Hukuk Makaleleri

E-Ticaret Sitesinde Sahte Yorum ve Rakip Karalama Nedeniyle Tazminat Davası

E-ticarette tüketicilerin satın alma kararını etkileyen en önemli unsurlardan biri ürün ve satıcı hakkında yapılan yorumlardır. Bir ürünün yüzlerce olumlu değerlendirmeye sahip olması satışları önemli ölçüde artırabilirken, kısa sürede yapılan çok sayıda olumsuz yorum mağazanın puanını düşürebilir, ürünlerin görünürlüğünü azaltabilir ve tüketicilerin rakip satıcılara yönelmesine neden olabilir.

Bu nedenle internet üzerindeki yorum sistemleri yalnızca tüketici deneyimlerinin paylaşıldığı alanlar olmaktan çıkmış; işletmeler arasındaki rekabetin de önemli unsurlarından biri hâline gelmiştir.

Özellikle rakip işletme veya rakip işletmeyle bağlantılı kişiler tarafından;

  • gerçekte hiç satın alınmamış bir ürün hakkında olumsuz yorum yapılması,
  • sahte hesaplarla bir işletmeye düşük puan verilmesi,
  • “sahte ürün satıyor”, “dolandırıcı”, “ürünleri sağlığa zararlı” gibi gerçeğe aykırı ifadeler kullanılması,
  • çok sayıda organize yorumla mağaza puanının düşürülmesi,
  • rakibin ürünleri hakkında gerçek dışı şikâyetler oluşturulması

ciddi hukuki sonuçlara yol açabilir.

Bu durumda işletmenin yalnızca yorumların kaldırılmasını talep etmesi değil, şartları varsa haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat davası açması da mümkündür.

Türk Ticaret Kanunu’nun 54 ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız rekabet hükümleri, rakiplerin birbirlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemelerini açıkça hukuka aykırı kabul etmektedir. TTK m.55/1-a-1 kapsamında başkalarının malları, iş ürünleri, fiyatları, faaliyetleri veya ticari işleri hakkında yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleme yapılması haksız rekabet hâllerinden biridir.

Bu nedenle e-ticaret sitesindeki sahte yorum kampanyaları yalnızca “internet tartışması” olarak görülmemeli; işletmenin satışlarını, müşteri çevresini ve ticari itibarını etkileyen bir haksız rekabet fiili olarak da değerlendirilmelidir.

Her Olumsuz Yorum Haksız Rekabet veya Hakaret Sayılır mı?

Hayır.

Bu ayrım son derece önemlidir.

Bir tüketicinin gerçekten satın aldığı ürün veya hizmet hakkındaki olumsuz deneyimini dürüst biçimde paylaşması kural olarak hukuka aykırı değildir.

Örneğin tüketici gerçekten bir ürün satın almış ve:

“Ürün geç teslim edildi.”

“Beklediğim kalitede değildi.”

“Satıcı sorularıma geç cevap verdi.”

şeklinde kendi deneyimine dayanan bir değerlendirme yapmış olabilir.

Bir işletmenin eleştirilmesi tek başına haksız rekabet oluşturmaz.

Ticari işletmeler de belirli ölçüde eleştiriye katlanmak durumundadır.

Ancak yorumun;

gerçek dışı olması,

rakip tarafından organize edilmesi,

tüketici deneyimi görüntüsü altında ticari amaç taşıması,

işletmeyi gereksiz şekilde kötülemesi

veya

somut bir gerçeklik isnadı içerdiği hâlde bunun doğru olmaması

durumunda hukuki değerlendirme değişir.

Örneğin ürünü hiç satın almayan bir kişinin:

“Bu satıcı sahte parfüm gönderiyor.”

şeklinde yorum yapması ile ürünü gerçekten satın alan tüketicinin:

“Kokusu bana göre kalıcı değildi.”

demesi aynı değildir.

İlk ifade doğrulanabilir somut bir olgu iddiasıdır ve gerçek dışı olması durumunda işletmenin ticari itibarına ciddi zarar verebilir.

Sahte Tüketici Yorumu Nedir?

Sahte yorum yalnızca bilgisayar programıyla üretilmiş yorum anlamına gelmez.

Gerçek bir kişi tarafından yazılmış olsa bile tüketici deneyimine dayanmayan veya ticari amaçla organize edilen değerlendirmeler de yanıltıcı olabilir.

