Hukuk Makaleleri

Deepfake ve Özel Hayatın Gizliliği: Yapay Zekâ ile Oluşturulan Sahte Görüntü ve Seslerin Hukuki Sonuçları

Bir kişinin sosyal medya hesabındaki birkaç fotoğrafının alınarak cinsel içerikli sahte bir videoya dönüştürüldüğünü düşünelim. Görüntü gerçekte yaşanmamış bir olaya ait olmasına rağmen videoyu izleyen kişiler bunun gerçek olduğuna inanabilir.

Başka bir olayda ise kişinin gerçek özel görüntüsü ele geçirilmiş, yapay zekâ kullanılarak değiştirilmiş ve daha sonra sosyal medyada yayımlanmış olabilir.

Her iki durumda da deepfake teknolojisi kullanılmasına rağmen hukuki değerlendirme aynı değildir.

Özellikle deepfake ve özel hayatın gizliliği arasındaki ilişki, yapay zekânın yaygınlaşmasıyla birlikte ceza hukuku, kişilik hakları ve kişisel verilerin korunması hukuku bakımından önemli bir tartışma alanı hâline gelmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 20. maddesi herkesin özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğunu ve özel hayatın gizliliğine dokunulamayacağını kabul etmektedir. Türk Ceza Kanunu’nun 134. maddesi ise özel hayatın gizliliğinin ihlalini ayrıca suç olarak düzenlemektedir.

Peki deepfake özel hayatın gizliliğini ihlal eder mi? Yapay zekâ ile sahte cinsel görüntü oluşturmak suç mudur? Gerçek olmayan bir görüntü TCK m. 134 kapsamına girer mi? Deepfake video sosyal medyada yayımlanırsa nasıl kaldırılır?

Bu soruların cevabı deepfake içeriğin nasıl oluşturulduğuna, gerçek özel hayat verilerinin kullanılıp kullanılmadığına, içeriğin yayımlanıp yayımlanmadığına ve mağdurla nasıl ilişkilendirildiğine göre değişmektedir.

Deepfake Nedir?

Deepfake, yapay zekâ ve derin öğrenme teknolojileri kullanılarak gerçek kişilerin görüntü, yüz, ses veya hareketlerinin değiştirilmesi ya da taklit edilmesi sonucunda gerçekmiş izlenimi veren yapay içeriklerin oluşturulmasıdır.

Kişisel Verileri Koruma Kurumu da deepfake teknolojisine ilişkin özel bir bilgi notu yayımlamış; deepfake’in kişisel veriler açısından oluşturduğu tehditleri, nasıl tespit edilebileceğini ve bireyler ile kurumların alabileceği önlemleri ayrıca ele almıştır.

Deepfake teknolojisiyle kişinin;

  • yüzü başka bir kişinin bedenine yerleştirilebilir,
  • sesi klonlanabilir,
  • hiç söylemediği sözler söyletilebilir,
  • bulunmadığı bir ortamda bulunmuş gibi gösterilebilir,
  • cinsel veya mahrem görüntüleri oluşturulabilir,
  • başka bir kişiyle ilişki yaşıyormuş gibi görüntüler hazırlanabilir.

Deepfake teknolojisinin kendisi her durumda hukuka aykırı değildir. Sinema, eğitim, sanat veya kişinin rızasıyla yapılan uygulamalarda hukuka uygun kullanım mümkündür.

Hukuki sorun, gerçek kişinin kimliğinin veya kişisel verilerinin rızası dışında ve özel hayatını ihlal edecek biçimde kullanılmasıyla ortaya çıkmaktadır.

Özel Hayatın Gizliliği Nedir?

Özel hayat, kişinin yalnızca evinde veya kapalı bir mekânda gerçekleştirdiği faaliyetlerden ibaret değildir.

