Hukuk Makaleleri

Bir işçinin iki işveren yapısı ve hukuki sorumluluk dengesini anlatan editöryel illüstrasyon.

Taşeron işçinin kıdem tazminatını kim öder? Asıl işveren sorumluluğu

Taşeron çalışma düzeninde en çok karışan konu şudur: İşçi fiilen hastanede, belediyede, fabrikada ya da büyük bir şirkette çalışır; ama bordrosu başka bir şirkettedir. İş sözleşmesi sona erdiğinde kıdem tazminatını kimin ödeyeceği bu yüzden tartışma yaratır. Kanundaki temel kural, geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi varsa asıl işverenin, alt işveren işçilerine karşı işyeriyle ilgili yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumlu olmasıdır.[1]

Kıdem tazminatı bakımından ikinci temel nokta, bu hakkın her işten ayrılmada doğmamasıdır. Kıdem tazminatı için en az bir yıllık çalışma ve kanunda sayılan sona erme sebeplerinden birinin bulunması gerekir; kıdem hesabında aynı işverene bağlı farklı işyerlerinde geçen süreler de birleştirilebilir.[1][2]

Bu nedenle “Taşeron işçiyim, kıdemi yalnız taşeron öder” demek de, “Asıl işveren her durumda tek başına öder” demek de eksik olur. Önce ilişkinin gerçekten alt işverenlik olup olmadığına, sonra kıdem tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığına bakılır. İşçilik alacaklarının genel çerçevesi ayrıca değerlendirilmelidir.

Asıl işveren neden sorumlu olur?

4857 sayılı İş Kanunu’na göre alt işverenlik ilişkisi, bir işverenin işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde, kanundaki şartlarla başka bir işverenden iş almasıyla kurulur. Aynı maddede, bu ilişkide asıl işverenin alt işveren işçilerine karşı, o işyeriyle ilgili olarak kanundan, iş sözleşmesinden ve alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumlu olduğu açıkça yazılıdır.[1]

Buradaki “birlikte sorumluluk” ifadesinin pratik sonucu şudur: İşçi, alacağını yalnız bordro işverenine yöneltmek zorunda değildir; somut olayın özelliklerine göre asıl işverenin sorumluluğu da gündeme gelir. Bu, özellikle alt işverenin kapanması, malvarlığının yetersiz olması ya da ödeme yapmaması ihtimalinde önem taşır. Bu sonuç, kanundaki birlikte sorumluluk düzenlemesinden çıkarılan bir değerlendirmedir.[1]

Kanun ayrıca muvazaalı ilişkiye de özel sonuç bağlar. Asıl işverenin kendi işçilerinin alt işveren üzerinden çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz; aksi halde alt işveren işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır. Taşeronluk ilişkisinin kuruluş şartları ayrıca değerlendirilmelidir.[1]

Kıdem tazminatı hakkı ne zaman doğar?

4857 sayılı Kanun, 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesini yürürlükte bırakmıştır; ayrıca kıdem tazminatı fonuna ilişkin ayrı kanun çıkıncaya kadar işçilerin kıdem haklarının bu maddeye göre korunacağını belirtir.[1]

Resmî kaynaklarda yer alan açıklamaya göre kıdem tazminatına hak kazanabilmek için işçinin en az bir yıl çalışmış olması gerekir. Yine aynı çerçevede, işçinin aynı işverene bağlı bir veya değişik işyerlerinde geçen süreleri kıdem hesabında birleştirilebilir.[2]

Kıdem tazminatının miktarı bakımından temel ölçü de çalışılan her tam yıl için otuz günlük ücrettir. Ancak hak kazanma şartları fesih nedenine göre değişir; örneğin her istifa kıdem tazminatı doğurmaz. Kıdem ile ihbarın birbirine karıştırılması da sık görülür.[2]

Durum Kıdem tazminatı açısından temel sonuç Dayanak
Geçerli asıl işveren-alt işveren ilişkisi varsa Asıl işveren, işyeriyle ilgili yükümlülüklerde alt işverenle birlikte sorumludur. [1]
İşçi en az bir yıl çalışmışsa Kıdem tazminatı hakkı bakımından ilk eşik aşılmış olur; ayrıca fesih sebebi de uygun olmalıdır. [2]
Aynı işverene bağlı farklı işyerlerinde çalışma varsa Bu süreler kıdem hesabında birleştirilebilir. [2]
Muvazaa varsa İşçi başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılabilir. [1]

İşçi alacağını kimden isteyebilir?

