Single Blog Title

This is a single blog caption

“Şikâyetimi Geri Aldım, Dava Biter mi?” Aile İçi Şiddette Şikâyetten Vazgeçmenin Ceza Davasına Etkisi

“Şikâyetimi Geri Aldım, Dava Biter mi?” Aile İçi Şiddette Şikâyetten Vazgeçmenin Ceza Davasına Etkisi

Aile içi şiddet olaylarında en sık karşılaşılan durumlardan biri mağdurun olaydan bir süre sonra şikâyetinden vazgeçmesidir.

Taraflar barışabilir.

Boşanma süreci sona erebilir.

Fail özür dileyebilir.

Aile büyükleri araya girebilir.

Mağdur ekonomik veya ailevi nedenlerle şikâyetini sürdürmek istemeyebilir.

Bazen de mağdur;

“Şikâyetimi geri alırsam dava kapanır.”

düşüncesiyle savcılığa veya mahkemeye şikâyetçi olmadığını bildirir.

Ancak Türk ceza hukuku bakımından sonuç her zaman böyle değildir.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da şikâyetten vazgeçmenin sonucunun suçun niteliğine göre değiştiğini açıkça belirtmektedir: suç re’sen takip edilen bir suçsa mağdur şikâyetinden vazgeçse dahi kamu davası devam eder; yalnızca takibi şikâyete bağlı suçlarda vazgeçme soruşturma veya davanın sona ermesini sağlayabilir.

Dolayısıyla aile içi şiddet dosyasında ilk sorulması gereken soru;

“Mağdur şikâyetinden vazgeçti mi?”

değil;

“Dosyadaki suç şikâyete bağlı mı, yoksa savcılık tarafından re’sen mi takip ediliyor?”

sorusudur.


1. “Aile İçi Şiddet” Tek Başına Bir Suçun Adı Değildir

Öncelikle önemli bir ayrım yapılmalıdır.

Türk Ceza Kanunu’nda;

“aile içi şiddet suçu”

isimli tek bir suç bulunmamaktadır.

Aile içerisinde gerçekleştirilen davranış;

  • kasten yaralama,
  • tehdit,
  • hakaret,
  • eziyet,
  • cinsel saldırı,
  • kişiyi hürriyetinden yoksun kılma,
  • ısrarlı takip,
  • mala zarar verme

gibi farklı suçlardan birini veya birden fazlasını oluşturabilir.

Bu nedenle;

“Aile içi şiddette şikâyetten vazgeçince dava düşer mi?”

sorusuna tek kelimeyle cevap vermek hukuken mümkün değildir.

Önce fiilin hangi suçu oluşturduğu belirlenmelidir.


2. Eşe Karşı Kasten Yaralamada Şikâyetten Vazgeçmek Davayı Düşürür mü?

Kural olarak hayır.

Aile içi şiddet dosyalarında en önemli düzenlemelerden biri TCK m.86/3-a’dır.

TCK m.86/3’e göre kasten yaralama suçunun;

  • üstsoya,
  • altsoya,
  • eşe,
  • boşanılan eşe,
  • kardeşe

karşı işlenmesi hâlinde şikâyet aranmaz.

Kanun bu hâllerde verilecek cezayı da artırmaktadır.

Dolayısıyla örneğin bir kişinin eşini darp etmesi nedeniyle hakkında kamu davası açılmışsa mağdur eşin daha sonra;

“Eşimle barıştık, şikâyetçi değilim.”

demesi tek başına davayı sona erdirmez.

Savcı soruşturmaya;

mahkeme ise yargılamaya

re’sen devam eder.


3. Yaralama Çok Hafifse de Aynı Kural Geçerli midir?

Eşe karşı işlenmişse evet.

TCK m.86/2’de, etkisi basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek kadar hafif yaralama kural olarak şikâyete bağlıdır.

Örneğin yabancı iki kişi arasında gerçekleşen ve yalnızca hafif kızarıklık meydana getiren bir yaralama olayında şikâyet şartı önem taşıyabilir.

