Türkiye’de Token Çıkarmanın Hukuki Şartları ve SPK Riski
Blockchain teknolojisinin yaygınlaşmasıyla birlikte Türkiye’deki teknoloji girişimleri tarafından token çıkarılması, ICO, token ön satışı, utility token, proje tokenı, stablecoin ve gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonu gibi modeller giderek daha fazla gündeme gelmektedir.
Ancak Türkiye’de bir token oluşturmak yalnızca akıllı sözleşme hazırlayıp Ethereum, Solana, BNB Chain veya başka bir blockchain üzerinde token üretmekten ibaret değildir.
Asıl hukuki sorun tokenın teknik olarak nasıl oluşturulduğu değil, token sahibine hangi hakların verildiği, tokenın nasıl satıldığı ve toplanan paranın hangi amaçla kullanıldığıdır.
Örneğin bir şirketin kendi yazılımında kullanılacak sınırlı fonksiyonlu bir token oluşturması ile yatırımcılardan milyonlarca lira toplayarak şirket gelirlerinden pay vadeden bir token satması aynı hukuki değerlendirmeye tabi tutulamaz.
Türkiye’de 2 Temmuz 2024 tarihinde yürürlüğe giren 7518 sayılı Kanun ile kripto varlıklar ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamındaki yeni düzenleme rejimine alınmıştır. Kanunda kripto varlık; dağıtık defter teknolojisi veya benzeri teknolojiler kullanılarak elektronik olarak oluşturulup saklanabilen, dijital ağlar üzerinden dağıtılan ve değer veya hak ifade edebilen gayri maddi varlık olarak tanımlanmıştır.
Bu nedenle Türkiye’de token çıkarmayı planlayan bir girişimin ilk sorusu:
“Tokenı hangi blockchain üzerinde çıkaracağız?”
değil,
“Bu token hukuken neyi temsil ediyor?”
olmalıdır.
Türkiye’de Token Çıkarmak Yasak mı?
Hayır.
Türkiye’de blockchain üzerinde token oluşturulmasını genel olarak yasaklayan bir düzenleme bulunmamaktadır.
Ancak tokenın oluşturulması ile tokenın halka veya yatırımcılara satılması, bir yatırım hakkı sağlaması, bir platformda listelenmesi veya ödeme amacıyla kullanılması birbirinden farklı hukuki işlemlerdir.
Bir yazılımcının test amacıyla 1 milyon adet token üretmesi ile bir şirketin:
“1 token 1 dolar, şimdi alın; proje büyüdükçe token değer kazanacak.”
şeklinde kampanya düzenleyerek halktan fon toplaması arasında önemli bir hukuki fark vardır.
Bu nedenle her token projesi için tek bir “token lisansı” bulunduğunu söylemek doğru değildir.
Projenin SPK kapsamına girip girmediği tokenın ekonomik ve hukuki yapısına göre belirlenmelidir.
SPK Tokenları Nasıl Değerlendiriyor?
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu artık kripto varlıkları açıkça düzenlemektedir.
Kanunun 35/B maddesinde özellikle iki önemli token kategorisi ortaya çıkmaktadır.
Bunlardan ilki:
sermaye piyasası araçlarına özgü haklar sağlayan kripto varlıklardır.
İkincisi ise sermaye piyasası araçlarına özgü hak sağlamamakla birlikte dağıtık defter teknolojisi veya benzeri bir teknolojik altyapının geliştirilmesi suretiyle oluşturulan ve değeri bu teknolojiden ayrıştırılamayan kripto varlıklardır.
SPK, her iki alan bakımından da önemli düzenleme ve denetim yetkilerine sahiptir.
Bu nedenle token projesinin isminin “utility token”, “community token” veya “Web3 token” olması tek başına SPK mevzuatının dışında kalmasını sağlamaz.
Hukuki değerlendirmede tokenın ismine değil, gerçekte hangi ekonomik hakkı sağladığına bakılır.
Security Token Nedir ve Neden En Yüksek SPK Riskini Taşır?
Bir token sahibine klasik sermaye piyasası araçlarına benzeyen haklar sağlıyorsa SPK riski önemli ölçüde yükselir.
Örneğin token;
- şirket kârından pay alma,
- temettü benzeri ödeme alma,
- şirket üzerinde ortaklık hakkı,
- faiz veya sabit getiri,
- belirli vadede ana paranın geri ödenmesi,
- şirket varlıklarından pay alma,
- gelir paylaşımı,
- borç alacağı
gibi haklar sağlıyorsa tokenın sermaye piyasası aracı niteliğinde değerlendirilmesi gündeme gelebilir.
Sermaye Piyasası Kanunu’nun 13. maddesinde yapılan değişiklikle SPK’ye, sermaye piyasası araçlarının kripto varlık olarak ihracına ilişkin esasları belirleme yetkisi açıkça verilmiştir. Kanun ayrıca bu araçların blockchain veya benzeri elektronik ortamlardaki kayıtlar üzerinden izlenmesine imkân tanımaktadır.
