Yapay Zekâ Destekli Siber Suç Nedir?

“Yapay zekâ destekli siber suç” ifadesi, yapay zekânın suçun konusu, aracı, kolaylaştırıcısı veya gizlenme yöntemi olarak kullanıldığı eylemleri kapsar. Ancak her olay doğrudan “bilişim suçu” olarak nitelendirilemez.

Örneğin yapay zekâ kullanılarak bir bankanın internet sitesiyle aynı görünüme sahip sahte bir sayfa oluşturulması ve kullanıcının şifresinin ele geçirilmesi hâlinde bilişim sistemine hukuka aykırı giriş, kişisel verilerin ele geçirilmesi ve dolandırıcılık hükümleri birlikte gündeme gelebilir.

Bir şirket yöneticisinin sesi klonlanarak muhasebe personeline para transferi talimatı verilmesi hâlinde ise olayın ağırlık merkezi çoğu zaman nitelikli dolandırıcılık olacaktır. Ses klonlama işlemi suçun işlenmesini kolaylaştıran hileli yöntem niteliğindedir.

Yapay zekâ aracılığıyla üretilen zararlı yazılımın bir şirketin sistemine yerleştirilmesi, verilerin şifrelenmesi ve açılması karşılığında para istenmesi durumunda bilişim sisteminin işleyişinin engellenmesi, verilerin yok edilmesi veya değiştirilmesi, şantaj ve şartları varsa kişisel verilere ilişkin suçlar söz konusu olabilir.

Bu nedenle hukuki nitelendirme yapılırken “Yapay zekâ kullanıldı mı?” sorusu tek başına yeterli değildir. Şu sorulara cevap verilmelidir:

  • Hangi sisteme veya veriye müdahale edilmiştir?
  • Müdahale yetkisiz midir?
  • Failin amacı veri elde etmek, sistemi bozmak veya menfaat sağlamak mıdır?
  • Mağdur hileli davranışla mı yanıltılmıştır?
  • Ele geçirilen veriler kaydedilmiş, değiştirilmiş veya paylaşılmış mıdır?
  • Eylem birden fazla kişi tarafından planlı şekilde mi gerçekleştirilmiştir?

Türk Ceza Kanunu Bakımından Gündeme Gelebilecek Suçlar

Yapay zekâ destekli saldırının özelliğine göre başta TCK’nın 243 ila 245/A maddelerinde düzenlenen bilişim suçları olmak üzere farklı suç hükümleri uygulanabilir.

Bilişim sistemine girme

Bir kişinin hesabına, e-posta sistemine, şirket ağına, bulut hesabına veya başka bir bilişim sistemine yetkisiz şekilde girilmesi ve orada kalmaya devam edilmesi TCK’nın 243. maddesi kapsamında değerlendirilebilir.

Yapay zekânın şifre tahmini yapmak, sahte giriş ekranı oluşturmak veya güvenlik açığı tespit etmek amacıyla kullanılması, yetkisiz giriş fiilinin hukuki niteliğini değiştirmez. Ancak suçun planlılığı ve failin kastının ortaya konulması bakımından önem taşıyabilir.

Sistemi engelleme, bozma veya verileri değiştirme

TCK’nın 244. maddesi; bilişim sisteminin işleyişinin engellenmesi veya bozulması ile sistemdeki verilerin bozulması, yok edilmesi, değiştirilmesi, erişilmez hâle getirilmesi ya da başka yere gönderilmesi gibi eylemleri düzenlemektedir.

Yapay zekâ destekli zararlı yazılımlar, otomatik saldırı araçları veya fidye yazılımları kullanılarak sistemin çalışamaz hâle getirilmesi bu madde kapsamında değerlendirilebilir. Müdahale sonucunda haksız menfaat sağlanması durumunda ayrıca maddenin menfaat sağlanmasına ilişkin hükmü gündeme gelebilir.

Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması

Ele geçirilen kart bilgileriyle otomatik ödeme denemeleri yapılması, yapay zekâyla gerçek kişiye benzeyen sahte kimlik oluşturulması veya bankanın kimlik doğrulama sisteminin aşılması hâlinde TCK’nın 245. maddesi değerlendirilebilir.

