“Terbiye Etmek İçin Vurdum” Savunması Kurtarır mı? Çocuğa Karşı Fiziksel Şiddetin Cezai Sonuçları
“Terbiye Etmek İçin Vurdum” Savunması Kurtarır mı? Çocuğa Karşı Fiziksel Şiddetin Cezai Sonuçları
Çocuğa tokat atılması, kemerle vurulması, itilmesi, saçının çekilmesi veya başka şekilde fiziksel acı verilmesi toplumda zaman zaman “disiplin”, “terbiye” veya “aile içi mesele” şeklinde değerlendirilebilmektedir.
Ceza hukuku açısından ise durum çok daha farklıdır.
Anne veya babanın çocuk üzerinde sınırsız bir fiziksel disiplin yetkisi bulunmamaktadır.
Çocuğa fiziksel acı veren bir davranış, yaralanmanın ağırlığına ve olayın gerçekleşme biçimine göre;
- kasten yaralama,
- neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama,
- eziyet,
- kötü muamele
gibi farklı suçların oluşmasına neden olabilir.
Üstelik fail çocuğun anne veya babasıysa, mağdurun failin altsoyu olması nedeniyle kasten yaralama suçunda ceza artırımı gündeme gelebilir.
Bu nedenle:
“Kendi çocuğumdu, terbiye amacıyla vurdum.”
şeklindeki bir savunma, fiziksel şiddeti hukuka uygun hâle getiren genel bir gerekçe değildir.
1. Çocuğa Tokat Atmak Suç mudur?
Evet, koşulları varsa kasten yaralama suçunu oluşturabilir.
TCK m.86’ya göre yalnızca kişinin vücudunda gözle görülür yara meydana getirmek değil;
başkasının vücuduna acı vermek
de kasten yaralama suçunun oluşması için yeterlidir.
Bu nedenle çocuğa vurulduktan sonra;
- morluk oluşmaması,
- kanama olmaması,
- kemiğin kırılmaması
tek başına suç oluşmadığı anlamına gelmez.
Örneğin çocuğun yüzüne sert şekilde tokat atılması ve bunun fiziksel acıya neden olması kasten yaralama kapsamında değerlendirilebilir.
Güncel TCK m.86/1’e göre kasten yaralamanın temel hâlinin cezası bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıdır. Fiilin etkisinin basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâli ise m.86/2’de ayrıca düzenlenmektedir.
2. Çocukta Hiç İz Kalmamışsa Yine Suç Oluşabilir mi?
Evet.
Kasten yaralama için mutlaka morluk, kanama veya açık yara aranmaz.
Kanunun kullandığı ölçütlerden biri kişinin vücuduna acı verilmesidir.
Dolayısıyla örneğin;
çocuğa tokat atılması,
kolunun sert şekilde sıkılması,
saçının çekilmesi,
tekme atılması
gibi davranışların somut olayın şartlarına göre kasten yaralama suçunu oluşturması mümkündür.
Adli rapor elbette önemli bir delildir ancak yaralanmanın tıbbi görüntüsünün bulunmaması otomatik olarak:
“Şiddet gerçekleşmemiştir.”
sonucunu doğurmaz.
3. Anne veya Babanın Çocuğuna Vurması Daha Ağır mı Cezalandırılır?
Evet.
TCK m.86/3-a, kasten yaralama suçunun;
üstsoya veya altsoya karşı
işlenmesini nitelikli hâl olarak düzenlemektedir.
Çocuk, anne ve babanın altsoyudur.
Bu nedenle örneğin babanın oğlunu veya annenin kızını kasten yaralaması hâlinde temel ceza belirlendikten sonra yarı oranında artırım gündeme gelir.
Üstelik bu nitelikli hâlde soruşturma ve kovuşturma için şikâyet aranmaz.
Bu düzenlemenin sonucu önemlidir:
Çocuğa karşı fiziksel şiddetin aile içerisinde gerçekleşmiş olması fail açısından bir ayrıcalık değil, aksine belirli durumlarda cezayı ağırlaştıran bir sebeptir.
4. “Çocuğumu Terbiye Etmek İçin Vurdum” Savunması Geçerli midir?