Dolayısıyla örneğin bir anonim şirket:
“Şirketimizin yüzde 10’unu tokenize ettik, 10 milyon token çıkarıyoruz ve her token sahibine şirket kârından pay vereceğiz.”
şeklinde bir model oluşturuyorsa bunun sıradan bir utility token satışı olarak görülmesi son derece risklidir.
Böyle bir yapı doğrudan sermaye piyasası mevzuatı kapsamında incelenmelidir.
Tokena “Utility Token” Demek SPK Riskini Ortadan Kaldırır mı?
Hayır.
Token projelerinde yapılan en önemli hatalardan biri, whitepaper içerisine:
“Bu token menkul kıymet değildir.”
yazıldığında sorunun çözüldüğünün düşünülmesidir.
Hukuki nitelendirme yalnızca ihraççının tokena verdiği isme göre yapılmaz.
Örneğin proje tokenı görünüşte uygulama içinde kullanılacak bir utility token olabilir ancak pazarlama sırasında:
- tokenın fiyatının yükseleceği,
- yatırımcının önemli kazanç sağlayacağı,
- şirket büyüdükçe token değerinin artacağı,
- tokenın büyük kripto borsalarında listeleneceği,
- belirli oranda getiri sağlayacağı
sürekli vurgulanıyorsa projenin hukuki risk profili değişebilir.
Bu nedenle tokenın whitepaper’ı, ekonomik modeli, akıllı sözleşmesi ve pazarlama dili birlikte incelenmelidir.
Utility Token Nedir?
Utility token, genel olarak belirli bir blockchain projesi veya dijital ekosistem içerisindeki ürün veya hizmetlere erişim sağlayan token olarak tasarlanır.
Örneğin token;
- yazılım içerisindeki premium özelliğe erişim,
- belirli dijital hizmetlerden yararlanma,
- platformdaki işlem ücretlerinde avantaj,
- belirli üyelik hakları,
- ekosistem içindeki bazı fonksiyonların kullanılması
amacıyla oluşturulabilir.
Bu tür tokenlar sermaye piyasası araçlarına özgü haklar sağlamıyorsa security tokenlara göre daha düşük SPK riski taşıyabilir.
Ancak burada da otomatik bir muafiyet bulunmamaktadır.
Özellikle tokenın ilk satış veya dağıtımı yoluyla halktan para toplanıyorsa, 6362 sayılı Kanun’un kripto varlıklara ilişkin özel hükümlerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Token Ön Satışı SPK Kapsamına Girebilir mi?
Evet.
7518 sayılı Kanun’dan sonra “ilk satış veya dağıtım” kavramı Türk kripto mevzuatının doğrudan parçası hâline gelmiştir.
Kanundaki platform tanımı; kripto varlıkların alım satımının yanında ilk satış veya dağıtımının gerçekleştirildiği kuruluşları da kapsamaktadır. Kripto varlık hizmet sağlayıcı tanımında da kripto varlıkların ilk satış veya dağıtımıyla ilgili hizmetler açıkça yer almaktadır.
Dolayısıyla bir girişimin:
“Ön satış yapıyoruz, Ethereum gönderene token veriyoruz.”
şeklinde hareket etmesi yalnızca basit bir yazılım satışı olarak değerlendirilmemelidir.
Token ön satış modeli oluşturulmadan önce;
- tokenın hukuki niteliği,
- satışın kimlere yapılacağı,
- fonların nasıl toplanacağı,
- hangi platformun kullanılacağı,
- tokenın daha sonra nerede işlem göreceği
belirlenmelidir.
Teknolojiye Özgü Tokenların Satışına SPK Müdahale Edebilir mi?
Evet.
6362 sayılı Kanun’un 35/B maddesinin altıncı fıkrası SPK’ye önemli bir yetki vermektedir.
Kurul, sermaye piyasası araçlarına özgü haklar sağlamayan ancak dağıtık defter teknolojisinin veya benzeri teknolojik altyapının geliştirilmesi suretiyle oluşturulan ve değeri bu teknolojiden ayrıştırılamayan kripto varlıkların satış veya dağıtımının platformlar üzerinden gerçekleştirilmesine ilişkin esasları belirleyebilir.
SPK bünyesinde oluşturulan Finansal Teknolojiler Dairesi Başkanlığının görevleri arasında da bu nitelikteki kripto varlıkların satış veya dağıtım başvurularını incelemek ve sonuçlandırmak açıkça sayılmaktadır.
Bu düzenleme, klasik sermaye piyasası aracı olmayan proje tokenlarının dahi tamamen düzenleme dışında kabul edilemeyeceğini göstermektedir.
Whitepaper Hazırlamak Yeterli mi?
Hayır.
Kripto projelerinde whitepaper önemli bir belge olmakla birlikte hukuki izin yerine geçmez.
Daha da önemlisi, whitepaper’da yer verilen bilgilerin yanlış veya yanıltıcı olması doğrudan sorumluluk doğurabilir.
