Seçimlerde Deepfake Kullanımının Hukuki Boyutu: Yapay Zekâ ile Sahte Siyasi İçerikler Suç mudur?
Seçime birkaç gün kaldığını ve sosyal medyada bir belediye başkan adayına ait olduğu iddia edilen bir videonun yayımlandığını düşünelim.
Videoda aday;
“Seçimden çekiliyorum, bana oy vermeyin.”
diyor olabilir.
Başka bir videoda adayın rüşvet aldığını itiraf ettiği, rakip adaya hakaret ettiği veya terör örgütüyle bağlantılı olduğunu kabul ettiği izlenimi oluşturulabilir.
Görüntü son derece gerçekçidir. Adayın yüzü, sesi, mimikleri ve konuşma biçimi neredeyse kusursuz şekilde taklit edilmiştir.
Ancak video gerçekte hiç çekilmemiştir.
İçerik tamamen yapay zekâ ve deepfake teknolojisiyle oluşturulmuştur.
Deepfake teknolojisinin seçim kampanyalarında kullanılması, yalnızca adayların kişilik haklarını ilgilendiren bir mesele değildir. Böyle bir içerik aynı zamanda seçmenin serbest iradesini, seçim propagandasının dürüstlüğünü ve demokratik seçim sürecine duyulan güveni etkileyebilir.
Kişisel Verileri Koruma Kurumu da deepfake teknolojisinin siyasi yarar elde etmek amacıyla kullanılabileceğini ve gerçek kişilere ait görüntü ve seslerden yararlanılarak insanları yanıltabilecek sahte içerikler oluşturulabileceğini açıkça belirtmektedir.
Peki seçimlerde deepfake kullanmak suç mudur? Bir adayın sahte videosunu hazırlamak seçim suçu sayılır mı? Yapay zekâ ile üretilen siyasi propaganda yasak mıdır? Seçmenleri yanıltan deepfake içeriklerde TCK m. 217/A uygulanabilir mi? YSK deepfake içeriklere müdahale edebilir mi?
Türk hukukunda Ağustos 2026 itibarıyla yalnızca seçimlerde deepfake kullanımını düzenleyen bağımsız bir suç tipi bulunmamaktadır. Bununla birlikte deepfake’in içeriğine ve kullanım amacına göre 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, Türk Ceza Kanunu, kişilik haklarının korunmasına ilişkin hükümler ve kişisel verilerin korunması mevzuatı birlikte gündeme gelebilir. Deepfake içeriklere özel işaretleme yükümlülüğü getirmeyi amaçlayan bir kanun teklifi de TBMM’de bulunmakla birlikte 17 Ağustos 2026 itibarıyla teklif hâlen komisyondadır ve yürürlükte bir kanun değildir.
Deepfake Nedir?
Deepfake; kişilerin yüz, ses, mimik ve hareketlerinin yapay zekâ yöntemleri kullanılarak taklit edilmesi veya değiştirilmesi sonucunda gerçekmiş izlenimi veren sahte dijital içerik oluşturulmasıdır.
Bu teknoloji kullanılarak bir siyasetçi veya aday;
- hiç söylemediği sözleri söylemiş,
- hiç katılmadığı bir toplantıya katılmış,
- başka bir siyasi partiyle anlaşma yapmış,
- suç işlediğini kabul etmiş,
- adaylıktan çekilmiş,
- seçmenlerine başka bir adaya oy vermelerini söylemiş
gibi gösterilebilir.
KVKK’nın Deepfake Bilgi Notu’nda teknolojinin itibarsızlaştırma ve siyasi yarar elde etme amacıyla kullanılabildiği özellikle belirtilmektedir.
Seçimlerde Deepfake Kullanmak Suç mudur?
Her deepfake siyasi içerik otomatik olarak suç değildir.
Bu noktada ceza hukukunun temel ilkelerinden biri olan kanunilik ilkesi dikkate alınmalıdır. Bir davranışın suç olarak cezalandırılabilmesi için Türk Ceza Kanunu’nda veya başka bir kanunda düzenlenen belirli bir suçun unsurlarını taşıması gerekir.
Örneğin bir adayın kendi seçim kampanyasında yapay zekâyla hazırlanmış açıkça temsili bir animasyon kullanması ile rakip adayın gerçekte söylemediği sözleri söylemiş gibi gösteren gerçekçi bir video hazırlanması aynı hukuki nitelikte değildir.