Ancak aynı fiil;

eşe, boşanılan eşe, anne-babaya, çocuğa veya kardeşe karşı

işlenmişse TCK m.86/3-a devreye girer ve soruşturma şikâyete bağlı olmaktan çıkar.

Örneğin;

eşin yüzüne bir tokat atılması

ve adli raporda yaralanmanın yalnızca basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir olduğunun yazılması hâlinde bile;

fail eş ise mağdurun;

“Şikâyetçi değilim.”

demesi otomatik olarak dosyayı kapatmaz.

Bu ayrım aile içi şiddet dosyalarında son derece önemlidir.


4. Mağdur Karakolda Şikâyetçi Olmuş, Mahkemede Vazgeçmişse Ne Olur?

Suç re’sen takip ediliyorsa yargılama devam eder.

Örneğin mağdur olay günü;

  • karakola gider,
  • eşinin kendisini darp ettiğini söyler,
  • darp raporu alır,
  • şikâyetçi olur.

Altı ay sonra mahkemede;

“Barıştık, artık şikâyetçi değilim.”

diyebilir.

Bu durumda mahkeme;

“Şikâyet yok, dava düşsün.”

şeklinde karar veremez.

Kasten yaralamanın eşe karşı işlendiği kabul ediliyorsa suç TCK m.86/3 kapsamında şikâyete tabi değildir.

Yargıtay uygulaması da TCK m.86/3 kapsamındaki yaralamalarda şikâyetten vazgeçmenin davayı sona erdirmeyeceğini kabul etmektedir. Örneğin Yargıtay, silahla gerçekleştirilen ve bu nedenle TCK m.86/3 kapsamına giren yaralamada şikâyetten vazgeçme nedeniyle verilen düşme kararını hukuka aykırı bulmuştur.


5. Mağdur Sonradan “Beni Eşim Dövmedi” Derse Dosya Kapanır mı?

Otomatik olarak hayır.

Burada şikâyetten vazgeçme ile beyanın değiştirilmesi birbirinden ayrılmalıdır.

Örneğin mağdur ilk ifadesinde;

“Eşim bana yumruk attı.”

demiştir.

Darp raporunda da yüz ve vücudunda yaralanmalar bulunmaktadır.

Daha sonra duruşmada;

“Aslında eşim vurmadı, düştüm.”

diyebilir.

Mahkeme bu durumda yalnızca son ifadeye bakmaz.

Dosyadaki;

  • ilk beyan,
  • doktor raporu,
  • fotoğraflar,
  • tanık anlatımları,
  • 112 kayıtları,
  • polis tutanakları,
  • kamera kayıtları,
  • mesajlar

birlikte değerlendirilir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun eşe karşı yaralama nedeniyle incelediği bir dosyada da mağdurun daha sonra şikâyetçi olmadığını ve eşiyle barıştığını ifade etmesi davayı otomatik olarak sona erdirmemiş; uyuşmazlık suçun delillerle sabit olup olmadığı üzerinden değerlendirilmiştir.

Bu nedenle;

“Şikâyetçi değilim” başka, “olay hiç gerçekleşmedi” başka hukuki meselelerdir.


6. Eş Değil de Sevgiliyse Durum Değişir mi?

Değişebilir.

Bu önemli bir ayrımdır.

TCK m.86/3-a açıkça;

  • eş,
  • boşanılan eş,
  • üstsoy,
  • altsoy,
  • kardeş

ilişkilerini saymaktadır.

Sevgililik ilişkisi tek başına bu bent kapsamında değildir.

Dolayısıyla örneğin bir erkek, birlikte yaşadığı ancak resmî nikâhının bulunmadığı kadın partnerini basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir şekilde yaralamışsa, diğer nitelikli hâller bulunmadığı sürece TCK m.86/2’deki şikâyet şartı ayrıca gündeme gelebilir.

Üstelik TCK m.86/2’de suçun kadına karşı işlenmesi cezanın alt sınırı bakımından özel olarak ağırlaştırılmış olmakla birlikte, hüküm şikâyet şartını bütünüyle kaldırmamaktadır. Güncel TCK m.86/2 ve 86/3 hükümleri bu iki durumu ayrı düzenlemektedir.