6362 sayılı Kanun’un 35/B maddesinde, teknolojiye özgü belirli kripto varlıkların satış veya dağıtımında Kurulca belirlenen şekilde hazırlanarak ilan edilen bilgilendirme dokümanlarını imzalayan gerçek ve tüzel kişilerin, yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgilerden kaynaklanan zararlardan müteselsilen sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
Bu nedenle whitepaper’a;
- gerçekçi olmayan gelir tahminleri,
- kesin borsa listeleme vaatleri,
- gerçekte bulunmayan iş ortaklıkları,
- garanti fiyat artışı,
- teknik olarak mevcut olmayan özellikler,
- gerçekleşmemiş yatırım anlaşmaları
yazılması ciddi hukuki risk yaratabilir.
Whitepaper yalnızca pazarlama departmanının hazırladığı bir tanıtım belgesi olarak görülmemelidir.
“Token Kesin Değer Kazanacak” Denilebilir mi?
Bu tür ifadelerden kaçınılmalıdır.
Token satışında yatırımcılara kesin veya garanti edilmiş getiri izlenimi yaratılması hem sermaye piyasası mevzuatı hem de genel özel hukuk ve tüketicinin korunması hükümleri bakımından ciddi risk yaratabilir.
Örneğin;
“Tokenımız yıl sonunda 10 kat değerlenecek.”
“Hiç zarar etmeden kazanabilirsiniz.”
“Tokenın fiyatının düşmesi mümkün değildir.”
gibi ifadeler hukuken son derece sorunludur.
SPK düzenlemeleri kripto varlık platformlarının yayın, ilan, reklam ve ticari iletişimlerini de denetime tabi tutmaktadır. Kanunun 35/B maddesinde kripto varlık hizmet sağlayıcıların reklam ve duyurular konusunda Kurulca belirlenen esaslara uyması zorunlu tutulmuştur.
Token ihraççısı platform niteliğinde olmasa dahi yanıltıcı tanıtımlar dolandırıcılık, haksız fiil, sözleşmesel sorumluluk ve tüketici mevzuatı bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
Token Bir Şirket Hissesini Temsil Edebilir mi?
Teknik olarak blockchain üzerinde şirket payını temsil eden token oluşturmak mümkündür.
Ancak bunun Türk hukukunda serbestçe yapılabileceğini söylemek doğru değildir.
Anonim şirket payı bir sermaye piyasası aracı niteliğinde olabilir ve SPK’ye sermaye piyasası araçlarının kripto varlık olarak ihracını düzenleme yetkisi verilmiştir.
Bu nedenle şirket:
“Pay senedi çıkarmak yerine blockchain üzerinde token çıkarıyoruz.”
diyerek Türk Ticaret Kanunu ve sermaye piyasası mevzuatını devre dışı bırakamaz.
Token sahibine;
- oy hakkı,
- temettü,
- şirket tasfiyesinden pay,
- ortaklık hakkı
veriliyorsa mutlaka sermaye piyasası ve şirketler hukuku analizi yapılmalıdır.
Borç veya Faiz Getirisi Sağlayan Token Çıkarılabilir mi?
Bu modeller daha da yüksek düzenleyici risk taşıyabilir.
Örneğin şirket:
“1.000 USDT yatırın, size token verelim; 12 ay sonra yüzde 20 fazlasını ödeyelim.”
şeklinde token çıkarıyorsa bu tokenın yalnızca “kripto varlık” olarak isimlendirilmesi yeterli değildir.
Ekonomik olarak bir borçlanma ilişkisi veya sermaye piyasası aracına özgü alacak hakkı yaratıp yaratmadığı değerlendirilmelidir.
SPK’nin klasik sermaye piyasası araçlarında pay, tahvil ve diğer borçlanma araçlarının ihracına ilişkin kapsamlı izin ve izahname sistemi bulunmaktadır. Halka arz edilen sermaye piyasası araçlarında Kurul onaylı izahname yükümlülüğü temel kurallardan biridir.
Token teknolojisi bu yükümlülüklerin dolanılması amacıyla kullanılamaz.
Gayrimenkul Tokenı Çıkarmak Mümkün mü?
Gayrimenkul tokenizasyonu son yıllarda en fazla ilgi gören modellerden biridir.
Örneğin bir şirket:
“10 milyon TL değerindeki daireyi 10.000 tokena böldük, her token dairenin binde birini temsil ediyor.”
şeklinde bir proje geliştirebilir.
Ancak teknik olarak token üretilebilmesi, token sahibinin tapu sicilinde aynı oranda taşınmaz maliki olduğu anlamına gelmez.
Ayrıca SPK’nin daha önce yayımladığı ilke kararlarında, kripto varlığın kullanılması nedeniyle gayrimenkul, emtia veya başka bir alana ilişkin özel mevzuatın devre dışı kalmayacağı açıkça vurgulanmıştır. İlgili kurumların görev ve yetki alanına giren faaliyetlerin kendi mevzuatına uygun yürütülmesi gerekir.