Ticaret Bakanlığının Tüketici Değerlendirmeleri Hakkında Kılavuzu’nda, satıcı lehine menfaat karşılığında yapılan değerlendirmelerden satın alınmayan ürünler hakkındaki yorumlara kadar çeşitli manipülasyon yöntemleri ayrıntılı şekilde ele alınmaktadır. Kılavuz ayrıca mal veya hizmeti satın almayan kişilerin değerlendirme yapmaya yönlendirilmesini ve tüketici yorumlarının manipüle edilmesini haksız ticari uygulama kapsamında değerlendirmektedir.

Dolayısıyla aşağıdaki uygulamalar sahte veya yanıltıcı yorum niteliği taşıyabilir:

Rakip Firma Çalışanlarının Olumsuz Yorum Yapması

Rakip şirket çalışanlarının veya yakınlarının ürünü satın almadan sistematik biçimde tek yıldız vererek olumsuz yorum oluşturması haksız rekabet niteliği taşıyabilir.

Sahte Hesaplarla Çok Sayıda Yorum Yapılması

Aynı kişi veya organizasyon tarafından farklı kullanıcı hesaplarıyla toplu şekilde olumsuz değerlendirme yapılması, mağaza puanının yapay biçimde düşürülmesine neden olabilir.

Ürün Satın Alınmadan Deneyim Yaşanmış Gibi Yorum Yapılması

Örneğin ürünü hiç kullanmayan bir kişinin:

“Bir haftada bozuldu.”

“Ürün sahte çıktı.”

“İade yapmadılar.”

şeklinde tüketici deneyimi görüntüsü oluşturması hukuki sorun yaratabilir.

Rakibin Kendi Ürünü Lehine Sahte Olumlu Yorum Oluşturması

Haksız rekabet yalnızca rakibi kötüleme şeklinde gerçekleşmez.

Bir işletmenin kendi ürününe sahte olumlu değerlendirmeler yaptırarak tüketici gözünde gerçekte bulunmayan bir üstünlük oluşturması da haksız ticari uygulama ve haksız rekabet hükümlerini gündeme getirebilir.

TTK m.55 ayrıca kişinin kendi işletmesi, malları veya faaliyetleri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalar yaparak rekabette öne çıkmasını da haksız rekabet kapsamında düzenlemektedir.

2026 Yılında Tüketici Yorumları İçin Yeni Kurallar Getirildi

E-ticaret sitelerindeki yorumlar bakımından 2026 yılında önemli bir değişiklik yürürlüğe girmiştir.

1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe giren Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği değişiklikleriyle birlikte satın alma sürecinin doğrulanmasının mümkün olmadığı mecralardan alınan tüketici değerlendirmelerinin yayımlanamayacağı düzenlenmiştir.

Ayrıca ürün, hizmet, teslimat veya satıcı gibi farklı başlıklar altında değerlendirmeler sunuluyorsa bunların tümüne tüketicinin aynı alanda açık ve kolay şekilde ulaşabilmesi gerekmektedir.

Bu değişiklik özellikle başka internet sitelerinden alınan ve gerçek bir satın alma işlemine dayanıp dayanmadığı doğrulanamayan yorumların e-ticaret platformlarında kullanılmasını sınırlandırmaktadır.

Daha önceki düzenlemelerde de e-ticaret sitelerinde yayımlanan ürün değerlendirmelerinin gerçekten ilgili mal veya hizmeti satın alan kişiler tarafından yapılmasının doğrulanmasına yönelik yükümlülükler bulunmaktaydı. Reklam Kurulu bu yükümlülüğe aykırı uygulamalar hakkında daha önce de idari yaptırım kararları vermiştir.

Dolayısıyla 2026 itibarıyla sahte yorum konusu hem rakip işletmeler arasındaki özel hukuk uyuşmazlığı hem de tüketici mevzuatı kapsamında idari denetim konusu olabilir.

Rakibin Sahte Yorum Yapması Haksız Rekabet midir?

Şartları varsa evet.

Türk Ticaret Kanunu’nun 54. maddesine göre rakipler arasındaki veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı ticari uygulamalar hukuka aykırıdır.

TTK m.55/1-a-1 ise özellikle;

başkalarını,

mallarını,

iş ürünlerini,

fiyatlarını,

faaliyetlerini

veya ticari işlerini

yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemeyi açıkça haksız rekabet hâli kabul etmektedir.

Örneğin bir telefon aksesuarı satıcısının rakip mağaza hakkında sahte hesaplardan:

“Bunların bütün ürünleri replika.”

“Fatura kesmiyorlar.”

“İade yapmıyorlar.”

