12. Yargı Paketi Neleri Değiştirdi? Avukatlar ve Vatandaşlar İçin Yeni Dönem
12. Yargı Paketi Nedir?
Kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 16 Temmuz 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmiş ve 31 Temmuz 2026 tarihli, 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
- Yargı Paketi yalnızca tek bir hukuk alanını ilgilendiren sınırlı bir değişiklik değildir. İcra ve iflas hukukundan hukuk yargılamasına, ceza hukukundan idari yargıya, kanuni faizden tazminat hesaplamalarına, HAGB sisteminden dolandırıcılık suçlarına kadar oldukça geniş bir alanda önemli değişiklikler yapılmıştır.
Özellikle avukatlar açısından dava türünün doğru belirlenmesi, talep miktarının artırılması, zamanaşımı, kanun yolları ve geçiş hükümleri bakımından yeni sistemin dikkatle incelenmesi gerekir. Vatandaşlar açısından ise devam eden davaların yeni düzenlemelerden etkilenip etkilenmeyeceği, kesinleşmiş ceza dosyalarının yeniden ele alınıp alınamayacağı ve yeni kanunun hangi tarihten itibaren uygulanacağı kritik öneme sahiptir.
Kanunun en önemli özelliklerinden biri de bazı hükümlerin yalnızca gelecekte açılacak davalar veya meydana gelecek olaylar bakımından uygulanması, bazı hükümlerin ise hâlihazırda kanun yolu veya infaz aşamasında bulunan dosyalara da etki edebilmesidir.
Bu nedenle “12. Yargı Paketi çıktı, bütün dosyalara uygulanır” şeklinde genel bir değerlendirme hukuken doğru değildir. Her somut dosyada düzenlemenin yürürlük ve geçiş hükümlerinin ayrıca incelenmesi gerekir.
1. Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı
- Yargı Paketi’nin hukuk yargılamasında meydana getirdiği en önemli değişikliklerden biri Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davasının yürürlükten kaldırılmasıdır. 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle HMK m.107 yürürlükten kaldırılmıştır.
Belirsiz alacak davası özellikle işçilik alacakları, trafik kazalarından doğan tazminatlar, maluliyet zararları, destekten yoksun kalma tazminatı ve miktarının dava başlangıcında kesin olarak belirlenemediği çeşitli alacak davalarında yoğun biçimde uygulanmaktaydı.
Yeni sistemde, 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra açılacak davalarda HMK m.107’ye dayalı klasik anlamda belirsiz alacak davası açılamayacaktır.
Ancak burada önemli bir geçiş hükmü bulunmaktadır. Kanun açıkça, HMK m.107’nin yürürlükten kaldırılmasından önce açılmış davalarda eski hükmün uygulanmaya devam edeceğini düzenlemektedir. Dolayısıyla 31 Temmuz 2026 tarihinden önce usulüne uygun olarak açılmış bir belirsiz alacak davası sırf yeni kanun yürürlüğe girdi diye hukuki niteliğini kaybetmeyecektir.
Bu ayrım, hâlihazırda devam eden binlerce iş, tazminat ve alacak davası bakımından son derece önemlidir.
2. Kısmi Davada Talep Artırımı İçin Yeni Sistem Getirildi
Belirsiz alacak davasının kaldırılması tek başına değerlendirilmemelidir. Aynı kanunla HMK m.109’a yeni bir hüküm eklenerek kısmi dava bakımından önemli bir talep artırım mekanizması oluşturulmuştur.
Yeni düzenlemeye göre alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği durumlarda davacı, aynı dava içerisinde bir defaya mahsus olmak üzere ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, tahkikat sona erinceye kadar talebini artırabilecektir.
Daha da önemlisi, artırılan miktar bakımından zamanaşımının dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılması kabul edilmiştir.
Bu düzenleme uygulamada büyük önem taşımaktadır.
Örneğin trafik kazasından kaynaklanan bir maluliyet tazminatı davasında gerçek zarar bilirkişi raporu alınmadan kesin biçimde hesaplanamıyorsa davacı başlangıçta alacağın bir kısmını dava edebilecek, zarar miktarı ortaya çıktıktan sonra tahkikat bitmeden talebini bir defa artırabilecektir.
Üstelik artırılan kısım bakımından zamanaşımının talep artırım tarihinde değil, ilk dava tarihinde kesilmiş sayılması, davacı açısından ciddi bir hukuki güvence yaratmaktadır.
Bu yönüyle 12. Yargı Paketi, belirsiz alacak davasını kaldırırken onun uygulamada karşıladığı ihtiyacın önemli bir bölümünü kısmi dava üzerinden yeniden şekillendirmiştir.
Bununla birlikte yeni sistemde talep artırımının bir defaya mahsus olması, dava stratejisinin daha dikkatli kurulmasını zorunlu hale getirmektedir. Bilirkişi raporu, kusur durumu, maluliyet oranı, ücret veya kazanç verileri tam olarak değerlendirilmeden yapılacak erken bir talep artırımı ilerleyen aşamalarda sorun yaratabilir.