Bu nedenle gayrimenkul tokenlarında;
- Tapu Kanunu,
- Türk Medeni Kanunu,
- sermaye piyasası mevzuatı,
- tüketici mevzuatı,
- proje finansmanı modeli
birlikte incelenmelidir.
Altına veya Başka Emtialara Dayalı Token Çıkarılabilir mi?
Bu tür tokenlarda da yalnızca blockchain mevzuatına bakılması yeterli değildir.
Tokenın değerinin;
- altına,
- gümüşe,
- petrole,
- başka bir emtiaya,
- sermaye piyasası aracına,
- endekse
bağlanması hâlinde ilgili varlığın tabi olduğu düzenlemeler ayrıca gündeme gelebilir.
SPK’nin 2024 tarihli ilke kararında, sermaye piyasası araçları, bunlarla ilişkili endeksler, çeşitli varlık sepetleri, kıymetli madenler ve belirli dayanak varlıklara bağlı kripto varlıklar hakkında özel kısıtlamalar getirilmiştir.
Bu nedenle “gerçek dünya varlığı tokenizasyonu” olarak pazarlanan RWA projelerinde proje başlamadan önce hukuki sınıflandırma yapılması özellikle önemlidir.
Stablecoin Çıkarmak Mümkün mü?
Stablecoin projeleri Türkiye bakımından en yüksek düzenleyici risklerden birini oluşturabilir.
Tokenın;
1 token = 1 Türk lirası
veya
1 token = 1 ABD doları
şeklinde tasarlanması hâlinde tokenın rezerv yapısı, geri ödeme taahhüdü ve kullanım şekli ayrıca incelenmelidir.
Özellikle tokenın mal ve hizmet ödemelerinde kullanılacak şekilde tasarlanması hâlinde TCMB düzenlemeleri gündeme gelir.
Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik uyarınca kripto varlıklar Türkiye’de ödemelerde doğrudan veya dolaylı şekilde kullanılamaz ve buna yönelik hizmet sunulamaz.
Dolayısıyla stablecoin projesinin:
“Bu tokenla mağazalarda ödeme yapabilirsiniz.”
şeklinde tasarlanması önemli hukuki risk yaratır.
Tokenın rezerv ve geri ödeme mekanizmasına göre 6493 sayılı Kanun ve ödeme hizmetleri mevzuatı bakımından da ayrıca analiz yapılması gerekebilir.
Tokenı Ödeme Aracı Olarak Kullanabilir miyiz?
Kural olarak hayır.
TCMB’nin Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmeliği kripto varlıkların ödemelerde doğrudan veya dolaylı şekilde kullanılmasını yasaklamaktadır.
Bu nedenle örneğin bir e-ticaret girişiminin:
“Kendi tokenımızı çıkaracağız ve müşteriler ürünlerin ücretini bu tokenla ödeyecek.”
şeklindeki modeli dikkatli şekilde değerlendirilmelidir.
Tokenın sadakat puanı niteliğinde kapalı bir yapı oluşturması ile blockchain üzerinde alınıp satılan bağımsız bir kripto varlık olması aynı hukuki sonucu doğurmayabilir.
İş modelinin teknik yapısı burada belirleyicidir.
NFT Çıkarmak SPK İznine Tabi mi?
NFT’ler bakımından özel bir ayrım bulunmaktadır.
SPK’nin 19 Eylül 2024 tarihli ilke kararında, dijital varlıkların temsil ve sahipliğini kaydetmek amacıyla kullanılan misli olmayan ve benzersiz kripto varlıklar (NFT) ile yalnızca sanal oyunlarda unsur oluşturmak veya temin etmek amacıyla kullanılan kripto varlıklar, Kanunun 35/C maddesindeki listeleme esaslarının dışında bırakılmıştır.
Ancak bu durum “NFT adı verilen her varlık SPK dışında kalır” şeklinde anlaşılmamalıdır.
Örneğin;
“10.000 adet NFT satıyoruz, şirketin aylık gelirinin yüzde 20’sini NFT sahiplerine dağıtacağız.”
şeklindeki yapı klasik bir dijital sanat NFT’sinden farklıdır.
NFT’nin gerçekte yatırım veya sermaye piyasası aracına özgü ekonomik haklar sağlaması hâlinde isimlendirmeden bağımsız olarak yeniden hukuki analiz gerekir.
Ayrıca SPK kapsamı dışında olmak, tüketici hukuku, fikrî mülkiyet hukuku, vergi hukuku veya ceza hukukunun uygulanmayacağı anlamına gelmez.
Oyun Tokenları SPK Kapsamı Dışında mı?
SPK’nin anılan ilke kararında yalnızca sanal oyunlarda çeşitli unsurlar oluşturmak veya temin etmek amacıyla kullanılan kripto varlıklar da belirli listeleme kurallarının dışında tutulmuştur.