Fiziksel şiddeti meşrulaştıran sınırsız bir “terbiye hakkı” bulunmamaktadır.
TCK m.232/2’de bakım, büyütme, okutma veya muhafaza yükümlülüğü bulunan kişinin disiplin yetkisini kötüye kullanması ayrıca suç olarak düzenlenmiştir.
Ancak Yargıtay uygulamasının önemli ayrımı şudur:
Fiil zaten kasten yaralama, tehdit veya hakaret gibi başka bir suç oluşturuyorsa olay sırf “kötü muamele” olarak nitelendirilmemelidir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2024 tarihli kararında üvey çocuklara tokat atılması ve fiziksel şiddet uygulanması şeklindeki eylemlerin kötü muamele değil, koşulları varsa kasten yaralama olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Benzer şekilde Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 22.11.2023 tarihli kararında da bir babanın 16 yaşındaki kızını darp etmesinin kötü muamele yerine kasten yaralama kapsamında değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Dolayısıyla:
“Ben babasıyım, dövmek değil terbiye etmek istedim.”
savunması fiziksel saldırıyı kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez.
5. Bir Tokat ile Sistematik Dayak Aynı Suç mudur?
Hayır.
Olayın sürekliliği ve sistematik niteliği suç vasfını ciddi şekilde değiştirebilir.
Tek bir olayda çocuğa tokat atılması çoğunlukla kasten yaralama kapsamında değerlendirilirken;
çocuğun uzun süre boyunca;
- sürekli dövülmesi,
- sopa veya demir çubukla vurulması,
- aç bırakılması,
- korkutulması,
- aşağılanması,
- ağır şekilde çalıştırılması
gibi davranışlara maruz bırakılması eziyet suçunu gündeme getirebilir.
TCK m.96’ya göre eziyet suçunun çocuğa karşı işlenmesi hâlinde ceza üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasıdır.
6. Sistematik Şiddet Ne Zaman “Eziyet” Sayılır?
Eziyet suçunda en önemli noktalardan biri davranışların sistematik ve süreklilik gösteren bir bütün oluşturmasıdır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2024 tarihli kararına konu olayda 9 yaşındaki çocuk;
üvey babasının kendisini sürekli dövdüğünü,
tokat attığını,
demir çubuk, sopa ve şişeyle vurduğunu,
okula göndermeyerek çalıştırdığını
anlatmıştır.
Doktor raporlarında çocuğun vücudunun farklı yerlerinde eski ve yeni yaralanmaların bulunması ve tanık beyanlarının anlatımı desteklemesi karşısında Yargıtay, eylemlerin sistematik olduğunu kabul etmiş ve çocuğa karşı eziyet suçundan verilen 2 yıl 6 aylık mahkûmiyet hükmünde hukuka aykırılık görmemiştir.
Bu nedenle çocukta farklı tarihlere ait yaralanmaların bulunması ceza soruşturması açısından özellikle önemlidir.
7. Bakıcının Üç Yaşındaki Çocuğu Sürekli Dövmesi Eziyet Sayılabilir mi?
Evet.
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2024/7633 sayılı kararına konu olayda bakıcının yaklaşık üç yaşındaki çocuğa;
- küfür ettiği,
- terlikle kafasına vurduğu,
- vücudunun çeşitli yerlerine vurduğu
tespit edilmiştir.
Adli raporda hem yeni hem eski yaralanmalar görülmüştür.
Yargıtay, eylemlerin farklı zamanlarda ve sistematik şekilde gerçekleştirilmesi nedeniyle eziyet suçundan verilen mahkûmiyet kararını hukuka uygun bulmuştur.
Dolayısıyla bakıcının:
“Sadece çocuk yaramazlık yaptığı için birkaç kez vurdum.”
savunması görüntüler, eski-yeni yaralanmalar ve diğer deliller karşısında kabul edilmeyebilir.
8. Çocuğa Kemer veya Sopayla Vurulursa Ne Olur?
Burada kullanılan eşyanın niteliği önemlidir.
TCK m.86/3-e kasten yaralamanın silahla işlenmesini cezayı ağırlaştıran neden olarak düzenlemektedir.
Ceza hukukunda “silah” kavramı yalnızca tabanca veya bıçakla sınırlı değildir.
