Çocuğu Diğer Ebeveyne Göstermemenin Hapis Cezası Var mı? Kişisel İlişkinin Engellenmesinin Hukuki ve Cezai Sonuçları
Çocuğu Diğer Ebeveyne Göstermemenin Hapis Cezası Var mı? Kişisel İlişkinin Engellenmesinin Hukuki ve Cezai Sonuçları
Boşanma sonrasında çocuğun velayeti anneye verilmiştir.
Mahkeme kararında babanın çocukla her ayın belirli hafta sonlarında görüşmesine karar verilmiştir.
Baba belirtilen gün ve saatte çocuğu almak istemekte ancak anne;
“Çocuğu sana vermiyorum.”
demektedir.
Bu durum bir kez değil, aylar boyunca tekrar etmektedir.
Başka bir olayda ise çocuk baba ile kişisel ilişki kurulması amacıyla teslim edilmiş ancak baba kişisel ilişki süresi bittikten sonra çocuğu anneye geri getirmemiştir.
Peki bu davranışlar suç mudur?
Çocuğunu diğer ebeveyne göstermeyen anne veya baba hapis cezası alabilir mi?
Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda mı bulunmak gerekir?
Velayet değiştirilebilir mi?
Türk hukukunda bu sorunun cevabı tek bir “evet” veya “hayır” değildir.
En önemli ayrım şudur:
Çocuğun diğer ebeveynle kişisel ilişkisinin engellenmesi kural olarak tek başına Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmiş bağımsız bir suç değildir. Ancak mahkemece verilen kişisel ilişki kararının uygulanmasının engellenmesi, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu uyarınca disiplin hapsine yol açabilir.
Üstelik kişisel ilişkinin sistematik şekilde engellenmesi yalnızca hapis yaptırımı bakımından değil, velayetin değiştirilmesi bakımından da ciddi sonuçlar doğurabilir.
Diğer Ebeveynin Çocuğu Görme Hakkı Var mıdır?
Evet.
Türk Medeni Kanunu’nun 323. maddesine göre anne ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir.
Ancak bu hak yalnızca anne veya babanın hakkı olarak görülmemelidir.
Çocuğun da anne ve babasıyla düzenli ilişki kurması ve bu ilişkiyi devam ettirmesi önemlidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.03.2021 tarihli, 2021/712 E., 2021/2287 K. sayılı kararında da anne ve babası ayrı olan çocuğun ebeveynleriyle düzenli kişisel ilişki kurmasının hem çocuk hem de ebeveyn bakımından bir hak olduğu açıkça vurgulanmıştır.
Dolayısıyla;
“Velayet bende, çocuğu istediğim kişiye gösteririm veya göstermem.”
şeklindeki yaklaşım hukuken doğru değildir.
Velayet hakkı, diğer ebeveynle kişisel ilişkiyi keyfî olarak ortadan kaldırma yetkisi vermez.
Velayet Sahibi Ebeveyn Diğer Ebeveynle İlişkiyi Engelleyebilir mi?
Kural olarak hayır.
TMK m.324 son derece açık bir yükümlülük öngörmektedir.
Anne ve babanın her biri;
diğerinin çocukla kişisel ilişkisini zedelemekten kaçınmak zorundadır.
Dolayısıyla velayet sahibi ebeveyn;
- çocuğu görüş günlerinde sürekli başka yere götürüyorsa,
- adresini gizliyorsa,
- kişisel ilişki saatlerinde telefonu kapatıyorsa,
- çocuğu teslim etmiyorsa,
- diğer ebeveynle görüşmesini sistematik biçimde engelliyorsa
TMK m.324 kapsamında yükümlülüğünü ihlal ediyor olabilir.
Güncel kanun ayrıca çok ciddi bir sonuç öngörmektedir:
Velayet kendisine bırakılan anne veya baba, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse, çocuğun menfaatine aykırı olmamak şartıyla velayet değiştirilebilir.
Bu ihtimal TMK m.324/3’te açıkça düzenlenmiştir.
Çocuğu Göstermemek Doğrudan Ceza Kanununda Suç mudur?
Kural olarak hayır.
Örneğin mahkemenin kişisel ilişki kararına rağmen velayet sahibi annenin çocuğu babaya göstermemesi nedeniyle doğrudan;
“TCK’da çocuğu göstermeme suçu işlendi.”
denilmesi teknik olarak doğru değildir.