“Ürünleri üç günde bozuluyor.”

şeklinde gerçeğe aykırı yorumlar yaptırması, somut olayın koşullarına göre haksız rekabet oluşturabilir.

Bu değerlendirme özellikle yorumların rakibin ticari faaliyetini etkilemek amacıyla sistematik şekilde yapılması hâlinde daha da güçlenir.

Rakip Olmayan Kişi Sahte Yorum Yaparsa Haksız Rekabet Davası Açılabilir mi?

Haksız rekabet hükümleri yalnızca doğrudan rakipler arasındaki uyuşmazlıklara uygulanmaz.

TTK’nın düzenlediği korumanın amacı bütün piyasa katılımcıları bakımından dürüst ve bozulmamış rekabet ortamının korunmasıdır.

Dolayısıyla sahte yorum yapan kişinin doğrudan aynı sektörde rakip olması zorunlu değildir.

Örneğin rakip işletmenin talimatıyla hareket eden bir sosyal medya ajansı, yorum hizmeti satan üçüncü bir şirket veya organize hesap ağı da somut olayın yapısına göre hukuki sorumluluğa konu olabilir.

Önemli olan eylemin rekabet ilişkilerini etkilemesi ve dürüstlük kuralına aykırı nitelikte bulunmasıdır.

Sahte Yorum Nedeniyle Hangi Davalar Açılabilir?

Türk Ticaret Kanunu’nun 56. maddesi haksız rekabet nedeniyle zarar gören veya zarar tehlikesi altında bulunan kişiye birden fazla talep hakkı vermektedir.

İşletme somut olayın özelliklerine göre;

haksız rekabetin tespitini,

haksız rekabetin önlenmesini,

haksız rekabet sonucunda oluşan durumun ortadan kaldırılmasını,

yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesini,

maddi tazminatı

ve şartları varsa

manevi tazminatı

talep edebilir.

Dolayısıyla dava yalnızca:

“Bana 500.000 TL tazminat ödensin.”

şeklinde kurulmak zorunda değildir.

Asıl amaç devam eden sahte yorum kampanyasını hızlı biçimde durdurmaksa tespit, men ve düzeltme talepleri tazminat talebinden daha önemli hâle gelebilir.

Sahte Yorumların Kaldırılması İstenebilir mi?

Evet.

Gerçeğe aykırı ve haksız rekabet oluşturan yorumların kaldırılması talep edilebilir.

Öncelikle yorumun yayımlandığı e-ticaret platformuna başvuru yapılması mümkündür.

Başvuruda;

  • yorumun URL’si veya ürün bağlantısı,
  • kullanıcı adı,
  • yorum tarihi,
  • neden sahte olduğuna ilişkin açıklamalar,
  • satış kaydı bulunmadığını gösteren belgeler,
  • varsa rakiple bağlantıyı ortaya koyan bilgiler

sunulabilir.

Ancak yalnızca platformun iç şikâyet mekanizmasına başvurulması her durumda yeterli olmayabilir.

Özellikle sahte yorumların çok sayıda hesap üzerinden devam ettiği ve mağazanın satışlarının hızla etkilendiği durumlarda mahkemeden haksız rekabetin men’i ve uygun geçici hukuki koruma tedbirleri talep edilmesi değerlendirilebilir.

Mahkemeden İhtiyati Tedbir İstenebilir mi?

Evet, şartları bulunuyorsa ihtiyati tedbir talebi gündeme gelebilir.

Sahte yorumların yayınlanmaya devam etmesi;

mağaza puanının hızla düşmesine,

ürünlerin sıralamasının gerilemesine,

tüketicilerin rakibe yönelmesine,

ticari itibarın kalıcı olarak zarar görmesine

neden olabilir.

Bu tür zararların dava sonuçlanıncaya kadar büyümesi ihtimali bulunuyorsa HMK kapsamında ihtiyati tedbir talep edilebilir.

Örneğin mahkemeden somut olayın şartlarına göre;

haksız rekabet oluşturan belirli içeriklerin yayınının durdurulması,

aynı nitelikteki eylemlerin devamının önlenmesi

gibi geçici hukuki koruma talepleri ileri sürülebilir.

Ancak ihtiyati tedbir kararı otomatik değildir. Hakkın yaklaşık olarak ispatlanması ve gecikme nedeniyle ciddi bir zarar meydana gelebileceğinin ortaya konulması gerekir.

Sahte Yorum Nedeniyle Maddi Tazminat Talep Edilebilir mi?

Evet.