3. Hukuk Davalarında Duruşmalar Arasında En Fazla Üç Ay Olabilecek
Yargılamaların uzun sürmesinin temel nedenlerinden biri duruşmalar arasına uzun süreler verilmesidir.
- Yargı Paketi ile HMK m.147’ye eklenen yeni hükme göre, kural olarak duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamayacaktır.
Ancak bilirkişi incelemesinin uzun sürmesi, istinabe yoluyla işlem yapılması veya işin niteliğinden kaynaklanan başka zorunlu durumların bulunması halinde hâkim gerekçesini göstermek suretiyle daha uzun bir süre belirleyebilecektir.
Düzenlemenin temel amacı hukuk davalarının gereksiz şekilde uzamasının önüne geçilmesidir.
Yeni kuralın uygulamada etkin uygulanması halinde özellikle iş mahkemeleri, tüketici mahkemeleri, asliye hukuk mahkemeleri, ticaret mahkemeleri ve aile mahkemelerinde uzun duruşma aralıklarının azalması beklenebilir.
Ancak kanun üç aylık süreye mutlak nitelik vermemiştir. Bu nedenle bilirkişi incelemesi veya başka zorunlu usul işlemleri bulunması halinde üç aydan daha uzun duruşma günü verilebilmesi mümkündür. Hâkimin böyle bir durumda gerekçesini göstermesi gerekecektir.
4. E-Duruşmalarda Islak İmza Sorunu Azaltılıyor
- Yargı Paketi, ses ve görüntü nakli yoluyla gerçekleştirilen duruşmalara, yani uygulamada e-duruşma olarak adlandırılan sisteme ilişkin de değişiklik getirmiştir.
Ses ve görüntü nakli yoluyla bulunduğu yerden duruşmaya katılan kişiler bakımından bazı istisnalar dışında elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.
Ancak ikrar, yemin, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ve sulh gibi tarafın doğrudan iradesini ve önemli hukuki sonuçları ilgilendiren işlemler bu kolaylaştırmanın dışında tutulmuştur.
Söz konusu düzenleme, Kanun’un yayımlanmasından üç ay sonra yürürlüğe girecektir. Kanun 31 Temmuz 2026 tarihinde yayımlandığı için bu hüküm bakımından üç aylık özel yürürlük süresi bulunmaktadır.
Dijital yargılama uygulamalarının yaygınlaşması bakımından bu değişiklik önemli bir adım olarak değerlendirilebilir.
5. Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılmasında Kanun Yolları Değişti
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki bir başka önemli değişiklik, davaların birleştirilmesi ve ayrılmasına ilişkin kararlara karşı başvurulabilecek kanun yollarıdır.
Yeni düzenlemeye göre aynı yargı çevresinde bulunan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülen davalar hakkında verilen birleştirme kararlarına karşı sadece istinaf yoluna başvurulabilecektir.
İlk derece mahkemelerinin ayırma kararlarına karşı istinaf; bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararlarına karşı ise temyiz yoluna ancak hükümle birlikte başvurulabilecektir.
Ayrıca bu hususlar tek başına bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılması veya Yargıtay’da bozma sebebi teşkil etmeyecektir.
Bu düzenleme özellikle aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan ve farklı mahkemelerde görülmekte olan bağlantılı davaların yönetimi bakımından önem taşımaktadır.
6. İstinaf Kararlarının Temyiz Edilebilirliği Yeniden Düzenlendi
- Yargı Paketi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun temyize ilişkin hükümlerinde de değişiklik yapılmıştır.
Bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında karar verdiği durumlarda, kabul veya reddedilen bölümün kanunda belirtilen parasal sınırın üzerinde bulunması halinde kararın temyiz edilmesi mümkün olabilecektir.
Buna karşılık belirli parasal sınırların altında kalan kararlar ile yalnızca yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin bazı kararlar bakımından temyiz yolu kapalı olacaktır.
Dolayısıyla yeni dönemde kanun yolu dilekçesi hazırlanırken yalnızca ilk derece mahkemesinde dava değerine bakılması yeterli olmayacaktır. İlk derece kararı ile bölge adliye mahkemesinin yeniden verdiği karar arasındaki fark ve güncel parasal sınırlar da değerlendirilmelidir.
7. Miras Kalan Taşınmazların Satışında Mirasçılara Öncelik
- Yargı Paketi’nin miras hukuku ve ortaklığın giderilmesi davaları bakımından getirdiği en dikkat çekici yeniliklerden biri, miras yoluyla edinilmiş taşınmazların satış usulüne ilişkindir.
Tüm maliklerin taşınmazı miras yoluyla edindiği ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlarda ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi halinde ilk açık artırma yalnızca malik olan mirasçılar arasında yapılacaktır.
Bu özel artırma usulü bir defaya mahsus uygulanacaktır.
