Single Blog Title

This is a single blog caption

Gönder Tuşuna Basmak Yeterli mi? E-Postaların Hukuki Delil Niteliği

Gönder Tuşuna Basmak Yeterli mi? E-Postaların Hukuki Delil Niteliği

Giriş

E-posta yazışmaları; ticari sözleşmelerin kurulmasından iş ilişkilerinin yürütülmesine, borç ikrarından ayıp ihbarına, sipariş ve teslimat süreçlerinden ceza soruşturmalarına kadar birçok uyuşmazlıkta temel delillerden biri hâline gelmiştir.

Taraflar arasında imzalı bir sözleşme bulunmasa dahi fiyat teklifleri, sipariş onayları, ödeme talepleri, iş teslimleri, fesih bildirimleri veya borcun kabul edildiğini gösteren açıklamalar e-posta üzerinden gerçekleştirilebilmektedir. Bu durum, e-postaların mahkemede hangi ölçüde delil sayılacağı sorusunu gündeme getirmektedir.

E-postalar Türk hukukunda delil olarak kullanılabilir. Ancak her e-posta aynı ispat gücüne sahip değildir. Sıradan bir e-posta ile güvenli elektronik imzayla oluşturulan elektronik belge veya kayıtlı elektronik posta sistemi üzerinden gönderilen ileti arasında önemli hukuki farklılıklar bulunmaktadır.

Bir e-postanın delil değeri belirlenirken özellikle şu hususlar değerlendirilir:

  • E-postanın kim tarafından gönderildiği,
  • Gönderici adresinin gerçekten ilgili kişiye ait olup olmadığı,
  • İçeriğin değiştirilip değiştirilmediği,
  • Yazışmanın tamamının sunulup sunulmadığı,
  • E-postanın hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediği,
  • Gönderen kişinin şirketi veya başka bir kişiyi temsil yetkisinin bulunup bulunmadığı,
  • Yazışmanın diğer delillerle desteklenip desteklenmediği.

Dolayısıyla bir e-postanın dosyaya sunulması, tek başına iddianın ispatlandığı anlamına gelmez.

1. E-Posta Hukuk Muhakemesinde Belge Sayılır mı?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 199. maddesinde elektronik ortamdaki veriler, uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli olmaları şartıyla “belge” olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle elektronik postalar, ekleri, sunucu kayıtları ve elektronik yazışma çıktıları hukuk yargılamasında belge niteliği taşıyabilir.

Ancak “belge” kavramı ile “senet” kavramı birbirinden farklıdır. Her senet bir belge olmakla birlikte her belge senet veya kesin delil değildir.

Sıradan bir e-posta, kural olarak güvenli elektronik imza taşımadığı için doğrudan imzalı adi senet hükmünde kabul edilmez. Bununla birlikte e-posta içeriği, uyuşmazlık konusu vakıanın ispatında hâkim tarafından değerlendirilebilir; şartları varsa delil başlangıcı oluşturabilir ve diğer delillerle birlikte iddianın ispatlanmasını sağlayabilir.

Bu kapsamda mahkeme e-postayı tek başına değil; sözleşmeler, banka hareketleri, faturalar, teslim tutanakları, ticari defterler, tanık anlatımları ve tarafların sonraki davranışlarıyla birlikte değerlendirilir

ir.

2. Sıradan E-Posta Kesin Delil midir?

Gmail, Outlook, Yahoo veya şirket uzantılı bir adres üzerinden gönderilmiş sıradan bir e-posta, yalnızca elektronik ortamda bulunması nedeniyle kesin delil hâline gelmez.

Bunun temel nedeni, sıradan e-posta sistemlerinde gönderen kişinin kimliği ve içeriğin değişmezliği bakımından güvenli elektronik imzadaki kadar güçlü bir doğrulama mekanizmasının bulunmamasıdır.

E-posta adresi başka biri tarafından kullanılabilir, hesap ele geçirilebilir veya bir şirket çalışanı yetkisi dışında yazışma yapabilir. Benzer şekilde, mahkemeye sunulan bir ekran görüntüsü veya çıktı teknik olarak değiştirilebilir.

Bu nedenle sıradan bir e-postanın ispat gücü somut olayın koşullarına göre belirlenir. Özellikle aşağıdaki durumlarda e-postanın delil değeri güçlenir:

  • E-posta adresinin ilgili kişi tarafından düzenli olarak kullanılması,
  • Tarafların daha önce aynı adresler üzerinden yazışmış olması,
  • E-postaya karşı cevap verilmesi,
  • E-postadaki açıklamalara uygun ödeme veya teslim yapılması,
  • Mesaj içeriğinin banka kayıtları, fatura veya sözleşmelerle doğrulanması,
  • Gönderen kişinin yazışmayı veya içeriğini inkâr etmemesi,
  • E-postanın sunucu, log veya header kayıtlarıyla doğrulanması.