Yasak cihaz veya programlar

Bilişim suçlarının işlenmesi amacıyla özel olarak hazırlanmış veya uyarlanmış programların, şifrelerin ya da erişim kodlarının üretilmesi, bulundurulması veya başkalarına verilmesi şartları varsa TCK’nın 245/A maddesi gündeme gelebilir. Ancak genel amaçlı bir yapay zekâ aracının yalnızca mevcut olması suç oluşturmaz. Aracın suç işlemek amacıyla hazırlanması, uyarlanması veya bu amaç bilinerek kullanıma sunulması gerekir.

Nitelikli dolandırıcılık

Yapay zekâyla kişiye özel oltalama mesajları hazırlanması, banka çalışanının veya şirket yöneticisinin sesinin taklit edilmesi, sahte görüntülü görüşme yapılması ya da sahte yatırım platformu oluşturulması suretiyle menfaat sağlanması, TCK’nın 158. maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık kapsamında değerlendirilebilir.

Burada mağdurun bilişim sistemine değil, hileli davranışa güvenerek malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunması belirleyicidir. Failin sistemde doğrudan değişiklik yapması ile mağduru aldatarak para göndermeye yöneltmesi birbirinden ayrılmalıdır.

Kişisel veriler, özel hayat ve haberleşme

Yapay zekânın eğitilmesi veya sahte içerik oluşturulması için kişilerin fotoğrafları, sesleri, mesajları, kimlik bilgileri ya da finansal verileri hukuka aykırı şekilde elde edilmişse TCK’nın kişisel verilerin kaydedilmesi ve hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi veya yayılması hükümleri uygulanabilir.

Deepfake içeriklerin oluşturulması sırasında gerçek kişilere ait verilerin işlenmesi, kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği bakımından da önemli sonuçlar doğurur. Kişisel Verileri Koruma Kurumu, deepfake teknolojisinin kişisel verilerin işlenerek manipüle edilmesine dayandığına ve dolandırıcılık, itibar zedeleme, şantaj ve kimlik sahteciliği amacıyla kullanılabileceğine dikkat çekmektedir.

CMK Kapsamında Soruşturmanın Başlatılması

CMK’nın 160. maddesi uyarınca Cumhuriyet savcısı, bir suçun işlendiği izlenimini veren bir durumu öğrenir öğrenmez maddi gerçeği araştırmaya başlamakla yükümlüdür. Savcı yalnızca şüpheli aleyhindeki delilleri değil, lehine olan delilleri de toplamalıdır. Kolluk ise soruşturma işlemlerini Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları doğrultusunda yürütür.

Yapay zekâ destekli siber saldırılarda ilk saatler delillerin korunması bakımından kritik öneme sahiptir. Çünkü IP kayıtları, oturum bilgileri, bulut kayıtları, sahte hesaplar, internet siteleri ve kullanılan geçici e-posta adresleri kısa sürede silinebilir veya değiştirilebilir.

Mağdurun yalnızca ekran görüntüsü sunması çoğu zaman yeterli değildir. Soruşturmanın başlangıcında mümkün olduğunca şu verilerin muhafazası sağlanmalıdır:

  • Mesajın veya e-postanın orijinal elektronik hâli,
  • E-posta üst bilgileri,
  • İnternet sitesi adresi ve alt sayfa bağlantıları,
  • Hesabın kullanıcı adı ve kimlik bilgileri,
  • Para transferi yapılan banka veya kripto varlık adresleri,
  • Cihaz ve oturum kayıtları,
  • IP adresleri ve bağlantı zamanları,
  • Zararlı dosyanın orijinali,
  • Dosyanın hash değeri,
  • İlgili cihazın olay anındaki mevcut durumu.

Siber suç soruşturmalarında elektronik delilin kaynağının, kimden ve hangi tarihte elde edildiğinin, hangi cihazda bulunduğunun ve sonradan değişip değişmediğinin belirlenmesi gerekir. Adalet Bakanlığı bünyesinde yayımlanan siber suç soruşturmaları çalışmalarında da elektronik delillerin korunması, adli bilişim yöntemiyle incelenmesi ve delilin elde edilme sürecinin kayıt altına alınması temel gereklilikler arasında gösterilmektedir.

Ekran Görüntüsü Tek Başına Yeterli Delil midir?

Yapay zekâ çağında ekran görüntüsünün ispat gücü daha dikkatli değerlendirilmelidir. Bir sosyal medya mesajı, e-posta, internet sitesi veya banka ekranı gerçeğe son derece yakın biçimde üretilebilir.