Bu nedenle hukuki sonuç;

ile

sevgili/partner

bakımından her zaman aynı değildir.


7. Eski Eş Şikâyetinden Vazgeçerse Dava Düşer mi?

Kasten yaralama bakımından hayır.

TCK m.86/3-a artık yalnızca mevcut eşi değil;

“boşandığı eşi”

de açıkça kapsamaktadır.

Dolayısıyla boşanma kesinleştikten sonra eski eşini yaralayan kişi bakımından da kasten yaralama suçu şikâyet aranmaksızın takip edilir.

Bu nedenle eski eşin;

“Aramızdaki sorun çözüldü, şikâyetimi geri çekiyorum.”

demesi kasten yaralama davasının düşmesini sağlamaz.


8. Anneye, Babaya veya Çocuğa Karşı Yaralamada Şikâyet Geri Alınabilir mi?

Şikâyetçi olunmadığı söylenebilir; fakat bu beyan davayı düşürmez.

Çünkü TCK m.86/3-a yalnızca eşleri değil;

üstsoy ve altsoyu da kapsamaktadır.

Dolayısıyla;

  • çocuğun anne veya babasını yaralaması,
  • anne veya babanın çocuğunu yaralaması

şikâyet aranmaksızın soruşturulabilir.

Örneğin bir anne;

“Oğlumdan şikâyetçi değilim.”

dese bile soruşturma devam edebilir.

Ceza davasında mağdurun yakınlık ilişkisi nedeniyle faili affetmiş olması ile devletin suçu soruşturma yükümlülüğü birbirinden farklıdır.


9. Tehdit Suçunda Şikâyetten Vazgeçmek Davayı Düşürür mü?

Tehdidin içeriğine göre değişir.

TCK m.106 bakımından önemli bir ayrım bulunmaktadır.

Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit

Örneğin;

“Seni öldüreceğim.”

“Seni sakat bırakacağım.”

gibi tehditler kural olarak şikâyete bağlı değildir.

Savcılık suçu öğrendiğinde soruşturmayı re’sen yürütebilir.

Bu nedenle eş;

“Kocam beni öldürmekle tehdit etti ama artık şikâyetçi değilim.”

dediğinde dava otomatik olarak düşmez.

Malvarlığına zarar verme veya sair kötülük tehdidi

Buna karşılık TCK m.106/1’in ikinci cümlesindeki bazı tehditler şikâyete bağlıdır.

Örneğin;

“Arabanı parçalarım.”

şeklindeki somut olayın hukuki niteliğine göre malvarlığına yönelik tehditte şikâyetten vazgeçmenin dava üzerinde sonuç doğurması mümkündür.

Dolayısıyla tehdit dosyalarında söylenen sözün tam içeriği önemlidir.


10. Silahla Tehditte Şikâyetten Vazgeçme Davayı Düşürür mü?

Hayır.

TCK m.106/2 kapsamında;

  • silahla,
  • kişinin kendisini tanınmayacak hâle koyması suretiyle,
  • birden fazla kişi tarafından birlikte,
  • suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanılarak

gerçekleştirilen nitelikli tehdit suçları şikâyete bağlı değildir.

Dolayısıyla eşine silah göstererek;

“Seni öldüreceğim.”

diyen kişi hakkında mağdur daha sonra şikâyetten vazgeçse dahi yargılama devam edebilir.


11. Hakaret Suçunda Şikâyetten Vazgeçmek Davayı Düşürür mü?

Kural olarak evet.

TCK m.131’e göre kamu görevlisine görevinden dolayı gerçekleştirilen hakaret dışında hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikâyetine bağlıdır.

Dolayısıyla eşler arasında;

  • küfür,
  • aşağılayıcı söz,
  • onur ve saygınlığı rencide eden ifade

nedeniyle yalnızca hakaret suçundan dava açılmışsa mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi şartları mevcutsa davanın düşmesine yol açabilir.