Kişinin;

  • aile hayatı,
  • duygusal ilişkileri,
  • cinsel yaşamı,
  • mahrem görüntüleri,
  • özel görüşmeleri,
  • sağlık durumu,
  • kişisel tercihleri,
  • üçüncü kişilerden gizli tutmak istediği yaşam alanı

özel hayatın kapsamına girebilir.

Anayasal korumanın temel amacı, bireyin hayatının başkalarının müdahalesinden uzak kalmasını istediği alan üzerinde belirli bir kontrol sahibi olabilmesidir. Anayasa’nın 20. maddesi özel hayat ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkını güvence altına almaktadır.

Deepfake teknolojisinin özel hayat bakımından tehlikesi ise kişinin gerçek mahrem alanına ilişkin verilerin ele geçirilmesinin yanında, gerçekte hiç yaşanmamış bir özel hayat görüntüsünün de üretilebilmesini mümkün hâle getirmesidir.

Deepfake Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Eder mi?

Deepfake içeriğin özel hayatın gizliliğini ihlal edip etmediği her olayda ayrıca değerlendirilmelidir.

Özellikle iki farklı durum birbirinden ayrılmalıdır:

Birincisi, kişinin gerçek özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerin elde edilerek yapay zekâ ile değiştirilmesi ve kullanılmasıdır.

İkincisi, kişinin gerçek bir özel hayat görüntüsü bulunmaksızın tamamen yapay şekilde mahrem veya cinsel içerik oluşturulmasıdır.

Bu ayrım özellikle ceza hukuku bakımından önemlidir.

Gerçek özel hayat görüntüsünün hukuka aykırı biçimde ele geçirilmesi veya ifşa edilmesi TCK m. 134 bakımından daha doğrudan değerlendirilebilir. Nitekim güncel Yargıtay uygulamasında da özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin hukuka aykırı ifşası TCK m. 134/2 kapsamında incelenmektedir.

Buna karşılık tamamen sentetik olarak oluşturulan ve gerçekte hiç yaşanmamış bir olayın görüntüsünün TCK m. 134 kapsamında değerlendirilmesi otomatik değildir.

Ancak bu durum yapay deepfake içeriğin hukuken serbest olduğu anlamına gelmez.

İçeriğin niteliğine göre;

  • kişilik hakkının ihlali,
  • hakaret,
  • şantaj,
  • kişisel verilerin hukuka aykırı kullanılması,
  • maddi ve manevi tazminat

gibi farklı hukuki sorumluluklar gündeme gelebilir.

Gerçek Mahrem Görüntünün Deepfake ile Değiştirilmesi

Örneğin kişinin gerçek bir özel görüntüsünün hukuka aykırı şekilde elde edildiğini düşünelim.

Fail bu görüntüyü yapay zekâ kullanarak değiştiriyor ve daha sonra sosyal medyada yayımlıyor.

Burada videonun üzerinde yapay zekâ ile değişiklik yapılmış olması, görüntünün kaynağındaki gerçek özel hayat unsurunu ortadan kaldırmaz.

Somut olayın şartlarına göre hem görüntünün nasıl elde edildiği hem de sonradan nasıl kullanıldığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Özellikle gerçek özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin hukuka aykırı biçimde ifşa edilmesi TCK m. 134/2 kapsamında cezai sorumluluk doğurabilir. UYAP’ta yayımlanan güncel yargı kararlarında da özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin hukuka aykırı ifşası nedeniyle TCK m. 134/2 kapsamında mahkûmiyet değerlendirmeleri bulunmaktadır.

Tamamen Yapay Cinsel Deepfake Özel Hayat Suçu Oluşturur mu?

Uygulamada en çok tartışılan meselelerden biri budur.

Örneğin mağdurun Instagram hesabındaki normal fotoğrafları alınarak yüzü pornografik bir videoya yerleştirilebilir.

Mağdur gerçekte o videoda hiç bulunmamıştır.