Bu nedenle ekran görüntüsü, soruşturmayı başlatabilecek bir belirti veya yardımcı delil niteliğinde olsa da tek başına:

  • Mesajın gerçekten gönderildiğini,
  • Hesabın şüpheli tarafından kullanıldığını,
  • Görselin değiştirilmediğini,
  • İşlemin belirtilen tarihte gerçekleştiğini,
  • Görüşmenin tamamının sunulduğunu

kesin olarak ispatlamayabilir.

Ekran görüntüsü; kaynak cihaz, platform kayıtları, oturum bilgileri, para hareketleri, IP kayıtları ve başka dijital delillerle doğrulanmalıdır. Suçun işlendiği iddiası yapay zekâ ile üretilmiş veya değiştirilmiş bir görüntüye dayanıyorsa orijinal dosyanın ve kaynak cihazın incelenmesi zorunlu hâle gelebilir.

Bilgisayar ve Telefonlarda Arama, Kopyalama ve El Koyma

Dijital materyaller üzerindeki arama ve el koyma işlemleri CMK’nın 134. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Mevcut düzenlemeye göre bu tedbire, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka şekilde delil elde etme imkânının olmaması şartıyla başvurulabilir. Tedbir; bilgisayar, bilgisayar programı, bilgisayar kütükleri ve uygulamada telefon, tablet ve benzeri dijital materyaller üzerinde gerçekleştirilmektedir.

Dijital materyale el konulması, cihazdaki her verinin sınırsız şekilde incelenebileceği anlamına gelmez. Arama kararı;

  • Şüpheliyi,
  • Soruşturulan suçu,
  • İncelenecek cihazı,
  • Aranacak veri türünü,
  • İlgili tarih aralığını

mümkün olduğunca belirli göstermelidir.

Örneğin bir şirket hesabından gerçekleştirilen dolandırıcılık soruşturmasında şüphelinin yıllara yayılan bütün aile fotoğraflarının, sağlık bilgilerinin ve özel yazışmalarının dosyaya aktarılması ölçülülük ilkesine aykırı sonuç doğurabilir. İnceleme soruşturma konusu suçla bağlantılı verilerle sınırlandırılmalıdır.

Cihazın kendisine el konulması yerine mümkün olduğu ölçüde adli kopyasının alınması, kopya üzerinde inceleme yapılması ve fiziksel cihazın ilgilisine iade edilmesi değerlendirilmelidir. Adli kopya alınırken hash değerlerinin oluşturulması, ilk kopya ile inceleme kopyasının birbirinden ayrılması ve bütün işlemlerin tutanağa bağlanması delil güvenilirliğini korur.

İletişim ve Trafik Kayıtlarının Elde Edilmesi

Siber suçların önemli bir bölümü mesajlaşma uygulamaları, sosyal medya hesapları, e-posta sistemleri ve internet bağlantıları üzerinden gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle soruşturmalarda iletişim ve trafik kayıtlarının elde edilmesi önem taşır.

CMK’nın 135. maddesinde telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi düzenlenmiştir. İletişim içeriğinin dinlenmesi ve kaydedilmesi son çare niteliğinde bir tedbirdir; kanunda öngörülen kuvvetli şüphe, başka şekilde delil elde edilememe ve katalog suç şartlarına tabidir. Her bilişim suçu bakımından otomatik olarak iletişimin dinlenmesine karar verilemez.

Yapay zekâ destekli suçlarda geçmişe dönük IP ve oturum kayıtları çoğu zaman iletişimin içeriğinden daha önemli olabilir. Ancak IP adresi tek başına faili göstermez. Aynı internet bağlantısını birden fazla kişinin kullanması, ortak Wi-Fi ağları, VPN hizmetleri, ele geçirilmiş cihazlar veya başka kişilere ait hesapların kullanılması mümkündür.

Bu nedenle IP kaydı;

  • Abonelik bilgileri,
  • Port kayıtları,
  • Cihaz bilgileri,
  • Oturum saatleri,
  • İlgili hesaptaki diğer hareketler,
  • Cihazda bulunan dosyalar,
  • Para hareketleri

ile birlikte değerlendirilmelidir.