Göndericinin açıkça kabul ettiği bir e-posta ile yalnızca kâğıt çıktısı sunulan ve bütünüyle inkâr edilen bir e-postanın ispat gücü aynı değildir.

3. E-Posta Delil Başlangıcı Olabilir mi?

HMK’nın 202. maddesi uyarınca senetle ispat zorunluluğu bulunan bir hukuki işlem hakkında, işlemi tamamen ispatlamamakla birlikte işlemin varlığını muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kişiden kaynaklanan belgeler delil başlangıcı sayılabilir.

Güvenli elektronik imza taşımayan bir e-posta da gönderen kişiden kaynaklandığı ortaya konulabiliyor ve iddia edilen hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı niteliği kazanabilir. Öğretide de güvenli elektronik imzayla oluşturulmamış e-postaların HMK’nın 199 ve 202. maddeleri kapsamında belge ve şartları varsa delil başlangıcı olarak değerlendirilebileceği kabul edilmektedir.

Örneğin bir kişinin e-postasında;

“Geçen ay aldığım 250.000 TL’yi eylül ayının sonunda ödeyeceğim.”

şeklinde bir açıklama yapması, borç ilişkisinin varlığını gösteren önemli bir delil olabilir. E-posta tek başına kesin delil sayılmasa dahi delil başlangıcı kabul edilerek tanık dinlenmesine imkân sağlayabilir.

Ancak bunun için e-postanın, kendisine karşı ileri sürülen kişiden veya onun yetkili temsilcisinden kaynaklandığının anlaşılması gerekir. Herhangi bir üçüncü kişinin yazdığı mesaj, karşı taraf bakımından delil başlangıcı oluşturmayabilir.

4. Güvenli Elektronik İmzalı E-Postaların İspat Gücü

Güvenli elektronik imza taşıyan elektronik belgeler, sıradan e-postalardan farklı bir hukuki statüye sahiptir.

HMK’nın 205. maddesinin ikinci fıkrasına göre usulüne uygun güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler senet hükmündedir. Hâkim, mahkemeye sunulan elektronik belgenin güvenli elektronik imzayla oluşturulup oluşturulmadığını kendiliğinden incelemekle yükümlüdür.

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında güvenli elektronik imza;

  • Elle atılan imzayla aynı hukuki sonucu doğurur,
  • İmza sahibinin kimliğinin doğrulanmasını sağlar,
  • İmzalanan veride sonradan değişiklik yapılıp yapılmadığının tespitine imkân verir,
  • Usulüne uygun şekilde oluşturulan elektronik veriye senet niteliği kazandırır.

BTK da güvenli elektronik imzanın elle atılan imzayla aynı hukuki sonucu ve ispat gücünü doğurduğunu, bu şekilde oluşturulan elektronik verilerin senet hükmünde olduğunu belirtmektedir.

Bu nedenle güvenli elektronik imzalı bir sözleşmenin veya taahhüdün e-posta ekinde gönderilmesi hâlinde, yalnızca mesaj metni değil, elektronik imzalı ek belge de ayrı ve güçlü bir delil niteliği taşır.

Bununla birlikte güvenli elektronik imza, kanunun resmî şekle veya özel bir merasime bağladığı her işlemi elektronik ortamda yapmaya imkân vermez. Örneğin kanunen noter huzurunda veya resmî makam önünde yapılması zorunlu işlemlerde yalnızca elektronik imza kullanılması yeterli olmayabilir.

5. Kayıtlı Elektronik Posta ile Sıradan E-Posta Arasındaki Fark

Kayıtlı Elektronik Posta, bilinen e-postanın hukuki ve teknik güvenlik özellikleri güçlendirilmiş biçimidir.

KEP sistemi genel olarak;

  • Göndericinin kimliğinin,
  • Gönderim zamanının,
  • İletinin gönderilip gönderilmediğinin,
  • Alıcıya ulaşıp ulaşmadığının,
  • Mesaj içeriğinin değişip değişmediğinin

tespitine yönelik elektronik kayıtlar oluşturur. BTK mevzuatında KEP sisteminin işlemleri ve hukuki sonuçları ayrıca düzenlenmiş, sistemin teknik ve hukuki altyapısı KEP hizmet sağlayıcıları üzerinden kurulmuştur.