Mirasçılar arasında yapılacak ilk artırmada teklifin muhammen kıymetin yüzde 100’ünü ve ilgili satış giderlerini karşılayan seviyeye ulaşması gerekmektedir. İkinci artırmaya geçilmesi halinde ise genel sistemdeki yüzde 50’lik eşik uygulanacaktır.
Bu düzenleme özellikle aileden kalan taşınmazın ortaklığın giderilmesi davası sonucunda doğrudan üçüncü kişilere satılmasının önlenmesi açısından önemlidir.
Yeni sistem mirasçılara, aile taşınmazının mülkiyetini kendi aralarında koruyabilmeleri için ilk satın alma fırsatını vermektedir.
Ancak bu düzenleme, yürürlük tarihinden önce ilan edilmiş açık artırmalara uygulanmayacaktır. Bu artırmalarda eski hükümler geçerliliğini koruyacaktır.
8. İhaleyi Kazanıp Bedeli Ödemeyenlere Yeni Yaptırımlar Geldi
Elektronik icra satışlarında en yüksek teklifi vererek ihaleyi kazandığı halde bedeli yatırmayan kişilerin satış süreçlerini uzatması önemli bir uygulama problemi oluşturmaktaydı.
Yeni düzenleme ile bu davranışlara karşı daha ağır sonuçlar öngörülmüştür.
En yüksek teklifi veren kişinin ihale bedelini süresinde ödememesi halinde alınan teminatın iade edilmemesi, satış masraflarının buradan karşılanması ve kalan miktarın ilgili hak sahiplerine aktarılması öngörülmektedir.
Bunun yanı sıra bedeli zamanında yatırmayan ihale alıcısına teklif ettiği bedelin yüzde 5’i oranında idari para cezası verilebilecektir.
Ortaklığın giderilmesi satışlarında bedeli ödemeyen paydaş bakımından da teminatın diğer paydaşlara dağıtılmasına yönelik özel hükümler bulunmaktadır.
Yeni sistemin amacı, ciddi satın alma iradesi bulunmadan elektronik ihaleye katılmanın ve satış sürecinin kötüye kullanılmasının önüne geçmektir.
9. Kanuni Faiz Artık TCMB Reeskont Oranına Bağlandı
- Yargı Paketi’nin ekonomik uyuşmazlıkları en fazla etkileyebilecek hükümlerinden biri kanuni faiz oranının belirlenme yönteminin değiştirilmesidir.
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1. maddesi yeniden düzenlenmiştir.
Buna göre Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu kapsamında faiz ödenmesi gereken ancak tarafların faiz oranını sözleşmeyle belirlemediği durumlarda uygulanacak kanuni faiz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık tarihinde kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde 80’i üzerinden belirlenecektir.
Ayrıca 30 Haziran tarihindeki reeskont oranının önceki yılın 31 Aralık tarihindeki orandan beş puan veya daha fazla farklı olması halinde yılın ikinci yarısında 30 Haziran tarihindeki oranın yüzde 80’i esas alınacaktır.
Bu sistem kanuni faizi sabit oran mantığından çıkararak ekonomik koşullardaki değişime daha duyarlı hale getirmektedir.
Özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde uzun yıllar süren alacak ve tazminat davalarında sabit kanuni faiz oranının alacağın gerçek ekonomik değerini yeterince koruyamadığı yönündeki tartışmalar dikkate alındığında değişiklik oldukça önemlidir.
Avukatlar açısından dava ve icra takiplerinde faiz türünün doğru belirlenmesi artık daha da kritik hale gelmiştir. Kanuni faiz, ticari temerrüt faizi, avans faizi veya taraflar arasında sözleşmeyle belirlenmiş faiz birbirinden farklı hukuki kurumlar olduğundan her somut olay ayrıca değerlendirilmelidir.
10. İş Gücü Kaybı ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatlarında Faiz Sistemi Değişti
Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesine eklenen hükümlerle çalışma gücünün azalması veya kaybedilmesi nedeniyle talep edilen tazminatlar ile destekten yoksun kalma tazminatlarında faiz hesabı yeniden düzenlenmiştir.
Zarar görenin veya ölen desteğin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminata, haksız fiilin veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten itibaren kanuni faiz uygulanacaktır.
Kazancın henüz bilinmediği gelecekteki döneme ilişkin hesaplanan tazminat kısmına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilecektir.
Aynı zamanda tahkikat başlayıncaya kadar tazminatın ifası amacıyla yapılan ödemelerin, ödeme tarihine göre belirlenen tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilmesi öngörülmüştür.
Bu düzenleme trafik kazaları, iş kazaları ve diğer bedensel zarar uyuşmazlıklarında aktüerya hesaplarını doğrudan etkileyebilecek niteliktedir.
Ancak burada çok önemli bir geçiş hükmü bulunmaktadır.
Yeni TBK m.55 hükümleri yalnızca değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından uygulanacaktır. Önceki olaylara eski hükümler uygulanmaya devam edecektir.