Ancak tazminat davasının en zor kısmı çoğu zaman sahte yorumu göstermek değil, bu yorum nedeniyle ne kadar zarar meydana geldiğini ispatlamaktır.

Örneğin işletme sahte yorum kampanyasından önce aylık 1.000 ürün satarken yorumlardan sonra aylık satış miktarı 500’e düşmüş olabilir.

Ancak satış düşüşünün tamamının sahte yorumlardan kaynaklandığı doğrudan kabul edilmez.

Mahkeme;

  • sezon etkisini,
  • fiyat değişikliklerini,
  • rakiplerin kampanyalarını,
  • ürün stok durumunu,
  • reklam harcamalarını,
  • genel pazar değişikliklerini

de değerlendirebilir.

Bu nedenle sahte yorumdan kaynaklanan tazminat talebinde güçlü bir ekonomik analiz gerekir.

Hangi Maddi Zararlar Talep Edilebilir?

Somut olaya göre özellikle aşağıdaki zarar kalemleri gündeme gelebilir:

Satış ve Kâr Kaybı

Sahte yorumlar nedeniyle siparişlerin azalması işletmenin yoksun kaldığı kazancın hesaplanmasına esas olabilir.

Ancak burada ciro ile zarar birbirine karıştırılmamalıdır.

Örneğin aylık cironun 2 milyon TL azalması doğrudan 2 milyon TL tazminat anlamına gelmez.

Ürün maliyeti, komisyon, kargo, vergi ve diğer değişken giderler dikkate alınarak yoksun kalınan net kârın belirlenmesi gerekir.

Reklam Giderlerinin Boşa Çıkması

İşletme ürününü üst sıralara taşımak amacıyla önemli miktarda reklam harcaması yapmış, ancak rakibin sahte yorum kampanyası nedeniyle reklamın ekonomik etkisi ortadan kalkmış olabilir.

Bu giderlerin haksız rekabet fiiliyle doğrudan bağlantısı ispatlanabiliyorsa zarar hesabında değerlendirilmesi mümkündür.

İndirim Yapmak Zorunda Kalınması

Mağaza puanının düşmesi nedeniyle ürünlerin satılabilmesi için olağan dışı indirim yapılması gerekmişse bu fiyat farkı da somut olayın koşullarına göre zarar hesabına konu olabilir.

Müşteri ve Pazar Kaybı

Özellikle uzun süre devam eden rakip karalama kampanyalarında müşterilerin rakip işletmeye yönelmesi ve mağazanın pazar payının azalması gündeme gelebilir.

Ancak bu tür zararların ispatı daha kapsamlı ticari ve mali analiz gerektirir.

Zarar Miktarı Tam Olarak İspatlanamıyorsa Dava Açılamaz mı?

Hayır.

Haksız rekabet nedeniyle zararın tam olarak hesaplanmasının mümkün olmadığı durumlar olabilir.

Özellikle dijital ortamda yapılan karalama kampanyasının satışlara ne ölçüde etki ettiğinin matematiksel kesinlikle belirlenmesi her zaman mümkün değildir.

Türk hukukunda zararın miktarının tam olarak ispatlanamadığı hâllerde TBK m.50 kapsamında hâkimin olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri dikkate alarak zararı belirlemesi mümkündür.

Nitekim haksız rekabet uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme kararlarında da tam zarar hesabının mümkün olmadığı bazı durumlarda TBK m.50 uyarınca takdirî değerlendirme yapıldığı görülmektedir.

Ancak bu hüküm davacıyı tamamen delil sunma yükümlülüğünden kurtarmaz.

Satış verilerinin ve zararın mümkün olduğunca somutlaştırılması yine gerekir.

Ticari İtibar Zedelendiğinde Manevi Tazminat İstenebilir mi?

Şartları varsa evet.

TTK m.56, Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesindeki koşulların bulunması hâlinde manevi tazminat talebine imkân tanımaktadır.

Özellikle işletmenin kamuoyu önünde;

“dolandırıcı”,

“sahte ürün satıcısı”,

“insan sağlığını tehlikeye atan firma”

gibi ağır ve gerçeğe aykırı ifadelerle hedef alınması ticari itibar bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

Tüzel kişilerin de ticari itibar ve kişilik değerlerinin korunması mümkündür.

Ancak her olumsuz yorum manevi tazminat doğurmaz.

İfadenin niteliği, yayılma alanı, tekrar sayısı, işletmenin itibarı üzerindeki etkisi ve failin kusuru birlikte değerlendirilir.