Bu nedenle KEP üzerinden yapılan bir gönderinin ispat gücü, sıradan e-postaya göre daha yüksektir. Sıradan bir e-postada “Mesajı göndermedim”, “Bana ulaşmadı” veya “İçerik sonradan değiştirildi” şeklindeki itirazların araştırılması gerekirken KEP sisteminde bu aşamalar elektronik delil kayıtlarıyla belgelendirilebilir.

Ancak KEP, elektronik tebligatla aynı kavram değildir. KEP bir ileti ve delillendirme sistemidir. Resmî elektronik tebligat ise 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında hukuki sonuç doğuran özel bir tebligat yöntemidir.

6. Ticari Uyuşmazlıklarda E-Postanın Delil Değeri

Ticari ilişkilerde fiyat teklifleri, siparişler, üretim talimatları, teslim tarihleri, ayıp bildirimleri, cari hesap mutabakatları ve borç kabulleri sıklıkla e-posta üzerinden yapılmaktadır.

Türk Ticaret Kanunu’nun 18. maddesinin üçüncü fıkrasında tacirler arasında temerrüt, fesih ve sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbar veya ihtarların noter, taahhütlü mektup, telgraf ya da güvenli elektronik imza kullanılarak KEP üzerinden yapılacağı düzenlenmiştir.

Bu düzenleme, sıradan e-postayla yapılan her bildirimin hiçbir sonuç doğurmayacağı anlamına gelmez. Ancak kanunun özel bir bildirim usulü aradığı durumlarda sıradan e-postanın yeterli olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Örneğin sıradan e-posta;

  • Tarafların sözleşme görüşmelerini,
  • Siparişin verildiğini,
  • Malın veya hizmetin kabul edildiğini,
  • Bedelin kararlaştırıldığını,
  • Borcun ikrar edildiğini,
  • Teslim tarihinin değiştirildiğini

ispatlamakta kullanılabilir.

Buna karşılık tacirler arasında sözleşmenin feshi, sözleşmeden dönme veya temerrüt ihtarı gibi TTK’nın 18/3. maddesinde sayılan bildirimlerin ispat ve geçerlilik tartışmasına yol açmaması için kanunda belirtilen yöntemlerin kullanılması daha güvenlidir.

TTK’nın 21. maddesinde ayrıca telefonla veya herhangi bir iletişim ya da bilişim aracıyla yapılan açıklamaları doğrulayan teyit yazısına sekiz gün içinde itiraz edilmemesinin hukuki sonuçları düzenlenmiştir. Bu nedenle ticari ilişkilerde e-posta yoluyla gönderilen teyitlerin içeriği ve bunlara karşı süresinde itiraz edilip edilmediği önem taşıyabilir.

7. E-Posta ile Sözleşme Kurulabilir mi?

Kanunun özel bir geçerlilik şekli öngörmediği sözleşmeler, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla kurulabilir. Bu irade açıklamaları e-posta üzerinden de gerçekleştirilebilir.

Örneğin bir tarafın e-postayla gönderdiği fiyat teklifinin diğer tarafça açıkça kabul edilmesi, sözleşmenin temel unsurlarında anlaşma sağlanmışsa sözleşme ilişkisinin kurulduğunu gösterebilir.

Ancak her “teklif” başlıklı e-posta hukuken bağlayıcı bir öneri değildir. Mesajın;

  • Sadece görüşmeye davet niteliğinde olup olmadığı,
  • Mal veya hizmetin konusunu açıkça gösterip göstermediği,
  • Bedel, miktar ve süre gibi esaslı unsurları içerip içermediği,
  • Gönderen kişinin bağlanma iradesinin bulunup bulunmadığı,
  • Şirket adına yazan kişinin temsil yetkisinin olup olmadığı

değerlendirilmelidir.

“Fiyatımız 500.000 TL’dir, değerlendirmenize sunarız.” şeklindeki bir yazışma ile “500.000 TL bedelle siparişinizi kabul ediyor ve 15 Ağustos’ta teslim etmeyi taahhüt ediyoruz.” şeklindeki bir yazışmanın bağlayıcılığı aynı değildir.

8. Şirket Çalışanının Gönderdiği E-Posta Şirketi Bağlar mı?

Kurumsal uzantılı bir e-posta adresinden gönderilen mesaj, tek başına şirketin hukuken bağlandığı anlamına gelmez.

E-postayı gönderen çalışanın;

  • Şirketi temsil yetkisine,
  • İmza yetkisine,
  • Görevi kapsamında sipariş veya teklif kabul etme yetkisine,
  • Şirket tarafından yaratılan dış görünüş nedeniyle güven oluşturacak bir konuma

sahip olup olmadığı araştırılmalıdır.

