Hukuk Makaleleri

Hastane Yanlış Teşhis Koyarsa Tazminat Alınabilir mi? Yanlış Teşhis Nedeniyle Tazminat Davası

Hastanede yanlış teşhis konulması sonucunda hastanın zarar görmesi halinde, hukuki şartların oluşmasına bağlı olarak maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. Özellikle gerekli tetkiklerin yapılmaması, hastalık belirtilerinin göz ardı edilmesi, teşhiste gecikme yaşanması veya yanlış tanı nedeniyle gereksiz tedavi uygulanması tıbbi uygulama hatası oluşturabilir.

Türkiye’de her yıl çok sayıda hasta, sağlık sorunlarına çözüm bulmak amacıyla devlet hastanelerine ve özel hastanelere başvurmaktadır. Ancak bazı durumlarda hastalara yanlış teşhis konulması, hastalıklarının zamanında belirlenememesi veya uygun tedavinin geciktirilmesi nedeniyle ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabilmektedir.

Örneğin kanser hastalığının zamanında tespit edilememesi, kalp krizi belirtilerinin farklı bir hastalıkla karıştırılması veya yanlış teşhis sonucunda gereksiz ameliyat yapılması, hastanın hayatını ve sağlığını doğrudan etkileyebilir.

Bu gibi olaylarda hastaların yalnızca şikâyet hakkı değil, uğradıkları zararlar için hukuki yollara başvurma hakkı da bulunmaktadır.

Peki, doktor yanlış teşhis koyarsa ne yapılır? Yanlış teşhis nedeniyle ne kadar tazminat alınabilir? Devlet hastanesine ve özel hastaneye karşı hangi mahkemede dava açılır?

Yanlış Teşhis Nedir? Hangi Durumlar Doktor Hatası Sayılır?

Yanlış teşhis, hastanın mevcut hastalığının veya sağlık sorununun hatalı değerlendirilmesi sonucunda gerçeğe uygun olmayan bir tanı konulmasıdır.

Ancak tıbbi açıdan yanlış çıkan her ön tanı hukuken doktor hatası anlamına gelmez.

Bazı hastalıkların belirtileri birbirine benzeyebilir. Hastalığın erken döneminde kesin teşhis konulması mümkün olmayabilir veya gerekli incelemeler yapılmasına rağmen hastalık henüz tespit edilemeyebilir.

Bu nedenle yanlış teşhisin hukuki sorumluluk doğurup doğurmadığının belirlenmesinde doktorun teşhis sürecinde gerekli dikkat ve özeni gösterip göstermediği önemlidir.

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 11. maddesine göre hastalar, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun şekilde teşhis ve tedavi edilme hakkına sahiptir.

Aynı Yönetmeliğin 14. maddesi ise sağlık personelinin hastanın durumunun gerektirdiği tıbbi özeni göstermesi gerektiğini düzenlemektedir.

Dolayısıyla yanlış teşhis nedeniyle tazminat sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için somut olayda tıbbi standartlara aykırı bir uygulama, hukuken tazmin edilebilir zarar ve bu durumla zarar arasında gerekli nedensellik bağının bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.

Hangi Yanlış Teşhisler Nedeniyle Tazminat Davası Açılabilir?

Yanlış teşhis nedeniyle açılabilecek tazminat davaları yalnızca belirli hastalıklarla sınırlı değildir.

Önemli olan, yanlış veya gecikmiş teşhisin hastanın sağlık durumunda hukuken tazmin edilebilir bir zarara yol açmasıdır.

1. Kanser teşhisinin geç konulması

Kanser teşhisinin gecikmesi, tıbbi malpraktis davalarında önem taşıyan uyuşmazlıklardan biridir.

Özellikle hastanın şikâyetlerine rağmen gerekli görüntüleme, biyopsi veya diğer incelemelerin yapılmaması ve bunun sonucunda hastalığın ilerlemesi halinde tıbbi ihmal iddiası gündeme gelebilir.

Örneğin uzun süredir belirli şikâyetleri bulunan hastanın gerekli kontroller yapılmadan gönderilmesi ve daha sonra ileri evre kanser tanısı alması halinde ilk muayene süreci incelenebilir.

Ancak kanserin geç teşhis edilmiş olması tek başına doktorun kusurlu olduğunu göstermez. Hastalığın ilk başvuru tarihinde mevcut tıbbi yöntemlerle teşhis edilip edilemeyeceği araştırılmalıdır.