Rakibin Sahte Yorum Yaptığı Nasıl İspatlanır?

Bu tür davaların en kritik noktalarından biri fail ile yorumlar arasındaki bağlantının kurulmasıdır.

Çünkü rakip şirket çoğu zaman kendi kurumsal hesabıyla:

“Rakibimizin ürünleri sahtedir.”

şeklinde yorum yapmaz.

Bunun yerine;

  • sahte hesaplar,
  • üçüncü kişiler,
  • çalışanlar,
  • sosyal medya ajansları,
  • ücretli yorum hizmetleri

kullanılabilir.

Bu durumda bağlantının çeşitli dijital ve ticari delillerle ortaya konulması gerekir.

Örneğin;

  • aynı tarihlerde oluşturulan hesaplar,
  • aynı metinlerin tekrar kullanılması,
  • yorum yapan kişilerin rakip şirket çalışanı olması,
  • sosyal medya bağlantıları,
  • yazışmalar,
  • fatura ve ödeme kayıtları,
  • ajans sözleşmeleri

önemli olabilir.

Dava sırasında gerekli şartların bulunması hâlinde platform kayıtlarının mahkeme aracılığıyla celbi de talep edilebilir.

Ekran Görüntüsü Tek Başına Yeterli midir?

Ekran görüntüsü önemli bir delildir ancak mümkünse tek delil olarak bırakılmaması gerekir.

İnternet üzerindeki yorum birkaç dakika içerisinde silinebilir veya değiştirilebilir.

Bu nedenle uyuşmazlık fark edildiğinde;

  • yorumun tamamı,
  • kullanıcı adı,
  • tarih,
  • ürün veya mağaza bağlantısı,
  • mağaza puanı,
  • yorum öncesi ve sonrası satış verileri

muhafaza edilmelidir.

Özellikle yüksek tutarlı bir ticari uyuşmazlık söz konusuysa HMK m.400 ve devamındaki delil tespiti imkânı değerlendirilebilir.

Böylece içerik daha sonra kaldırılmış olsa bile hukuki süreçte kullanılabilecek delillerin korunması sağlanabilir.

Platformdan Yorum Yapan Kişinin Kimlik Bilgileri İstenebilir mi?

Satıcının platformdan doğrudan istediği her kişisel veriyi alabilmesi mümkün değildir.

Kullanıcıların IP adresleri, üyelik bilgileri ve diğer kişisel verileri KVKK ve diğer mevzuat kapsamında korunmaktadır.

Ancak hukuki uyuşmazlığın mahkemeye taşınması hâlinde gerekli bilgi ve kayıtların ilgili platformdan mahkeme müzekkeresiyle talep edilmesi gündeme gelebilir.

Bu nedenle anonim kullanıcı hesabı kullanılmış olması hukuki sorumluluğu her durumda ortadan kaldırmaz.

Önemli olan mevcut teknik verilerin korunması ve yargılama sırasında uygun usulle talep edilmesidir.

E-Ticaret Platformunun Sorumluluğu Var mıdır?

Platformun sorumluluğu ile yorumu oluşturan kişinin sorumluluğu birbirinden ayrılmalıdır.

E-ticaret platformları tüketici yorumlarının yayımlanması bakımından artık önemli mevzuat yükümlülüklerine tabidir.

Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği ve Tüketici Değerlendirmeleri Hakkında Kılavuz; değerlendirmelerin doğrulanması, değerlendirme yönteminin açıklanması ve manipülatif yorum sistemlerinin önlenmesi konusunda çeşitli yükümlülükler getirmektedir.

Ayrıca 1 Ağustos 2026 itibarıyla satın alma sürecinin doğrulanmasının mümkün olmadığı kaynaklardan getirilen tüketici değerlendirmelerinin yayımlanması da yasaklanmıştır.

Ancak bu düzenlemeler, platformun kullanıcı tarafından yazılan her hukuka aykırı yorumdan otomatik olarak rakiple aynı kapsamda tazminat sorumluluğu taşıdığı anlamına gelmez.

Platformun somut olaydaki rolü, yorum sisteminin yapısı, bildirime rağmen nasıl hareket ettiği ve ilgili özel mevzuat ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

E-Ticaret Sitesi Gerçek Olumsuz Yorumları Keyfî Olarak Silebilir mi?

Hayır.

Sahte yorumlarla mücadele edilirken gerçek tüketici eleştirilerinin bastırılması da hukuka uygun değildir.