Somut kullanım biçimine göre saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli bazı cisimler de bu kapsamda değerlendirilebilir.
Dolayısıyla;
- sopa,
- demir çubuk,
- sert bir cisim
gibi araçlarla çocuğa vurulması olayın özelliklerine göre silahla yaralama tartışmasını doğurabilir.
Kemer bakımından da cismin yapısı, kullanım şekli ve meydana getirdiği zarar somut olarak değerlendirilmelidir.
9. Küçük Çocuğa Şiddet Uygulanması Ayrıca Cezayı Artırır mı?
TCK m.86/3-b, suçun;
beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı
işlenmesini nitelikli hâl olarak düzenlemektedir.
Çocuk olmak tek başına bütün yaş grupları için otomatik olarak bu bent kapsamında değerlendirilmemelidir.
Ancak özellikle;
- bebek,
- çok küçük yaştaki çocuk,
- fiziksel veya zihinsel engeli bulunan çocuk
bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunma şartının gerçekleşmesi kuvvetle gündeme gelebilir.
Fail aynı zamanda anne veya babaysa altsoya karşı yaralama hükmü de ayrıca dikkate alınır.
10. Çocuğun Kolu veya Başka Bir Kemiği Kırılırsa Ceza Ne Olur?
Yaralama sonucunun ağırlaşması hâlinde TCK m.87 devreye girer.
Kasten yaralama sonucunda çocuğun vücudunda kemik kırığı veya çıkığı meydana gelmişse ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonları üzerindeki etkisine göre artırılır.
Dolayısıyla çocuğa vurma sonucunda;
- kol kırılması,
- burun kemiği kırılması,
- kaburga kırılması
gibi bir sonuç meydana gelmesi dosyayı basit yaralama olmaktan çıkarabilir.
Adli Tıp raporunda kırığın kişinin hayat fonksiyonları üzerindeki etkisi ayrıca derecelendirilebilir.
11. Çocuğun Yüzünde Kalıcı İz Kalırsa Ne Olur?
TCK m.87, kasten yaralama sonucunda mağdurun yüzünde sabit iz meydana gelmesini neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama olarak düzenlemektedir.
Aynı şekilde;
- organ işlevinin sürekli zayıflaması,
- konuşmada sürekli zorluk,
- yaşamı tehlikeye sokan durum
gibi sonuçlarda da ceza önemli ölçüde ağırlaşabilir.
Örneğin çocuğun yüzüne cam veya başka sert bir cisimle vurulması sonucunda kalıcı iz oluşması basit bir darp dosyasından çok daha ağır ceza sorumluluğu doğurabilir.
12. Çocuk Şiddet Sonucunda Hayati Tehlike Geçirirse Ne Olur?
Yine TCK m.87 kapsamında cezanın ağırlaşması gündeme gelir.
Örneğin;
çocuğun başına ağır şekilde vurulması,
yüksekten itilmesi,
boğazının sıkılması
sonucunda doktor raporunda yaralanmanın yaşamını tehlikeye sokan bir durum oluşturduğu belirlenmişse bu sonuç cezanın belirlenmesinde son derece önemlidir.
Failin kastının öldürmeye yönelik olduğuna ilişkin delil varsa mesele artık yalnızca yaralama olarak da değerlendirilmeyebilir.
Bu durumda öldürmeye teşebbüs hükümlerinin tartışılması gerekebilir.
13. Çocuğa Şiddetin Ölümle Sonuçlanması Hâlinde Ne Olur?
Olayın kastına göre farklı ihtimaller bulunmaktadır.
Fail yalnızca yaralama kastıyla hareket etmiş ancak yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse TCK m.87/4 kapsamında kasten yaralama sonucu ölüm gündeme gelebilir.
Güncel düzenlemede kasten yaralama sonucu ölüm meydana gelmesi hâlinde olayın niteliğine göre 10 yıldan 14 yıla, nitelikli yaralama hâllerinde ise 14 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.
Ancak failin hareketleri, kullanılan araç, darbe sayısı ve hedef alınan bölge öldürme kastını ortaya koyuyorsa kasten öldürme veya öldürmeye teşebbüs hükümleri ayrıca değerlendirilir.