Hukuki risk özellikle deepfake içeriğin;
seçmeni yanıltmak, rakip adayı itibarsızlaştırmak, aday hakkında suç isnadında bulunmak, seçmenleri sandığa gitmekten vazgeçirmek veya seçim sonucunu etkilemek
amacıyla kullanılması hâlinde artmaktadır.
Türkiye’de Deepfake Seçim Suçu Adında Özel Bir Suç Var mı?
Ağustos 2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuatta “seçimlerde deepfake kullanma suçu” veya “siyasi deepfake suçu” adı altında özel ve bağımsız bir suç tipi bulunmamaktadır.
Bu nedenle deepfake olayının hangi hukuki hüküm kapsamında değerlendirileceği içeriğin niteliğine göre belirlenmelidir.
Örneğin olay;
- seçim propagandası kurallarının ihlali,
- halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma,
- hakaret,
- iftira,
- kişisel veri ihlali,
- kişilik hakkının ihlali
gibi farklı hukuki alanlara girebilir.
TBMM’de 3 Aralık 2025 tarihinde sunulan 2/3404 esas numaralı kanun teklifi, yapay zekâ araçlarıyla üretilen sahte içeriklere bunların yapay zekâ ile oluşturulduğunu gösteren bir işaret veya ibare eklenmesini zorunlu hâle getirmeyi amaçlamaktadır. Ancak teklif 17 Ağustos 2026 itibarıyla Adalet Komisyonundadır. Dolayısıyla bu teklif mevcut hukukmuş gibi uygulanamaz.
Seçim Kanunu İnternetten Propagandayı Düzenliyor mu?
Evet.
298 sayılı Kanun’un 55/B maddesi, “Basın, iletişim araçları ve internette propaganda” başlığını taşımaktadır.
Maddede seçime katılan siyasi partiler ve bağımsız adayların seçim propaganda süresinin sona ermesine kadar yazılı basında ilan ve reklam yoluyla veya internet sitesi açarak sözlü, yazılı ya da görüntülü propaganda yapabileceği düzenlenmiştir. Ayrıca aynı maddede seçim dönemindeki bazı yayınlara ilişkin yasaklar ve gerçeklik-doğruluk esasları yer almakta, bu kapsamdaki propaganda ve yayın ilkelerini belirleme yetkisi Yüksek Seçim Kuruluna bırakılmaktadır.
Deepfake teknolojisi 298 sayılı Kanun’da açıkça isimlendirilmemiştir.
Ancak bir siyasi parti veya aday tarafından seçim propagandası amacıyla kullanılan yapay zekâ videosu, niteliğine göre görüntülü propaganda kapsamında seçim mevzuatının genel ilkeleriyle birlikte değerlendirilebilir. Bu, 55/B’nin deepfake’i özel olarak yasakladığı anlamına gelmez; mevcut seçim hukuku kurallarının yeni teknolojiye uygulanması anlamına gelir.
YSK Deepfake İçeriklere Müdahale Edebilir mi?
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 79. maddesi çerçevesinde seçimlerin başlangıcından bitimine kadar seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğüyle ilgili işlemler Yüksek Seçim Kurulunun görev alanındadır. YSK’nın görev ve yetkileri ayrıca 298 sayılı Kanun ve ilgili seçim kanunlarında ayrıntılandırılmıştır.
Bu nedenle seçim döneminde deepfake içerik seçim propagandası hükümlerini veya YSK tarafından belirlenen seçim yayın ilkelerini ihlal ediyorsa seçim kurulları ve YSK’nın görev alanı gündeme gelebilir.
Ancak burada önemli bir ayrım yapılmalıdır:
YSK’nın seçimlerin dürüstlüğünü sağlama görevinin bulunması, internetteki her deepfake videoyu herhangi bir özel hukuki dayanak aranmaksızın kaldırabileceği anlamına gelmez.
İçeriğin kaldırılması, erişimin engellenmesi, kişilik haklarının korunması veya ceza soruşturması için olayın niteliğine göre başka hukuki mekanizmaların da kullanılması gerekebilir.
“Adaylıktan Çekiliyorum” Şeklindeki Sahte Deepfake Video
Seçimlerde kullanılabilecek en etkili manipülasyon yöntemlerinden biri adayın kendi ağzından adaylıktan çekildiği izlenimini oluşturmaktır.
Örneğin seçimden bir gece önce adayın deepfake videosu yayımlanarak;
“Seçimlerden çekiliyorum. Bana oy vermeyin.”
denilebilir.
Video birkaç saat içerisinde yüz binlerce seçmene ulaşabilir.
İçeriğin daha sonra sahte olduğu açıklansa bile bazı seçmenler videoyu gerçek zannederek oy kullanmaktan vazgeçmiş olabilir.