Ancak bu durum yaptırımsız değildir.
24 Kasım 2021 tarihli 7343 sayılı Kanun ile sistem önemli ölçüde değiştirilmiş ve çocuk teslimi ile kişisel ilişki kararlarının yerine getirilmesine ilişkin hükümler 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na taşınmıştır.
Çocuk Koruma Kanunu m.41/F, mahkeme kararının uygulanmasını engelleyen kişiler hakkında disiplin hapsi öngörmektedir.
Dolayısıyla hukuken daha doğru ifade şudur:
Çocuğun gösterilmemesi her durumda bağımsız bir ceza suçu değildir; ancak kişisel ilişki kararının uygulanmasına engel olunması disiplin hapsi yaptırımı doğurabilir.
Çocuğu Göstermemenin Cezası Nedir?
Burada “çocuk teslimi” ile “çocukla kişisel ilişki” birbirinden ayrılmalıdır.
Çocukla Kişisel İlişkinin Engellenmesi
Örneğin çocuk annede kalmakta ve babanın iki haftada bir hafta sonu görüş hakkı bulunmaktadır.
Anne, kişisel ilişki kararının yerine getirilmesine ilişkin teslim emrine rağmen çocuğu babaya vermemektedir.
Çocuk Koruma Kanunu m.41/F/2’ye göre;
çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararının yerine getirilmesine ilişkin teslim emrine aykırı hareket eden veya emrin yerine getirilmesini engelleyen kişi, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine üç günden on güne kadar disiplin hapsiyle cezalandırılabilir.
Bu nedenle;
“Mahkeme çocuğu babaya göstermemi söyledi ama göstermiyorum, hiçbir yaptırımı yok.”
şeklindeki düşünce yanlıştır.
Çocuk Teslim Emrine Uyulmamasında Ceza Daha Ağırdır
Çocuk Koruma Kanunu m.41/F/1’de farklı bir durum düzenlenmektedir.
Bu hüküm çocuk teslimine ilişkin ilam veya tedbir kararının uygulanmasının engellenmesiyle ilgilidir.
Bu durumda teslim emrine aykırı hareket eden veya emrin gereğinin yerine getirilmesini engelleyen kişi;
üç aya kadar disiplin hapsiyle cezalandırılabilir.
Dolayısıyla;
kişisel ilişki kararını engellemek
ile
çocuğun velayet sahibine teslim edilmesini engellemek
aynı yaptırıma tabi değildir.
Baba Çocuğu Görüş İçin Aldıktan Sonra Geri Getirmezse Ne Olur?
Bu durum ayrıca düzenlenmiştir.
Örneğin mahkeme;
“Baba çocuğu cumartesi saat 10.00’da alacak, pazar saat 18.00’de anneye teslim edecektir.”
şeklinde kişisel ilişki kurmuş olsun.
Baba çocuğu cumartesi günü alıyor fakat pazar günü geri getirmiyor.
Çocuk Koruma Kanunu m.41/F/3’e göre kişisel ilişki için kendisine teslim edilen çocuğu kararın öngördüğü sürenin sonunda belirlenen yere getirmeyen hak sahibi;
bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine üç aya kadar disiplin hapsiyle cezalandırılabilir.
Dolayısıyla kişisel ilişki kararı yalnızca velayet sahibi ebeveyni değil, çocuğu görüş amacıyla teslim alan ebeveyni de bağlamaktadır.
Disiplin Hapsi Normal Hapis Cezası mıdır?
Hayır.
Bu ayrım son derece önemlidir.
Disiplin hapsi, Türk Ceza Kanunu’nda bir suç karşılığında verilen klasik hapis cezasıyla aynı hukuki niteliğe sahip değildir.
CMK m.2’de disiplin hapsinin;
- seçenek yaptırıma çevrilemeyeceği,
- ertelenemeyeceği,
- tekerrüre esas olmayacağı,
- şartla salıverme hükümlerinin uygulanmayacağı,
- adli sicile geçirilmeyeceği
belirtilmektedir. Adalet Bakanlığının çocuk teslimine ilişkin değerlendirmelerinde de ÇKK m.41/F’deki disiplin hapsinin bir suç karşılığı verilen ceza olmadığı açıkça ifade edilmektedir.