14. Çocuğun Şikâyetçi Olmaması Davayı Kapatır mı?
Anne veya babanın çocuğunu yaralaması gibi nitelikli hâllerde hayır.
TCK m.86/3’te düzenlenen;
- altsoya karşı,
- kendisini savunamayacak kişiye karşı,
- silahla
kasten yaralama hâllerinde şikâyet aranmaz.
Dolayısıyla olay savcılığa intikal ettikten sonra;
çocuğun,
annenin,
babanın veya başka bir yakının
“Şikâyetçi değiliz.”
demesi kamu davasını otomatik olarak sona erdirmez.
Cumhuriyet savcılığı soruşturmaya re’sen devam edebilir.
15. Anne Şikâyetten Vazgeçerse Baba Hakkındaki Dava Düşer mi?
Çocuğun babası tarafından darp edildiği ve TCK m.86/3-a’nın uygulanacağı bir olayda şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez.
Çünkü altsoya karşı kasten yaralama şikâyete tabi değildir.
Bu durum aile içi şiddet dosyalarında çok önemlidir.
Örneğin olaydan sonra anne ile baba barışmış ve anne:
“Şikâyetimi geri çekiyorum.”
demiş olabilir.
Bu beyan ceza yargılamasının kendiliğinden bitmesini sağlamaz.
16. Çocuk İfadesini Sonradan Değiştirirse Ne Olur?
Bu durum özellikle aile içi şiddet dosyalarında sık görülmektedir.
Çocuk ilk ifadesinde;
“Babam beni dövdü.”
dedikten sonra aile baskısı, korku, ekonomik bağımlılık veya başka nedenlerle duruşmada;
“Düştüm, babam vurmadı.”
diyebilir.
Mahkeme yalnızca son ifadeye bakmak zorunda değildir.
Çocuğun ilk anlatımı;
- adli rapor,
- öğretmen beyanı,
- komşu veya akraba tanıklığı,
- fotoğraflar,
- kamera görüntüleri,
- sosyal inceleme raporu
gibi delillerle destekleniyorsa ilk beyana üstünlük tanınması mümkün olabilir.
Nitekim Yargıtay’ın çocuklara yönelik sistematik şiddet kararlarında çocuğun anlatımı ile doktor raporları ve diğer delillerin birbirini doğrulaması özellikle önemsenmektedir.
17. Çocuğun Beyanı Tek Başına Delil Olabilir mi?
Ceza muhakemesinde çocuk mağdurun beyanı önemli bir delildir.
Ancak mahkeme;
- beyanın kendi içerisinde tutarlı olup olmadığını,
- olayın özellikleriyle uyumunu,
- başka deliller tarafından desteklenip desteklenmediğini,
- çocuğun yönlendirilmiş olup olmadığını
değerlendirir.
Özellikle küçük çocuklarda ifade alma sürecinin çocuğun ikincil örselenmesine yol açmaması ve uzman desteğiyle yürütülmesi önemlidir.
Bir darp iddiasında en güçlü dosya genellikle;
çocuk beyanı + adli rapor + fotoğraf/görüntü + tanık + sosyal inceleme
gibi birbiriyle uyumlu delillerden oluşur.
18. Öğretmenin Öğrenciye Tokat Atması Suç mudur?
Evet, fiziksel şiddet eğitim veya disiplin yöntemi olarak hukuka uygun değildir.
Öğretmenin öğrenciye;
- tokat atması,
- kulağını çekmesi,
- sopayla vurması,
- fiziksel acı vermesi
koşulları varsa kasten yaralama suçunu oluşturabilir.
Kamu görevlisi statüsündeki öğretmenin görevinden kaynaklanan nüfuzu kötüye kullanarak yaralama gerçekleştirmesi hâlinde TCK m.86/3-d’deki nitelikli hâlin uygulanması da somut olayın özelliklerine göre gündeme gelebilir. TCK m.86/3-d kamu görevlisinin sahip olduğu nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle yaralamayı cezayı ağırlaştıran hâl olarak düzenlemektedir.
Özel okul öğretmeni bakımından ise kamu görevlisi statüsü ayrıca değerlendirilmelidir.