Bu durumda yalnızca adayın kişilik hakkı değil, seçim sürecinin dürüstlüğü ve seçmenin iradesinin etkilenmesi de gündeme gelir.
Olayın somut özelliklerine göre seçim hukuku kuralları, kişilik hakkı koruması ve içerikte başka bir suçun unsurları bulunuyorsa ceza hukuku birlikte değerlendirilmelidir.
Sahte Seçim Tarihi veya Oy Kullanma Bilgisi Paylaşılması
Deepfake içeriğin hedefi doğrudan bir aday olmak zorunda değildir.
Örneğin YSK yetkilisine, kamu görevlisine veya tanınmış bir kişiye aitmiş gibi oluşturulan bir video üzerinden;
“Seçim bir hafta ertelendi.”
“Bugün oy kullanılmayacak.”
“Bu bölgede sandıklar iptal edildi.”
gibi gerçeğe aykırı açıklamalar yapılabilir.
Böyle bir içerik seçmenlerin sandığa gitmesini doğrudan etkileyebilir.
Bu tür bir olayda deepfake’in gerçeğe aykırı bilgi yayma aracı olarak kullanılması söz konusu olduğundan TCK m. 217/A’nın şartları ayrıca gündeme gelebilir.
Ancak her yanlış seçim bilgisinin otomatik olarak TCK m. 217/A suçunu oluşturduğu düşünülmemelidir.
TCK m. 217/A Seçim Deepfake’lerinde Uygulanabilir mi?
TCK m. 217/A’da “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu düzenlenmiştir.
Hükme göre sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığıyla ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabilir. Failin gerçek kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde hareket etmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır.
Dolayısıyla seçim deepfake’lerinde TCK m. 217/A’nın uygulanabilmesi için yalnızca;
“Video sahteydi.”
tespiti yeterli değildir.
Kanunda aranan özel unsurların da gerçekleşmesi gerekir.
Örneğin sahte görüntünün konusu, yayılma biçimi, kamu düzenine etkisi, kamu barışını bozmaya elverişliliği ve failin özel saiki ayrıca araştırılmalıdır.
Anayasa Mahkemesi de TCK m. 217/A’nın iptaline yönelik talebi reddetmiş ve hüküm yürürlükte kalmıştır.
Rakip Aday Hakkında Sahte Suç İtirafı Videosu Hazırlanması
Örneğin seçimden kısa süre önce bir belediye başkan adayının deepfake görüntüsü hazırlanarak;
“İhalelerden komisyon aldım.”
şeklinde konuştuğu gösterilebilir.
Başka bir videoda aday;
“Seçim kampanyasını yasa dışı kaynaklarla finanse ettim.”
diyormuş gibi gösterilebilir.
Bu durumda kişinin şeref ve saygınlığına yönelik ağır bir müdahale söz konusu olabilir.
Kullanılan içeriğin niteliğine göre TCK m. 125’teki hakaret hükümlerinin uygulanabilirliği değerlendirilmelidir.
Eğer sahte içerik adayın işlemediği bir suç nedeniyle hakkında soruşturma veya yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla yetkili mercilere sunuluyor veya TCK m. 267’nin özel unsurlarını karşılayan biçimde kullanılıyorsa iftira suçu da ayrıca gündeme gelebilir.
Dolayısıyla seçimlerde deepfake kullanımı tek başına bir seçim hukuku meselesi değildir; içerik aynı zamanda klasik ceza hukuku suçlarını da meydana getirebilir.
Deepfake ile Rakip Adaya Hakaret Edilmesi
Bir adayın yapay zekâ görüntüsü kullanılarak toplum tarafından küçük düşürücü, onur ve saygınlığı zedeleyici bir davranış içerisinde gösterilmesi durumunda hakaret hükümleri gündeme gelebilir.
Örneğin kişinin sahte videosunda;
- ağır aşağılayıcı ifadeler kullandığı,
- belirli toplumsal gruplara hakaret ettiği,
- etik dışı davranışlar yaptığını kabul ettiği
gösterilebilir.
Burada önemli olan deepfake’in yalnızca teknik olarak sahte olması değildir.
Hukuki değerlendirmede videonun mağdura hangi fiili veya olguyu isnat ettiği de önemlidir.
Siyasi Deepfake ve İfade Özgürlüğü
Seçim dönemleri, siyasi ifade özgürlüğünün en yoğun biçimde kullanıldığı dönemlerden biridir.