Uluslararası Platformlardan Delil Elde Edilmesi

Yapay zekâ destekli siber suçların önemli bir kısmında kullanılan e-posta, bulut, sosyal medya ve ödeme hizmetleri yurt dışında bulunmaktadır. Bu durumda delilin başka ülkedeki hizmet sağlayıcıdan elde edilmesi gerekebilir.

Türkiye’nin taraf olduğu Budapeşte Siber Suç Sözleşmesi; bilgisayar verilerinin hızlı şekilde muhafazası, trafik verilerinin korunması, veri üretim emirleri, bilgisayar verilerinde arama ve el koyma ile uluslararası adli yardımlaşma konusunda ortak bir çerçeve oluşturur. Sözleşmenin amacı yalnızca klasik bilişim suçları değil, elektronik delilin bulunduğu diğer suç soruşturmaları bakımından da iş birliğini kolaylaştırmaktır.

Bununla birlikte Avrupa Konseyi tarafından 2025 yılında Türkiye hakkında yapılan çalışmalarda, verilerin süratle muhafazası, veri üretim emirleri ve gerçek zamanlı trafik verilerinin elde edilmesi konularında ulusal mevzuatın Sözleşmeyle daha uyumlu hâle getirilmesine ilişkin ihtiyaçların devam ettiği belirtilmiştir.

Yurt dışındaki elektronik deliller bakımından yalnızca klasik istinabe yoluna başvurulması, verilerin talep sonuçlanmadan silinmesi riskini doğurabilir. Bu nedenle mümkün olan dosyalarda önce verinin korunmasını sağlayacak acil muhafaza talebi, ardından içerik ve kullanıcı bilgilerinin elde edilmesine yönelik adli yardımlaşma işlemleri yürütülmelidir.

Bilirkişi İncelemesi ve Yapay Zekâ Tespit Araçları

CMK’nın 63. maddesi uyarınca çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi incelemesi yaptırılabilir. Yapay zekâ destekli siber suçlarda bilirkişi incelemesi çoğu zaman zorunlu hâle gelir.

Bilirkişiden yalnızca “Bu dosya sahtedir.” veya “Bu saldırıyı sanık gerçekleştirmiştir.” şeklinde sonuç bildirmesi istenmemelidir. İncelemenin yöntemi ve dayandığı teknik veriler açıklanmalıdır.

Bilirkişi raporunda özellikle şu hususlar gösterilmelidir:

  • İncelenen materyalin tam tanımı,
  • Materyalin kimden ve nasıl teslim alındığı,
  • Hash değerleri,
  • Kullanılan yazılım ve sürümü,
  • İnceleme yöntemi,
  • Yapılan testler,
  • Elde edilen ham bulgular,
  • Hata payı ve teknik sınırlamalar,
  • Alternatif ihtimaller,
  • Sonuca ulaşma gerekçesi.

Yapay zekâyla oluşturulan içerikleri tespit ettiğini ileri süren başka bir yapay zekâ aracının verdiği yüzde veya olasılık değeri tek başına kesin delil olarak kabul edilmemelidir. Tespit sistemi yanlış pozitif veya yanlış negatif sonuç verebilir; dosyanın sıkıştırılması, yeniden kaydedilmesi ve ekran görüntüsüne dönüştürülmesi sonucu etkileyebilir.

Bu nedenle yapay zekâ tespit sonucu, kaynak cihaz incelemesi, metadata, dosya yapısı, platform kayıtları ve diğer maddi delillerle doğrulanmalıdır. Hüküm, açıklanamayan bir algoritmik puana değil, duruşmada tartışılabilen ve taraflarca denetlenebilen delillere dayanmalıdır.

Kolluğun Yapay Zekâ Kullanması

Yapay zekâ yalnızca suçlular tarafından değil, kolluk makamlarınca da veri analizi, yüz eşleştirme, anomali tespiti, bağlantı analizi ve şüpheli işlemlerin belirlenmesi amacıyla kullanılabilir.

Ancak kolluğun kullandığı yapay zekâ sistemi tarafından bir kişinin “yüksek riskli” veya “muhtemel fail” olarak gösterilmesi doğrudan suç delili değildir. Algoritmik sonuç en fazla soruşturmayı yönlendiren bir başlangıç bilgisi veya belirti olabilir.