2. Kalp krizi belirtilerinin yanlış değerlendirilmesi

Göğüs ağrısı, nefes darlığı veya diğer belirtilerle acil servise başvuran hastanın gerekli tıbbi değerlendirmeler yapılmadan taburcu edilmesi ciddi sonuçlara yol açabilir.

Özellikle tıbben gerekli olduğu halde uygun incelemelerin yapılmaması veya elde edilen sonuçların gereği gibi değerlendirilmemesi nedeniyle kalp krizi teşhisinin gecikmesi halinde hukuki sorumluluk gündeme gelebilir.

3. Apandisit veya iç kanamanın teşhis edilememesi

Karın ağrısı şikâyetiyle hastaneye başvuran hastalarda bazı durumlarda acil müdahale gerektiren hastalıklar söz konusu olabilir.

Hekimin gerekli değerlendirmeleri yapmaması, hastanın önemli belirtilerini dikkate almaması veya uygun takip planı oluşturmaması nedeniyle teşhisin gecikmesi halinde olay tıbbi standartlar bakımından incelenebilir.

4. Yanlış teşhis nedeniyle gereksiz ameliyat yapılması

Hastaya gerçekte bulunmayan bir hastalık nedeniyle cerrahi müdahale uygulanması, somut olayın koşullarına göre ciddi bir tıbbi uygulama hatası oluşturabilir.

Özellikle yeterli tetkik yapılmadan veya eldeki bulgular hatalı değerlendirilerek geri dönüşü olmayan bir ameliyat gerçekleştirilmişse hastanın maddi ve manevi tazminat hakları gündeme gelebilir.

5. Hamilelikte yanlış teşhis konulması

Gebelik sürecinde anne veya bebeğin sağlık durumuna ilişkin gerekli incelemelerin yapılmaması, ultrason bulgularının hatalı değerlendirilmesi veya önemli risklerin zamanında belirlenmemesi nedeniyle zarar meydana gelebilir.

Özellikle yanlış gebelik teşhisi, gebelik komplikasyonlarının zamanında fark edilmemesi veya hatalı tıbbi müdahale sonucunda anne ya da bebeğin zarar görmesi halinde hukuki sorumluluk araştırılabilir.

6. Çocuklarda hastalığın yanlış teşhis edilmesi

Çocuk hastalarda ciddi enfeksiyonların, nörolojik sorunların veya acil müdahale gerektiren rahatsızlıkların zamanında tespit edilememesi bazı durumlarda kalıcı sağlık sorunlarına yol açabilir.

Gerekli tıbbi dikkat ve özenin gösterilmediği iddiası bulunan olaylarda sağlık kuruluşunun ve ilgili kişilerin sorumluluğu değerlendirilebilir.

Doktorun Yanlış Teşhis Koyması Her Zaman Malpraktis midir?

Hayır. Yanlış teşhis ile tıbbi malpraktis aynı kavram değildir.

Tıbbi malpraktis, sağlık hizmetinin sunulmasında tıp biliminin kabul ettiği standartlara veya gerekli mesleki özen yükümlülüğüne aykırı davranılmasını ifade eder.

Yanlış teşhis sonucunun ortaya çıkması, mutlaka böyle bir ihlalin bulunduğu anlamına gelmez.

Örneğin doktor hastanın şikâyetlerini ayrıntılı olarak dinlemiş, tıbben gerekli tetkikleri istemiş, sonuçları uygun şekilde değerlendirmiş ve gerekli takip önerilerinde bulunmuş olabilir.

Buna rağmen hastalığın başlangıç aşamasında kesin teşhis konulamaması mümkün olabilir.

Buna karşılık açık belirtilerin göz ardı edilmesi, tıbben gerekli tetkiklerin yapılmaması veya anormal sonuçların dikkate alınmaması nedeniyle yanlış tanı konulması tıbbi uygulama hatası oluşturabilir.

Bu nedenle yanlış teşhis davalarında esas mesele, yalnızca konulan tanının yanlış olması değil, teşhis sürecinin tıbbi standartlara uygun yürütülüp yürütülmediğidir.

Devlet Hastanesinde Yanlış Teşhis Konulursa Kime Dava Açılır?