Dolayısıyla örneğin 2025 yılında meydana gelen bir trafik kazası nedeniyle 2027 yılında dava açılması halinde sırf dava yeni tarihte açıldığı için yeni hesap sisteminin uygulanacağı sonucuna varılamaz. Burada belirleyici olan zarar doğuran olayın tarihidir.
11. “IBAN Kiralama” ve Hesap Kullandırmada Ceza Sorumluluğu Yeniden Düzenlendi
Son yıllarda özellikle internet üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık suçlarında banka hesaplarının, kredi kartlarının, ödeme hesaplarının veya kripto varlık hesaplarının üçüncü kişilere kullandırılması çok sayıda ceza soruşturmasına konu olmaktadır.
Kamuoyunda bu durum sıklıkla “IBAN kiralama” veya “hesap kiralama” olarak adlandırılmaktadır.
- Yargı Paketi ile TCK m.158’e yeni bir fıkra eklenmiştir.
Dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirak, kişinin kendisinin veya başkasının ödeme aracını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısındaki hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi veya araçları başkasına vermesiyle sınırlı kalıyorsa verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, düzenlemenin “hesabını kullandıran herkes suçsuzdur” şeklinde yorumlanamayacağıdır.
Kanun ceza sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmamış, kişinin suça iştirakinin yalnızca hesap veya ödeme aracının kullandırılmasıyla sınırlı kaldığı belirli durumlarda cezanın yarı oranında indirilmesini kabul etmiştir.
Dolayısıyla kişinin dolandırıcılığın organizasyonuna katılıp katılmadığı, mağdurlarla iletişim kurup kurmadığı, suç gelirinden ne ölçüde pay aldığı, hesabın hangi amaçla kullanılacağını bilip bilmediği ve fiil üzerindeki hâkimiyeti somut dosyada ayrıca incelenecektir.
12. Kesinleşmiş Bazı Dolandırıcılık Dosyalarında Etkin Pişmanlık İmkânı
- Yargı Paketi’nin ceza hukuku bakımından en dikkat çekici geçiş hükümlerinden biri, yeni TCK m.158/4 kapsamına girebilecek ve dosyası infaz aşamasında bulunan bazı hükümlüler hakkındadır.
Kanunun yürürlüğe girmesinden önce dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm verilmiş, dosyası infaz aşamasına gelmiş ve hakkında TCK m.168 etkin pişmanlık hükümleri uygulanmamış kişilerden yeni m.158/4 kapsamına girenler, mahkemenin ihtarından itibaren altı ay içerisinde mağdurun zararını tamamen giderirlerse TCK m.168/2 kapsamındaki etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilecektir.
Ancak zarar tamamen giderilmeden yalnızca ödeme vaadinde bulunulması infazın otomatik biçimde durması sonucunu doğurmaz. Kanun açıkça, mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar bu hükme dayanılarak infazın ertelenmesi veya durdurulmasına karar verilemeyeceğini düzenlemektedir.
Ayrıca kanun yürürlüğe girmeden önce hüküm verilmiş ve dosyası kanun yolu aşamasında bulunan bazı sanıklar bakımından da dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesini sağlayan özel geçiş hükümleri öngörülmüştür.
Bu nedenle dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık nedeniyle hâlen cezaevinde bulunan kişiler bakımından dosyanın mutlaka somut olarak incelenmesi gerekir. Yeni hüküm her dolandırıcılık mahkûmiyetini kapsamaz; kişinin iştirak biçiminin yeni TCK m.158/4 kapsamında olup olmadığı belirleyicidir.
13. HAGB Sisteminde Önemli Değişiklikler Yapıldı
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) sistemi de 12. Yargı Paketi ile yeniden düzenlenen önemli konular arasındadır.
Yeni düzenlemeye göre yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında verilen cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis cezası ya da adli para cezası olması halinde mahkeme HAGB kararı verebilecektir.
HAGB için temel şartlar arasında;
sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması,
mahkemenin sanığın yeniden suç işlemeyeceğine ilişkin kanaate varması,
suç nedeniyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, eski hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi
bulunmaktadır.
Özellikle zarar şartının derhal yerine getirilememesi halinde yeni düzenleme önemli bir imkân tanımaktadır.
Sanık zararı hemen karşılayamıyorsa, denetim süresi içerisinde aylık taksitlerle tamamen gidermesi koşuluyla HAGB kararı verilmesi mümkündür.
Bu hüküm ekonomik nedenlerle zararı tek seferde ödeyemeyen sanıklar açısından önemli sonuçlar doğurabilir.
HAGB kararının verilmesi halinde sanık beş yıllık denetim süresine tabi olacaktır. Denetim süresi içerisinde kasıtlı yeni bir suç işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde açıklanması geri bırakılmış hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilecektir.