19. Bakıcı veya Kreş Çalışanının Çocuğa Vurması Durumunda Ne Olur?
Tekil bir fiziksel şiddet eylemi kasten yaralama oluşturabilir.
Ancak bakıcının veya kreş çalışanının çocuğa karşı;
- uzun süre devam eden,
- sistematik,
- bedensel veya ruhsal acı yaratan
davranışları varsa çocuğa karşı eziyet suçu gündeme gelebilir.
Yargıtay’ın üç yaşındaki çocuğa bakıcı tarafından farklı zamanlarda fiziksel şiddet uygulanmasına ilişkin kararında eski ve yeni yaralanmaların birlikte bulunması sistematik eziyet bakımından önemli kabul edilmiştir.
20. Fiziksel Şiddetin Yanında Hakaret ve Tehdit Varsa Ne Olur?
Fiiller ayrıca suç oluşturuyorsa yalnızca “kötü muamele” başlığı altında eritilmemelidir.
Örneğin fail çocuğu döverken;
“Seni öldürürüm.”
diye tehdit ediyor veya sürekli ağır hakaretlerde bulunuyorsa;
kasten yaralama yanında şartları varsa tehdit ve hakaret suçları da ayrıca gündeme gelebilir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi de fiziksel şiddet ve hakaret niteliğindeki eylemlerin, unsurları varsa kendi özel suç tipleri üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirtmektedir.
21. Kötü Muamele Suçu Ne Zaman Uygulanır?
TCK m.232/1’e göre aynı konutta birlikte yaşayan kişilerden birine kötü muamelede bulunan kişi iki aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
Maddenin ikinci fıkrası ise bakım, eğitim veya gözetim yükümlülüğü altındaki kişi üzerinde disiplin yetkisinin kötüye kullanılmasını düzenlemektedir.
Ancak Yargıtay’ın güncel yaklaşımı açısından kritik nokta şudur:
TCK m.232 daha çok başka bir suç tipini oluşturmayan;
- aç bırakma,
- korkutma,
- sürekli aşağılayıcı muamele,
- merhamet ve şefkatle bağdaşmayan davranışlar
gibi durumlarda gündeme gelir.
Fiil doğrudan kasten yaralama oluşturuyorsa kural olarak TCK m.86’nın uygulanması gerekir.
22. Kötü Muamele ile Eziyet Arasındaki Fark Nedir?
İki suç birbirine benzemekle birlikte aynı değildir.
Kötü muamele daha çok aynı konutta yaşayan veya failin bakım/gözetimi altında bulunan kişiye karşı merhamet ve şefkatle bağdaşmayan davranışları kapsar.
Eziyet ise mağdura bedensel veya ruhsal olarak ciddi acı veren ve çoğu zaman belirli bir süreç içerisinde sistematik biçimde tekrar eden davranışlardan oluşur.
Çocuğun haftalar veya aylar boyunca;
dövülmesi,
aç bırakılması,
aşağılanması,
uyumasının engellenmesi,
ağır şekilde çalıştırılması
gibi davranışların bir bütün hâlinde gerçekleştirilmesi TCK m.96 kapsamında çok daha ağır sonuç doğurabilir.
Çocuğa karşı eziyetin cezası üç yıldan sekiz yıla kadar hapistir.
23. Fiziksel Şiddet Nedeniyle Çocuk Aileden Alınabilir mi?
Her olayda otomatik olarak değil.
Ancak çocuğun güvenliğinin ciddi şekilde tehlikede bulunması hâlinde ceza soruşturmasının yanında çocuğun korunmasına yönelik tedbirler de alınabilir.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında korunma ihtiyacı bulunan çocuk hakkında;
- danışmanlık,
- eğitim,
- bakım,
- sağlık,
- barınma
tedbirlerine karar verilebilir.
Çocuğun derhâl korunmasını gerektiren bir durum bulunması hâlinde acil korunma mekanizmaları da uygulanabilir.
Amaç anne veya babayı cezalandırmaktan ayrı olarak çocuğun güvenliğini sağlamaktır.
24. Şiddet Uygulayan Baba veya Anne Evden Uzaklaştırılabilir mi?
Evet.