Ticaret Bakanlığı 19 Ağustos 2026 tarihinde açıkladığı güncel Reklam Kurulu kararında, gerçek bir tüketici yorumunun somut bir gerekçe gösterilmeden yayımlanmamasını haksız ticari uygulama olarak değerlendirmiş ve ilgili şirket hakkında 2.167.412 TL idari para cezasına karar verildiğini açıklamıştır.

Bu nedenle işletmeler açısından doğru yaklaşım:

“Bütün olumsuz yorumları kaldıralım.”

değil,

“Gerçek tüketici eleştirileri ile sahte, organize veya hukuka aykırı yorumları birbirinden ayıralım.”

olmalıdır.

Bu ayrım, işletmenin yapacağı platform başvurularının ve açacağı haksız rekabet davasının inandırıcılığı bakımından da önemlidir.

Şikâyet Sitelerinde Yapılan Yorumlarda Durum Farklı mıdır?

Şikâyet yayımlamayı esas faaliyet konusu yapan platformlar bakımından özel kurallar bulunmaktadır.

1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle, şikâyet platformlarında bir tüketici değerlendirmesi yayımlanmadan önce hakkında şikâyet bulunan satıcı veya sağlayıcıya açıklama veya cevap verme imkânı tanınmasına ilişkin süre 72 saatten 48 saate indirilmiştir.

Bu nedenle işletmeye yönelik şikâyetin bir tüketici şikâyet platformunda yayımlanması söz konusuysa platformun da bu özel prosedüre uygun hareket edip etmediği incelenebilir.

Bununla birlikte gerçek dışı veya rakip tarafından organize edilmiş bir şikâyet varsa haksız rekabet ve tazminat hükümleri ayrıca uygulanabilir.

Rakip Karalama Sosyal Medyada Yapılırsa da Dava Açılabilir mi?

Evet.

Haksız rekabet hükümleri yalnızca Trendyol, Amazon, Hepsiburada veya işletmenin kendi e-ticaret sitesindeki yorum alanlarıyla sınırlı değildir.

Rakip işletme;

Instagram,

TikTok,

YouTube,

X,

Google değerlendirmeleri,

forumlar

veya başka dijital mecralarda gerçeğe aykırı açıklamalar yaparak rakibinin ticari itibarına zarar verebilir.

Önemli olan açıklamanın ticari rekabet üzerindeki etkisi ve TTK m.54-55 kapsamında dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığıdır.

Rakip Karalama Aynı Zamanda Suç Oluşturabilir mi?

Somut olayın içeriğine göre ceza hukuku boyutu da gündeme gelebilir.

Örneğin gerçek kişilere yönelik hakaret veya başka suç tiplerinin unsurlarını taşıyan ifadeler bulunabilir.

Ayrıca Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabete ilişkin ceza hükümleri de belirli kasıtlı haksız rekabet fiilleri bakımından ayrıca uygulanabilir.

Ancak ceza sorumluluğu ile tazminat sorumluluğu aynı değildir.

Ceza soruşturması yürütülmesi, işletmenin satış kaybı ve ticari itibar zararının kendiliğinden karşılanmasını sağlamaz. Zararın tazmini için özel hukuk taleplerinin ayrıca ileri sürülmesi gerekir.

Dava Açmadan Önce İhtarname Gönderilmeli midir?

Her durumda zorunlu olmamakla birlikte çoğu dosyada faydalı olabilir.

Rakibin kimliği biliniyorsa gönderilecek ihtarnamede;

  • sahte yorumların derhâl durdurulması,
  • mevcut yorumların kaldırılması,
  • yeni yorum yapılmaması,
  • gerekli düzeltmenin yayımlanması,
  • doğan zararın giderilmesi

talep edilebilir.

İhtarname özellikle devam eden haksız rekabet fiilinin karşı tarafa bildirilmesi ve daha sonraki fiiller bakımından karşı tarafın durumdan haberdar olduğunu gösterme açısından önem taşıyabilir.

Ancak yorumların hızla yayılması ve ciddi zarar tehlikesi bulunması hâlinde sadece ihtar sonucunu beklemek yerine ihtiyati tedbir seçeneği de değerlendirilmelidir.

Tazminat Davasından Önce Arabuluculuk Gerekir mi?

Haksız rekabetten kaynaklanan uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olması ve talebin bir miktar paranın ödenmesine ilişkin alacak veya tazminat talebi içermesi hâlinde dava şartı arabuluculuk gündeme gelebilir.