14. HAGB Kararlarına Karşı İstinaf Yolu
Yeni düzenlemenin HAGB bakımından en önemli değişikliklerinden biri kanun yolu sistemidir.
Kanundaki özel istisnalar saklı kalmak üzere HAGB kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilecektir.
Bölge adliye mahkemesinin kararları bakımından ise şartları varsa temyiz hükümleri uygulanacaktır. İlk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilen HAGB kararlarında da belirli şartlar altında temyiz mümkün olacaktır.
Üstelik kanun yolu incelemesi yalnızca HAGB’nin şekli koşullarına indirgenmemiş; karar ve hükmün usule ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenmesi kabul edilmiştir.
Bu değişiklik HAGB kararlarının yargısal denetiminin kapsamını güçlendiren önemli düzenlemelerden biridir.
15. Bazı Suçlarda HAGB Uygulanamayacak
Yeni düzenlemeyle HAGB’nin uygulanamayacağı bazı suç kategorileri de açıkça belirlenmiştir.
İşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele olarak kabul edilebilecek suçlarda HAGB uygulanamayacaktır.
Bu düzenleme özellikle insan haklarının korunması ve kamu görevlileri tarafından gerçekleştirilen kötü muamele iddiaları bakımından önem taşımaktadır.
16. DNA ve Genetik Verilerin Saklanmasına Yeni Sistem
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun genetik inceleme sonuçlarına ilişkin hükümleri de değiştirilmiştir.
Genetik inceleme sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılmış şekilde özel bir sisteme kaydedilecek ve bir örneği soruşturma veya kovuşturma dosyasında delil olarak saklanacaktır.
KYOK kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddedilmesi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi gibi durumlarda bilgiler derhal imha edilecektir.
Diğer durumlarda ise mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren 20 yıl sonra Cumhuriyet savcısı huzurunda yok edilmesi öngörülmektedir.
Bununla birlikte ilgili kişi, kişisel verinin saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalkması veya haklı bir nedenin bulunması halinde hâkim veya mahkemeden verilerinin silinmesini talep edebilecektir.
Düzenleme hem ceza soruşturmalarında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması hem de kişisel verilerin korunması hakkı arasında denge kurmayı amaçlayan bir yapı oluşturmaktadır.
17. Kaçak Sanık Hakkında Hangi Kararlar Verilebilecek?
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun kaçak sanıklara ilişkin hükmü de değiştirilmiştir.
Kaçak sanık hakkında kovuşturma yürütülebilecektir. Ancak sanığın daha önce sorgusu yapılmamışsa mahkûmiyet veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyecektir.
Güvenlik tedbirine karar verilmiş olması halinde kaçak sanık veya müdafii, savunma hakkını kullanmak istediğini bildirerek yargılamanın yenilenmesini talep edebilecektir.
Bu düzenleme özellikle sanığın savunma hakkı ile ceza yargılamasının sonuçlandırılması arasındaki denge bakımından önemlidir.
18. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi Genişletildi
CMK m.308 kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi de yeniden düzenlenmiştir.
Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları dışındaki kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, resen veya istem üzerine dosyanın kendisine tesliminden itibaren üç ay içerisinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilecektir.
Sanık lehine yapılacak itirazlarda süre aranmayacaktır.
Sanık veya onun adına kanun yoluna başvurma hakkı bulunan kişiler yanında katılan veya suçtan zarar gören belirli kişiler de Başsavcılıktan bu yönde istemde bulunabilecektir.
Özellikle kesinleşme sürecine yaklaşan ağır ceza dosyalarında bu olağanüstü kanun yolu mekanizmasının daha dikkatli değerlendirilmesi gerekecektir.
19. İdare Mahkemelerinde Tek Hâkimle Görülecek Davalar Genişledi
- Yargı Paketi idari yargıda da kapsamlı değişiklikler getirmiştir.
Yeni düzenlemeye göre, düzenleyici işlemlere karşı açılan davalar hariç olmak üzere konusu 2026 yılı için 486.000 TL’yi aşmayan belirli iptal ve tam yargı davaları tek hâkim tarafından görülecektir.
Ayrıca öğrencilere ilişkin bazı disiplin, sınıf geçme, not, yurt, kredi ve burs işlemleri; kamu görevlilerinin geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemleri; kamu görevlilerine verilen uyarma cezaları ve belirli meslek kuruluşu disiplin cezaları gibi dava türleri de tek hâkimle görülebilecek davalar arasına alınmıştır.
Bu değişiklikler Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılan davalar bakımından uygulanacaktır.
Dolayısıyla idari dava açılırken yalnızca dava konusu işlem değil, davanın açıldığı tarih de yeni görev ve inceleme sistemi açısından önem taşımaktadır.
20. İdari Yargıda İstinaf ve Temyiz Sistemi Yeniden Düzenlendi
Bölge idare mahkemelerinin hangi durumlarda ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak dosyayı geri gönderebileceği ayrıntılı şekilde yeniden düzenlenmiştir.