6284 sayılı Kanun kapsamında şiddet uygulayan kişi hakkında;
- müşterek konuttan uzaklaştırma,
- çocuğun bulunduğu eve veya okula yaklaşmama,
- şiddet tehdidinde bulunmama,
- iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme
gibi tedbirler uygulanabilir.
Çocukla daha önce kişisel ilişki kurulmasına ilişkin karar bulunuyorsa hâkim;
kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılmasına, sınırlandırılmasına veya tamamen kaldırılmasına
da karar verebilir.
Dolayısıyla ceza soruşturmasının yanında çok hızlı biçimde koruyucu tedbir süreci yürütülebilir.
25. Boşanmış Baba Çocuğunu Döverse Görüş Hakkı Kaldırılabilir mi?
Somut olayın ağırlığına göre evet, kişisel ilişkinin sınırlandırılması veya kaldırılması gündeme gelebilir.
6284 sayılı Kanun hâkime, çocukla daha önce kurulmuş kişisel ilişkinin;
- refakatçi eşliğinde yapılması,
- sınırlandırılması,
- tamamen kaldırılması
yönünde tedbir alma imkânı vermektedir.
Ayrıca aile mahkemesi açısından temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.
Bu nedenle fiziksel şiddet yalnızca ceza davası bakımından değil velayet ve kişisel ilişki uyuşmazlıklarında da ciddi sonuçlar doğurabilir.
26. Fiziksel Şiddet Velayetin Değiştirilmesine Neden Olabilir mi?
Evet, somut olayın ağırlığına göre olabilir.
Velayeti kullanan ebeveynin çocuğa sistematik biçimde fiziksel şiddet uygulaması;
- çocuğun bedensel güvenliği,
- psikolojik gelişimi,
- bakım ve gözetimi
bakımından ciddi tehlike yaratıyorsa aile hukuku yönünden de müdahale gündeme gelebilir.
Ceza mahkûmiyeti tek başına her durumda otomatik velayet değişikliği anlamına gelmez.
Ancak;
adli raporlar,
ceza soruşturması,
sosyal inceleme raporları,
6284 tedbirleri,
çocuğun beyanları
velayet değerlendirmesinde son derece önemli olabilir.
27. Şiddete Uğrayan Çocuğun Adli Raporu Neden Önemlidir?
Adli rapor ceza soruşturmasının en önemli delillerinden biridir.
Raporda özellikle;
- yaralanmanın yeri,
- niteliği,
- basit tıbbi müdahaleyle giderilip giderilemeyeceği,
- kemik kırığı veya çıkığı,
- yaşamı tehlikeye sokup sokmadığı,
- yüzde sabit iz ihtimali,
- eski ve yeni yaralanmalar
tespit edilebilir.
Özellikle farklı iyileşme evrelerinde çok sayıda morluk veya yara bulunması, şiddetin tek seferlik değil sistematik olduğu iddiasını destekleyebilir.
Yargıtay’ın çocuğa karşı eziyet kararlarında eski ve yeni yaralanmaları gösteren doktor raporları bu nedenle özel önem taşımaktadır.
28. Çocuğun Vücudundaki Morlukların Fotoğrafı Delil Olur mu?
Evet.
Özellikle olayın hemen ardından çekilmiş;
- tarih bilgisi bulunan fotoğraflar,
- video kayıtları,
- hastane kayıtları,
- öğretmenin veya okul rehberlik servisinin tespitleri
dosya açısından önemli olabilir.
Ancak fotoğraf tek başına yaranın kim tarafından meydana getirildiğini her zaman göstermez.
Bu nedenle mümkün olduğu kadar diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
29. Öğretmen veya Doktor Çocuğun Dövüldüğünü Fark Ederse Ne Olur?
Çocuklara yönelik şiddet olayları yalnızca aile içi özel mesele değildir.
Özellikle kamu görevlilerinin görevleri sırasında suç işlendiğini öğrenmeleri hâlinde TCK m.279’daki suçu bildirmeme hükümleri gündeme gelebilir.
Sağlık mesleği mensupları bakımından ise TCK m.280’de ayrıca bildirim yükümlülüğü düzenlenmektedir.
