Hukuk Makaleleri

Vakıf Üniversitelerinde YÖK’ün Yüzde 25 Zam Tavanı Kararının Hukuki Rejimi

”Vakıf Üniversitelerinde YÖK’ün Yüzde 25 Zam Tavanı Kararının Hukuki Rejimi”

Giriş

Anayasa’nın 130. maddesi çerçevesinde kanunla kurulan vakıf yükseköğretim kurumları, kamu tüzel kişiliğine haiz olarak yükseköğretim hizmeti sunan kurumlardır. Bu kurumların sunduğu hizmetin özü itibarıyla bir kamu hizmeti olması, idari ve mali özerkliklerinin sınırsız bir serbesti anlamına gelmediğini açıkça ortaya koymaktadır. Vakıf üniversiteleri her ne kadar 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği uyarınca öğrenim ücretlerini belirleme yetkisine sahip olsalar da bu yetki Anayasa’nın 42. maddesinde düzenlenen eğitim ve öğretim hakkı, sosyal devlet ilkesi ve Kamu Hizmetinin Gerektirdiği Hakkaniyet Esasları ile doğrudan sınırlandırılmıştır.

Son dönemde Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından vakıf yükseköğretim kurumlarına gönderilen resmi düzenleyici talimatlarda; hazırlık sınıfı ve lisans birinci sınıf dışındaki ara sınıflarda öğrenim gören öğrenciler için yıllık öğrenim ücreti artış oranının yüzde 25 tavan zam sınırı ile kısıtlandığı açıkça bildirilmiştir. Söz konusu karar, yükseköğretim kurumlarının mali politikalarını idari nitelikte bir üst sınırla bağlarken, uygulamada bazı vakıf üniversitelerinin bu kuralı aşmaya yönelik idari ve hukuki yollara başvurduğu gözlemlenmektedir.

Bu çalışma; YÖK’ün yüzde 25 tavan zam kararının hukuki niteliğini, bağlayıcılığını, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Türk Borçlar Kanunku hükümleri karşısındaki durumunu, Yargıtay’ın konuya ilişkin yerleşik içtihatlarını ve fahiş zam oranlarıyla karşılaşan tüketicilerin izleyebilecekleri yargısal hak arama yollarını kapsamlı ve akademik bir çerçevede incelemektedir.

I. YÖK’ün Yüzde 25 Tavan Zam Kararının Hukuki Niteliği ve İdari Bağlayıcılığı

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 6. ve 7. maddeleri uyarınca Yükseköğretim Kurulu; yükseköğretim kurumlarının öğretimini yönlendirmek, denetlemek, bu kurumların gelişmesini ve kamu hizmetinin nitelikli biçimde sunulmasını sağlamakla görevli ve yetkili tepe idari organdır. YÖK Genel Kurulu tarafından alınan düzenleyici kararlar, tüm vakıf yükseköğretim kurumları açısından icrai ve genel bağlayıcı idari işlem niteliğindedir.

1. Kararın Hukuki Dayanağı ve Emredici Yapısı

YÖK’ün vakıf üniversitelerine bildirdiği yüzde 25’lik zam tavanı, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) verilerinin ortalaması gözetilerek Kamu Hizmetinin Sürekliliği ve Öngörülebilirlik İlkeleri uyarınca tesis edilmiştir. Vakıf üniversiteleri, kendi Mütevelli Heyet kararlarıyla YÖK’ün belirlediği bu bağlayıcı tavan sınırın üzerinde bir zam oranı tayin edemezler.

İdare hukuku prensipleri gereğince, alt norm veya özerk karar organı niteliğindeki Mütevelli Heyeti kararları, üst düzenleyici idari işlem niteliğindeki YÖK Genel Kurulu kararlarına aykırı olamaz. YÖK’ün bu tavanı aşan üniversiteler hakkında idari soruşturma, tahkikat ve mevzuattan kaynaklanan idari yaptırımları uygulama yetkisi bulunmaktadır.

2. Kapsam Dışı Bırakılan “İlk Kayıt” Açmazı ve Hukuki Niteliği

YÖK kararında yer alan “hazırlık ve birinci sınıf dışındaki kademeler” ifadesi, uygulamada en çok uyuşmazlık çıkan noktadır. Vakıf üniversiteleri, hazırlık sınıfını bitirip birinci sınıfa geçen öğrencilerin lisans programına “ilk kez kayıt” yaptırdığını iddia ederek yüzde 25’lik yasal sınırı uygulamamakta ve bu öğrencilere serbestçe fahiş oranlarda zam yapmaktadır.

Ancak idare hukuku ve tüketici hukuku açısından hazırlık eğitimi, lisans diplomasına ulaştıran eğitim sözleşmesinin bağımsız bir parçası değil, ön şartı niteliğindeki ilk aşamasıdır. Öğrenci üniversiteye adım attığı an eğitim sözleşmesi bir bütün olarak kurulmuştur. Dolayısıyla hazırlıktan birinci sınıfa geçiş idari anlamda bir “yeni kayıt” değil, eğitimin devamı niteliğindeki bir “ara sınıf kaydı”dır. Üniversitelerin bu kavramsallaştırma üzerinden YÖK’ün yüzde 25 tavanını delmeye çalışması, kanunun dolanılması ilkesi çerçevesinde hukuka aykırıdır.