Bu nedenle siyasi içeriklere yapılacak hukuki müdahalelerde ifade özgürlüğü, siyasi eleştiri ve seçimlerin dürüstlüğünün korunması arasında denge kurulması gerekir.
Örneğin açıkça karikatür, mizah veya parodi niteliğinde olduğu belli olan ve makul bir izleyicide gerçek olay görüntüsü izlenimi yaratmayan yapay zekâ içeriğinin hukuki değerlendirmesi, seçmeni yanıltmak amacıyla hazırlanmış gerçekçi sahte videodan farklıdır.
Bu nedenle;
“Yapay zekâ ile hazırlanmış her siyasi içerik yasaktır.”
şeklinde genel bir yaklaşım doğru değildir.
Bununla birlikte bir içeriğin sonuna küçük harflerle;
“Yapay zekâ ile üretilmiştir.”
yazılması da içeriğin başka hukuka aykırılıklar taşıması hâlinde kişiyi otomatik olarak sorumluluktan kurtarmayabilir.
Parodi Deepfake ile Aldatıcı Deepfake Arasındaki Fark
Örneğin bir adayın uzaya gidip Mars’ta miting yaptığı açıkça mizahi bir yapay zekâ videosu hazırlandığını düşünelim.
Makul bir izleyici içeriğin gerçek olmadığını kolaylıkla anlayabilir.
Buna karşılık adayın gerçek seçim mitingine benzeyen bir ortamda;
“Seçimden çekildim.”
dediği ve hiçbir yapaylık belirtisi taşımayan video farklıdır.
Hukuki değerlendirmede;
- içeriğin gerçeklik iddiası,
- yayımlanma zamanı,
- seçmen üzerinde yaratabileceği algı,
- videonun kim tarafından yayıldığı,
- yapay olduğunun belirtilip belirtilmediği,
- içerikte başka kişilik hakkı veya suç unsurlarının bulunup bulunmadığı
birlikte dikkate alınmalıdır.
Seçimlerde Deepfake ve Kişilik Hakları
Adayların siyasetçi veya kamuya mal olmuş kişi olması onların kişilik haklarının ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Siyasi kişilerin eleştiriye katlanma yükümlülüğü sıradan kişilere göre daha geniş olabilir. Ancak bu durum onların yüzünün veya sesinin kullanılarak gerçekte meydana gelmemiş bir olayın gerçekmiş gibi sunulmasına sınırsız şekilde izin vermez.
Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve 25. maddeleri hukuka aykırı kişilik hakkı saldırılarına karşı koruma sağlamaktadır. Devam eden veya gerçekleşmesi yakın saldırının önlenmesi, devam eden saldırıya son verilmesi ve etkileri süren saldırının hukuka aykırılığının tespiti gündeme gelebilir.
Örneğin adayın sahte rüşvet itirafı videosunun milyonlarca kişiye ulaşması hâlinde bu hükümlere dayalı hukuki koruma ayrıca değerlendirilebilir.
Seçim Deepfake’i Nedeniyle Manevi Tazminat İstenebilir mi?
Evet.
Deepfake içerik kişinin şeref ve saygınlığını veya diğer kişilik değerlerini hukuka aykırı biçimde zedelemişse Türk Borçlar Kanunu m. 58 kapsamında manevi tazminat talebi gündeme gelebilir.
TBK m. 58, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören kişinin uğradığı manevi zarar karşılığında manevi tazminat talep edebilmesine imkân vermektedir.
Örneğin seçim kampanyasının son gününde yayımlanan sahte görüntünün;
- adayın ailesini,
- mesleki itibarını,
- siyasi kariyerini,
- toplum nezdindeki saygınlığını
ağır biçimde etkilemesi hâlinde kişilik hakkı ihlalinden doğan talepler ayrıca değerlendirilebilir.
Seçimin Kaybedilmesi Maddi Tazminata Konu Olabilir mi?
Bu konuda son derece dikkatli değerlendirme yapılmalıdır.
Bir adayın;
“Deepfake video nedeniyle seçimi kaybettim.”
demesi tek başına maddi zararın ispatı için yeterli değildir.
Seçim sonucuna çok sayıda siyasi, ekonomik ve toplumsal faktör etki eder.
Bu nedenle seçim sonucuyla deepfake arasındaki illiyet bağının ispatlanması ciddi güçlük taşır.
Buna karşılık deepfake nedeniyle adayın somut biçimde;
- reklam sözleşmesinin sona ermesi,
- ticari faaliyetinin zarar görmesi,
- belirli bir sözleşmesinin feshedilmesi
gibi ölçülebilir ekonomik zararları ortaya çıkmışsa genel haksız fiil hükümleri çerçevesinde değerlendirme daha somut yapılabilir.