Bu nedenle çocuğun;
- hastaneye,
- okula,
- sosyal hizmet birimine
ulaşması hâlinde olayın ilgili kurumlara ve Cumhuriyet savcılığına intikal etmesi mümkündür.
30. Çocuğa Fiziksel Şiddette Deliller Nelerdir?
Bu dosyalarda yalnızca çocuğun anlatımına odaklanılmamalıdır.
Özellikle;
- adli muayene raporu,
- hastane ve acil servis kayıtları,
- yara ve morluk fotoğrafları,
- kamera kayıtları,
- öğretmen ve rehberlik servisi kayıtları,
- komşu ve akraba tanıkları,
- mesajlaşmalar,
- ses ve görüntü kayıtları hukuka uygunlukları ölçüsünde,
- sosyal inceleme raporları,
- psikolog değerlendirmeleri,
- önceki şiddet olaylarına ilişkin polis ve 6284 kayıtları
birlikte incelenmelidir.
Sistematik şiddet iddiasında özellikle önceki olayların kayıtları büyük önem taşır.
31. Örnek Olay: Baba 10 Yaşındaki Çocuğuna Tokat Atıyor
Bir babanın 10 yaşındaki çocuğuna öfkelendiği için birkaç kez tokat attığını düşünelim.
Çocuk hastaneye götürülmüş ve raporda yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte olduğu tespit edilmiştir.
Bu durumda olay;
TCK m.86 kapsamında kasten yaralama
olarak değerlendirilir.
Fail çocuğun babası olduğundan altsoya karşı işleme nedeniyle TCK m.86/3-a’daki artırım ayrıca gündeme gelir ve suç şikâyete bağlı değildir.
Baba:
“Sadece terbiye amacıyla tokat attım.”
dese dahi Yargıtay’ın güncel yaklaşımı fiziksel darp fiilinin kötü muamele altında eritilmesi yerine kasten yaralama kapsamında değerlendirilmesi yönündedir.
32. Örnek Olay: Üvey Baba Çocuğu Aylarca Dövüyor
Dokuz yaşındaki çocuğun üvey babası tarafından aylar boyunca;
- tokatlandığını,
- sopayla dövüldüğünü,
- zaman zaman demir çubukla vurulduğunu
ve okul yerine çalıştırıldığını düşünelim.
Adli raporlarda hem eski hem yeni yaralanmalar tespit edilmiş ve komşu da çocuğun anlatımını doğrulamıştır.
Bu durumda olayın münferit kasten yaralama suçları yerine davranışların bütünü dikkate alınarak TCK m.96 kapsamında çocuğa karşı eziyet olarak değerlendirilmesi mümkündür.
Nitekim Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2024 tarihli kararında çok benzer olayda sistematik fiziksel şiddetin çocuğa karşı eziyet suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.
33. En Önemli Ayrım: Kasten Yaralama mı, Kötü Muamele mi, Eziyet mi?
Çocuğa yönelik şiddet dosyalarında suç vasfının doğru belirlenmesi son derece önemlidir.
Genel olarak;
Tek veya belirli bir fiziksel saldırı
TCK m.86 – Kasten yaralama
Başka özel suç tipine girmeyen merhamet ve şefkatle bağdaşmayan davranışlar
TCK m.232 – Kötü muamele
Sistematik, süreklilik gösteren ve bedensel veya ruhsal ciddi acıya neden olan davranışlar
TCK m.96 – Eziyet
gündeme gelebilir.
Ancak olayların birbirinden kesin çizgilerle ayrılması her zaman mümkün değildir.
Fiilin süresi, yoğunluğu, yaralanmaların niteliği, mağdurun yaşı ve bütün deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Yargıtay özellikle fiziksel şiddetin zaten kasten yaralama oluşturduğu durumlarda eylemin sırf TCK m.232 kapsamında kötü muamele olarak değerlendirilmesini hukuka aykırı bulmaktadır.
34. Sonuç: Çocuğa Vurmak “Aile İçi Disiplin” Değil, Ceza Hukukunun Konusu Olabilir
Çocuğa karşı fiziksel şiddet Türk ceza hukukunda basit bir aile içi anlaşmazlık olarak değerlendirilmez.
Bir ebeveynin;
“Kendi çocuğum olduğu için vurdum.”
veya
“Terbiye etmek amacıyla yaptım.”
demesi fiziksel saldırıyı hukuka uygun hâle getirmez.