II. Tüketici Hukuku ve Türk Borçlar Kanunu Açısından Yüzde 25 Sınırının Değerlendirilmesi

Vakıf üniversitesi ile öğrenci (veya velisi) arasındaki ilişki, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3. maddesi anlamında açık bir tüketici işlemidir. Bu hukuki ilişkide üniversite “hizmet sağlayıcı”, öğrenci veya veli ise “tüketici” konumundadır. Dolayısıyla eğitim ücretinin belirlenmesi ve artırılmasında tüketici hukukunun emredici hükümleri doğrudan uygulanır.

1. Haksız Şart Yasağı ve Tip Sözleşmelerin Geçersizliği (TKHK m. 5)

6502 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca; tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların hak ve yükümlülüklerinde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan şartlar haksız şarttır ve kesin olarak hükümsüzdür.

Vakıf üniversitelerinin kayıt anında matbu olarak imzalattığı eğitim sözleşmelerine koyduğu; “Ücret artış oranlarını belirlemede Mütevelli Heyeti yetkilidir” veya “YÖK zam sınırları üniversitemiz bakımından bağlayıcı değildir” şeklindeki maddeler tipik haksız şart örneğidir. YÖK’ün belirlediği yüzde 25’lik yasal tavanı aşan sözleşme hükümleri kesin hükümsüzlük (butlan) yaptırımına tabidir ve tüketiciyi bağlamaz.

2. Dürüstlük Kuralı ve Edimler Arası Aşırı Dengesizlik (TMK m. 2)

Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı, sözleşme ilişkilerinde tarafların birbirlerinin haklı güvenini boşa çıkarmamasını gerektirir. Bir öğrencinin eğitimine başladıktan sonra başka bir üniversiteye geçiş imkânının (kontenjan ve mevzuat kısıtları nedeniyle) sınırlandırılmış olması, öğrenciyi o üniversiteye “bağımlı” hale getirmektedir. Üniversitelerin bu bağımlılık durumunu kötüye kullanarak YÖK’ün yüzde 25 zam tavanının çok üzerinde ücretler talep etmesi dürüstlük kuralına ve dürüstlük ilkelerine açıkça aykırıdır.

III. Yargıtay İçtihatları Işığında Zam Sınırları ve Hukuki İlkeler

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve tüketici uyuşmazlıklarını inceleyen Yargıtay Hukuk Daireleri, özel eğitim kurumları ve vakıf üniversitelerindeki ücret artışlarına ilişkin kararlarında emsal teşkil eden ilkeler ortaya koymuştur.

1. Açık Kriter Bulunmaması Durumunda TÜFE / Yasal Zam Sınırı İlkesi

Yargıtay’ın istikrarlı içtihatlarına göre; eğitim sözleşmesinde yıllık artış oranının ne şekilde yapılacağına dair net, somut ve hesaplanabilir bir oran veya mekanizma bulunmuyorsa ya da ucu açık ifadeler kullanılmışsa, yapılacak yıllık artış oranı yıllık Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) oranını aşamaz. YÖK’ün idari kararla belirlediği yüzde 25’lik zam tavanı da TÜFE ve Yİ-ÜFE verileri esas alınarak oluşturulmuş kamusal bir üst sınırdır. Yargıtay, bu tür idari üst sınırları tüketici lehine emredici borçlar hukuku kuralı olarak kabul etmekte ve aşan kısımları “geçersiz” saymaktadır.

2. Sözleşmenin Bütünlüğü ve Bağımlılık Etkisi

Yargıtay kararlarında, yükseköğretim hizmetinin yıllara sari tekil bir hizmet olduğu, öğrenciden hazırlıktan lisans sınıflarına geçişte serbestçe fahiş ücret istenemeyeceği vurgulanmaktadır. Yargıtay, üniversitelerin “ilk kayıt” savunmasını reddederek, ilk girilen tarihteki sözleşme koşullarının ve YÖK’ün idari sınırlamalarının tüm eğitim süresince geçerli olduğu kabulünü benimsemektedir.

3. Fahiş Zam Tutarlarının İadesi

Yargıtay, yasal veya idari sınırlamaların üzerinde tahsil edilen ücretlerin, Türk Borçlar Kanunu’nun 77. ve devamı maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca idarece veya sağlayıcıca geriye dönük olarak yasal faiziyle birlikte tüketiciye iade edilmesi gerektiğine hükmetmektedir.

IV. Hak Arama Yolları ve Usul Hukuku Süreçleri

YÖK’ün yüzde 25’lik zam sınırını aşan bir ücret artışıyla karşılaşan öğrenci veya velilerin, hukuki haklarını kaybetmemeleri ve eğitim süreçlerinin aksamaması adına izlemeleri gereken usul adımları son derece nettir.