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.5 de disiplin ve tazyik hapsine ilişkin kararların adli sicile kaydedilmeyeceğini açıkça düzenlemektedir.
Dolayısıyla;
“Çocuğu göstermedi, sabıkalı oldu.”
şeklinde bir sonuç doğru değildir.
Ancak disiplin hapsinin fiilen özgürlüğü kısıtlayan ciddi bir yaptırım olduğu unutulmamalıdır.
Şikâyet Nereye Yapılır?
Bu işlem artık klasik anlamda icra ceza mahkemesinde yürütülen eski sistem değildir.
Çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararları, Adalet Bakanlığı bünyesindeki Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri aracılığıyla yerine getirilmektedir.
Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü bulunmayan yerlerde Bakanlık tarafından belirlenen hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlükleri görev yapmaktadır. Uygulamada çocuk görüşme merkezleri kullanılmaktadır.
Disiplin hapsi bakımından şikâyete bakacak mahkeme ise;
işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer Aile Mahkemesidir.
Bu husus ÇKK m.41/F/4’te açıkça düzenlenmiştir.
Şikâyet Süresi Ne Kadardır?
Son derece önemli bir süre bulunmaktadır:
Bir ay.
Kişisel ilişki kararının uygulanmasına ilişkin teslim emrine aykırılık halinde disiplin hapsi uygulanabilmesi için kanunda öngörülen bir aylık şikâyet süresinin takip edilmesi gerekir.
Bu nedenle kişisel ilişki hakkı sürekli engellenen ebeveynin aylarca bekleyip bütün olayları tek şikâyet konusu yapmasının süre bakımından sorun yaratabileceği unutulmamalıdır.
Her olayın tarihi ve müdürlük işlemleri ayrı ayrı kayıt altına alınmalıdır.
Mahkeme Kararı Olmadan Çocuğu Göstermeyen Ebeveyn Disiplin Hapsi Alır mı?
ÇKK m.41/F mekanizmasının uygulanabilmesi bakımından ortada;
çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin bir ilam veya tedbir kararı
ve bunun yerine getirilmesine yönelik yasal süreç bulunmalıdır.
Örneğin anne ve baba ayrılmış fakat henüz çocukla kişisel ilişkinin hangi günlerde kurulacağına ilişkin hiçbir mahkeme kararı verilmemişse;
“Cumartesi çocuğu görmek istedim, anne göstermedi, 41/F’den hapis verilsin.”
demek kural olarak mümkün değildir.
Bu durumda öncelikle Aile Mahkemesinden çocukla kişisel ilişki kurulmasının düzenlenmesi talep edilmelidir.
Yargıtay, anne ve baba henüz boşanmamış ancak fiilen ayrı yaşıyor olsa dahi yanında çocuk bulunmayan ebeveynin kişisel ilişkinin mahkeme tarafından düzenlenmesini isteyebileceğini kabul etmektedir.
Çocuk Teslimi Artık İcra Müdürlüğünden mi Yapılıyor?
Kural olarak hayır.
7343 sayılı Kanun sonrasında çocuk;
“icra konusu bir mal”
gibi klasik cebri icra sistemi içinde teslim edilen bir unsur olmaktan çıkarılmıştır.
Güncel sistemde çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararları çocuğun üstün yararı esas alınarak Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri ile çocuk görüşme merkezleri üzerinden gerçekleştirilmektedir.
Bu değişiklik özellikle çocuğun icra memurları ve haciz benzeri görüntüler içerisinde teslim edilmesinin yaratabileceği psikolojik zararları azaltmayı amaçlamaktadır.
Anne “Çocuk Babasını Görmek İstemiyor” Derse Ne Olur?
Bu savunma uygulamada son derece sık karşılaşılmaktadır.
Ancak;
“Çocuk gitmek istemiyor.”
denilmesi tek başına her olayda kişisel ilişki kararını ortadan kaldırmaz.
Mahkeme kararı yürürlükte olduğu sürece kişisel ilişki düzenlemesine uyulması esastır.
Bununla birlikte çocuğun gerçek iradesi ve özellikle idrak çağındaki çocuğun görüşleri de tamamen göz ardı edilemez.