Çocuğa tokat atılması veya başka şekilde fiziksel acı verilmesi şartları varsa kasten yaralama suçunu oluşturabilir.
Fail anne veya babaysa mağdurun altsoy olması nedeniyle TCK m.86/3-a uyarınca ceza artırılır ve şikâyet aranmaz.
Şiddetin;
- farklı zamanlarda tekrar etmesi,
- sistematik hâle gelmesi,
- çocuğun sürekli dövülmesi,
- aç bırakılması,
- korkutulması veya ağır biçimde aşağılanması
durumunda ise çok daha ağır yaptırım öngören çocuğa karşı eziyet suçu gündeme gelebilir. TCK m.96/2 kapsamında bunun cezası üç yıldan sekiz yıla kadar hapistir.
Şiddet sonucunda;
kemik kırılması, yüzünde sabit iz, organ işlevinde kalıcı zayıflama veya yaşamı tehlikeye sokan bir yaralanma
meydana gelmesi hâlinde TCK m.87 kapsamında ceza ayrıca ağırlaştırılabilir.
Bunun yanında ceza soruşturmasından bağımsız olarak 6284 sayılı Kanun kapsamında şiddet uygulayan kişinin evden uzaklaştırılması, çocuğa ve okuluna yaklaşmasının yasaklanması veya çocukla kişisel ilişkinin sınırlandırılması ya da kaldırılması mümkün olabilir.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında ise çocuğun güvenliğini sağlamak amacıyla danışmanlık, eğitim, sağlık, bakım ve barınma gibi koruyucu ve destekleyici tedbirler uygulanabilir.
Bu nedenle çocuğa fiziksel şiddet olaylarında doğru soru:
“Çocukta iz kaldı mı?” değil, “Çocuğa fiziksel veya ruhsal olarak ne yapıldı, bu davranış ne kadar sürdü ve hangi sonuçlara yol açtı?”
sorusudur.
Çünkü ceza hukuku açısından bir tokat dahi kasten yaralama suçuna dönüşebilir; sistematik şiddet ise çok daha ağır bir suç olan çocuğa karşı eziyet kapsamında değerlendirilebilir.
Önemli Yargıtay Kararları
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2021/23371 E., 2024/4527 K.: Üvey çocuklara tokat atılması ve fiziksel şiddet uygulanması şeklindeki eylemlerin kötü muamele yerine, şartları varsa kasten yaralama ve hakaret olarak değerlendirilmesi gerektiği yönünde.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2021/17666 E., 2023/24469 K.: Babanın 16 yaşındaki kızını darp etmesi biçimindeki eylemin kötü muamele değil kasten yaralama olarak değerlendirilmesi gerektiği yönünde.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2021/15402 E., 2024/2320 K.: Dokuz yaşındaki çocuğun üvey babası tarafından sistematik olarak dövülmesi, okula gönderilmeyip çalıştırılması ve adli raporlarda eski-yeni yaralanmalar bulunması nedeniyle çocuğa karşı eziyet suçunun oluştuğunun kabulü.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2021/16237 E., 2024/7633 K.: Bakıcının yaklaşık üç yaşındaki çocuğa değişik zamanlarda terlikle vurması ve eski-yeni yaralanmaların bulunması karşısında sistematik davranışların eziyet suçunu oluşturduğunun kabulü.
Hukuki Dayanaklar
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.86 – Kasten yaralama
- TCK m.86/3-a – Altsoya karşı kasten yaralama
- TCK m.86/3-b – Kendisini savunamayacak kişiye karşı yaralama
- TCK m.86/3-d – Kamu görevlisinin nüfuzunu kötüye kullanarak yaralama
- TCK m.86/3-e – Silahla yaralama
- TCK m.87 – Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
- TCK m.96 – Eziyet
- TCK m.232 – Kötü muamele
- 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.5 ve devamı – Koruyucu ve destekleyici tedbirler
- 6284 sayılı Kanun m.5 – Şiddet uygulayana yönelik önleyici tedbirler
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu – Velayet, çocukla kişisel ilişki ve çocuğun korunmasına ilişkin hükümler