A. Birinci Adım: İhtirazi Kayıt Beyanı ile Ödeme Yapılması

Eğitimin aksamaması, ders kaydının engellenmemesi veya öğrencilik haklarının askıya alınmaması adına üniversitenin talep ettiği fahiş tutarın ödenmesi gerekebilir. Ancak bu ödeme yapılırken mutlaka ihtirazi kayıt (saklı tutma beyanı) kullanılmalıdır.

Bankalar aracılığıyla ödeme yapılırken dekontun açıklama bölümüne veya üniversiteye verilecek kayıt dilekçesine şu ifadenin eklenmesi hukuki bir zırh oluşturur:

“YÖK’ün yüzde 25’lik tavan zam kararına, 6502 sayılı Kanun’a ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olarak talep edilen fahiş ücret artışına itiraz hakkım, fazlaya ilişkin tüm dava, talep ve iade haklarım saklı kalmak kaydıyla (ihtirazi kayıtla) ödeme yapılmıştır.”

Bu beyan, üniversitenin ilerde açılacak davalarda “öğrenci zamlı ücreti kendi rızasıyla kabul etti ve ödedi” şeklindeki savunmasını hukuken tamamen geçersiz kılar.

B. İkinci Adım: İdari Şikâyet ve İtiraz Süreci

İhtirazi kayıtla yapılan ödemeden sonra, üniversite Rektörlüğüne yazılı bir dilekçe ile başvurularak ücretin YÖK’ün belirlediği yüzde 25’lik yasal sınıra çekilmesi ve aradaki farkın iadesi istenir. Paralel olarak, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına CİMER veya yazılı dilekçe kanalıyla şikâyette bulunularak, ilgili vakıf üniversitesi hakkında idari inceleme ve tahkikat başlatılması talep edilebilir.

C. Üçüncü Adım: Tüketici Hakem Heyetleri ve Tüketici Mahkemeleri Süreci

Üniversitenin fazla tahsil ettiği tutarın iadesi için yargı yoluna başvurulur. Görevli yargı mercii uyuşmazlık miktarına göre tespit edilir:

  1. Tüketici Hakem Heyetleri: Ticaret Bakanlığı tarafından her yıl belirlenen parasal sınırın altında kalan fazla ödeme tutarları için öğrencinin yerleşim yerindeki veya üniversitenin bulunduğu yerdeki Tüketici Hakem Heyetine başvurulur. Başvuru e-Devlet üzerinden Tüketici Bilgi Sistemi (TÜBİS) kanalıyla masrafsız olarak gerçekleştirilebilir.

  2. Dava Şartı Arabuluculuk ve Tüketici Mahkemesi: İade talep edilen fark tutarı Hakem Heyeti parasal sınırını aşıyorsa, Tüketici Mahkemesinde dava açılması gerekir. Ancak 7155 sayılı Kanun gereğince Tüketici Mahkemesinde dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuk sürecinin işletilmesi zorunludur. Arabuluculuk aşamasında anlaşma sağlanamaması halinde açılacak dava ile fahiş zam tutarlarının yasal faiziyle iadesi sağlanır.

V. Değerlendirme ve Sonuç

Yükseköğretim Kurulu’nun vakıf üniversitelerine yönelik hazırlık ve birinci sınıf dışındaki sınıflar için öngördüğü yüzde 25’lik öğrenim ücreti tavan zam kararı, kamu hizmetinin sürekliliği, eğitim hakkının korunması ve öngörülebilirlik ilkelerinin bir gereğidir. Vakıf üniversitelerinin idari ve mali özerkliği, bu emredici idari kararı veya tüketici hukukunun koruyucu normlarını ihlal etme yetkisi vermez. Hazırlık sınıfından birinci sınıfa geçen öğrencilerin “yeni kayıt” kurgusuyla yüzde 25’lik sınırın dışına çıkarılması veya tip sözleşmelerle fahiş zamlar uygulanması, borçlar hukuku ve tüketici hukuku ilkeleri uyarınca açıkça hukuka aykırıdır.

6502 sayılı Kanun’un haksız şartları geçersiz kılan hükümleri, Türk Borçlar Kanunu’nun dürüstlük kuralı ve Yargıtay’ın kamu düzeninden saydığı yasal zam sınırlarına ilişkin yerleşik içtihatları, öğrencilere fahiş zamlara karşı güçlü bir hukuki koruma sunmaktadır. Bu süreçte mağduriyet yaşayan kişilerin ödemelerini ihtirazi kayıtla yapıp, Tüketici Hakem Heyetleri ve Tüketici Mahkemeleri nezdinde hukuki hak arama yollarını işletmeleri, hem haksız alınan tutarların yasal faiziyle iadesini sağlayacak hem de yükseköğretim alanında hukuka uygunluğun tesis edilmesine katkı sunacaktır.

Yeni yazılardan haberdar olun

Hukuk alanındaki yeni yazılarımızı e-posta ile alın. Dilediğiniz zaman tek tıkla ayrılabilirsiniz.

Call Now Button

Çerez tercihleri