Burada önemli bir güncel değişiklik de bulunmaktadır:

2024 yılında TCK m.73/2’de yapılan değişiklik nedeniyle şikâyete bağlı hakaret suçunda altı aylık süre korunmakla birlikte şikâyet hakkının fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yıldan fazla uzaması mümkün değildir.


12. Aynı Dosyada Hem Yaralama Hem Hakaret Varsa Ne Olur?

Suçlar tek tek değerlendirilir.

Örneğin eş;

  • mağdura tokat atmış,
  • aynı zamanda hakaret etmiş

olsun.

Mağdur sonradan şikâyetinden vazgeçerse;

Eşe karşı kasten yaralama

TCK m.86/3-a kapsamında re’sen takip edilir.

Dava devam eder.

Hakaret

Kural olarak şikâyete bağlıdır.

Şikâyetten vazgeçmenin şartları gerçekleşirse hakaret yönünden dava düşebilir.

Dolayısıyla tek ceza dosyasındaki bazı suçların düşmesi, diğerlerinin de düşeceği anlamına gelmez.


13. Cinsel Saldırıda Şikâyetten Vazgeçmenin Sonucu Nedir?

Cinsel suçlarda çok dikkatli ayrım yapılmalıdır.

TCK m.102/1 kapsamında temel cinsel saldırı suçu mağdurun şikâyetine bağlıdır.

Ayrıca kanun, vücuda organ veya sair cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilen cinsel saldırının eşe karşı işlenmesi hâlinde de soruşturma ve kovuşturmayı mağdur eşin şikâyetine bağlamıştır.

Dolayısıyla kanunun şikâyete bağladığı cinsel saldırı hâllerinde şikâyetten vazgeçmenin dava üzerinde sonuç doğurması mümkündür.

Nitekim Yargıtay kararlarında eşe karşı cinsel saldırı suçunda mağdurun sonradan şikâyetinden vazgeçmesi üzerine, sanığın vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorularak hukuki durumun yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Ancak çocukların cinsel istismarı gibi başka suç tiplerinde durum tamamen farklıdır ve mağdurun sonradan şikâyetçi olmaması otomatik olarak davayı düşürmez.


14. Eziyet Suçunda Şikâyetten Vazgeçmek Davayı Kapatır mı?

Hayır.

Aile içi şiddet her zaman tek bir tokat veya tek bir yaralama eyleminden ibaret olmayabilir.

Fail uzun süre boyunca mağdura;

  • düzenli şiddet uyguluyor,
  • aç bırakıyor,
  • aşağılıyor,
  • uyumasını engelliyor,
  • sürekli fiziksel ve psikolojik acı çektiriyorsa

olayın TCK m.96 kapsamında eziyet suçunu oluşturup oluşturmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu suç şikâyete bağlı değildir.

Dolayısıyla mağdurun;

“Artık şikâyetçi değilim.”

demesi savcılığın soruşturmayı veya mahkemenin yargılamayı sürdürmesine engel olmaz.


15. Kişiyi Eve Kilitlemek veya Çıkmasına İzin Vermemek Durumunda Ne Olur?

Aile içi şiddet sırasında mağdurun hareket özgürlüğü de engellenebilir.

Örneğin fail;

  • kapıyı kilitler,
  • mağdurun telefonunu alır,
  • saatlerce evden çıkmasına izin vermez.

Bu durumda TCK m.109 kapsamında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu gündeme gelebilir.

Bu suç kural olarak şikâyete bağlı değildir.

Dolayısıyla mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi tek başına davanın düşmesini sağlamaz.


16. 6284 Sayılı Kanun Kapsamındaki Uzaklaştırma Kararı Şikâyet Geri Alınınca Otomatik Olarak Kalkar mı?

Hayır.

Bu konu çok sık karıştırılmaktadır.

Ceza soruşturması

ile

6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruyucu ve önleyici tedbirler

ayrı hukuki süreçlerdir.

Örneğin aile mahkemesi;

  • müşterek konuttan uzaklaştırma,
  • mağdura yaklaşmama,
  • iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme,
  • çocuklara yaklaşmama

kararı vermiş olabilir.