Bu durumda ortaya çıkan içerik kişinin gerçek özel hayatına ait bir görüntü değildir.

Bu nedenle tamamen sentetik görüntünün her durumda doğrudan TCK m. 134/2 kapsamında “özel hayata ilişkin görüntünün ifşası” olduğu sonucuna varmak ceza hukukundaki kanunilik ilkesi bakımından ihtiyatla değerlendirilmelidir.

Ancak görüntünün tamamen sahte olması mağdurun hukuken korunamayacağı anlamına gelmez.

Çünkü kişinin yüzü ve kimliği kullanılarak ona gerçekte yaşamadığı cinsel bir davranış isnat edilmektedir.

Somut olayın niteliğine göre;

  • kişilik hakkının ağır biçimde ihlali,
  • hakaret,
  • şantaj,
  • kişisel verilerin hukuka aykırı kullanılması

gündeme gelebilir.

Özellikle fail;

“Bu videoyu ailene gönderirim.”

“Para ödemezsen internete yüklerim.”

şeklinde tehditte bulunuyorsa TCK m. 107 kapsamındaki şantaj suçu ayrıca değerlendirilmelidir.

Dolayısıyla “video sahte olduğu için suç değildir” şeklindeki yaklaşım hukuken doğru değildir.

Deepfake ve TCK m. 134 Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu

Türk Ceza Kanunu’nun 134. maddesi özel hayatın gizliliğine yönelik müdahaleleri cezalandırmaktadır.

Maddenin birinci fıkrasında kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kişinin bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı düzenlenmiştir.

Özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin hukuka aykırı şekilde ifşa edilmesi ise maddenin ikinci fıkrasında ayrıca düzenlenmektedir. Güncel uygulamada bu fiiller TCK m. 134/2 kapsamında değerlendirilmektedir.

Deepfake olayında TCK m. 134 uygulanırken özellikle şu sorular önem taşır:

  • Kullanılan görüntü veya ses gerçek bir özel hayat kaydı mıdır?
  • Görüntü nasıl elde edilmiştir?
  • Mağdurun rızası var mıdır?
  • İçerik üçüncü kişilere açıklanmış mıdır?
  • Sosyal medyada yayımlanmış mıdır?
  • Gerçek özel hayat kaydı yapay zekâ ile değiştirilmiş midir?
  • İçerik tamamen sentetik midir?

Bu soruların cevaplarına göre suç vasfı değişebilir.

Deepfake Video Yalnızca Hazırlanmışsa Özel Hayat Suçu Oluşur mu?

Deepfake içeriğin hazırlanması ile üçüncü kişilere yayımlanması birbirinden farklı eylemlerdir.

Bir kişinin özel hayatına ilişkin gerçek görüntü hukuka aykırı şekilde elde edilmişse görüntünün henüz sosyal medyada paylaşılmamış olması her türlü cezai sorumluluğu ortadan kaldırmayabilir.

Çünkü görüntünün elde edilme veya kaydedilme şekli ayrıca suç teşkil edebilir.

Buna karşılık tamamen yapay bir cinsel deepfake’in yalnızca kişinin bilgisayarında hazırlanmış ve hiçbir kişiye gönderilmemiş olması durumunda TCK m. 134’ün uygulanıp uygulanamayacağı farklı değerlendirilir.

Bu nedenle;

“Paylaşmadım, kesinlikle suç oluşmaz.”

veya

“Deepfake hazırlamak her durumda özel hayatın gizliliğini ihlal suçudur.”

şeklindeki iki genel yaklaşım da hukuken isabetli değildir.

Somut eylem incelenmelidir.

Eski Sevgilinin Fotoğraflarıyla Deepfake Oluşturulması

Eski eş veya sevgililerin fotoğraflarının kullanıldığı deepfake olayları uygulamada özellikle ağır sonuçlar doğurabilir.