Ancak token;
- oyun dışında borsalarda alınıp satılıyor,
- yatırım amacıyla pazarlanıyor,
- sürekli fiyat artışı vaat ediliyor,
- proje gelirinden pay sağlıyor
ise sadece “game token” adı verilmesi tek başına koruma sağlamaz.
Önemli olan tokenın gerçek ekonomik fonksiyonudur.
Tokenın Türkiye’deki Kripto Borsasında Listelenmesi Nasıl Olur?
Türkiye’de faaliyet gösteren kripto varlık platformlarının listeleyecekleri varlıkları rastgele seçmeleri mümkün değildir.
6362 sayılı Kanun’un 35/C maddesine göre platformların, kendi nezdlerinde işlem görecek veya ilk satış ya da dağıtımı yapılacak kripto varlıkların belirlenmesi ve işlemden kaldırılmasına ilişkin yazılı listeleme prosedürü oluşturması zorunludur.
13 Mart 2025 tarihinde yürürlüğe giren III-35/B.2 sayılı Tebliğ ile kripto varlıkların platformlar nezdinde listelenmesine ilişkin ayrıntılı düzenlemeler oluşturulmuştur.
Dolayısıyla proje sahibi:
“Tokenı çıkarırız, sonra bir Türk borsasına para verip listeleriz.”
şeklinde hareket edemez.
Platformun kendi listeleme prosedürünün ve SPK düzenlemelerinin karşılanması gerekir.
Tokenın Bir Borsada Listelenmesi SPK Onayı Anlamına Gelir mi?
Hayır.
Kanunun 35/C maddesinde açıkça bir kripto varlığın platform tarafından listelenmiş olmasının kamuca tekeffül anlamına gelmediği belirtilmektedir.
Başka bir ifadeyle bir tokenın Türkiye’deki bir kripto platformunda işlem görmesi;
- devlet garantisi bulunduğu,
- fiyatının yükseleceği,
- projenin güvenli olduğu,
- SPK’nin yatırım tavsiyesi verdiği
anlamına gelmez.
Bu nedenle proje sahiplerinin reklamlarda:
“SPK onaylı token”
gibi ifadeleri ancak gerçekten hukuki dayanağı varsa kullanmaları gerekir.
Yanıltıcı şekilde kamu otoritesinin projeyi garanti ettiği izlenimini yaratmak ciddi risk doğurabilir.
Token Satışında Halktan Para Toplamak Riskli mi?
Evet.
Token satışı karşılığında yatırımcılardan Türk lirası, dolar, USDT veya başka kripto varlıkların toplanması projenin hukuki niteliğini önemli ölçüde değiştirir.
6362 sayılı Kanun’un 35/B maddesinde teknolojiye özgü belirli tokenların satış veya dağıtımı yoluyla halktan para toplayanlarla fon sağlayan kişiler arasındaki ilişkinin genel hükümlere tabi olacağı belirtilmiştir. Ayrıca Kurulca belirlenen bilgilendirme belgelerindeki eksik veya yanıltıcı bilgilerden doğan sorumluluk ayrıca düzenlenmiştir.
Dolayısıyla fon toplama aşamasına geçmeden önce;
- token purchase agreement,
- whitepaper,
- risk bildirimleri,
- kullanım koşulları,
- tokenomics,
- yatırımcıya yapılan vaatler
bir bütün olarak incelenmelidir.
Tokenomics Hukuki Açıdan Neden Önemlidir?
Tokenomics yalnızca finans veya pazarlama konusu değildir.
Örneğin toplam 1 milyar tokenın;
- yüzde 40’ı yatırımcılara,
- yüzde 25’i kurucu ekibe,
- yüzde 20’si şirket hazinesine,
- yüzde 15’i likiditeye
ayrılmış olabilir.
Kurucuların tokenlarının kilit süresi olmaksızın satılabilmesi veya proje ekibinin istediği anda sınırsız yeni token basabilmesi yatırımcı açısından önemli risk yaratır.
Bu nedenle whitepaper içerisinde;
- toplam arz,
- mint yetkisi,
- token yakma mekanizması,
- kurucu tahsisleri,
- vesting,
- likidite politikası,
- rezerv cüzdanları
açık şekilde belirtilmelidir.
Gerçek tokenomics ile yatırımcıya açıklanan tokenomics’in farklı olması hukuki sorumluluk doğurabilir.
Akıllı Sözleşme Denetimi Hukuki Olarak Önemli mi?
Evet.
Tokenın akıllı sözleşmesinde proje sahibine;
- sınırsız token basma,
- kullanıcı tokenlarını dondurma,
- transferleri engelleme,
- işlem vergisini yüzde 100’e çıkarma,
- kullanıcı bakiyelerini değiştirme,
- sözleşmeyi güncelleme
yetkileri verilmiş olabilir.
Bu yetkiler yatırımcıya açıklanmamışsa ciddi uyuşmazlık ortaya çıkabilir.
Bu nedenle hukuki inceleme yalnızca şirket belgelerine ve whitepaper’a bakılarak yapılmamalıdır.