Yargıtay kişisel ilişki düzenlemelerinde;
- çocuğun yaşının,
- gelişim durumunun,
- psikolojik durumunun,
- çocuğun üstün yararının
dikkate alınması gerektiğini kabul etmektedir.
Disiplin hapsi yargılamasında da Aile Mahkemesi otomatik biçimde;
“Çocuk teslim edilmedi, kesin hapis.”
dememektedir.
ÇKK m.41/F/5 uyarınca mahkeme tarafın savunmasını almakta, gerekli araştırmayı yapmakta ve kişinin gerçekten teslim emrine aykırı hareket edip etmediğini veya emrin uygulanmasını engelleyip engellemediğini değerlendirmektedir.
Dolayısıyla çocuğun gerçek ve ciddi biçimde kişisel ilişkiyi reddetmesi ile velayet sahibi ebeveynin çocuğu diğer ebeveyne karşı yönlendirmesi birbirinden ayrılmalıdır.
Çocuk Babadan Korkuyorsa Anne Yine de Teslim Etmek Zorunda mı?
Bu durumda mesele yalnızca “çocuğu göstermeme” olarak görülmemelidir.
Örneğin;
- fiziksel şiddet,
- cinsel istismar,
- ağır tehdit,
- madde bağımlılığı,
- çocuğun güvenliğini ciddi biçimde tehlikeye atan davranışlar
bulunuyorsa çocuğun üstün yararı gereği mevcut kişisel ilişki kararının değiştirilmesi, sınırlandırılması veya kaldırılması talep edilebilir.
TMK m.324/2, kişisel ilişki nedeniyle çocuğun huzuru tehlikeye giriyorsa kişisel ilişki hakkının sınırlandırılmasına veya kaldırılmasına imkân vermektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 31.05.2005 tarihli, 2005/5868 E., 2005/8446 K. sayılı kararında babanın anne ve anneanneyi çocuğun gözleri önünde silahla yaralaması nedeniyle çocukta babaya karşı ciddi korku oluştuğu belirlenmiş ve kişisel ilişkinin kaldırılması gerektiği kabul edilmiştir.
Bu nedenle gerçek bir güvenlik problemi varsa doğru hukuki yol;
mahkeme kararını süresiz olarak tek taraflı biçimde uygulamamak
yerine,
Aile Mahkemesinden kişisel ilişki düzenlemesinin değiştirilmesini veya kaldırılmasını istemektir.
Acil durumlarda koruyucu ve önleyici tedbirler de ayrıca değerlendirilebilir.
Diğer Ebeveyni Çocuğa Kötülemek de Kişisel İlişkiyi Engellemek Sayılabilir mi?
Fiziksel olarak çocuğu teslim etmek tek başına her zaman TMK m.324’teki yükümlülüğün eksiksiz yerine getirildiği anlamına gelmez.
Velayet sahibi ebeveyn;
- “Baban seni sevmiyor.”
- “Annen seni terk etti.”
- “Oraya gidersen geri gelme.”
- “Baban tehlikeli biri.”
gibi sistematik telkinlerle çocuğun diğer ebeveynle ilişkisini bozuyorsa bu davranışlar velayet yükümlülükleri bakımından önem taşıyabilir.
TMK m.324 anne ve babanın yalnızca teslimi engellememesini değil, diğer ebeveynin çocukla kişisel ilişkisini zedelemekten kaçınmasını emretmektedir.
Özellikle uzman raporlarıyla diğer ebeveyne karşı sistematik yönlendirme yapıldığı tespit edilirse bu durum ileride velayet değerlendirmesinde ciddi önem taşıyabilir.
Çocuğu Sürekli Göstermemek Velayetin Kaybedilmesine Yol Açar mı?
Evet, mümkün olabilir.
Ancak otomatik değildir.
TMK m.324/3’e göre velayet sahibi anne veya baba kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse;
çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir.
Dolayısıyla kanun koyucu kişisel ilişkiyi sistematik olarak engelleyen velayet sahibi açısından son derece ağır bir sonuç öngörmektedir.
Ancak mahkeme;
“Üç kez çocuğu göstermedi, velayeti otomatik alıyorum.”
şeklinde mekanik bir değerlendirme yapmaz.