Devlet hastanesinde yanlış teşhis nedeniyle zarar meydana gelmesi halinde, kamu sağlık hizmetinin yürütülmesinden doğan sorumluluk gündeme gelebilir.

Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür.

Bu nedenle Sağlık Bakanlığına bağlı bir devlet hastanesinde tıbbi hizmetin kusurlu yürütüldüğü iddiasıyla meydana gelen zararlarda kural olarak ilgili kamu idaresine karşı tam yargı davası açılması söz konusu olabilir.

Örneğin devlet hastanesinde gerekli tetkikler yapılmadığı için hastalığın teşhis edilememesi ve bunun sonucunda hastanın kalıcı sağlık kaybına uğraması halinde idarenin hizmet kusuru araştırılabilir.

Kamu üniversitesi hastanelerinde ise hastanenin bağlı olduğu üniversitenin hukuki sorumluluğu gündeme gelebilir.

Devlet hastanelerinde kamu hizmetinin yürütülmesinden kaynaklanan tazminat uyuşmazlıklarında kural olarak idare mahkemeleri görevlidir.

Ancak olayın hukuki niteliği, sorumlu idarenin belirlenmesi ve varsa sağlık personelinin kişisel sorumluluğu ayrıca değerlendirilmelidir.

Özel Hastanede Yanlış Teşhis Konulursa Tazminat Davası Açılabilir mi?

Evet. Özel hastanelerde yanlış teşhis nedeniyle zarar gören hastalar da hukuki şartların oluşması halinde maddi ve manevi tazminat talep edebilir.

Özel hastane ile hasta arasındaki hukuki ilişki çoğunlukla sözleşme ve tüketici hukuku hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir.

Özel hastanenin sunduğu teşhis ve tedavi hizmetinin hukuka aykırı şekilde yürütülmesi, hastanenin veya ilgili sağlık meslek mensuplarının sorumluluğunu doğurabilir.

Örneğin özel hastanede yapılan incelemelerde önemli bir hastalık belirtisinin tıbbi standartlara aykırı şekilde göz ardı edilmesi nedeniyle hastanın tedaviye geç başlaması ve sağlık durumunun ağırlaşması halinde tazminat talebi gündeme gelebilir.

Özel hastanelerden kaynaklanan ve tüketici işlemi niteliğinde olan malpraktis uyuşmazlıklarında kural olarak tüketici hukuku hükümleri uygulanır.

Ancak davanın hangi mahkemede açılacağı, talebin niteliği, taraflar arasındaki hukuki ilişki ve dava tarihi itibarıyla uygulanacak mevzuat dikkate alınarak belirlenmelidir.

Yanlış Teşhis Nedeniyle Ne Kadar Tazminat Alınabilir?

Yanlış teşhis nedeniyle alınabilecek tazminat için kanunda belirlenmiş sabit bir miktar bulunmamaktadır.

Tazminat, hastanın uğradığı zararın niteliğine ve kapsamına göre belirlenmektedir.

Yanlış teşhis nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepleri gündeme gelebilir.

Maddi tazminat

Yanlış teşhis nedeniyle sağlık durumu kötüleşen veya çalışma gücünü kaybeden hastalar, hukuki şartların oluşmasına bağlı olarak uğradıkları ekonomik zararların karşılanmasını isteyebilir.

Maddi tazminat kapsamında tedavi ve rehabilitasyon giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücündeki azalma, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar ve gerekli olması halinde bakım giderleri değerlendirilebilir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54. maddesi, bedensel zararlara ilişkin temel tazminat kalemlerini düzenlemektedir.

Manevi tazminat

Yanlış teşhis nedeniyle bedensel bütünlüğü veya kişilik hakları ihlal edilen hastalar, şartları oluştuğunda manevi tazminat talep edebilir.

Özellikle kalıcı sakatlık, ağır sağlık kaybı, gereksiz cerrahi müdahale veya ciddi bedensel zarar meydana gelen olaylarda manevi tazminat talebi önem taşıyabilir.

Ancak her yanlış teşhis vakasında otomatik olarak manevi tazminata hükmedilmez.

Manevi tazminatın koşulları, meydana gelen zararın ağırlığı ve olayın diğer özellikleri birlikte değerlendirilir.

Yanlış Teşhis Nedeniyle Ölüm Olursa Yakınları Tazminat Alabilir mi?