Smart contract ile whitepaper’ın birbirini doğrulaması gerekir.
Özellikle önemli miktarda fon toplanacak token projelerinde bağımsız smart contract güvenlik denetimi yapılması da yatırımcı zararı ve yönetici sorumluluğu riskini azaltabilir.
Token Satışında KYC Yapılması Gerekir mi?
Bu sorunun cevabı satış modeline göre değişir.
Kripto varlık hizmet sağlayıcıları bakımından müşteri kimliğinin MASAK mevzuatı çerçevesinde tespit edilmesi açık bir kanuni yükümlülüktür. 6362 sayılı Kanun’un 35/C maddesinde bu yükümlülük ayrıca belirtilmiştir.
Tokenın ilk satış veya dağıtımı yetkili bir platform üzerinden yapılıyorsa platformun KYC ve AML yükümlülükleri uygulanacaktır.
Tokenı çıkaran proje şirketinin ayrıca hangi yükümlülüklere tabi olacağı ise kendi faaliyet modeli ve hukuki statüsüne göre değerlendirilmelidir.
Özellikle doğrudan kendi internet sitesi üzerinden cüzdan bağlatarak yüksek miktarlı fon toplayan projelerde MASAK ve suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine ilişkin riskler ayrıca analiz edilmelidir.
Token Projesinde KVKK Uygulanır mı?
Evet, kişisel veri işleniyorsa KVKK gündeme gelir.
Örneğin token ön satışında;
- ad ve soyad,
- kimlik bilgileri,
- telefon,
- e-posta,
- IP adresi,
- cüzdan adresi,
- kimlik doğrulama belgeleri
toplanıyorsa 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yükümlülükler ortaya çıkabilir.
Kullanılan KYC hizmet sağlayıcısının yurt dışında bulunması hâlinde ayrıca yurt dışına kişisel veri aktarımı hükümleri değerlendirilmelidir.
Bu nedenle token satış sitesi hazırlanırken yalnızca “privacy policy” kopyalamak yeterli değildir.
Token Satışında Tüketici Hukuku Uygulanabilir mi?
Tokenın alıcısı ticari veya mesleki olmayan amaçla hareket eden bir tüketiciyse ve işlem tüketici işlemi niteliğindeyse 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanması gündeme gelebilir.
Özellikle;
- yanıltıcı reklam,
- eksik bilgilendirme,
- haksız sözleşme şartları,
- sunulacağı vaat edilen dijital hizmetin verilmemesi
durumlarında tüketici mevzuatı ayrıca değerlendirilmelidir.
Her kripto varlık satın alan kişinin otomatik olarak tüketici olduğu söylenemez. İşlemin amacı ve tarafların sıfatı ayrıca incelenir.
Token Çıkarmanın Vergi Boyutu Var mı?
Evet.
Token satışından şirket kasasına giren fonların muhasebe ve vergi bakımından nasıl değerlendirileceğinin baştan belirlenmesi gerekir.
Örneğin toplanan fon;
- mal veya hizmet satış bedeli,
- avans,
- finansman,
- başka bir gelir unsuru
niteliğinde olabilir.
Tokenın ekonomik modeline göre vergi sonuçları değişebilir.
Bu nedenle token projesi başlamadan önce yalnızca teknoloji ve SPK analizi değil, vergi ve muhasebe modeli de oluşturulmalıdır.
“Kripto olduğu için vergi yok” şeklindeki yaklaşım hukuken güvenli değildir.
Yurt Dışında Şirket Kurarak Türkiye’de Token Satılabilir mi?
Yurt dışında şirket kurulması Türk mevzuatının otomatik olarak devre dışı kalmasını sağlamaz.
Örneğin Dubai, Estonya veya başka bir ülkede şirket kurularak token çıkarılmış ancak;
- Türkçe internet sitesi hazırlanmış,
- Türkiye’de reklam yapılmış,
- Türk yatırımcılara doğrudan satış yapılmış,
- Türkiye’deki kişiler üzerinden pazarlama yürütülmüş
olabilir.
Kripto varlık hizmet sağlayıcıları bakımından 6362 sayılı Kanun’un 99/A maddesi, yurt dışında yerleşik platformların Türkiye’de yerleşik kişilere yönelik faaliyetlerini ayrıca düzenlemektedir. Türkçe internet sitesi, Türkiye’de tanıtım ve pazarlama gibi unsurlar faaliyetin Türkiye’ye yönelik olduğunun tespitinde dikkate alınmaktadır.
Token ihraççısının platform niteliğinde olup olmadığı ayrıca değerlendirilmekle birlikte, yalnızca şirket merkezinin yurt dışına taşınması Türkiye’deki düzenleyici riskleri otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
ICO Yapmak Türkiye’de Serbest mi?
ICO için “tamamen serbesttir” veya “tamamen yasaktır” şeklinde genel bir cevap vermek doğru değildir.