Asıl ölçüt her zaman çocuğun üstün yararıdır.
Mahkeme;
- engellemenin sürekliliğini,
- nedenlerini,
- ebeveyn davranışlarını,
- çocuğun yaşını,
- sosyal inceleme raporlarını,
- çocuğun diğer ebeveynle ilişkisini,
- velayet değişikliğinin çocuk üzerindeki muhtemel etkilerini
birlikte değerlendirmelidir.
Yargıtay 2025 Yılında Bu Konuda Ne Dedi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.11.2025 tarihli, 2025/5404 E., 2025/9980 K. sayılı kararı güncel sistem bakımından özellikle önemlidir.
Olayda velayeti annede bulunan çocukların, baba ile kişisel ilişki günlerine denk gelen tarihlerde yurt dışına çıkarılmasının babanın rızasına bağlanması istenmiştir.
Yargıtay;
- TMK m.323-324 hükümlerinin,
- Çocuk Koruma Kanunu m.41/F mekanizmasının
kişisel ilişki hakkını koruyan yeterli hukuki araçları zaten içerdiğini belirtmiştir.
Bu nedenle annenin ve çocukların seyahat özgürlüğünü ayrıca babanın onayına bağlayan bir sınırlama getirilmesini hukuka uygun bulmamıştır.
Kararın önemli mesajı şudur:
Kişisel ilişki hakkı korunmaktadır; ancak koruma, diğer ebeveynin velayet hakkını sınırsız biçimde kısıtlayarak değil, kanunda öngörülen kişisel ilişki ve yaptırım mekanizmaları kullanılarak sağlanmalıdır.
Çocuğu Geri Vermemek TCK m.234 Kapsamında Suç Oluşturabilir mi?
Bazı özel olaylarda evet.
Ancak burada çok dikkatli bir ayrım yapılmalıdır.
TCK m.234 “çocuğun kaçırılması ve alıkonulması” suçunu düzenlemektedir.
Maddenin birinci fıkrasında;
velayet yetkisi elinden alınmış anne veya baba ya da üçüncü derece dahil kan hısmının, 16 yaşını bitirmemiş çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetiminde bulunan kişinin yanından kaçırması veya alıkoyması
cezalandırılmaktadır.
Temel ceza üç aydan bir yıla kadar hapistir.
Fiil cebir veya tehditle gerçekleştirilirse yahut çocuk 12 yaşını bitirmemişse ceza bir kat artırılır.
Dolayısıyla örneğin velayet hakkı kendisinde bulunmayan ebeveynin çocuğu kişisel ilişki amacıyla alıp sonrasında kaçırması veya hukuka aykırı biçimde yanında tutmaya devam etmesi halinde somut olayın şartlarına göre TCK m.234 ayrıca değerlendirilmelidir.
Ancak sırf;
“Anne çocuğu görüş gününde babaya göstermedi.”
olgusu doğrudan TCK m.234 uygulanacağı anlamına gelmez.
Bu iki hukuki mekanizma birbirinden ayrılmalıdır.
Çocuğu Alan Ebeveyn Başka Şehre veya Yurt Dışına Kaçırırsa Durum Değişir mi?
Evet.
Örneğin babaya hafta sonu kişisel ilişki hakkı verilmiş ve çocuk cuma günü babaya teslim edilmiş olsun.
Baba daha sonra;
- çocuğu geri getirmiyor,
- adresini gizliyor,
- başka bir şehre götürüyor,
- telefonlarını kapatıyor,
- çocuğu velayet sahibinden saklıyor
ise mesele yalnızca kişisel ilişki kararına uymamaktan daha ağır bir hukuki boyut kazanabilir.
Bu durumda;
ÇKK m.41/F/3 kapsamında üç aya kadar disiplin hapsi
yanında, olayın gerçekleşme şekline göre TCK m.234 kapsamında çocuğun kaçırılması veya alıkonulması suçunun unsurları da ayrıca araştırılmalıdır.
Nitekim kanun ÇKK m.41/F’de bazı durumlar için açıkça;
“fiil suç teşkil etse dahi”
ifadesini kullanarak disiplin hapsi yaptırımı ile ayrıca oluşabilecek ceza suçunun birbirinden bağımsız olabileceğini kabul etmektedir. Anayasa Mahkemesi de bu yapıyı 25.12.2024 tarihli kararında incelemiştir.