Tarafların geçmişte bir ilişkisinin bulunması veya mağdurun ilişki sırasında kendi isteğiyle bazı fotoğraflar göndermiş olması, fotoğrafların daha sonra sınırsız şekilde kullanılabileceği anlamına gelmez.

Örneğin kişinin daha önce gönderdiği normal fotoğrafların;

  • çıplak deepfake görüntülerine dönüştürülmesi,
  • cinsel içerikli videolara eklenmesi,
  • başka kişilerle ilişkisi varmış gibi gösterilmesi,
  • sosyal medyada yayımlanması

kişilik hakkı ve kişisel verilerin korunması bakımından ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir.

Gerçek mahrem görüntüler de kullanılmışsa özel hayatın gizliliğinin ihlali hükümleri ayrıca daha güçlü biçimde gündeme gelebilir.

Deepfake Ses Kaydı Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Edebilir mi?

Özel hayatın gizliliği yalnızca görüntülerle ihlal edilmez.

Kişinin özel konuşmaları veya mahremiyet alanındaki ses kayıtları da korunmaktadır.

Örneğin kişinin sevgilisiyle yaptığı özel konuşmanın gizlice kaydedildiğini ve yapay zekâ kullanılarak içeriğinin değiştirildiğini düşünelim.

Gerçek özel konuşmanın hukuka aykırı şekilde kaydedilmesi, kullanılması veya yayımlanması ayrı ceza hükümlerini gündeme getirebilir.

Olayın niteliğine göre TCK m. 133’te düzenlenen kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, TCK m. 134’teki özel hayatın gizliliğinin ihlali veya kişisel verilere ilişkin hükümler değerlendirilebilir.

Bu nedenle deepfake ses dosyalarında yalnızca yapay sesin kendisine değil, yapay zekâyı eğitmek için kullanılan gerçek ses kayıtlarının nereden elde edildiğine de bakılmalıdır.

Deepfake İçeriğin Sosyal Medyada Yayılması

Deepfake içerik Instagram, TikTok, X, YouTube, Facebook, Telegram veya başka internet platformlarında yayımlandığında mağduriyet çok hızlı biçimde büyüyebilir.

Özellikle cinsel veya mahrem deepfake içeriklerin birkaç saat içerisinde farklı hesaplara kopyalanması mümkündür.

Bu noktada mağdur açısından iki hedef ortaya çıkar:

İçeriğin yayılmasının durdurulması ve failin hukuki sorumluluğunun belirlenmesi.

Bu iki süreç birbirinden farklıdır.

Savcılığa suç duyurusunda bulunulması, deepfake videonun sosyal medyadan otomatik olarak kaldırılması anlamına gelmez.

Bu nedenle kaldırma ve erişim engelleme yolları ayrıca değerlendirilmelidir.

Özel Hayatı İhlal Eden Deepfake İçin 5651 m. 9/A Başvurusu

İnternet ortamındaki yayın nedeniyle özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini ileri süren kişiler bakımından 5651 sayılı Kanun’un 9/A maddesinde özel bir başvuru mekanizması bulunmaktadır.

BTK’nın güncel bilgilendirmesinde de özel hayatın gizliliğinin ihlaline yönelik bireysel başvuru yolunun 5651 sayılı Kanun m. 9/A kapsamında düzenlendiği belirtilmektedir.

Bu mekanizma özellikle gerçek özel hayat verilerinin yayımlandığı deepfake olaylarında önem taşıyabilir.

Başvurunun değerlendirilmesinde içeriğin gerçekten özel hayatın gizliliğine ilişkin olup olmadığı önemlidir.

Dolayısıyla örneğin kişinin ticari itibarı hakkında hazırlanmış sahte video ile cinsel mahremiyetine ilişkin deepfake içerik aynı yöntemle değerlendirilmemelidir.

5651 m. 9/A Başvurusunda URL Neden Önemlidir?