Mağdurun ceza dosyasında;

“Şikâyetçi değilim.”

demesi, bu tedbir kararını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının açıklamasına göre tedbirlerin kaldırılması, değiştirilmesi veya devam ettirilmesi şiddet veya şiddet tehlikesinin devam edip etmediğine göre ayrıca değerlendirilir. Tedbirler hâkim tarafından resen veya ilgililerin talebi üzerine değiştirilebilir ya da kaldırılabilir.

Dolayısıyla;

şikâyetten vazgeçmek ile uzaklaştırma kararının kaldırılması aynı işlem değildir.


17. Uzaklaştırma Kararı Devam Ederken Taraflar Barışırsa Fail Eve Dönebilir mi?

Karar resmen kaldırılmadığı sürece çok dikkatli olunmalıdır.

Örneğin mahkeme;

“Şiddet uygulayan kişinin üç ay süreyle müşterek konuta yaklaşmamasına”

karar vermiştir.

Taraflar bir hafta sonra barışmış olabilir.

Ancak tedbir kararı hukuken devam ediyorsa;

“Eşim beni eve çağırdı.”

savunması her durumda tedbir ihlalinin sonuçlarını ortadan kaldırmayabilir.

6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir kararına aykırılık hâlinde hâkim tarafından zorlama hapsi uygulanabilir. Bakanlığın açıklamasına göre ilk ihlalde üç günden on güne kadar; tekrarında on beş günden otuz güne kadar zorlama hapsi gündeme gelebilir.

Bu nedenle barışma hâlinde gerekiyorsa tedbirin kaldırılması veya değiştirilmesi ayrıca talep edilmelidir.


18. Şikâyete Bağlı Bir Suçta Vazgeçme Ne Zaman Davayı Düşürür?

TCK m.73 bu konuyu düzenlemektedir.

Şikâyete bağlı bir suç söz konusuysa ve mağdur şikâyetinden vazgeçerse, şartları mevcutsa kamu davasının düşmesi mümkündür.

TCK m.73/4’e göre vazgeçme hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşmelidir.

Hüküm kesinleştikten sonra;

“Şikâyetimi geri aldım.”

denilmesi cezanın infazını durdurmaz.

Örneğin hakaret davasında sanık hakkında mahkûmiyet kararı kesinleşmişse mağdurun bir ay sonra şikâyetini geri alması cezanın ortadan kalkmasını sağlamaz.


19. Sanığın Şikâyetten Vazgeçmeyi Kabul Etmesi Gerekir mi?

Evet.

Bu az bilinen önemli bir kuraldır.

TCK m.73/6 gereğince kanunda aksi düzenlenmedikçe şikâyetten vazgeçme, bunu kabul etmeyen sanığı etkilemez.

Sanık;

“Ben suçu işlemedim. Şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme değil, beraat kararı istiyorum.”

diyebilir.

Yakın tarihli Yargıtay kararlarında da şikâyete bağlı suçlarda mağdurun vazgeçme beyanı yanında sanığın vazgeçmeyi kabul edip etmediğinin değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir.

Dolayısıyla şikâyete bağlı suçlarda bile;

“Mağdur vazgeçti, dosya otomatik kapanır.”

demek tam olarak doğru değildir.


20. Şikâyetten Vazgeçmek Tazminat Hakkından da Vazgeçmek Anlamına Gelir mi?

Kural olarak hayır.

Ceza şikâyetinden vazgeçmek ile maddi veya manevi tazminat hakkından vazgeçmek aynı şey değildir.

Ancak TCK m.73/7 çok önemli bir istisna öngörmektedir.

Eğer mağdur;

“Şikâyetimden ve bütün şahsi haklarımdan vazgeçiyorum.”

gibi açık bir beyanda bulunmuş ve kamu davası bu nedenle düşmüşse daha sonra tazminat davası açılması engellenebilir.

Bu nedenle şikâyetten vazgeçme dilekçeleri gelişigüzel hazırlanmamalıdır.