Seçimlerde Deepfake ve Kişisel Verilerin Korunması
Deepfake üretilebilmesi için çoğu zaman adayın gerçek;
- fotoğrafları,
- miting videoları,
- televizyon konuşmaları,
- röportajları,
- ses kayıtları
kullanılmaktadır.
KVKK, deepfake teknolojisinin gerçek kişilere ait görüntü ve seslerin manipüle edilmesi suretiyle gerçek olmayan fakat içerisinde gerçek kişisel veriler bulunan içerikler meydana getirebildiğini belirtmektedir.
Ayrıca Kişisel Verileri Koruma Kurumu doğrudan Seçim Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunması Rehberi yayımlamış ve seçim sürecindeki siyasi partiler, adaylar, kamu idareleri ve seçmenler bakımından 6698 sayılı Kanun kapsamındaki yükümlülüklere dikkat çekmiştir.
Dolayısıyla seçim deepfake’lerinde yalnızca oluşturulan son videoya değil, adayın gerçek görüntü ve seslerinin nasıl elde edildiğine ve hangi amaçla işlendiğine de bakılmalıdır.
Siyasi Partiler KVKK Kapsamında Veri Sorumlusu Olabilir mi?
Evet.
KVKK, seçim faaliyetleri kapsamında siyasi partilerin yürüttükleri kişisel veri işleme faaliyetleri bakımından 6698 sayılı Kanun anlamında veri sorumlusu olabileceğini açıkça belirtmektedir. Kurum, siyasi partiler ve bağımsız adayların seçim faaliyetlerinde kişisel verilerin niteliğine göre Kanun’daki işleme şartlarına uygun hareket etmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Bu nedenle bir siyasi kampanyada yapay zekâ teknolojisinin kullanılması, kampanyayı kişisel veri hukukundan bağımsız hâle getirmez.
Deepfake ile Seçmenleri Hedefleyen Kişiselleştirilmiş Propaganda
Yapay zekâ yalnızca aday görüntüsü oluşturmak için kullanılmayabilir.
Seçmenlerin;
- siyasi eğilimleri,
- yaşları,
- bölgeleri,
- sosyal medya davranışları
üzerinden profillenerek farklı seçmen gruplarına farklı deepfake mesajları gösterilmesi de mümkündür.
Bu durumda hem seçim propagandası kuralları hem de kişisel verilerin korunması hukuku gündeme gelebilir.
298 sayılı Kanun m. 55/B seçim döneminde internet propagandasını düzenlemekte; KVKK ise seçim faaliyetlerindeki kişisel veri işleme süreçlerinin 6698 sayılı Kanuna uygun yürütülmesi gerektiğini belirtmektedir.
Seçimden Bir Gün Önce Deepfake Video Paylaşılması
Deepfake’in seçim üzerindeki etkisi, yayınlandığı zamana göre çok farklı olabilir.
Seçime üç ay kala yayımlanan içerik hakkında adayın açıklama yapması, teknik rapor hazırlatması ve hukuki yollara başvurması için zaman bulunabilir.
Ancak seçimden birkaç saat önce yayımlanan sahte video farklı sonuç doğurabilir.
298 sayılı Kanun propaganda dönemini ve belirli seçim yasaklarını özel olarak düzenlemektedir. İnternet üzerinden propaganda da m. 55/B’nin kapsamındadır ve propaganda ilkelerinin belirlenmesinde YSK yetkilidir.
Bu nedenle özellikle seçim yasaklarının başladığı saatlerde yayımlanan deepfake içerik, içeriğin kim tarafından ve hangi amaçla yayımlandığına göre seçim mevzuatı bakımından ayrıca incelenmelidir.
Deepfake İçeriğin Sosyal Medyadan Kaldırılması
Seçim deepfake’lerinde zaman son derece önemlidir.
İçeriğin seçimden sonra sahte olduğunun mahkeme kararıyla tespit edilmesi, seçimden önce milyonlarca seçmenin videoyu izlemiş olması durumunda aday açısından yeterli bir koruma sağlamayabilir.
Bu nedenle deepfake mağduru;
- platforma acil ihlal bildirimi,
- kişilik hakkının korunması,
- koşulları varsa ihtiyati tedbir,
- suç teşkil eden hâllerde savcılık başvurusu
yollarını birlikte değerlendirebilir.