Bununla birlikte haksız rekabet davalarında çoğu zaman yalnızca para talebi değil;

  • tespit,
  • men,
  • eski hâle getirme,
  • düzeltme

gibi parasal olmayan talepler de birlikte ileri sürülmektedir.

Bu nedenle dava açılmadan önce somut taleplerin niteliği incelenerek arabuluculuk şartının değerlendirilmesi gerekir.

Hangi Mahkemede Dava Açılır?

Haksız rekabet davaları ticari dava niteliğindedir.

Bu nedenle kural olarak görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.

Somut uyuşmazlık aynı zamanda marka, tasarım veya başka bir fikrî ve sınai hakka tecavüz içeriyorsa görevli mahkemenin belirlenmesinde Fikrî ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin görev alanı da ayrıca değerlendirilmelidir.

Yetkili mahkeme ise tarafların yerleşim yeri, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yer gibi kriterlere göre somut olayda belirlenmelidir.

Tazminat Davasında Hangi Deliller Sunulmalıdır?

Sahte yorum ve rakip karalama davalarında deliller mümkün olduğunca kapsamlı hazırlanmalıdır.

Özellikle;

  • yorum ekran görüntüleri,
  • yorum URL’leri,
  • kullanıcı hesap bilgileri,
  • yorum tarihleri,
  • ürün ve mağaza puanları,
  • sahte yorum öncesi ve sonrası satış raporları,
  • reklam harcamaları,
  • sipariş sayıları,
  • iade oranları,
  • müşteri mesajları,
  • platformla yapılan yazışmalar,
  • rakiple bağlantıyı gösteren kayıtlar,
  • ihtarnameler,
  • ticari defter ve muhasebe kayıtları

önemli olabilir.

Satış kaybının hesaplanması amacıyla mali müşavir ve e-ticaret alanında uzman bilirkişilerden rapor alınması da gündeme gelebilir.

Haksız Rekabet Kararının Yayımlanması İstenebilir mi?

Somut olayın şartlarına göre evet.

Haksız rekabet sonucunda işletmenin geniş bir müşteri kitlesi önünde itibarı zarar görmüşse yalnızca yorumların kaldırılması zararı tamamen ortadan kaldırmayabilir.

TTK kapsamındaki hukuki koruma sisteminde yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesi ve haksız rekabet sonucu oluşan durumun ortadan kaldırılması talep edilebilir.

Örneğin kamuoyunda yaygın biçimde:

“X firması sahte ürün satıyor.”

algısı oluşturulmuşsa sadece eski yorumların silinmesi işletmenin ticari itibarını eski hâline getirmeyebilir.

Bu nedenle somut olayda düzeltme, kararın yayımlanması veya benzeri giderici tedbirlerin talep edilmesi de değerlendirilebilir.

Sahte Yorum ve Rakip Karalama Hakkında Sık Sorulan Sorular

Rakibim ürünlerime sahte yorum yaptırıyorsa dava açabilir miyim?

Evet. Yorumların rakip tarafından organize edildiği ve gerçeğe aykırı veya yanıltıcı şekilde ticari faaliyetlerinizi kötülediği ortaya konulabiliyorsa TTK m.54 ve devamı kapsamında haksız rekabet davası gündeme gelebilir.

Sahte yorum nedeniyle tazminat isteyebilir miyim?

Şartları oluşmuşsa maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. Maddi tazminat bakımından satış veya kâr kaybı ile sahte yorumlar arasındaki nedensellik bağının ortaya konulması önemlidir.

Her kötü yorum kaldırılabilir mi?

Hayır. Gerçek tüketici deneyimine dayanan, ölçülü ve hukuka uygun olumsuz eleştiriler korunabilir. Sahte, gerçek dışı veya rakip tarafından organize edilen yorumlarla gerçek tüketici eleştirileri birbirinden ayrılmalıdır.

Ürünü satın almayan kişi yorum yapabilir mi?

E-ticaret sitelerindeki tüketici değerlendirmelerinde mevzuat, satın alma doğrulamasına önemli ölçüde ağırlık vermektedir. 2026 düzenlemesiyle satın alma süreci doğrulanamayan başka mecralardan alınan değerlendirmelerin yayımlanması da yasaklanmıştır.

Rakip sahte hesap kullanmışsa kimliği bulunabilir mi?

Anonim hesap kullanılması sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Dava aşamasında mevcut teknik kayıtların platformlardan mahkeme aracılığıyla talep edilmesi değerlendirilebilir. Ancak kişisel verilerin doğrudan işletmeye verilmesi her durumda mümkün değildir.