Yanlış teşhis veya geciken teşhis nedeniyle hastanın hayatını kaybetmesi halinde, gerekli hukuki şartların oluşması durumunda ölen kişinin yakınları tazminat talep edebilir.

Özellikle yanlış teşhis ile ölüm arasında hukuken gerekli nedensellik bağının bulunması önem taşımaktadır.

Örneğin ölümle sonuçlanan bir hastalıkta zamanında teşhis ve tedavinin hastanın yaşamı üzerindeki muhtemel etkisi tıbbi bilirkişiler tarafından değerlendirilmelidir.

Ölüm halinde hukuki koşullara göre destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze giderleri ve manevi tazminat gündeme gelebilir.

Bu taleplerin kimler tarafından ileri sürülebileceği ve kapsamı, mirasçılık sıfatı ile destek ilişkisinin niteliğine göre değişebilir.

Yanlış Teşhis Nasıl İspatlanır?

Yanlış teşhis nedeniyle açılan tazminat davalarında en önemli konulardan biri tıbbi hatanın ve meydana gelen zararla ilişkisinin ortaya konulmasıdır.

Bu nedenle hastanın ilk muayenesinden itibaren bütün tıbbi kayıtlarının incelenmesi büyük önem taşımaktadır.

Özellikle aşağıdaki belgeler delil olarak kullanılabilir:

  • İlk hastane başvuru ve muayene kayıtları.
  • Hastaya konulan ön tanı ve kesin tanı kayıtları.
  • Kan tahlilleri ve laboratuvar sonuçları.
  • MR, tomografi, ultrason ve röntgen görüntüleri.
  • Epikriz raporları.
  • Reçeteler ve uygulanan tedavi kayıtları.
  • Konsültasyon ve sevk belgeleri.
  • Sonradan doğru teşhisin konulduğu hastaneye ait kayıtlar.
  • Varsa maluliyet ve sağlık kurulu raporları.
  • Tedavi masrafları ve kazanç kaybını gösteren belgeler.

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 16. maddesi uyarınca hastalar, kendilerine ait sağlık kayıtlarını inceleme ve bir örneğini alma hakkına sahiptir.

Bu nedenle yanlış teşhis nedeniyle hukuki süreç başlatmayı düşünen kişilerin yalnızca son hastane raporunu değil, ilk başvurudan itibaren bütün tıbbi belgeleri temin etmeleri önemlidir.

Yanlış Teşhis Davasında Bilirkişi Raporu Neden Önemlidir?

Tıbbi malpraktis uyuşmazlıklarında teşhisin doğru veya yanlış olduğunun belirlenmesi çoğunlukla özel tıbbi bilgi gerektirir.

Bu nedenle mahkemeler, olayın niteliğine göre Adli Tıp Kurumundan veya ilgili uzmanlık alanında görev yapan bilirkişilerden rapor alınmasına karar verebilir.

Bilirkişi incelemesinde özellikle hastanın ilk başvuru tarihindeki belirtileri, yapılması gereken tıbbi tetkikler, gerçekleştirilen incelemeler ve konulan teşhisin o tarihteki tıbbi bilgilerle uygunluğu değerlendirilmelidir.

Ayrıca doğru teşhis zamanında konulmuş olsaydı hastanın zararının önlenip önlenemeyeceği veya azaltılıp azaltılamayacağı da önemlidir.

Bilirkişi raporunun eksik, çelişkili veya yeterli gerekçeden yoksun olması halinde uygulanabilir usul hükümleri çerçevesinde ek rapor alınması veya yeni bilirkişi incelemesi yapılması talep edilebilir.

Yanlış Teşhis Nedeniyle Tazminat Davası Açma Süresi Ne Kadardır?

Yanlış teşhis nedeniyle açılacak davalarda uygulanacak süreler, sağlık hizmetinin devlet hastanesinde mi yoksa özel hastanede mi sunulduğuna ve tazminat talebinin hukuki dayanağına göre değişebilir.

Devlet hastanesinde yanlış teşhis davası açma süresi

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesine göre idari eylemlerden kaynaklanan zararlar bakımından dava açmadan önce ilgili idareye başvurulması gerekir.

Kanundaki genel düzenlemeye göre idari eylemin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her durumda eylem tarihinden itibaren beş yıl içerisinde idareye başvurulmalıdır.

İdarenin başvuruyu reddetmesi veya 30 gün içerisinde cevap vermemesi halinde kural olarak 60 günlük dava açma süresi gündeme gelir.