Deepfake kişinin özel hayatını da ihlal ediyorsa 5651 sayılı Kanun m. 9/A kapsamında özel hayatın gizliliğine özgü erişim engelleme mekanizması ayrıca gündeme gelebilir.
Ancak eski 5651 m. 9’daki genel kişilik hakkı erişim engelleme yolu artık yürürlükte olmadığından her siyasi deepfake için doğrudan eski m. 9 prosedürüne başvurulabileceği düşünülmemelidir.
Deepfake Olduğu Nasıl İspatlanır?
Seçim döneminde yayımlanan içeriğin sahte olduğu ileri sürülüyorsa teknik inceleme önem kazanır.
Gerekli hâllerde;
- orijinal video,
- ses kaydı,
- metadata,
- görüntü ve ses senkronizasyonu,
- yüz hareketleri,
- dijital manipülasyon izleri
üzerinden bilirkişi incelemesi gerçekleştirilebilir.
KVKK’nın Deepfake Bilgi Notu da yapay içeriklerin tespitinde doğal olmayan yüz ve göz hareketleri, görüntü-ses uyumsuzluğu ve diğer teknik anomalilerin bazı durumlarda ipucu olabileceğini belirtmektedir.
Bununla birlikte seçim döneminde birkaç gün sürecek teknik incelemenin dahi geç kalabileceği durumlar bulunmaktadır.
Bu nedenle adaylar ve siyasi partiler açısından deepfake krizlerine yönelik önceden oluşturulmuş hızlı doğrulama ve kamuoyu bilgilendirme mekanizmaları önem taşımaktadır.
Deepfake İçeriği Paylaşan Kişi “Ben Yapmadım” Diyebilir mi?
Deepfake’i oluşturan kişi ile sonradan yayımlayan kişi aynı kişi olmayabilir.
Örneğin sahte videoyu hazırlayan anonim bir hesap olabilir; başka kullanıcılar ise videonun sahte olduğunu bilmelerine rağmen rakip adayı zayıflatmak amacıyla içeriği yüz binlerce kişiye yayabilir.
“Videoyu ben üretmedim, sadece paylaştım.”
savunması her durumda sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Ancak ceza sorumluluğu şahsi olduğundan her paylaşan kişinin;
- içeriğin sahte olduğunu bilip bilmediği,
- hangi amaçla hareket ettiği,
- yaptığı paylaşımın niteliği
ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Deepfake İçeriği Gazeteci Haber Amaçlı Paylaşırsa Ne Olur?
Bir gazetecinin;
“Bu video sosyal medyada yayılıyor ancak deepfake olabileceği değerlendiriliyor.”
şeklinde kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla içeriği sınırlı biçimde göstermesi ile videoyu gerçekmiş gibi yayımlaması aynı değildir.
Hukuki değerlendirmede;
- haber verme amacı,
- kamu yararı,
- doğrulama çabası,
- kullanılan başlık,
- içeriğin sunuluş biçimi
önemlidir.
Seçim döneminde basın ve yayın organlarının seçim hukukunun eşitlik, dürüstlük ve serbestlik ilkelerine uygun davranması gerektiği YSK uygulamasında da vurgulanmaktadır.
Yapay Zekâ İçeriği Olduğunun Belirtilmesi Zorunlu mu?
Ağustos 2026 itibarıyla Türkiye’de tüm yapay zekâ ile oluşturulmuş internet içeriklerine uygulanmak üzere yürürlüğe girmiş genel bir “AI etiketi koyma” zorunluluğu bulunmamaktadır.
Ancak bu yönde yasama çalışması bulunmaktadır.
TBMM’deki 2/3404 esas numaralı teklif, yapay zekâ araçlarıyla oluşturulan sahte içeriklere bunun yapay zekâ ürünü olduğunu gösteren işaret, logo veya yazılı ibare eklenmesini öngörmektedir. Teklif 17 Ağustos 2026 itibarıyla hâlen komisyondadır.
Dolayısıyla bu önerinin kanunlaşmış gibi sunulması doğru değildir.
Bununla birlikte deepfake’in yapay olduğunun gizlenmesi, mevcut hukuk kapsamında hile, kast, kişilik hakkı ihlali veya seçmeni yanıltma değerlendirmelerinde önemli bir olgu olabilir.
Siyasi Partinin Kendi Adayı İçin Yapay Zekâ Videosu Hazırlaması Yasak mı?
Salt yapay zekâ kullanılması nedeniyle otomatik bir yasak bulunmamaktadır.