“Çocuğu Göstermedi” Diye Doğrudan Savcılığa mı Gidilmelidir?
Salt kişisel ilişki kararının uygulanmaması söz konusuysa ilk hukuki mekanizma genellikle doğrudan TCK kapsamında suç duyurusu değildir.
İzlenecek yol kural olarak;
1. Mahkemenin kişisel ilişki ilamı veya tedbir kararının bulunması,
2. Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğüne başvurulması,
3. Çocuğun teslimine ilişkin sürecin işletilmesi,
4. Teslim emrine uyulmaması veya uygulanmasının engellenmesi halinde bir aylık sürede Aile Mahkemesine şikâyet edilmesi
şeklindedir.
Ancak olayda;
- çocuğun kaçırılması,
- tehdit,
- cebir,
- sahte belge,
- kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma,
- çocuğa yönelik şiddet
gibi ayrıca suç oluşturabilecek eylemler bulunuyorsa Cumhuriyet Başsavcılığına ayrıca başvurulabilir.
Çocuğunu Göremeyen Ebeveyn Hangi Delilleri Toplamalıdır?
Özellikle sistematik engelleme iddiasında olayların belgelenmesi önemlidir.
Şu deliller kullanılabilir:
- boşanma veya kişisel ilişki kararı,
- tedbir kararı,
- Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü tutanakları,
- teslim emri,
- görüşme merkezi kayıtları,
- taraflar arasındaki WhatsApp mesajları,
- SMS ve e-postalar,
- “çocuğu vermiyorum” şeklindeki açık mesajlar,
- teslim yerine gidildiğini gösteren belgeler,
- uzman tutanakları,
- gerektiğinde tanık anlatımları.
Örneğin velayet sahibi ebeveynin;
“Mahkeme ne karar verirse versin çocuğu sana göstermeyeceğim.”
şeklindeki yazılı mesajı, kişinin kişisel ilişki kararını bilinçli biçimde engellediğini ortaya koyması bakımından önemli olabilir.
Örnek 1: Anne Çocuğu Üç Görüş Gününde Vermiyor
Mahkeme;
“Baba her ayın birinci ve üçüncü hafta sonu çocukla kişisel ilişki kuracaktır.”
kararı vermiştir.
Anne üç ayrı görüş gününde çocuğu teslim etmiyor.
Baba her defasında Müdürlüğe başvuruyor ve durum tutanak altına alınıyor.
Bu durumda şartları bulunuyorsa;
ÇKK m.41/F/2 kapsamında Aile Mahkemesine şikâyet
ve devam eden sistematik davranış bakımından;
TMK m.324/3 kapsamında velayet değişikliği
ayrı ayrı değerlendirilebilir.
Örnek 2: Baba Çocuğu Alıyor Ancak Geri Getirmiyor
Baba çocukla hafta sonu görüşmek üzere çocuğu teslim almıştır.
Pazar saat 18.00’de çocuğu geri getirmesi gerekirken;
“Artık çocuk benimle yaşayacak.”
diyerek teslim etmiyor.
Bu durumda;
ÇKK m.41/F/3 kapsamında üç aya kadar disiplin hapsi
gündeme gelebilir.
Fiilin gerçekleşme biçimine göre ayrıca;
TCK m.234 kapsamında çocuğun kaçırılması veya alıkonulması suçu
araştırılabilir.
Örnek 3: Çocuk Gerçekten Babadan Korkuyor
Çocuk daha önce babanın ağır şiddetine tanık olmuş ve uzman raporlarında baba ile görüşmenin çocuk üzerinde ciddi psikolojik zarar doğurduğu belirtilmiştir.
Bu durumda annenin yapması gereken yalnızca;
“Çocuğu göndermiyorum.”
demek değildir.
Doğru yol;
kişisel ilişki kararının sınırlandırılması, uzman eşliğinde görüşme yapılması veya şartları bulunuyorsa kişisel ilişkinin kaldırılması için Aile Mahkemesine başvurmaktır.
Çünkü mevcut karar değiştirilene kadar hukuken yürürlüktedir.
Sonuç: “Çocuğu Göstermemek Suç mu?” Sorusunun Doğru Cevabı Nedir?