Ancak yanlış teşhisin veya zarar ile idarenin eylemi arasındaki bağlantının sonradan öğrenildiği durumlarda süre başlangıcının belirlenmesi özel hukuki değerlendirme gerektirir.

Özel hastanede yanlış teşhis davası açma süresi

Özel hastaneye karşı açılacak tazminat davalarında uygulanacak zamanaşımı, hukuki sorumluluğun sözleşmeye mi yoksa haksız fiile mi dayandığına göre değişebilir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesine göre haksız fiilden doğan tazminat taleplerinde genel zamanaşımı, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her durumda fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıldır.

Kanunda daha uzun ceza zamanaşımının uygulanmasına ilişkin istisna da bulunmaktadır.

Sözleşmeye dayalı taleplerde ise farklı zamanaşımı hükümleri uygulanabilir.

Bu nedenle yanlış teşhisin ne zaman gerçekleştiği, zararın ne zaman ortaya çıktığı ve olayın hukuki niteliği birlikte değerlendirilmelidir.

Yanlış Teşhis Nedeniyle Hastane Nereye Şikâyet Edilir?

Yanlış teşhis nedeniyle mağdur olduğunu düşünen kişiler, sağlık hizmetinin sunulduğu kuruma ve ilgili idari makamlara başvurabilir.

Hastanenin Hasta Hakları Birimine, İl Sağlık Müdürlüğüne veya Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi olan ALO 184 SABİM’e şikâyet iletilebilir.

Ancak Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 42/C maddesi uyarınca tıbbi hata iddiaları Hasta Hakları Kurulları tarafından değerlendirilmez.

Bu nedenle tıbbi malpraktis iddialarında ilgili İl Sağlık Müdürlüğünün yetkili inceleme mekanizmaları ile hukuki ve gerektiğinde adli başvuru yollarının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Ayrıca idari şikâyette bulunulması, tazminat davası açılması için gerekli başvuru ve süre koşullarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Yanlış Teşhis Nedeniyle Dava Açmadan Önce Ne Yapılmalıdır?

Yanlış teşhis iddiası bulunan olaylarda öncelikle teşhis ve tedavi sürecinin kronolojik olarak belirlenmesi gerekir.

Hastanın hangi tarihte hangi şikâyetlerle hastaneye başvurduğu, hangi tetkiklerin yapıldığı, hangi tanının konulduğu ve doğru teşhisin ne zaman belirlendiği araştırılmalıdır.

Sonrasında ilk hastane kayıtları ile doğru teşhisin konulduğu sağlık kuruluşunun kayıtları karşılaştırılmalıdır.

Tıbbi hatanın bulunup bulunmadığı, zararın kapsamı ve nedensellik bağı konusunda hukuki ve tıbbi değerlendirme yapılması önemlidir.

Hukuki şartların bulunduğu sonucuna ulaşılması halinde ilgili başvuru yolları kullanılarak tazminat talebi ileri sürülebilir.

Yanlış Teşhis Nedeniyle Tazminat Davalarında Arabuluculuk Zorunlu mudur?

Özel hastanelerden kaynaklanan ve tüketici mahkemesinin görevine giren uyuşmazlıklarda 6502 sayılı Kanun’un 73/A maddesi kapsamında dava şartı arabuluculuk gündeme gelebilir.

Ancak kanuni istisnalar bulunmaktadır.

2026 yılı itibarıyla değeri 186.000 TL’nin altında kalan ve tüketici hakem heyetinin görev alanında bulunan tüketici uyuşmazlıklarında kural olarak hakem heyetine başvurulması gerekmektedir.

Bu nedenle yanlış teşhis nedeniyle ileri sürülecek talebin niteliği ve miktarı değerlendirilerek doğru başvuru yolu belirlenmelidir.

Devlet hastanelerine karşı idari yargıda açılan tam yargı davalarında ise tüketici hukukuna ilişkin dava şartı arabuluculuk kuralları uygulanmaz.

Yanlış Teşhis Nedeniyle Tazminat Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Doktor yanlış teşhis koyarsa dava açabilir miyim?

Yanlış teşhisin tıbbi standartlara aykırı bir uygulamadan kaynaklanması ve hukuken tazmin edilebilir zarara yol açması halinde tazminat davası açılması mümkün olabilir.

Hastalığım geç teşhis edildi, tazminat alabilir miyim?