Sahte yorumlar devam ederken davanın bitmesini beklemek zorunda mıyım?

Hayır. Şartları bulunuyorsa haksız rekabetin devamını engellemek amacıyla ihtiyati tedbir talep edilebilir. Tedbir için hakkın yaklaşık ispatı ve gecikme nedeniyle ciddi zarar tehlikesinin ortaya konulması gerekir.

Google yorumları nedeniyle de haksız rekabet davası açılabilir mi?

Evet. TTK’nın haksız rekabet hükümleri yalnızca e-ticaret sitesindeki yorum alanlarına özgü değildir. Google, sosyal medya veya başka dijital mecralardaki rakip karalama faaliyetleri de somut olayın şartlarına göre haksız rekabet oluşturabilir.

Sahte olumlu yorum yaptırmak da hukuka aykırı mı?

Evet. Bir işletmenin kendi ürün veya hizmetini gerçekte olduğundan daha popüler ya da kaliteli göstermek amacıyla sahte olumlu değerlendirmeler oluşturması tüketici mevzuatı bakımından yanıltıcı ticari uygulama ve koşullarına göre TTK bakımından haksız rekabet niteliği taşıyabilir.

Platform gerçek yorumumu yayımlamazsa ne olur?

Gerçek tüketici değerlendirmelerinin haksız biçimde engellenmesi de mevzuata aykırı olabilir. Reklam Kurulunun Ağustos 2026 tarihli bir kararında, tüketici yorumunun somut gerekçe olmaksızın yayımlanmaması nedeniyle ilgili şirket hakkında 2.167.412 TL idari para cezası uygulanmıştır.

Sonuç

E-ticaret sitesinde sahte yorum ve rakip karalama faaliyeti, işletmenin satışlarını ve ticari itibarını doğrudan etkileyebilen ciddi bir haksız rekabet sorunudur.

Türk Ticaret Kanunu, rakibin malları, faaliyetleri veya ticari işleri hakkında yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleme yapılmasını açıkça haksız rekabet hâllerinden biri olarak kabul etmektedir.

Bu nedenle rakip tarafından sahte kullanıcı hesaplarıyla olumsuz yorum yaptırılması, gerçekte yaşanmamış tüketici deneyimlerinin paylaşılması veya işletme hakkında “sahte ürün satıyor”, “dolandırıcı” gibi gerçeğe aykırı iddialarla sistematik karalama yapılması hâlinde işletme yalnızca yorumların kaldırılmasını değil; haksız rekabetin tespitini ve men’ini, yanlış beyanların düzeltilmesini, maddi durumun ortadan kaldırılmasını ve şartları oluşmuşsa maddi ve manevi tazminatı talep edebilir.

Öte yandan gerçek tüketici eleştirileri ile sahte yorumların birbirinden ayrılması gerekir. 2026 yılında yürürlüğe giren yeni düzenlemeler de e-ticaret sitelerinde tüketici değerlendirmelerinin doğrulanmasına ve yorum sistemlerinin şeffaflığına ilişkin yükümlülükleri daha da güçlendirmiştir.

Sahte yorum saldırısıyla karşılaşan işletmenin en önemli adımı delilleri gecikmeden korumaktır. Yorumların ekran görüntüsü ve bağlantıları, satış istatistikleri, mağaza puanındaki değişim, platform yazışmaları ve rakiple bağlantıyı gösteren kayıtlar mümkün olduğunca erken aşamada saklanmalıdır.

Çünkü bu tür uyuşmazlıklarda hukuki mücadelenin başarısı yalnızca yorumun gerçeğe aykırı olduğunun gösterilmesine değil, yorumun kim tarafından organize edildiğinin ve işletmede meydana gelen ekonomik zararla arasındaki bağlantının ortaya konulmasına da bağlıdır.

Özellikle çok sayıda sahte yorumun kısa sürede yayımlandığı, satışların hızla düştüğü veya işletmenin sahte ürün satıcısı gibi gösterildiği durumlarda platform başvurusuyla yetinilmemesi; delil tespiti, ihtiyati tedbir, haksız rekabetin men’i ve tazminat taleplerinin birlikte değerlendirilmesi işletmenin ticari itibarının ve müşteri çevresinin korunması bakımından önem taşımaktadır.

Yeni yazılardan haberdar olun

Hukuk alanındaki yeni yazılarımızı e-posta ile alın. Dilediğiniz zaman tek tıkla ayrılabilirsiniz.

Call Now Button

Çerez tercihleri