Özellikle;

“her türlü maddi ve manevi hakkımdan feragat ediyorum”

şeklindeki ifadelerin sonuçları ayrıca düşünülmelidir.


21. Mağdur Baskıyla Şikâyetten Vazgeçmişse Ne Olur?

Aile içi şiddet dosyalarında bu ihtimal özellikle önemlidir.

Mağdur;

  • ekonomik bağımlılık,
  • çocuklarının alınacağı tehdidi,
  • yeniden şiddete uğrama korkusu,
  • aile baskısı

nedeniyle şikâyetinden vazgeçmiş olabilir.

Bu nedenle özellikle re’sen takip edilen suçlarda ceza yargılamasının mağdurun sonradan şikâyetçi olmamasına bağlı tutulmamasının önemli bir koruyucu işlevi bulunmaktadır.

Aile içi şiddet nedeniyle açılmış kamu davalarında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının da 6284 sayılı Kanun m.20 kapsamında gerekli gördüğü hâllerde davaya katılabilmesi mümkündür. Bakanlık, mağdur şikâyetinden vazgeçmiş olsa dahi suç re’sen takip ediliyorsa dosya hakkında ayrıca değerlendirme yapabilir.


22. Şikâyet Geri Alındığında Önceki İfade ve Darp Raporu Delil Olmaya Devam Eder mi?

Evet.

Şikâyetten vazgeçme geçmişte toplanmış delilleri ortadan kaldırmaz.

Dosyada bulunan;

  • darp raporu,
  • adli tıp raporu,
  • fotoğraflar,
  • kamera kayıtları,
  • tanık ifadeleri,
  • mesajlar,
  • ses kayıtları,
  • 112 çağrı kayıtları,
  • kolluk tutanakları

delil niteliğini korur.

Mahkeme bütün delilleri birlikte değerlendirir.

Özellikle suç şikâyete bağlı değilse mağdurun artık sanığın cezalandırılmasını istememesi, mahkemenin mevcut delilleri değerlendirerek mahkûmiyet veya beraat kararı vermesine engel değildir.


23. “Şikâyetçi Değilim” Demek Sanığın Kesin Olarak Ceza Alacağı Anlamına mı Gelir?

Hayır.

Burada ters yönde de hata yapılmamalıdır.

Bir suçun re’sen takip edilmesi;

sanığın mutlaka mahkûm edileceği

anlamına gelmez.

Savcılığın ve mahkemenin yine;

  • suçun gerçekleşip gerçekleşmediğini,
  • fiili sanığın işleyip işlemediğini,
  • mağdur anlatımının güvenilirliğini,
  • tıbbi bulguları,
  • diğer delilleri

değerlendirmesi gerekir.

Yeterli delil yoksa beraat kararı verilebilir.

Dolayısıyla;

şikâyetten vazgeçmenin davayı düşürmemesi ile suçun kesin olarak sabit olması birbirinden tamamen farklıdır.


24. Kısa Bir Örnekle: Hangi Suç Düşer, Hangisi Devam Eder?

Farz edelim bir tartışma sırasında eş;

  1. eşine tokat atıyor,
  2. “seni öldürürüm” diyor,
  3. hakaret ediyor.

Mağdur önce şikâyetçi oluyor ancak iki ay sonra;

“Barıştık, bütün şikâyetlerimi geri çekiyorum.”

diyor.

Tokat – Eşe karşı kasten yaralama

TCK m.86/3-a.

Şikâyete bağlı değil.

Dava devam eder.

“Seni öldürürüm” – Hayata yönelik tehdit

TCK m.106/1.

Şikâyete bağlı değil.

Dava devam eder.

Hakaret

TCK m.125 ve m.131.

Kural olarak şikâyete bağlıdır.

Sanığın da vazgeçmeyi kabul etmesi ve diğer şartların gerçekleşmesi hâlinde bu suç bakımından dava düşebilir.

Dolayısıyla aynı olayda;

hakaret dosyası düşerken yaralama ve tehdit yargılaması devam edebilir.