ICO’nun hukuki durumu;
- tokenın niteliğine,
- yatırımcıya sağladığı haklara,
- satış yöntemine,
- satışın platform üzerinden yapılıp yapılmadığına,
- fon toplama modeline,
- pazarlama şekline
göre belirlenir.
Özellikle token sermaye piyasası aracına özgü haklar sağlıyorsa doğrudan SPK mevzuatı riski doğar.
Teknolojiye özgü tokenlarda ise 6362 sayılı Kanun’un 35/B maddesindeki özel satış ve dağıtım rejimi dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle Türkiye’de ICO yapılmadan önce hukuki görüş alınması özellikle önemlidir.
SPK Kurallarına Aykırı Token Satışında Ne Olabilir?
SPK’nin yetkileri yalnızca idari para cezası vermekle sınırlı değildir.
6362 sayılı Kanun’un 99/B maddesi uyarınca 35/B ve 35/C maddelerine veya Kurul düzenlemelerine aykırı fiiller bakımından idari yaptırımlar uygulanabilir.
Ayrıca 35/B maddesinin altıncı fıkrası kapsamındaki kripto varlıkların düzenlemelere aykırı şekilde satış veya dağıtımının gerçekleştirilmesi hâlinde Kanunun 91 ve 92. maddelerinde öngörülen tedbirlerin uygulanabilmesi mümkündür.
Sermaye piyasası aracı niteliğindeki bir tokenın mevzuata aykırı şekilde halka arz edilmesi durumunda ise SPK’nin izinsiz sermaye piyasası faaliyetleri ve usulsüz ihraçlara ilişkin daha geniş tedbir ve yaptırım yetkileri gündeme gelebilir. SPK, kanuna aykırı sermaye piyasası aracı ihracında satışın durdurulması ve ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz talep edilmesi gibi yetkilere de sahiptir.
Token Çıkaran Şirketin Yöneticileri Şahsen Sorumlu Olabilir mi?
Evet, somut olayın özelliklerine göre mümkündür.
Özellikle whitepaper veya satış belgelerinde yatırımcıya yanlış bilgiler verilmişse sorumluluk yalnızca şirket üzerinde kalmayabilir.
Kanunda belirli kripto varlıkların satış ve dağıtımında kullanılan bilgilendirme dokümanlarını imzalayan gerçek ve tüzel kişilerin yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgilerden kaynaklanan zararlardan müteselsilen sorumlu olacağı açıkça düzenlenmiştir.
Örneğin proje yöneticileri gerçekte bulunmayan;
- banka ortaklığı,
- SPK onayı,
- borsa listeleme anlaşması,
- milyonlarca dolarlık yatırım,
- teknik ürün
bulunduğunu açıklayarak yatırımcıdan fon toplamışsa hem özel hukuk hem ceza hukuku bakımından ciddi sonuçlar ortaya çıkabilir.
Rug Pull Yapılması Hâlinde Ne Olur?
Token çıkarıldıktan sonra proje sahiplerinin likiditeyi çekerek yatırımcıları zarara uğratması uygulamada “rug pull” olarak adlandırılmaktadır.
Her başarısız token projesi dolandırıcılık değildir.
Bir girişimin ticari olarak başarısız olması veya token fiyatının düşmesi tek başına suç oluşturmaz.
Ancak proje sahiplerinin baştan itibaren;
- yatırımcıları kandırmak,
- sahte bilgi vermek,
- fonları ele geçirmek,
- likiditeyi gizlice çekmek
amacıyla hareket ettiği ortaya çıkarsa dolandırıcılık başta olmak üzere ceza hukuku sorumluluğu gündeme gelebilir.
Ayrıca yatırımcılara verilen sözleşmesel taahhütler nedeniyle tazminat ve iade talepleri de söz konusu olabilir.
Türkiye’de Token Çıkarmadan Önce Hangi Hukuki İnceleme Yapılmalıdır?
Token oluşturulmadan önce kapsamlı bir token legal classification çalışması yapılması gerekir.
İlk olarak token sahibinin hangi haklara sahip olacağı belirlenmelidir.
Ardından şu sorular cevaplandırılmalıdır:
- Token şirket payı veya ortaklık hakkı sağlıyor mu?
- Token sahibine faiz veya sabit getiri vaat ediliyor mu?
- Token şirket gelirinden pay sağlıyor mu?
- Token başka bir varlığın değerine bağlı mı?
- Token yalnızca bir uygulama veya hizmet içerisinde mi kullanılacak?
- Token halktan fon toplamak amacıyla mı satılacak?
- Tokenın ön satışı yapılacak mı?
- Türkiye’deki kripto platformlarında listelenmesi planlanıyor mu?
- Token ödeme amacıyla kullanılacak mı?
- Tokenın mint, burn ve yönetim yetkileri kimde olacak?
- Kurucu tokenları için vesting uygulanacak mı?
- Yatırımcılara hangi reklam ve vaatler yapılacak?
Bu sorular cevaplandıktan sonra tokenın SPK, TCMB, MASAK, KVKK, tüketici ve vergi mevzuatı bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.