Görev, yetki, yasaklı hâkim, eksik hasım, eksik hüküm, gerekli keşif veya bilirkişi incelemesinin yapılmamış olması ve yapılması zorunlu duruşmanın gerçekleştirilmemiş olması gibi belirli durumlarda dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi mümkün olabilecektir. Bazı eksiklikleri ise bölge idare mahkemesi kendisi gidererek karar verebilecektir.
Temyiz açısından da yeni sınırlamalar getirilmiştir.
Tek hâkimle görülen davalar, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’ndan kaynaklanan bazı davalar ve yalnızca vekâlet ücreti veya yargılama giderlerine ilişkin kararlar bakımından bölge idare mahkemesi yeniden karar vermiş olsa dahi temyiz yoluna başvurulamayabilecektir.
Bu nedenle idari yargıda yeni dönemde “istinaftan sonra mutlaka Danıştay’a gidilebilir” şeklindeki genel bir kabul doğru değildir.
21. Noter Belgelerinin Mahkemelere Elektronik Gönderilmesi Kolaylaşıyor
Noterlik Kanunu’nun 55. maddesinde yapılan değişiklikle noter evraklarının mahkemeler, sulh ceza hâkimlikleri, Cumhuriyet başsavcılıkları ve yetkili resmi merciler tarafından incelenmesine ilişkin sistem yeniden düzenlenmiştir.
Onaylı noter belgesi örneği talep edildiğinde noter, belgenin aslını elektronik ortamda tarayarak güvenli elektronik imzayla imzalayabilecek ve ilgili mercie elektronik olarak iletebilecektir.
Elektronik gönderim mümkün değilse onaylı örnek fiziki olarak gönderilebilecektir.
Bu işlemler bakımından posta ve belirli yol masrafları dışında harç, vergi ve değerli kâğıt ücreti dahil ayrıca ücret alınmaması öngörülmüştür.
Düzenleme, özellikle mahkemelerin noterlerden belge celbi süreçlerini hızlandırabilecek niteliktedir.
22. Vesayet Altındaki Kişilerin Malları Elektronik Ortamda Satılabilecek
Türk Medeni Kanunu kapsamında vesayet altındaki kişilerin taşınır ve taşınmaz mallarının satışına ilişkin sistem de değiştirilmiştir.
Vesayet altındaki kişinin menfaati gerektirdiğinde belirli taşınırların ve taşınmazların satışı UYAP’a entegre elektronik satış portalında açık artırmayla gerçekleştirilecektir.
Taşınmaz satışında ihale vesayet makamının onayıyla tamamlanacak ve onama kararının ihale tarihinden itibaren on gün içerisinde verilmesi gerekecektir.
Bu hükümler Kanun’un yayımlanmasından üç ay sonra yürürlüğe girecektir.
23. Hâkimlerin Gereksiz Bilirkişi İncelemesine Başvurması Disiplin Konusu Olabilecek
Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nda yapılan değişiklikle önemli bir hüküm daha getirilmiştir.
Hâkimlik veya savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilecek bir konuda bilirkişiye başvurulması, disiplin hükümleri bakımından uyarma cezasını gerektirebilecek bir fiil olarak düzenlenmiştir.
Hukuki değerlendirme yapma görevinin bilirkişiye devredilemeyeceği zaten yargılama hukukunun temel ilkelerinden biridir.
Yeni düzenleme bu ilkeyi hâkim ve savcıların disiplin sorumluluğu yönünden de güçlendirmektedir.
Uygulamada özellikle bilirkişilerin teknik inceleme sınırını aşarak doğrudan hukuki değerlendirme yaptığı raporlar bakımından bu değişikliğin önemli sonuçlar doğurması beklenebilir.
24. Hâkim ve Savcı Yardımcılarının Eğitim Sistemi Değişti
- Yargı Paketi hâkim ve savcı yardımcılarının meslek öncesi eğitimini de yeniden düzenlemiştir.
Anayasa ve insan hakları hukuku, ceza hukuku, özel hukuk, idare ve vergi hukuku, usul hukuku, duruşma yönetimi, karar ve gerekçeli karar yazımı, uluslararası sözleşmeler ve sık karşılaşılan dava türleri gibi alanlar eğitim kapsamına açıkça alınmıştır.
Yazılı ve sözlü sınavların değerlendirilmesine ilişkin kriterler de ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeler vatandaşların günlük hukuki uyuşmazlıklarını doğrudan değiştirmese de yargı kalitesi ve hâkim-savcı yetiştirme sisteminin uzun vadeli yapısı bakımından önemlidir.
25. 12. Yargı Paketi Ne Zaman Yürürlüğe Girdi?
7589 sayılı Kanun bakımından bütün hükümlerin aynı tarihte yürürlüğe girdiğini söylemek doğru değildir.
Kanunun genel kuralına göre hükümlerinin büyük bölümü 31 Temmuz 2026 tarihinde, yani Resmî Gazete’de yayımlandığı gün yürürlüğe girmiştir.