Sonuç: Aile İçi Şiddette “Şikâyetimi Geri Aldım, Dosya Kapandı” Düşüncesi Çoğu Zaman Yanlıştır

Aile içi şiddet olaylarında şikâyetten vazgeçmenin ceza davasını sona erdirip erdirmeyeceği, fail ile mağdur arasındaki ilişkiye değil yalnızca suçun hukuki niteliğine bakılarak belirlenemez; hem suç tipi hem de varsa nitelikli hâller birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle;

eşe, boşanılan eşe, anne-babaya, çocuğa veya kardeşe karşı kasten yaralama

TCK m.86/3 kapsamında şikâyete bağlı değildir.

Bu nedenle mağdur;

“Barıştık.”

“Affettim.”

“Şikâyetçi değilim.”

dese dahi savcılık ve mahkeme yargılamaya devam edebilir.

Aynı şekilde;

  • hayata veya vücut dokunulmazlığına yönelik tehdit,
  • silahlı tehdit,
  • eziyet,
  • kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma

gibi birçok ağır suç da re’sen takip edilir.

Buna karşılık;

  • hakaret,
  • basit yaralamanın bazı hâlleri,
  • malvarlığına yönelik tehdidin bazı hâlleri,
  • kanunda açıkça şikâyete bağlanan bazı cinsel suçlar

bakımından şikâyetten vazgeçme davanın düşmesine yol açabilir.

Ancak şikâyete bağlı suçlarda dahi TCK m.73 gereğince sanığın vazgeçmeyi kabul edip etmediği, vazgeçmenin hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşip gerçekleşmediği ve mağdurun şahsi haklarından da vazgeçip geçmediği ayrıca önem taşır.

Aile içi şiddet dosyalarında ayrıca 6284 sayılı Kanun kapsamındaki uzaklaştırma ve koruma tedbirlerinin ceza şikâyetinden bağımsız olduğu unutulmamalıdır.

Mağdurun ceza dosyasındaki şikâyetini geri alması;

uzaklaştırma kararını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Bu nedenle aile içi şiddet dosyalarında yalnızca;

“Mağdur şikâyetçi mi?”

sorusuna bakılarak hukuki sonuç çıkarılmamalıdır.

Asıl soru şudur:

“İsnat edilen suç kanunen mağdurun şikâyetine bağlı mı, yoksa toplum ve mağdurun korunması amacıyla devlet tarafından re’sen takip edilmesi gereken bir suç mu?”

Bu ayrım yapıldığında şikâyetten vazgeçmenin ceza davasını sona erdirip erdirmeyeceği belirlenebilir.

Temel Hukuki Dayanaklar

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.73 — Şikâyet süresi, şikâyetten vazgeçme, sanığın kabulü ve şahsi haklara etkisi.

TCK m.86/2 — Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir kasten yaralama.

TCK m.86/3-a — Kasten yaralamanın üstsoya, altsoya, eşe, boşanılan eşe veya kardeşe karşı işlenmesi ve şikâyet aranmaması.

TCK m.87 — Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama.

TCK m.96 — Eziyet suçu.

TCK m.102 — Cinsel saldırı ve eşe karşı gerçekleştirilen cinsel saldırıda şikâyet hükümleri.

TCK m.106 — Tehdit; hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdidin re’sen; malvarlığına yönelik bazı tehditlerin şikâyet üzerine takip edilmesi.

TCK m.109 — Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma.

TCK m.125 ve m.131 — Hakaret ve hakarette şikâyet koşulu.

5271 sayılı CMK m.223/8 — Şikâyetten vazgeçme gibi düşme nedenlerinin bulunması hâlinde kamu davasının düşmesi.

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun — Koruyucu ve önleyici tedbirler, uzaklaştırma ve tedbir ihlalinin sonuçları.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2017/234, K.2019/418 — Eşe karşı kasten yaralamada mağdurun sonradan şikâyetçi olmamasından bağımsız olarak deliller üzerinden suçun sübutunun değerlendirilmesi.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E.2020/21905, K.2022/3307 — Şikâyete tabi olmayan tehdit ve nitelikli yaralama suçlarında şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilemeyeceği.

Leave a Reply

Call Now Button