Özel hayatın gizliliğine yönelik internet başvurularında ihlale neden olan içeriğin yer aldığı tam URL adresinin belirlenmesi önem taşır.

BTK’nın m. 9/A başvurusuna ilişkin bilgilendirmeleri de başvurunun ihlale neden olan internet yayınıyla ilişkilendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Bu nedenle deepfake mağduru yalnızca ekran görüntüsü almakla yetinmemelidir.

Mümkünse;

  • paylaşım URL’si,
  • kullanıcı adı,
  • profil bağlantısı,
  • paylaşım tarihi,
  • video bağlantısı

ayrı ayrı kaydedilmelidir.

Eski 5651 m. 9 ile 9/A Birbirine Karıştırılmamalıdır

İnternette eski tarihli birçok yazıda kişilik hakkı ihlal edildiğinde 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesine göre sulh ceza hâkimliğinden erişimin engellenmesi talep edilebileceği yazmaktadır.

Ancak eski genel kişilik hakkı mekanizması Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında yürürlükten kalkmıştır.

Buna karşılık 5651 m. 9/A özel hayatın gizliliğinin ihlaline ilişkin ayrı bir düzenleme olarak uygulanmaya devam etmektedir. BTK’nın güncel internet hukuku sayfalarında da m. 9/A kapsamındaki özel hayat başvurusu hâlen ayrı bir başvuru yolu olarak gösterilmektedir.

Bu nedenle deepfake içeriğin hukuki niteliğini doğru belirlemek başvuru yolunun seçimi açısından son derece önemlidir.

Deepfake ve Kişilik Haklarının Korunması

Bir deepfake içeriğin TCK m. 134 kapsamında suç oluşturmadığı sonucuna varılması, özel hukuk bakımından hukuka uygun olduğu anlamına gelmez.

Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve 25. maddeleri kişilik hakkına yönelik hukuka aykırı saldırılara karşı koruma sağlamaktadır. Yargı uygulamasında da bu maddeler kişinin kişilik değerlerine yönelik saldırılar karşısındaki temel hukuki koruma hükümleri olarak uygulanmaktadır.

Örneğin tamamen yapay olarak hazırlanmış cinsel deepfake görüntünün TCK m. 134 kapsamında tartışmalı olması mümkündür.

Ancak kişinin;

  • görüntüsü,
  • şeref ve saygınlığı,
  • özel alanı,
  • sosyal itibarı,
  • manevi bütünlüğü

üzerindeki saldırı nedeniyle TMK kapsamında koruma talep edilmesi mümkündür.

Somut olayın şartlarına göre saldırının önlenmesi, durdurulması ve hukuka aykırılığın tespiti gibi talepler gündeme gelebilir.

Deepfake İçerik İçin İhtiyati Tedbir Talep Edilebilir mi?

Deepfake içeriklerin internet ortamında yayılma hızı nedeniyle normal yargılama sürecinin sonucunu beklemek mağdur açısından yeterli olmayabilir.

Örneğin cinsel içerikli deepfake video her saat yüzlerce yeni hesaba dağılıyorsa, karar aylar sonra verildiğinde meydana gelen zarar çok daha ağır hâle gelebilir.

Bu nedenle şartları varsa hukuk mahkemesinden ihtiyati tedbir talep edilmesi değerlendirilebilir.

Tedbir talebinde özellikle;

  • içeriğin açıkça mağdurla ilişkilendirilmesi,
  • özel hayat veya kişilik hakkına yönelik saldırının ağırlığı,
  • yayılımın devam etmesi,
  • gecikmenin doğuracağı zarar

somutlaştırılmalıdır.

Deepfake ve Kişisel Verilerin Korunması

Deepfake özel hayat ihlallerinde başka önemli bir alan da kişisel verilerin korunması hukukudur.

Deepfake oluşturmak için çoğu zaman gerçek kişiye ait;

  • fotoğraf,
  • yüz görüntüsü,
  • video,
  • ses kaydı

kullanılmaktadır.