Danıştay’ın yapısına ilişkin 3. madde, 23 Temmuz 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayım tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun vesayet satışlarına ilişkin 11 ve 12. maddeleri ile e-duruşmalarda imzaya ilişkin 22. madde ise yayım tarihinden üç ay sonra yürürlüğe girecektir.
Bu nedenle devam eden bir uyuşmazlık bakımından yeni kanun uygulanmadan önce üç soru cevaplandırılmalıdır:
Uyuşmazlık veya suç hangi tarihte meydana geldi?
Dava veya ceza dosyası hangi aşamada?
İlgili kanun maddesi için özel bir geçiş hükmü var mı?
Bu üç soru cevaplandırılmadan 12. Yargı Paketi’nin somut dosyaya uygulanıp uygulanamayacağı konusunda kesin kanaate varılması doğru değildir.
12. Yargı Paketi Vatandaşlar İçin Ne Anlama Geliyor?
- Yargı Paketi ilk bakışta teknik usul hükümlerinden oluşan bir kanun gibi görünse de vatandaşların günlük hayatta karşılaşabileceği çok sayıda uyuşmazlığı doğrudan etkilemektedir.
Bir işçinin işçilik alacağı davasında kullanılacak dava türü, trafik kazasında sakat kalan kişinin tazminat hesabı, miras kalan taşınmazın ortaklığın giderilmesi yoluyla satılması, dolandırıcılık dosyasında banka hesabını kullandıran kişinin ceza sorumluluğu, sanık hakkında HAGB uygulanması veya idare mahkemesi kararının Danıştay’a götürülüp götürülemeyeceği artık yeni hükümler doğrultusunda değerlendirilmek zorundadır.
Özellikle geçiş hükümlerinin çok sayıda olması sebebiyle aynı hukuki uyuşmazlık için yalnızca birkaç aylık tarih farkı dahi uygulanacak hukuk kuralını değiştirebilmektedir.
Bu nedenle devam eden dava, soruşturma, kovuşturma veya infaz dosyalarında dosya bazlı hukuki inceleme yapılması büyük önem taşımaktadır.
12. Yargı Paketi Avukatlar İçin Neleri Değiştiriyor?
Avukatlık uygulaması açısından 12. Yargı Paketi’nin en önemli sonucu dava stratejisinin yeniden şekillendirilmesini gerektirmesidir.
Belirsiz alacak davasının kaldırılması nedeniyle özellikle iş ve tazminat hukukunda dava açılış stratejisinin yeniden belirlenmesi gerekir.
Kısmi davada talep artırımının yalnızca bir kez yapılabilmesi sebebiyle bilirkişi raporu sonrasında yapılacak talep artırımının zamanı önem kazanmıştır.
İstinaf ve temyiz sistemindeki değişiklikler nedeniyle kanun yolu dilekçelerinde güncel parasal sınırların ve kararlar arasındaki farkların incelenmesi gerekmektedir.
Dolandırıcılık suçlarında ise failin eyleminin yalnızca hesabını veya ödeme aracını kullandırmaktan mı ibaret olduğu yoksa suç organizasyonuna daha geniş bir iştirakinin mi bulunduğu savunma stratejisinin temel noktalarından biri haline gelmiştir.
HAGB bakımından zararın giderilmesi, taksitlendirme ve kanun yolu seçeneklerinin birlikte değerlendirilmesi gerekecektir.
İcra ve ortaklığın giderilmesi dosyalarında ise artırmanın hangi aşamada olduğu ve ilan tarihinin geçiş hükümleri bakımından dikkate alınması zorunludur.
Başka bir ifadeyle 12. Yargı Paketi yalnızca mevzuat değişikliği değil, doğrudan dava ve savunma stratejisi değişikliği yaratmaktadır.
Sık Sorulan Sorular
12. Yargı Paketi yürürlüğe girdi mi?
Evet. 7589 sayılı Kanun 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Hükümlerinin önemli bir bölümü aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Bazı maddeler için ise özel yürürlük tarihleri belirlenmiştir.
Belirsiz alacak davası tamamen kaldırıldı mı?
Yeni açılacak davalar bakımından HMK m.107 yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak 31 Temmuz 2026’dan önce açılmış belirsiz alacak davalarında eski hüküm uygulanmaya devam edecektir.
Artık alacak miktarı sonradan artırılabilir mi?
Kısmi davalarda talep, aynı dava içerisinde bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat sona erinceye kadar artırılabilir. Artırılan kısım bakımından zamanaşımı da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
IBAN’ını başkasına kullandıran kişi ceza alır mı?
Somut olayın özelliklerine göre ceza sorumluluğu doğabilir. Yeni düzenleme, suça iştiraki yalnızca hesabı veya ödeme aracını kullandırmaktan ibaret belirli kişiler bakımından cezayı ortadan kaldırmamış, yarı oranında indirim öngörmüştür.