Örneğin adayın rızasıyla hazırlanan ve kurgu olduğu açık şekilde anlaşılan tanıtım filmi başka; adayın hiç söylemediği bir politikayı gerçekten açıklamış izlenimi veren ve seçmeni yanıltan içerik başka hukuki sorunlar doğurur.
298 sayılı Kanun siyasi partiler ve adayların internet ortamında sözlü, yazılı ve görüntülü propaganda yapmasına imkân vermektedir. Bununla birlikte seçim propagandasının diğer emredici kurallara ve YSK tarafından belirlenen ilkelere uygun yürütülmesi gerekir.
Seçim Sonucuna Deepfake Nedeniyle İtiraz Edilebilir mi?
Seçim sonucuna yapılacak itirazlar 298 sayılı Kanun ve ilgili seçim mevzuatındaki süre, yetki ve usul kurallarına tabidir.
Bir deepfake içeriğin bulunması tek başına otomatik olarak seçimin iptali anlamına gelmez.
Deepfake’in;
- seçim sürecindeki etkisi,
- seçimin dürüstlüğüne yönelik niteliği,
- hangi aşamada yayıldığı,
- hangi seçim işlemiyle bağlantılı olduğu
gibi hususların somut biçimde ortaya konulması gerekir.
Seçimlerin başlangıcından bitimine kadar düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğüyle ilgili işlemlerde nihai seçim otoritesi Yüksek Seçim Kuruludur.
Bu nedenle “internette sahte video yayımlandı, seçim mutlaka iptal edilir” şeklinde genel bir hukuki sonuç çıkarılması doğru değildir.
Seçimlerde Deepfake Mağduru Aday Ne Yapmalıdır?
Seçim döneminde zamanın çok sınırlı olması nedeniyle hukuki ve iletişimsel adımların birlikte yürütülmesi önem taşır.
Öncelikle;
- videonun orijinali,
- tam URL adresleri,
- paylaşan hesaplar,
- paylaşım tarih ve saatleri,
- görüntülenme ve yeniden paylaşım verileri,
- reklam olarak yayımlanıyorsa reklam kayıtları
muhafaza edilmelidir.
Ardından içeriğin niteliğine göre platforma acil bildirim, seçim kurulları nezdinde değerlendirme, kişilik hakkına yönelik hukuki koruma ve varsa suç nedeniyle Cumhuriyet başsavcılığına müracaat yolları birlikte ele alınabilir.
İçeriğin deepfake olduğuna ilişkin teknik uzman görüşünün hızlı biçimde alınması da kamuoyu ve yargısal süreç bakımından önemli olabilir.
Sık Sorulan Sorular
Seçimlerde deepfake kullanmak suç mudur?
Her deepfake kullanımı otomatik olarak suç değildir. Ancak içeriğin niteliğine göre seçim mevzuatı, TCK m. 217/A, hakaret, iftira, kişisel veri hükümleri ve kişilik hakkı koruması gündeme gelebilir.
Türkiye’de deepfake seçim suçu var mı?
Ağustos 2026 itibarıyla “seçimlerde deepfake kullanma” adı altında bağımsız bir suç tipi bulunmamaktadır. Deepfake’lere genel işaretleme yükümlülüğü getirmeyi amaçlayan 2/3404 esas numaralı kanun teklifi de hâlen komisyondadır.
Bir adayın deepfake videosuyla “seçimden çekildim” denilmesi suç olur mu?
İçeriğin oluşturulma ve yayılma biçimine göre seçim hukuku, kişilik hakları ve ceza hukuku hükümleri gündeme gelebilir. Hangi suçun oluştuğu somut olayın unsurlarına göre belirlenmelidir.
Seçim hakkında yanlış deepfake bilgi TCK m. 217/A kapsamına girer mi?
Her yanlış bilgi girmez. TCK m. 217/A’da özel saik, konu, aleniyet ve kamu barışını bozmaya elverişlilik gibi özel unsurlar bulunmaktadır. Suçun temel cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir.
Rakip adayın rüşvet aldığını gösteren sahte video hazırlanırsa ne olur?
Kişilik hakları ile içeriğin niteliğine göre hakaret hükümleri gündeme gelebilir. Sahte suç isnadı kişinin soruşturma veya yaptırıma uğramasını sağlama amacıyla TCK m. 267’nin şartlarını taşıyorsa iftira suçu ayrıca değerlendirilebilir.
YSK deepfake videoyu kaldırabilir mi?
YSK seçimlerin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü konusunda anayasal yetkiye sahiptir. Bununla birlikte internetteki her deepfake için genel ve sınırsız bir kaldırma yetkisinin varlığından söz edilemez; içeriğin türüne göre seçim hukuku, internet hukuku, kişilik hakları ve ceza hukuku mekanizmaları birlikte değerlendirilmelidir.