KVKK, Deepfake Bilgi Notu’nda bu teknolojiyi doğrudan kişisel verilerin korunması perspektifinden ele almakta ve deepfake teknolojisinin bireyler bakımından meydana getirdiği risklere dikkat çekmektedir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu da belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin bilgilerin işlenmesini belirli şartlara bağlamakta; biyometrik veriler dâhil bazı veri kategorilerini özel nitelikli kişisel veri olarak düzenlemektedir.

Ancak her yüz fotoğrafının veya her ses kaydının otomatik olarak biyometrik veri olduğu söylenemez.

Biyometrik veri bakımından verinin kişiyi benzersiz biçimde tanımlamak veya doğrulamak amacıyla özel teknik işlemden geçirilmesi önem taşır.

Deepfake Nedeniyle Manevi Tazminat Talep Edilebilir mi?

Evet.

Deepfake içerik nedeniyle kişinin mahremiyeti ve kişilik hakkı ihlal edilmişse şartları bulunması hâlinde manevi tazminat talep edilebilir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören kişiye uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat talep etme imkânı vermektedir.

Özellikle;

  • cinsel deepfake görüntünün yayılması,
  • aile hayatının zarar görmesi,
  • kişinin sosyal çevresinde küçük düşürülmesi,
  • mahrem bilgilerinin açıklanması,
  • özel görüntülerin manipüle edilerek yayımlanması

manevi tazminat bakımından önem taşıyabilir.

Tazminat miktarı sabit değildir.

Mahkeme ihlalin ağırlığını, içeriğin yayılma alanını, mağdur üzerindeki etkilerini ve olayın diğer özelliklerini dikkate alır.

Deepfake Nedeniyle Maddi Tazminat da İstenebilir mi?

Deepfake özel hayat ihlali bazen doğrudan ekonomik zarar da doğurabilir.

Örneğin cinsel içerikli sahte görüntü nedeniyle kişinin iş sözleşmesi sona ermiş, reklam anlaşmaları iptal edilmiş veya müşterileri kaybedilmiş olabilir.

Ekonomik zarar somut biçimde ispatlanabiliyor ve deepfake eylemiyle zarar arasında uygun illiyet bağı kurulabiliyorsa maddi tazminat talebi de değerlendirilebilir.

Bu nedenle mağdur yalnızca görüntüyü değil;

  • işveren yazışmalarını,
  • sözleşme fesihlerini,
  • müşteri mesajlarını,
  • gelir kaybını gösteren kayıtları

da muhafaza etmelidir.

Deepfake Özel Hayat İhlali Mağduru Ne Yapmalıdır?

Deepfake mağduriyetinde en önemli hususlardan biri delilleri kaybetmeden hızlı hareket etmektir.

Mağdur mümkünse şu verileri muhafaza etmelidir:

  • deepfake video veya ses dosyasının orijinali,
  • paylaşımın tam URL adresi,
  • kullanıcı adı ve profil bağlantısı,
  • paylaşım tarihi ve saati,
  • görüntülenme ve yeniden paylaşım bilgileri,
  • mesajlaşmalar,
  • tehdit ve şantaj mesajları,
  • varsa para istenen IBAN veya ödeme bilgileri.

İçeriğin önce delillendirilmesi, sonrasında platformdan kaldırma ve hukuki başvuru süreçlerinin mümkün olduğunca hızlı yürütülmesi önemlidir.

Özellikle özel hayat ihlali söz konusuysa 5651 m. 9/A kapsamında BTK tarafından sunulan özel başvuru yolunun değerlendirilmesi mümkündür.

Deepfake Olduğu Nasıl İspatlanır?

Deepfake uyuşmazlığında kişinin;

“Videodaki kişi bana benziyor ancak görüntü gerçek değil.”

şeklindeki açıklaması çoğu zaman teknik incelemeyle desteklenebilir.