Dolandırıcılıktan cezaevinde olan kişi yeni yasadan yararlanabilir mi?
Her hükümlü otomatik olarak yararlanamaz. Yeni TCK m.158/4 kapsamına girebilecek, infaz aşamasındaki ve daha önce etkin pişmanlık hükümleri uygulanmamış belirli hükümlüler bakımından mağdur zararının mahkemenin ihtarından itibaren altı ay içinde tamamen giderilmesi halinde TCK m.168/2’nin uygulanabilmesine yönelik özel geçiş hükmü bulunmaktadır.
Zarar taksitle ödenirse HAGB verilebilir mi?
Evet. Sanık zararı derhal gideremiyorsa denetim süresi boyunca aylık taksitler halinde tamamen ödeme koşuluyla HAGB kararı verilmesi mümkündür. Bununla birlikte diğer HAGB şartlarının da gerçekleşmiş olması gerekir.
HAGB kararına karşı istinafa gidilebilir mi?
Kanunda belirtilen istisnalar saklı olmak üzere yeni düzenleme kapsamında HAGB kararlarına karşı istinaf yolu öngörülmüştür. İnceleme usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıkları kapsayabilecektir.
Miras kalan ev doğrudan üçüncü kişiye satılabilir mi?
Taşınmazın bütün maliklerinin mirasçı olması ve üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmaması halinde ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde ilk artırmanın yalnızca malik mirasçılar arasında gerçekleştirilmesi öngörülmüştür. İlk artırmada sonuç alınamazsa sonraki satış aşaması gündeme gelecektir.
Yeni tazminat hesaplama sistemi eski trafik kazalarına uygulanır mı?
Kural olarak hayır. Türk Borçlar Kanunu m.55’te yapılan yeni düzenleme, değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar için uygulanacaktır. Daha önceki olaylarda eski hükümler geçerli olmaya devam edecektir.
Sonuç: 12. Yargı Paketi Türk Yargısında Önemli Bir Usul ve Uygulama Değişikliği Getiriyor
- Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun, Türk hukuk sisteminde yalnızca birkaç maddelik teknik değişiklik yapan sınırlı bir düzenleme değildir. Hukuk yargılamasının yapısından ceza hukukuna, tazminat hesaplarından icra satışlarına, idari yargıdan HAGB sistemine kadar çok sayıda temel alanda doğrudan sonuç doğuran değişiklikler getirmiştir.
Özellikle belirsiz alacak davasının kaldırılması ve kısmi dava sisteminin güçlendirilmesi, hukuk davalarında önemli bir paradigma değişikliğidir.
Kanuni faizin TCMB reeskont oranıyla ilişkilendirilmesi, uzun süren alacak davalarında ekonomik değer kaybı sorununa yönelik yeni bir yaklaşım ortaya koymaktadır.
Dolandırıcılık suçlarında yalnızca banka veya ödeme hesabını kullandırmak suretiyle suça iştirak eden kişiler için getirilen ceza indirimi ve bazı kesinleşmiş dosyalarda zarar giderimine bağlı etkin pişmanlık imkânı, ceza hukukunda çok sayıda dosyayı etkileyebilecek niteliktedir.
HAGB kararlarına karşı istinaf yolunun güçlendirilmesi, zararın taksitle giderilebilmesine imkân tanınması ve belirli suçların HAGB dışında bırakılması da ceza yargılaması açısından önemli değişikliklerdir.
Mirasçılara ortaklığın giderilmesi satışlarında ilk artırmaya katılma konusunda öncelik verilmesi, aile taşınmazlarının üçüncü kişilere geçmesini önlemeye yönelik önemli bir koruma sağlamaktadır.
Bununla birlikte 12. Yargı Paketi bakımından en kritik konu geçiş hükümleridir.
Bir davanın yeni düzenlemeye tabi olup olmadığını belirlemek için yalnızca davanın bugün devam ediyor olması yeterli değildir. Davanın açılış tarihi, zarar doğuran olayın tarihi, hükmün verildiği tarih, dosyanın istinaf veya temyiz aşamasında olup olmadığı, kararın kesinleşip kesinleşmediği ve ilgili kanun maddesinin özel yürürlük hükmü birlikte değerlendirilmelidir.
Bu sebeple 12. Yargı Paketi’nin somut bir uyuşmazlık veya devam eden dava üzerindeki etkisinin belirlenmesi, yalnızca kanunun genel hükümlerinin okunmasıyla değil, dosyanın mevcut usuli durumunun ve geçiş hükümlerinin birlikte hukuki analize tabi tutulmasıyla mümkündür.
Özellikle devam eden alacak ve tazminat davaları, dolandırıcılık dosyaları, HAGB dosyaları, ortaklığın giderilmesi davaları, icra satışları ve idari davalar bakımından yeni düzenlemeler önemli haklar veya farklı başvuru yolları doğurabileceğinden dosyaların güncel mevzuat çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi önem taşımaktadır.