Örneğin şirketin satış müdürünün sürekli olarak müşterilerle sözleşme şartlarını belirlediği, sipariş aldığı ve şirketin de bu işlemleri yerine getirdiği bir ilişkide, şirketin daha sonra çalışanın yetkisiz olduğunu ileri sürmesi dürüstlük kuralı bakımından tartışmalı olabilir.

Buna karşılık yalnızca teknik görevde çalışan bir personelin şirket adına yüksek tutarlı borç kabul etmesi, şirketi kendiliğinden bağlamaz.

Bu nedenle kurumsal e-postanın delil değeri incelenirken yalnızca adres uzantısına değil, gönderen kişinin görevi, yetkisi, önceki uygulamalar ve şirketin sonraki davranışlarına da bakılmalıdır.

9. İş Davalarında E-Postaların Kullanılması

İş davalarında e-postalar;

  • Fazla çalışma talimatlarının,
  • İşçinin görev ve sorumluluklarının,
  • Performans uyarılarının,
  • Mobbing veya baskı iddialarının,
  • İstifa veya fesih iradesinin,
  • İşverenin savunma talebinin,
  • İşçinin ücret veya prim beklentisinin,
  • Ticari sırların üçüncü kişilere gönderildiği iddiasının

ispatında kullanılabilir.

Ancak işverenin çalışana ait kurumsal e-posta hesabını incelemesi sınırsız bir yetki değildir. Anayasa Mahkemesi, elektronik posta yoluyla gerçekleştirilen haberleşmelerin haberleşme hürriyeti ve özel hayatın korunması kapsamında olduğunu kabul etmektedir. İşverenin denetim yapabilmesi bakımından meşru amaç, önceden bilgilendirme, ölçülülük, gereklilik ve daha hafif bir yöntemle amaca ulaşılıp ulaşılamayacağı gibi ölçütler önem taşımaktadır.

E.Ü. başvurusunda Anayasa Mahkemesi, çalışanın kurumsal e-posta hesabının denetimi konusunda işverenin çalışanı açıkça bilgilendirip bilgilendirmediğini ve müdahalenin ölçülü olup olmadığını incelemiştir. Celal Oraj Altunörgü kararında ise kurumsal e-posta hesabının yalnızca iş amaçlı kullanılacağı konusunda çalışanın bilgilendirilmiş olması değerlendirmede etkili olmuştur.

Dolayısıyla kurumsal e-postanın işverene ait sistem üzerinde bulunması, işverene bütün mesajları sınırsız biçimde inceleme, kaydetme ve üçüncü kişilere açıklama yetkisi vermez.

10. Ceza Davalarında E-Postaların Delil Niteliği

Ceza yargılamasında e-postalar; tehdit, hakaret, şantaj, dolandırıcılık, ticari sırların açıklanması, kişisel verilerin paylaşılması ve bilişim suçlarında delil olarak kullanılabilir.

Ceza muhakemesinde serbest delil sistemi geçerli olmakla birlikte mahkûmiyet yalnızca hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillere dayanabilir.

Mağdurun kendisine gönderilen tehdit veya hakaret içerikli e-postayı soruşturma makamlarına sunması, kural olarak hukuka aykırı delil oluşturmaz. Ancak başka bir kişinin hesabına şifre kırmak, izinsiz giriş yapmak veya üçüncü kişiler arasındaki yazışmaları ele geçirmek suretiyle elde edilen e-postalar bakımından hukuka aykırı delil sorunu doğabilir.

Ayrıca e-posta hesabının belirli bir kişiye ait olması, ilgili mesajı mutlaka o kişinin gönderdiğini göstermez. Hesap ele geçirilmiş, ortak kullanılmış veya başka bir cihazdan erişilmiş olabilir. Bu nedenle IP kayıtları, oturum bilgileri, cihaz kayıtları, sunucu logları ve diğer teknik deliller araştırılmalıdır.

Ceza mahkûmiyeti bakımından yalnızca yazıcı çıktısı veya ekran görüntüsü niteliğindeki bir e-postaya dayanılması, özellikle sanığın mesajı gönderdiğini inkâr ettiği durumlarda yeterli görülmeyebilir.

11. Hukuka Aykırı Elde Edilen E-Postalar Kullanılabilir mi?

HMK’nın 189/2. maddesine göre hukuka aykırı şekilde elde edilen deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.

Bu nedenle;

  • Başkasının e-posta hesabına izinsiz girilmesi,
  • Şifrenin hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesi,
  • İşçinin kişisel hesabının gizlice incelenmesi,
  • Başka kişilere ait yazışmaların yetkisiz şekilde kopyalanması,
  • Hukuka aykırı biçimde elde edilen mesajların dosyaya sunulması

delilin değerlendirme dışı bırakılmasına yol açabilir.