Ceza muhakemesinde şüpheyi ve sorumluluğu değerlendirme yetkisi insan makamlarına aittir. Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme, yapay zekânın ulaştığı sonucu bağımsız şekilde denetlemelidir. Kullanılan sistemin hangi verilerle çalıştığı, hata oranı, tarafsızlığı ve sonucun tekrar üretilebilir olup olmadığı araştırılmalıdır.

Şüphelinin ticari sır gerekçesiyle algoritmanın çalışma biçimine hiçbir şekilde erişememesi, buna karşılık mahkûmiyetin belirleyici ölçüde bu algoritmik sonuca dayanması silahların eşitliği ve savunma hakkı bakımından ciddi sorun yaratabilir. Europol de kolluk uygulamalarında yapay zekâ kullanımının temel haklar, veri koruması, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleriyle birlikte ele alınması gerektiğini belirtmektedir.

Hukuka Aykırı Dijital Deliller

CMK’nın 206. maddesi uyarınca kanuna aykırı şekilde elde edilmiş delilin ortaya konulması reddedilir. CMK’nın 217. maddesine göre yüklenen suç yalnızca hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir.

Bu kapsamda;

  • Gerekli karar bulunmadan cihazda arama yapılması,
  • Kararın kapsamı dışındaki hesapların incelenmesi,
  • Suçla ilgisiz bütün özel verilerin dosyaya aktarılması,
  • El konulan cihaz üzerinde değişiklik yapılması,
  • Delilin kaynağının ve teslim zincirinin gösterilememesi,
  • İletişimin kanuni şartlar gerçekleşmeden dinlenmesi

elde edilen delilin hukuka uygunluğunu tartışmalı hâle getirir.

Bununla birlikte her usul eksikliği otomatik olarak bütün dijital delillerin değersiz hâle gelmesi sonucunu doğurmayabilir. İhlalin niteliği, temel haklara müdahalenin ağırlığı, delilin güvenilirliğine etkisi ve başka bağımsız delillerin bulunup bulunmadığı somut olayda değerlendirilmelidir.

Ancak delilin gerçekliğinin denetlenmesini engelleyen eksiklikler daha ağırdır. Hash değeri bulunmayan, hangi cihazdan alındığı belli olmayan veya üzerinde değişiklik yapılıp yapılmadığı anlaşılamayan bir dosyanın güvenilirliği ciddi biçimde zedelenir.

Savunma Hakkı Bakımından İleri Sürülebilecek Talepler

Yapay zekâ destekli siber suç isnadıyla karşılaşan şüpheli veya sanığın savunması yalnızca “Ben yapmadım.” şeklindeki inkârla sınırlı kalmamalıdır. Dijital delilin oluşumu ve muhafaza süreci ayrıntılı biçimde denetlenmelidir.

Savunma makamı özellikle;

  1. Arama ve el koyma kararının dosyaya getirilmesini,
  2. Kararın hangi somut delillere dayandığının açıklanmasını,
  3. Cihazın teslim ve inceleme tutanaklarının sunulmasını,
  4. İlk adli kopya ile inceleme kopyasının hash değerlerinin karşılaştırılmasını,
  5. Suçla ilgisiz verilerin dosyadan ayrılmasını,
  6. Bilirkişinin kullandığı yöntem ve yazılımın açıklanmasını,
  7. Kaynak cihaz ve platform kayıtlarının incelenmesini,
  8. Çelişkili raporlar bulunması hâlinde yeni bilirkişi heyeti atanmasını,
  9. CMK’nın 67. maddesi kapsamında uzman mütalaası sunulmasına imkân verilmesini,
  10. Hukuka aykırı elde edilen delillerin hükme esas alınmamasını

talep edebilir.

Özellikle IP adresinin sanıkla özdeşleştirilmesi, kullanıcı hesabının sanığa ait kabul edilmesi veya cihazda bulunan dosyanın sanık tarafından oluşturulduğu sonucuna varılması otomatik şekilde yapılmamalıdır.

Cihazın başkası tarafından kullanılıp kullanılmadığı, hesabın ele geçirilip geçirilmediği, dosyanın otomatik olarak indirilmiş olup olmadığı ve zararlı yazılımın uzaktan kontrol imkânı sağlayıp sağlamadığı araştırılmalıdır.

Tutuklama ve Adli Kontrol

Yapay zekâ kullanılmış olması tek başına tutuklama nedeni değildir. Tutuklama için CMK’nın 100. maddesinde öngörülen kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması gerekir.