Teşhis sürecinde gerekli tıbbi dikkat ve özenin gösterilmemesi nedeniyle gecikme yaşanmışsa ve bu durum zarar meydana getirmişse tazminat talep edilebilir.

Kanser geç teşhis edilirse doktor sorumlu olur mu?

Kanserin geç teşhis edilmesi her durumda doktor hatası oluşturmaz. Ancak yapılması gereken tetkiklerin yapılmaması veya önemli belirtilerin göz ardı edilmesi nedeniyle teşhis gecikmişse hukuki sorumluluk gündeme gelebilir.

Yanlış teşhis nedeniyle gereksiz ameliyat oldum, tazminat alabilir miyim?

Gereksiz ameliyatın tıbbi standartlara aykırı şekilde gerçekleştirilmesi ve bunun sonucunda zarar meydana gelmesi halinde maddi ve manevi tazminat talep edilebilir.

Doktor yanlış teşhis koydu ama zarar görmedim, tazminat alabilir miyim?

Yanlış teşhis tek başına otomatik tazminat hakkı doğurmaz. Hukuken tazmin edilebilir bir zarar ve sorumluluğun diğer şartlarının bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.

Hastane yanlış teşhis nedeniyle hem maddi hem manevi tazminat öder mi?

Somut olayda her iki tazminat türünün hukuki şartları oluşmuşsa maddi ve manevi tazminat talepleri birlikte ileri sürülebilir.

Yanlış teşhis nedeniyle ölüm gerçekleşirse aile dava açabilir mi?

Ölümle sonuçlanan olaylarda gerekli sorumluluk şartları ve nedensellik bağı bulunuyorsa yakınların maddi ve manevi tazminat talepleri gündeme gelebilir.

Yanlış teşhis nedeniyle tazminat ne kadar sürer?

Davanın sonuçlanma süresi, mahkemenin iş yüküne, tıbbi belgelerin teminine, bilirkişi incelemelerine ve uyuşmazlığın özelliklerine göre değişmektedir. Her dosya için sabit bir süre bulunmamaktadır.

Yanlış teşhis davasında hangi belgeler gereklidir?

Özellikle ilk muayene kayıtları, tetkik sonuçları, epikriz raporları, sonraki hastanede konulan teşhise ilişkin belgeler ve zararları gösteren kayıtlar önemlidir.

Yanlış teşhis davası için avukat tutmak zorunlu mu?

Kural olarak avukatla temsil zorunlu değildir. Ancak tıbbi malpraktis uyuşmazlıkları, tıbbi delillerin ve farklı yargılama usullerinin değerlendirilmesini gerektirdiğinden hukuki danışmanlık alınması yararlı olabilir.

Sonuç: Yanlış Teşhis Nedeniyle Oluşan Zararlarda Tazminat Talep Edilebilir

Hastanelerde yanlış teşhis konulması, yalnızca tıbbi bir sorun değil, aynı zamanda önemli hukuki sonuçlar doğurabilecek bir durumdur.

Özellikle hastalığın zamanında teşhis edilememesi, gerekli tetkiklerin yapılmaması veya yanlış tanı nedeniyle gereksiz tedavi uygulanması sonucunda zarar meydana gelmişse hukuki sorumluluk gündeme gelebilir.

Ancak yanlış teşhis nedeniyle tazminat talep edilebilmesi için olayda gerekli tıbbi özenin gösterilip gösterilmediği, zararın niteliği ve nedensellik bağı birlikte değerlendirilmelidir.

Devlet hastanelerinde idare hukuku hükümleri, özel hastanelerde ise uyuşmazlığın niteliğine göre tüketici hukuku ve borçlar hukuku hükümleri uygulanabilir.

FBC Hukuk Bürosu, yanlış teşhis, geç teşhis, doktor hatası, tıbbi malpraktis ve hastane kaynaklı tazminat uyuşmazlıklarında; tıbbi belgelerin hukuki değerlendirilmesi, idari başvurular ve dava süreçleri kapsamında avukatlık hizmeti sunmaktadır.

Av. Ferhat Küle – FBC Hukuk Bürosu

Yeni yazılardan haberdar olun

Hukuk alanındaki yeni yazılarımızı e-posta ile alın. Dilediğiniz zaman tek tıkla ayrılabilirsiniz.

Call Now Button

Çerez tercihleri