Yapay zekâ ile oluşturulan siyasi videolara etiket koymak zorunlu mu?
Ağustos 2026 itibarıyla internet üzerindeki bütün yapay zekâ sahte içeriklerine ilişkin genel etiketleme zorunluluğu getiren teklif kanunlaşmış değildir. İlgili teklif hâlen TBMM komisyonundadır.
Siyasi deepfake nedeniyle manevi tazminat istenebilir mi?
Kişilik hakkı hukuka aykırı şekilde zedelenmişse TBK m. 58 kapsamında manevi tazminat gündeme gelebilir.
Adaylar ve siyasi partiler KVKK’ya tabi midir?
Kişisel veri işleme faaliyetinin niteliğine göre evet. KVKK, siyasi partilerin seçim faaliyetleri nedeniyle işledikleri kişisel veriler bakımından veri sorumlusu olabildiğini açıkça belirtmektedir.
Sonuç: Deepfake Seçim Manipülasyonu Mevcut Hukukun Birden Fazla Alanını Aynı Anda İlgilendiriyor
Deepfake teknolojisinin seçimlerde kullanılması, demokratik süreçler bakımından klasik yanlış bilgiden daha güçlü bir manipülasyon aracı oluşturabilir.
Çünkü seçmen artık yalnızca;
“Aday bunu söyledi.”
şeklinde bir yazıyla karşılaşmamaktadır.
Adayı görebilmekte, sesini duyabilmekte ve gerçek bir video izlediğine inanabilmektedir.
KVKK da deepfake teknolojisinin itibarsızlaştırma ve siyasi yarar elde etme amacıyla kullanılabildiğini ve sahte ses ile görüntülerin insanları yanıltabilme kapasitesine sahip olduğunu belirtmektedir.
Türk hukukunda Ağustos 2026 itibarıyla seçimlere özgü bağımsız bir deepfake suçu bulunmamaktadır. Bunun yerine olayın özelliklerine göre 298 sayılı Kanun’un internet propagandasına ilişkin hükümleri, TCK m. 217/A, hakaret ve iftira hükümleri, kişilik hakları ile kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemeler birlikte uygulanabilir.
298 sayılı Kanun m. 55/B internet üzerinden sözlü, yazılı ve görüntülü seçim propagandasını açıkça düzenlemekte ve bu alandaki ilkelerin belirlenmesinde YSK’ya görev vermektedir.
Öte yandan her seçim deepfake’inin TCK m. 217/A kapsamına gireceği şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılmamalıdır. Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunun oluşması için kanunda belirtilen özel saik, gerçeğe aykırılık, kamu barışını bozmaya elverişlilik ve ilgili hukuki konu şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Deepfake bir adaya yönelikse kişinin şeref ve saygınlığı, sesi, görüntüsü ve diğer kişilik değerleri bakımından TMK m. 24-25 kapsamında hukuki koruma; şartları varsa TBK m. 58 kapsamında manevi tazminat da gündeme gelebilir.
Ayrıca seçim kampanyalarında kullanılan yüz, görüntü, ses ve seçmen verileri kişisel veri hukuku bakımından bağımsız olarak değerlendirilmelidir. KVKK’nın hem Deepfake Bilgi Notu hem de Seçim Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunması Rehberi yayımlamış olması, bu iki alanın giderek daha fazla kesiştiğini göstermektedir.
Seçim döneminde deepfake mağduriyetlerinde en önemli meselelerden biri ise hızdır. Seçimden bir gün önce milyonlarca kişiye ulaşan sahte videonun haftalar sonra deepfake olduğunun mahkemece tespit edilmesi, seçim sürecinde ortaya çıkan etkiyi tamamen geri çeviremeyebilir.
Bu nedenle siyasi deepfake olaylarında delillerin hızla korunması, teknik doğrulama yapılması, ilgili platformlara bildirimde bulunulması ve seçim hukuku, ceza hukuku ile kişilik hakkı koruma yollarının eş zamanlı değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Yapay zekâ çağında seçim hukukunun önündeki temel soru artık yalnızca;
“Propaganda hukuka uygun mu?”
değildir.
Aynı zamanda;
“Seçmenin izlediği görüntü gerçekten yaşanmış bir siyasi olay mı, yoksa seçmen iradesini etkilemek amacıyla üretilmiş yapay bir gerçeklik mi?”
sorusuna da cevap verilmesi gerekmektedir.