Çocuğun diğer ebeveyne gösterilmemesi her durumda Türk Ceza Kanunu anlamında bağımsız bir suç değildir.
Ancak bu, davranışın yaptırımsız olduğu anlamına gelmez.
Mahkeme tarafından verilmiş kişisel ilişki kararının uygulanmasına ilişkin teslim emrine aykırı hareket edilmesi veya kararın uygulanmasının engellenmesi halinde;
Çocuk Koruma Kanunu m.41/F/2 uyarınca üç günden on güne kadar disiplin hapsi
uygulanabilir.
Kişisel ilişki için çocuğu alan ebeveynin karar süresi sonunda çocuğu geri getirmemesi halinde ise;
üç aya kadar disiplin hapsi
gündeme gelebilir.
Bu disiplin hapsi klasik ceza mahkûmiyeti değildir ve adli sicile kaydedilmez.
Ancak davranış çok daha ağır nitelikteyse ve örneğin velayet hakkı bulunmayan ebeveyn çocuğu kaçırıyor veya hukuka aykırı biçimde yanında tutuyorsa;
TCK m.234’teki çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu
ayrıca gündeme gelebilir.
Bunun yanında velayet sahibi ebeveynin diğer ebeveynle kişisel ilişkiyi sürekli ve sistematik biçimde engellemesi;
TMK m.324/3 uyarınca velayetin değiştirilmesine
dahi yol açabilir.
Dolayısıyla böyle bir uyuşmazlıkta yalnızca;
“Anne/baba çocuğu göstermiyor.”
demek yerine şu sorular cevaplandırılmalıdır:
Mahkeme tarafından verilmiş kişisel ilişki kararı var mı?
Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğüne başvuruldu mu?
Teslim emri düzenlendi mi?
Kişisel ilişki bilinçli biçimde mi engellendi?
Bu davranış tek seferlik mi yoksa sistematik mi?
Çocuğun görüşmeyi reddetmesinin gerçek ve objektif bir nedeni var mı?
Çocuğun üstün yararını tehlikeye atan şiddet veya başka bir olay bulunuyor mu?
Çocuk kişisel ilişki sonrasında velayet sahibine geri verilmedi mi?
Bu soruların cevapları sonucunda;
disiplin hapsi,
kişisel ilişki kararının yeniden düzenlenmesi,
velayetin değiştirilmesi
ve daha ağır olaylarda ceza soruşturması
birlikte gündeme gelebilir.
Temel Hukuki Dayanaklar
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu
TMK m.323: Velayeti kendisinde bulunmayan ebeveynin çocukla kişisel ilişki hakkı
TMK m.324: Kişisel ilişkiyi zedelememe yükümlülüğü ve velayetin değiştirilmesi
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu
ÇKK m.41/A: Çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararlarının yerine getirilmesi
ÇKK m.41/E: Müdürlük işlemlerine karşı şikâyet ve itiraz
ÇKK m.41/F/1: Çocuk teslim kararına muhalefet – üç aya kadar disiplin hapsi
ÇKK m.41/F/2: Kişisel ilişki kararına muhalefet – üç günden on güne kadar disiplin hapsi
ÇKK m.41/F/3: Çocuğun kişisel ilişki sonunda geri getirilmemesi – üç aya kadar disiplin hapsi
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
TCK m.234: Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu
m.5: Disiplin ve tazyik hapsinin adli sicile kaydedilmemesi
Öne Çıkan Güncel Yargıtay Kararı
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 20.11.2025, 2025/5404 E., 2025/9980 K.
Yargıtay, kişisel ilişki hakkının korunması bakımından TMK m.323-324 ile Çocuk Koruma Kanunu m.41/F’de zaten özel hukuki mekanizmalar bulunduğunu açıkça vurgulamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 16.03.2021, 2021/712 E., 2021/2287 K.
Çocuğun anne ve babasıyla düzenli kişisel ilişki kurmasının yalnızca ebeveyn açısından değil, çocuk açısından da bir hak olduğu kabul edilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 31.05.2005, 2005/5868 E., 2005/8446 K.
Çocuğun üstün yararının ciddi biçimde zarar gördüğü somut olaylarda kişisel ilişkinin sınırlandırılması veya kaldırılmasının mümkün olduğu kabul edilmiştir.