Taşeron işçi açısından en güvenli yaklaşım, uyuşmazlığı yalnız “maaşı yatıran şirket” meselesi gibi görmemektir. Eğer ortada kanuna uygun bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi varsa, asıl işverenin birlikte sorumluluğu nedeniyle talep kapsamı genişler. Bu nedenle uygulamada, fesih bildirimi, arabuluculuk başvurusu ve dava dilekçesi hazırlanırken işveren zincirinin doğru kurulması önem taşır. Bu paragraftaki uygulama vurgusu, kanundaki birlikte sorumluluk kuralından hareket eden pratik bir değerlendirmedir.[1]

Buna karşılık kıdem tazminatı hakkı hiç doğmamışsa, sırf asıl işverenin varlığı işçiye otomatik ödeme hakkı sağlamaz. Önce kıdem şartı, çalışma süresi ve fesih nedeni netleştirilmelidir. Başka bir anlatımla, “kim öder?” sorusundan önce “kıdem tazminatı hakkı doğdu mu?” sorusu cevaplanmalıdır.[2]

Kamu kurumlarında taşeron çalışma bakımından ayrıca özel düzenlemeler bulunabilir. Somut olay kamu ihalesi, kurum değişikliği veya özel kanun hükümleri içeriyorsa sonuç mevzuata göre değişebilir; bu yüzden güncel metne ayrıca bakılmalıdır.

Başvuru süreci nasıl ilerler?

  1. Çalışma zincirini çıkarın. Bordroda görünen şirketi, fiilen çalışılan işyerini, giriş-çıkış tarihlerini ve varsa alt işveren değişikliklerini listeleyin.
  2. Fesih nedenini netleştirin. Kıdem tazminatında belirleyici nokta, iş sözleşmesinin neden ve nasıl sona erdiğidir. İstifa dilekçesi, fesih bildirimi, SGK çıkış kodu ve ücret bordroları bu aşamada önem taşır.
  3. Zorunlu arabuluculuğa başvurun. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’na göre işçi alacağı ve tazminatı davalarında arabulucuya başvuru dava şartıdır.[3]
  4. Anlaşma olmazsa dava açılır. Arabuluculuk sonunda anlaşma sağlanmazsa, son tutanakla birlikte iş mahkemesinde dava açılabilir. Dava dilekçesinde işverenler arasındaki ilişkinin ve çalışma süresinin açık kurulması önem taşır.[3]

Hangi belgeler önemlidir?

  • İş sözleşmesi veya görev yazıları
  • Ücret bordroları ve banka kayıtları
  • SGK hizmet dökümü
  • İşe giriş ve işten ayrılış bildirgeleri
  • Fesih bildirimi, ihtarname, arabuluculuk tutanağı
  • Tanık bilgileri ve işyerindeki görev tanımı

Sık yapılan hatalar

  • Sadece taşeron şirketi muhatap almak: Oysa somut olayda asıl işveren sorumluluğu da bulunabilir.[1]
  • Bir yıl şartını gözden kaçırmak: Kıdem tazminatında asgari çalışma süresi temel eştir.[2]
  • İhbar ve kıdemi aynı sanmak: Bu iki alacak farklı şartlara bağlıdır.
  • Arabuluculuğu atlamak: İşçi alacağı ve tazminatı davalarında arabuluculuk dava şartıdır.[3]

Sık Sorulan Sorular

Taşeron işçi kıdem tazminatını sadece taşeron firmadan mı ister?

Hayır, her dosyada yalnız taşeron firma ile sınırlı bir değerlendirme doğru olmaz. Geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi varsa asıl işveren de işyeriyle ilgili yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur.[1]

Asıl işveren her durumda kıdem tazminatını ödemek zorunda mıdır?

Her durumda değil. Önce işçinin kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, yani en az bir yıllık çalışma ve uygun sona erme sebebinin bulunup bulunmadığı incelenir.[2]

Bir yıldan az çalışan taşeron işçi kıdem tazminatı alabilir mi?

Kural olarak kıdem tazminatı için en az bir yıllık çalışma gerekir. Ancak başka işçilik alacakları veya farklı haklar gündeme gelebilir; bunlar kıdem tazminatından ayrı değerlendirilir.[2]

Dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?

Evet. İşçi alacağı ve tazminatı taleplerinde arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.[3]

Taşeronluk ilişkisi muvazaalıysa ne olur?

Kanundaki düzenlemeye göre, hakları kısıtlamak amacıyla kurulan muvazaalı ilişkilerde alt işveren işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır. Bu, alacakların değerlendirilmesinde sonuca doğrudan etki eder.[1]

Sonuç olarak taşeron işçinin kıdem tazminatında cevap tek cümle değildir. Çalışma süresi, fesih nedeni, işverenler arasındaki ilişkinin niteliği ve varsa muvazaa iddiası birlikte değerlendirilir. Somut olayın belgeleri üzerinden bir avukattan dosyaya özgü değerlendirme almak, hak ve sorumlulukların doğru belirlenmesine yardımcı olur.

Kaynaklar

  1. 10 Haziran 2003 tarihli Resmî Gazete – 4857 sayılı İş Kanunu
  2. UYAP Mevzuat ve İçtihat Programı – Kıdem tazminatının şartlarına ilişkin içtihat özeti
  3. UYAP Mevzuat ve İçtihat Programı – 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir. Yazı, yayın tarihindeki mevzuata göre hazırlanmıştır.

Yeni yazılardan haberdar olun

Hukuk alanındaki yeni yazılarımızı e-posta ile alın. Dilediğiniz zaman tek tıkla ayrılabilirsiniz.

Call Now Button

Çerez tercihleri