Token Çıkarmadan Önce Hangi Belgeler Hazırlanmalıdır?
Projenin niteliğine göre değişmekle birlikte aşağıdaki belgeler gündeme gelebilir:
- token hukuki sınıflandırma raporu,
- whitepaper,
- token purchase agreement,
- risk bildirim metni,
- kullanım koşulları,
- gizlilik ve KVKK belgeleri,
- tokenomics dokümanı,
- kurucu ve yatırımcı token vesting sözleşmeleri,
- smart contract audit raporu,
- fikrî mülkiyet ve marka sözleşmeleri,
- platform listeleme sözleşmeleri,
- pazarlama ve reklam politikaları.
Belgelerin birbirinden bağımsız hazırlanmaması gerekir.
Örneğin whitepaper’da token arzının 100 milyon olduğu yazarken smart contract sahibinin sınırsız token basabilmesi ciddi hukuki risk yaratır.
Token Projeleri İçin En Güvenli Yaklaşım Nedir?
Tokenın önce teknik olarak çıkarılıp daha sonra hukukçulara:
“Bunu Türkiye’de nasıl yasal hâle getiririz?”
diye sorulması yanlış yaklaşımdır.
Daha güvenli yöntem şu sıralamayla hareket etmektir:
iş modeli → hukuki sınıflandırma → tokenomics → düzenleyici analiz → smart contract → whitepaper → satış ve dağıtım
Özellikle yatırımcılardan önemli miktarda fon toplanacak projelerde SPK düzenleme alanına girilip girilmediği token satışından önce belirlenmelidir.
Gerekli durumlarda SPK nezdindeki başvuru veya izin süreçleri, özellikle Kurulun Finansal Teknolojiler Dairesinin görev alanı dikkate alınarak değerlendirilmelidir. SPK’nın güncel organizasyon yapısında hem teknolojiye özgü kripto varlıkların satış ve dağıtım başvurularının hem de sermaye piyasası araçlarının kripto varlık olarak ihracına ilişkin başvuruların Finansal Teknolojiler Dairesi tarafından incelendiği açıkça belirtilmektedir.
Sonuç
Türkiye’de token çıkarmak genel olarak yasak değildir. Ancak “token çıkarmak serbesttir” şeklinde sınırsız bir hukuki alan bulunduğunu söylemek de doğru değildir.
Bir tokenın SPK mevzuatına tabi olup olmayacağına karar verirken tokenın adı değil, sahibine sağladığı ekonomik ve hukuki haklar esas alınmalıdır.
Token;
- şirket payı,
- kâr payı,
- faiz,
- borç alacağı,
- gelir paylaşımı
gibi sermaye piyasası araçlarına özgü haklar sağlıyorsa SPK riski son derece yüksektir. 6362 sayılı Kanun SPK’ye sermaye piyasası araçlarının kripto varlık olarak ihracını düzenleme konusunda açık yetki vermektedir.
Token sermaye piyasası aracı niteliğinde olmasa bile, blockchain teknolojisinin geliştirilmesiyle oluşturulan ve değeri bu teknolojiden ayrıştırılamayan bir varlığın halka satış veya dağıtımı söz konusuysa yine 6362 sayılı Kanun’un 35/B maddesindeki özel düzenleme alanı dikkate alınmalıdır.
Utility token, NFT veya oyun tokenı olarak adlandırılan projelerde dahi gerçek ekonomik model incelenmeden SPK kapsamı dışında kalındığı varsayılmamalıdır.
Stablecoin veya ödeme amaçlı tokenlarda ise SPK dışında TCMB düzenlemeleri özellikle önem taşır. Türkiye’de kripto varlıkların ödemelerde doğrudan veya dolaylı şekilde kullanılması yasaktır.
Ayrıca token satışı yoluyla halktan fon toplanıyorsa whitepaper ve diğer bilgilendirme belgelerinde bulunan yanlış veya eksik açıklamalar nedeniyle şirket ve ilgili kişiler açısından tazminat sorumluluğu doğabilir. Kanun belirli token satışlarında bilgilendirme dokümanlarını imzalayan gerçek ve tüzel kişiler için açık müteselsil sorumluluk öngörmektedir.
Bu nedenle Türkiye’de token çıkarmak isteyen bir startup veya şirket açısından en güvenli yöntem, akıllı sözleşme geliştirilmeden ve token ön satışına başlanmadan önce projenin SPK sınıflandırmasının, fon toplama modelinin, tokenomics yapısının, reklamlarının, ödeme fonksiyonunun ve satış belgelerinin hukuki olarak birlikte incelenmesidir.
Özellikle halka açık token satışı, yatırım getirisi vaadi, gelir paylaşımı, şirket payının tokenizasyonu, stablecoin ve gerçek dünya varlığına dayalı token projelerinde satışa başlanmadan önce yapılacak hukuki değerlendirme, ileride ortaya çıkabilecek SPK yaptırımları ve yatırımcı tazminat talepleri açısından kritik önem taşımaktadır.