E-postanın içeriğinin doğru olması, onun hukuka uygun delil olduğu anlamına gelmez. Delilin gerçeği göstermesi ile hukuka uygun yöntemle elde edilmesi birbirinden ayrı meselelerdir.

Bunun yanında hesaba izinsiz erişen kişi açısından bilişim sistemine girme, haberleşmenin gizliliğini ihlal, özel hayatın gizliliğini ihlal veya kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme suçları da gündeme gelebilir.

12. E-Postanın Gerçekliği Nasıl İncelenir?

E-postanın gerçekliği veya göndereni konusunda itiraz bulunması hâlinde yalnızca ekran görüntüsüne bakılarak karar verilmemelidir.

Teknik incelemede özellikle şu veriler önem taşır:

  • Mesajın tam elektronik dosyası,
  • E-posta header bilgileri,
  • Gönderen ve alıcı sunucu kayıtları,
  • Gönderim tarihi ve saat dilimi,
  • IP adresleri,
  • Message-ID bilgisi,
  • SPF, DKIM ve DMARC doğrulama sonuçları,
  • E-posta eklerinin hash değerleri,
  • Kullanıcı oturum ve erişim kayıtları,
  • Kurumsal arşiv ve yedekleme sistemleri.

E-posta header kayıtları; mesajın hangi sunuculardan geçtiğini, teknik gönderim zamanını ve belirli doğrulama verilerini gösterebilir. Ancak tek bir teknik kayıt da her durumda gönderen kişinin kimliğini kesin olarak belirlemeyebilir. Teknik bulguların diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Mahkeme veya savcılık tarafından gerektiğinde adli bilişim uzmanından bilirkişi raporu alınabilir.

13. E-Posta Delili Mahkemeye Nasıl Sunulmalıdır?

E-posta delili sunulurken yalnızca mesaj metninin kopyalanması veya ekran görüntüsü alınmasıyla yetinilmemesi gerekir.

Mümkünse;

  • Yazışma zincirinin tamamı sunulmalı,
  • Gönderen ve alıcı adresleri açıkça gösterilmeli,
  • Tarih ve saat bilgileri korunmalı,
  • E-posta elektronik formatıyla saklanmalı,
  • Mesajın ekleri ayrıca sunulmalı,
  • Header bilgileri muhafaza edilmeli,
  • Kurumsal yazışmalarda sunucu veya arşiv kayıtları talep edilmeli,
  • E-postayı destekleyen banka kaydı, fatura ve sözleşmeler eklenmeli,
  • Mesajın inkâr edilmesi hâlinde bilirkişi incelemesi istenmelidir.

Yalnızca yazdırılmış bir e-posta çıktısı sunulması hâlinde karşı taraf, mesajın gerçek olmadığını veya değiştirildiğini ileri sürebilir. Orijinal elektronik verinin muhafaza edilmesi, bu itirazların teknik olarak incelenebilmesi bakımından önemlidir.

Sonuç

E-postalar Türk hukukunda delil olarak kullanılabilir. Bununla birlikte bütün e-postalar aynı ispat gücüne sahip değildir.

Sıradan e-postalar HMK’nın 199. maddesi kapsamında elektronik belge niteliğindedir. Gönderen kişiden kaynaklandığının anlaşılması ve uyuşmazlık konusu işlemi muhtemel göstermesi hâlinde delil başlangıcı olarak değerlendirilebilir. Ancak sıradan e-postalar, güvenli elektronik imza taşımadıkları sürece kural olarak kendiliğinden imzalı senet ve kesin delil niteliği kazanmaz.

Güvenli elektronik imzayla oluşturulan elektronik veriler ise HMK’nın 205. maddesi gereğince senet hükmündedir. KEP sistemi üzerinden yapılan gönderimler de gönderici, gönderim zamanı, teslim ve içerik bütünlüğü bakımından sıradan e-postaya göre daha güçlü ispat imkânı sağlar.

E-postanın mahkemede delil değeri belirlenirken yalnızca mesaj içeriğine değil; elde edilme yöntemine, gönderici aidiyetine, temsil yetkisine, elektronik kayıtların bütünlüğüne ve diğer delillerle uyumuna bakılmalıdır.

Bu nedenle bir uyuşmazlıkta asıl soru “E-posta delil olur mu?” değil; “Bu e-posta kimden kaynaklanmıştır, hukuka uygun şekilde elde edilmiş midir ve iddia edilen vakıayı ne ölçüde ispatlamaktadır?” olmalıdır.

Leave a Reply

Call Now Button