Siber suçun teknik karmaşıklığı, zarar miktarının yüksekliği veya çok sayıda dijital materyale el konulmuş olması tek başına kaçma veya delil karartma şüphesi oluşturmaz.

Bununla birlikte şüphelinin uzaktan erişim sağlayarak verileri silme imkânının bulunması, suç altyapısını kontrol etmeye devam etmesi veya tanık ve mağdurlara baskı yapması somut delil karartma riski olarak değerlendirilebilir. Bu durumda da tutuklamanın ölçülü olup olmadığı ve adli kontrol tedbirlerinin yeterli olup olmayacağı ayrıca tartışılmalıdır.

Mağdurun Soruşturma Aşamasında Yapması Gerekenler

Yapay zekâ destekli siber suç mağduru öncelikle dijital delilleri değiştirmeden korumalıdır. Telefonun sıfırlanması, mesajların silinmesi, zararlı dosyanın açılmaya devam edilmesi veya cihazın kontrolsüz biçimde üçüncü kişilere verilmesi delil bütünlüğünü bozabilir.

Şikâyet dilekçesinde mümkün olduğunca;

  • Olayın tarih sırası,
  • Kullanılan telefon numaraları ve hesaplar,
  • İnternet adresleri,
  • Banka ve kripto varlık hareketleri,
  • Sahte ses, görüntü veya mesaj dosyaları,
  • Şüphelinin bilinen kimlik bilgileri,
  • Platformlardan istenmesi gereken kayıtlar,
  • Verilerin silinme tehlikesi

gösterilmelidir.

Para transferinin bulunduğu olaylarda banka hesaplarının, ödeme kuruluşlarının ve dijital varlık hareketlerinin süratle tespit edilmesi önemlidir. Şartları varsa suçtan elde edilen malvarlığı değerlerine CMK’nın 128. maddesi uyarınca el konulması talep edilebilir. Ancak el koyma tedbirinin de somut delillere, kanuni şartlara ve ölçülülük ilkesine dayanması gerekir.

Sonuç

Yapay zekâ destekli siber suçlar, Türk ceza hukukunda tamamen yeni ve bağımsız bir suç kategorisi değildir. Yapay zekâ çoğunlukla suçun işlenmesini kolaylaştıran, saldırıyı otomatikleştiren, mağduru daha etkili biçimde aldatan veya failin kimliğini gizleyen bir araçtır.

Ceza sorumluluğu belirlenirken yapay zekâ sisteminin değil, sistemi kullanan kişinin iradesi, kastı ve fiile katkısı araştırılır. Somut olaya göre bilişim sistemine girme, sistemi bozma, verileri değiştirme, nitelikli dolandırıcılık, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme, şantaj veya başka suç hükümleri uygulanabilir.

CMK bakımından temel mesele ise dijital delilin güvenilirliğidir. Bir verinin bilgisayarda veya telefonda bulunması, onun mutlaka şüpheli tarafından oluşturulduğunu göstermez. Bir IP adresi tek başına faili belirlemez. Bir ekran görüntüsü mesajın gerçekten gönderildiğini kanıtlamaz. Bir yapay zekâ tespit programının verdiği olasılık değeri de tek başına mahkûmiyet için yeterli değildir.

Hukuka uygun bir soruşturmada;

  • Delil ilk kaynağından elde edilmeli,
  • Adli kopya ve hash değerleri oluşturulmalı,
  • Delil teslim zinciri korunmalı,
  • Arama kararı belirli ve ölçülü olmalı,
  • Suçla ilgisiz kişisel veriler ayrıştırılmalı,
  • Bilirkişi yöntemi denetlenebilir olmalı,
  • Şüpheliye delili inceleme ve karşı uzman görüşü sunma imkânı verilmelidir.

Yapay zekâ suç işlemeyi hızlandırabilir; ancak ceza muhakemesinin ispat standartlarını düşüremez. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin mahkûmiyet, algoritmanın tahminine değil, hukuka uygun şekilde elde edilmiş, gerçekliği doğrulanmış ve duruşmada tartışılmış delillere dayanmalıdır.

Yeni yazılardan haberdar olun

Hukuk alanındaki yeni yazılarımızı e-posta ile alın. Dilediğiniz zaman tek tıkla ayrılabilirsiniz.

Call Now Button

Çerez tercihleri