Gerekli hâllerde video veya ses üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılabilir.

İncelemede;

  • yüz hareketleri,
  • görüntü ve ses uyumu,
  • görüntü işleme izleri,
  • ışık ve gölge farklılıkları,
  • ses özellikleri,
  • dosya metadata bilgileri,
  • oluşturulma ve değiştirilme kayıtları

incelenebilir.

KVKK’nın Deepfake Bilgi Notu da deepfake içeriklerin tespit edilmesine ilişkin teknik ve pratik hususları ayrıca ele almaktadır.

Bu nedenle mağdurun mümkünse orijinal dosyayı değiştirmeden muhafaza etmesi önemlidir.

Deepfake İçeriği Hazırlayan Kişinin Kimliği Bilinmiyorsa Ne Yapılmalıdır?

Deepfake içerikler çoğu zaman sahte sosyal medya hesaplarından yayımlanmaktadır.

Failin isminin bilinmemesi şikâyet hakkını ortadan kaldırmaz.

Suç oluşturduğu düşünülen olaylarda failin tespiti amacıyla Cumhuriyet başsavcılığına başvurulabilir.

Soruşturmanın özelliklerine göre;

  • sosyal medya hesapları,
  • telefon numaraları,
  • IP ve bağlantı verileri,
  • e-posta bilgileri,
  • para transferleri,
  • kullanılan cihazlar

üzerinden araştırma yapılabilir.

Ancak özellikle yurt dışındaki sosyal medya platformları ve anonimleştirme yöntemlerinin kullanıldığı olaylarda failin tespiti teknik açıdan daha güç olabilir.

Sık Sorulan Sorular

Deepfake özel hayatın gizliliğini ihlal eder mi?

Deepfake içerikte gerçek özel hayat görüntüsü veya sesi hukuka aykırı şekilde kullanılmışsa TCK m. 134 dâhil özel hayatın korunmasına ilişkin hükümler gündeme gelebilir. Tamamen sentetik içeriklerde ise TCK m. 134’ün uygulanması otomatik değildir; kişilik hakkı, hakaret, şantaj ve kişisel veri hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Deepfake cinsel video yapmak suç mudur?

Olayın özelliklerine göre suç oluşturabilir. Gerçek mahrem görüntüler kullanılmışsa özel hayatın gizliliğini ihlal; görüntüyle para istenmişse şantaj; kişinin şeref ve saygınlığı hedef alınmışsa hakaret ve diğer hükümler gündeme gelebilir.

Tamamen sahte çıplak görüntü TCK m. 134 kapsamına girer mi?

Tamamen sentetik ve gerçekte yaşanmamış görüntünün TCK m. 134 kapsamında değerlendirilmesi otomatik değildir. Ceza hukukunda suçun kanuni unsurlarının somut olayda gerçekleşmesi gerekir. Bununla birlikte böyle bir içerik ağır bir kişilik hakkı ihlali oluşturabilir ve başka ceza hükümlerinin uygulanmasına neden olabilir.

Gerçek özel görüntü deepfake ile değiştirilerek yayımlanırsa suç olur mu?

Gerçek özel hayat görüntüsünün hukuka aykırı biçimde elde edilmesi veya ifşa edilmesi TCK m. 134 bakımından cezai sorumluluk doğurabilir. Görüntünün sonradan yapay zekâ ile değiştirilmesi bu değerlendirmeyi kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Deepfake video için erişim engeli alınabilir mi?

İçerik internet ortamında özel hayatın gizliliğini ihlal ediyorsa 5651 sayılı Kanun m. 9/A kapsamındaki özel başvuru mekanizması değerlendirilebilir. BTK bu başvuru yolunu güncel olarak sunmaktadır.

5651 m. 9/A deepfake içeriklere uygulanabilir mi?

Deepfake yayını özel hayatın gizliliğini ihlal ediyorsa uygulanması gündeme gelebilir. Ancak her deepfake içeriğin özel hayat ihlali oluşturduğu söylenemez. İçeriğin mahremiyet alanıyla bağlantısı somut olarak değerlendirilmelidir.

Deepfake nedeniyle manevi tazminat istenebilir mi?

Evet. Kişilik hakkının zedelenmesinden manevi zarar doğmuşsa TBK m. 58 kapsamında manevi tazminat talep edilebilir.

Deepfake görüntü sosyal medyadan kaldırılmışsa dava açılabilir mi?

İçeriğin kaldırılması, daha önce gerçekleşen kişilik hakkı veya özel hayat ihlalinin sonuçlarını otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Şartları varsa kişilik hakkının korunması ve tazminat yolları ayrıca değerlendirilebilir.

Sonuç: Deepfake ile Özel Hayat İhlalinde İçeriğin Nasıl Üretildiği Belirleyicidir

Deepfake teknolojisi özel hayatın korunması bakımından klasik ihlallerden farklı ve daha karmaşık bir hukuki alan ortaya çıkarmaktadır.

Geçmişte özel hayatın gizliliği bakımından temel sorun gerçek mahrem görüntünün gizlice kaydedilmesi veya yayımlanmasıyken bugün yapay zekâ sayesinde gerçekte hiç yaşanmamış mahrem görüntülerin dahi gerçekmiş gibi üretilebilmesi mümkündür. KVKK da deepfake teknolojisinin kişisel veriler ve bireylerin hakları açısından oluşturduğu risklere özel olarak dikkat çekmektedir.

Bu nedenle deepfake olaylarında öncelikle gerçek özel hayat verisi ile tamamen sentetik içerik birbirinden ayrılmalıdır.

Kişinin gerçek özel hayatına ilişkin görüntü veya sesler hukuka aykırı şekilde elde edilmiş, kullanılmış veya yayımlanmışsa TCK m. 134 kapsamındaki özel hayatın gizliliğini ihlal suçu güçlü biçimde gündeme gelebilir.

Buna karşılık kişinin gerçekte hiç bulunmadığı cinsel veya mahrem bir sahnenin tamamen yapay zekâ ile oluşturulması durumunda TCK m. 134’ün uygulanacağı peşinen kabul edilmemelidir. Bununla birlikte sahte içeriğin kişinin yüzü ve kimliğiyle ilişkilendirilmesi; kişilik hakkı ihlali, hakaret, şantaj, kişisel veri ihlali ve maddi-manevi tazminat gibi ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir.

İçerik sosyal medyada yayımlanmış ve özel hayatın gizliliğini ihlal ediyorsa 5651 sayılı Kanun m. 9/A kapsamındaki başvuru yolu ayrıca değerlendirilmelidir. BTK’nın güncel uygulamasında bu mekanizma özel hayatın gizliliğine yönelik internet yayınları bakımından kullanılmaya devam etmektedir.

Deepfake mağdurunun ise öncelikle video veya ses dosyasını, URL adreslerini, hesap bilgilerini ve mesajlaşmaları delil olarak koruması; ardından içeriğin niteliğine göre erişimin engellenmesi, kişilik hakkının korunması, ihtiyati tedbir, ceza soruşturması, kişisel veri başvuruları ve maddi-manevi tazminat yollarını birlikte değerlendirmesi önem taşımaktadır.

Özellikle cinsel içerikli deepfake veya gerçek mahrem görüntülerin manipüle edilerek yayımlandığı olaylarda hızlı hukuki müdahale, içeriğin daha fazla yayılmasını ve mağduriyetin büyümesini önlemek açısından büyük önem taşımaktadır.

Yeni yazılardan haberdar olun

Hukuk alanındaki yeni yazılarımızı e-posta ile alın. Dilediğiniz zaman tek tıkla ayrılabilirsiniz.

Call Now Button

Çerez tercihleri